Jump to content

TANRI'YA GEREKSİNİM VAR MI?


Recommended Posts

Tanrıya gereksinin olmamasını şöyle de ifade edebiliriz:

Tanrı'ya gereksinimin bilimsel bir temeli yoktur.

Bu gereksinimi bilimsel bir temele oturtmaya teşebbüs etmek sapkınlıktır.

Tanrı'ya olan gereksinim manevi ve psikolojik olabilir.

Eğer tartışmalarda böyle bir strateji izleseydiniz kazanabilirdiniz bile..

Çünkü insanların yüzde 75'inden fazlası bir Tanrı'nın varlığına inanmaktadırlar.

Yalnız inanmakla kalmamaktadırlar.Tanrısız yaşayamazlar onlar.

Tanrı'yı onların yaşamından çıkarmanız mümkün değildir.

Ama bunu kanıtlamak için bilime baş vurursanız altından kalkamazsınız.

Nitekim kalkamadınız.

Bilim ve din farklı domain'lerin magistrat'larıdır.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 102
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Malesef yanılıyorsun hakem bey :D

Bilim özellikle '' modern bilim'' materyalizmle arasında ki tüm bağı koparmıştır...

Sen bilim bilim diyerek bilim yaptığını sanadur...

Ama asıl iş ortaya bilimsel argümanlar koyabilmekte...

''Tesadüfün'' bilimsel bir terim olduğunu söyleyecek kadar bilimi yozlaştırıyorsunuz ama bunu yutan varsa varsın yutsun, bu kadar saf olmasınlar di mi...

Ben iletilerine cevapları yazacam, eminim izleyiciler sana gerek duymadan işin aslını göreceklerdir...

Kısacası ''bilim'' demekle nasıl bilim yapılmıyorsa ''kaybettin'' demekle de kaybetmiş olmuyorum :D

Lafla pilav pişmez...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaratılışa inananlara ve varlığı bir Tanrı ile açıklamaya çalışanlara göre Tanrı ol demiştir ve evren olmuştur.

Onlar bu konuda bilimsel bir açıklamaya baş vuramamaktadırlar. Çünkü onlar bilimden uzak olabilecekleri kadar uzaktırlar.

Bilim buluşları ile bazı açıklamalar yapmaya başladıktan sonra, yaratılışçılar o buluşları çalmaya ve inançlarını onlara adapte ederek açıklamaya çalışmaktadırlar. Ama bunda sefil bir şekilde başarısızdırlar.

Big Bang'in, kaos teorisinin, belirsizlik ilkesinin Tanrısal buluşlar olduklarını iddia edecek kadar ileri giden bu küstahlık ve ahlaksızlığın nerede biteceğini kestirmek henüz mümkün değildir. Yaratılışa inananların bu bağlamda etik değerleri olmadığı için herşey mümkündür. Adnan Oktar'ın iğrenç ve yanlış bile olamayacak kadar çirkin iddiaları onların ne kadar ileri gidebileceğinin kanıtıdır.

Bu tartışmalarda da buna şahitlik etmekteyiz.

Dottora bize kaosdan bahsediyor. Kaos Tanrısal bir uygulamadır diyor.

Temelde kaos nedir?

Basit bir bilimsel açıklaması vardır koasun.

Başlangıç koşullarındaki değişikliklerin sonucu derin bir şekilde değiştirmesi (etkilemesi) kaosdur.

Kaosda değişiklikler tam anlamı ile rastgele değildir. Sınırlı bir rastgelelik kaosdan sorumludur.

Ama yine de kaosda sınırlı da olsa bir rastgelelik vardır.

Örneğin.. Evim kaotik bir süreçtir darken ne demek istiyoruz?

Evrim kaotik bir süreçtir derken, evrimin ilerde nasıl bir canlı oluşturacağını bilmediğimizi ifade ediyoruz.

Çünkü evrim başlangıç koşullarındanki hafif değişikliklere bağlı büyük değişikliklerdir. Bu değişiklikler sonucu ortaya yeni bir canlı türü çıkmaktadır.

Bu değişiklik tam anlamı ile rastgele değildir. Ama yine de içinde rastgelelik unsuru vardır.Başlangıç koşullarındaki değişiklikler rastgeledir.

Önce genlerde bir mutasyon olmaktadır. Bu tümüyle ve her bakımdan rastgele bir süreçtir.

Bu mutasyon doğal seçilim imtihanına maruz kalmaktadır.

Eğer mutasyon aşırı ise, canlı varlığını sürdürememektedir.

