Jump to content
bakifani

İnternet Bağımlılığı

Recommended Posts

Senin züppece üslubun ve komplo teorilerini ciddiye almak değil benim işim. Konuyu bilmeyen ve kafasında yazdığı komplo teorileriyle gelen sensin, anlamayan da sensin.

Sana verilen tüm bilgileri, en açık haliyle ve psikiyatrinin otoritesi kurumun açıklamalarını bile kabul etmiyorsan ve ben doktorlara güvenmem zaten diyorsan senin mantıktan bahsetmen talihsizlik olur zaten.

Yok, ben sizden öncelikle tanım istedim ve İnternet'in neden bağımlılık yaptığını açıklamanızı istedim. Bunu yapmadınız. Muhtemelen yapacak birikiminiz yoktu. Benim yazdığım diğer uzun yazı ise genel bir sonuca bağlama, bilgilendirme yazısı idi. Sizin kafanız yine konuyu mantıksal çerçeveye çekmeyi amaçlayan ilk tanım isteklerime değilde gidip de bolca polemik malzemesi çıkaracağınız diğer yazıma gitti. Oraya yazdıklarınıza tabi ki gayet güzel cevap veririm ama konu iyice dağılırdı. Ondan sonra sizin söylemeniz gereken şeylere küçük bir örnek verince "biz onu zaten söylemiştik" gibi doğru olmayan bir ifade kullandınız. Tartışma etiği!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Yani net olmayan bir hastalığı veya bağımlılığı ortaya çıkarmaz genellikle. Olanları ilerletir . Her şeyi ulaşılabilr yaptığı için kişinin bağımlılığının, alışkanlığının, fantazilerinin bokunu çıkartmasına sebebiyet verebilir. İster istemez çevresindeki kişilerle iletişimini engeller. Çünkü tüm zevkleri ayağına gelmiştir. Hele adamın beş zevki varsa yandın demektir. Eğer otokontrolsüz bir kişiyse ne karısının yüzüne bakar ne çoluk çocuğunun.

Hayatım, olmayan bir bağımlılık veya hastalık diye bir şey yok zaten. İnsan her şeyin bağımlısı olabilir, son derece sıradışı bağımlılıklar vardır. Yaygın olmadıkları için konuşulmaz ve bilinmezler.

İnternet bağımlılığı çok yaygın olduğu ve çok fazla bağlanan herkes için risk faktörü olma özelliği taşıdığı için bugün bunu konuşuyoruz. İnternet hayatımıza son 15-20 yıldır girdi zaten. Yoksa internet bağımlılığı yepyeni, bilimin aniden keşfettiği bir şey değil. İnternet hayata girdi, yaygınlaştı ve görüldü ki insanlar kullanmayı beceremeyip bağımlı olabiliyor, hayatları şiddetle etkileniyor, akıl sorunları yaşamaya başlıyor vs vs vs...

İnternet klavyeden, modemden, ekrandan ibaret bir şey sanıyor, sanal dünyanın cazibesine kapılıp gerçek dünyadan kopan ve açıkça hastalanan insanları resmen reddediyorlar. Delilik bu. Cehaletin, bilimden uzaklığın tepe noktası.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayatım, olmayan bir bağımlılık veya hastalık diye bir şey yok zaten. İnsan her şeyin bağımlısı olabilir, son derece sıradışı bağımlılıklar vardır. Yaygın olmadıkları için konuşulmaz ve bilinmezler.

İnternet bağımlılığı çok yaygın olduğu ve çok fazla bağlanan herkes için risk faktörü olma özelliği taşıdığı için bugün bunu konuşuyoruz. İnternet hayatımıza son 15-20 yıldır girdi zaten. Yoksa internet bağımlılığı yepyeni, bilimin aniden keşfettiği bir şey değil. İnternet hayata girdi, yaygınlaştı ve görüldü ki insanlar kullanmayı beceremeyip bağımlı olabiliyor, hayatları şiddetle etkileniyor, akıl sorunları yaşamaya başlıyor vs vs vs...

İnternet klavyeden, modemden, ekrandan ibaret bir şey sanıyor, sanal dünyanın cazibesine kapılıp gerçek dünyadan kopan ve açıkça hastalanan insanları resmen reddediyorlar. Delilik bu. Cehaletin, bilimden uzaklığın tepe noktası.

Seni anlıyorum ve dediklerinde hemfikirim. Aslında arkadaşta benzer şeyler söylemesine rağmen seni anlamıyor gibi görünüyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

...

İnternet klavyeden, modemden, ekrandan ibaret bir şey sanıyor, sanal dünyanın cazibesine kapılıp gerçek dünyadan kopan ve açıkça hastalanan insanları resmen reddediyorlar. Delilik bu. Cehaletin, bilimden uzaklığın tepe noktası.

Hayır, hiçbir zaman hastaları, bağımlıları, sorunlu insanları ve bunların İnternet ile ilgilerini reddetmedim. Mesele bunların İnternet bağımlılığı adı altındaki bir fetişte toplanmasıdır. Ve hastalananların sanal dünyanın cazibesi yüzünden hastalanması da çok açıklanmaya muhtaç bir kavramdır.

Öyle bir yazmışsınız ki İnternet bağımlısı diye adlandırılan hastaların aslında hasta ya da sorunlu olmadıklarını iddia ediyormuşum gibi gösteriyorsunuz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

scientology gibi ruhçu tarikatler psikiyatri'ye düşman..

diğer dini oluşumlar da onlardan az değiller..

ama astral'ın bakışı farklı.

halkları soyan paragöz ilaç şirketleri ve onları onaylayan doktorlardan rahatsız gibi.

hapçı olduk resmen.

michael jackson'ın doktoru ceza almıştı.(galiba psikiyatrist değilmiş)

http://www.ntvmsnbc.com/id/25295793/

hitler,elvis ve daha bir çok insan böyle doktorların elinde perişan oldu.

suçlu aramıyorum..suçlu her zaman sistem oluyor çünkü.

sistem denen şeytan her şeyin sorumlusu.

derdini sisteme anlat.

tarihinde cehane27 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnternet bence bir bağımlılık değil . Bu konuda otorite değilim fakat ben böyle düşünüyorum . Bir insan internete girip sürekli chat yapıyorsa iletişime bağımlıdır , sürekli sörf yapıyorsa bilgiye bağımlıdır , porno izliyor ise pornografiye bağımlıdır , oyun oynuyorsa o oyunun bağımlısıdır . Şimdi , internet yalnızca bunlara ulaşmayı sağlıyorsa , bu kişiler internete mi bağımlıdır ? İnternet olmadan porno izlenemez mi , internet olmadan oyun oynanamaz mı ? Kişiler internetin içeriğine mi bağlıdır , yoksa internete mi ? Bir kitap bir bilgiyi sunuyor ve biz kitabı hep okuyor isek , kitaba mı bağımlıyızdır yoksa içeriğine mi ?

