Jump to content

İnternet Bağımlılığı


Recommended Posts

Son birkaç şey daha yazmak istiyorum. Çarpıtmalara ve kişisel saldırılara rastlamamak için benden önce yazılanları okumayacağım, sonra yazılacakları da okumayacağım. Bunları düzeltmekle zaman harcayamam. Değerli katkıda bulunan arkadaşlardan özür diliyorum.

Neden bu konunun önemli olduğuna çok basit bir örnek vereceğim. Bu "İnternet bağımlılığı" fetişi ortaya çıkarıldıktan sonra mesela sosyoekonomik nedenlerle depresyona girmiş ya da girmek üzere olan, bu sebeple İnternet'i bir kaçış olarak kullanan kişilere artık doğru teşhiş konulmayacak. Yakınları diyecek ki "bunun İnternet bağımlılığı var". Peki doktor bu teşhisi düzeltecek mi? Hayır! Otoritelerce onaylı bulgular da tutuyor. Bağımlılık bulguları artı depresyon bulguları artı İnternet başında harcadığı zaman yüzünden sinirsel ve fiziksel olarak ek spesifik bulgular da var. İşte sana İnternet bağımlısı. Sorunu çözülebilir mi? Çok çeşitli olasılıklar var ama onlar ayrı mesele. Yanlış teşhise rağmen sorunun çözülebileceği de bu olasılıklar arasında. Dediğim gibi, doktorlar sosyoekonomik sorunları çözemez (Evet, çelişiyor gibi görünüyor ama çelişmiyor.) Ama burada geri dönüş önemlidir. Bildiğiniz gibi tüm dünyadaki yönetimler daha fazla kontrol ister. Kollektivist bir anlayış ister, bireyselci değil. Bu durumda siz devletin yerinde olsanız nasıl bir bilgiyi tercih edersiniz? "Şu kadar insan İnternet bağımlısı" gibi bir veriyi mi "Şu kadar insan sosyoekonomik sebeplerden depresyonda" bilgisini mi? İkincisini duymak ve duyurmak bile istemezsiniz. Komplo teorisi yazmıyorum. Sadece bir alanın yozlaşmaya açık yönlerini gösterek ufkunuzu açmak istiyorum. Hiçbir devlet İnternet'in daha fazla özgür olmasını istemez. Hele hele derin sorunlarla boğuşuyorsa.

Sadece bir fetişin ortaya çıkmasıyla birdenbire sosyoekonomik sebeplerle depresyonda olan insanların çok büyük bir kısmı "İnternet bağımlısı" haline dönüşüvermiştir. İnternet'in bu denli yaygın olduğu bir zamanda, evden erişimin bu denli kolay olduğu bir zamanda depresyondaki bir insan nasıl "İnternet bağımlısı" olmasın. Dolayısıyla amanda güvenilir kurumdur masallarını geçiniz. Bu resmen düzenbazlıktır. Bu, açıkça bilinen bir hastalığın teşhisini çarpıtmaktır. Hatta bazı durumlarda hastalık olmayan sorunları hastalık sınıfına sokmaktır. (Tabi burada ne demek istediğimi anlamayacaksınız. Açıklaması uzun olduğu için geçiyorum.) İlgili kurum bunu ister bilerek yapsın ister bilmeyerek yapsın fark etmez. Eğer adamın depresyona girmesine sebep olan sorunlarını ortadan kaldırdığınızda "bağımlılığı" da bitiyorsa o zaman bu düzenbazlık değil de nedir? Bu basit bir isimlendirme ya da teknolojik cahillik değildir; bu bir uydurmadır.

Dünyada ekonomiye bağımlı hiçbir kuruma gözü kapalı güvenilemez. Böyle olmayan bir kurum da yok! Mesele devletin birey, toplum ve toplumsal sorunlar algısını kökten etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Devletin sorumluluklarını örtpas edip, bireylerin hakları konusundaki yeni baskı araçları oluşmasını sağlıyor. Hayır, bunun amacı budur demiyorum. Komplo teorisi yazmıyorum. Tekrar edeyim, meselenin yozlaşmaya açık yanlarını gösteriyorum. Bunu yozlaşmaya açık hale getirmemek içinde böyle havada, sorunun içeriğini belli etmeyen, hatta gizleyen, belirsiz, yüzeysel kavramların bilime sokulmaması gerektiğini belirtiyorum. İnternet bağımlılığı diye bir hastalık olamaz. Sorunun derinlemesine incelenmesi mutlaka ya daha doğru bir teşhis ortaya çıkaracaktır ya da başka köklü sorunlar ortaya çıkaracaktır.

