Jump to content

İNSAN Evren Ve Mükemmellik Kavramı


Recommended Posts

Çoğumuz karşılaşmışızdır, insan mükemmel, harika bir sistem, şu evrene baksana kuşlar böcekler yıldızlar, peki ya güneşe ne demeli? her şey bir uyum içerisinde...Bu tarz safsatalar işte...

Bir mükemmellik edebiyatı almış başını gidiyor, en ufak gribal enfeksiyonda ölen bir canlı olan insanın neresi mükemmel? Ya da gerçekten insan için bizi şaşırtabilecek bir özellik var mı? Vay be diyeceğimiz, inanılmaz karmaşık diyebileceğimiz bir şey var mı?

Evren harikaaaaa!, neresi harika bu evrenin?

Sizin mükemmel bulduğunuz bir şey var mı? Bilimsel olarak böyle bir bakış açısını destekleyecek veriler var mı elimizde?

Velhasıl-ı kelam insan evren ve mükemmellik kavramlarını biraz tartışalım istiyorum.

Nasıl yazdım ama; mükemmel değil mi?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 54
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Mükemmellik nedir önce onu bir ortaya çıkarmak lazım.

Eğer hiçbir kusur bulamamaksa ne evren ne de insan bundan çok uzaktır. Başta evrende bir düzen olduğu düpedüz bir yalan. Evrende bir düzen ahenk vs yok. evren çok vahşi bir yerdir. Karadelikler kol gezer, gezegenler birbirleri ile çarpışır, galaksiler birbirlerini çekerek yıldızlarını dağıtır. Kısacası evrendef zaman içinde fazla yaşamadığımız için bize bir düzen varmış izlenimini veriyor ancak uzun soluklu gözlemler hiçte öyle olmadığını gösteriyor.

İnsana gelirsek, başta insan gözü son derece kusurludur. Anatomik olarak yanlış bir şekli vardır. Daha doğru gözler mürekkep balığı gözlerinde bulunur. Mürekkep balıklarının göremediği bir kör noktaları yoktur. Ancak insanlarda büyük bir görme problemi vardır. Gözümüz belli bölgeleri görmez. Bunun nedeni ise yapısal hatasındadır. Aynı hata bahsettiğim mürekkep balığında bulunmaz. Daha düzgün evrilmiştir.

Bacaklarımızın öne doğru kıvrılması da bir kusurdur. Bizlerin sürekli düşmesine neden olur. Oysa kuşlar gibi arkaya kıvrılıyor olsalardı iki ayaklı yürürken bu denli çok düşmezdik...

tarihinde CharlesDarwin tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Her süreçte entropi olduğu için bu evrende mükemmellikten bahsedemeyiz.

İlk termodinamik kanun bir Fransız bilim adamı olan Sadi Carnot tarafından 1820'li yıllarda tanımlanmıştır. Buna göre enerji yok edilemez ve yoktan var edilemez. Ancak şekil değiştirebilir. Başka bir deyişle evrende mevcut enerji her zaman aynı kalmak zorundadır.

İkinci termodinamik kanun Clausius ve Thomson tarafından tanımlanmıştır. Thomson ısının bir enerji türü olduğunu ve işe dönüşürken veriminin yüzde yüz olmadığını, Clausius ise ısının sıcaktan soğuğa doğru hareket ettiğini ve bunun tersinin mümkün olmadığını bulmuştur. Birlikte bu iki gözlem enerjinin dağılması paradigması olan entropi kavramının ortaya çıkmasından sorumludur.

Birinci ve ikinci termodinamik kanunlar bize şunları söylerler:

Enerji ne yaratılabilir ne de yok edilebilir. Sadece bir şekilden diğer bir şekle dönüştürülebilir. Ancak bu dönüşümlerde randıman yüzde yüz olmayıp, bir kısım enerjinin kullanılabilirliği azalır.

Bu nedenlerden dolayı evrende mükemmellik yoktur.

Canlılar madde ve enerjinin uyduğu aynı yasalara tabidirler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Mükemmellik, maddede, canlıda, beklentinin veya beklentilerin büyük oranda gerçekleşmiş olmasıdır. Kusursuz mükemmellik yoktur ancak, mükemmele yakın özellikler ortaya çıkmış olabilir.