Sevgiler ...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayır, hiçbir zaman hastaları, bağımlıları, sorunlu insanları ve bunların İnternet ile ilgilerini reddetmedim. Mesele bunların İnternet bağımlılığı adı altındaki bir fetişte toplanmasıdır. Ve hastalananların sanal dünyanın cazibesi yüzünden hastalanması da çok açıklanmaya muhtaç bir kavramdır.

Öyle bir yazmışsınız ki İnternet bağımlısı diye adlandırılan hastaların aslında hasta ya da sorunlu olmadıklarını iddia ediyormuşum gibi gösteriyorsunuz.

E daha neyi tartışıyorsun o halde? Bir dolu tanım açıklama yapılmış, ilginç olarak başlığın ilk iletisinde bağımlılık geliştirilen tipler tek tek açıklanmış. Ben de aynı şeyleri örneklerle anlatıp durdum, sen kalktın modeme mi bakıp bağımlı oluyorlar gibi abuk bir yaklaşım sundun.

Bütün hepsi internet denen alanda gelişiyor gerçekleşiyor ve bu ad veriliyor. İnternet bağımlılığı diyerek bir isim altında topluyor ve bu çok doğru bir yaklaşım. Çünkü internet hepsine aynı anda kolayca, hızlıca ve sınırsızca erişebilme şansı veriyor ve kişi orayı yaşam alanı haline getiriyor.

İnternet bir insan değil. Herhangi bir madde değil. İçeriği çok geniş, açıkça sanal bir yaşam sunan çok tehlikeli bir alan.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnternet bence bir bağımlılık değil . Bu konuda otorite değilim fakat ben böyle düşünüyorum . Bir insan internete girip sürekli chat yapıyorsa iletişime bağımlıdır , sürekli sörf yapıyorsa bilgiye bağımlıdır , porno izliyor ise pornografiye bağımlıdır , oyun oynuyorsa o oyunun bağımlısıdır . Şimdi , internet yalnızca bunlara ulaşmayı sağlıyorsa , bu kişiler internete mi bağımlıdır ? İnternet olmadan porno izlenemez mi , internet olmadan oyun oynanamaz mı ? Kişiler internetin içeriğine mi bağlıdır , yoksa internete mi ? Bir kitap bir bilgiyi sunuyor ve biz kitabı hep okuyor isek , kitaba mı bağımlıyızdır yoksa içeriğine mi ?

Sevgiler ...

Yok öyle değil işte Brain, Hepsi internette var. Herşeye bununla ulaşmak daha pratik. Laptop'unu al, sessizce bir köşeye çekil ve istediğin yeri dolaş.

İnternetten başını alamayana internet bağımlısı deniyor kısaca. Anlaması pekte zor değil bunu aslında.

Ayrıca bir not düşmek istiyorum. Yetişkinlerin kendi hastalıkları ve bağımlılıkları bir yana, İnternet tek başına, olmayan bir hastalığa davetiye çıkartabilir. İnternet aslında en çok çocuklarda ve ergenliğe geçiş olan cinsel evrede tehlikeli olur. Ebeveyn kilitlerini, zararsız interneti neden geliştirdiler zannediyordunuz?

Zamansız her tür bilgiye ulaşmak bir çocuk için geri dönüşü olmayacak bozukluklara ve sorunlara sebep olabilir. Çocuklara bilgiler yaş sınırına ve anlama yetisine uygun olarak verilir. Bir çocuğun ratgele bir sitede, zoofil veya pedofil, hatta ve hatta normal bir cinsel ilişkiye bile seyirci kalması çocuğun kişisel gelişiminin sapkınlığa seyirtmesine sebep olabilir. Normalleri karıştırmasına, altüst olmasına sebep olabilir. Bunlar hassas şeyler. Çocuklarda hafıza tazedir, beyin gördüğü olayın fotoğrafını çeker. İleride bir yetişkin olunca belki bilinçli olarak hatırlamayacağı, ama bilinç altında aysberg- vari anılar hep kalacaktır. Bunların kişiliğe kattıkları ve götürdükleri vardır. Çocuk psikolojisi tehlikeli mevzu. Kendi kişisel gelişim ihtiyacı dışında bir şey vermek ayarını ve dengesini bozar. İnternetle geleceğin sapkınlarını, hastalarını ve bağımlılarını yetiştirebilirsiniz mesela. Biz yetişkinler henüz ara devredeyiz. En fazla 10 yıldır etki altındayız Türkiye'de. Zaten her tür site, son dönemler bu derece çeştlendi. Eskiden ICQ gibi ilkel programlar varken şimdi yüzyüze görüşülen facebook, msn gibi alanlar var. Porno siteleri aldı yürüdü. Yani 10 sene önce hiç bir şey yoktu.

Bizi fazla bozmasa da gençliğe yapacaklarını deneysel olarak 20-30 yıl içinde göreceğiz.

tarihinde Cariye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bunlar hassas şeyler. Çocuklarda hafıza tazedir, beyin gördüğü olayın fotoğrafını çeker.

İleride bir yetişkin olunca belki bilinçli olarak hatırlamayacağı, ama bilinç altında aysberg- vari anılar hep kalacaktır.

sonra seri katil olacaklar tabii..

nedense biz kadınlar birilerini gebertmiyoruz.

çocukları koruya koruya bir hal olduk..

bence çocuğun biraz da ahlaksızlık görmesi yanlış olmamalı.

genç erkek din öğretmeni her türlü günahı tattım demişti bana o zaman (fuhuş,alkol,kumar)

düzen çoktan çökmüş...ortada bir illüzyon var...herkes ikiyüzlü..yalancı..

en doğrusu kafana uygun insanlarla yaşamalı.

tarihinde cehane27 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sonra seri katil olacaklar tabii..

nedense biz kadınlar birilerini gebertmiyoruz.

çocukları koruya koruya bir hal olduk..

bence çocuğun biraz da ahlaksızlık görmesi yanlış olmamalı.

genç erkek din öğretmeni her türlü günahı tattım demişti bana o zaman (fuhuş,alkol,kumar)

düzen çoktan çökmüş...ortada bir illüzyon var...herkes ikiyüzlü..yalancı..

en doğrusu kafana uygun insanlarla yaşamalı.

Çocuğun olunca anlarsın. Herkes o zaman anlar.

Bir çocukla yakınlaş ve dünyasının masumiyetini gör. En ufak değişik bir olayla karşılaştığında nasıl korktuğunu gör. Kabuslarını anlattığında, altına yaptığında nasıl ürktüğünü gör. Onu bozamazsın. Bozmamalısın.

Onun kendince büyüme, gelişme, dünyayı anlamlandırma girişimine pandik atamazsın.

tarihinde Cariye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yok öyle değil işte Brain, Hepsi internette var. Herşeye bununla ulaşmak daha pratik. Laptop'unu al, sessizce bir köşeye çekil ve istediğin yeri dolaş.

