Jump to content
melih007

Kopan parmak ‘peri tozuyla’ onarıldı

Recommended Posts

ABD’Lİ bilim adamları, Lee Spievack adlı bir adamın ucu kopan parmağını, henüz deney aşamasında olan bir toz kullanarak eski haline getirmeyi başardı. Üç yıl önce el orta parmağının yaklaşık 1 santimetrelik ucunu, maket uçağın pervanesine kaptıran Spievack’ın “peri tozu” diye adlandırılan tozla tedavisine hemen başlandı. 4 hafta sonra Spievack’ın parmağı eski boyuna ulaştı. 4 ay sonra ise parmağın sağlam parmaklardan hiçbir farkı kalmamıştı.

DERİYE gücünü ve elastikiyetini veren bir albüminoid olan kolajen ile bir domuzun kurutularak toz haline getirilmiş idrar kesesinin karışımı olan “peri tozu”, aslında atların kopan bağlarını iyileştirmek için geliştirilmişti. 69 yaşındaki Spievack tedavi sürecini şöyle anlattı: “Tozu ikinci kez döktüğümde büyümeyi artık görebiliyordum. Her gün biraz daha büyüdü. Büyümenin tamamlanması 4 hafta sürdü.”

“PERİ tozu”nu Spievack’in eski bir cerrah ve tozu üreten şirketin patronu olan kardeşi Stephen önerdi. Bilim adamları, tozun iyileştirme gücünün nasıl harekete geçtiğini henüz tam olarak anlayabilmiş değil. Ancak tozu geliştirenler, karışımın vücudun kendi kendine iyileşme sürecini tetiklediğine, vücut hücrelerine tahrip olmuş dokuları iyileştirmesi için sinyaller gönderdiğine inanıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Dogrumu bu haber gercekten?

Olabilirmiki?

Haber doğru kutsal yaratık, zaten o peri tozunu da kuran-ı hikayenin bir yerinden esinlenerek yapmışlardır , nede olsa kuranda her şey yazmıyor mu?

tarihinde ENLİL tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu haberin doğru olması normal parmağın geri gelmesi söz konusu ise tümüyle olanaksız.

Ama ortada bir oyun varsa onu bilemem.

Kaybolan kas ve kemik dokusu yenilenemez.

Deri ve yumuşak dokular yenilenir.

Belki yumuşak doku ve deri, kaybolan kasların yerini alarak parmağın uzadığı izlenimini vermiştir.

Bu mümkün..

Ama hepsi o kadar..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sevgili hacı,

sürüngenlerde falan rejenerasyon varken,

memelilerde ne olmuş da bu özellik

canlının lehine olmasına rağmen yok?

yani bizdeki mekanizma onlarınki kadar iyi değil.

sadece yaranın etrafı kapanıyor,

uzuvlar geri gelmiyor.

neden bu özellikte bireylerin sayısı popülasyonda artmamış da

bu özellik memelilere kadar gelmemiş?

bununla ilgili geçerli hipotezler var mı?

haber palavra olsa gerek,

çünkü öteki türlü yer yerinden oynamalıydı,

böyle bi haberin üzerine. ;)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok ilginç bir noktaya temas ettin murtedd...

Evrimsel açıdan yenileme olayı çok avantajlı olduğu halde neden sadece bir kaç tane kompleks canlıda görülür?

Benim bildigim Deniz Yıldızı ve Kertenkeleler var yenileme özelliği olan...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanın evrimleştiği hayvanlar için kopan parmağın veya el veya kolun eski haline dönecek şekilde rejenerasyonu bir avantaj oluşturmayabilir.

İnsan parmağında mevcut dokulara bir göz atalım..

Kaslar, kemikler ve kıkırdak, sinoviyal doku, sinirler, damarlar, yumuşak doku.. deri ve ekleri...

Bunlardan damarlar, yumuşak doku, deri ve ekleri çoğalabilirler.

Kırılan ve kısmen zedelenen kemikler de kendilerini kolaylıkla tamir edebilirler..

Ama kıkırdak ve sinoviyal dokular kendilerini tamir edemezler ve kesilen kaslar rejenere olamazlar..

