Jump to content

Hem laik hem müslüman olunmaz


Recommended Posts

  • İleti 331
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Eli kes deyince her türlüsü anlaşılır.Bilekten koparmaya kadar gider.Eli olmayan biri internet hırsızlığı yapınca da şeyi kesilir.

Açıkcası qata fiili eline bıçak alıp birşeyi doğramak kesmek değildir sadece.

Elini kesin deseydi, adam tövbe etseydi, eli geri gelecek miydi diyor yazıda ve çok haklı. Belki hırsızlığı arsızlık haline getirip, meslek edinenler için fiilen kesilsin elleri demiştir Allah.. Ama gidip bir pastaneden baklava çalan çocuğun eli neden kesilsin?

Sen akıllı adamsın Herakles, birçok müslümandan daha iyi biliyorsun dinimizi..

tarihinde Doğrucu tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Laiklik kafirliktir:

O zaman laiklerin ülkesinden defolup gitsin. Almasın laik ülkeden imam maaşı.. Tabi işine gelmez, üfürmeye gelince bolca sallar ama paraya gelince sus pus olurlar bunlar...

Cübbeli Ahmet Hoca 4 katlı süper lüks villada yaşar ama lafa gelince laiklik kafirliktir der. Filistin'de kardeşleri kan ağlar ama o boğazda denize nazır yalısında kahvesini yudumlayıp millete aklı sıra din üfürür..

Güzel ülkeme yeni bir Atatürk lazım...

Link to post
Sitelerde Paylaş

O zaman laiklerin ülkesinden defolup gitsin. Almasın laik ülkeden imam maaşı.. Tabi işine gelmez, üfürmeye gelince bolca sallar ama paraya gelince sus pus olurlar bunlar...

Cübbeli Ahmet Hoca 4 katlı süper lüks villada yaşar ama lafa gelince laiklik kafirliktir der. Filistin'de kardeşleri kan ağlar ama o boğazda denize nazır yalısında kahvesini yudumlayıp millete aklı sıra din üfürür..

Güzel ülkeme yeni bir Atatürk lazım...

Doğrucu senin kafan karışmış :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Müslümanlar her yerde örgütlenip egemenlik kurmaya kalkar.

Türkiye'de olan da bu.

Onlar bu ülkedeki çoğunluklarını belirleyici faktör görüp, sürekli örgütlenerek iktidarı ele geçirmeye çalışırlar.

Bu ülkeyi onlara ait, müslüman bir ülke sanıyorlar.

Bu örgütlenme anayasada belirtildiği gibi açıkça suçtur.

Bir grubun diğer gruplara karşı örgütlenip üstünlük kurması suçtur.

Ağır bir suçtur.

Fakat onlar halen daha durumun farkında değiller.

Birilerinin ciddi bir dille bu insanlara bu ülkenin yapısal olarak bir müslüman, bir budist, bir hristiyan, bir yahudi vs için tasarlanmadığını anlatması lazım.

Gerçi laftan anlayacakları da yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş

O zaman laiklerin ülkesinden defolup gitsin. Almasın laik ülkeden imam maaşı.. Tabi işine gelmez, üfürmeye gelince bolca sallar ama paraya gelince sus pus olurlar bunlar...

Cübbeli Ahmet Hoca 4 katlı süper lüks villada yaşar ama lafa gelince laiklik kafirliktir der. Filistin'de kardeşleri kan ağlar ama o boğazda denize nazır yalısında kahvesini yudumlayıp millete aklı sıra din üfürür..

Güzel ülkeme yeni bir Atatürk lazım...

İsrail'e atom bombası atanların gökkubbeyi başına yıkmakla tehdit eden ve açık saçık kızlardan kurulu haremleri olduğu söylenen kişi Cübbeli Ahmet Hocaefendi mi?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Birilerinin ciddi bir dille bu insanlara bu ülkenin yapısal olarak bir müslüman, bir budist, bir hristiyan, bir yahudi vs için tasarlanmadığını anlatması lazım.

Gerçi laftan anlayacakları da yok.

