Jump to content
Ateist Bakis

A-Teizm, A-Panteizm, A-Budizm, = Kısacası A-Dogmatizm...

Recommended Posts

Bu arada...

Akılsızlar her yerde var..

Müslümanların akılsızı tehlikeli ve zararlı bile değil.

Onlardan akılsızlığı beklersiniz çünkü..

Eğer siz akıllı iseniz, size zarar gelmez onlardan..

Sorun ateistlerin akılsızlığıdır.

Bu gerçekten çok ciddi bir sorundur.

Bu forumda onların sayısı azdır ama, ortalığı batırmaya yetiyorlar..

Hacı

Ben sana daha önce de demiştim Hacı.

Ben senden daha akıllıyım.

Bu forumda şu tespiti yapabilecek en son kişisin sen.

Senin hem ne olduğun, hem de ne olmadığın belirsiz.

Bir sabah kalktığında es kaza gerilirken ağzından Ai harfleri çıkıp kulağın duysa,

eşeklikte bir keramet olmalı diye gidip kendine semer alırsın.

Benim ciddi ciddi şüphelerim var.

Senin Müslüman veya yaratılışçı ajanı olduğundan.

Çünkü sen forumda ateizmin sivrilip çıkıntı verdiği tüm noktaları törpülemekten başka bir halt etmiyorsun.

Muhakemeden mahrum evladım senin acilen uzman bir baytara ihtiyacın var . bunu samimi söylüyorum.

Bu forumda gerçek ateist doktorlar var .bak hastalığını teçhis etmişler bedavadan reçete yazmışlar daha ne istiyorsun!

Bence dinleme sen onları, sık başına bir kurşun işi hallet olsun bitsin .

Hatta sen iyileşsen tövbe etsen bile yine kağnı olarak kalacaksın bu kesin.

Bak adamlar diyorlarki, materyalizm bir felsefedir.

Panteizm materyalizmin öpöz evladı oda bir felsefedir.

İkisinin birleşmesinden sarsılmaz bir ateizm felsefesi meydana çıkar.

Baba evlat bir olunca güçlü olurlar sapasağlam aklın gerçek üreticisi olurlar . Algıları darlıktan genişlemeye yüz trutar.

Aralarında kimyasal fiziksel alğı bağarı olduğu gibi manevi bağları da var .

Bu felsefelerde dine yer yok , maddeyi sıktıkça din min değil maneviyet açığa çıkar..İşte asıl gerçek algıda budur .

Yoksa senin hayalperestliğin değil , maneviyatsız insani değerlerden alğıdan mahrum hayalperest çocuk.

Ben bazı ateistlere ahmak diyordum meğer gerçekten bu hastalık sende varmış .

Hatta ben diyorum ki, Allahı ve din'i kabul etmeyen felsefelerin bileşiminden materyalizim apaçık görünür.

Şurdayken sana birde ben teçhiz koyayım:

1.Sen gerçekli bir çeşit ahmaklık hastalığına düçar olmuşsun..Eğer inat olsa tedavisi kolay olurdu. Ahmaklığın tedavisi mümkün olsa bile yinede izleri kalır.

2.Bu hastalıktan kaynaklanan semavi dinleri felsefe zannetmen..Oysa semavi dinler felsefelerden münezzehtirler bire müşrik ate..

Peki Neden müşrik ? Çünkü sen sürekli gerçek algıdan dem vuruyor vefakat algının ne olduğunu bilmeyen ikiyüzlü ahmaksın..

Algının çeşitleri olduğu gibi biride ruhsal algı demektir ki, örneğin kalbe tulu etmesi veya tuuli emel gibi..sen bile kendiyin müşrik bir ate olduğunu bilmiyordun .

hadi bak gene birşeyler öğrendin.

3.Maneviyat salt imana endeksli değildir..materyalizmde maneviyatı varlıktaki değerlerdir , haz, husumet, sevgi, inkar , gibi ..Sendeki manevi ahmaklıklığın değeri ise kendinden başkasını tanımayan ateizme kurşun sıkan bir çeşit bencil mezheplerdir. Yalınsaklar gibi.

Ben senin gibi ahmak echellerin böyle kalmasını çok isterim ..Kal ki, ateizmin içine s.ç her tarafını b.kla sıva.

