Jump to content

KÜRESELLEŞME NEDİR, NE ZAMAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?


Recommended Posts

  • İleti 54
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

İslamla küreselleşme arasında ilginç bir ilişki var.

İslam'ın diğer dinlerden etkilenmesi söz konusu olunca bir dirençle karşılaşıldığı kesindir.

Ama İslam'ın diğer dinlere ve kültürlere olan etkisi söz konusu ise, durum değişmektedir.

Onlar İslam'dan etkilenmektedirler. İslam batıda bu şekilde yayılmaktadır.

Tabii bu dinler ve inançlar söz konusu olunca böyledir.

Küreselleşme süreci sırında birçok şey kazanılabilir. Teknoloji, çeşitli terimler (dil), dinle ilgili olmayan gelenekler, görenekler ve diğerleri..

Küreselleşmeden İslam ülkeleri çok şeyler kazanacaklardır. Onların en önemlisi yeni ve ileri teknolojidir.

Bu arada bazıları İslam ülkelerinin kaybı olacağını düşünmektedir.

O kayıplar nelerdir bilmek istiyoruz?

Link to post
Sitelerde Paylaş

günümüzün küreselleşmesi, oldukça önemli bir konu.

küreselleşme emperyalizmin ılıtılmış ismidir.

büyük ve gelişmiş devletler küreselleşme ile daha da büyürken, küçük devletlerin gelişmesi engellenir ve büyüklerin sömürgesine döner.

küreselleşme de küçük devletlerde sadece çok uluslu şirketlerin sömürmesine olanak tanıyan kuruluşlar yer alır.

neo liberal politikikalar ile küreselleşme bir ülkeye girer ve iliklerine kadar sömürür.

bu politikalar ve etkileri daha önce dünyanın 3. sınıf ülkelerinde denenmiş ve sonuçları test edilmiştir.

küreselleşen ülkelerde halkın büyük çoğunluğu fakirleşir ve sefilleşir.

belirli bir zümre çıakr sağlar.

küreselleşmenin esas önemli etkilerindne biriside ulus-milli duruşu ve değerleri yok etmesi veya bozmasıdır.

gelişemmiş ülkeler için küreselleşme kısa sürede iyi gibi gözükse de uzun sürede felakettir.

küreselleşme ile birlikte küçük ülkeler tamamen büyük ülkelere bağımlı olurlar.

bu bağımlılık öyle bir noktaya ulaşır ki, tamamen bütün ihtiyaçlarını dışardan temin eder ve derken kendisi artık üretemez duruma gelir.

üretemez duruma geldikten sonra, sadece emperyal ülkelerin ürünlerini dağıtmakla yetinir.

buda dünyayı kocaman bir deney labaratuarı yapmanın yoludur.

neo liebral-küreselleşme politikaları ile ülkeler, sanayisi olan ülkelere bağımlı hale getirilir, sadece sanayide değil gıda da bile bağımlı olmaya gidilir.

burada esas problem, belirli bir zaman sonra küreselleşmeye yani emperyalizme maruz kaldıktan sonra, sudan çıkmış balık balığa döner.

peki emperyal ülkeler neden kendi ürünlerini satar?

öncelikle istediği gibi kar yaparak diğer ihtiyaçlarını bedavadan karşılatır yani küçük gelişmemiş ülkelerin nüfusunu birer köle gibi kullanırlar.

diğer tarftan ise, diğer ülkelere ürünleri kendileri verdikleri için, o ülkelerde sanayi olmaz ve bapımlı olurlar yani kukla oyunca olurlar.

böylelikle oluşabilecek tehlikelerin oluşma ihtimallerini sıfıra indirgerler.

yani savaş olma ihtimalini sıfıra indirgeyip savaş olmadan kazanmak.

ayrıca neo liberal politikalar kene gibi çalışır.

marka etiket algısı oluşturarak zaten olacak olan durumdan çıkar sağlar.

bu sebeple sadece sömürür ve çalar.

örneğin bir ülke de zaten patates kızartması ve hamburger ihtiyacı varsa o ülkenin insanları çalışıp üreterek bu ürünleri yapabilirler.

lakin küreselleşme ile birlikte, bir marka algısı oluşturulur ve yine o ülkenin insanları üretse bile kar başka bir ülkeye gider.

yani her durumda da çalışan üreten aynı fakat kar eden farklı. bu basit bir örnektir.

tabi hamburer kültürü de sokularak kültür de değişir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

günümüzün küreselleşmesi, oldukça önemli bir konu.

küreselleşme emperyalizmin ılıtılmış ismidir.

büyük ve gelişmiş devletler küreselleşme ile daha da büyürken, küçük devletlerin gelişmesi engellenir ve büyüklerin sömürgesine döner.

küreselleşme de küçük devletlerde sadece çok uluslu şirketlerin sömürmesine olanak tanıyan kuruluşlar yer alır.

neo liberal politikikalar ile küreselleşme bir ülkeye girer ve iliklerine kadar sömürür.

