Jump to content

Her Dönemde İnkarcılık


Recommended Posts

inkarcılarda gözlemlediğim kadarı ile inkarcılıklarını bilimsel delillere dayandırdıklarını sürekli savunuyorlar,evrimden mutasyona kadar tüm bilimsel olgular ile inkarcılıklarının doğruluğunu teyit ettiklerini söylüyorlar,peki bu inkarcılık belası bilim ile mi çıkmış ortaya?

ayetlerde,hadislerde,peygamberler hayatlarında okuduğumuz öğrendiğimiz kadarı ile inkarcılık ilk insanlardan beri var olan bişi adamlar Dünyanın düz olduğuna inanırken bilim neredeydi?

Demem o ki,siz ateistlerin arkasına saklandığı bilim sadece tutunmaya çalıştığınız dal,bilimden öncede inkar vardı,insan vardı çünküsiz her cevabı bilimde bulduğunuzu söylüyorsunuz peki asırlar öncesindekiler neyi nerede bulduda inkara koştular?

yoksa insan sahiden hüsrandamıdır asr gibi..

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 60
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

İnkarın tanımı şöyle:

Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma.

Bir meczup çıkmış "Ben peygamberim" demiş.

Zırvalarla dolu bir kitap yazmış. Demiş ki: "Bu kitabı bana tanrı gönderdi"

Kendisine inanmayanlara da "inkarcı" demiş.

İnanmayanlar birşey yapmışlar da, yaptıklarını mı inkar etmişler?

Birşey söylemişler de söylediklerini mi inkar etmişler?

Birşeye tanık olmuşlar da, onu mu inkar etmişler?

Hayır!

Öyleyse yapmadığı, söylemediği, tanık olmadığı şeyleri kabul etmeyen insanları inkarcılıkla suçlamış olanlar; onları yalana ortaklığa zorlamışlardır.

Nitekim inananlara tanık olmadıkları halde: "Tanıklık ederim ki Allahtan başka ilah yoktur ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun kulu ve resulüdür." dedirtilmiş-dedirtilmektedir.

Bu durumda ortada inkarcılar değil, yalancılar var demektir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

inkarcılarda gözlemlediğim kadarı ile inkarcılıklarını bilimsel delillere dayandırdıklarını sürekli savunuyorlar,evrimden mutasyona kadar tüm bilimsel olgular ile inkarcılıklarının doğruluğunu teyit ettiklerini söylüyorlar,peki bu inkarcılık belası bilim ile mi çıkmış ortaya?

ayetlerde,hadislerde,peygamberler hayatlarında okuduğumuz öğrendiğimiz kadarı ile inkarcılık ilk insanlardan beri var olan bişi adamlar Dünyanın düz olduğuna inanırken bilim neredeydi?

Demem o ki,siz ateistlerin arkasına saklandığı bilim sadece tutunmaya çalıştığınız dal,bilimden öncede inkar vardı,insan vardı çünküsiz her cevabı bilimde bulduğunuzu söylüyorsunuz peki asırlar öncesindekiler neyi nerede bulduda inkara koştular?

yoksa insan sahiden hüsrandamıdır asr gibi..

:lol:

Bilimden önce ne yaw ? Bilmenin , bilimin ne olduğunu öğretmek lazım bu meczupa

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnkarın tanımı şöyle:

Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma.

Bir meczup çıkmış "Ben peygamberim" demiş.

Zırvalarla dolu bir kitap yazmış. Demiş ki: "Bu kitabı bana tanrı gönderdi"

Kendisine inanmayanlara da "inkarcı" demiş.

İnanmayanlar birşey yapmışlar da, yaptıklarını mı inkar etmişler?

Birşey söylemişler de söylediklerini mi inkar etmişler?

Birşeye tanık olmuşlar da, onu mu inkar etmişler?

Hayır!

Öyleyse yapmadığı, söylemediği, tanık olmadığı şeyleri kabul etmeyen insanları inkarcılıkla suçlamış olanlar; onları yalana ortaklığa zorlamışlardır.

Nitekim inananlara tanık olmadıkları halde: "Tanıklık ederim ki Allahtan başka ilah yoktur ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun kulu ve resulüdür." dedirtilmiş-dedirtilmektedir.

Bu durumda ortada inkarcılar değil, yalancılar var demektir.

"Konu kapanmıştır" dedirten açıklama.

Ama tabii kapanmayacak çünkü anlamayacaklar. Veya işlerine gelmeyecek.

Özetle: Allah vardı da biz mi inkâr ettik?

