Jump to content
Ateist Bakis

Tanrının olmadığının net kanıtı!

Recommended Posts

9 dakika önce, Ebu Kafir yazdı:

 

Bebeğin treni çektiği gibi imkansız durumları asla göremiyoruz işte.

Atomlarda irade şuur vb. olmasına gerek yok, doğada mevcut fizik kurallarına uymaları yetiyor, böylece kendileriyle uyumlu yapılar arasında bağ kurup karmaşığa doğru faz değiştirebiliyorlar, bu durum için dışardan hiç bir müdehaleye de gerek yok.

Senin bu durumu anlayamaman veya anlamak istememen tamamen dinciler tarafından küçük yaşya istismar edilmenle alakalı bir konu. Beyin kimyanla oynandığı için o kalın bariyeri aşıp kabullenemiyorsun, hepsi bu.

 

Senin durum bilimsellikle alakalı değil tamamen psikolojik..

Dışarıdan bir müdahaleye  gerek yok anladıkta, bunu yapan biri olmalı  herhalde.Sistemi ve yasaları koyar bu şekilde  işler  burada sorun nedir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Dışarıdan bir müdahaleye  gerek yok anladıkta, bunu yapan biri olmalı  herhalde.Sistemi ve yasaları koyar bu şekilde  işler  burada sorun nedir?

 

Bu mantıkla o birini oraya koyan da başka biri olmalı, işimize gelmediği için bu saçma döngüden çıkamayız.

 

Belki de kuralları farklı oluşmuş bir sürü evren var, bizim evrenimizde kurallar bu şekilde var olduğu için canlılığa elverdi.

Başka sayısız evrenlerde canlılık oluşmamış veya çok farklı şekillerde oluşmuş da olabilir. Nihayetinde içinde yaşadığımız evren varsa başka evrenler de gayet olasıdır.

 

Evren bu şekilde olduğu için sen varsın, zira başka şekilde olsa sen olmayacak ve burada mantıksız sorular soramayacaktın.

Kendi varlığından yola çıkıp evrenin varlığına sebep arayarak safsata yapmış oluyorsun, sen sebep değil sonuçsun.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
51 dakika önce, Ebu Kafir yazdı:

 

Bu mantıkla o birini oraya koyan da başka biri olmalı, işimize gelmediği için bu saçma döngüden çıkamayız.

 

Belki de kuralları farklı oluşmuş bir sürü evren var, bizim evrenimizde kurallar bu şekilde var olduğu için canlılığa elverdi.

Başka sayısız evrenlerde canlılık oluşmamış veya çok farklı şekillerde oluşmuş da olabilir. Nihayetinde içinde yaşadığımız evren varsa başka evrenler de gayet olasıdır.

 

Evren bu şekilde olduğu için sen varsın, zira başka şekilde olsa sen olmayacak ve burada mantıksız sorular soramayacaktın.

Kendi varlığından yola çıkıp evrenin varlığına sebep arayarak safsata yapmış oluyorsun, sen sebep değil sonuçsun.

Sonsuz evrenler olsa bile onlari yapacak evren ureticisine ihtiyaç  olur.Ayrica her biri farkli fizik kurallari ve farkli kurallarla ise evren ureticisine tam olarak ihtiyaç  olur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Sonsuz evrenler olsa bile onlari yapacak evren ureticisine ihtiyaç  olur.Ayrica her biri farkli fizik kurallari ve farkli kurallarla ise evren ureticisine tam olarak ihtiyaç  olur.

Yapma yahu, nereden ulaştın bu bilgiye? Kuran’da da yazmıyor bu? Fettoş mu söyledi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

akıl mantık bunu gerektiriyor.Sonsuz evrenlerse bunun bir başlangıcı  olmalı. Hem de farkli fizik kurallarına  sahip bunlar.

Akıl ve mantık onu gerektirmiyor. Bilimsel verilere bakacaksın, bilim ne diyorsa o

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Sonsuz evrenler olsa bile onlari yapacak evren ureticisine ihtiyaç  olur.Ayrica her biri farkli fizik kurallari ve farkli kurallarla ise evren ureticisine tam olarak ihtiyaç  olur.

 

Evren üreticisine gerek yok, sana bunun matematiksel kanıtını da vereyim: https://arxiv.org/pdf/1404.1207.pdf

Dediğim gibi senin olay psikolojik, dini düşünceler beynini çürütmüş, süngere çevirmiş bu yüzden anlamak istemiyorsun..