Ayrıca mükemmelliği eğerlendiren kimdir? Arılar ve bazı böcekler milyonlarca yıldır yaşamlarını aynı mükemmellikte sürdürmektedirler. Beklentilerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Eksikliklerinin farkında olup olmadığını bilmiyoruz. Bu canlıların mükemmel olup olmadıklarını biz insanlar değerlendiriyoruz. Eksikliklerini, bedeni fonksiyonlarının daha iyi nasıl olabileceğini vs bizler değerlendiriyoruz.

İcat ettiğimiz pek çok bilim ve teknolojik ürün, gün geçtikçe daha az kusurlu, daha dayanıklı ve daha işlevsel bir hale dönüşmektedir. Bir fotograf plağından renkli digital tv lere buradan 3 boyutlu tv lere geçiş, bunlar arasındaki işlevsel karşılaşma

yaptığımızda. Birini ilkel, diğerini mükemmel olarak değerlendirirsek, pek büyük bir hata ve abartma yapmış olmayız.

Kendiliğinden örgütlenme şeklinde olsa bile, virüslerden yüksek yapılı canlılara kadar tüm canlıların bedensel yapılarını değerlendirdiğimizde, "daha iyisi olamaz" şeklinde mükemmele yakın gelişmeler olduğunu görebilir ve değerlendirebiliriz.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Varoluş canlılar ve cansızlar için büyük bir kaos ortamıdır çünkü varlık ancak bu şekilde varolabiliyor. Çatışacak çelişecek değişecek dönüşecek gelişecek hatta çürüyecek böylece varolabilecek ya da mevcut varlılığını sürdürebilecek.

Ortada kusur ya da mükemmellik yok sadece zorunluluklar var. Mükemmel ya da kusurlu gibi tanımlamalar bizim edebiyata düşkünlüğümüzün, tanımlama ve sıfatlama takıntılarımızın ürünüdür, birde hayal dünyamızın arzu dünyamızın ürünüdür. Kanımca evrendeki hiç bir oluşum eleştirilemez kınanamaz ve yine evrendeki hiç bir oluşum alkışlanamaz ve övülemez.

Daha da ileri gidecek olursak dünyadaki hiçbir insan eleştirilemeyip kınanamıyacağı gibi hiçbir insan da övülemez alkışlanamaz çünkü herkes gensel ve kültürel oluşum olan beyin donanımının robotudur. Hareketi düşüncesi duygusu ne ise o onun zorunluluğudur.

Nasıl yazdım ama; mükemmel değil mi?

Olaya bu doğrultudan bakacak olursak yazınız mükemmel falan değil ama kötü ya da kusurlu da değil sadece mükemmellik hakkındaki zorunlu merakınızın yine zorunlu dışa vurumudur bu yazınız. Asıl mükemmel olan benim yazımdır. =))

Sevgiler...

tarihinde zazo tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Mükemmellik, maddede, canlıda, beklentinin veya beklentilerin büyük oranda gerçekleşmiş olmasıdır. Kusursuz mükemmellik yoktur ancak, mükemmele yakın özellikler ortaya çıkmış olabilir.

Ayrıca mükemmelliği eğerlendiren kimdir? Arılar ve bazı böcekler milyonlarca yıldır yaşamlarını aynı mükemmellikte sürdürmektedirler. Beklentilerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Eksikliklerinin farkında olup olmadığını bilmiyoruz. Bu canlıların mükemmel olup olmadıklarını biz insanlar değerlendiriyoruz. Eksikliklerini, bedeni fonksiyonlarının daha iyi nasıl olabileceğini vs bizler değerlendiriyoruz.

İcat ettiğimiz pek çok bilim ve teknolojik ürün, gün geçtikçe daha az kusurlu, daha dayanıklı ve daha işlevsel bir hale dönüşmektedir. Bir fotograf plağından renkli digital tv lere buradan 3 boyutlu tv lere geçiş, bunlar arasındaki işlevsel karşılaşma

yaptığımızda. Birini ilkel, diğerini mükemmel olarak değerlendirirsek, pek büyük bir hata ve abartma yapmış olmayız.