İnternetten başını alamayana internet bağımlısı deniyor kısaca. Anlaması pekte zor değil bunu aslında.

Ayrıca bir not düşmek istiyorum. Yetişkinlerin kendi hastalıkları ve bağımlılıkları bir yana, İnternet tek başına, olmayan bir hastalığa davetiye çıkartabilir. İnternet aslında en çok çocuklarda ve ergenliğe geçiş olan cinsel evrede tehlikeli olur. Ebeveyn kilitlerini, zararsız interneti neden geliştirdiler zannediyordunuz?

Zamansız her tür bilgiye ulaşmak bir çocuk için geri dönüşü olmayacak bozukluklara ve sorunlara sebep olabilir. Çocuklara bilgiler yaş sınırına ve anlama yetisine uygun olarak verilir. Bir çocuğun ratgele bir sitede, zoofil veya pedofil, hatta ve hatta normal bir cinsel ilişkiye bile seyirci kalması çocuğun kişisel gelişiminin sapkınlığa seyirtmesine sebep olabilir. Normalleri karıştırmasına, altüst olmasına sebep olabilir. Bunlar hassas şeyler. Çocuklarda hafıza tazedir, beyin gördüğü olayın fotoğrafını çeker. İleride bir yetişkin olunca belki bilinçli olarak hatırlamayacağı, ama bilinç altında aysberg- vari anılar hep kalacaktır. Bunların kişiliğe kattıkları ve götürdükleri vardır. Çocuk psikolojisi tehlikeli mevzu. Kendi kişisel gelişim ihtiyacı dışında bir şey vermek ayarını ve dengesini bozar. İnternetle geleceğin sapkınlarını, hastalarını ve bağımlılarını yetiştirebilirsiniz mesela. Biz yetişkinler henüz ara devredeyiz. Bizi fazla bozmasa da gençliğe yapacaklarını deneysel olarak 20-30 yıl içinde göreceğiz.

İyi de Cariye , biz internetin yararlılığı veya zararlılığı üzerinde konuşmuyoruz . Ben internet bağımlılığı diye bir şeyin olmadığını düşündüğümü söyledim . Yararlılığı üzerinde bir yorum yapmadım . İnternet bir kişide yeni bağımlılıklara bile yol açabilir ( uyuşturucu içki sigara ... ) . Fakat bir insan internet üzerindeki bir şeye bağımlı ise internete mi bağımlıdır ?

Eski örneğimi yinelemek istiyorum :

Biz bir kitabın içindeki bir metni okumadan duramıyorsak , kitap okumaya mı bağımlıyızdır yoksa o metne mi ? Asıl soru bence bu ...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İyi de Cariye , biz internetin yararlılığı veya zararlılığı üzerinde konuşmuyoruz . Ben internet bağımlılığı diye bir şeyin olmadığını düşündüğümü söyledim . Yararlılığı üzerinde bir yorum yapmadım . İnternet bir kişide yeni bağımlılıklara bile yol açabilir ( uyuşturucu içki sigara ... ) . Fakat bir insan internet üzerindeki bir şeye bağımlı ise internete mi bağımlıdır ?

Eski örneğimi yinelemek istiyorum :

Biz bir kitabın içindeki bir metni okumadan duramıyorsak , kitap okumaya mı bağımlıyızdır yoksa o metne mi ? Asıl soru bence bu ...

Daha önce de belirttiğim gibi siz isme takılmışsınız. Bilim adamları pratiktir. Her yerde kafası pc içinde, çevresiyle ilgisi alakası kesik tipler görülüyorsa, bilimadamı buna internet bağımlısı der geçer. Senin ne düşüneceğini nasıl düşüneceğini merak etmez.

Sen ne derdin mesela bu tabloya ?

Bu da İnternet ölüsü olmuş ama idare et işte;

sonumuzxa7.jpg

tarihinde Cariye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Son birkaç şey daha yazmak istiyorum. Çarpıtmalara ve kişisel saldırılara rastlamamak için benden önce yazılanları okumayacağım, sonra yazılacakları da okumayacağım. Bunları düzeltmekle zaman harcayamam. Değerli katkıda bulunan arkadaşlardan özür diliyorum.

Neden bu konunun önemli olduğuna çok basit bir örnek vereceğim. Bu "İnternet bağımlılığı" fetişi ortaya çıkarıldıktan sonra mesela sosyoekonomik nedenlerle depresyona girmiş ya da girmek üzere olan, bu sebeple İnternet'i bir kaçış olarak kullanan kişilere artık doğru teşhiş konulmayacak. Yakınları diyecek ki "bunun İnternet bağımlılığı var". Peki doktor bu teşhisi düzeltecek mi? Hayır! Otoritelerce onaylı bulgular da tutuyor. Bağımlılık bulguları artı depresyon bulguları artı İnternet başında harcadığı zaman yüzünden sinirsel ve fiziksel olarak ek spesifik bulgular da var. İşte sana İnternet bağımlısı. Sorunu çözülebilir mi? Çok çeşitli olasılıklar var ama onlar ayrı mesele. Yanlış teşhise rağmen sorunun çözülebileceği de bu olasılıklar arasında. Dediğim gibi, doktorlar sosyoekonomik sorunları çözemez (Evet, çelişiyor gibi görünüyor ama çelişmiyor.) Ama burada geri dönüş önemlidir. Bildiğiniz gibi tüm dünyadaki yönetimler daha fazla kontrol ister. Kollektivist bir anlayış ister, bireyselci değil. Bu durumda siz devletin yerinde olsanız nasıl bir bilgiyi tercih edersiniz? "Şu kadar insan İnternet bağımlısı" gibi bir veriyi mi "Şu kadar insan sosyoekonomik sebeplerden depresyonda" bilgisini mi? İkincisini duymak ve duyurmak bile istemezsiniz. Komplo teorisi yazmıyorum. Sadece bir alanın yozlaşmaya açık yönlerini gösterek ufkunuzu açmak istiyorum. Hiçbir devlet İnternet'in daha fazla özgür olmasını istemez. Hele hele derin sorunlarla boğuşuyorsa.

Sadece bir fetişin ortaya çıkmasıyla birdenbire sosyoekonomik sebeplerle depresyonda olan insanların çok büyük bir kısmı "İnternet bağımlısı" haline dönüşüvermiştir. İnternet'in bu denli yaygın olduğu bir zamanda, evden erişimin bu denli kolay olduğu bir zamanda depresyondaki bir insan nasıl "İnternet bağımlısı" olmasın. Dolayısıyla amanda güvenilir kurumdur masallarını geçiniz. Bu resmen düzenbazlıktır. Bu, açıkça bilinen bir hastalığın teşhisini çarpıtmaktır. Hatta bazı durumlarda hastalık olmayan sorunları hastalık sınıfına sokmaktır. (Tabi burada ne demek istediğimi anlamayacaksınız. Açıklaması uzun olduğu için geçiyorum.) İlgili kurum bunu ister bilerek yapsın ister bilmeyerek yapsın fark etmez. Eğer adamın depresyona girmesine sebep olan sorunlarını ortadan kaldırdığınızda "bağımlılığı" da bitiyorsa o zaman bu düzenbazlık değil de nedir? Bu basit bir isimlendirme ya da teknolojik cahillik değildir; bu bir uydurmadır.