Bir yazının değeri okuyuca yeni birşey öğretmesi, ufkunu açması ile ölçülür. Karşı tarafı nasıl mat ettiğiyle, küçük düşürdüğüyle vs. değil. Yazılarımdaki tüm amacım da her zaman bu olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır. Kimseyi mimlemem, geçmişi araya sokmam, hatırlatmam, hissettirmem. Benim için bilgi paylaşımında en önemli olan şey iletişim kanallarının açık olmasıdır ve bundan sonra da böyle olacaktır. Aşırı tepkilerin geldiği ve prensiplerimi unuttuğum yobazlarla olan tartışmalarım istisnadır ama onların bununla ilgisi yok. Buraya arkadaş edinmeye, sosyal çevre edinmeye ya da beğeni toplamaya gelmedim. Burada bulunmaktaki en önemli amacım iletişimime faydalı olması açısından sağlıklı geri dönüş almaktı. Buna katkısı olan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Özellikle düzgün bir tartışma yapılabilsin diye çaba harcadım. Hatta cevabını bildiğim sorular sordum. Cevap alamayınca yoruma dayalı bir kapanış yazısı yazdım. Yoruma dayalı yazılar kolaylıkla çarpıtılıp polemik konusu yapılabilir. Öyle de oldu. Düzgün bir tartışma davetinden kişisel saldırılarla özenle kaçınıldı, bunun için hazırladığım ortamdan kaçınılıp polemik konusu yapılabilecek yazım tercih edildi. Düzgünce tartışmak yerine polemik tercih edildi. Bunun sebebi malum. Sebebini göstermek için kendim sorduğum sorulardan birine kendim cevap verdim. "Biz de öyle dedik" dendi. Bu da doğru değildi tabi ki. Birazcık kafası çalışan biri aradaki farkı rahatlıkla görebilir. Tartışmanın özeti budur.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 66
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Ben, şahsen, bizzat, kendim, düz ve sıradan insan olarak: "İnternet bağımlılığı" kavramının içi boş ve tamamen saçma bir kavram olduğunu düşünüyorum. Hatta "İnternet Bağımlılığı" gibi bir kavramın içinin kasıtlı olarak doldurulmaya çalışıldığını düşünüyorum.

Nedir internet? Milyarlarca cihazın etkileşimli olarak yüklenen bilgiyi paylaştıkları geniş kapsamlı bir bilgisayar ağı. Yani aslında bir sadece bilgiye erişmede kullanılan bir yol. Ağdaki diğer cihazları kullananlarla iletişime geçip istediğiniz bilgileri paylaşıp, alıcısına istediğiniz bilgiyi ulaştırabilirsiniz. İnternet'in kendi başına bir alışkanlık, bağımlılık yaratacağı düşüncesi makul bir düşünce değil. İnternetin tedavi edilmesi gerekli bir bağımlılık yaratacağı fikri, araba kullanmanın, bisiklete binmenin ve hatta elektrikli ocak kullanarak yemek yapmanın ciddi ve tedavi edilmesi gerekli bir bağımlılığa yol açtığını söylemekle aynı şey değil mi? Değilse neden değili birisi çıkıp beni gibi sıradan ve düz bir insana anlayabileceğim şekilde açıklayabilirse gerçekten çok memnun olurum.