Kendiliğinden örgütlenme şeklinde olsa bile, virüslerden yüksek yapılı canlılara kadar tüm canlıların bedensel yapılarını değerlendirdiğimizde, "daha iyisi olamaz" şeklinde mükemmele yakın gelişmeler olduğunu görebilir ve değerlendirebiliriz.

Sevgiler.

Katılacağım bir ileti. İçinde yaşadığımız evrende yasalar mevcut olandan daha mükemmel bir örgütlenmeye izin vermezlerdi.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Mükemmellik, maddede, canlıda, beklentinin veya beklentilerin büyük oranda gerçekleşmiş olmasıdır. Kusursuz mükemmellik yoktur ancak, mükemmele yakın özellikler ortaya çıkmış olabilir.

Ayrıca mükemmelliği eğerlendiren kimdir? Arılar ve bazı böcekler milyonlarca yıldır yaşamlarını aynı mükemmellikte sürdürmektedirler. Beklentilerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Eksikliklerinin farkında olup olmadığını bilmiyoruz. Bu canlıların mükemmel olup olmadıklarını biz insanlar değerlendiriyoruz. Eksikliklerini, bedeni fonksiyonlarının daha iyi nasıl olabileceğini vs bizler değerlendiriyoruz.

İcat ettiğimiz pek çok bilim ve teknolojik ürün, gün geçtikçe daha az kusurlu, daha dayanıklı ve daha işlevsel bir hale dönüşmektedir. Bir fotograf plağından renkli digital tv lere buradan 3 boyutlu tv lere geçiş, bunlar arasındaki işlevsel karşılaşma

yaptığımızda. Birini ilkel, diğerini mükemmel olarak değerlendirirsek, pek büyük bir hata ve abartma yapmış olmayız.

Kendiliğinden örgütlenme şeklinde olsa bile, virüslerden yüksek yapılı canlılara kadar tüm canlıların bedensel yapılarını değerlendirdiğimizde, "daha iyisi olamaz" şeklinde mükemmele yakın gelişmeler olduğunu görebilir ve değerlendirebiliriz.

Sevgiler.

Çok güzel bir cevap olmuş, teşekkürler.

Saygılarımla.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sıkıcı oldu iyice.

Şimdi bu vakaya bakıp, +18 diyebilir, yada demeyebilirsiniz.

Buna bakıp, ne muhteşem düzen de diyebilirsiniz.

Baktıktan sonra böyle bir garabetin yaşandığı bir kainatta ne mükemmelliği beyler de diyebilirsiniz.

sanırım dağılabilirsiniz beyler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hiçbir dindara şunu anlatamazsınız;

Yaşam için özel şartlar oluşturulmadı, Gerekli şartlar oluştuğu için buna uygun yaşam formları gelişti.

Ama onlar bir çiçeğin güzelliğine, bir martının kanadındaki ahenge aldanıp; bize zakkum yedirip irin içirecek bir varlık için aşka geldiler, bir taşın etrafında 7 kez dönüp onu öpüp okşadılar, şeytan diye direğin birine taş attı yaşlı yaşlı amcalar teyzeler.. neden? çünkü çiçek çok güzel ?

işte dünya böyle yer, işte insan böyle birşey.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...

Tutarsız yaklaşımlar. Evrenin mükemmel olup olmadığını yorumlamak için alternatif bir evreni görüp kıyaslamak lazım. 40-50 sene önceki TV ler mükemmeldi, ama şimdikilerle kıyaslanınca 5 para etmiyor. Kısacası mükemmelik kavramı için kıyas lazımdır. Alternatif bir evrenimiz olmadığı sürece bu evren mükemmeldir. Beğenmeyen gitsin başka evrende yaşasın. Varlığından memnun olmayanı kimse zorla yaşatmıyor.

Kusur ararsanız kendimizde, çevremizde pek çok kusur bulabiliriz. Fakat büyük resmi göremediğimiz için bunun gerçekte kusur olup olmadığı tartışılabilir. Mükkemmellik dediğim gibi soyut bir kavram. Kişilere göre farklılıklar gösterebilir. Hangi pencereden, hangi ön yargılar ile baktığınıza bağlıdır.