Dünyada ekonomiye bağımlı hiçbir kuruma gözü kapalı güvenilemez. Böyle olmayan bir kurum da yok! Mesele devletin birey, toplum ve toplumsal sorunlar algısını kökten etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Devletin sorumluluklarını örtpas edip, bireylerin hakları konusundaki yeni baskı araçları oluşmasını sağlıyor. Hayır, bunun amacı budur demiyorum. Komplo teorisi yazmıyorum. Tekrar edeyim, meselenin yozlaşmaya açık yanlarını gösteriyorum. Bunu yozlaşmaya açık hale getirmemek içinde böyle havada, sorunun içeriğini belli etmeyen, hatta gizleyen, belirsiz, yüzeysel kavramların bilime sokulmaması gerektiğini belirtiyorum. İnternet bağımlılığı diye bir hastalık olamaz. Sorunun derinlemesine incelenmesi mutlaka ya daha doğru bir teşhis ortaya çıkaracaktır ya da başka köklü sorunlar ortaya çıkaracaktır.

Bir yazının değeri okuyuca yeni birşey öğretmesi, ufkunu açması ile ölçülür. Karşı tarafı nasıl mat ettiğiyle, küçük düşürdüğüyle vs. değil. Yazılarımdaki tüm amacım da her zaman bu olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır. Kimseyi mimlemem, geçmişi araya sokmam, hatırlatmam, hissettirmem. Benim için bilgi paylaşımında en önemli olan şey iletişim kanallarının açık olmasıdır ve bundan sonra da böyle olacaktır. Aşırı tepkilerin geldiği ve prensiplerimi unuttuğum yobazlarla olan tartışmalarım istisnadır ama onların bununla ilgisi yok. Buraya arkadaş edinmeye, sosyal çevre edinmeye ya da beğeni toplamaya gelmedim. Burada bulunmaktaki en önemli amacım iletişimime faydalı olması açısından sağlıklı geri dönüş almaktı. Buna katkısı olan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Özellikle düzgün bir tartışma yapılabilsin diye çaba harcadım. Hatta cevabını bildiğim sorular sordum. Cevap alamayınca yoruma dayalı bir kapanış yazısı yazdım. Yoruma dayalı yazılar kolaylıkla çarpıtılıp polemik konusu yapılabilir. Öyle de oldu. Düzgün bir tartışma davetinden kişisel saldırılarla özenle kaçınıldı, bunun için hazırladığım ortamdan kaçınılıp polemik konusu yapılabilecek yazım tercih edildi. Düzgünce tartışmak yerine polemik tercih edildi. Bunun sebebi malum. Sebebini göstermek için kendim sorduğum sorulardan birine kendim cevap verdim. "Biz de öyle dedik" dendi. Bu da doğru değildi tabi ki. Birazcık kafası çalışan biri aradaki farkı rahatlıkla görebilir. Tartışmanın özeti budur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Sadece bir fetişin ortaya çıkmasıyla birdenbire sosyoekonomik sebeplerle depresyonda olan insanların çok büyük bir kısmı "İnternet bağımlısı" haline dönüşüvermiştir. İnternet'in bu denli yaygın olduğu bir zamanda, evden erişimin bu denli kolay olduğu bir zamanda depresyondaki bir insan nasıl "İnternet bağımlısı" olmasın. Dolayısıyla amanda güvenilir kurumdur masallarını geçiniz. Bu resmen düzenbazlıktır. Bu, açıkça bilinen bir hastalığın teşhisini çarpıtmaktır. Hatta bazı durumlarda hastalık olmayan sorunları hastalık sınıfına sokmaktır. (Tabi burada ne demek istediğimi anlamayacaksınız. Açıklaması uzun olduğu için geçiyorum.) İlgili kurum bunu ister bilerek yapsın ister bilmeyerek yapsın fark etmez. Eğer adamın depresyona girmesine sebep olan sorunlarını ortadan kaldırdığınızda "bağımlılığı" da bitiyorsa o zaman bu düzenbazlık değil de nedir? Bu basit bir isimlendirme ya da teknolojik cahillik değildir; bu bir uydurmadır.

Arkadaşım sen psikiyatr mısın? Bağımlılık tedavisinin nasıl yapıldığını biliyor musun da böyle "Önce depresyonu tedavi ederler, bağımlılık da ortadan kalkar, o halde nerede internet bağımlılığı?" diye zırvalıyorsun? Üstüne bir de siz anlamayacaksınız zaten diyorsun züppece.

Benim işim bağımlılık. Hayatımın yarısını bağımlılıkla geçirdim, senin gibi züppeleri de iyi tanırım. Senin, karşımıza çıkıp da "Esrar bağımlılık yapmaz, o sadece ottur" diyenlerden farkın yok, hatta onlar daha suçsuz. Onun için kafanda uydurduğun, doktorlara tıbba güvenmem mottonla yarattığın komplo teorilerini kendine sakla, bilmediğin konularda da yorum yapma. Buradaki herkes hatta APA da dahil tüm tıpçılar aptal, hepsi çıkar peşindeki pislikler ve dünyayı kandırıyorlar, bir uyanık zeki sensin.

Özellikle düzgün bir tartışma yapılabilsin diye çaba harcadım. Hatta cevabını bildiğim sorular sordum. Cevap alamayınca yoruma dayalı bir kapanış yazısı yazdım. Yoruma dayalı yazılar kolaylıkla çarpıtılıp polemik konusu yapılabilir. Öyle de oldu. Düzgün bir tartışma davetinden kişisel saldırılarla özenle kaçınıldı, bunun için hazırladığım ortamdan kaçınılıp polemik konusu yapılabilecek yazım tercih edildi. Düzgünce tartışmak yerine polemik tercih edildi. Bunun sebebi malum. Sebebini göstermek için kendim sorduğum sorulardan birine kendim cevap verdim. "Biz de öyle dedik" dendi. Bu da doğru değildi tabi ki. Birazcık kafası çalışan biri aradaki farkı rahatlıkla görebilir. Tartışmanın özeti budur.

Cevabını bilmediğin bir şey yok ki senin? Her konuda en birinci uzmansın maşallah.. Siz anlamazsınız, siz bilimcilerle içli dışlı olmadığınız için bilmezsiniz, bu internet bağımlılı ekonominin bir oyunu, global bir oyun, doktorlara güvenmeyin onlar zaten herkesi kandırıyor deyip deyip durdun. Uzun uzun zırva yazıyorsun sadece, başlığı baltalamaktan başka da bir işe yaramadın.