Ama aşırı değilse ve uygunsa canlı yaşamakta ve genlerini yeni nesillere geçirmekedir.Bu canlından yeni bir tür ortaya çıkmaktadır.

Sonuç başlangıç koşullarındaki minimum değişikliklere bağlı olduğundan bu olay kaotiktir.

Başlangıç koşullarındaki değişiklikler ise tam anlamı ile rastgeledir. Doğal seçilim bu rastgeleliğe sınır koymaktadır.

Yani kaos rastgeleliğe bir limitin konduğu (tahdit edildiği) karmaşık bir olgudur.

Kaosda da sınırlı da olsa bir rastgelelik elemanı vardır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İletilerinde bilimsel konulara değiniyorsun. Bilimsellik siz yobazlara hiç yakışmıyor.

Zaten bilimsel konulara kafanız basmıyor. Onları çarpıtmaya çalışıyorsunuz ama beceremiyorsunuz.

Laf üretmekten başka bir iş yaptığın yok hacı..

Evet tekrarlıyorum bilim objektiftir, ateizmin malı değildir hatta son bilimsel verileri göz önüne alınca ''materyalizmi'' tutartsızlaştırmıştır bilim...

Öncelikle bilim ile bilimsel felsefenin ayırımını yapabilmek lazım..

Bu başlıkta buna değinmeye çalıştım...

Evrim ''biyoloji biliminin'' konusudur...

Evrimin ''tesadüfen'' , ''kendiliğinden olduğunu'' iddia etmek ateistik felsefenin ürünüdür ve ''bilimle'' uzaktan yakından bir ilgisi yoktur..

Evet ateizm kendi felsefesini ''bilim'' adı altında karşı tarafa empoze etmeye çalışıyor ama bilimden haberdar olanların bunları yutması mümkün değil...

Bu durumda gerçek yobazın kim olduğunu anlamak için önce bilimi sonra ateizmi öğrenmek yeterlidir...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu arada yaptığın fatal bir hatayı da göstermek istiyorum. Bunu her zaman yaparsınız..

Çünkü bilimi de sapkın inançlarınıza alet etmekten utanmazsınız.

Canlılık kaos, entropi gibi düzensizliklere rağmen var değildir.

Onlardan dolayı vardır.

Bu iddianız sizin bilimden uzak olabileceğiniz kadar uzak olduğunuzun kanıtıdır.

Canlılık entropi ve kaosa rağmen vardır...

Evet entropinin evrenimizin muhtemel sonunu getireceğini göz önüne alınca entropinin ''enerjinin kullanabilirliğini azaltığını'' yani ''düzensizliği artırdığını'' ve neticesinde evreni de canlılığı da bir sonun beklediğini biliyoruz..

Peki nasıl oluyorda canlılık için uygun bir ''düşük entropili başlangıc'' oluşmuş?

Bunu tesadüfle açıklamak mümkün değil çünkü Penrose nin ''başlangıc entropisi'' için yapmış olduğu olasılık hesabına göz atmak yeterli(66. ileti)

Tabiki Penrose senin kadar akıllı olmayabilir o yüzden ''canlılık için gerekli olan başlangıc entropisini'' hesaplamaya kalmış :)

Evet kaos bize canlılık için seçilen hassas ayarların ''tam tersi'' olma durumudur...

Evrenimizde ki kanunlar oldukları gibi olmasalardı ''bir enerji yığınından'', ''tek protonlu hidrojenlerin uçuştuğu bir evrenden'' bahsetmiş olacaktık(Tabiki bu durumda canlılık oluşmayacağından bahseden bir insan ve ''bilinç'' söz konusu olamaz, ön kabul yapıyoruz)

İşte canlılık için gerekli olan kanunlar ve kanunların birbirne göre uyumları ''Canlılık için seçilen hassas ayarlamaların'' var olduklarını gösterir...

Bu durumda söylenecek bir tek şey olabilir o da ''tesadüf'', ''kendiliğinden olma'' ve ''zorunluluk''...

Ama ''tesadüf'' seçeneğinin canlılığın oluşması için herhangi bir olasılık barındırmadığına değindim...(67. ileti)

Aynı bakış acısıyla ''kendiliğinden türemenin de'' mümkün olmadığı aşikardır...

Kanunların ezeli varlığının ön kabulünden hareketle ''zorunluluk'' neticesinde varız demek bigbang ile başlayan yani öncesi olmayan kanunları temellendirmeye yetmiyor...