Kesin olan ise Evrende tecelli eden bir takım yasalar olduğudur. İster tesadüfen, ister bir kanun koyucu tarafından konulmuş olsun, neye inanırsanız inanın belli kanunlar var. Madde bu kanunlara uymak zorunda. Canlı varlıklarda öyle. Bu kanunların dışına çıkamıyorsunuz.

Bu açıdan bakınca düzensiz diye birşey yok, herşey kainatta tecelli eden kanunlara uymak zorunda. Bir yanardağın patlayıp milyonlarca canlının ölümüne sebeb olması düzensizlik değildir. İki cismin çarpıştığında parçalanması da kaos değildir. Yada beyninize bir tabanca dayayıp tetiği çektiğinizde kafanızın parçalanması de kaos değildir. Evrendeki karadeliklerin herşeyi yutması da karmaşa değildir. Neticede bunların hepsi evrende tecelli eden kanunlara uygun olarak olması gerekenlerdir.

Bu sistem böyle..

Tabi biz insanlar yada genel olarak canlılar için ölüm gibi bir engel daha var. Bilmediğimiz pek çok şey gibi. Arkasında ne olduğu gizli olduğu sürece insanın arayışları devam edicek.

Nasılki varlığınız elinizde değil, bu sistemin dışına çıkmak, kanunlara uymamak elinizde değil; aynen öylede ölümün arkasındaki perde açılıncaya kadar bu tartışmaların hepsi ancak ZAN dan ibaret kalacak. Hakikat ancak o zaman anlaşılacak.

O zaman bir yaratıcı varsa sorarsınız ona düzensiz sandığınız şeylerin hakikati ve perde arkası neymiş diye.. Yoksa zaten yoktur, olay bitmiştir, artık bir hiçsinizdir; hatta hiç bile değilsinizdir..

Kısaca düzenden memnun değilseniz hiçlik sizi bekliyor... Yapacak bişeyiniz yoksa Seve seve yada mecburen düzülmeye devam edebilirsiniz...Yapcak bişey yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili mask kendi iddiasıyla çelişen açıklaması ilginç. Hem mükemmellik için kıyas gerekli diyor. Peşinde de kıyaslayacağımız bir başka evren olmadığı için bu evren mükemmeldir diyor. Birinci yaklaşımını inkar ediyor. Daha da ileri gidip. Bu evrendeki her olayı (kaosu bile) mükemmellik kavramı içine hapsediyor. Böyle olunca mükemmellik diye bir şeyin söz konusu olmayacağını düşünemiyor. Yine bu yaklaşımı ile 'beşpara etmez tv' örneğini de çöpe atıyor.

Evrende maddeden bağımsız, maddeyi yönlendiren fizik veya tanrısal yasalar yoktur. Maddenin fiziksel ve kimyasal özellikleri, yani; aynı şartlar altında aynı davranışları gösteren davranış biçimleri vardır. Bu davranış biçimlerinden canlılar hem kendilerini yapılandırmada hem de yaşamda kalabilmek için yararlanmaktadırlar. Canlılar bu amaçlarını ne oranda gerçekleştirebiliyorsa o oranda mükemmelliği yakalamış olurlar.

Sevgiler

Link to post
Sitelerde Paylaş

drekinci; sanırım tam anlatamadım..

Ben mükemmellik soyu bir kavramdır, bakış açısına göre değişir ve kıyas gerektirir diyorum... Bana göre mükkemmel olan, sana göre olmayabilir..

Ama kesin olan kanunlar vardır diyorum.. Ve bu kanunların ötesinde tesadüfen hareket eden bişey yok diyorum..Bahsettiğim düzen ise evrendeki her ŞEY in bu kanunların dışına çıkamamasıdır. Demek istediğim bu. Düzen derken bu sistemden bahsediyorum... Bunu ister yaratıcının kanunlarına bağlarsın, istersen akılsız, şuursuz, idraksiz maddenin özelliklerine.. Gerek Atom altı dünyada, gerek maddi dünyada bu kanunlar mevcuttur.. Bunu inkar etmenin tek dayanağı insanın inadıdır, hak ve hakikate dayanan başka bir temeli olamaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yine anlatamadın mask!

İletimi bir daha oku, anlayıncaya kadar oku.

Tartışmanın konusu, doğa veya fizik yasaları ile tanrı yasalarının varlığı veya yokluğu değildir.