Bir zamanlar kendini ate zanneden sapık felsefeciler yeryüzünde engelli insanların ölümüne ferman yazdılar.

Kal kal olduğun gibi kal.

Not: (ahmak demek kıt akıllılık demektir) hakaret içermez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

2.Bu hastalıktan kaynaklanan semavi dinleri felsefe zannetmen..Oysa semavi dinler felsefelerden münezzehtirler bire müşrik ate..

Peki Neden müşrik ? Çünkü sen sürekli gerçek algıdan dem vuruyor vefakat algının ne olduğunu bilmeyen ikiyüzlü ahmaksın..

Algının çeşitleri olduğu gibi biride ruhsal algı demektir ki, örneğin kalbe tulu etmesi veya tuuli emel gibi..sen bile kendiyin müşrik bir ate olduğunu bilmiyordun .

hadi bak gene birşeyler öğrendin.

3.Maneviyat salt imana endeksli değildir..materyalizmde maneviyatı varlıktaki değerlerdir , haz, husumet, sevgi, inkar , gibi ..Sendeki manevi ahmaklıklığın değeri ise kendinden başkasını tanımayan ateizme kurşun sıkan bir çeşit bencil mezheplerdir. Yalınsaklar gibi.

Ben senin gibi ahmak echellerin böyle kalmasını çok isterim ..Kal ki, ateizmin içine s.ç her tarafını b.kla sıva.

Bir zamanlar kendini ate zanneden sapık felsefeciler yeryüzünde engelli insanların ölümüne ferman yazdılar.

Kal kal olduğun gibi kal.

Not: (ahmak demek kıt akıllılık demektir) hakaret içermez.

Kalple algıladıktan sonra biraz daha aşağı inip göbekle ve sonra da popoyla algılamak da oluyor mu? :)

Ruhsal algı diyor bir de salak.

Sen devam et böyle.

Evladımlı falan konuşursan ben de ana bacı başlarım biliyorsun değil mi?

Hayatımda okuduğum en berbat yazıydı senin ki.

Sırf senin gibi bir eşeğin yazısını okumaktan duyduğum pişmanlığı bir nebze olsun telafi etmek için yazdım bu yazıyı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kaz kafalı Ateist Bakış,

Sorun algıda değil. Önce bunu bir anla, o kalın kafana sok. Algı bambaşka bir şey ve inançla ilgisi neredeyse yok.

Sorunu doğru tespit etmek istiyorsan doğru yerden bakacaksın öncelikle.

Sorun algıda değil, algıyı yorumlamada. Yani sonuca ulaşmadaki sürecin nasıl işlediğini bilmekte.

Sıralama şu: data (veri), enformasyon ve de bilgi (knowledge). Bunların toplamı kişiyi doğruya ulaştırır.

Sen o datayı ve enformasyonu nasıl yorumluyorsun, ulaştığın bilgi gerçek bilgi mi oluyor yoksa ne?

Burada data ve enformasyon, algıya dayalı bilgiler olarak değerlendirilebilir. Algıdan sonraki ilk otomatik yorumlama.

Burada bilginin çeşitleri devreye girer. Günlük bilgi, dini bilgi, bilimsel bilgi, okkült bilgi, sanatsalbilgi vs..

Algıya dayalı bilgiyi, altyapın bu saydığım bilgi türlerinden hangisiyle daha fazla yoğrulmuşsa, ona göre değerlendirirsin.

İnanç, onunla yoğrulmuş ve bilinçaltı onunla oluşmuş kişi için ilk referanstır.

Kişi dini inançların esaretinden kurtulmuş olsa da Tanrı gerçeğinden (onun gerçek olduğuna inandırılmıştır, bu katışıksız gerçek olarak sunulmuştur ona) uzaklaşması, onsuz düşünmesi zordur.

Bu bir suç ya da hastalık değildir.

Psikoloji ya da psikiyatri, olguları, olayları, hastalıkları senin gibi değerlendirmez.

Psikiyatri çok yönü olan bir bilim dalıdır. Psikolojiye, sosyolojiye, felsefeye, antropolijiye vb. bilim dallarına uzanır.

Sen otuz saniyede çözdün ama..