Kaybloan kas dokusu tamir edilemez.

Sinirlerin uzaması için de geride kılıflarının kalmış olması gerekmektedir.

Sinirler de rejenere olamaz diyebiliriz.

Kopan ekstremitelerinin yerine yenilerini yapan hayvanlarda iki durum vardır.

Ya rejenere olan ekstremite eskisi kadar fonksiyonel değildir, ya da çok basit bir yapısı vardır.

Bazı kertenkelelerde kesilen kuyruk hemen rejenere olur. Ama kuyruğun çok basit bir dokusu vardır.

İstakozların kopan kolları da tamir edilebilir ama yeni kol her zaman aslının kötü bir kopyasıdır.

Bir doku ne kadar karmaşıksa o kadar zor tamir edilir veya edilmez.

Aynı durum organlar için de söz konusudur.

Karaciğer kendini başarılı bir şekilde rejenere eder. Çünkü nisbeten basıt bir organdır.

Böbrekler, kalp, akciğerler, beyin ve daha bir çok organda zedelenen kısmını tamiri mümkün değildir.

Evrimin her hayvan türü için seçtiği nitelikler vardır, seçmediği, yeğlemediği nitelikler vardır.

Bu konu aktif olarak araştırılmaktadır..

İlerde bu durum değişebilir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Haber doğru tabii..

Kimse haberi sorgulamıyor.

Ama haberdeki açıklama bilimsel değil..

Ve çok saçma..

Parmağın ucundan doku kaybı olmuş ve yara yumuşak doku tarafından doldurulmuş..

Üzerini deri kaplamış..

Parmağın rejenere olduğu falan yok.

Resimden kendiniz de görebilirsiniz..

Domuz pisliği iddiası ise yalnız domuzların inanabileceği aptalca bir açıklama..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Haci abinin dedigi dogru , kopan parmak falan yok ortada, sadece yumusak deri kismen zarar gormus. O zaman bu haberi bizim cok akilli ve engin bilgilere sahip gazeteciler kendilerine goremi yorumladi yada haberin orjinalindede kopan parmagi domuz boku yerine mi getirdi diyor???

Bi ara benim parmagimda ayni sekilde zarar gormustu, hic bir ilac kullanmada sadece temiz tutarak eski haline geldi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

haber doğru + kemik dahil yenileme var ve olanaklı bişey bu biz ateistler için ve insanlık için çok büyük bi haber bence

hemen asparagas dememeliyiz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
İnsanın evrimleştiği hayvanlar için kopan parmağın veya el veya kolun eski haline dönecek şekilde rejenerasyonu bir avantaj oluşturmayabilir.

İnsan parmağında mevcut dokulara bir göz atalım..

Kaslar, kemikler ve kıkırdak, sinoviyal doku, sinirler, damarlar, yumuşak doku.. deri ve ekleri...

Bunlardan damarlar, yumuşak doku, deri ve ekleri çoğalabilirler.

Kırılan ve kısmen zedelenen kemikler de kendilerini kolaylıkla tamir edebilirler..

Ama kıkırdak ve sinoviyal dokular kendilerini tamir edemezler ve kesilen kaslar rejenere olamazlar..

Kaybloan kas dokusu tamir edilemez.

Sinirlerin uzaması için de geride kılıflarının kalmış olması gerekmektedir.

Sinirler de rejenere olamaz diyebiliriz.

Kopan ekstremitelerinin yerine yenilerini yapan hayvanlarda iki durum vardır.

Ya rejenere olan ekstremite eskisi kadar fonksiyonel değildir, ya da çok basit bir yapısı vardır.

Bazı kertenkelelerde kesilen kuyruk hemen rejenere olur. Ama kuyruğun çok basit bir dokusu vardır.

İstakozların kopan kolları da tamir edilebilir ama yeni kol her zaman aslının kötü bir kopyasıdır.

Bir doku ne kadar karmaşıksa o kadar zor tamir edilir veya edilmez.

Aynı durum organlar için de söz konusudur.

Karaciğer kendini başarılı bir şekilde rejenere eder. Çünkü nisbeten basıt bir organdır.

Böbrekler, kalp, akciğerler, beyin ve daha bir çok organda zedelenen kısmını tamiri mümkün değildir.