Kuran'ın seçmeli ders olduğu bir ülkede ne anayasası, güya anayasada din dil ırk ayrımı yapılmadan Türkiye vatandaşı olan herkes eşittir ama seçmeli incil veya tevrat dersi neden yok?

Link to post
Sitelerde Paylaş

İsrail'e atom bombası atanların gökkubbeyi başına yıkmakla tehdit eden ve açık saçık kızlardan kurulu haremleri olduğu söylenen kişi Cübbeli Ahmet Hocaefendi mi?

Kim? Merak etme, o lafı malum kişi ettiyse de, videosu varsa hepsini izle videonun. Amaç neymiş öğren bu sözündeki..

Link to post
Sitelerde Paylaş

İsmine DEMOKRASİ denilen bu şirk sistemi kendisini LAİKLİK le özdeşleştirmektedir. Laiklik demek; “Batılıların deyimi ile tanrıyı, bizim değimimiz ile Allah’ı hayattan uzaklaştırmak, Allah’ı hayata karıştırmamak” demektir. Bunun böyle olduğunu kabul etmeyen bir tane devletli (bürokrat yada siyasetçi ) yok. Zaten bunun böyle olmadığına inanmıyor olsalar devletli olmazlar. Kendilerini Müslüman addeden siyasi devletlilerde paçayı kurtarmak için; “efendim LAİK olan devlettir, fert laik olamaz”. Soruyoruz bu iki yüzlü mahluka, devlet nasıl laik oluyormuş ? Devlet dediğiniz şey kaya, bina yada öküz mü ki dini olmasın. Bu devlet insan yönetmiyor mu ? Yoksa bu devlet öküz mü yönetiyor ? Doğrudur, yönettikleri öküz olmalı ki bu söze ses çıkarmıyorlar. Hele de İslamcılar. Bu devlet insan yönetiyorsa bu insanlar kanunla / nizamla yönetilir demi? Peki din nedir ? Din kanundan, nizamdan başkabirşeymi ? Yoksa kendini hala İslam’a nispet eden bu mahluk, Batılıların tanımladığı gibi dini: “tanrıyla kul arasındaki ilişki..” şeklinde mi tanımlıyor ? Tanrı ile kulun arasını tanrı düzenleyecek, peki kul ile devletin arasını kim düzenleyecek? Onu da devletliler mi düzenleyecek? Bu sözü söyleyen mahluk devletin ilah / tanrı olduğunu da söylemiş olmuyor mu?

Bugün yürürlükte olan ve büyük bir çoğunluk İslamcılarının da kutsadığı DEMOKRATİK ŞİRK SİSTEMİ, gerek söylemiyle ve gerekse eylemleri ile de çok açık bir şirk sistemidir. Söylemiyle çok açık bir şirk sistemidir, çünkü “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” diyerek egemenliği Allah’tan alıp insana vermiştir. Yani “heva ve arzuların” ilahlaştırılmasına dayanmaktadır.Uygulamalarıyla da çok açık bir şirk sistemidir, çünkü bu T.C rumuzlu demokratik sistemin en temel dayanağı / mihenk taşı LAİKLİK tir. Uygulamalarını / halkı yönetme işini laiklik çerçevesinde yapmaktadır. Sözde İslamcıların hayran olduğu ve biçimsel olarak İslam’a benzeyen “seçme –seçilme” mevzusu da, bu şirk sistemi yöneten aktörlerin değiştirilmesinden ibaret olan bir avuntudu

Demokrasi; hayat, insan ve varlık konusunda özel bir düşünceye sahip olan bir dindir ve devleti dinden ayıran laik düşünceyi sabit kılan insanlar tarafından ortaya çıkarılmış, kaynağı beşer olan bir yönetim düzenidir.

Demokrasi dinine göre;

Allah için yapılacak ibadetler ancak mescitler, kiliseler, zaviyeler ve mabedlere hastır. Hayatın özel veya genel meseleleriyle ilgili konular ise demokrasi dinine hastır. Kısacası demokrasi dininde yönetici olan kimsenin Allah’a ait olan yetkileri kendisinde bulundurma hakkı vardır.

