Jump to content

Zeytin agacı ve Kuran'ın yazıldığı yer


Recommended Posts

Merhabalar,

Çoktandır Kuran'da geçen zeytin ve zeytin yağı atıfları kafamı karıştırıyordu. Bunun ilk sebebi Patricia Crone'ye ait olan okuduğum şu makaleydi. Patricia Crone buğday, üzüm ve zeytinin daha çok Akdeniz bölgesine has ürünler olduğundan bahsediyordu. Burada benim en çok dikkatimi çekense zeytin oldu. Farklı tercümeler ve eklenen açıklamalardan dolayı Kuran'da zeytin kelimesi 5-8 yerde geçmektedir diyebiliriz. Bunlardan en çarpıcı olanları ise benim aşağıda üzerinde duracağım iki tanesidir.

Müninun:20 "Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir."

Enam:141 "O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)3 verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez."

İlk ayette tanrı Sina dağında yetişen zeytin ağacından bahsetmektedir. Sina dağı Sina Yarımadası'nın güney bölgesine daha yakın olması ve Akdeniz'e göreceli olarak uzak olması sebebiyle aslında bu bölgede doğal olarak zeytin yetiştiriciliği yapılmıyor diye biliyorum. Bu sanırım herkesin dikkatini çekmiş olacak ki burada bir hata var mı diye irdelemişler. Yine sanırım Kuran yorumcuları da buradan bir eleştiri gelmesin diye Müninun:20'yi tercüme ederken araya açıklayıcı ifadeler eklemişler.

Müninun:20 "... as well as a tree that issues from [the lands adjoining] Mount Sinai, yielding oil and relish for all to eat." Muhammed Esed

"For Arabia the best olives grow round about Mount Sinai..." Abdullah Yusuf Ali

Her iki tercümede de anlam Sina dağında yetişen değil Sina dağı civarında, çevresinde yetişen demeye getirilmiştir. Civarı, çevresi kelimesiyle aslında Akdeniz bölgesine gönderme yapılmak istenmektedir.

Kuran'ın yazıldığı yer hakkında bize tarihsel bilgi verecek bu açık Müninun:20 ayetinde bir şekilde kapatılmış ve göz önünden uzaklaştırılmıştır. Aslında eleştiriyi yapanlar nedense sadece Müninun:20 ayetine odaklanmışlardır. Müslümanlar'ın buradaki savunma şekilleri ise gerçekten içler acısıdır. Bir web sitesinde Sina dağının eteklerine kurulmuş St. Catherine Manastırı'nın bahçesindeki zeytin ağaçları örnek gösterilmiştir. Tabi ekilecek toprağın farklı bir yerden getirildiği, sulama için kullanılan suyun tanklarda muhafaza edildiği insan eli bir bahçe örnek gösterilecekse savunmalarında haklılar. Ancak kendilerine tavsiyem bir de Ege bölgesini gezmeleridir. Yol boyunca dere tepe her yerde bir sürü bakımsız toprak üzerinde kendi halinde binlerce zeytin ağacı göreceklerdir. Neyse dedim ya tercümelerle bu açığın üstü bir şekilde örtülmüştür.

Ancak açık çok sağlam ve kapanmayacak bir açık olunca başka bir yerden daha patlak vermiş. Zeytin kelimesi bir de Mekke'de indiği bilinen Enam:141'de geçmektedir. Burada halkına (Mekkeliler'e) seslenen peygamber onlara tanrının bahşettiği ve tarımını yaptıkları zeytinden bol bol yemelerini, hasat günü de zekatını vermeleri gerektiğini öğütlemiş. Oysa Sina dağına göre bile yüzlerce kilometre güneyde kalan Mekke'de zeytin yetiştiriciliği yapılmamaktadır. İklim şatları buna müsait değildir. Tabi bu konuda emin olmak için biraz araştırma yapmam gerekti. Biraz araştırınca Suudi Arabistan'da zeytinin sevilen bir meyve olduğunu ancak iklim şartlarının yetiştirmeye çok da müsait olmadığını gördüm. Zeytin yetiştiriciliğine yatırım yapılmak istendiği ve bunun için de en elverişli alanın kuzeydeki Al-Jouf bölgesindeki Sakaka olduğunu hatta burada adı Al-Zaytoun olacak ve özellikle zeytin yetiştiriciliğinin teşvik edileceği bir tarım alanının yapılacağından bahsedildiğini öğrendim. Bu aslında Suudi Arabistan'ın zeytin yetiştiriciliğinde güdük kaldığını ve son yıllarda bu alana bir yatırım yapıldığını gösteriyordu. [1, 2]