 

Alıntı

akıl mantık bunu gerektiriyor.Sonsuz evrenlerse bunun bir başlangıcı  olmalı.

 

Evrenlerin başlangıcı olmalı ama tanrının olmasına gerek yok!!

Neden? çünkü dincilerin işine böyle geliyor, nedenini karıştırma şimdi :smashfreak:

tarihinde Ebu Kafir tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 29.01.2020 at 22:23, aliefruz yazdı:

Merhaba. Buraya kafamdaki karışıklıklara bir nebze cevap bulabilmek için geldim. Başlığın bütününü okudum ama ne teistlerin ne ateistlerin cevapları beni tatmin etmedi. Şu an tanrıya ne inanıyorum ne inanmıyorum. Başlığın altında tanrının algılanamadığı, hiçbir varlığın bu konuda bir tepki veya cevap vermediği yazılmış. Belki biraz mistik veya saçma olacak ama ya tanrı bizim algılayamadığımız bir üst boyuttaysa? Biliyorum, çok saçma duyuluyor ama kafa karışıklığım hiçbir şekilde düzelmiyor. Belki sorduğum soruya ateistler “çok gerizekalıca” der, belki müslümanlar veya teistler “alın size soru” der ya da o kadar salağımdır ki böyle bir soru aklıma gelmiştir, bilemiyorum. Ama bu konu hakkındaki en ufak düşüncelerinizi bile merak ediyorum. Umarım beni anlamışsınızdır ve belki gerizekalı olan arkadaşınıza yardım edersiniz. 
Herkese teşekkürler, 

Ali Efruz

Benim bu konudaki düşüncem şudur;

 

İnsan gerçek anlamda sadece ve sadece kendisini tanıyabilir, bilebilir, duyumsayabilir, yaşayabilir. Tanrının varlığı da, Onu bilmek de (marifet), bu konunun kafamızı meşgul ediyor olması da başka hiç bir şeyle değil, sadece ve sadece kendimizle alakalı. Kendimizi tanımak, kendimize bir anlam aramak, bir bakış açısı kazandırmak, hedef koymak vs. ile ilişkili. Yoksa düşünsene Tanrı gerçekten var ise ve sen buna inanmazsan Tanrı açısından ne değişir ki? Peki senin açından ne değişir?

 

Tanrı var mı sorusunun cevabından çok bir sonraki sorunun cevabı iki bakış açısı arasında kıyas yapmak için daha anlamlı. Tanrı var diyene, peki sonra? dediğinde sana ne diyebilir? Tanrı var ve O senden Ona inanmanı ve iyi, faydalı işler yapmanı bekliyor/ istiyor diyebilir. Evrendeki her zerreye hükmeden, seni senden daha çok bilen, seven ve düşünen, güvenebileceğin, her şeyinle teslim olabileceğin bir Tanrı var, dolayısıyla sahipsiz ya da başıboş değilsin. Hiç bir şeyden korkmana, ümitsizliğe düşmene, olan hiç bir şeyi  kötüye yormana gerek yok. Her şey onun kontrolünde diyebilir. Daha bir çok şey diyebilir. Bu yol(inanç yolu) yavaş yavaş seni geliştirecek, olgunlaştıracak, seni daha ileriye taşıyacak, sonsuz potansiyel barındıran bir yoldur.

Peki Tanrı yok diyene aynı soruyu soralım. Tanrı yok, peki sonra? Ne sonrası, sonrası yok işte. Bundan sonra söylenebilecek hiç bir faydalı ve anlamlı bir şey yok. Ona benzemen gereken bir Tanrı yok. Sonrası nasıl olsun? Saygı ne? Edep ne? İyilik ne? Kemal ne? Güzellik ne? Şükür ne? Bunlardan öğrenebileceğim ne? Bu yol(inançsızlık), insanı bir adım bile ileriye götüremez. Öyle bir amacı da yoktur zaten. İnsana zayıflık, korku, ümitsizlik ve bunalımdan başka hiç bir şey vaad etmez.  

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Abdülmalik yazdı:

Akıl ve mantık onu gerektirmiyor. Bilimsel verilere bakacaksın, bilim ne diyorsa o

Dünya düzdür diyende bilimdi biliyorsun değil mi? 