Bütün bilimciler salak ya da korkak, bir Ateist Bakış akıllı...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

....................................................

Sorun algıda değil, algıyı yorumlamada. Yani sonuca ulaşmadaki sürecin nasıl işlediğini bilmekte.

....................................................

Algı zaten yorumlama değil mi? "Duyum ve algı" açısından bakarsak eğer?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dün başlatılan adına da "ALGIDA BOZUKLUK" denilen ZIRVALAR SİLSİLESİ bu başlıkta devam etmekte...

...uzmanından algı, algılama, şartları ve de bozuklukları oldukça net ve anlaşılır bir dil ile açıklanmış.

Öncelikle bilgilerinize sunayım.

Eleman ortaya koyduğu tıynet itibarı ile büyük bir ihtimal ile bu bilgileri geçerli saymayacak ya da alakasız olan kendi zırvalarını bu bilgilerin içine tıkıştırarak alakalandırmaya kalkacak.

Eğlenceli olacağı kesin.

Ayrı mesele...

Yine de gerçek bilgilerin de bu soytarılıkların içinde yer alması gerekir diye düşünüyorum...

...hani bunu kale alan filan çıkar.

:)

Buyrunuz:

ALGI NEDİR?

Algı, bir duyu organımızda tepki uyandıran enerjidir. Bu enerji kimyasal veya fiziksel olabilir. Değişik uyaranlar değişik duyularımızı hedef alır. İnsan organizmasının duyu organlarının her birinin kendisine göre alt ve üst sınıra sahiptir. Duyu organları enerji değişimini fark edebilen özelleşmiş organlarımızdır.

Kabaca duyu organlarımız beşe ayrılmaktadır.

Görme duyusu

İşitme duyusu

Deri duyusu

Kimyasal duyular

Durum duyuları

Duyu Organları

Deri duyusu dokunma, basınç, ısı ve ağrı duyumlarını içermektedir. Kimyasal duyularımız tat ve kokuyu içermektedir. Durum duyuları kinestetik duyuyu ve denge (vestibuler) duyusunu içermektedir.

Kinestetik duyu dediğimizde vücut pozisyonu algısı kastedilmektedir. Burada kas ve eklemlerdeki sinir uçları ile bu duyumuzdan haberdar olmaktayız. Denge duyumuzda ise iç kulakta bulunan duyarlı hücreler sorumludur.

ALGILAMA VE ALGI

Duyum (sensation) organizmanın ham (işlenmemiş) uyaran ile ilk karşılaşmasıdır. Burada var olan reseptörler (alıcı hücreler) enerjiyi sinirsel enerjiye çevirirler.

Örneğin ses timpan zarında duyum oluşturur. Bu titreşim enerjisi iç kulakta sinir hücresine ulaşarak sinir hücresinde bir takım faaliyetleri başlatır. Beynin ilgili bölgesine ulaştırılarak anlamlandırılır ve gerekirse organizma tepki verir. Bütün bu işlemleme sürecine algılama adı verilir. Yani alıcı hücrelerin enerji değişimini yakalayarak bu enerji değişimini sinirsel bir sinyale çevirmesi ve beyinde bunun işlemlenmesi süreci algılamadır. Bu fabrikasyonun (işlemlemenin) sonucunda ortaya çıkan ürüne de algı adı verilir.

DUYUSAL UYUM

Duyu organlarımız ve algılama durağan değildir. Kendilerince duyusal uyum (adaptasyon) yapabilirler.

Uzun süre uyaranla karşılaşma sonucunda meydana gelen duyum değişimine duyusal uyum denmektedir.

Buradan çıkarılabilecek bir sonuç şudur: Reseptör değişikliğe duyarlıdır. Sürekli aynı uyaran alınması durumunda duyusal uyum ortaya çıkar, uyaran ilk duyumsandığı (sensation) biçimiyle alınmaz. Örneğin çok sıcak odada oturan kişi bir süre sonra buna alışır veya bir odadaki rahatsız edici kokuya bir süre sonra alışılabilir.

UYARICININ DEĞİŞKENLERİ

Algılama sürecini etkileyen iki önemli etken uyarıcı ile ilgili ve algılayıcı ile ilgili değişkenlerdir.

Uyarıcının değişkenliği:

Hareketlilik. Avcı hareketli avı kolay fark eder.