Mükemmelliğin ölçüsü amaçtır, erektir. Amacına ne oranda ulaşmışsan o oranda mükemmelliğe yaklaşmışsın demektir.

Evet; mükemmellik ve kusursuzluk kıyas gerektirir. Evrenin kendisi olmasa bile evrenin içinde, kıyaslayabileceğimiz olgular mevcuttur. Buna göre ilkel ile gelişkini, kusurlu ile kusursuzu kıyaslayabilirsin.

"Her şey yasalara tabidir." Demek. Hiçbir şey söylememek demektir. Boş konuşmaktır.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tutarsız yaklaşımlar. Evrenin mükemmel olup olmadığını yorumlamak için alternatif bir evreni görüp kıyaslamak lazım. 40-50 sene önceki TV ler mükemmeldi, ama şimdikilerle kıyaslanınca 5 para etmiyor. Kısacası mükemmelik kavramı için kıyas lazımdır. Alternatif bir evrenimiz olmadığı sürece bu evren mükemmeldir. Beğenmeyen gitsin başka evrende yaşasın. Varlığından memnun olmayanı kimse zorla yaşatmıyor.

Gerçekten de drekinci'nin ortaya koyduğu yaklaşım en isabetli ve tutarlı olanı. Kıstası beklenti olarak almak.. Alternatif bir evreni görüp kıyaslamak lazım deyip de peşisıra "alternatif bir evren olmadığı sürece bu evren mükemmeldir" demek nasıl bir rasyonel aklın ürünüdür bilemiyorum; olsa olsa bir çeşit "hezeyan" ya da kendi kendini avutma, kandırma yöntemi olabilir belki.(no offense) Ama bu sadece kendini kandırmaktır, böyle biline. Aklı başında kimse bunu "yemez". Aslında kıyas yapmak bile iki evreni kendi arasında konumlar, en fazla sınıflar belki. Mükemmellikse tamamiyle baktığınız açı, ya da beklentiyle alakalıdır. Halihazırdaki evrenden beklentiniz tam olarak "halihazırdaki" hali gibi olmasıysa eğer, o evren mükemmeldir. Ya da tüm sabitlerin ya da örneğin, kütleçekimin çok fazla olup da hiçbir şey oluşmasın izin vermediği bir verenden beklediğiniz tam olarak oysa eğer, o da kendi içinde, hiçbirşeyin olmaması açısından mükemmeldir. Ya da canlılığa hiçbir şekilde izin vermeyecek bir evreni tüm düzeneğin böyle kurulmuş ve canlılığa izin vermemesi açısından da mükemmel sayabiliriz. O zaman bizim kıstasımız ne olmalı? Pek tabi ki biricik "insan" ya da "canlılık". Hareket noktalarından biri şu da olabilir: ben daha iyisini hayal edebildiğim sürece, halihazırdaki mükemmel değildir. Gerçekten de kaosun olmadığı, insan ya da herhangi bir canlının acı çekmediği, hayvanların birbirini yemek sonrada s.çmak zorunda kaldığı bir evren kesinlikle daha mükemmel olabilirdi, s.çmak zorunda olmak hakikaten de mükemmelliğe tam bir hakaret olsa gerek. Ya da her kopyalamada hata yapmayan bir dna ve bunun üzerinden kurulu bir düzen daha mükemmel olarak nitelendirilebilirdi. Kanserin, düşüklerin olmadığı, herhangi bir doğal afette ayrım yapılmaksızın küçük bebeklerin de ölmediği bir dünya kesinlikle daha mükemmel ya da iyi olabilirdi. Kendi adıma, sokakta aç ve üşüyen hayvanları her gördüğümde yaşadığım ızdırap "sözde" mükemmelliğe bir küfürdür. İnsanların gözleri kusurlu, vas diferans kanalları adam gibi yapılanmış olabilirdi. Dünyanın tektonik hareketliliğinin evrendeki herhangi bir gezegenden hiçbir farkı yok. Bu dünyanın canlılığı umursadığı falan yok. Kısacası kıstası insan, daha ötesi "canlılık" olarak aldığımızda, bu evren ya da dünya kesinlikle "mükemmel" değil. nokta.