Ne saplantılı, ne saçma insanmışsın anlamadım ki.. Züppeliğin de cabası..

Susacağım, yazmayacağım, zaten vaktim de yok isteğim de deyip deyip destan yazıyorsun ki bütün söylediklerin zaten akıllara zarar ve cahilce, ondan sonra da amanın da saldırdılar.

Kimsenin gönlünü yapmıyoruz burada. Ne sen umurumda olursun ne başkası. Babamın oğlu/kızı değil kimse, ben sadece yazılana bakarım, gördüğüm terliği işaret ederim, bundan, ille de ortaya koyduğun kişiliğin de nasibini alır. Komplo teorileriyle uğraşan akıl sağlıklı akıl değildir, kendi kişisel güvensizliğini çok önemli bilimsel bir sorununu yorumlarken açıkça yansıtan veya ifade eden biri de söylenenleri göğüslemelidir.

Senin saldırıların aşağılamaların karşısında ben zırladım mı? Yoo, hiç umursamadım, sana kendini göstermeye devam etmeye çalıştım. Geri kalan senin sorunun.

İnsan her şeyi iyi derece bilmez, bilemez. Sen doktorlara marangozlar kadar güvenirim, onlar sahtekardır vs vs deyip de onların işini elinden alıp kendince hastalık teşhis etmeye veya yorumlamaya kalkarsan seni kimse ciddiye almaz, üstüne de laf işitirsin. Bağımlılığı depresyona indirgemek senin ne haddine? Depresyonu sadece sosyoekonomik sebeplere indirgemek senin ne haddine? Bu nasıl bir cahil cesareti anlamadım ki...

İnternet bağımlılığı diye bir hastalık olamaz..

Valla tıpçıların senin isyanlarını ve komplo teorilerini ciddiye alacağını pek sanmıyorum, böyle bir hastalık var ve çoktandır tedavi ediliyor, DMS-5'e de giriyor. Tabii sen tıpçılara güvenmediğin için reddetmeye devam et, o da senin sorunun. Başkalarını yanıltma saçmalıklarınla, beni bağlayan o. Bu konu çok önemli çok büyük bir sorun çünkü.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben, şahsen, bizzat, kendim, düz ve sıradan insan olarak: "İnternet bağımlılığı" kavramının içi boş ve tamamen saçma bir kavram olduğunu düşünüyorum. Hatta "İnternet Bağımlılığı" gibi bir kavramın içinin kasıtlı olarak doldurulmaya çalışıldığını düşünüyorum.

Nedir internet? Milyarlarca cihazın etkileşimli olarak yüklenen bilgiyi paylaştıkları geniş kapsamlı bir bilgisayar ağı. Yani aslında bir sadece bilgiye erişmede kullanılan bir yol. Ağdaki diğer cihazları kullananlarla iletişime geçip istediğiniz bilgileri paylaşıp, alıcısına istediğiniz bilgiyi ulaştırabilirsiniz. İnternet'in kendi başına bir alışkanlık, bağımlılık yaratacağı düşüncesi makul bir düşünce değil. İnternetin tedavi edilmesi gerekli bir bağımlılık yaratacağı fikri, araba kullanmanın, bisiklete binmenin ve hatta elektrikli ocak kullanarak yemek yapmanın ciddi ve tedavi edilmesi gerekli bir bağımlılığa yol açtığını söylemekle aynı şey değil mi? Değilse neden değili birisi çıkıp beni gibi sıradan ve düz bir insana anlayabileceğim şekilde açıklayabilirse gerçekten çok memnun olurum.

Astral doktorlara marangoz kadar güveniyormuş. Ben de bizim mahallenin bakkalına güvendiğim kadar güveniyorum. Daha fazla güvenmeme de gerek yok zaten. Gitmem gerekirse giderim, işini düzgün yapması yeterli, güvenmek zorunda değilim. Hatta neden güvenmediğimle ilgili sayısız örnek te sunabilirim. Daha yeni bebek mamalarında melamin olabileceği sevgili doktorlar tarafından onaylandı. Bilmeyen okusun öğrensin. Bu rezaleti ortaya atan, ona bilerek alet olan doktorlar, koca koca sağlık, gıda bok püsür kurumları değil mi? Özel hastanelerdeki hasta söğüşleme yarışını da herhalde marangozlar değil doktorlar yapmakta. Hasta olup size gelmiş birinin hastalığını sonuna kadar sömürecek kadar aşağılık bir davranışta bulunanlar da hipokrat yemini etmiş doktorlar değil mi? Bütün doktorlar aynı kefede değil tabi ki. İşini iyi yapan, hakkını veren doktorlar da var kuşkusuz. Fakat neden sorgusuz sualsiz güvenecekmişim doktorlara?

APA'ymış. APA sanki sütten çıkmış ak kaşık. Güvenilirliği olduğu konusunda çok ciddi şüpheler var. DSM-5'in danışmanlarının %70'i ilaç firması çalışanıymış. Böyle bir kuruluşa güvenmem gerektiğini söyleyene de güler geçerim ancak.

Ayrıca internet bağımlılığının DSM-5'te yer aldığı falan da yok. Sadece birileri İnternet Kullanımını kumar bağımlılığıyla benzeştirip, DSM-5 listesine dahil edilmesi gerektiğini söylemiş. Bu listeye dahil edilme fikrinin, hangi amaçlarla yapabileceği konusunda yorumları okuyabilirsiniz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Doktorlara bu kadar güvenmiyorsanız, hatta insanlığı hasta olduğuna inandırıp sonra da tedavi ettikleri üzerinden sömürdüklerine inanıyorsanız sizin işiniz epeyce zor. Hele de internet bağımlılığı gibi yeni ve çok ciddi bir bela konusunda bu kadar direnç göstermeniz epeyce şaşırtıcı.

Hiçbir şey beceremiyorsanız hastanelere başvuruları izler incelersiniz. Kendiniz gider yerinde görürsünüz, tanıdığınız psikiyatrlara sorarsınız. İnternette bu konuyla ilgili bilgi zaten tonla...

DSM-5 hakkında söyledikleriniz de doğru değil. APA bağımlılık konusunda yeni tarif geliştirmek zorunda kalmıştır artık. Daha da geliştirecektir çünkü bilim bu... İnternet yeni bir sorun...