 

Bilim paradigma değiştirdi ya da ölçüm araçları gelişti diye eski bilimi bilim kategorisinde saymayacak mıyız?

 

Bundan 40- 50 yıl önceye kadar evrenin ezeli ve statik olduğunu söyleyen de bilimdi. Bugün bir başlangıcı olduğunu söyleyen de bilim. Daha karışık olan ise bilimde hakim görüş evrenin ezeli ve statik olduğu zaman da bilimin sınırları içinde evrenin ezeli olmadığını savunanlar vardı, bugün hakim görüş big bang iken de bilimin içinde big bang in yanlış olduğunu savunanlar var. Kısacası bilim senin olduğunu zannettiğin şey(doğrunun ölçüsü) değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Benim bu konudaki düşüncem şudur;

 

İnsan gerçek anlamda sadece ve sadece kendisini tanıyabilir, bilebilir, duyumsayabilir, yaşayabilir. Tanrının varlığı da, Onu bilmek de (marifet), bu konunun kafamızı meşgul ediyor olması da başka hiç bir şeyle değil, sadece ve sadece kendimizle alakalı. Kendimizi tanımak, kendimize bir anlam aramak, bir bakış açısı kazandırmak, hedef koymak vs. ile ilişkili. Yoksa düşünsene Tanrı gerçekten var ise ve sen buna inanmazsan Tanrı açısından ne değişir ki? Peki senin açından ne değişir?

 

Tanrı var mı sorusunun cevabından çok bir sonraki sorunun cevabı iki bakış açısı arasında kıyas yapmak için daha anlamlı. Tanrı var diyene, peki sonra? dediğinde sana ne diyebilir? Tanrı var ve O senden Ona inanmanı ve iyi, faydalı işler yapmanı bekliyor/ istiyor diyebilir. Evrendeki her zerreye hükmeden, seni senden daha çok bilen, seven ve düşünen, güvenebileceğin, her şeyinle teslim olabileceğin bir Tanrı var, dolayısıyla sahipsiz ya da başıboş değilsin. Hiç bir şeyden korkmana, ümitsizliğe düşmene, olan hiç bir şeyi  kötüye yormana gerek yok. Her şey onun kontrolünde diyebilir. Daha bir çok şey diyebilir. Bu yol(inanç yolu) yavaş yavaş seni geliştirecek, olgunlaştıracak, seni daha ileriye taşıyacak, sonsuz potansiyel barındıran bir yoldur.

Peki Tanrı yok diyene aynı soruyu soralım. Tanrı yok, peki sonra? Ne sonrası, sonrası yok işte. Bundan sonra söylenebilecek hiç bir faydalı ve anlamlı bir şey yok. Ona benzemen gereken bir Tanrı yok. Sonrası nasıl olsun? Saygı ne? Edep ne? İyilik ne? Kemal ne? Güzellik ne? Şükür ne? Bunlardan öğrenebileceğim ne? Bu yol(inançsızlık), insanı bir adım bile ileriye götüremez. Öyle bir amacı da yoktur zaten. İnsana zayıflık, korku, ümitsizlik ve bunalımdan başka hiç bir şey vaad etmez.  

 

220px-A_perfect_SVG_heart.svg.png

Gerçekten çok anlamlı gerekçeler gibi görünüyor fakat olmadığı yönünde güçlü emarelere sahip olsak bu düşünce tarzında ısrar mı edeceksiniz? Hani hep varmış gibi mi yapalım? Bu faydalı mı diyorsunuz? Yoksa bile biz inanırsak oluverir gibi mi? İşin diğer tarafı bence insanca yaptıklarından emin olanlar tanrıya inanma eğiliminde oluyor. Bu konuda size katılıyorum. İnsanın teolojik görüşü özelikle ateist olanlar için gerçekte ne kadar pis bir ahlaka sahip olduklarının tescil belgesi niteliğinde ki ben bu kişilere ateist değil, anti-teist diyorum. Bunun dışında dinin önemli boşluklarını doldurmadan onu yok etmeye çalışırsanız tüm insanlık zarar eder. Yardımlaşma, insanın kendi eylemlerini ölçüp tartması için yüceltilen ve önemsenen değerler, erdemler konusunda gerçekçi, çocuk yaşta başlayacak bir eğitimin olması şart (dinin yerine).