Demokrasi dinine göre;

Halk kendi kendine hükmeder. Yani kanun koyan ve kendisine itaat edilen Allah değil insandır.

Demokrasi dinine göre;

Allah’ın dinine muhalif olsada onunla alay edilsede beşeri kanunlara muhalefet edilmediği müddetçe inanç hürriyeti vardır. Dileyen dilediği fuhşu yapar, zina edebilir ve her türlü ahlaksızlığı yapabilir. Zira bu din (sistem) için mukaddes hiçbir değer yoktur. Buna rağmen demokrasi dini (sistemi), demokratlar tarafından itiraz edilmeyen, hesap sorulmayan ve sorgulanamayan üstünlükte görülür.

Demokrasi dinine göre;

İslama zıt bile olsa çoğunluğun görüşü doğru ve geçerlidir.

Demokrasi dinine göre;

Değeri ve kudsiyeti ne olursa olsun –velev ki Allah’ın dini bile olsa- kişinin tercih hakkı vardır.

Demokrasi dinine göre;

Yöneticinin seçimi konusunda en basit ve cahil bir insanla en bilgili insanlar eşit tutulur.

Demokrasi dinine göre;

İnancı ve fikri ne olursa olsun, İslama aykırı bile olsa siyesi partilerin ve değişik grupların oluşumu serbesttir.

Bu anlatılanlara göre demokrasi dininde kendisine ibadet ve itaat edilen ilah insanın heva ve hevesidir. Bundan dolayıda demokrasi bir tağuttur ve Allah’tan başka ibadet edilen tağutların temelini oluşturur. Buna rağmen insanlar bu dine girmekte ve bu dinin gereklerini yerine getirmekten hiç çekinmezler. Bu dine muhakeme olurlar ve devamlı bu dini (sistemi) överler.

Bugün şöyle şaşırtıcı bir durum vardır. Kendilerinin Müslüman olduğunu iddia eden kimseler Yahudilik ve hristiyanlık dininin gereklerini yerine getirmekten çekinirler. Buna rağmen demokratik dinin gereklerini yerine getirmekten ve böylece demokratik dine girmekten hiç çekinmezler. Oysa nasıl yahudilik ve hristiyanlık birer din ise aynı şekilde demokrasi, kominizm, sosyalizm de birer dindir ve bu dinlerin hepsi batıldır. Aralarındaki tek fark ise hristiyanlık ve yahudilik semavi asıllıdır. Demokrasi, kominizm, sosyalizm semavi asıllı değil, insanların heva ve heveslerinin ürünüdür.

Beşer anayasasındaki din, Allah (c.c)’ın dini değil demokrasi dinidir. Demokraside ise hüküm verme yetkisi Allah (c.c)’a değil halka aittir.

Oysa Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Bir şeyde ihtilaf ettiğinizde hüküm verecek olan Allah’tır.” (Şura: 10)

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, rasule ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin! Bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, (onun hükmünü) Allah’a ve rasulüne arzedin!” (Nisa: 59)

“Hüküm vermek yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil yalnız O’na ibadet etmenizi emretti. İşte dosdoğru din budur! Fakat insanların çoğu bilmez.” (Yusuf: 40)

Bu ayetlere rağmen asrımızın beşeri anayasası ve onun kulları şöyle diyorlar: “Hüküm halka aittir. Halk kanunların temel kaynağıdır. Yani; halk bir meselede ne derse o geçerlidir ve uygulamaya konulur. Halk bir meseleye haram derse o mesele haram olur veya bir meseleye helal derse o helal olur.

Beşerin kokuşmuş anayasasının kanunları işte böyledir. Beşer anayasasının dini; Rasulullah (s.a.s)’ın, bütün insanların tabi olması için getirdiği ve ondan başkası kabul edilmeyecek olan İslam dini değil, demokrasidir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Kim İslam’dan başka bir din kabul ederse o, ondan kabul edilmeyecektir ve o ahirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Al-i İmran: 85)

Beşer anayasasının dini, demokrasi dinidir. Bu dinde, insanların çoğunluğunun heva ve hevesine göre hüküm verilir. Oysa bütün kainatın ve insanın Rabbi olan Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

“Ne kadar istersen iste, insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf: 103)