Uyarıcının büyüklüğü:

Büyük uyaran daha çok dikkat çeker.

Uyarıcının şiddeti: Renkli uyarıcılar, keskin kokular.

Uyarıcının sıra dışı oluşu: Yolda fren yapan araba.

ALGILAYICININ DEĞİŞKENLERİ

Algılayıcının beklentileri

İlgileri ve ihtiyaçları

Değerleri ve inançlarıdır.

ALGISAL ÖRGÜTLENMENİN KURALLARI

Algısal örgütlenmemizin bazı kuralları vardır:

Şekil-zemin ilişkisi: Şekil arka yüzeyi oluşturan zeminle anlam kazanır.

Tamamlama: Nesnenin tümü görülmese de tümü görünüyormuş gibi algılanır.

Devamlılık: Aynı yönde görünen birimler birbirleriyle ilişkili görülür.

Yakınlık: Birbirine yakın nesneler gruplanarak algılanır.

Benzerlik: Benzer birimler algısal bütünlük kazanır.

Ekonomik olma: Dünyayı en basit, karmaşıklıktan uzak şekilde algılamaya eğilimliyizdir.

Duyu organlarımızdan gelen uyarılar algımızda süreklilik olması için aralıksız biçimde kontrol edilir ve düzeltilir. Bu görev iç dünyamızın isteklerinden ve dış dünyanın gerçeklerinden haberdar olan zihin bölmemiz, yani ego, tarafından yönetilir.

ALGI BOZUKLUKLARI

Yanılsama (illusion): Uyaranların yanlış algılanması ve yorumlanmasıdır. Gece aniden uyandığımızda karanlıktan dolayı odada birisinin olduğunu sanmamız veya duvardaki izleri böcek sanmamız. Burada önemli olan nokta bir uyaranın olduğu ve bunun yanlış yorumlanamsı olduğunu unutmamaktır.

Varsanı (hallüsinasyon): Bir uyaran olmadığı halde algılama olmasıdır. Sıklıkla işitme ve görme varsanılarına rastlanır. Varsanı olması kişide ciddi ve hemen müdahale edilmesi gereken bir durum olarak düşünülmelidir.

Deralizasyon: Çevrenin değişmiş biçimde algılanmasıdır.

Depersonalizasyon: Bireyin kendisini, bedeninin tümünü veya bir parçasını değişmiş gibi algılamasıdır. Genellikle ağır ruhsal rahatsızlıklara eşlik eder ve kişiye büyük bir sıkıntı yaşatır. Müdahale ve kontrol edilmesi gereken bir durumdur.

H.Alp Karaosmanoğlu

Psikiyatr

KAYNAK

tarihinde hubbez tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dün başlatılan adına da "ALGIDA BOZUKLUK" denilen ZIRVALAR SİLSİLESİ bu başlıkta devam etmekte...

...uzmanından algı, algılama, şartları ve de bozuklukları oldukça net ve anlaşılır bir dil ile açıklanmış.

Öncelikle bilgilerinize sunayım.

Eleman ortaya koyduğu tıynet itibarı ile büyük bir ihtimal ile bu bilgileri geçerli saymayacak ya da alakasız olan kendi zırvalarını bu bilgilerin içine tıkıştırarak alakalandırmaya kalkacak.

Eğlenceli olacağı kesin.

Ayrı mesele...

Yine de gerçek bilgilerin de bu soytarılıkların içinde yer alması gerekir diye düşünüyorum...

...hani bunu kale alan filan çıkar.

:)

Buyrunuz:

KAYNAK

Hubbez taşı gediğe koymaya çalışmışsın ancak başaramamışsın.

Bunun nedenini sana anlatacağım ama anlayabilme kapasitenden emin değilim.

Seni bilim tanıyor mu?

Bak etrafına.

Farklısın.

Ateistsin.

İnsanların ömür boyu içinde bocaladığı ve uğruna ölüp kafayı yedikleri ve dünyayı şekillendirdikleri o genel salgından etkilenmiyorsun.

Ortada bir salgın var manyakça bir salgın sen salgından sağ çıkmışsın.

Senin özel ilgi görüp inncelenmen lazım değil mi?