bu politikalar ve etkileri daha önce dünyanın 3. sınıf ülkelerinde denenmiş ve sonuçları test edilmiştir.

küreselleşen ülkelerde halkın büyük çoğunluğu fakirleşir ve sefilleşir.

belirli bir zümre çıakr sağlar.

küreselleşmenin esas önemli etkilerindne biriside ulus-milli duruşu ve değerleri yok etmesi veya bozmasıdır.

gelişemmiş ülkeler için küreselleşme kısa sürede iyi gibi gözükse de uzun sürede felakettir.

küreselleşme ile birlikte küçük ülkeler tamamen büyük ülkelere bağımlı olurlar.

bu bağımlılık öyle bir noktaya ulaşır ki, tamamen bütün ihtiyaçlarını dışardan temin eder ve derken kendisi artık üretemez duruma gelir.

üretemez duruma geldikten sonra, sadece emperyal ülkelerin ürünlerini dağıtmakla yetinir.

buda dünyayı kocaman bir deney labaratuarı yapmanın yoludur.

neo liebral-küreselleşme politikaları ile ülkeler, sanayisi olan ülkelere bağımlı hale getirilir, sadece sanayide değil gıda da bile bağımlı olmaya gidilir.

burada esas problem, belirli bir zaman sonra küreselleşmeye yani emperyalizme maruz kaldıktan sonra, sudan çıkmış balık balığa döner.

peki emperyal ülkeler neden kendi ürünlerini satar?

öncelikle istediği gibi kar yaparak diğer ihtiyaçlarını bedavadan karşılatır yani küçük gelişmemiş ülkelerin nüfusunu birer köle gibi kullanırlar.

diğer tarftan ise, diğer ülkelere ürünleri kendileri verdikleri için, o ülkelerde sanayi olmaz ve bapımlı olurlar yani kukla oyunca olurlar.

böylelikle oluşabilecek tehlikelerin oluşma ihtimallerini sıfıra indirgerler.

yani savaş olma ihtimalini sıfıra indirgeyip savaş olmadan kazanmak.

ayrıca neo liberal politikalar kene gibi çalışır.

marka etiket algısı oluşturarak zaten olacak olan durumdan çıkar sağlar.

bu sebeple sadece sömürür ve çalar.

örneğin bir ülke de zaten patates kızartması ve hamburger ihtiyacı varsa o ülkenin insanları çalışıp üreterek bu ürünleri yapabilirler.

lakin küreselleşme ile birlikte, bir marka algısı oluşturulur ve yine o ülkenin insanları üretse bile kar başka bir ülkeye gider.

yani her durumda da çalışan üreten aynı fakat kar eden farklı. bu basit bir örnektir.

tabi hamburer kültürü de sokularak kültür de değişir.

Bu politik bir zırva. Nesnel değil. Öznel. Acendası olan politik bir sapığın kabusu..

Küreselleşme tek bir şey değil ki bu şekilde genel bir yorum yapılsın.

Link to post
Sitelerde Paylaş

günümüzün küreselleşmesi, 20 yüzyılda ivme kazanmış, 1980 ler den sonra hızlı bir şekilde uygulamaya başlanmıştır.

küreselleşme ve neo liberal politikalarla devletlerin ve sınırların bir önemi kalmamıştır.

neo liberal politikalar sonucu halkın alım gücü belirili bir seviye de tutulur.

özelleştirmeler sadece çok uluslu firmalara yarar.

çok uluslu firmalar da bedavadan para kazanır ve sömürür.

çünki yapıalcak işi sahiplenir ama çalışan ülkenin insanıdır.

doalyısıyla, ülkenin insanı çalışırken para çok uluslu firmaya gider.

küçük ülkelerin yurttaşalrı tamamen köleye dönmüşlerdir.

tonla seri üretim kapasitesi olamsına rağmen, raflarda ürünler dolup taşmasına rağmen insanların ceplerinde bunları alacak para hiç bir zaman yeterli olmaz.

milyontane isnan işsiz gezerken, çalışanalr sanki başka insan yokmuşçasına 12 saat çalıştırılır.

bütün bunlar bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinlerin ülkelre bıraktığı kazıktır.

burada önemli olan nokta şudur,

insanların çok daha iyi şartlarda yaşama olanağı varken, küreselleşme ile birlikte bu engellenir.

yani yaşamlar boşu boşuna ziyan olur.

bu bağlamda küreselleşen ve neo liberalleşen dünya da insanlar özgür lakin oldukça sefil bir köleye dönüşmüşlerdir.

tarihinde equus tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu politik bir zırva. Nesnel değil. Öznel. Acendası olan politik bir sapığın kabusu..

Küreselleşme tek bir şey değil ki bu şekilde genel bir yorum yapılsın.

zırva deyip duruyorsun.

böyle tartışma olmaz.

farkındaysan başında günümüz diye belirttim.

itirazın varsa orayı alıntıla ve eleştir

sapıktı şöyleydi diye sidik yarıştırma. itiraz et, karalama değil.

tarihinde equus tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

herşeye zırva deyip duruyorsun.

böyle tartışma olmaz.

farkındaysan başında günümüz diye belirttim.

itirazın varsa orayı alıntıla ve eleştir

sapıktı şöyleydi diye sidik yarıştırma. itiraz et, karalama değil.