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
34 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Benim bu konudaki düşüncem şudur;

 

Tanrı var diyene, peki sonra? dediğinde sana ne diyebilir?

 

1= Tanrı var ve O senden Ona inanmanı ve iyi, faydalı işler yapmanı bekliyor/ istiyor diyebilir. Evrendeki her zerreye hükmeden, seni senden daha çok bilen, seven ve düşünen, güvenebileceğin, her şeyinle teslim olabileceğin bir Tanrı var, dolayısıyla sahipsiz ya da başıboş değilsin.

 

2= Hiç bir şeyden korkmana, ümitsizliğe düşmene, olan hiç bir şeyi  kötüye yormana gerek yok. Her şey onun kontrolünde diyebilir. Daha bir çok şey diyebilir.

 

3= Bu yol(inanç yolu) yavaş yavaş seni geliştirecek, olgunlaştıracak, seni daha ileriye taşıyacak, sonsuz potansiyel barındıran bir yoldur.

Peki Tanrı yok diyene aynı soruyu soralım.

 

4= Tanrı yok. Sonrası nasıl olsun? Saygı ne? Edep ne? İyilik ne? Kemal ne? Güzellik ne? Şükür ne? Bunlardan öğrenebileceğim ne? Bu yol(inançsızlık), insanı bir adım bile ileriye götüremez. Öyle bir amacı da yoktur zaten. İnsana zayıflık, korku, ümitsizlik ve bunalımdan başka hiç bir şey vaad etmez.  

Yazını başlık ve 4 maddede incelemek gerektiği için senin yazılarında kısaltma yapıp maddelere böldüm. 

 

Düşünmüş Halin Bu ise Sen Düşünme

 

1= kendi seçtiği insanın ve çevresinin uçkur ve ganimetleri için Gerekir ise Öz evladını bile kıtır kıtır kesmeni de ister. Tanrı ile konuştuğunu iddia eden şahsın dediği her şeye "iyi bu, aksi Hersey kötü" diye inanmak ve uygulamak zorunda olduğun için, savaş ganimeti olarak elde edilen Bebeklerin vajinasından girip iç organlarını Yırtmak bile bu Pislik insanlarda "iyi" olarak inanıldığından dolayı bu insanlar "tanrı sadece iyi olmayı emrediyor" diyebiliyorlar. Bu iyi ise bunlara 100 kat beterini yapmayı emreden Tanrı yada komutanlar da iyi olarak nitelenir... 

 

2= hiç bir şeyden korkmana gerek yok. iktidarların ve yöneticilerinin (sahiplerinin) tek lafına "Allah Allah" diye canlı bomba olman için en iyi avunma yoludur bu. Hiç bir şeyden korkmana gerek yok, Şehit olacaksın...

 

3= Bu cehalet vahşet dininin hiç bir şeyi ileri taşıdığı örneği yok. Değişken tarihe ve yazarlarına bakıp Kafa karıştırmaya bile gerek olmadan kendi ülkenden yola çıkıp komşu Arap ülkelerinin hallerini ve nasıl Sömürü-Piyon-Kukla devletler olup her geçen gün daha dibe çöküşünü göremeyecek kapasitede isen zaten embesilsindir. Cehalet mutluluktur deyip Kimsenin anlayamadığı kitabı senin gibi embesil bir canlının anlayamayacağı gerçeğini kabul edip En azından Deist ol. 

 

4= işte bu vahşi pislik zihniyet dinsizleri doğramak için fırsat kollar. Ama dinsizlerin icat ettiği ve sattığı cihazlardan İnternette millete dininin hoşgörü ve özgür irade ile seçilebilen bir din olduğunu söyler ama 2 dk konuşsa içindeki vahşeti ve pisliği dökerler hiç farkında olmadan. Her türlü vahşeti-pisliği-sapıklığı tanrı adı ile iç dünyalarında aklamak fiilini Ahlaklı olmak olarak Tanımlıyorlar ama dinsizler Ve literatür bunlara "Sapık, Hasta ruhlu cani" diyor. 

 

Ruhunu ve Aklını yöneticilere kayıtsız şartsız teslim eden zombilerin, Her şeyi sorgulayabilen ve hiç bir şeye biat etmeyen bireylerden daha cesur, güçlü ve amaçlı olduğunu söylemek için asgari bir zeka altında olmak şarttır. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, John_Ahmet yazdı:

Bu faydalı mı diyorsunuz?