Evrimin her hayvan türü için seçtiği nitelikler vardır, seçmediği, yeğlemediği nitelikler vardır.

Bu konu aktif olarak araştırılmaktadır..

İlerde bu durum değişebilir..

Sanırım haklısınız..

Sanırım değil kesinlikle haklısınız..

Mükemmel bir rejenerasyon zaten ölümsüzlük demektir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Scientific American dergisinin nisan 2008 sayısında konu ele alınmış,

Cumhuriyet Bilim Teknik dergisi Rita Urgan türkçeye çevirerek yayınlamış, tek bir link şeklinde olmadığı için bir dosyaya aktarıp buraya yapıştırıyorum.

Sevgiler.

İNSANOĞLU- SEMENDER’DEN ÖĞRENİYOR

Yitirilen organların “yeniden çıkması” sağlanabilir mi?

İnsan bedeninin temel parçalarını, tıpkı bir semender gibi yeniden canlandırma yönündeki gelişmeler, kesik kol ve bacakların yanı sıra, ciddi yaraların da sağaltımına yeni bir boyut kazandırabilir... Semender, bacağını yitirdiğinde geriye kalan parçadan yeni bir bacak geliştirme özelliğine sahip tek omurgalıdır. Peki, yeniden gelişen parça, bacağın ne kadarının yok olduğunu ve ne kadar büyümesi gerektiğini nasıl “biliyor”? Erişkin bir semender dokusu sayısız kez hiç yoktan tüm bir bacak üretme yetisini nasıl koruyabiliyor? Bu sorulara yanıt verildiğinde, insanlar için yeni bir ufuk açılabilir...

Organların yenilenmesi ve yaraların onarımıyla ilgili olarak çeşitli hayvanlar üzerinde yapılan tüm bu incelemelerden elde edilen sonuçlar, on beş yirmi yıla kalmadan insan bedeninin farklı bölümlerini yeniden yaşama kazandırabileceğimiz inancını da beraberinde getiriyor. Öyle ki, artık insanoğlunun gerçekten şaşırtıcı bu yetiden yararlanabileceği günlerin giderek yaklaşmakta olduğunu görüyoruz.

Semender bacağı, daha küçük ve biraz daha ince olmasının dışında, insan bacağından pek de farklı değildir. Semenderin bacağı deriyle kaplıdır ve iç kesimini kemikler, kaslar, bağlar, kirişler, sinirler ve kan damarları oluşturur. Fibroblast adı verilen ve aralarında gevşek bir bağ olan bir dizi hücre tüm bu dokuları birarada tutup, bacağa biçimini verir.

Ne var ki semender, bacağını yitirdiğinde geriye kalan parçadan yeni bir bacak geliştirme özelliğine sahip tek omurgalı. İnsanlar semenderin bu işlevi nasıl yerine getirdiği konusuna yıllarca kafa yordu.

Yeniden gelişen parça bacağın ne kadarının yok olduğunu ve ne kadar büyümesi gerektiğini nasıl “biliyor”?

Bacağın bedende kalan bölümündeki deri neden insanda olduğu gibi kabuk bağlamıyor? Erişkin bir semender dokusu sayısız kez hiç yoktan tüm bir bacak üretme yetisini nasıl koruyabiliyor?

Dirimbilim uzmanları tüm bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışıyorlar. Yeniden canlandırma sürecinin doğada nasıl işlediğinin açıklığa kavuşması durumunda, bu sürecin insanlara uygulanması suretiyle yitirilen ve zarara uğrayan organların yeniden yaşama döndürülmesi de mümkün olabilir.

İNSAN VE SEMENDER

İnsan bedeninin ciddi yaralanmalar karşısındaki ilk tepkileri semenderinkinden farklı değilse de, insanla iki yaşayışlı hayvanların hasar onarım yöntemleri arasındaki farklılık çok geçmeden ortaya çıkar. İnsanda zarar gören bölge kabuk tutar ve yeniden gelişme tepkisi başarısızlıkla sonuçlanır. Ne var ki, çok sayıda gösterge insanlarda karmaşık beden parçalarını yeniden oluşturma gizilgücünün varlığına işaret ediyor. Bu gücün devinime geçirilmesiyle insanın yaraları onarma becerisi giderek semenderinkini andırabilir.