“Fakat insanların çoğu bilmiyor.” (Casiye: 26)

“Fakat insanların çoğu şükretmiyor.” (Mümin: 61)

“Fakat insanların çoğu iman etmiyor.” (Mümin: 59)

“Buna rağmen insanların çoğu nankörlükten vazgeçmedi.” (Furkan: 50)

“Onların çoğu Allah’a ortak koşmadan iman etmezler.” (Yusuf: 106)

“Onların çoğu haktan hoşnut değildir.” (Mü'minun: 70)

“Oysa onların çoğu akletmezler.” (Ankebut: 63)

Allah (c.c)’ın insanların çoğu hakkındaki hükmü işte bu ayetlerde açıktır. Çünkü O, gerçek hüküm sahibi ve insanların yaratıcısıdır. Bu sebeble kullarının durumlarını çok iyi bilmektedir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Latif’tir, Habir’dir.”(Mülk: 14)

“Eğer yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Zira onlar, zandan başka bir şeye uymuyorlar ve dolayısıyla onlar ancak yalan söylerler” (En’am: 116)

Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor:

“Ey Muhammed! Ve Ey Muhammed’e tabi olan müslüman kullarım! Yeryüzünde bulunan insanların çoğunluğuna uyarak Kur’an’ın hükümlerini terkeder ve çoğunluğu ölçü edinerek beşer aklının ürünü olan hükümlere tabi olursanız biliniz ki; kendilerine tabi olduğunuz o çoğunluk sizi ancak doğru yoldan, haktan ve adaletten saptırır. Çünkü insanların çoğu, bir an önce dünya metaı elde etmek ister ve ahiret değerlerine önem vermez. Bu sebeple Allah’ın bildirdiği gerçeklere ve hükümlere kesinlikle tabi olmaz, ne akli ne fıtri ne de Kur’ani delillere önem vermezler. Bilakis, heva ve heveslerine, zanlarına, meşru olmayan yollara ve yoldan çıkmış azgınların uydurduğu batıl, adaletten uzak, tahminlere dayalı, zulüm dolu üstelik de yalan olan hükümlere tabi olurlar. Onlar için önemli olan dünya metaı elde etmektir.”

Allah (c.c) bu ayette her ne kadar Rasulullah (s.a.s)’a hitab ediyorsa da, buradaki hitab amm (genel)dir ve aslında hem mü’minlere hem de bütün insanlaradır. Çünkü tek başına kalsa bile, Rasulullah (s.a.s)’ın kendisine gelen vahiy dışında başka birşeye tabi olması mümkün değildir.

Allah (c.c)’ın bize bu ayette bildirdiği diğer bir gerçek de şudur:

Her zaman hakka bağlı olanların sayısı az, batıl üzerinde olanların sayısı ise çok olacaktır. Bu sebeble Kur’an’ın hükümlerini gözönünde bulundurmaksızın insanların çoğunluğuna bağlı olmak, itaat etmek ve bunu ölçü edinmek insanı her zaman sapıklığa düşürür.

Öyleyse şu çok iyi bilinmeli ve idrak edilmelidir:

Bir şeyin hak olup olmadığı veya doğru olup olmadığı, o şeye bağlananların çokluğu ile ölçülmez. Bir şeyin hak olup olmadığını öğrenmek için baş vurulacak ölçü; şeriat hükümleri, sahih akıl (tarafsız, herhangi bir etki altında olmayan akıl) ve selim (sağlam, kusursuz.) fıtrattır. Buna göre insanların çoğu hakka karşı gelse, heva-heveslerine ve menfaatlerine hoş gelmediği için şeriate, sahih akla ve selim fıtrata bağlanmasalar bile, her ferde düşen görev; şeriatin, sahih aklın ve selim fıtratın kabul ettiği delillere tabi olmaktır.

Şu iyi bilinmelidir ki şeriat, sahih akıl ve selim fıtrat asla birbirine zıt olmazlar, çelişmezler.