İşi bir adım daha ileri götürmek istedim ve zeytin kelimesinin İncil'de 30 kez geçtiğini hatta İncil'de bahsedilen ilk bitkinin zeytin olduğunu da öğrendim. Hatta İbranice İncil'de İsral'in vaad edilen topraklarındaki kayda değer 7 tarım ürününden birisi de zeytindir. Bu 7 ürün de şöyledir; buğday, arpa, üzüm, incir, nar, zeytin, hurma. İlginçtir örneğin nar meyvesi de Kuran'da 3 yerde geçmektedir ve bunlardan iki ayette zeytin ile beraber anılmaktadır.

Kişisel fikrime göre bu açık Kuran'daki miras bölüşümü sırasında yapılan matematik hatasından sonraki en büyük açıktır ki açık bir şekilde kapatılmaya çalışılmışsa da becerilememiştir. Olduğu gibi ortada durmaktadır. Kuran aslında Arabistan'ın kuzeyinde Akdeniz civarında yazılmıştır ya da orada yazılan eserlerden intihal yapmıştır. Bu her iki durumda da Kuran'ın Mekke'de Muhammed isminde birisi tarafından vahiy yoluya yazılmadığını göstermektedir.

[1] http://xrdarabia.org/2008/12/01/olive-city-for-saudi-arabia/

[2] http://www.theolivetrail.com/?page_id=500

Bu konudaki açıklayıcı diğer mesajım:

http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=53429&st=140#entry952224

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 66
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Orijinal Kur'an Arapça olmayıp, muhtemelen Mezapotamya'da bir yerde yazılmış, Arapçaya çevrilimiştir.

Kur'an'ın Arapçaya çevrildiği ve İslam'ın kitabı olduğu zamanlarda Mekke ve Medine önemli şehirler değillerdi.

Kur'an tarafından üzerinde önemle durulan zeytin ve nar Mekke ve Medine'nin İslam'ın ortaya çıkışında önemli yerler olmadığının kanıtıdır.

Kur'anın ayetlerinden birinde İslam'ın Mekke ve civarındakiler için indiği yazar.

Kur'an Mekke ve Medine dışında bir yerde yazılmış olmalıdır.

Orijinal Kur'an'ın Aramice olması çok daha olasıdır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zeytin ile ilgili çok enteresan bir ayet daha vardır.

Nûr 35

(Medenî 102) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkanyağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.

Bu ayette bir yıldızların yapısı açıklanır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili DreiMalAli..

Yakın zamanlara kadar İslam hiç bu kadar yakından incelenmemiş ve araştırılmamıştı.

İslam yakından incelenince içinden çapanoğlu çıkıyor.

Bu sapık ve ilkel dinin en büyük özelliği izleyicileri tarafından doğasının hemen hiç anlaşılmamasıdır.

İslam bilinmediği, anlaşılmadığı için vardır.

Kötü bir alışkanlık gibi 1400 yıldır nesilden nesle geçerek, insanlığı kemiren bir sosyal hastalıktır.

Kur'an'ı yakından okuyanlar onun gerçek yüzünü anlamaya başlamışlardır.

Kur'an kendi üçyüzünü ifşa eden ayetlerle doludur.

Sonunda insanlık Kur'an'ın gizemini çözmeye başlamıştır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

1990 yılında ilk kez (Türkçe) Kuran okuyana kadar mütedeyyin müslümandım, samimi duygularla şu kitabı bir okuyup anlayayım diyerek satın aldığım yaldızlı maldızlı kitabı okuduktan sonra Ateizme giden yolun başlarına gelmiştim..Hatta sonlara doğru abdestsiz okunmaz denilen kitabı rakımı yudumlayarak okuyordum ki gerçekten tam bir fiyaskoydu..