DSMin son sürümü olan ve 2012′in son günlerinde onaylı taslağının yayınlandığı DSM-5 bağımlılık kavramında çok yeni bir yaklaşımı resmi olarak onaylanmış oldu. DSM-5′de daha önceden kabul edilmiş Madde İstismarı ve Bağımlılığı kavramı genişletilerek Madde Kullanımı ve Bağımlılık Bozuklukları (Substance Use and Addictive Disorders) şeklinde değiştirildi. Bu değişiklik ile DSMde ilk defa madde bağımlılığı sendromlarının sadece maddeye bağımlı olmayan birer davranış sendromları olduğu yaklaşımı resmi olarak benimsenmiş oldu. Bu şekilde sadece madde bağımlılıkları değil, madde istismarı ile seyreden kompulsif davranışlara ek olarak madde istismarı ile seyretmeyen kompulsif davranışlar da (patolojik kumar alışkanlığı, seks bağımlılığı, internet bağımlılığı vb gibi) aynı kategorik sınıflandırma içine girmiş oldu. Bağımlılık sendromlarınındavranışsal perspektifininin resmi olarak kabul edildiği bu çok önemli tarihsel yaklaşım değişikliği ile ilgili University of Michigandan Prof. Markel imzalı New York Times makalesini ilginize sunuyoruz - TürkPsikiyatri |

http://www.turkpsiki...vramini-tanidi/

Ekteki makaleyi de okuyuverin bir zahmet.

Ben ilgili yerini buraya kopyalayayım...

This question arose recently after the committee writing the latest edition of the Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (D.S.M.), the standard reference work for psychiatric illnesses, announced updated definitions of substance abuseand addiction, including a new category of behavioral addictions. At the moment, the only disorder featured in this new category is pathological gambling, but the suggestion is that other behavioral disorders will be added in due course. Internet addiction, for instance, was initially considered for inclusion but was relegated to an appendix (as was sex addiction) pending further research.

Bunları konuşmak, internet bağımlılığı diye bir şey var mıdır yok mudur diye tartışmak bana inanılmaz şaşırtıcı geliyor, yanıt verilmeyecek kadar abuk buluyorum bu iddiaları zaten ama yanıtlamak şart oluyor. Açıkça yalanlıyor ve kendinizce bilgileri çarpıtıyorsunuz çünkü.

APA'ya da bu kadar güvenmiyorsanız hastalandığınızda geleneksel yöntemlerle tedavi ettirin kendinizi. Bundan böyle müslümanlara da bilime inanmadıkları, hacı hocayla tedavi olmaya kalktıkları için zerre kadar kızmayın.

Sizin tutumunuz fosil sahtekarlığı yapan birkaç sözde bilimciye kızıp da evrimi reddedenlerin tutumuyla aynı.

Güvenmeyin, bu hiç kimseyi bağlamaz ancak kişisel güvensizliğiniz nedeniyle de gelip saçmalamayın, var olan bir şeyi reddetmeyin. "Siz uzman mısınız, neye göre bunları söyleyebiliyorsunuz" diye sorulduğunda da "Uzman değilim ama ben uzmanlara güvenmiyorum, onun için kendim koyuyorum teşhisi" derseniz size çok fena gülerler.

Bilimsel şüphecilikle bilimden şüphecilik sizde birbirine karışmış. Neden diğer hastalıklara değil de internet bağımlılığı sorununa bu kadar direnç gösteriyor, ille de yalan söylüyorlar diyorsunuz, onu da siz kendiniz düşünün. İnterneti herkes kullanıyor, herkes çok memnun ama belli ki bu işin sınırını belirleyemeyip gerçek dünyadan kopan ve ciddi patolojiler geliştiren insanlar da var. Siz görmüyor olabilirsiniz, hiç haberdar olmayabilirsiniz, o da sizin sorununuz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Doktorlara da güvenmiyorum, APA'ya da güvenmiyorum, EFSA'ya da, Sağlık Bakanlığı'na da güvenmiyorum. Güvenmek zorunda da değilim. Beklentim sadece işlerini doğru ve iyi yapmaları. Güvenmekle, işlerini doğru yapmalarını beklemenin ayrımını yaptığımı düşünüyorum önceki yorumda.

Ben başkasının değil, kendi aklımla düşünüyorum. Kendi aklıma yatmayan, makul ve hatta hatalı gördüğüm düşünceleri, hangi otorite tarafından gelirse gelsin kabul etmek zorunda değilim ben. Makul, rasyonel bir açıklama beklerim. Farkında mısınız bilmiyorum ama sürekli de böyle bir açıklama yapmaktan kaçınıyorsunuz. Lütfen bana şunu açıklayın zahmet olmazsa:

1-Araba kullanarak kumar oynaya gidip bunu hastalık haline getiren kişiyle, internet üzerinden kumar oynamayı hastalık haline getiren kişi arasında fark var mıdır? Varsa ne fark var?

2- Yoksa siz bu kişiyi araba kullanma bağımlılığınız var diye mi tedavi edersiniz yoksa kumar bağımlılığı var diye mi?

Gönderdiğiniz makaleyi ben mi yanlış anladım bilmiyorum. DSM içinde madde kullanımına bağlı olmayan bağımlılık tanımlanmış(ki DSM-IV'te patalojik kumar olarak zaten vardı). İnternet Bağımlılığı gibi davranışlar da başta bu kategoriye dahil edildi fakat sonradan üzerinde daha fazla araştırma yapabilmek için bunu bir ek olarak yayınlamaya karar verdiler. Bu şimdi DSM-5 için dahil edildi demek mi oluyor?

Ben teşhis koymuyorum. Doğru teşhisi koyması gereken sizsiniz. Bilinçli bir insan olarak, anlamaya ve doğrusunu bulmaya çalışıyorum. Neden direnç gösteriyorum? Çünkü hatalı olduğunu düşünüyorum. Bir şeyin hatalı olduğunu düşünmek için uzman olmaya gerek yok. Her yerde duyar oldum İnternet Bağımlılığını. Halbuki böyle bir şey yok. Sadece makul bir açıklama bulmak umuduyla burada yazıyorum.

tarihinde devart tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sizinki işlerini doğru yapmaları yönünde bir beklenti içinde olmaktan çok öte bir durum. Siz güvenilirliği belli, otorite sayılan kurumları da tümüyle güvenilmez, sahtekar vs vs ilan ediyorsunuz. Benim de kişisel olarak katılmadığım kararları veya kriterleri vardır APA'nın, ancak sizin gibi tümden reddetme gibi bir eğilimim olmaz, olmamalı.

Ayrıca basbayağı teşhis koyuyorsunuz.

APA'nın bağımlılıkla ilgili tanımını genişletmesi bilim çevresinde büyük bir değişilik, adeta bir devrim niteliği taşıyan bir yaklaşım olarak nitelenmiştir. APA bunu yapmak zorunda kalmıştır çünkü madde ve bağımlılıklar geliştiğine dair çok sayıda vaka bildirilmiştir, araştırmacılar bu konuya duyarsız kalmamıştır. İnternet bağımlılığı bunların başında gelir. Ancak henüz yeni bir sorundur, ilk olarak 1990'da dile getirilmiştir ve daha da araştırılmalıdır. Yani bilimciler keyifleri öyle istedi iste kriter koyup çıkarmaz, emin olmak ister. Akıl sağlığı bu..