Astral doktorlara marangoz kadar güveniyormuş. Ben de bizim mahallenin bakkalına güvendiğim kadar güveniyorum. Daha fazla güvenmeme de gerek yok zaten. Gitmem gerekirse giderim, işini düzgün yapması yeterli, güvenmek zorunda değilim. Hatta neden güvenmediğimle ilgili sayısız örnek te sunabilirim. Daha yeni bebek mamalarında melamin olabileceği sevgili doktorlar tarafından onaylandı. Bilmeyen okusun öğrensin. Bu rezaleti ortaya atan, ona bilerek alet olan doktorlar, koca koca sağlık, gıda bok püsür kurumları değil mi? Özel hastanelerdeki hasta söğüşleme yarışını da herhalde marangozlar değil doktorlar yapmakta. Hasta olup size gelmiş birinin hastalığını sonuna kadar sömürecek kadar aşağılık bir davranışta bulunanlar da hipokrat yemini etmiş doktorlar değil mi? Bütün doktorlar aynı kefede değil tabi ki. İşini iyi yapan, hakkını veren doktorlar da var kuşkusuz. Fakat neden sorgusuz sualsiz güvenecekmişim doktorlara?

APA'ymış. APA sanki sütten çıkmış ak kaşık. Güvenilirliği olduğu konusunda çok ciddi şüpheler var. DSM-5'in danışmanlarının %70'i ilaç firması çalışanıymış. Böyle bir kuruluşa güvenmem gerektiğini söyleyene de güler geçerim ancak.

Ayrıca internet bağımlılığının DSM-5'te yer aldığı falan da yok. Sadece birileri İnternet Kullanımını kumar bağımlılığıyla benzeştirip, DSM-5 listesine dahil edilmesi gerektiğini söylemiş. Bu listeye dahil edilme fikrinin, hangi amaçlarla yapabileceği konusunda yorumları okuyabilirsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Doktorlara da güvenmiyorum, APA'ya da güvenmiyorum, EFSA'ya da, Sağlık Bakanlığı'na da güvenmiyorum. Güvenmek zorunda da değilim. Beklentim sadece işlerini doğru ve iyi yapmaları. Güvenmekle, işlerini doğru yapmalarını beklemenin ayrımını yaptığımı düşünüyorum önceki yorumda.

Ben başkasının değil, kendi aklımla düşünüyorum. Kendi aklıma yatmayan, makul ve hatta hatalı gördüğüm düşünceleri, hangi otorite tarafından gelirse gelsin kabul etmek zorunda değilim ben. Makul, rasyonel bir açıklama beklerim. Farkında mısınız bilmiyorum ama sürekli de böyle bir açıklama yapmaktan kaçınıyorsunuz. Lütfen bana şunu açıklayın zahmet olmazsa:

1-Araba kullanarak kumar oynaya gidip bunu hastalık haline getiren kişiyle, internet üzerinden kumar oynamayı hastalık haline getiren kişi arasında fark var mıdır? Varsa ne fark var?

2- Yoksa siz bu kişiyi araba kullanma bağımlılığınız var diye mi tedavi edersiniz yoksa kumar bağımlılığı var diye mi?

Gönderdiğiniz makaleyi ben mi yanlış anladım bilmiyorum. DSM içinde madde kullanımına bağlı olmayan bağımlılık tanımlanmış(ki DSM-IV'te patalojik kumar olarak zaten vardı). İnternet Bağımlılığı gibi davranışlar da başta bu kategoriye dahil edildi fakat sonradan üzerinde daha fazla araştırma yapabilmek için bunu bir ek olarak yayınlamaya karar verdiler. Bu şimdi DSM-5 için dahil edildi demek mi oluyor?

Ben teşhis koymuyorum. Doğru teşhisi koyması gereken sizsiniz. Bilinçli bir insan olarak, anlamaya ve doğrusunu bulmaya çalışıyorum. Neden direnç gösteriyorum? Çünkü hatalı olduğunu düşünüyorum. Bir şeyin hatalı olduğunu düşünmek için uzman olmaya gerek yok. Her yerde duyar oldum İnternet Bağımlılığını. Halbuki böyle bir şey yok. Sadece makul bir açıklama bulmak umuduyla burada yazıyorum.

tarihinde devart tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok özür diliyorum arkadaşlar. Son yazım demiştim ama bu konuda asıl yazmak istediğimi yazmadan benim için tam bir kapanış olmayacağını farkettim. Daha önce de dediğim gibi başlıkta yazılanları okumadım ve okumayacağım. Hatta bu girişimde yazılanlara gözüm kaymaması için özel önlem aldım.