Her zaman samimi olmak daha faydalıdır. Ama acizane biri basit biri daha karmaşık olan iki soru ve iki cevaptan bahsedebilirim.

 

Tanrının varlığının aklî bir delili var mı? Sorusunun bence basit bir cevabı var. Bir şeyin ezeli olması zorunludur. Bu ezeli olana ister Tanrı de, ister madde de, ister enerji de. Bu ezeli olanı tanımlanması ve indirgemeci bakış açısıyla anlaması imkansızdır. Çünkü gerçek oldukça karmaşık ve zıtlıklar barındıran bir halde karşımızdadır. Ama mesela inananlar ezeli olanın bir şahsiyetinin olduğunu ve varlığıyla kaim bazı sıfatları olduğuna (hayat, irade, ilim, görme, işitme, kudret, kelam, yaratma vb.) inanır. Yaratılmışlarda da gördüğümüz bu sıfatlar sonradan olma değildir. Bunlar da ezeli olanda mündemiç, onun ile beraber ezelidir. İnanmayanlar ise ezeli olanın bir şahsiyetinin olmadığını, yukarıda saydığımız canlılık, irade, bilme, işitme, görme, konuşma gibi gördüğümüz şeylerin ezeli olanla beraber ezeli olmadığı sonradan olduğunu söylüyor. Bana ezeli olmayan bir şeyin evrende sonradan ortaya çıkması, görünmesi imkansız geliyor. Muhakkak gördüğümüz ve adını koyduğumuz her şey ezeli olanda potansiyel olarak da olsa var olmalıdır. Zaten ezelden bahsettiğimiz için potansiyel olan muhakkak başka bir evrende ya da alemde de olsa fiiliyatta da vardır. Yani hiç bir şey sonradan ortaya çıkmaz, yoktan var olmaz ise adını koyduğumuz bu sıfatların ya da hallerin de ezeli olmaması imkansız. (Hiç bir şey sonradan olmaz ise biz neyiz derseniz yaratılmışlar olarak biz de yaratanla birlikte, onun bilgisinde ezeliyiz. Sadece bu dünyada görünmemiz ve kaybolmamız üç boyut ve bir zaman içerisinde gerçekleşiyor derim. Kalu bela ya da elest bezmi denilen şey ezelde olmuştur.) 

 

Şimdi ezeli olan olmadan her hangi bir şeyin var olması mümkün değilse ezeli olan maddedir, yani kütlesi ve hacmi olandır demek mi daha mantıklı, yoksa ezeli olan sonsuz esmasi ve sıfatları ile Tanrıdır demek mi daha mantıklı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Şimdi ezeli olan olmadan her hangi bir şeyin var olması mümkün değilse ezeli olan maddedir, yani kütlesi ve hacmi olandır demek mi daha mantıklı, yoksa ezeli olan sonsuz esmasi ve sıfatları ile Tanrıdır demek mi daha mantıklı

Bu kolay olan sorunun, yani Tanrının varlığının aklî bir delili var mı? sorusunun benim açımdan açıklamasıydı. Zor soru ise şu. Peki ben Tanrının varlığını aklen olmamasına göre daha muhtemel gördükten sonra varlığı ile ilgili içimde şüpheye yer kalmayacak şekilde yakin bir bilgiye ya da marifete nasıl ulaşabilirim? Gerçek ve kesin imanı nasıl elde edebilirim? sorusu.  Bu sorunun cevabına da sözle değil nasiple, doğru niyetle ve doğru amellerle ulaşabiliriz zaten. Allah hepimize nasip etsin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Yeni Üye yazdı:

Dünya düzdür diyende bilimdi biliyorsun değil mi? 

 

Bilmiyorum, bunu iddia eden bir bilim adamı olmadı. Kim o?

 

Bir saat önce, Yeni Üye yazdı:

Bilim paradigma değiştirdi ya da ölçüm araçları gelişti diye eski bilimi bilim kategorisinde saymayacak mıyız?

 

Eski bilim diye bir kavram yok, bilimin eskisi yenisi olmaz. Paçavra, sahte bilim olur. Bunu farkedecek düzeydeyiz.