Yazdıklarının çoğu zırva. Çünkü sen zırvasın.

Kocoman küreselleşmeyi bize tek birşeymiş gibi kakalıyorsun.

Belli ki bazılarının sapık ve dogmatic düşüncelerini buraya taşıyorsun.

Bu yazını alıntılamama gerek yok. Tümünü zırva ilan ediyorum. Çünkü küreselleşme tek bir şey değil.

Birçok şey. Bazıları iyi olabilir bazıları kötü olabilir.

Ayrıca küreselleşmeyi 21'nci yüzyılın emperyalizmi olarak düşünmek saçma zaten.

Ülkeler binlerce yıldır birbirlerini etkilerler.

Bu etkilenmenin çok olduğu ülkeler ileridir. Etkilenmeden yararlanamayanlar ise geridir.

İslam ülkelerinin geri olmasının nedenlerinden biri de budur.

Avrupa ülkelerinin ileri olmasının da nedeni budur. İslam ülkelerinden alacaklarını almışlardır Avrupa ülkeleri.

Küreselleşme sürecine katkıda bulunmayan bütün ülkeler geri kalmaya mahkumdur.

Ayrıca küreselleşmeyi önleyecek sistemler de bu geri kalmayı körükleyecek, hatta milliyetçilik ve ırkçılık gibi kavramların gelişmesine neden olarak zararlı olacaklardır.

Küreselleşme için iydir veya kötüdür diyemezsiniz. Hem iyidir hemn de kötüdür.

Ama genel olarak kendiliğinden ortaya çıkan bir eğilim olduğu ve önlenemeyeceği için iyi yönlerini doğru değerlendirmek zorundayız.

Küreselleşme emperyalizm gibi ileri ülkelerin geri ülkeler sömürmesi için tasarımlanmış bir insansal etkinlik değildir.

Spontane bir etkinliktir ve binlerce yıldır vardır. Son yıllarda kitle iletişim kolaylaştığı için momentum kazanmıştır.

Hepsi o kadar..

Bunlar itirazlarımın daha başlangıcı.. İletilerine daha başka itirazlar da yapabilirim ama şimdilik burada durayım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Küreselleşmeyi biraz daha netleştirelim.

Yukarda küreselleşmenin spontane bir insansal olgu olduğuna değindik.

Yeni bir dilin ortaya çıkması gibi bir olgudur küreselleşme.

Ya da bir toplumun sosyal olması gibidir. Bir geleneğin ortaya çıkması gibidir.

Herşey kendiliğinden ortaya çıkar. Onlar o topluma empoze edilmezler.

O toplumun yapısında vardırlar. İnsanlığın malıdırlar.

Küreselleşme için iyi veya kötü dememenin nedeni budur.

Bir çöl fırtınası nasıl Allahsız, kitapsız, namussuz, terbiyesiz, katil olamazsa, spontane bir etkinlik olan küreselleşme iyi veya kötü, hatta zararlı veya yararlı olamaz. Küreselleşme bütün insanlığın ortak paydasıdır.

Bu kendiliğinden ortaya çıkan olguyu başkaları aleyhine ve kendi lehine kullananlar olabilir.

Onların varlığı küreselleşmenin emperyalist bir amaçla insanlığa empoze edildiğinin delili değildir.

Bu bağlamda küreselleşme iyi de olabilir kötü de. Yararlı da olabilir, yararsız da.

Onu insanlığa karşı nasıl kullandığınız önemlidir.

Küreselleşmenin bu özelliklerinden yararlanarak politik acendalarını uygulamak isteyenlerin yaptığı şey spekülasyondur, absürdlüktür. Ahlaksızlılıktır. Yalancılılıktır. Doğal süreçler oldukları gibi kabul edilirler.

Bazıları küreselleşmeyi kendilerine göre tanımlayıp, sonucundan yararlanmak istemektedir.

Onlardan kimse yararlanmamalıdır. Buna teşebbüs etmek olayı çarpıtmaktır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

günümüzün küreselleşmesi, oldukça önemli bir konu.

küreselleşme emperyalizmin ılıtılmış ismidir.

büyük ve gelişmiş devletler küreselleşme ile daha da büyürken, küçük devletlerin gelişmesi engellenir ve büyüklerin sömürgesine döner.

küreselleşme de küçük devletlerde sadece çok uluslu şirketlerin sömürmesine olanak tanıyan kuruluşlar yer alır.

neo liberal politikikalar ile küreselleşme bir ülkeye girer ve iliklerine kadar sömürür.

bu politikalar ve etkileri daha önce dünyanın 3. sınıf ülkelerinde denenmiş ve sonuçları test edilmiştir.

küreselleşen ülkelerde halkın büyük çoğunluğu fakirleşir ve sefilleşir.

belirli bir zümre çıakr sağlar.

küreselleşmenin esas önemli etkilerindne biriside ulus-milli duruşu ve değerleri yok etmesi veya bozmasıdır.

gelişemmiş ülkeler için küreselleşme kısa sürede iyi gibi gözükse de uzun sürede felakettir.

küreselleşme ile birlikte küçük ülkeler tamamen büyük ülkelere bağımlı olurlar.

bu bağımlılık öyle bir noktaya ulaşır ki, tamamen bütün ihtiyaçlarını dışardan temin eder ve derken kendisi artık üretemez duruma gelir.