1-Araba kullanarak kumar oynaya gidip bunu hastalık haline getiren kişiyle, internet üzerinden kumar oynamayı hastalık haline getiren kişi arasında fark var mıdır? Varsa ne fark var?

2- Yoksa siz bu kişiyi araba kullanma bağımlılığınız var diye mi tedavi edersiniz yoksa kumar bağımlılığı var diye mi?

Çok özür dilerim ama bu basit, öyle çarpık örneklendirilmiş bir soru ki, insan yanıt vermek istemiyor. Aynı soruyu Astral da sormuş bir yerlerde. "Kumar oynamak için yol katediyoruz; yol bağımlılığı diye bir hastalık mı var şimdi?" demiş.

Bu sorularınızla internet, kumar oynamak için sadece bir araçtır diyorsunuz sözde.

Sanal kumar bağımlılığı ile patolojik kumar oynama, yani klasik kumar bağımlılığı arasında çok önemli bir fark yoktur, ikisi de kumar bağımlılığıdır ve hemen hemen aynı biçimde tedavi edilir. Sanal kumar bağımlılığı diğerinden ayıran faktör, her an ulaşılabilir olması, kontrol edilmesinin çok daha fazla güç olması, çoğunlukla sanal parayla başlandığı için kişinin olacakları öngörememesi ve beyinlerindeki ceza ödül sisteminin tamamen bozulmasıdır.

Bir de hemen eklemek gerek ki patolojik kumar oynama, internet bağımlılığından hatta internette kumar bağımlılığından çok daha iyi tanınan bir hastalıktır. Hatta bazı çalışmalarda patolojik kumar kriterlernin internet bağımlılığı değerlendirme ölçeklerini belirlemede kullanıldığı görülür.

Peki siz patolojik kumar oynamanın bir bağımlılık olarak tanımlanmadığını, daha doğrusu bağımlılık kategorisinde yer almadığını biliyor muydunuz? Bu bir ayrıntı ve biz vurgulamadık, saçmalıklardan sıra gelmedi.

Bir de bilmediğiniz veya gözden kaçırdığınız şey, bu insanların, yani sanal kumar, sanal seks, porno, bilgi, chat, oyun vb bağımlılarının sorunlarının sadece bu bağımlılıklar olmadığı, kombordit olarak da birtakım sorunlara sahip olduklarıdır.

İnternet çok yararlı, çok gerekli, çok önemli bir araçtır. Ancak internetin tahmin bile edilmeyecek kadar hızlı ve çok yaygınlaşmasıyla birlikte birtakım sorunlar belirdi. Patolojik aşırı kullanmayla ortaya çıkan bu sorunlardan bazıları uyku bozukluğu, birtakım oyunlar karşısında ortaya çıkan epileptik nöbetler, okul ve iş performansının düşmesi, sosyal ilişkilerin belirgin biçimde dışlanması ve internetsiz bir yaşamın tümüyle anlamsız boş ve çekilmez olmasıyla kendini gösteren avolüsyon, kas ve iskelet sisteminde bozulma ve benzerleridir.

Bilgisayarın başına geçip aralıksız 20 saat internete bağlanan vaka sayısı az değildir. Klinisyenler internet bağımlılığı vakasıyla gün be gün daha fazla karşılaşmaktadır. Özellikle Türkiye'de okul çağı çocuk ve gençlerde sık görülür, hem sosyal-bireysel ilişkilerini hem de bedensel gelişimlerini kötü etkilediği için sorun daha da fazla önem kazanır. Akademik ve kişisel gelişimleri negatif olarak etkilenir. Yetişkinlerde de çok sık rastlanan bir sorundur. Görsel ve yazılı basın, uzmanların endişelerinde çok haklı olduğunu göstermektedir.

Bir sorun da bu problemin adı.. Bağımlılık hakkındaki ön yargı buradaki sorun. İnterneti yoğun kullanan ama bağımlı olmadığı çok açık kişiler de bir şekilde bu tanımdan rahatsız oluyor. Bu o kadar açık ki.

İşte tam da bu noktada APA'nın bağımlılıkla ilgili tanım değişikliği devreye giriyor. DSM-4'deki bağımlılık tanımı belli, yani herhangi bir madde ya da uyaranın patolojik kullanımı-kötüye kullanımı bağımlılık olarak tanımlanmaz. Oysa siz de dahil hepimizdeki bilgi, kumarın bir bağımlılık olduğu ve öyle tadavi edildiğidir. Şimdi APA, patolojik kumar oynamayı da bağımlılık kategorisine almış oldu.

İnternet bağımlılığı adı konusunda da çok fazla tartışılmış, kimi araştırmacılar "İnternet Bağlılığı", kimisi "Patolojik İnternet Kullanımı", bazısı "Problemli İnternet Kullanımı", bir kısmı "Kompülsif İnternet Kullanımı", çoğunluğu da bizim burada kullandığımız gibi "İnternet Bağımlılığı" adını kullanmış, sorunu böyle tanımlamıştır. Yaygın olarak kullanılan ve yerleşmiş olan tanım budur, literatüre de bu isimle girmiştir, yukarıdaki linklerde de görülmektedir. Değiştirirler mi, değişir mi bilemem.

Bu konu hakkında çok uzun konuşulabilir ancak gereksiz ayrıntılar ve kişisel hislerle gösterilen tepkiler, konuyla hiç ilgisi olmayan hatta en küçük bir bilgisi bulunmadığı halde "Böyle bir hastalık yoktur! Doktorlar insanları kandırıp sömürüyor! Bu, global bir oyun, bir tuzaktır! Ben zaten doktorlara hiç güvenmem!" nidalarıya sorulan saçma soru ve yorumlar konuşmayı imkansız hale getirdi. Yine de genel, küçük bir araştırmayla bile ulaşabileceğinizi düşündüğüm bilgilerdir bunlar.

Konuyla ilgili araştırma ve bilgi çok, hala da araştırılıyor doğal olarak.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok özür diliyorum arkadaşlar. Son yazım demiştim ama bu konuda asıl yazmak istediğimi yazmadan benim için tam bir kapanış olmayacağını farkettim. Daha önce de dediğim gibi başlıkta yazılanları okumadım ve okumayacağım. Hatta bu girişimde yazılanlara gözüm kaymaması için özel önlem aldım.