Minik semenderin bacağı kesildiğinde, bacağın bedende kalan bölümündeki kan damarları hızla küçülerek kanamanın önüne geçilmeye çalışılıyor ve kesilen bölgenin yüzeyi hemen deri hücreleriyle örtülüyor. Yaralanmayı izleyen ilk birkaç gün içinde, yara epidermi adı verilen bu dış deri katmanı apikal epitel kutbu (AEC) adı verilen bir dizi sinyal hücrelerine dönüşür. Bu arada, fibroblastlar bağlayıcı dokudan ayrılarak kesilen yüzeye akın eder ve orada yeni bacağın gelişmesini sağlayan kök hücreyi andıran, blastema adlı hücre kitlesini oluştururlar.

Kaliforniya Üniversitesi’nden Susan V. Bryant, blastemadaki hücrelerin semender oğulcuğunda gelişmekte olan bacak tomurcuğunun içerdiği hücrelerle özdeş yapıda olduğunu yıllar önce ortaya koydu.

Elde edilen bu bulgu insanların da organ yenileme için gerekli programa sahip oldukları anlamına geliyordu. Öyle ki, bilim insanlarının yapması gereken tek şey kesilen bacakta blastema oluşturmanın bir yolunu bulmaktı.

Yine Kaliforniya Üniversitesi’nden Tetsuya Endo ile David M. Gardiner, bacağın ters yönünden aldığı bir deri parçasını yaralı alana aktarmak ve böylelikle bacağın karşı bölgelerindeki fibroblastların iyileşme sürecine katılmalarını sağlamak suretiyle blastema oluşturmayı başardı. Sonuçta ortaya çıkan eklenti bacak, doğal olarak, anormal bir konumdaydı ama anatomik açıdan normaldi.

Gelişmekte olan oğulcukta epidermin “ektoderm” adıyla bilinen ve bacağın tomurcuktan gelişmesini sağlayan hücrelerden türediği biliniyordu. Ektoderm hücreleri tomurcukta toplanarak, bacak tomurcuğu hücrelerinin yer değiştirmelerini ve çoğalmalarını sağlayan kimyasal sinyallerin kaynağı olarak bilinen apikal ektodermal çentiğe (AEÇ) dönüşüyordu. AEÇ de, bacağın gelişmesi için gerekli olan, kendisiyle bacak tomurcuk hücreleri arasındaki sinyal alışverişini sağlayan kimi fibroblast büyüme faktörlerini (FBF) üretmekteydi.

JAPON BAŞARISI

Japonya Tohoku Üniversitesi’nden Hiroyuki Ide, iribaşlarda yenileme yetisinin giderek yitirilmesinin, FBF devresinin devinime geçirilememesinden kaynaklandığını ortaya koydu. Ide, yenileme yetisini yitiren daha yaşlı iribaşlara FBF10 uygulamak suretiyle bu devreyi yeniden devinime geçirmeyi, organ yenileme sürecini kısmen etkili kılmayı başardı.

Gelgelelim, yalnızca fibroblastlar yenileme işleminin gerçekleşmesi için yeterli değildi. Bacağın gelişmesi için ters yöndeki fibroblastlara gerek vardı. Bu da, yenileme sürecinin tetiklenmesinde hücresel konumun ne denli önemli olduğunu gösteriyordu.

Bir oğulcukta bacağın gelişme süreci her zaman kol ya da bacak tabanının oluşmasıyla başlayıp, sonra daha uçlardaki yapıların oluşmasıyla tamamlanırken, semenderin organ yenileme sürecinde kesiğin ya da yaranın yeri, kol ya da bacağın herhangi bir noktasında olabilirdi ve yalnızca bacağın kesilen yerleri yeniden gelişebilirdi.

Hücrelerin bacaktaki konumlarını öğrenmelerinde çok sayıda gen etkili olmakla birlikte, Hox adıyla bilinen bir gen dizisi, can alıcı bir rol oynamaktaydı.

