demirefe 0 Aralık 2, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 2, 2011 gönderildi cennet çok renkli heyecanlı bir hayattır... hiç bitmesin istersiniz... Masturbasyon yaparken Victoria Silvstedt'i düşünmek gibi mi? Huriler arasında ne viktoryalar, ne sindiler, ne anjelinalara beş basanlar vardır değil mi? Link to post Sitelerde Paylaş
armand 0 Aralık 2, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 2, 2011 gönderildi Masturbasyon yaparken Victoria Silvstedt'i düşünmek gibi mi? Huriler arasında ne viktoryalar, ne sindiler, ne anjelinalara beş basanlar vardır değil mi? arkadaşı gaza getirme; Hasan Sabbah'ın fedaileri gibi, cennete gidecem diye kendi elleriyle kalbini sökebilir Link to post Sitelerde Paylaş
Bilgi 0 Aralık 2, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 2, 2011 gönderildi Sonsuza kadar değil de; şöyle bir 10 bin yıl yaşamayı çok isterdim... Link to post Sitelerde Paylaş
kirec 0 Aralık 2, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 2, 2011 gönderildi Sonsuza kadar değil de; şöyle bir 10 bin yıl yaşamayı çok isterdim... on binyıl dediğin nedir ki... göz açıp kapayıncaya kadar geçer... kaç sene yaşarsan yaşa insan az gelir bence... yeter ki güzel yaşa... Link to post Sitelerde Paylaş
zlndlk 0 Aralık 2, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 2, 2011 gönderildi Sonsuz hayat en buyuk paradokstur, celiskidir, "syntax error"dir. Link to post Sitelerde Paylaş
Apollon 0 Aralık 3, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 3, 2011 gönderildi İnsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve zekasının dar sınırlarından ötürü, öyle bir yeknasanlık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyırılmış olsa, can sıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez, asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını ve ne değilse o olmasını sağlamaktır. Schopenhauer Link to post Sitelerde Paylaş
esron 0 Aralık 3, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 3, 2011 gönderildi İnsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve zekasının dar sınırlarından ötürü, öyle bir yeknasanlık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyırılmış olsa, can sıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez, asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını ve ne değilse o olmasını sağlamaktır. Schopenhauer Ve sıkıntıya teselliyi sonunda upanişadlarda bulmuş Schpenhauer... (...) Upanişadlar Sufizmi, Batı mistisizmini, Neo Platonculuğu, ünlü Alman filozofu Arthur Schopenhaueri derinden etkilemiştir. Schopenhauer bu Hindu kutsal kitaplarının batı tarafından keşfinin "yüzyılın en büyük hediyesi" olduğunu söylemiş, Upanişadlar ile ilgili olarak da insan düşüncesinin en yüksek ürünleri ve bilgeliği", "Dünyada var olabilecek en doyurucu ve en yükseltici eser; yaşamımın tesellisi oydu, ölümümün de tesellisi o olacaktır." yorumlarını yapmıştır. http://tr.wikipedia.org/wiki/Upani%C5%9Fad Link to post Sitelerde Paylaş
uykucu şirin 0 Aralık 5, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 5, 2011 gönderildi Şu aralar canım; "sıcak suyla dolu bir küvet, bir elimde içkim, diğer elimde otum, ve canımın çektiği her kadın" dizelerinde geçen şeyleri çekiyor. Sonsuza kadar bunları istemeye devam edebilirim. Ben böyle ortamı sağlayacak ağanın elini değil, şeyini bile öperim. Link to post Sitelerde Paylaş
Ulaş'ın sesi bu 0 Aralık 6, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 6, 2011 gönderildi Sonsuz yaşam vaadi; insanın bilinmezlik zaafından yararlanmak suretiyle her tür adaletsizliği normalleştirmek için ileri sürülmüş en büyük yalandır. Selamlar. Link to post Sitelerde Paylaş
taopaipai 0 Aralık 6, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 6, 2011 gönderildi İnsan içgüdüleri gereği yaşamak ister. Yoksa yaşamakta mantıklı bir taraf yoktur. Yaşamakla ölmenin, hiçbir farkı yoktur. Sen istemez misin bin sene yaşamak diye sorsanız, isterim derim. Ama bunu, bin yıl yaşamak çok daha mantıklı olduğu için söylemem. Zaten "istemek" dediğiniz şeyde mantık yoktur, duygular ve içgüdüler vardır. Link to post Sitelerde Paylaş
ateist12 0 Aralık 20, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 20, 2011 gönderildi ÖNEMLİ OLAN ÖLMEK DEĞİL! ÖLDÜKTEN SONRA DÜNYA'DA BIRAKTIĞIN IZDIR... EĞER DUNYA'YA BIR ETKIN OLMAMIS, DUNYA'YA SENI ANACAK, SENI ONURLANDIRACAK BIRŞEY BIRAKMAMISSAN. HİÇ YAŞAMAMIŞSINDIR. Sonuna kadar katılıyorum Link to post Sitelerde Paylaş
kirec 0 Aralık 20, 2011 gönderildi Raporla Share Aralık 20, 2011 gönderildi İnsan içgüdüleri gereği yaşamak ister. Yoksa yaşamakta mantıklı bir taraf yoktur. Yaşamakla ölmenin, hiçbir farkı yoktur. Sen istemez misin bin sene yaşamak diye sorsanız, isterim derim. Ama bunu, bin yıl yaşamak çok daha mantıklı olduğu için söylemem. Zaten "istemek" dediğiniz şeyde mantık yoktur, duygular ve içgüdüler vardır. ya hocam bu gen işi evrim tüm kavramların anlamların a...na koydu demi... Link to post Sitelerde Paylaş
Recommended Posts