Kendime sorduğum şu her zaman; Diğerlerinden farkım ne neden bu saçma zımbırtıya ben inanmıyorum, algı seviyemmi yüksek,üstün zekalımıyım elbette hayır,sıradan normal üniversite okumuş bir insanım entelektüelim,doğa severim vs. vs. İşin kolayına neden keçmıyorum ben..Cumalara git 5 vakit namaz kıl (Kılar görün) oruç tut yada tutar gibi görün..İkide bir ya alla bismillah falan de..bunların bir zorluğu yok ki aslında eğlenceli bile olabilir...Ama kardeşim inanmıyorum içimden gelmiyor aklım mantığım bu ilkelliğe inanmayı reddediyor,inanmayı bilincime bir tecavüz gibi algılıyorum...Nedir yani benim zorum..Siz müslümanlar cennet,huri ırmak şarabı,balı malı hesabı bu masala nasıl inanıyorsunuz merak etmiyorda değilim. Ne gibi bir gizeminiz var,gizem deyince bir budist sizden belkide katmerlice gizemlidir kendi felsefesini inancın yaşar..Müslümanım diyerek nasıl böyle çok yüzlü olabiliyorsunuz? Müslümanım diyerek uymanız gereken kuralların hiçbirine uymayıp günah saydıklarını yapmaya devam ederek kendi dininizde size vaad edilen cennte gitmeyi umuyorsunuz..Sizler nesiniz gerçekten? Belki bu saydıklarımı risaleciler biz öyle değiliz diyeceklerdir ama onlarada inanmıyorum.Belki binde biri safiyanedir!

tarihinde ziobelle tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Orijinal Kur'an Arapça olmayıp, muhtemelen Mezapotamya'da bir yerde yazılmış, Arapçaya çevrilimiştir.

Kur'an'ın Arapçaya çevrildiği ve İslam'ın kitabı olduğu zamanlarda Mekke ve Medine önemli şehirler değillerdi.

Kur'an tarafından üzerinde önemle durulan zeytin ve nar Mekke ve Medine'nin İslam'ın ortaya çıkışında önemli yerler olmadığının kanıtıdır.

Kur'anın ayetlerinden birinde İslam'ın Mekke ve civarındakiler için indiği yazar.

Kur'an Mekke ve Medine dışında bir yerde yazılmış olmalıdır.

Orijinal Kur'an'ın Aramice olması çok daha olasıdır.

Sn Hacı bey, iletinizin içeriğinde zan kipleri çoğunlukta olup, finalde zeytin ve nar üzerinden kanıt sunmuşsunuz.

Elinizde net deliller olmadığı halde, "Zan" üzerinden yola çıkarak (olmalıdır, olasıdır, muhtemelen) gibi ifadelerle kanıt odaklı bir finale ulaşmak ve delil noktasında zannı ortaya sürmek, meseleler somut deliller üzerinden bakılması gerektiğini defaatle ifade eden bireylerin çelişkili bir duruma düşürmüyor mu?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sn Hacı bey, iletinizin içeriğinde zan kipleri çoğunlukta olup, finalde zeytin ve nar üzerinden kanıt sunmuşsunuz.

Elinizde net deliller olmadığı halde, "Zan" üzerinden yola çıkarak (olmalıdır, olasıdır, muhtemelen) gibi ifadelerle kanıt odaklı bir finale ulaşmak ve delil noktasında zannı ortaya sürmek, meseleler somut deliller üzerinden bakılması gerektiğini defaatle ifade eden bireylerin çelişkili bir duruma düşürmüyor mu?

Mekke civarında zeytin ve nar yetişiyor muydu?

Şimdi yetişmiyorsa zannedersem Muhammed zamanında da yetişmiyordu.

Bu da zan üzerine oldu ama..

Kur'an'ın nerede yazıldığı bilinmiyor elbette. Kesin olarak bilinen Mekke'de ve Medine'de yazılmadığı.

Irak'da yazıldı ise yeri meçhul. Dili de meçhul. Yani handi dilden Arapçaya çevrildiği bilinmiyor. Ama çevrildiği kesin.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Orijinal Kur'an Arapça olmayıp, muhtemelen Mezapotamya'da bir yerde yazılmış, Arapçaya çevrilimiştir.

Kur'an'ın Arapçaya çevrildiği ve İslam'ın kitabı olduğu zamanlarda Mekke ve Medine önemli şehirler değillerdi.

Kur'an tarafından üzerinde önemle durulan zeytin ve nar Mekke ve Medine'nin İslam'ın ortaya çıkışında önemli yerler olmadığının kanıtıdır.

Kur'anın ayetlerinden birinde İslam'ın Mekke ve civarındakiler için indiği yazar.

Kur'an Mekke ve Medine dışında bir yerde yazılmış olmalıdır.

Orijinal Kur'an'ın Aramice olması çok daha olasıdır.

Kuranın bir orjinalinden bahsedeceksek, o orjinalin, kaynağın dilinden veya bir dili olduğundan emin değiliz. Kuran allahın kitabından bir vahiydir.