Ayrıca unutmadan, Hacı'nın da dediği gibi; termodinamiğin 1. kanunu bir yana, 2. kanunu ise apayrı bir nokta koyuyor şu mükemmelik denen herzeye.

Kusur ararsanız kendimizde, çevremizde pek çok kusur bulabiliriz. Fakat büyük resmi göremediğimiz için bunun gerçekte kusur olup olmadığı tartışılabilir. Mükkemmellik dediğim gibi soyut bir kavram. Kişilere göre farklılıklar gösterebilir. Hangi pencereden, hangi ön yargılar ile baktığınıza bağlıdır.

Kesin olan ise Evrende tecelli eden bir takım yasalar olduğudur. İster tesadüfen, ister bir kanun koyucu tarafından konulmuş olsun, neye inanırsanız inanın belli kanunlar var. Madde bu kanunlara uymak zorunda. Canlı varlıklarda öyle. Bu kanunların dışına çıkamıyorsunuz.

+1, tamamen katılıyorum. Amaa, bu kısım "teleolojik argümanı" da tamamen çöpe atar, yazan kişinin dikkatine. Teleolojik argüman için bastığınız zemin tüm kıstaslarla birlikte altınızdan kayıp gider. Bu kadar mükemmel evren kendiliğinden nasıl olabilir falan demek de abesle iştigal olur.

Bu evrende kanunların ya da yasaların olması bizi hiçbir yere ya da ereğe götürmez, kanun var demek "erek" var demek değildir. kanun koyucusu var demek değildir. kanundan kanun koyucuyu çıkarımlayamazsınız, ya da önce bunu mantıksal olarak gösterebilmeniz gerekir. Hepsi bir yana, bu kanunları (en başta) koşullayan da maddenin kendisi. (karşı görüş "madde" kısmına takılacak biliyorum ama yin de yazıyorum.)

Bu açıdan bakınca düzensiz diye birşey yok, herşey kainatta tecelli eden kanunlara uymak zorunda. Bir yanardağın patlayıp milyonlarca canlının ölümüne sebeb olması düzensizlik değildir. İki cismin çarpıştığında parçalanması da kaos değildir. Yada beyninize bir tabanca dayayıp tetiği çektiğinizde kafanızın parçalanması de kaos değildir. Evrendeki karadeliklerin herşeyi yutması da karmaşa değildir. Neticede bunların hepsi evrende tecelli eden kanunlara uygun olarak olması gerekenlerdir.

Bu sistem böyle..

Evet, bu sistem tam olarak böyle ve hiçbir dış müdahaleye gerek kalmaksızın; yıldızlardan galaksilere, gezegenlere ve en son "canlılığın" oluşumuna kadar herşeyi sağlayabiliyor. Eğer tam aksi olsaydı belki bir ereği ya da dış müdahaleyi duyumsar ya da sezinleyebilirdik.

Neticede hala hiçbir yere varamadık; bir dizayn ediciye, dış müdaheleye ya da ereğe. Hoş, bunu yakalasak bile "mahiyetini" yani bir tanrı mı, başka bir ırk mı yoksa bir şakacı mı olduğunu bilmemiz imkan yok. Bu durumda hiç kimsenin ya da "şey"in, bizi bir şeye inanmamakla suçlamaya, itham etmeye hakkı yok. bizim cezai ehliyetimiz yok!

Tabi biz insanlar yada genel olarak canlılar için ölüm gibi bir engel daha var. Bilmediğimiz pek çok şey gibi. Arkasında ne olduğu gizli olduğu sürece insanın arayışları devam edicek.

Nasılki varlığınız elinizde değil, bu sistemin dışına çıkmak, kanunlara uymamak elinizde değil; aynen öylede ölümün arkasındaki perde açılıncaya kadar bu tartışmaların hepsi ancak ZAN dan ibaret kalacak. Hakikat ancak o zaman anlaşılacak.

O zaman bir yaratıcı varsa sorarsınız ona düzensiz sandığınız şeylerin hakikati ve perde arkası neymiş diye.. Yoksa zaten yoktur, olay bitmiştir, artık bir hiçsinizdir; hatta hiç bile değilsinizdir..