 

Bir saat önce, Yeni Üye yazdı:

Bundan 40- 50 yıl önceye kadar evrenin ezeli ve statik olduğunu söyleyen de bilimdi. Bugün bir başlangıcı olduğunu söyleyen de bilim. Daha karışık olan ise bilimde hakim görüş evrenin ezeli ve statik olduğu zaman da bilimin sınırları içinde evrenin ezeli olmadığını savunanlar vardı, bugün hakim görüş big bang iken de bilimin içinde big bang in yanlış olduğunu savunanlar var. Kısacası bilim senin olduğunu zannettiğin şey(doğrunun ölçüsü) değil.

Aferin. Bilimin tanımını yapmışsın. Bilimde dogma yoktur. 

Doğrunun ölçüsü bilimdir. Bilim yanlış söyleyebilir ama ufku doğrudan ayrılmaz. Sonunda doğruyu bulur. Aksini göster haydi? Var mı?

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.02.2020 at 04:02, akılsızşuursuzatom said:

Bilinmezlerden değil  bilinenlerden de Tanriya gidebiliriz.Bir bebeğin koca treni  çektiğini  görsek deriz ki bu imkansız.Ardında başka  bir iş var deriz aynen böyle de atom dediğimiz  yapılarda  irade hayat kudret şuur vs.yoksa ki (yok) olan her şeyin  ardında bir tanrı  aramak zorundayız.Bu tercih değil  aklın zorunlu sonucu.

 

Boş boş ve saçma salak laflar ediyorsun gene.

 

Aklın zorunlu sonucu, o şeylerin o işleri yapabiliyor olduğundan başka bir şey olamaz. Sıçmak için süper zencinin seni sikmesine ihtiyacın mı var? Bunu anlamaktan aciz bir mantafon musun, dangalak mısın, nesin? 

 

Kraliyet bilimler akademisi başkanı Lord Kelvin'in de söylediği üzere, havadan ağır hiç bir şey uçamaz. O halde uçakları yüce tanrı zeus'mu uçuruyor? 

 

 

tarihinde anibal tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ibni sina evrene varlıklara olması ile olmaması eşit der

yani boş terazi kefelerinin dengede durması gibi

bu kefelerin herhangi birisinin dengesinin aşağı veya yukarı gitmesi eşittir yani potansiyel olarak böyledir

ancak dışardan bir irade misal bir insan  ağır basmasını murad ettiği kefeye bir ağırlık koysa o kefe aşağı iner diğeri yukarı kalkar

bu eşitliği bozmak bir tercih ve irade ile olur

kainatın olması ile olmaması terazi kefeleri gibi dengede ve eşittir

 

ancak görmekteyiz ki kainat var olmuş yani varlığın olduğu kefe ağır basmış o vuku bulmuş var olmama tercih edilmemiş

bu yüzden mümkün varlığın yani olması ile olmaması eşit olan varlıkta ,var olma tercihi dışardan zorunlu mecburi bir varlık irade ilim ve hikmet ve kudreti ile bizzat tercih edilmiş

irade edilmiş demektedir ki  bu mantığa katılmayan bir akıl sahib henüz görülmemiştir

 

şuurlu bir harekette böyledir

misal bir boş futbol sahasında  bir top tam orta  yuvarlakta durmakta

bu topun hareket etmemesi atalet gereği doğaldır ancak sonraki bakışta hareket ettiğini görsek  topun dışındaki bir harici kuvvetin veya bir futbolcu ayağı ile harekete geçtiğini kati anlarız

veya rüzgar gibi tahrik edici harici kuvvet

 

dünyada böyledir

tabiatı gereği ölü donuk hareketsiz bir top

ancak hem kendi etrafında hem güneş etrafında aynı yörüngeden çıkmadan şuurlu hikmetli hızda ve yönde ve yörüngede dolanması ve hayattar neticeler sebeb olması

ve az eksen eğikliği değişse veya konumu veya büyüklüğü değişse katiyen hayat son bulur vaziyette ki dakik ince durumda bulunması kati ilim irade hikmet kudret sahibi zorunlu harici bir varlığı zorunlu kılar işte vacibul vucud budur zaten.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Felsefe yapmayı denemişsin ama olmamış. İnsanın kafasındaki bir şeyin ne varlığını ne yokluğunu hiç bir bilimsel ya da düşünsel metodla kanıtlayamazsın. Bu yüzden kimse tanrının varlığını biliyorum demez, inanıyorum der. Bu bilinmeyendeki iki olasılıktan birine inanmaktan başka bir şey değildir. İnançtır. Tanrının ne varlığını ne de yokluğunu kanıtlayamazsın, sadece inanırsın, inanmazsın veya agnostikler gibi umursamazsın.