üretemez duruma geldikten sonra, sadece emperyal ülkelerin ürünlerini dağıtmakla yetinir.

buda dünyayı kocaman bir deney labaratuarı yapmanın yoludur.

neo liebral-küreselleşme politikaları ile ülkeler, sanayisi olan ülkelere bağımlı hale getirilir, sadece sanayide değil gıda da bile bağımlı olmaya gidilir.

burada esas problem, belirli bir zaman sonra küreselleşmeye yani emperyalizme maruz kaldıktan sonra, sudan çıkmış balık balığa döner.

peki emperyal ülkeler neden kendi ürünlerini satar?

öncelikle istediği gibi kar yaparak diğer ihtiyaçlarını bedavadan karşılatır yani küçük gelişmemiş ülkelerin nüfusunu birer köle gibi kullanırlar.

diğer tarftan ise, diğer ülkelere ürünleri kendileri verdikleri için, o ülkelerde sanayi olmaz ve bapımlı olurlar yani kukla oyunca olurlar.

böylelikle oluşabilecek tehlikelerin oluşma ihtimallerini sıfıra indirgerler.

yani savaş olma ihtimalini sıfıra indirgeyip savaş olmadan kazanmak.

ayrıca neo liberal politikalar kene gibi çalışır.

marka etiket algısı oluşturarak zaten olacak olan durumdan çıkar sağlar.

bu sebeple sadece sömürür ve çalar.

örneğin bir ülke de zaten patates kızartması ve hamburger ihtiyacı varsa o ülkenin insanları çalışıp üreterek bu ürünleri yapabilirler.

lakin küreselleşme ile birlikte, bir marka algısı oluşturulur ve yine o ülkenin insanları üretse bile kar başka bir ülkeye gider.

yani her durumda da çalışan üreten aynı fakat kar eden farklı. bu basit bir örnektir.

tabi hamburer kültürü de sokularak kültür de değişir.

Bu yazıda o kadar çok eleştirlecek şey var ki .

Mesela ben markadan başlayayım.

Marka olayını sömürü için yapılmış, sadece düşüncede yaratılan sahte bir algıymış gibi göstermeye çalışmışsın. Ama bu bence çok yüzeysel ve ucuz bir yaklaşım.

Bir ürünün markalaşması için gerçek bir başarının da olması gerekir.

Mesela marka olan bir hamburger zincirini ele alalım.

Birkere bir insan olarak bilmediğim bir yere gitsem tercih edeceğim yer bu markalı restaurantlardır. Çünkü bilmediğim bir lokantanın kullandığı ürünlerden şüphelenirim, en önemlisi temizlik konusunda ne durumda olduklarını bilemem, tat konusunda ne ile karşılaşacağım şüphelidir.

Ama dünyanın neresine gidersen git bir Mc. Donalds'a gir mesela, karşılaşacağın standartları biliyorsundur ve bu standartlardan emin olabilirsin.

Yada bir giyim markası veya bir elektronik eşya. Bir kere aldığın ürünün arkasında markanın bildiğin bir garantisi vardır ve markanın kalitesinden altta bir sürprizle karşılaştığında sorunu çözecek ve sahiplenecek bir firmanın olduğundan eminsindir.

Ve senin markayı tercih etmende daha önce yaşadığın tecrübeler ve edindiğin bilinçte önemli rol oynar. Yani mesele sadece basit ve içi boş bir algı mevzusu değildir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

günümüzün küreselleşmesi, oldukça önemli bir konu.

küreselleşme emperyalizmin ılıtılmış ismidir.

büyük ve gelişmiş devletler küreselleşme ile daha da büyürken, küçük devletlerin gelişmesi engellenir ve büyüklerin sömürgesine döner.

küreselleşme de küçük devletlerde sadece çok uluslu şirketlerin sömürmesine olanak tanıyan kuruluşlar yer alır.

neo liberal politikikalar ile küreselleşme bir ülkeye girer ve iliklerine kadar sömürür.

bu politikalar ve etkileri daha önce dünyanın 3. sınıf ülkelerinde denenmiş ve sonuçları test edilmiştir.

küreselleşen ülkelerde halkın büyük çoğunluğu fakirleşir ve sefilleşir.

belirli bir zümre çıakr sağlar.

küreselleşmenin esas önemli etkilerindne biriside ulus-milli duruşu ve değerleri yok etmesi veya bozmasıdır.

gelişemmiş ülkeler için küreselleşme kısa sürede iyi gibi gözükse de uzun sürede felakettir.

küreselleşme ile birlikte küçük ülkeler tamamen büyük ülkelere bağımlı olurlar.

bu bağımlılık öyle bir noktaya ulaşır ki, tamamen bütün ihtiyaçlarını dışardan temin eder ve derken kendisi artık üretemez duruma gelir.