İftira ediyorlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaşayıp yaşamadığı bile bilinmeyen Musa'nın asasının yılanları yuttuğu, elini koynuna sokup çıkardığında bembeyaz olduğu, çekirge istilası, kurbağa istilası yaptırdığı, bütün suları kana çevirdiği, ilk doğan bütün erkeklerin öldüğü ve Kızıldeniz'i yararak firavunun ordusundan kurtulunduğu gibi mucizeler gösterdiği iddia edilmiş.

Bunları görmeyen, tanıklık etmeyenler inkarcılıkla suçlanıyor.

Böyle bir saçma suçlama olabilir mi?

O mucizeleri görmüş olanlar inanmamışsa eğer, inkarcı olanlar onlardır.

Kaldı ki o tür mucizelere tanıklık etmiş olanın inkarı mümkün mü?

Hadi çekirgeleri, kurbağaları geçtik. Bütün suları kana çeviren biri nasıl olur da inkar edilir?

Ama gel gör ki Mısırlılar Musa'ya inanmadıkları gibi kendi kavmi de bir müddet sonra yine buzağıya tapmışmış.

Yahu masalın-mavalın bile bu kadar saçması olmaz.

Muhammed'in kendi amcası-Ali'nin babası bile iftira atılıp inkarcı yapılıyor.

Sözde çocukluğunda Ebu Talip'in yanında kervana katılmış da, yolda Rahip Bahira onu görünce "Bu beklenen peygamber" demişmiş.

Ama Muhammed'e peygamberlik geldiğinde inanmadığı gibi, ölene kadar da iman etmemişmiş.

Öyle bir olay yaşanacaktı da, ilk inanan amcası olmayacaktı öyle mi?

Delimiymiş, geri zekalımıymış amcası?

Yok eğer kalbi mühürlüyse, ne diye mühürlemiş Allah? Başka mühürleyecek adam mı bulamamış?

Ondan sonra inkarcı..

Yalancının yalanına inanmayana inkarcı denilir mi hiç?!!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu site sırf ateistleri ve sırf islamı korumak için sacma yazılar yazanlarla dolu.

Acaba cehaletten mi yoksa tek taraflı düşünmenin verdiği bir olaymı diye geçti aklımdan.

Bilimden önce kelimesi bile acayip.

Galiba ben sadece bilim bölümnde yazmalıyım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

boş tartışma.. ama kafama takılan bir şey var pante, madem öyle sen ikibin altı ya kadar inandığın din bu din değilmiydi.. o vakitler nasıl bir kafa taşıyordun ki sadakte diyordun inan sadece meraktan soruyorum bu gün sana yarın bana ne olur ne olmaz bilelim önlemimizi alalım..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Lucretius Muhammed'den 700 sene önce yaşamış.

Evreni, atomları anlatmış.

700 sene sonra yaşayan Muhammed gibi 7 kat gök-7 kat yer diye saçmalamamış.

"Yıldızlar, şeytanları taşlamak için yaratılmış atış taneleridir" diye zırvalamamış.

Bakın neler yazmış. İnkar eden Lucretius mu yoksa ondan 700 sene sonra, 2100 sene sonra yaşayan dinciler mi görün:

Birinci ilkemiz şu olacak konuya girerken:

Hiçten hiçbir şey yaratılamaz tanrısal güçle

Ölümlülerin bunca korkuya kapılmaları

Yerde ve gökte tanık oldukları olaylara

Gözle görülür bir neden bulamamalarındandır

Kolaydır tanrının istemiyle açıklamak bunları

Hiçten bir şey yaratılamayacağını kavrayınca

Daha açık seçik göreceğiz önümüzdeki yolu

Nasıl oluştuğunu ve var olduğunu

Bir kere yoktan yaratılsaydı varlıklar,

Her tür, her kaynaktan doğardı; tohum olmazdı

İnsan denizden çıkardı, pullu balık topraktan

Ve kuşlar gökten türerlerdi durup dururken.

Sürüler, kuytularda üreyen yabanıl hayvanlar,

Ekili ya da çorak toprakları doldururlardı.

Aynı ağaçlarda bitmezdi hep aynı yemişler,

Elbet değişirlerdi, her ağaç her yemişi verirdi.

Kendine özgü doğurgan gövdelerden oluşmasaydı

Neden hep varlık doğsundu aynı tür anadan?

İmdi, her varlık özel tohumundan oluştuğundan

Ancak uygun dokunun, uygun atomların bulunduğu

Yerden doğar güneş-ışıklı dünyaya.

Bu yüzden her şey rasgele doğamaz her şeyden,

Özel gücü özündedir doğumunu hazırlayan.

Neden baharda açar gül,ekin olgunlaşır yazın?

Ve üzüm neden büyüsüne kapılır güzün?

Özel tohumları elverişli anda toparlanmayınca

Ortaya çıkıp, varlıklar gelişmeseydi,

Dirim başlayan toprak en uygun mevsimde,

Onları korunmasız sürer miydi ışıklı dünyaya?

