Jump to content

İmtihan Meselesi


Recommended Posts

13 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

2 tanrı  olursa  sınıfta  2 başkan  bir araba da  2 direksiyon gibi  kargaşa  ve  anlaşmazlık  çıkar  güçler  çakısır. 

Eski tanrlarn  bir iş bölümü   bereket ysnrırlar vardı

tarihinde güven tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 269
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

11 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Nasıl bir karmaşa çıkar? Hem iyilik hem de kötülük mü olur şimdiki gibi? 

 

 

Tek  bir  Tanrı  hem  iyiliği  hem  kötülüğü  yaratabilir.2 tanrı  olursa  kudret  konusunda  üstünlük  sağlamaya  calisacaklardir.Mesela  artık  tamamen  kötülük  olacak  veya  tamamen  iyilik  olacak. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
14 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

Tek  bir  Tanrı  hem  iyiliği  hem  kötülüğü  yaratabilir.2 tanrı  olursa  kudret  konusunda  üstünlük  sağlamaya  calisacaklardir.Mesela  artık  tamamen  kötülük  olacak  veya  tamamen  iyilik  olacak. 

 

Tek bir tanrı nasıl iyilik ve kötülük yaratabilir? Şizofren mi bu?

 

İki tanrı olduğunda neden birisi diğerine üstün gelsin? Eşit güçte iseler sonsuza kadar çekişirler.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, sağduyu yazdı:

 

Tek bir tanrı nasıl iyilik ve kötülük yaratabilir? Şizofren mi bu?

 

İki tanrı olduğunda neden birisi diğerine üstün gelsin? Eşit güçte iseler sonsuza kadar çekişirler.

 

güçleri  eşitse  evrende  bir  döngü  görmememiz  lazımdı. Diğeri  düzen  olan  şeyleri  engellemek  ister  .

Link to post
Sitelerde Paylaş
6 hours ago, sağduyu said:

 

Tek bir tanrı nasıl iyilik ve kötülük yaratabilir? Şizofren mi bu?

 

İki tanrı olduğunda neden birisi diğerine üstün gelsin? Eşit güçte iseler sonsuza kadar çekişirler.

 

Eşit güçte iki zit tanrı her konuda birbirlerini engelleyecekleri için ortaya hiç bir şey koyamazlar...

 

Farklı güçteki tanrılar olsaydı birisi en üstün olacağı için diğerlerini ya yok eder ya da egemenliği altına alırdı...

Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, kirec yazdı:

Eşit güçte iki zit tanrı her konuda birbirlerini engelleyecekleri için ortaya hiç bir şey koyamazlar...

 

Farklı güçteki tanrılar olsaydı birisi en üstün olacağı için diğerlerini ya yok eder ya da egemenliği altına alırdı...

evet  buna  katılıyorum. Sadece  koordileli  tanrılar  işi  çözebilir ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, kirec yazdı:

Tanrı kendisine tapilmasini emretmez ama bunu yasaklamaz da...

 

Onun bizden istediği özgür irademizi doğru yerlerde kullanıp iyi ve adaletli bir hayat surmemiz...

 

Yani iyi bir tanrı bunu ister...

 

 

 

O pek öyle değil kireç. Bizi yaratma nedeninin bile kendisine tapmamız olduğunu bizzat Zariyat 27'de belirtir. Yaratımdaki motivasyonu bu.

Ateist olarak yaşayan ve ölen biri, dünyanın en iyi ve en faydalı insanı da olsa sınavı geçemiyor örneğin. 

Dolayısıyla sınavı geçmek için şahane insan olmak yetmiyor. Sınavın amacı kimin daha çok ibadet edip onun sözlerini dinlediğini ölçmek. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, muntazar yazdı:

bir şehadet getirsen dilinemi yapışır...söle ve kurtul....

 

kocan inanıyormu bılmıyorum ama

 

Evli oldugun eşin hurilerle ziyafet cekip kadeh tokustururken cehennemdeki azabın 2 misli artacak...bunları gordukten sonra...