Kehf 27

(Mekkî 69) Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

Yani orjinal Allahın katındadır ama, indirilen vahiyler ,hangi toluma indirildiyse onların dilinden okunmuştur.Aynı orjinal kaynaktan yahudi ve hristiyanlarada anlayabilecekleri dilden vahiyler okunmuştur.

En’âm 156

(Mekkî 55) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;

Allah, orjinal kaynaktan indirilen vahiylerin, arapça okunarak açıklandığını ayrıyeten belirtmiştir.Yani aynı vahiy Türklere inse Türkçe olarak açıklanacaktı.

Fussilet 3

(Mekkî 61) (Bu,) bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.

Yani dediğiniz gibi Kuran arapça açıklanmakla beraber, orjinali mekke ve medine ile bağlantılı değil, allah katı ile bağlantılıdır.Ama arapça açıklanan ayetler tabiki ilk önce arapları ,mekke çevresini muhatap almaktadır.Yani dünyada yayın yapan bir radyo istasyonunun, mekke şubesinin yayını arapça olacaktır.Radyo ise tüm dünyada geçerlidir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili DreiMalAli..

Yakın zamanlara kadar İslam hiç bu kadar yakından incelenmemiş ve araştırılmamıştı.

İslam yakından incelenince içinden çapanoğlu çıkıyor.

Bu sapık ve ilkel dinin en büyük özelliği izleyicileri tarafından doğasının hemen hiç anlaşılmamasıdır.

İslam bilinmediği, anlaşılmadığı için vardır.

Kötü bir alışkanlık gibi 1400 yıldır nesilden nesle geçerek, insanlığı kemiren bir sosyal hastalıktır.

Kur'an'ı yakından okuyanlar onun gerçek yüzünü anlamaya başlamışlardır.

Kur'an kendi üçyüzünü ifşa eden ayetlerle doludur.

Sonunda insanlık Kur'an'ın gizemini çözmeye başlamıştır.

Bu konuda kesinlikle haklısın. Başlayanlarda müslüman olmayanlar. Söz yavaş yavaş müslümanlara gelecek. Kendi kitapları üstünde düşünmeye başladıkları zaman.
Link to post
Sitelerde Paylaş

1990 yılında ilk kez (Türkçe) Kuran okuyana kadar mütedeyyin müslümandım, samimi duygularla şu kitabı bir okuyup anlayayım diyerek satın aldığım yaldızlı maldızlı kitabı okuduktan sonra Ateizme giden yolun başlarına gelmiştim..Hatta sonlara doğru abdestsiz okunmaz denilen kitabı rakımı yudumlayarak okuyordum ki gerçekten tam bir fiyaskoydu..

Kendime sorduğum şu her zaman; Diğerlerinden farkım ne neden bu saçma zımbırtıya ben inanmıyorum, algı seviyemmi yüksek,üstün zekalımıyım elbette hayır,sıradan normal üniversite okumuş bir insanım entelektüelim,doğa severim vs. vs. İşin kolayına neden keçmıyorum ben..Cumalara git 5 vakit namaz kıl (Kılar görün) oruç tut yada tutar gibi görün..İkide bir ya alla bismillah falan de..bunların bir zorluğu yok ki aslında eğlenceli bile olabilir...Ama kardeşim inanmıyorum içimden gelmiyor aklım mantığım bu ilkelliğe inanmayı reddediyor,inanmayı bilincime bir tecavüz gibi algılıyorum...Nedir yani benim zorum..Siz müslümanlar cennet,huri ırmak şarabı,balı malı hesabı bu masala nasıl inanıyorsunuz merak etmiyorda değilim. Ne gibi bir gizeminiz var,gizem deyince bir budist sizden belkide katmerlice gizemlidir kendi felsefesini inancın yaşar..Müslümanım diyerek nasıl böyle çok yüzlü olabiliyorsunuz? Müslümanım diyerek uymanız gereken kuralların hiçbirine uymayıp günah saydıklarını yapmaya devam ederek kendi dininizde size vaad edilen cennte gitmeyi umuyorsunuz..Sizler nesiniz gerçekten? Belki bu saydıklarımı risaleciler biz öyle değiliz diyeceklerdir ama onlarada inanmıyorum.Belki binde biri safiyanedir!