Hadi bu bir öldürücü solunum yolu virüsü olsa sana ilgi gösterirler miydi?

Gösterirlerdi.

O halde burada bir terslik var.

Bana teistlerce güdümlenmiş psikoloji / psikiyatri zırvalıklarını yazma.

Çünkü bu geçersiz.

Ben diyorum ki Ahmet 10 yaşına geldiğinde bisikleti olacak.

Sen de bana tutup ahmetin nüfus cüzdanını kopyala yapıştır yapıp "Hi hi" diye sırıtıp "Ahmet 8 yaşında salak herif" diyorsun.

Ne kadar da meraklıymışsınız sanrılı adamların ürettiği ürünlere.

Dogmalar bir rahatsızlıktır, algı bozukluğudur.

Senin diyeceklerin geçersiz şeyler.

Ona bakarsan inek ve deveyi yatırıp kesmeyi parça parça çengellere asmayı yadırgamayan psikoloji / psikiyatri

Kedi ve köpek kesince başka türlü tavır takınıyor.

Böyle saçmalıklarla vaktimi almayın.

Açıkça söylüyorum Saçmalamayın!!!!.

Kafanızın basmadığı yerde "Ben burada durmalıyım. Bu adam benim kapsama alanıma girmeyen şeylerden bahsediyor" diye kendine telkin verecek kadar da onurlu ol.

tarihinde Ateist Bakış tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayrıca Algı tanımı yanlıştır.

İngilizcesinden gidelim.

Perception (from the Latin perceptio, percipio) is the process by which an organism attains awareness or understanding of its environment by organizing and interpreting sensory information.

Algı: Bir organizmanın duyumladığı verileri düzenlemek veya yorumlamak suretiyle çevresi hakkında eriştiği farkındalık veya anlayış.

Bu tanımla senin tanımın arasında dağlar kadar fark var.

Bu da tam olarak benim bahsettiğim şeydir.

tarihinde Ateist Bakış tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yine atıyorsun:

Perception (from the Latin perceptio, percipio) is the process by which an organism attains awareness or understanding of its environment by organizing and interpreting sensory information.

Tanımından yola çıkalım ve adam gibi çevirisini yapalım.

Perception ise the process. diye başlıyor cümle. Yani "ALGILAMA BİR SÜREÇTİR" diyor. Process kelimesini kullanmasının nedeni bir İŞLEYİŞ SÜRECİ olması.

Neymiş bu süreç içinde olması gereken...

Organizmanın "FARKETMESİ" veya "ANLAMASI" lazım. ANLAMASI her daim BİLMESİ manasına gelmez...Adama sorarsın ne sesi sana KORKUNÇ GÜRÜLTÜ der ama VOLKAN PATLAMASI ya da GÖK GÜRÜLTÜSÜ olduğunu ayırt edemeyebilir. Zaten İNSAN demiyor tanımlama...ORGANİZMA diyor.

Organizmaların çevresinde olanlar...(OF ITS ENIRONMENT)

Nasıl yapıyor bunu?

Duyu organları arcılığı ile(SENSE EDEREK) elde ettiği bilgiyi (INFORMATION) bir metot (ORGINIZING) ile yorumlayarak.(INTERPERETING)

YORUM ne?

KORKUNÇ GÜRÜLTÜYÜ DUYMASI haline KAÇMASI gibi...

KAÇMAYANI da var.

MAL MAL bakanı da.

Neden?

Farklı yorumluyor da ondan.

Tıpkı tsunamide ölen bazı salaklar gibi...

Bazıları kaçarken bazıları mal mal durup kıyıdan gelen dalgaları seyrediyor...

Bu duyu organları arcılığı ile aldığı veriyi her bir kişi farklı yorumlayacağından İŞLEME SÜRECİ farklılıkları olacaktır.

Verdiğiniz çeviri ANLAYIŞI ve YORUMU anlatmıyor...

...anlayış ve yorumlama ile ortaya çıkan İŞLEM SÜRECİNİ anlatıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ANLAM

ANLAMLANDIRMA

YORUMLAMA

ANLAMA

İLİŞKİLENDİRME

KARŞILAŞTIRMA

...bunların hepsi birbirlerinden farklı olup, farklı etkiler, bireysel özellikler ile farklılıklar gösterebilecek dolayısı ile birbiri ile alakasız SÜREÇLERE neden olacaklarından her bir kişinin ya da organizmanın algılaması da farklı olacaktır.