“Zira onlar, zandan başka bir şeye uymuyorlar ve dolayısıyla onlar ancak yalan söylerler”(En’am: 116)

Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:

“İnsanların çoğu, gerek inanç yapılarını, gerek hayat düzenlerini ve gerekse diğer amellerini olsun, menfaatlerine, heva-heveslerine, zanlarına ve tahminlerine göre düzenlerler. Allah’ın şeriatindeki hükümleri, sahih aklın ve selim fıtratın kabul ettiği doğruları ise hiç önemsemezler. Çünkü onların ölçü edindikleri değerler; heva-hevesleri, zanları, tahminleri ve menfaatlerine uygun olan şeylerdir.”

Bu ayetler bizlere şunları göstermektedir:

ØGerek zamanımızda ve gerekse her zaman insanların çoğu şirk, küfür ve her türlü sapıklık üzere olmuştur ve olacaklardır. Çünkü insanların çoğunluğu; Allah (c.c)’ın şeriatini terkedip yürürlükten kaldırıp, beşer ürünü olan kanunlara ve heva-heveslerden çıkan adetlere uymaktadırlar.

Øİnsanları kandırmak için ortaya çıkarılmış olan ve zamanımızdaki çok ilahlık sistemi olan demokrasiye tabi olanlar şirk, küfür ve dalalet üzeredirler.

Allah (c.c) nebisine, katından indirdiği hükümlerle insanlar arasında hükmetmesini emretmiş ve onu insanların heva, heves ve görüşlerine tabi olmaktan sakındırarak şöyle buyurmuştur:

“Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet! Onların hevalarına uyma! Allah’ın sana indirdiği şeylerden bazılarında seni fitneye düşürmelerinden sakın!” (Maide: 49)

Allah (c.c)’ın bu ayetindeki “bazılarında” lafzına dikkat et! Allah (c.c) bazı şeylerde bile kafirlerin hevalarına uymaktan rasulünü sakındırıyor. Fakat beşer anayasası; “hüküm halka aittir, halk kanunların temel kaynağıdır” diyor. Bundan daha çirkin ve daha alçak bir durum var mıdır? Allah (c.c)’a ve O’nun şeriatine karşı çıkmaktan daha aşırı bir sapıklık var mıdır? Allah (c.c)’ın dinine ve şeriatine bundan daha büyük bir saldırı olabilir mi?

Tağutlar ve onlara bağlı olan sahte alimler ve menfaatçiler Allah (c.c)’nun: “(Umuma ait) işlerde Onlarla istişare yap. Kararını verdiğin zaman da Allah’a dayanıp güven.” (Ali İmran: 159) ve “Onlar bir iş yaparken aralarında istişare ederler.” (Şura: 38) ayetlerini kendilerine delil alarak İslam inancına aykırı olan demokrasi fikrini, İslam’da meşru göstermeye çalışmaktadırlar.

İnsanları kandırmak için: “Allah (c.c), ayetlerinde istişare yapılmasını emrediyor. Zaten demokrasi de bundan ibarettir. Bu istişare, herkesin görüşlerini ortaya çıkarmakta ve en uygun olan görüş, çoğunluğun kararına göre alınmaktadır. İşte bu, demokrasinin ta kendisidir” derler. Bu şekilde İslamda, demokrasiden çok farklı olan İstişare meselesini saptırarak, insanların uydurduğu demokrasiyi istişareye benzetip insanları aldatırlar.

İslam da; ehli hal ve’l akd, İslam ümmetinin liderini yani halifeyi seçer. Liderin seçimi demokrasilerde olduğu gibi insanların hepsi tarafından sandık başına gidip oy kullanarak değil ehli hal ve’l akd tarafından seçilir.

Allah (c.c) şöyl buyuruyor:

“(Umuma ait) işlerde Onlarla istişare yap.”(Al-i İmran: 159)

Bu ayette hitap, ne kadar Rasulullah (s.a.s)’e yöneliksede bütün islam ümmetine yöneliktir. Bu yüzden İslam ümmetinin, önemli işlerde istişare etmesi gerekir. İslam ümmeti için en önemli işlerinden biriside halifeyi tayin meselesidir. Müslümanların rızası olmadan ve onlarla istişare edilmeden halife tayin edilmemesi gerekir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...