üretemez duruma geldikten sonra, sadece emperyal ülkelerin ürünlerini dağıtmakla yetinir.

buda dünyayı kocaman bir deney labaratuarı yapmanın yoludur.

neo liebral-küreselleşme politikaları ile ülkeler, sanayisi olan ülkelere bağımlı hale getirilir, sadece sanayide değil gıda da bile bağımlı olmaya gidilir.

burada esas problem, belirli bir zaman sonra küreselleşmeye yani emperyalizme maruz kaldıktan sonra, sudan çıkmış balık balığa döner.

peki emperyal ülkeler neden kendi ürünlerini satar?

öncelikle istediği gibi kar yaparak diğer ihtiyaçlarını bedavadan karşılatır yani küçük gelişmemiş ülkelerin nüfusunu birer köle gibi kullanırlar.

diğer tarftan ise, diğer ülkelere ürünleri kendileri verdikleri için, o ülkelerde sanayi olmaz ve bapımlı olurlar yani kukla oyunca olurlar.

böylelikle oluşabilecek tehlikelerin oluşma ihtimallerini sıfıra indirgerler.

yani savaş olma ihtimalini sıfıra indirgeyip savaş olmadan kazanmak.

ayrıca neo liberal politikalar kene gibi çalışır.

marka etiket algısı oluşturarak zaten olacak olan durumdan çıkar sağlar.

bu sebeple sadece sömürür ve çalar.

örneğin bir ülke de zaten patates kızartması ve hamburger ihtiyacı varsa o ülkenin insanları çalışıp üreterek bu ürünleri yapabilirler.

lakin küreselleşme ile birlikte, bir marka algısı oluşturulur ve yine o ülkenin insanları üretse bile kar başka bir ülkeye gider.

yani her durumda da çalışan üreten aynı fakat kar eden farklı. bu basit bir örnektir.

tabi hamburer kültürü de sokularak kültür de değişir.

Küreselleşmeye karşı çıkan bir ulus, tüm dünyayı karşısına alıp ringe çıkmış gibidir. Çünkü sen sadece küçük ulusunun yaratıcılığına, ürettiği ürünlere halkını mahkum ediyorsundur. Bu durumda insanların ülkesini aldatması kaçınılmazdır. Dünyada üretilen ve büyük ihtimalle bir ulusun ürettiği ürünlerden daha kaliteli veya çok daha farklı ürünlere sahip olmak isteyecektir her fert, her kurum, her şirket.

Hem bilgi, sermaye ve teknoloji alışverişi çok karmaşık ilişkilerde gerçekleşir. Bir ulus kendini bu anlamda dünyadan müstağni tutarsa, bilgi, sermaye ve teknoloji anlamında geri kalır. Hiçbir ulus dünyanın geri kalanından bilgi, teknoloji ve sermaye anlamında daha ileri ve müstağni değildir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hadi mevzuyu biraz daha yere indirelim. Mesela son gezi parkı eylemleri. Hemen hemen tüm ulusal kanallar iktidarın elinde olduğundan insanlar sosyal medya aracılığı ile haberleşti ve yayın yaptı. Yani merkezi Amerika da olan medyalar bize yardımcı oldu. Mesela Facebook milli bir medya olsaydı muhtemelen ya kapatılmış yada kolaylıkla iktidarın etkisi altına girmişti.

Evet bizler gezi olaylarında milli medyayı değilde uluslararası medyaları kullandık ve bu pratikte yaşadığımız bir gerçek.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Küreselleşmeye karşı çıkan bir ulus, tüm dünyayı karşısına alıp ringe çıkmış gibidir. Çünkü sen sadece küçük ulusunun yaratıcılığına, ürettiği ürünlere halkını mahkum ediyorsundur. Bu durumda insanların ülkesini aldatması kaçınılmazdır. Dünyada üretilen ve büyük ihtimalle bir ulusun ürettiği ürünlerden daha kaliteli veya çok daha farklı ürünlere sahip olmak isteyecektir her fert, her kurum, her şirket.

Hem bilgi, sermaye ve teknoloji alışverişi çok karmaşık ilişkilerde gerçekleşir. Bir ulus kendini bu anlamda dünyadan müstağni tutarsa, bilgi, sermaye ve teknoloji anlamında geri kalır. Hiçbir ulus dünyanın geri kalanından bilgi, teknoloji ve sermaye anlamında daha ileri ve müstağni değildir.

haklısın şu an küreselleşiyoruz ve her fert aliteli ve farklı ürünlere sahip oluyor.

çevrene iyi bak, ürünler dolup taşarken insanlar istediğini alamaz durumda saatlerce çalışmalarına rağmen.

teknoloji, sermaye ve bilgimiz de baya arttı.

saçmalık.

tarihinde equus tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu yazıda o kadar çok eleştirlecek şey var ki .