Canlıların çevresinde olan bitenler ile olan etkileşim süreci aynı olsaydı bütün canlılar eş özelliklere sahip olurlardı.

Hiç bir müzik eğitimi olmayan müzik dehaları orada örnek olarak durmakta...

...diğer taraftan aile moron kızlarını beş sene özel kurslara gönderip piyano öğrensin diye dünyanın parasını ödüyor...

...sonuç?

"Süt içtim dilim yandı" dan başka bir şey çalamıyor haspam.

Yuklarıdaki psikyatr makalesi bunları basitçe açıyor zaten...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yine atıyorsun:

Perception (from the Latin perceptio, percipio) is the process by which an organism attains awareness or understanding of its environment by organizing and interpreting sensory information.

Tanımından yola çıkalım ve adam gibi çevirisini yapalım.

Perception ise the process. diye başlıyor cümle. Yani "ALGILAMA BİR SÜREÇTİR" diyor. Process kelimesini kullanmasının nedeni bir İŞLEYİŞ SÜRECİ olması.

Neymiş bu süreç içinde olması gereken...

Organizmanın "FARKETMESİ" veya "ANLAMASI" lazım. ANLAMASI her daim BİLMESİ manasına gelmez...Adama sorarsın ne sesi sana KORKUNÇ GÜRÜLTÜ der ama VOLKAN PATLAMASI ya da GÖK GÜRÜLTÜSÜ olduğunu ayırt edemeyebilir. Zaten İNSAN demiyor tanımlama...ORGANİZMA diyor.

Organizmaların çevresinde olanlar...(OF ITS ENIRONMENT)

Nasıl yapıyor bunu?

Duyu organları arcılığı ile(SENSE EDEREK) elde ettiği bilgiyi (INFORMATION) bir metot (ORGINIZING) ile yorumlayarak.(INTERPERETING)

YORUM ne?

KORKUNÇ GÜRÜLTÜYÜ DUYMASI haline KAÇMASI gibi...

KAÇMAYANI da var.

MAL MAL bakanı da.

Neden?

Farklı yorumluyor da ondan.

Tıpkı tsunamide ölen bazı salaklar gibi...

Bazıları kaçarken bazıları mal mal durup kıyıdan gelen dalgaları seyrediyor...

Bu duyu organları arcılığı ile aldığı veriyi her bir kişi farklı yorumlayacağından İŞLEME SÜRECİ farklılıkları olacaktır.

Verdiğiniz çeviri ANLAYIŞI ve YORUMU anlatmıyor...

...anlayış ve yorumlama ile ortaya çıkan İŞLEM SÜRECİNİ anlatıyor.

Algılama: Bir organizmanın duyumladığı verileri düzenlemek veya yorumlamak suretiyle çevresi hakkında bir farkındalık veya anlayışa erişme süreci.

Oldu mu? :)

Bu muydu yani dünyaların altını üstüne getiren şey? :)

Ayrıca bak sen bilinç hakkında çok yüzeysel takılıyorsun.

Verdiğin örnekler bön bön bakması kaçması vs ilkel seviyede.

Senin algıladığın şeyler her mili saniye seni sakız gibi uzatıyor.

Şu anda bu yazılanları okuyan bir sen yok,

Yazılanların oluşturduğu bir sen var.

Ekranı gören bir sen yok

Ekranın oluşturduğu bir sen var.

Sen ilkel zamanlardaki bilinç tanımını taşıyorsun hala.

İçerde oluşmuş duran bir şey misin sanıyorsun kendini? :)

Sen bir süreçsin.

Biraz daha zorlarsan derli toplu algılamak için benim yolladıklarımı anlayabileceksin.

İşte bu süreçte derli toplu adam gibi veri toplayanlar var (normal algılılar yani strong ateistler) bir de verileri toplama özürlüleri var (algısı bozuklar)

Ayrıca bildiğiniz üzere terimler ve tanımlar üretene aittir.

Algısı bozuk tamamen bana ait bir sözdür.

Bunun tanımını benim yazdıklarımdan iyice anlamadan parçalayıp sataşmalarda bulunamazsın.