Hayvanların çoğunda gelişmekte olan bacak hücreleri, Hox genleri tarafından sunulan konum bilgilerinden yararlanmakta, ancak bu bilgileri sonradan “unutmaktaydı”.

Oysa, erişkin semenderin bacağındaki fibroblastlar bu bilgiyi belleğinde saklamakta ve yeri geldiğinde yeniden yararlanmaktaydı.

Organların yenilenmesi ve yaraların onarımıyla ilgili olarak çeşitli hayvanlar üzerinde yapılan tüm bu incelemelerden elde edilen sonuçlar, on beş yirmi yıla kalmadan insan bedeninin farklı bölümlerini yeniden yaşama kazandırabileceğimiz inancını da beraberinde getiriyor. Öyle ki, artık bir semenderin yeniden gelişen bacağına baktığımızda eskisi kadar dehşete kapılmıyor ve insanoğlunun gerçekten şaşırtıcı bu yetiden yararlanabileceği günlerin giderek yaklaşmakta olduğunu görüyoruz.

Kaynak: Scientific American, Nisan 2008

Özet Türkçe: Rita Urgan

KUSURSUZ YENİLENME

Semender, yitirdiği organları yeniden geliştirme özelliğine sahip tek omurgalı türüdür ve bu yetisinden tekrar tekrar yararlanabilir. Semenderlerde kol bacak oluşumuyla ilgili araştırmalar bu sürecin ilk aşamasında yaranın üzerinin hızla örtüldüğünü ve kesilen organın bedende kalan parçasındaki hücrelerin kesik bölgeye akın ettiğini ortaya koyuyor. Bunu izleyen aşamalarda hücreler oğulcuk durumuna dönüşüp, aynen bir oğulcuğun izlediği gelişim sürecini izleyerek, yeni bir organ oluşturuyorlar.

1-YARANIN ÖRTÜLMESİ

Bacağın yitirilmesini izleyen birkaç saat içinde epidermal deri hücreleri yaraya akın edip, bir yara epidermisi oluşturmak suretiyle üzerini örtüyor.

2- İYİLEŞME SİNYALLERİ

Epidermal hücreler apikal epitel kutbu adıyla bilinen ve öteki hücrelerin davranışlarına yön veren hücreleri üreten bir yapıyı oluşturuyor. Fibroblastlar ve kas hücreleri yara bölgesine doğru yol almaya başlıyorlar.

3--ANA RAHMİNE DÖNÜŞ

Yaranın olduğu bölgeye göç eden hücreler daha az uzmanlaşmış bir oğulcuk durumuna geçerek, blastema adı verilen yeni bacak tomurcuğunu oluşturmak üzere bölünüp çoğalmaya başlıyorlar

4-BİÇİMLENDİRME

Blastema geliştikçe, ayağa dönüşecek uç dahil, yeni bacağın ana hatlarını oluşturmaya başlıyor. Embriyo hücreleri çoğalıp kemik, kas, fibroblast v.b yapılara dönüşmek suretiyle yeni dokunun oluşmasını sağlıyor.

5-ETE BÜRÜNME

İç anatomisi ve ana hatları geliştikçe, bacak giderek uzamaya ve ilk kesik yüzeyle parmaklar arasındaki eksik parçaları doldurmaya başlıyor.

SAĞALTICI SİNYALLER

6- YENİLENMENİN İZLEDİĞİ YOL: İnsanın eksik kol ve baçağını geliştirme hedefine odaklanan bilim insanları adım adım bir yaklaşımla Semender örneğinden yola çıkarak doğal yenilenme sürecinin nasıl kontrol edileceğini öğreniyor,

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
haber doğru + kemik dahil yenileme var ve olanaklı bişey bu biz ateistler için ve insanlık için çok büyük bi haber bence

hemen asparagas dememeliyiz.

Ne diyeceğiz?

Banana mı?

Saçmalıkla iştigal etmeyelim lütfen.

Burası bilim forumu..

Kahve sohbet odası değil..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

peri tozu denen zımbırtı,domuz pisliğinin bilmem neresinin kurutulup toz haline getirilmiş hali.

yani domuzun kıçından çıkan bir meret bu.adama domuz pisligi desen surermi eline o şeyi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...