İnternet bağımlılığı adı altında toplanan bağımlılıklara baktığımızda İnternet olmadan önce var olan bağımlılıkların İnternet'e kayması (oyun, kumar gibi) ve bunun dışında İnternet ile birlikte çıkan yeniliklerle ilgili (sosyal ağlar gibi) bağımlılıkları görüyoruz. İnternet bağımlılığının teknik tanımı şudur: Kişiyi görünüşte İnternet'e bağımlı yapan, yani bağımlının İnternet'te ilgilendiği her şeyi, sosyal ağları, oyunları falan İnternet'ten çıkardığımızda bu kişi yine de İnternet olsunda ne olursa olsun anlamında (mesela hiç ilgisi olmasa bile P2P network proje grubuna katılacağım gibi birşey söylüyorsa) bir bağımlılık gösteriyorsa o kişi İnternet bağımlısıdır. Eğer değilse sorununun İnternet ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Teknik olarak böyledir. Dolayısıyla kişi mesela sosyal ağlar vasıtasıyla çarpık bir sosyalleşme (Sanal demiyorum, çünkü sanal başka birşey) alışkanlığı kazanmışsa bunun İnternet bağımlısı olarak anılmaması gerekir. Yalnız İnternet teknolojisiyle gelen bir takım yeniliklere bağlı olduğu için kolaylık açısından İnternet ile ilgili bağımlılıklar adı altında toplanabilir. İnternet ile ilgili bağımlılıklardan birine yakalanmış bir hastaya da İnternet bağımlısı değil, İnternet ile ilgili bağımlı ya da İnternet kaynaklı bağımlı denmesi gerekir. Eğer meselenin neyle ilgisi olduğu biliniyorsa, (mesela sosyal ağ) ilgili olduğu alanla ilgili adlandırılmalıdır. Meseleyi teknik olarak tartışma şansına sahip olmadığımız için konu buna gelmedi. Bunu da aradan çıkarmış olalım.

Daha önce de dediğim gibi İnternet, haz ve tatmine ondan önce olmadığı kadar kolay erişim sağlamış, bağımlılığa yatkın olduğu halde erişim olanağı olmadığı için bağımlı olmayan insanların da ilgili alanlarda bağımlılık kazanmasını sağlamıştır. Dolayısıyla İnternet'in haz ve tatminle ilişkilendirilmesi kişilerde mümkündür. Yine de konu bağımlılık olunca sadece kendi ilgili olduğu alanlarda kalacaklar ve doğrudan İnternet'in teknolojisine bağımlı olmayacaklardır. Dolayısıyla İnternet'in bu özelliği İnternet bağımlılığının değil, İnternet ile ilgili bağımlılıkların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

İstatistikler ise tamamen ayrı bir konu. "İnternet bağımlılığı" adı altındaki istatistiklere hiçbir zaman güvenmedim. Evlilikle ilgili olanına hiç güvenemem. Her ailenin bir danışmanı olsa ve bundan ayrıntılı geri dönüş alınmış olsa bile yine bir evliliğin gerçekte neden bozulduğunu anlamak hiç kolay değildir. Ayrıca daha önce de dediğim gibi mesela depresif birisi İnternet'i gülmek, eğlenmek için bir tedavi gibi kullanıyorsa bunu anlamayabilirsiniz. Ama o yine bağımlıdır. vs... Kısaca bunları da tekrar etmiş olayım.

Tanımlama hataları yüzünden hasta olmayanların ve başka sorunları olanların hasta sınıfına sokulduğunu ve ilgisiz konuların İnternet'e mal edildiğini, daha önce de var olan konuların farklı bir paketle ortaya sunulduğunu ve bununla ilgili bir uydurma ekonomi yaratıldığını da kısaca tekrar edeyim. Bunda ya kasıt olduğunu ya da teknolojik cehaletin rol oynadığını da tekrar belirteyim.