 

Bırak dini inancı olmasını, Tanrı inancı olan biriyle de birlikte olmam, evlenmem pek mümkün değil. İnanan kafanın şeyleri, olgu ve olayları açıklama biçimi beni ciddi ciddi rahatsız eder, ondan yeni bir şey öğrenme veya onunla verimli bir konuşma yapma şansı olmaz. Gidip ateist koca, sevgili aranmaz, ama aşık olduğun adam bir şekilde ateisttir mutlaka. Ateist misin diye sormadan, bu konulara hiç girmeden, kendiliğinden olur her şey. 

 

Valla bizim ailede 7'den 70'e cennete inanan, onunla ilgilenen herhangi bir kadın veya erkek yok, bu saçma sapıtık hayalleri biz size terketmiş haldeyiz... 

Senin inancına göre tepeden tırnağa cehennemliğiz. 

 

Ayrıca erkekler cennette her durumda hurilerle kadeh tokuşturmayacak mı? Ben cennete gitsem ne değişecek? "Aaa, ama bu kadın kocasını çok seviyor, o yüzden o adama huri ve kadeh yok, yalnız karısıyla takılacak" denmeyecek herhalde.

Peki ne olacak? Kadının bütün kıskançlık vb duyguları alınmış olacağı için rahatsız olmayacak.

Cennet erkekler için yaratılmış sapkın bir hayal dünyasından ibarettir. Kadınlara altın bileziklerden ve 33 yaşında olmaktan başka bir vaad yok. 

Var mı kadına da öyle süper güçlü, yakışıklı, akıllı fikirli Nuriler, şarap akan ırmaklar falan?

Link to post
Sitelerde Paylaş
6 hours ago, akılsızşuursuzatom said:

güçleri  eşitse  evrende  bir  döngü  görmememiz  lazımdı. Diğeri  düzen  olan  şeyleri  engellemek  ister  .

 

4 hours ago, kirec said:

Eşit güçte iki zit tanrı her konuda birbirlerini engelleyecekleri için ortaya hiç bir şey koyamazlar...

 

Farklı güçteki tanrılar olsaydı birisi en üstün olacağı için diğerlerini ya yok eder ya da egemenliği altına alırdı...

 

İlle de işi tek puta bağlayacaksınız, iki tanrı olmazmış, birbirlerini engellermiş. Neden engellesinler? Bunlar karşılıklı oyun için anlaşmış, bir hamle o yapar, ona karşılık bir hamle diğeri yapar, böylece oyunları devam eder, satranç gibi. Daha fazla oyuncu da olabilir, multiplayer oyun da tasarlayabilirler. Asıl tek tanrı senaryosu sıkıntılı, tek bir zihinden ne çeşitlilik çıkacak? En fazla yapacağı kendisini kopyalamak olur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İkisi de sonsuz güce sahip iki ayrı tanrının olamayacağından söz edilebilir ancak. Zaten böyle bir şeyin tek olması da olanaksızdır. İki olmakla daha da olanaksız olmasına da gerek kalmaz ama sözü edilebilir. 

 

Gücü kısıtlı tanrıdan bahsetmek bu tanrıdan çok sayıda olabilmesinin önünü açmaktır.

Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, Türk Ateist said:

 

O pek öyle değil kireç. Bizi yaratma nedeninin bile kendisine tapmamız olduğunu bizzat Zariyat 27'de belirtir. Yaratımdaki motivasyonu bu.

Ateist olarak yaşayan ve ölen biri, dünyanın en iyi ve en faydalı insanı da olsa sınavı geçemiyor örneğin. 

Dolayısıyla sınavı geçmek için şahane insan olmak yetmiyor. Sınavın amacı kimin daha çok ibadet edip onun sözlerini dinlediğini ölçmek. 

Biliyorsunuz ki çok defalar böyle olmadığını savundum halen de öyleyim...

 

Yani adaletli bir ateist benim gözümde adaletsiz bir müslümandan kat kat iyidir eğer cennet diye bir yer varsa da önce onlar girmelidir..

 

Adaletli iyi bir tanrının da böyle davranacagina inanıyorum..