Bu bir gezegene Jupiter adını veren bir adama Jupiter diyemezsin ona, o başka bir şey diye ayak diremeye benzer.

Sana ne?

Terim tamamen benim tarafımdan bulunmuştur.

Ayrıca bilinçlere göre homo sapiens türleri sınıflandırma projem de vardır.

Sana hesap mı vereceğim? :)

Bilim benim farkında olduğum şeye yetişemiyorsa ben kıçımın üstüne oturup bekleyecek miyim?

Homo sapiens biyolojik ırkı bilişsel olarak iki türe ayrılıyor.

Biri algısı bozuklar diğeri saf gerçeklik algısı olanlar.

Ne yapacaksın şimdi benim bu çalışma ve gayretlerim karşısında?

Ne yapabilirsin ki ben bunları kanıtladıktan sonra?

Kafanızın basmadığı yetmiyor bir de detay savaşı verdiriyorsun bana.

Ben sanki algının hedeften kaynağa gelişini modelleyemiyorum.

Sanki süreçleri bilmiyorum gibi bir de kaynak döşenmişsin.

Benim kendi çalışma ve gayretlerim üzerinde senin hiçbir tasarrufun yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

.....................................

Ayrıca bak sen bilinç hakkında çok yüzeysel takılıyorsun.

Verdiğin örnekler bön bön bakması kaçması vs ilkel seviyede.

Senin algıladığın şeyler her mili saniye seni sakız gibi uzatıyor.

Şu anda bu yazılanları okuyan bir sen yok,

Yazılanların oluşturduğu bir sen var.

Ekranı gören bir sen yok

Ekranın oluşturduğu bir sen var.

Sen ilkel zamanlardaki bilinç tanımını taşıyorsun hala.

İçerde oluşmuş duran bir şey misin sanıyorsun kendini? :)

Sen bir süreçsin.

........................................

İşte diyalektik materyalizmin temeli: Bilinç dış dünyayı değil, dış dünya bilinci yaratır. Önemli bir noktaya değinmişsin Ateistbakış. (:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yazdıklarına baktım da...bu eleman "bakın ateist olursanız aha böyle sıyrık olursunuz" gibisinden mesajlar vermeye çabalayan, baldırı çıplak bir dinci midir acep?

Zaten var olan, hem de bu sayfalarda yazan için çıkıp "ben keşfettim" filan diyor yahu.

Pes!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İşte diyalektik materyalizmin temeli: Bilinç dış dünyayı değil, dış dünya bilinci yaratır. Önemli bir noktaya değinmişsin Ateistbakış. (:

Galiba dediklerim biraz da üslupla alakalı.

Yoksa ben kötü şeyler demiyorum.

Ama maalesef baştan beri güttüğüm bu misilleme politikası sayesinde artık insanlar normal şeyler derken bile savaş baltası sallıyorum sanıyor.

Dış dünyanın sürekli çekip sündürdüğü bir şey bilinç

Zaten algısı bozuk dediğim nokta da burada.

O sünme normal fizik yasaları gibi şeylere göre olmalı iken (aynen gerçeklikteki herşeyin uyduğu yasalar gibi) işte algı bozukluğunda başka başka saçma sapan sünme gerçekleşiyor.

E bu da kötü ürün yani :)

Ben ne yapayım.

Ben ad koyuyorum sadece.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yazdıklarına baktım da...bu eleman "bakın ateist olursanız aha böyle sıyrık olursunuz" gibisinden mesajlar vermeye çabalayan, baldırı çıplak bir dinci midir acep?

Zaten var olan, hem de bu sayfalarda yazan için çıkıp "ben keşfettim" filan diyor yahu.

Pes!

Geç bu ayakları.

Algı bozukluğunun tüm dogmalara genellenmesi (rahatsız olarak tanımlanmaları) ve bilişsel yeni insan türü konuları bu sayfada ve diğer yerlerde sadece benim tarafımdan dile getirilmiştir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

A kılsız......

Akılsız demek değildir. Kıllı demektir.

Keeeeeeeeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

A sabi ....ise

Sabi sübyan olmayan erişkinlere deniyor..

İhiihiiiiii...

tarihinde placebo tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...