İnternet'te çok fazla zaman harcayan insanlara gelince. Benim ölçütüm iş ve belli bir amaç dışında İnternet'te günde iki saatten fazla zaman harcıyorsanız bu ciddi bir sorundur. Eğer durumunuz böyleyse derhal İnternet'ten uzaklaşıp kaçtığınız sorunlar neyse onlarla yüzleşin derim.

Yapmak istediğim tartışmanın özetle başlıkları bunlardı. Kişisel olarak hedef alındığım izlenimine kapıldığım için aklım karmakarışık oldu ve konuya odaklanamadım. Bu da benim hatam. Sonuçta kişileri dikkate almamam gerekirdi. Forum ortamında kişilerle ilgilenmek rüyadaki karakterlerle çekişmek kadar anlamsızdır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Mrs. Missing

Bakın kendimi yeterince net ifade edemiyorum sanırım. Benim kimseyi bir şey ilan ettiğim yok, ve bunu yapacak çapım da yok. Ben sadece kendi nesnel ve öznel nedenlerime dayanarak doktorlara güvenmediğimi, otoritelerin söylediklerinin benim için bir şey ifade etmediğini belirttim. Ben sadece anlamak istiyorum. Sadece doğru bilgiyi sindirmek istiyorum. Halbuki "İnternet Bağımlılığı" kavramı bende hazımsızlığa yol açıyor :)Çok açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki bu konuda yanılmış olmayı, benim düşüncemi yanlışlayabilmenizi çok istiyorum ve bundan memnuniyet duyarım.

Dediğim gibi benim derdim anlamak ve bilmek. Bu yüzden teşhis koymak gibi bir niyetim de olamaz. Teşhis koyduğum falan da yok zaten. Yazdıklarım yukarıda, nerede teşhis koyduğumu da gösterebilirseniz düzeltirim.

Bu konunun halen araştırıldığı, yeni bir kavram olduğunu söyledikten sonra bunu burada tartışmamız konusunda bir sakınca da olmaması gerekir diye düşünüyorum. Yapılmış çok geniş kapsamlı araştırmalar ve kesinleşmiş sonuçlar yok sizin de belittiğiniz gibi.

"Araç bağımlılık yapar mı? Yaparsa nasıl?" sorusunu halen yanıtlamadınız. Bunu sözde bir soru olarak algılıyorsunuz. Sanal kumarın nasıl zararlı ve kolayca ulaşılabilir olduğundan dem vurmuşsunuz fakat bu İnternet'in kendisinin bağımlılık yapacağı konusuyla nasıl bağdaşır? Kumar örneğini ben sadece örneği belirginleştirmek adına verdim. Kumar yerine twitter, online oyun, chat vs. aktivite koyun, sonuç değişmez. Bunun adına neden "Kumara Erişimin Kolaylığının Patalojik Etkileri" veya "Aşırı x Kullanımı" değil de İnternet Bağımlılığı deniyor?

Konunun özüne yaklaştığımızı düşünüyorum. Tartıştığımız veya üzerinde konuştuğumuz bu durumun, literatüre "İnternet Bağımlılığı" olarak girmesinde sizce bir hinlik yok mu? "Patolojik İnternet Kullanımı", "Problemli İnternet Kullanımı" gibi adlandırılırsa kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum. Zira istisnasız tüm araçların, aşırı kullanımının patalojik sonuçlarının olabileceği gayet makul ve kabul edilebilir bir yaklaşım açısı.

tarihinde devart tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

"İnternet Bağımlılığı" kavramıyla, daha doğrusu adıyla sıkıntı yaşadığınız gerçekten belli. İnternete biraz fazla bağlanan herkes hemen bir savunma geliştirmek zorunda kalıyor, bunu da biliyorum. Ama defalarca tekrarladığımız gibi her çok bağlanan kişi bağımlı değildir, bağımlılığın kriterleri bellidir, internet bağımlılığı kendi içinde bir dolu başlık altında incelenir vs

Adıyla ilgili tek sıkıntı yaşayan ben değilim sanırım. Ya da sizin çok güvendiğiniz otoriteler de savunma geliştirmek zorunda kalmışlar.

DSM-IV’te herhangi bir madde ya da uyarıcının patolojik kullanımı/ kötüye kullanımı, “bağımlılık (addiction) olarak tanımlanmamaktadır.