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, kirec said:

Biliyorsunuz ki çok defalar böyle olmadığını savundum halen de öyleyim...

 

Yani adaletli bir ateist benim gözümde adaletsiz bir müslümandan kat kat iyidir eğer cennet diye bir yer varsa da önce onlar girmelidir..

 

Adaletli iyi bir tanrının da böyle davranacagina inanıyorum..

 

 

Allah öyle bir tanrı değil, o ilk önce insan Muhammed'e inanmış, inanmamış mı, ona bakıyor. İnanmamışsa cehenneme atıp sonsuza kadar yakıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 27.09.2018 at 21:19, kirec yazdı:

Biliyorsunuz ki çok defalar böyle olmadığını savundum halen de öyleyim...

 

Yani adaletli bir ateist benim gözümde adaletsiz bir müslümandan kat kat iyidir eğer cennet diye bir yer varsa da önce onlar girmelidir..

 

Adaletli iyi bir tanrının da böyle davranacagina inanıyorum..

 

 

Senin bu konudaki düşüncelerini de hislerini de iyi biliyorum tabii. Seni azıcık okuyan herkes biliyordur. İlk günden beri ifade edersin.

Ben senden bahsetmedim. Ama Kur'an böyle söylemez. O yüzden ateist vb inançsızların sınavı geçme şansı sıfırdır. Bir de tabii Allah'ın bu insanları zaten yakmak için yaratması ve kalp gözlerini de en baştan kapatıp hiçbir zaman açılmayacağını belirtmesi gibi saçma çelişkiler var.

Kalp gözüm kapalı doğuyorum ve o göz Allah'ın istediği gibi hiçbir zaman açılmıyor. Sonunda da doğal olarak cehenneme gidiyorum.

Yani saçma işte. Başından sonuna kadar tutarsız, saçma. 

Başarısız organizasyon.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 year later...
On 27.09.2018 at 07:28, akılsızşuursuzatom said:

güçleri  eşitse  evrende  bir  döngü  görmememiz  lazımdı. Diğeri  düzen  olan  şeyleri  engellemek  ister  .

 

Boş tantana ediyorsunuz, her zamanki gibi. 

 

Lüferleri bilir misin? Evet, o leziz lüferleri. İşte onların bir yöneticisi yoktur, ama avlanırken gayet güzel organize olurlar. Aynı şeyi, katil balinalarda ve daha açık şekilde yunuslarda da görürsün. 

 

Yani, çok başlı olunca öyle olur böyle olur gibi laflar, laftan ibarettir. Bu sadece cahil ve yobaz insanlara dair bir mevzudur. Öyle yobazlar, herşeyi ben biliyorum sanır, herşeyi kendi bildiği gibi yapmak ister, ortalık karışır. 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

İmtihan diye bir şey olsaydı ölen bebeklerin dünyaya tekrar gelip imtihan edilmesi lazımdı. Kuran da reenkarnasyon olmadığına göre imtihan olayı burda patlıyor zaten.

Zaten herkesin farklı yaşam süresinin olması , bazılarının engelli doğması bu imtihanın adaletsiz olduğunun kanıtıdır.

Bir düşünün ilk çağlarda insanların yaşam süresi 20-30 yıl ortalamada idi, bu insanlar 70 yıl yaşasa belki dinini değiştirecekler veya dinsizken bir dine inanacaklardı ve hayata farklı bakacaklardı , adam 20 yaşında hayatta hiç bir şeyi tam algılayamadan ölüp gidiyor ne imtihanından bahsediyorsunuz hala !?!?

tarihinde Hubble_ tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Din ile ya da inanç ile ilgili bilmemiz gereken en önemli şey şudur. Din ya da inancın  emirlerinin, argümanlarının, motivasyonlarının gerçekliği mutlak bir gerçeklik değil, pragmatist ve görece bir gerçekliktir. Buna Kur'andan iki örnek vermek istiyorum.