Selam Sn Ziobelle bey

ateist bireylerin en büyük hataları, kuranı okudukları zaman orada gördükleri metinlerden negatif yönde etkilenmeleri, bu metinleri ilkel bulmaları, bu metinlere iman etmeyi,insan bilincine tecavüz olarak algılamalarıdır.

İslamı, sadece cennet, huri, ve şarap üçgeninde algılayan ve bu kavramlar üzerinden eleştiri getiren ateist bireyler, antik dönem metinleri olan Kur'an'ın, sosyal hayata dair 1400 yıl evvelki hayat şartlarını baz alarak sunduğu çözümleri ıskalamakta, Kur'an adı verilen metinlerin, kabile veya göçebe olarak yaşayan bedevileri, oluşturduğu devlet bir çatısı altında toplayıp, yargı,hukuk,siyaset,sosyal paylaşım gibi konularda döneme özgü kurallar barındırarak, bir anlamda dağınık hayat profilinden, ordusu olan,yargı mekanizması olan,sosyal paylaşım hukuku olan devlet düzenine geçirttiğini ıskalamaktadırlar.

Oysa ki Kur'an, 1400 yıl evvel yaşayan insanların yazdığı ve bünyesinde yerleşik adet, gelenek ve göreneklerinde barındırıldığı, toplumu ıslah etmek ve düzenli bir toplum yaratmak adına ilahsal güce başvurulan tipik anayasal metinlerdir.

Bünyesinde her ne kadar eleştiri getirilmesi gereken metin parçacıkları olsa da, Kur'an'ın evrensel boyutta verdiği mesajların ıskalanmaması gereklidir diye düşünmekteyim.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Mekke civarında zeytin ve nar yetişiyor muydu?

Şimdi yetişmiyorsa zannedersem Muhammed zamanında da yetişmiyordu.

Bu da zan üzerine oldu ama..

Kur'an'ın nerede yazıldığı bilinmiyor elbette. Kesin olarak bilinen Mekke'de ve Medine'de yazılmadığı.

Irak'da yazıldı ise yeri meçhul. Dili de meçhul. Yani handi dilden Arapçaya çevrildiği bilinmiyor. Ama çevrildiği kesin.

Sn Hacı bey, bir ateist olarak size Kur'an ayeti ile cevap vereceğimi ummuyordum.

Lakin Kur'an iman edenlere derki: "Ey iman edenler! Zan'nın birçoğundan sakının" Hucurat 12

Son tahlilde, tezlerimizi somut deliller üzerine bina etmeliyiz. Zira, diğer şekli ile bir inanırdan farkımız kalmayacaktır.

tarihinde starbuck07 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Mekke civarında zeytin ve nar yetişiyor muydu?

Şimdi yetişmiyorsa zannedersem Muhammed zamanında da yetişmiyordu.

Bu da zan üzerine oldu ama..

Kur'an'ın nerede yazıldığı bilinmiyor elbette. Kesin olarak bilinen Mekke'de ve Medine'de yazılmadığı.

Irak'da yazıldı ise yeri meçhul. Dili de meçhul. Yani handi dilden Arapçaya çevrildiği bilinmiyor. Ama çevrildiği kesin.

Evet Mekke ve Medinede yazılmadığı kesindir.Bana ve kurana göre başka bir kesinlik ise levhi mahfuzda yazıldığıdır.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sn Hacı bey, bir ateist olarak size Kur'an ayeti ile cevap vereceğimi ummuyordum.

Lakin Kur'an iman edenlere derki: "Ey iman edenler! Zan'nın birçoğundan sakının" Hucurat 12

Son tahlilde, tezlerimizi somut deliller üzerine bina etmeliyiz. Zira, diğer şekli ile bir inanırdan farkımız kalmayacaktır.

Dostum oldu mu bu şimdi? Şaka gibi cevap.

Ne ateistler göreceğiz, zanla kadınları dövdürten, yine zanna bile tenezzül etmeden şahit sayısı hesabıyla insanları haklıyken 80 veya 100 sopa yedirten veya haksızken duruma göre koruyabilen bir kitaptan bu ayeti kendisine destek olarak veren ateistleri gördük ya daha birşey diyesim gelmedi.

.