Örneğin “kumar bağımlılığı” yerine “patolojik kumar oynama” tercih edilmektedir. Egger (1996), Thomson (1996), Young (1996) gibi bazı araştırmacılar “internet bağımlılığı (internet addiction)” terimini kullanırken, Morahan-Martin, Schumacher (2000), Davis (2001), Scott (2002) “patolojik internet kullanımı (pathological internet use)”, Davis, Flett, Besser (2002) “problemli internet kullanımı (problematic internet use)” Anderson (1998), Scherer (1997) ise, “internet bağlılığı (internet dependency)” terimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Böylesi konfüzyonel durumlar psikolojiyle ilgili birçok konuda yaşanmıştır (5,12). Tanımlanması ve isimlendirilmesi konusunda ciddi tartışmaların yaşandığı bu durum için, bizim çalışmamızda “problemli internet kullanımı” tercih edilecektir.

http://bagimlilikder...lt6sayi1003.pdf

“İnternet bağımlılığı”, “patolojik internet kullanımı (PİK)”, “aşırı internet kullanımı” ya da “uygun olmayan internet kullanımı”; genel olarak internetin aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir. Çalışmalarda yukarıdaki tanımlamaların hangisinin kullanılacağına dair bir uzlaşı olmadığı için, ilgili bölümde bu terimler bazen birbirinin yerine geçecek şekilde kullanılmıştır.

http://www.scopemed....df.php?mno=2009

Bu adı seçmişler çünkü kötüye kullanım ya da patolojik kullanım gibi tanımlar durumu tam olarak yansıtmamış. APA durumun vehameti karşısında bağımlılık konusundaki tanımını bile genişletmek zorunda kalmış, düşünün. Bu gerçekten çok önemli bir şeydir, üstelik direkt internet bağımlılığı olarak sözetmiş. Çünkü çok çeşitli ve ciddi araştırmalar yapılmış, bildirilen vaka sayı gün be gün artmış; hemen bütün araştırmalarda varılan sonuç, insanların sanala bağımlı yaşamaya başladığı ve özellikle bazı grupların çok büyük risk altında olduğu şeklinde..

APA'nın yaptığı tek şey, “Madde İstismarı ve Bağımlılığı” kavramını genişletilerek “Madde Kullanımı ve Bağımlılık Bozuklukları” şeklinde değiştirmek. Bunun içine daha önce farklı bir başlık altında bulunan patalojik kumarı dahil etmek. Madde kullanımına bağlı olmayan diğer bağımlılıkların da ilerinde bu başlık altında toplanabileceği düşünülüyor. Olan biten bu diye anlıyorum ben. Aman da İnternet Bağımlılığı, aman da APA kabul etti diye bilinçli olarak koparılan yaygaralarını ben bu şekilde anlıyorum. Yoksa sözde İnternet Bağımlılığı için özel yapılmış bir durum yok ortada.

Evrim Teorisini düşünün. Hala çok iyi bilinmeyen ayrıntılar var, bilimcilerin uzlaşamadığı noktalar var ama bu durum evrimin gerçek olmadığı anlamı taşımıyor. Ortada koskoca bir evrim gerçeği var, tıpkı koskoca internet bağımlılığı olduğu gibi. İnternet Bağımlılığı ile ilgili çalışmalar 1990'ın başlarında başladı ve bugün artık klinik bulguları ve tedavisi olan bir hastalık olduğu biliniyor.

Evrim teorisi ile bunu nasıl kıyaslayabiliriz ki? Evrim teorisi tüm branşların üzerinde uzlaşı içinde bulunduğu, ve son derece birleştirici, faydalı ve işe yarar, test edilebilen bir olgu. İnternet bağımlılığı ile Evrim teorisi nasıl kıyaslanabilir ki?