Mesela ben markadan başlayayım.

Marka olayını sömürü için yapılmış, sadece düşüncede yaratılan sahte bir algıymış gibi göstermeye çalışmışsın. Ama bu bence çok yüzeysel ve ucuz bir yaklaşım.

Bir ürünün markalaşması için gerçek bir başarının da olması gerekir.

Mesela marka olan bir hamburger zincirini ele alalım.

Birkere bir insan olarak bilmediğim bir yere gitsem tercih edeceğim yer bu markalı restaurantlardır. Çünkü bilmediğim bir lokantanın kullandığı ürünlerden şüphelenirim, en önemlisi temizlik konusunda ne durumda olduklarını bilemem, tat konusunda ne ile karşılaşacağım şüphelidir.

Ama dünyanın neresine gidersen git bir Mc. Donalds'a gir mesela, karşılaşacağın standartları biliyorsundur ve bu standartlardan emin olabilirsin.

Yada bir giyim markası veya bir elektronik eşya. Bir kere aldığın ürünün arkasında markanın bildiğin bir garantisi vardır ve markanın kalitesinden altta bir sürprizle karşılaştığında sorunu çözecek ve sahiplenecek bir firmanın olduğundan eminsindir.

Ve senin markayı tercih etmende daha önce yaşadığın tecrübeler ve edindiğin bilinçte önemli rol oynar. Yani mesele sadece basit ve içi boş bir algı mevzusu değildir.

zaten hergünün dünyanın bir yerlerine gitmekle geçiyor dimi.

anlamadığın şey şu, bir hambureri bile dışarıya bağımlı hale gelmişiz, biz üretmekten aciz miyiz.

ki işin tuhafı aslında üreten de biziz sadece parası dıarıya çıkıyor.

bu sistemi anladıını sanmıyorum zaten anlasan böyle saçmalamazsın.

patatesi yetiştiren sensin, nakliyesini yapan sensin, dükkanda satışa sunan sensin, lakin parasını kazanan başkası.

yani başkası olmasa da sen bunları aslında yapabilrisin dimi?

tarihinde equus tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Küreselleşme sürecine katkıda bulunmayan bütün ülkeler geri kalmaya mahkumdur.

Ayrıca küreselleşmeyi önleyecek sistemler de bu geri kalmayı körükleyecek, hatta milliyetçilik ve ırkçılık gibi kavramların gelişmesine neden olarak zararlı olacaklardır.

Küreselleşme için iydir veya kötüdür diyemezsiniz. Hem iyidir hemn de kötüdür.

Ama genel olarak kendiliğinden ortaya çıkan bir eğilim olduğu ve önlenemeyeceği için iyi yönlerini doğru değerlendirmek zorundayız.

Küreselleşme emperyalizm gibi ileri ülkelerin geri ülkeler sömürmesi için tasarımlanmış bir insansal etkinlik değildir.

Spontane bir etkinliktir ve binlerce yıldır vardır. Son yıllarda kitle iletişim kolaylaştığı için momentum kazanmıştır.

Hepsi o kadar..

Bunlar itirazlarımın daha başlangıcı.. İletilerine daha başka itirazlar da yapabilirim ama şimdilik burada durayım.

kitle iletişim ile değil, 3. dünya ülkelerinde test edilen neo liberal politikalar ile başlamıştır.

sen ülkemiz için küreselleşmenin yararlarını madde madde yazsana neler miş?

milliyetçilik zararlı bir kavram öyle mi?

sen ne iki yüzlü adamsın utanmıyor musun ben Atatürk'üm demeye.

sen git biraz 1923 t.c ekonomi politikalarını araştır.

sen liboşun tekiymişsin ne Atatürk'ü

Atatürk'ün boku bile olamazsın.

bida ağzına alma liboş.

içeri laf kalabalığı söylemler ile karşıyı sapık filan demeyle olmaz bu işler.

somut itiraz koyacaksın.

bi dolu boş yazı birbirini tekrar eden.

ülkeler etkilenir, yararı vardır yazarı vardır filan.

bu etkiler nelerdir, onları analiz et bakalım.

şu etkileri bir türlü yazamadın gitti,

sürekli tekrar, etkileri vardır, iyide biz yok demiyoruz nedir bu etkiler.

itirazlarını tek tek amdde madde yap alıntıla dedikçe, yapmıyor bunlar zırva diye kaçıyorsun.

kıçın yiyorsa, madde madde alıntıla ve spresifik şekilde itiraz et,

böyle zırva dersen, ben ne cevap vereyim sana.

Ayrıca küreselleşmeyi 21'nci yüzyılın emperyalizmi olarak düşünmek saçma zaten.

Ülkeler binlerce yıldır birbirlerini etkilerler.

Bu etkilenmenin çok olduğu ülkeler ileridir. Etkilenmeden yararlanamayanlar ise geridir.

küreselleşme 21. yy yılın emperyalizmidir.