 

Senin yazın sadece insanın genel ben merkeziyetçiliğini eleştirip bunun mantıksız ve yanlış olduğunu göstermekte, tanrıyla uzaktan yakından alakalı bir şey göremiyorum yazında. Tanrının varlığının insanın önemli ya da önemsiz, merkezde ya da kenarda olmasıyla ilgili bir bağ kuramazsın çünkü insan ister ben merkeziyetçi olsun ister olmasın tanrı bundan etkilenmeksizin ya vardır ya da yoktur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sayın okuyan şayet cevabın mesajıma ise o mesajda ki fikir ibni sinaya aittir

bu düşünce hristiyan dünyasında dahi takdir edilir Allahın varlığını ispatlamada kullanılır

 

ibni sina mümkün varlık metaforunu kullanır

aslında vacib varlık mümkün varlık ve muhal varlık diye kategorize eder

misal : yumurta şeklinde bir taş kulukça tavuğu altına konulsa civciv çıkması muhaldir

ancak normal yumurtada ise mümkündür yani yumurtada kuş çıkabileceği gibi çıkmayabilirde yumurta bozukta olabilir nitekim tüm yumurtadan kuş çıkmıyor

ancak yumurtadan kuş çıkmış ise tavuğun kulukça tavuğu olmasıda zorunludur

 

mümkün varlık bir nevi olması ile olmaması eşit olan

zorunlu olması mecburi olan

muhal olmaması mecburi olandır

bu klasik islami mantık ta da var olan bir kategorilendirmedir

 

şu yumurta gibi dünya küresinde  tüm şartlar canlılık oluşturmayı mümkün kıldığına göre

bu mekanizmayı kuran ve hayat verenin varlığı kulukça tavuk gibi mecburi ve zorunludur

 

bir misal daha:

dağdan yuvarlanan bir taşın oranlı ölçülü bir insan heykeline dönüşmesi muhaldir

 

şayet düzgün ölçülü oranlı bir heykel var ise  bu heykeltraşı zorunlu kılar

zira normal bir taşın heykele dönüşmesi ile dönüşmemesi bir nevi eşittir

ancak heykel oluşmuş ise yani varlık tarafı tercih ediliş demektir

bir heykel traş irade kudret ve ilmi ile bu işi tercih etmiş ve bu fiili yapmıştır buda zorunludur

 

neden başka gezegende su ve hava ve hayat için zaruri şartlar yokta sadece dünyada var

durup dururken bir taşın heykele dönüşmesi misili kendisi mi bunu tercih etmiş

yoksa dışardan harici iradeli hikmetli bir kudret mi bunu tercih etmiş

 

neden dünyadan öncekiler sıcak sonrakiler soğuktur bu konum ayarı acaba tesadüfimidir

 

bir yarışmada bir çok kutu arasında sadece birinde hediye para olması diğerlerinin boş olması bir tesadüf müdür

yoksa bilinçli bir tercih midir?

 

**

siz dediklerinizi biraz daha netleştirirseniz daha net cevaplar verebiliriz

mesaj biraz muğlak ve flu geldi  bu yüzden anladıklarımı yazabildim.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

şu klişelerden de gına geldi artık

yok iman etme ayrıdır bilmek ayrıdır filan

bilmek ile iman ayrıdır teraneleri

az çok Kur'an-ı Kerimi orjinal dilinde okuyup anlamaya çalışan biriyim

bilmek ile iman etmek filan birbirine tezad ve tenakuz şeyler değildir

arapçada bilmek alame bilmemek cehl ile nitelendirilir

ancak arafe ve nekire diye farklı kavramda var

arafe marifet ile aynı kök bilmek değil tanımaktır nekire tanımamak bir nevi inkar ile aynı kök

bir kişinin ismini bilirsin ancak tanıman için epey onunla iş yapman lazım tanımak daha derinlikli bilmek daha yüzeyseldir

iman etme emin emniyet güven demektir mümin iman eden yani emin olan yani güven le bağlanandır

hz peygamber el emin idi zira hayatında yalan söylememiş biri

o yüzden dediğine her kes güvenirdi yani iman ederdi tasdik ederdi 

yalancı çobana ise kimse güvenmez iman etmez

Kur'an da ilmel yakin aynel yakin hakkal yakin tabirleride geçer
bunlara örneklerde verilir