Bu paragraftan çıkan anlam şu; bilmemek, arkasında gizli olmak, arayışın devam etmesi, ölümün arkasındaki perde, zan....ortada doğru dürüst hiçbir veri olmadığı, hiçbir şeyden emin olmadığımız ve olamayacağımızın aşikar. Soru: Sadece zan ya da "sanıların" olduğu bir yerde inanmamak neden kötü? neden bir suç? neden ceza gerektiriyor?! İnanmak neden iyi yahu? biri bana bunu anlatsın.

Benim söyleyeceğim şudur: tüm verileri ele aldığımızda en yüce olanı "inanmamaktır". İnsana, neo-kortekse, "akla" yakışanı budur. (vay, kafiyeli oldu hem de)

Kısaca düzenden memnun değilseniz hiçlik sizi bekliyor... Yapacak bişeyiniz yoksa Seve seve yada mecburen düzülmeye devam edebilirsiniz...Yapcak bişey yok.

Yaratıcıya varsa soralım, yoksa bir hiçiz. oldu. Ne yani, en azından hiçlikten kurtulacağımız düşünerek olmayan masallara inanmamız mı gerekiyor? (dinin morfin olan kısımlarından biri de bu olsa gerek) Biz arzularımız ya da bizim için iyi olacakların değil, gerçeğin peşindeyiz.

Sorun düzenden memnun olmak ya da olmamak değil, bir hiç olmamak adına hezeyanlarla yaşamak, olmayan masallara mal gibi inanmak hiç değil.

Ama din morfinini yemiş artık "sözde" bir akıldan bunları kavramasını beklemek de tabi hiç akıl karı değil..

tarihinde teflon tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

drekinci; sanırım tam anlatamadım..

Ben mükemmellik soyu bir kavramdır, bakış açısına göre değişir ve kıyas gerektirir diyorum... Bana göre mükkemmel olan, sana göre olmayabilir..

Ama kesin olan kanunlar vardır diyorum.. Ve bu kanunların ötesinde tesadüfen hareket eden bişey yok diyorum..Bahsettiğim düzen ise evrendeki her ŞEY in bu kanunların dışına çıkamamasıdır. Demek istediğim bu. Düzen derken bu sistemden bahsediyorum... Bunu ister yaratıcının kanunlarına bağlarsın, istersen akılsız, şuursuz, idraksiz maddenin özelliklerine.. Gerek Atom altı dünyada, gerek maddi dünyada bu kanunlar mevcuttur.. Bunu inkar etmenin tek dayanağı insanın inadıdır, hak ve hakikate dayanan başka bir temeli olamaz.

Evrendeki her ŞEY belli kanunların dışına çıkamıyorsa: İsa'nın babası var yani.

Sana mı inanalım Allah'a mı?

Selamlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Çoğumuz karşılaşmışızdır, insan mükemmel, harika bir sistem, şu evrene baksana kuşlar böcekler yıldızlar, peki ya güneşe ne demeli? her şey bir uyum içerisinde...Bu tarz safsatalar işte...

O tür safsatalar içnden çıktığı ağzı pisliyor. Söyleyen çelişklerinin farkında değil tabi.

herşey mükemmmel ise mükemmel olmayan hiç birşey olmadığına göre ''mükemmel'' ne demek oluyor?Neyle kıyaslanıp mükemmel oluyor şeyler?Anlamsız bir kelime olarak kalıyor. ''Herşeyin'' değersiz bir özelliği mi sadece.

Evren mükemmel ise ''cennet'' için kurulan hayaller ne oluyor? Mükemmelden ötesi olmayacağına göre öte tarafta bu dünyadan farksız oluyor.

tarihinde NiHiL tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrendeki her ŞEY belli kanunların dışına çıkamıyorsa: İsa'nın babası var yani.

Sana mı inanalım Allah'a mı?

Selamlar.

Programı yazan dilerse kodu değiştirir.. Ben HER ŞEY den bahsediyorum, ALLAH ŞEY Tabiri içine girmez; Çünki Allah kainat cinsinden değildir. Kanun koyucu oysa ve mülkünde ortağı yoksa; dilerse bu kanunları da değiştirir..

Burda meseleyi hemen dine çekmenize gerek yok. Biz mevcut olan durumdan bahsediyoruz. Kainatta tecelli eden kanunlara göre olması gereken oluyor. İşte mükemmelik budur. Daha mükemmeli olabilir mi. ? Evet, olabilir.. Ama bu kanunlara göre değil.. Farklı bir programa, farklı kanunlara göre..