 

"Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlayacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir."Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döndürülür." enfal 43- 44

 

Burada imtihan argümanını tartışıp durmuşsunuz ama yukarıdaki hususu göz ardı etmişsiniz, maalesef. Halbuki olay basit, insana başına gelen musibetlerde "Bir imtihandayım, bu da geçer ya Hu" dedirtmek. "Bu güzellliğe şükretmenin ya da bu zorluğa sabır etmemim sonunda daha büyük bir iyiliğe kavuşacağım." dedirtebilmek. Siz tutmuşsunuz bu kadar pragmatist bir açıklama karşısında öyle mi, böyle mi, mümkün mü, imkansız mı diye tartışmaya girmişsiniz. Fizik bile anladı siz hala anlayamadınız mı, göreli bir evrende yaşıyoruz. Öznenin bakışının, ne gördüğü üzerinde etkin olduğu bir varoluş tecrübesi içerisindeyiz. Nasıl bakıyorsan öyle görüyorsun. Neye yoruyorsan onu tecrübe ediyorsun. 

 

İnancın en güçlü fonksiyonu nedir ? İnsanın içindeki sonsuz potansiyeli ortaya çıkarabilmesi için önündeki engelleri ve perdeleri bir bir kaldırmak ve aralamaktır. Çünkü inanmak iyiye yormaktır. Kötü etkilerden uzak olmaktır. Kısıtlayıcı, sınırlayıcı, karamsar, boğucu, engelleyici ne varsa aşmaktır. Sen buna şeytan dersin, nefis dersin, kötü düşünceler dersin bizzat seninle iç içe yan yana olan düşmanların senin mutsuzluğun için sana apaçık düşmanlık yapıyor. Ama bunu da Tanrı tasarlamış diyeceksiniz şimdi, evet tasarlamış ama bir hikmete binaen tasarlamış. Nereden belli öyle olduğu? Diyelim ki belli ve kesin değil. Öyle inanırsan öyle olur. Düşmanların ve kötülüğün varlığı, senin en büyük yardımcın olur. Işık ile karanlık gibi. Karanlığı bilmeyen ve aşmayan ışığı nereden bilecek ve ulaşacak?

 

Boyunuzu, bilginizi, idrakinizi aşan konularda kıt bilgi ve bakışla yorum yapacağınıza, Tanrıyı ahlaki testlerle sınayacağınıza, Tanrıya inanarak ve güvenerek geçip, biraz kendinize baksanız, içinize dönseniz ne kaybedersiniz. Hiç bir şey.  Ne kazanırsınız. Her şey. Hayatınız güzelleşir. Ruhunuz bayram eder. Hazreti insan olma yolunda ilerlersiniz.

 

Doktora gidiyorsunuz, size İlacınızı söylüyor. İlacınız besmele, istiğfar, şükür. her şeye Tanrının rahman ve rahim isimlerine sığınarak başlamak. hatalı ve kusurlu olduğunu bilip bundan dolayı af dilemek, iyilik ve ihsanların farkına varıp bunlara teşekkür edebilmek. Siz ise mızmızlık ediyorsunuz. Bu hastalık niye var? Niye beni buldu? söylenip duruyorsunuz. İyileşmek için yapmanız gereken ne varsa yapmıyor, iyileşmemek için uğraşıyorsunuz.  Her şeyi kötüye yoruyor, altından kalkamayacağınız yükler yükleniyor, kötü alışkanlıkları bırakmıyor, Tanrıyı ya da kaderi suçluyorsunuz. Hayatınızda besmele yok, şükür yok. Sonra da Tanrı niye gaddar, niye bu kadar zor, niye böyle anlamsız diye konuşup duruyorsunuz. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Yeni Üye yazdı:

Din ile ya da inanç ile ilgili bilmemiz gereken en önemli şey şudur. Din ya da inancın  emirlerinin, argümanlarının, motivasyonlarının gerçekliği mutlak bir gerçeklik değil, pragmatist ve görece bir gerçekliktir. Buna Kur'andan iki örnek vermek istiyorum.