Link to post
Sitelerde Paylaş

atilan2 den bir alinti yapacam

En’âm 156

(Mekkî 55) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;

Isa yasarken Incil yoktu ve Hristiyan alemi Incili tanri kitabi diyede gormez. Ama ne tuhaftirki Kuran Incilinde kendi masallarinda oldugu gibi Allah tarafindan yollandigini saniyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

1990 yılında ilk kez (Türkçe) Kuran okuyana kadar mütedeyyin müslümandım, samimi duygularla şu kitabı bir okuyup anlayayım diyerek satın aldığım yaldızlı maldızlı kitabı okuduktan sonra Ateizme giden yolun başlarına gelmiştim..Hatta sonlara doğru abdestsiz okunmaz denilen kitabı rakımı yudumlayarak okuyordum ki gerçekten tam bir fiyaskoydu..

Kendime sorduğum şu her zaman; Diğerlerinden farkım ne neden bu saçma zımbırtıya ben inanmıyorum, algı seviyemmi yüksek,üstün zekalımıyım elbette hayır,sıradan normal üniversite okumuş bir insanım entelektüelim,doğa severim vs. vs. İşin kolayına neden keçmıyorum ben..Cumalara git 5 vakit namaz kıl (Kılar görün) oruç tut yada tutar gibi görün..İkide bir ya alla bismillah falan de..bunların bir zorluğu yok ki aslında eğlenceli bile olabilir...Ama kardeşim inanmıyorum içimden gelmiyor aklım mantığım bu ilkelliğe inanmayı reddediyor,inanmayı bilincime bir tecavüz gibi algılıyorum...Nedir yani benim zorum..Siz müslümanlar cennet,huri ırmak şarabı,balı malı hesabı bu masala nasıl inanıyorsunuz merak etmiyorda değilim. Ne gibi bir gizeminiz var,gizem deyince bir budist sizden belkide katmerlice gizemlidir kendi felsefesini inancın yaşar..Müslümanım diyerek nasıl böyle çok yüzlü olabiliyorsunuz? Müslümanım diyerek uymanız gereken kuralların hiçbirine uymayıp günah saydıklarını yapmaya devam ederek kendi dininizde size vaad edilen cennte gitmeyi umuyorsunuz..Sizler nesiniz gerçekten? Belki bu saydıklarımı risaleciler biz öyle değiliz diyeceklerdir ama onlarada inanmıyorum.Belki binde biri safiyanedir!

Kuranın abdestsiz okunmaması, kuranın okunmasını engellemek için , saygı formatına sokulmuş bir uydurma olsa gerek. Tabi bir gün okumaya karar veren birisinin zanna dayalı imanından çıkması doğal süreçtir. Bu okuyuşları rakı ile devam ettirmende, zanlarını arttırmış.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi al Jouf da zeytin yetişiyorda sina yarımadasında nasıl yetişemiyor bu bir

Zeytin yetiştiriciliğine yatırım yapılmak istendiği ve bunun için de en elverişli alanın kuzeydeki Al-Jouf bölgesindeki Sakaka olduğunu hatta burada adı Al-Zaytoun olacak ve özellikle zeytin yetiştiriciliğinin teşvik edileceği bir tarım alanının yapılacağından bahsedildiğini öğrendim.

şimdi ikinci meseleye gelelim .Kur'an da iki ayrı sina dağından bahsediliyor olabilir.Birisi sina yarımadasındaki sina diğeri arabistandaki sina.veya başka bir teori daha geliştirilebilir sina yarımadası aslında sina yarımadası değil.sina dağı suudi arabistan sınırlarındaki senin zeytin yetiştiriliyor dediğin yerdeki sina dağı.Çünkü bible da sina dağı için arabistandaki sina dağı diye bahseder sina yarıması arabistan olmadığına göre.şunu da ekleyebilirim yahudilerin düşmanı mısır .yahudiler niye sina yarımadasında dolaşsın ki arabistanın kuzeyine geçmiş olmaları daha doğal .çünkü filistinde savaşmaktan vazgeçtiler tekrar mısıra doğru niye gitsinler.

mantık hatam varsa düzeltin.tamamen aklıma gelenleri yazdım

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dostum oldu mu bu şimdi? Şaka gibi cevap.

Ne ateistler göreceğiz, zanla kadınları dövdürten, yine zanna bile tenezzül etmeden şahit sayısı hesabıyla insanları haklıyken 80 veya 100 sopa yedirten veya haksızken duruma göre koruyabilen bir kitaptan bu ayeti kendisine destek olarak veren ateistleri gördük ya daha birşey diyesim gelmedi.

.

İşte bunlar zandır.Kuranın gerçek anlamı değil.Kurandan anlamak istediklerindir. Kuran sadece samimi olana kendini anlatır.İnanırsın inanmazsın o ayrı mesele.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...