Daha mükemmelini yapabilen varsa buyursun yapsın.. Yada beğenmediğiniz şeyleri değiştirmeye gücünüz yetiyorsa ne bıdı bıdı edip duruyorsunuz, değiştirin gitsin..

Sistem işliyor, program çalışıyor, herşey olması gerektiği gibi oluyor..

Link to post
Sitelerde Paylaş

evren ve insanın mükemmel olduğu genelde din tartışmalarında inananlar tarafından ortaya atılan bir görüş bu tip insanların "müekemmel" kelimesi felsefi bir anlamda ele almadığını düşünüyorum yani tdk ya bakarsak

1. sıfat Kusursuz

"Sesinizin tonalitesi mükemmel." - N. Hikmet

2. Tam, tamamlanmış

3. Eksiksiz

4. Olgunlaşmış

5. Çok güzel, harikulade, şahane

kendilerinin bu tip şeylere mükemmel demesinin nedenini "dünyevi" şeyler hakkındaki cahilliğine yordum ben hep.termodinamiğin 2. kanunu gibi bir durumdalar bana kalırsa bu konuda çünkü dayanakları kutsal kitaplar ve çevrelerindeki kişilerden duydukları şeyler.tabii bunlar benim tanıdığım, izlediğim ve duyduğum kişilere göre yaptığım kişisel bir değerlendirmedir sadece bu böyledir diye bir varsayımda bulunmuyorum yanlış anlaşılmasın.

evren ve insan konusundada söyleyeceklerim şöyle

mesela gözümüz, gayet ortalama bir organ dünyada olan diğer göz yapılarına bakınca.bunu daha fazla açıklamak istemiyorum.gözlük takan biriyim sadece bunu söylemek istedim.

vücudumuz? ne çok sıcak ne de çok soğukta tam işlevsel değil.

hergün belirli bir miktar yemek ve sıvı tüketmek zorundayız aksi taktirde vücudumuz kısa vadede günlük işlevleri dahi yerine getiremez hale gelir.galiba pek aa++ enerji tasarruflu teknolojik aletler gibi değiliz.daha çok v12 var bizde :)

peki en çok üzerinde durulan zekamız? aslında bahsediliği kadar zeki varlıklar değiliz.bizim asıl yeteneğimiz yeni doğan insanlara bilgimizi aktarma konusundaki yeteneğimiz.bizi zeki yapan şey bu, evrimimizde beynimizin bu kadar gelişip zeki kabul edilen varlıklar olmamızı sağlayan şey de bu.

ve birde ellerimiz bu gezegende rakipsiz sayılabiliriz veya benim bildğim başka bir canlı yok ellerini kullanma konusunda bu kadar iyi olan.

evrenden çok bahsetmek istemiyorum çünkü ne kadar korkunç bir yer olduğunu sanırım buradaki herkes biliyordur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dini argümanlarda kullanılan mükemmellik kavramı; varlığın, eşyanın, mevcudatın tesadüf eseri olamayacağı hakkındadır. Mükemmelikten kast edilen budur.. Yoksa elinize alabileceğiniz herhangi bir şey için kusur bulabilirsiniz, daha mükemmelinin olması olasıdır.

Mesela Cennet muhtemelen bu dünyadan daha mükemmeldir, ordaki diğer varlıkların da öyle olması gerekir.. Melekler muhtemelen insanlardan daha mükemmeldir, ama iradeleri olmaması sebebi ile bu mükemmellik bence görecelidir.

Bu kainat gibi sonsuz sayıda kainat olabilir ve yaratıcı hepsinde birden farklı kanunlar ile tecelli ediyor olabilir..

Kulağın belli frekanslarda duyabilmesi, gözün belli dalga boylarını görebilmesi v.s. bunlar mükemmellik açısından hep göreceli kavramlardır.

Son olarak;

- Mükkemmellik soyut bir kavramdır.

- Kıyaslamaya tabidir.

- Kıyaslayana göre değişir...

Ama maddenin bir takım kanunlara göre hareket etmesi, bunların dışına çıkıp kafasına göre takılamaması, işte bu mükemmeldir..

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...