İnternet bağımlılığı adı altında toplanan bağımlılıklara baktığımızda İnternet olmadan önce var olan bağımlılıkların İnternet'e kayması (oyun, kumar gibi) ve bunun dışında İnternet ile birlikte çıkan yeniliklerle ilgili (sosyal ağlar gibi) bağımlılıkları görüyoruz. İnternet bağımlılığının teknik tanımı şudur: Kişiyi görünüşte İnternet'e bağımlı yapan, yani bağımlının İnternet'te ilgilendiği her şeyi, sosyal ağları, oyunları falan İnternet'ten çıkardığımızda bu kişi yine de İnternet olsunda ne olursa olsun anlamında (mesela hiç ilgisi olmasa bile P2P network proje grubuna katılacağım gibi birşey söylüyorsa) bir bağımlılık gösteriyorsa o kişi İnternet bağımlısıdır. Eğer değilse sorununun İnternet ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Teknik olarak böyledir. Dolayısıyla kişi mesela sosyal ağlar vasıtasıyla çarpık bir sosyalleşme (Sanal demiyorum, çünkü sanal başka birşey) alışkanlığı kazanmışsa bunun İnternet bağımlısı olarak anılmaması gerekir. Yalnız İnternet teknolojisiyle gelen bir takım yeniliklere bağlı olduğu için kolaylık açısından İnternet ile ilgili bağımlılıklar adı altında toplanabilir. İnternet ile ilgili bağımlılıklardan birine yakalanmış bir hastaya da İnternet bağımlısı değil, İnternet ile ilgili bağımlı ya da İnternet kaynaklı bağımlı denmesi gerekir. Eğer meselenin neyle ilgisi olduğu biliniyorsa, (mesela sosyal ağ) ilgili olduğu alanla ilgili adlandırılmalıdır. Meseleyi teknik olarak tartışma şansına sahip olmadığımız için konu buna gelmedi. Bunu da aradan çıkarmış olalım.

Daha önce de dediğim gibi İnternet, haz ve tatmine ondan önce olmadığı kadar kolay erişim sağlamış, bağımlılığa yatkın olduğu halde erişim olanağı olmadığı için bağımlı olmayan insanların da ilgili alanlarda bağımlılık kazanmasını sağlamıştır. Dolayısıyla İnternet'in haz ve tatminle ilişkilendirilmesi kişilerde mümkündür. Yine de konu bağımlılık olunca sadece kendi ilgili olduğu alanlarda kalacaklar ve doğrudan İnternet'in teknolojisine bağımlı olmayacaklardır. Dolayısıyla İnternet'in bu özelliği İnternet bağımlılığının değil, İnternet ile ilgili bağımlılıkların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

İstatistikler ise tamamen ayrı bir konu. "İnternet bağımlılığı" adı altındaki istatistiklere hiçbir zaman güvenmedim. Evlilikle ilgili olanına hiç güvenemem. Her ailenin bir danışmanı olsa ve bundan ayrıntılı geri dönüş alınmış olsa bile yine bir evliliğin gerçekte neden bozulduğunu anlamak hiç kolay değildir. Ayrıca daha önce de dediğim gibi mesela depresif birisi İnternet'i gülmek, eğlenmek için bir tedavi gibi kullanıyorsa bunu anlamayabilirsiniz. Ama o yine bağımlıdır. vs... Kısaca bunları da tekrar etmiş olayım.

Tanımlama hataları yüzünden hasta olmayanların ve başka sorunları olanların hasta sınıfına sokulduğunu ve ilgisiz konuların İnternet'e mal edildiğini, daha önce de var olan konuların farklı bir paketle ortaya sunulduğunu ve bununla ilgili bir uydurma ekonomi yaratıldığını da kısaca tekrar edeyim. Bunda ya kasıt olduğunu ya da teknolojik cehaletin rol oynadığını da tekrar belirteyim.

İnternet'te çok fazla zaman harcayan insanlara gelince. Benim ölçütüm iş ve belli bir amaç dışında İnternet'te günde iki saatten fazla zaman harcıyorsanız bu ciddi bir sorundur. Eğer durumunuz böyleyse derhal İnternet'ten uzaklaşıp kaçtığınız sorunlar neyse onlarla yüzleşin derim.

Yapmak istediğim tartışmanın özetle başlıkları bunlardı. Kişisel olarak hedef alındığım izlenimine kapıldığım için aklım karmakarışık oldu ve konuya odaklanamadım. Bu da benim hatam. Sonuçta kişileri dikkate almamam gerekirdi. Forum ortamında kişilerle ilgilenmek rüyadaki karakterlerle çekişmek kadar anlamsızdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mrs. Missing

Bakın kendimi yeterince net ifade edemiyorum sanırım. Benim kimseyi bir şey ilan ettiğim yok, ve bunu yapacak çapım da yok. Ben sadece kendi nesnel ve öznel nedenlerime dayanarak doktorlara güvenmediğimi, otoritelerin söylediklerinin benim için bir şey ifade etmediğini belirttim. Ben sadece anlamak istiyorum. Sadece doğru bilgiyi sindirmek istiyorum. Halbuki "İnternet Bağımlılığı" kavramı bende hazımsızlığa yol açıyor :)Çok açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki bu konuda yanılmış olmayı, benim düşüncemi yanlışlayabilmenizi çok istiyorum ve bundan memnuniyet duyarım.

Dediğim gibi benim derdim anlamak ve bilmek. Bu yüzden teşhis koymak gibi bir niyetim de olamaz. Teşhis koyduğum falan da yok zaten. Yazdıklarım yukarıda, nerede teşhis koyduğumu da gösterebilirseniz düzeltirim.

Bu konunun halen araştırıldığı, yeni bir kavram olduğunu söyledikten sonra bunu burada tartışmamız konusunda bir sakınca da olmaması gerekir diye düşünüyorum. Yapılmış çok geniş kapsamlı araştırmalar ve kesinleşmiş sonuçlar yok sizin de belittiğiniz gibi.

"Araç bağımlılık yapar mı? Yaparsa nasıl?" sorusunu halen yanıtlamadınız. Bunu sözde bir soru olarak algılıyorsunuz. Sanal kumarın nasıl zararlı ve kolayca ulaşılabilir olduğundan dem vurmuşsunuz fakat bu İnternet'in kendisinin bağımlılık yapacağı konusuyla nasıl bağdaşır? Kumar örneğini ben sadece örneği belirginleştirmek adına verdim. Kumar yerine twitter, online oyun, chat vs. aktivite koyun, sonuç değişmez. Bunun adına neden "Kumara Erişimin Kolaylığının Patalojik Etkileri" veya "Aşırı x Kullanımı" değil de İnternet Bağımlılığı deniyor?

Konunun özüne yaklaştığımızı düşünüyorum. Tartıştığımız veya üzerinde konuştuğumuz bu durumun, literatüre "İnternet Bağımlılığı" olarak girmesinde sizce bir hinlik yok mu? "Patolojik İnternet Kullanımı", "Problemli İnternet Kullanımı" gibi adlandırılırsa kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum. Zira istisnasız tüm araçların, aşırı kullanımının patalojik sonuçlarının olabileceği gayet makul ve kabul edilebilir bir yaklaşım açısı.

tarihinde devart tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...