 

"Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlayacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir."Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döndürülür." enfal 43- 44

 

Burada imtihan argümanını tartışıp durmuşsunuz ama yukarıdaki hususu göz ardı etmişsiniz, maalesef. Halbuki olay basit, insana başına gelen musibetlerde "Bir imtihandayım, bu da geçer ya Hu" dedirtmek. "Bu güzellliğe şükretmenin ya da bu zorluğa sabır etmemim sonunda daha büyük bir iyiliğe kavuşacağım." dedirtebilmek. Siz tutmuşsunuz bu kadar pragmatist bir açıklama karşısında öyle mi, böyle mi, mümkün mü, imkansız mı diye tartışmaya girmişsiniz. Fizik bile anladı siz hala anlayamadınız mı, göreli bir evrende yaşıyoruz. Öznenin bakışının, ne gördüğü üzerinde etkin olduğu bir varoluş tecrübesi içerisindeyiz. Nasıl bakıyorsan öyle görüyorsun. Neye yoruyorsan onu tecrübe ediyorsun. 

 

İnancın en güçlü fonksiyonu nedir ? İnsanın içindeki sonsuz potansiyeli ortaya çıkarabilmesi için önündeki engelleri ve perdeleri bir bir kaldırmak ve aralamaktır. Çünkü inanmak iyiye yormaktır. Kötü etkilerden uzak olmaktır. Kısıtlayıcı, sınırlayıcı, karamsar, boğucu, engelleyici ne varsa aşmaktır. Sen buna şeytan dersin, nefis dersin, kötü düşünceler dersin bizzat seninle iç içe yan yana olan düşmanların senin mutsuzluğun için sana apaçık düşmanlık yapıyor. Ama bunu da Tanrı tasarlamış diyeceksiniz şimdi, evet tasarlamış ama bir hikmete binaen tasarlamış. Nereden belli öyle olduğu? Diyelim ki belli ve kesin değil. Öyle inanırsan öyle olur. Düşmanların ve kötülüğün varlığı, senin en büyük yardımcın olur. Işık ile karanlık gibi. Karanlığı bilmeyen ve aşmayan ışığı nereden bilecek ve ulaşacak?

 

Boyunuzu, bilginizi, idrakinizi aşan konularda kıt bilgi ve bakışla yorum yapacağınıza, Tanrıyı ahlaki testlerle sınayacağınıza, Tanrıya inanarak ve güvenerek geçip, biraz kendinize baksanız, içinize dönseniz ne kaybedersiniz. Hiç bir şey.  Ne kazanırsınız. Her şey. Hayatınız güzelleşir. Ruhunuz bayram eder. Hazreti insan olma yolunda ilerlersiniz.

 

Doktora gidiyorsunuz, size İlacınızı söylüyor. İlacınız besmele, istiğfar, şükür. her şeye Tanrının rahman ve rahim isimlerine sığınarak başlamak. hatalı ve kusurlu olduğunu bilip bundan dolayı af dilemek, iyilik ve ihsanların farkına varıp bunlara teşekkür edebilmek. Siz ise mızmızlık ediyorsunuz. Bu hastalık niye var? Niye beni buldu? söylenip duruyorsunuz. İyileşmek için yapmanız gereken ne varsa yapmıyor, iyileşmemek için uğraşıyorsunuz.  Her şeyi kötüye yoruyor, altından kalkamayacağınız yükler yükleniyor, kötü alışkanlıkları bırakmıyor, Tanrıyı ya da kaderi suçluyorsunuz. Hayatınızda besmele yok, şükür yok. Sonra da Tanrı niye gaddar, niye bu kadar zor, niye böyle anlamsız diye konuşup duruyorsunuz. 