Yoo, yazının bütünü boyu internet bağımlılığın ne olduğunu anlatmaya çalışarak bu sorunuzu yanıtlamış oldum. Neden internet bağımlılığı adının tercih edildiğini kavrayabilirseniz sorunun yanıt kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten. Onu da açıkladım. Bütün bu bağımlılıklar aynı sanal ortamda, ayrıca sanalda yaşam oluşturmakla ilgili olarak tek bir başlık altında toplanır. Örneğin tek başına eroin bağımlılığı, esrar bağımlılığı, kokain bağımlılığı vs demez, hepsini madde bağımlılığı başlığı altında toplar inceleriz.

İnternet bağımlılığı kriterlerini ben de okudum. Yukarıda gönderdiğim linklerde de var. Fakat bu kriterlere internet yerine ne koyarsanız koyun sonuç hep aynı. Bu kriterleri kullanarak tanımlayamayacığınız bir bağımlılık yok gibi. İnternetin tek farkı kendiniz gibi olan insanlarla kolyaca ve anında etkileşime girebilmenizi sağlaması, bunu kolaylaştırması. Bu faydadır. Farklı rahatsızlıklardan müzdarip insanlar bunu kötüye kullandıkları için buna zarar mı demeliyiz?

Ayrıca kişinin yaşamını çok da fazla etkilemeyen, başetmekte çok zorluk yaşamadığı basit psikiyatrik bozukluklar internete bağımlılığı kolaylaştırır ve hastalığı ağırlaştırır. Bununla birlikte bu hastalıklar, interneti patolojik olarak kullanmanın sonucu da olabilir.

Olabilir. Fakat ne hikmetse yapılan araştırmalar sonucunda aslında başka rahatsızılıkları bulunanların patalojik internet kullanıcıları olarak ortaya çıktıklarını gösteriyor. Bu durumda patalojik internet kullanımını sebepten çok bir sonuç olarak değerlendirmemiz daha doğru bir yaklaşım açısı diye düşünüyorum.

Bence hastalığın adıyla bu kadar uğraşmayın, sorun yaşamayın. Benim kişisel fikrim bu adın çok yerinde olduğu. Size gerçekten bir hastanenin psikiyatri kliniğe, eğer bulunduğunuz ilde varsa bir bağımlılık merkezine ya da servisine gidip bakmanızı öneririm; sorun, size vakaları anlatsın uzmanlar. İnsanların internet başında 20 saat nasıl aralıksız yaşadığını, ne hale geldiklerini ve sadece kendilerine değil ailelerine de ne büyük zararlar verdiklerini görün. Hiç şakası yok, hiç hafife alınır bir yanı yok, bilimciler de bunu farkında ve hem tedavi hem de korunma yöntemleri geliştirmek için çabalıyor.

İnternet bağımlılığını ilk ortaya atan kişinin bugün Amerikada İnternet Bağımlılığı Merkezi'nin sahibi olması sizce fazla manidar değil mi? Yoksa bu da mı komplo teorisi?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu gece bir tv kanalında denk geldim. Sakallının teki internet, tv hatta radyonun "şeytan" olduğundan bahsediyordu. Kendisinin de bir tv kanalından halka ulaşabildiğini söylememe gerek yoktur herhalde. İnternet gereksinimini, sigara ve alkol bağımlılığıyla eş tutamazsınız. Farzı misal biri internet bağımlısı... Kime ne zararı var? Kendini mutlu hissettiği müddetçe kimseye yorum hakkı düşmez.

Konunun diğer bir yanıysa; internetin hep kötü taraflarından bahsedilmesi. -Ki birilerinin porno izlemesi bizim için ne kadar kötü olabilir- Her eve bir bilgisayarın girmeye başladığı yıllardan itibaren, herkes el birliği etmişcesine zararlardan bahsediyor. Ekrana yakın durma gözün bozulur, porno izleme ahlakın bozulur vs. Ben bir çok çocukluk arkadaşımı o kötülenen internet aracılığıyla buldum. Daha 2 gün evvel 2010 yılından beri haber alamadığım asker arkadaşım whatsapp aracılığıyla ulaştı bana... Uzun lafın kısası ben zararlı bir tarafını göremiyorum. 0-6 yaş arası için zararlı olabilir ama bu tür sitelerde başlık açıp, yorum yapabilen insanların internetten şu ya da bu şekilde zarar göreceğine inanmıyorum!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...