çünki, kültürü, ulusa özgü yapıyı, doğal kaynakları, iş gücünü, üretimi, ürünleri ve parayı çalar.

sistem basit aslında herşeyi paraya indirge, devleti bırakınız geçsinler mantığıyla bekçi yap, sonra da sömür.

birbirinden etkilenebilir lakin bu tek taraflı iyi olursa, bu etkinin ismi sömürmek olur.

tarihinde equus tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

küreselleşmek (nsz) Dünya milletlerini ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşmaya ve bir bütün olmaya götürmek, globalleşmek

emperyalizm İng. imperialism

1. Bir ülkenin sömürü amacıyla başka bir ülkeyle eşitsiz değişime dayalı ticaret yaparak ya da başka yollarla o ülkeyi siyasi ve iktisadi egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmak istemesi. 2. Uluslararası sermaye dışsatımıyla tanımlanan, sanayi sermayesi ile banka sermayesinin birleşip mali sermayeyi oluşturduğu kapitalizmin en yüksek aşaması.

http://tdkterim.gov.tr/bts/

İkisi farklı kavramlar.

Küreselleşme ülkeler arası farklılıkların azalmasına yol açar.

Emperyalizm ülkeler arası farklılıklardan faydalanmaya yol açar.Ülkeler arası denge olsaydı emperyalizm olmazdı.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sayın Pozitifiziminde gösterdiği gibi kapitalizim ve Küreselleşme farklı kavramlardır.Küreselleşme insanlıkla birlikte vardır.İnsanlar tek başına yaşayamayacakları gibi toplumlarda tek başına yaşayamazlar.Kadimden beri devamlı olarak birbirleriyle ilişki içindedirler.Günümüzde iletişim araçlarının artması ve ulaşımın kolaylaşması ilede Küreselleşme hızlanmıştır.Ancak bu hiç bir zaman Milletleri yok etmez.Aksine onları Çağdaş uygarlıkta dahada ileri götüreceği gibi soylarınıda korur.Soyların birbiriyle karışması aksine o soyu yeniler ve ortaya daha güçlü soy çıkar.Bu gün Küreselleşmeden uzak yaşayan Moğolların ve Eskimoların durumları ortadadır.Adamlar gelen yabancılara eşlerini ikram etmektedirler.Nedeni açıktır.İçe kapalı toplum yapıları onları birbirleriyle akraba yapmış olduğundan doğan çocukları hastalıklı ve zeka bakımından vasat altı olmaktadır.

Kapitalizme ise Ticari açıdan bakmak gerekir.Elbetteki Sayın egusunda belirttiği gibi Bir Ülkede Patates bolsa Tarım ve hayvancılıkta varsa Hamburgere Cizburgere gerek yoktur.Ama o ülkenin üretemediği ancak çağdaş medeniyetin gerektirdiği mallara sahip olması zorunludur.Bunları üretebilmek için gerekli bilgilerin sağlanılması açısından Üreten ülkelere eleman gönderilirdi.Bu Oldukça pahallıdır.Üstelik Üretici ülkeler bu Elemanlara üretim için gerekli bilgiyide vermezler.O zaman Akıllı basiret sahibi yöneticilere işte iş düşer.Üretici Ülkelerin Firmalarıyla anlaşmalar yapılır.Gel Fabrikanı Ülkemde Kur Şu kadar sene çalıştır vede işlet.Ancak Şu kadar miktarda Benim Ülkemdende Fabrikana İşçi alacaksın Onlarada bu Üretimi öğretip onları yetiştireceksin.Falan Ülkenin Firmasıyla olmazsa O Üretimi yapan başka firmalar araştırılır.Ve Menfaate en uygun olanı seçilir.Bakın Kızıl Çin dahi Komunist partisi yönetiminde Serbest Pazar Ekonomisine geçmiştir.ve Bugünkü Üretimi kat ve kat artmıştır.Mallarınıda dış ülkelere pazarlayabilmektedir. Bu O kadar kokulacak bir şey değildir.Aksine bundan kaçış Ülkeyi felakete götürür.Yeterki Bilgili akıllı Basiretli ve Yurtsever idarecilerimiz olsun.Hem bir üretime sahip olunur,İşsiz olan insanlarımıza yeni iş imkanları sağlanır hemde O Ülkenin devleti Ayrıca Kurulan ve işletilen Yabancı firmadan Gelir vergisi alır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Küreselleşmeden İslam ülkeleri çok şeyler kazanacaklardır. Onların en önemlisi yeni ve ileri teknolojidir.

Zırva..Yazdıklarının çoğunluğu zırva lakin bu en zırvası o'lum. Kürselleşme ile yeni ve ileri teknolojiler kazanılmaz. Tam tersine eski ve verimsiz teknolojiler az gelişmiş ülkelere kakalanır. Küreselleşme denen emperyalizmin yeni evresi pazarlar arasındaki gelişmişlik farklarından sermayenin en üst düzeyde fayda sağlamasını amaçlar. Bunu da eski üretim teknolojilerini az gelişmiş pazarlara taşıyarak yapar. Bununla kazandıkları

1- Az gelişmiş ülkelerde eski teknolojiyi yüksek fiyattan satabilirsin.