Hiçlikten doğsalardı, zaman gözetmeden

Olmadık aylarda ürerlerdi elbet, ansızın;

Mevsimlerin hışmıyla doğurgan bileşimleri önlenen

İlksel gövdeleri olmadığından.

Dahası, serpilmeleri de belli bir süreyle

Belirlenemezdi, tohumun birikimi için gereken.

Bebekler birdenbire büyüyüverir,

Ağaçlar dilenildiğinde bitiverirdi topraktan.

Ama öyle değil doğanın yasası biliyoruz.

Doğada usul usul gelişir varlık,

Kendine özgü yapıyı taşıyarak tohumundan,

Kendine özgü maddesiyle çoğalır ve beslenir,

Dahası da var: çıkagelmezse mevsim sağanakları,

Veremez yüzgüldürenekini toprak

Besinsiz kalınca da üreyemez hayvanlar

Ve sürdüremezler dirimlerini.

Atomları yadsıyan kuramın tersine,

Ortaktır çoğu öğeler varlıkların genelinde,

Tıpkı ayrı sözcüklerdeki harfler gibi.

Düşünelim: Neden öylesine kocaman yaratmamış doğa

Ki yürüyerek geçememiş insanlar okyanusu?

Elleriyle devirememişler dağları,

Ve sürdürememişler yaşamlarını kuşaklar boyu?

Çünkü varlık, doğumu için özel doku ister

Kendi yapısının niteliğini belirleyen,

Demek ki hiçbirşey oluşamaz hiçlikten,

Çünkü her varlık, dayanıksız havaya çıkmadan,

Kendi özel tohumundan döllenmelidir.

Son olarak görüyoruz ki işlenmemişten

Daha yetkindir işlenmiş topraklar ve

Emeğin değdiği yer, tatlı yemişlerden geçilmez.

Çünkü öyle tohumlar gizlidir ki toprakta

-sabanla alt üst ettiğimizde-

uyarırız verimliliklerini onların. Yoksa

çabamıza gereksinmeden ulaşırlardı yetkinliğe.

İkinci ilke: kurucu atomlarına ayırır bileşikleri doğa

Ve hiçbir şeyi indirgemez hiçliğe.

Öğeler yok edilir nitelikte olsalardı

Yitip giderdi nesneler de birdenbire;

Bağlantıları koparmak ayırmak için parçaları

Güç harcamaya bile gerek kalmazdı. Ne ki,

Yok edilmez tohumlardan elde edildiğinden her şey,

Hiç birinin yitmesine göz yummaz doğa;

Çatlaklardan içeri sızıp çözüştüren

Ya da bir vuruşta yıkan bir güç olmadıkça.

Öz dokuları tükenen varlıklar, yeryüzünden

Silinebilseydi hepten, hangi kaynaktan türetirdi

Venüs, bunca çeşit canlıyı?

Nasıl

Sürerdi yaşam ışığına? Kendisine döndüklerinde

Nasıl bulurdu her keresinde toprak, türlerinin

Gelişmesi için gereken besinleri?

Nereden tazelenirdi deniz, ona kavuşan ırmak?

Esir nereden beslerdi yıldızları?

Zamanın uzun dilimi, karanlık geçmiş, elbet

Tüketebilirdi ölümlü gövdeleri, oysa

Sonsuz geçmişte, evreni durmaksızın yenileyen

Gövdeler süregelmişse, demek ölümsüzdür onlar;

Hiçbir varlık hiçliğe indirgenemez o zaman.

Link to post
Sitelerde Paylaş

boş tartışma.. ama kafama takılan bir şey var pante, madem öyle sen ikibin altı ya kadar inandığın din bu din değilmiydi.. o vakitler nasıl bir kafa taşıyordun ki sadakte diyordun inan sadece meraktan soruyorum bu gün sana yarın bana ne olur ne olmaz bilelim önlemimizi alalım..

Oflaz, benim dine yönelik şüphelerim daha çocuklukta başlamıştır.

Hem de Kur'an kursunda.

17-18 yaşında ise ateisttim.

90'lı yıllarda nedense kafam karıştı, imana geldim, ama tanrıdan başka kutsal tanımayacak şekilde.

Yani dinlere yine inanmıyordum.

Deistlikten ziyade panenteistliğe yakın bir inançtı benimki.

Vahye değil ilhama inanıyor, tanrının bir takım insanlara ilham vermiş olabileceğini düşünüyordum.

2005-2006'da ise panteistlikle-panenteistlik arasında kaldım.

Bu sıralarda ise natürel panteistim.

Senin önlem alman gerekmiyor. Artık kemikleşmiş bir dindarsın. Kolay kırılmayacak iman zincirlerine sahipsin. Maaşallah! :D

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...