 

 

 

Şunlara bakıp, ne görüyorsun. İşkence etmeyen, kötülük yapmayan, merhametsizlik yapmayan bir allah mı? Kötülük yapan zalim allaha eleştiri getirmemek, ona karşı çıkmamak mı övülesi olan? Bu zalimin sınavından geçince merhametli, iyilik savunucusu üstün biri olacaksın sen şimdi? Kötülüğe, zalimliğe karşısın ama aynı zamanda zalim ve kötü olan allaha tapınıyorsun. Bu nasıl bir zihinsel uyumsuzluktur?  Çocuk yapıp, yaptığı çocuğu allaha sınattıran, allahın sınavına girdiren bir kafa var ortada herşeyden önce. Bu da tuhaf bir durum tabi. Neyse evlat acısının yaşandığı bir yerde, evlat acısı yaşayan kimseler varken, evlat acısı yaşatan allaha, allah kimseye evlat acısı yaşatmasın diye dua edeyim. Kötülüklere, zalimliklere karşıyım diyip, aynı zamanda kötülük yapan zalim allahın yalaka ve yancılığını yapayım. Mantıktan kalsak da olur yani. Önemli olan allahın sınavı.

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Yeni Üye yazdı:

Burada imtihan argümanını tartışıp durmuşsunuz ama yukarıdaki hususu göz ardı etmişsiniz, maalesef. Halbuki olay basit, insana başına gelen musibetlerde "Bir imtihandayım, bu da geçer ya Hu" dedirtmek. "Bu güzellliğe şükretmenin ya da bu zorluğa sabır etmemim sonunda daha büyük bir iyiliğe kavuşacağım." dedirtebilmek. Siz tutmuşsunuz bu kadar pragmatist bir açıklama karşısında öyle mi, böyle mi, mümkün mü, imkansız mı diye tartışmaya girmişsiniz. Fizik bile anladı siz hala anlayamadınız mı, göreli bir evrende yaşıyoruz. Öznenin bakışının, ne gördüğü üzerinde etkin olduğu bir varoluş tecrübesi içerisindeyiz. Nasıl bakıyorsan öyle görüyorsun. Neye yoruyorsan onu tecrübe ediyorsun. 

-Evrenin, yaşamın varlığı ve doğum övülmelidir. Bunlar övülmesi gereken şeylerdir.

-Muhtaç, yoksunluk çeken bedenini var eden, seni gereksinimlerini gidermeye zorlayan annenin, babanın hakkı ödenmez. Onlara şükür edilmelidir. ( Hakkımızı ödeyemezsin diyip şükür bekleyen anne, baba mitolojide nimetleri için şükür bekleyen allaha dönüşür. İslamla allah ile birlikte, anneye, babayada şükür istenir. Bakınız lokman 14)Ama sakın sorma, bu muhtaç bedeni var eden, yoksunluk içinde bırakan siz değil misiniz? Sizin yüzünüzden gereksinimlerimi gidermek zorundayım. Beni geçim derdine düşürdünüz. Bak sizin yüzünüzden baskı, stres yaşıyorum. Ne şükürü, ne hakkı deme. Devrimci ve onurlu bir duruş sergileme. Küstahlığı, kibri ve pişkinliği eleştirme. Aklını, mantığını kullanma. Soru sorma. İman et yalnızca.) İşte anlayış bu.

-Var edilişini eleştiremezsin.

-Yaratıcıya karşı çıkılamaz. Yaratıcı eleştirilemez. Onun dediklerine ve yaptıklarına katılınmalıdır. Yaratıcıya karşı çıkmak kötü bir durumdur, kötülüktür.

-Yaratıcının işkencelerine, çektirdiği acılara katlanıp, ona karşı çıkmamak güzel bir durumdur. Yaratıcının sınavından geçmek, övülesi ve üstün bir durumdur.  (Yani düşün sana hastalık verip, işkence eden bir tanrı var. Sen bu tanrıya bana işkence etme lan diyip, karşı çıkarsan alçak biri, ama ona karşı çıkmazsan da üstün, övülesi biri oluyorsun)

 

Bunlar işte senin gibiler tarafından putlaştırılmış ve kuşaktan kuşağa aktarılan birtakım düşüncelerdir. Uydurulan allahın alt yapısını da bu putlaştırılmış düşünceler oluşturmaktadır zaten. Putları kırmakla övün, ama putlaştırılmış düşüncelerin tutsağı olup, bunları putlaştıranların uydurduğu mitolojik bir tanrıya tapın. Olacak iş mi? Neyse zalim allahın yalaka, yancılığını yapalım, ona tapınalım ve Hz.insan olalım.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...