misal: bir dağın ardında duman çıkıyor bu ateşin olduğunu bilmektir ki ilmek yakindir yani ilim aleme bilmenin en zayıf basamağı

dağın tepesine çıkıp ateşin yandığını dumanın ondan çıktığını görmek ise aynel yakin gözle görme

sonra ateşin yanına kadar gidip elini ateşe sokup ateşin yakıcılığını bizzat tadmak ise artık hakkalyakin
yani şeksiz şüphesiz yalnışlanamaz ilimdir

yani derler ya yakinde iman da deney yok gözlem yok fikir yok alsana üçüde var

cehl bilmemektir şüphe cehle yakin bir şeydir şekk ise ilim ile cehl arası bir şeydir
eşit noktadadır zan bilmeye ilme yakın bir şeydir zanı galib misal ilme daha yakındır
ilim ise artık yakindir yani cehlin şüphenin şekkin zanın zerresi yoktur.

Kur'anı kerimde görme il alakalı bazı terimler var
nazar: bakmaktır manzara da burdan türer misal eskiden bakanlara nazır denirdi  sadece bakmak işe yaramaz görmek önemli

basar: hem maddi gözle hem de manevi görmeyi birlikte barındırır
rae: rüya ile aynı köktür göz dışı manevi görmeyi ifade eder
şahade müşhade ise: bizzat şahit olmak haber vermek eller ve deriler şahitlik edecek
veya Allah yeri göğü yaratırken sizişahit tutmadı yani siz o zaman yoktunuz hazır değildiniz
tanık değildiniz neden yalan yanlış cehil ile hüküm verirsiniz

hz musa kendini bana göster sana bakayım dedi erini unzur ileyke
bu zaten mümkün bir şey değil
gözü açık iken rüya görmek gibi bir haldir ki muhaldir

hz ibrahim  2:60: " 
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ
Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “"

yani tadmin imanın da ötesinde kalbin tam sukunete huzura katiyete ulaşmasdır
ve kuşların kesilmesi etlerinin karıştırılması  farklı noktalara konulması ve çağrılması ile dirilip gelmeleri ile bizzat müşahede etti gördü ve tadmin oldu

tatmin kelimesi ilginçtir.misal çok susadın için susuzlukttan kavrulmakta dudakların çatlamakta

çölde ilerlerken buz gibi soğuk cam gibi duru süt gibi tatlı bir kaynak gördün gürül gürül akmakta

işte orda  ağzını dayayıp kana kana içtin içinin yangını söndü iin ferahladı içine soğuk su serpildi:)
ve tatmin oldun huzura kavuştun ve derin bir uyku çektin

işte tatmin olma budur acıkma ile yemeğin yenilmesi de aynıdır

tadmin tüm şüphe şek zan ve cehilden tam kurtuluşa erip kesin bilmeye yakine kavuşma ile kalbin sakinleşmesi ferahlanmasıdır

misal: biri silahı size tuttu  ateş etme konumunda korkudan kalbiniz atmaya başlar
sonra tetik düşmesi ile boş olduğu anlaşıldı hatta tüfek sahibi tüfeği açıp gösterdi iiçinde hiç bir şey yok  ve tekrar size doğrultup tetik düşürse artık zerre korku olmaz zira tatminata vardınız

gerçi şeytan doldurur diye bir ufak şüphe daha kalır:)

yani diyeceğim iman öyle bilmeden hayali fantastik şeylere iman filan değildir

gayet müşahde yakin tadmin ile zirveye oturur.


***

iman da eminlik kesinlik yakinlik ilim tadmin vardır

öyle kafadan inanıyorum filan asla değildir

 

yoksa Allah hz ibrahime dört kuş tut şöyle yap demez di direk iman et derdi

tadminiyet imanın zirvesidir.

veya kainata bak tefekkür et aklet ilim sahibi ol düşün demezdi

hangi kitapta oku düşün nazar ve basar et tefekkür et aklını kullan bu kadar fazla ben bilmiyorum.

 

***

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

@nogodbutAllah baştan sona zırvalamış yine.

İnuitlerin arasında doğda idin, nah müslüman olurdun!

Sizin gibiler, milletin kafasını ütülemekten başka işe yaramazlar zaten.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...