2- Az gelişmiş ülkelerdeki düşük işçi ücretleri ve yetersiz sosyal haklar nedeniyle ve işbirlikçi hükümetler ile kendine sağlanan teşvikler ile üretim maliyetlerini düşürürsün yanii yine yüksek kar marjı

3-Gelişmiş pazarlarda yeri esamesi olmayacak ürünler üreten üretiminin yatırım süresini az gelişmiş ülkelere taşıyarak uzatırsın..yani birim başına düşen sabit maliyetini düşürürsün yani yine kar üstüne kar..

Örneğin; bizim kuş serisi otomobil üreten fabrikamız vardı. Şahin doğan vs.. Bu otomobillerin üretim hattı mısıra taşındı, çünkü bizim için artık araba değil onlar. Peki mısır şimdi yüksek teknoloji ürünü mü kullanıyor oldu: hayır. Verimsiz çalışan, benzin içen arabalara sahip oldu.

Zaten emperyalizmin petrole dayalı ekonomisinin fabrikaları bir şekilde maliyet olarak az gelişmiş ülkelere kakalanmak zorunda. Küreselleşme bu iş için de uydurulmuş bir gerizekalı turnusolüdür.

Sanıldığının aksine küreselleşme sınırların kalkması da değildir, sınır uzunluklarının kısalmasıdır. Daha küçük daha mikro devletler hedeflenir. Yugoslavya bunun en güzel örneğini oluşturur. Tüketim alışkanlıklarında benzeşmiş aynı cola'yı içen ancak farklılıkları üzerinde birbirinden ayrışmış toplumlar. Ulus devletler ulusal sanayi ve pazarları hedefler. Bu ise emperyalizmin işine gelmez. Kontrollü, istediği gibi girip çıktığı pazarları yeğler.

Küreselleşme demokrasi insan hakları ilerleme gibi terimler ile vitrin oluştururken bu kavramlar ile ayağa kalkıp kendi kaynaklarını kullanıp sömürüden kurtulmak isteyecek halkları bastırmak için de işbirlikçi hükümetler ve denetimi tamamen elinde olan bilgi ağları kurar. Bu bilgi ağları bildiğiniz iletişim ağlarından ve sivil örgütlerden oluşur. Emperyalizm emellerine çatışan siyasi bir harekete yol vermemek için halk sürekli kendi farklılıkları ile kavga ettirilir. Kendi kendine düşman olan guruplar cola içmekte veya hamburger yemekte ayrışmaz aynı deterjanla çamaşırını yıkayıp aynı benzin istasyonlarından benzin alırlar. Potansiyel direnişler içine sızılarak yönlendirilir ve halkın elinden çalınır. Mısır'da olduğu gibi.

Daha çokk uzun uzun yazılır da vakit yok.

hacı yine amerikalılığını yapmış..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Japonyada bir zamanlar az gelişmiş ülkeydi.Ama Bu gün Batının o ileri teknolojisine fevkiyle sahip olabildi.Önemli olan Yöneticilerin yada iş adamlarının Yurseverliğidir.

ABD ye gönderilen Japon genci o ileri teknolojiyi öğrenemezse Harakiri yapıyordu.Japon İş adamlarıda böyledir. Aynı bir eski japon askeri gibi şayet ülkesine getirdiği mal eski işe yaramayan teknoloji ise ve bunda kazık yemişse yaşamına son veriyor.Amerikayı yeniden keşfetmiyelim bütün mesele sistemlerde değil Yönetici ve Liderlerde düğümlenir.

tarihinde gerçekçi53 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Küreselleşme kesinlikle olmalı, gerçekte olduğu gibi herkes tek ırk ve tek millet olmalıdır. Hacı baba bu güzel konuyu açtığın için yürek dolusu teşekkürler.

Tek ırk tek millet olsa ne olacak ki. İnsanlar illa "öbek" leşecektir. Dünya devleti olsa başkanı kim olacak vs. Evrende ki gök cisimleri gibi öbekleşecektir. Her insanın çıkarı kendine yönelik olduğu için hep öbekler kurarız. Öbekler kurarız sonra bu öbeklerden bazıları daha büyük bir öbek içerisinde birleşir sonra o daha büyük öbekler çok daha büyük bir öbekte birleşir vs. Yani ailelerden mahalleler, mahallelerden semtler, semtlerden şehirler, şehirlerden, bölgeler, bölgelerden ülkeler kurarız. Ülkelerden bloklar kurarız, Bloklardan da daha geniş bir dünya devleti kurulabilir yani BM nin işlevi biraz daha artırılabilir. Dünya devletide kursak öbekleşmelerimiz bitmez. Coğrafi öbekleşmelerimiz olduğu gibi sosyal öbekleşmelerimiz de vardır. Aynı cemmatten olanlar bir öbek oluşturur ve tüm farklı cemaatler aynı din öbeğinde birleşir.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...