Netice olarak ''kanunlarda'' ezeli değillerdir...

Entropi ile ilgili çalışmaların sahibi Penrose dur(Fizikçi, astrofizikçi, matematikçi, kozmolog ve en saygın bilim adamlarındandır) ve ''insancıl ilkenin'' fikir babası yine Avusturalyalı astrofizik profesörü Brandon Carter dır...

Ne yobaz adamlar yahu :D

Bilimden uzak oldukları kadar uzaklar...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İddia şu:

''Eğer protonun kütlesinin elektronun kütlesine oranı 1836/1 oranında olmasaydı, canlılığı mümkün kılan uzun moleküller oluşamazdı''

Bunun rastlantılarla açıklanması nasıl oluyorda rasyonel olabiliyor?

''Bilinç'' seçeneğini nasıl oluyorda tamamen eleyebiliyorsunuz ve hiç olasılık vermiyorsunuz?

CEVAP:

Eğer Tanrı evreni yarattı ve bu oranı saptadı ise, bu oranı başka türlü saptayarak canlıları oluşturamaz mıydı?

Bu oranın Tanrı için ne gibi bir önemi olabilir? Tanrı için bu oranın hiç bir önemi olmamalıdır. Tanrı olsaydı canlılık bu orandan dolayı var olmazdı.

Bu orana rağmen olurdu. Tanrı istediği oranıkullanabilirdi.

Bu oranın farklı olması canlılar için uygun değilse, bu oranın Tanrısal olması mümkün değil. Eğer Tanrı bu oranı seçmişse ve başka alternatifler canlılık için uygun değilse, bu oran ilahi değildir.

Fizik değerlerinin dar sınırlar içinde kalması canlıların ve insan gibi entellektüel yaratıkların ortaya çıkması için gerekli koşulların akıllı bir yaratıcı tarafından tasarımlanması demek değildir. Bu değerler böyle oldukları için canlılar vardırlar. Bu değerlerin onlar için tasarımlanmış olduğu iddiası temelsizdir. Bu değerlerin neden böyle olduklarını bilmeye olanak yoktur. Çünkü enerjinin maddeye nasıl dönüştüğü bilinmemektedir. Bu değerlerin başka türlü olmasına da olanak yoktur. Çünkü o zaman o değerlerin neden farklı olduğunu sorgulayabilecek entellektüel bir yaratığın ortaya çıkması mümkün değildir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki bu oran canlılar için özel olarak saptanmamıştır. Bu oran var olduğu için evrende canlılık ortaya çıkabilmiştir.

Bu oran farklı olsaydı bu konuyu tartışacak canlılar da olmayacaktı. Bu oranın değişmeden kalması bir Tanrı'nın olmadığının kanıtıdır.

Tanrı olsaydı bu oranın değişmesinin hiçbir sakıncası olmayacaktı. Değişen orana ragmen canlılar ortaya çıkabileceklerdi.

Bu iddia Tanrı'nın olmadığını kanıtlıyor.

Zaten başka türlü saçmalamak mümkün değildi haci..

Tanrı neden başka oranları saptayıp da canlılığı oluşturmadı demek ile cevap verdiğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz...

Bu bir ilahi tercihtir..

Neden insanın iki gözü vardır, neden ömrü ortalama seksen yıldır, neden acı çeker, neden bilinç sahibidir vs vs hepsi ilahi tercihtir...

Tanrının bir sıfatı da ''İRADE''dir...

Tanrı tüm olasılıkların sahibidir ayrıca...

Ve fiziksel kanunlar-oranlar var oldukları için canlılık ortaya çıkmıştır demek yine yenilir yutulur bir iddia değil...

Karşımızda kı araba nasıl hareket eder sorusuna:

Motoruna ve motorunu harekete geçiren kanunlara değinerek cevap verdiğinizi düşünüyorsunuz ve her seferinde tamda burda bilimi kullanıyorsunuz...

Çünkü bilim ''motor'' ve ''kanunlar'' hakkında bilgi sunar bize...(Bu kısım ile ilgili bilimi kullanıp bilimin herşeye cevap olduğunu düşünüyorsunuz, biz de bilimin kullanılması gerektiğini söylüyoruz tabiki çünkü mühendisinin ''ilmi'' hakkında ''objektif'' veriler elde etmek mümkündür)

Ama ''moturun'' ve ''kanunların'' varlığına ilişkin herhangi bir şey söylemez...(Bilim burda duruyor ama siz burayı ateistik propagandalar ile dolduruyorsunuz ve bunu bilim diye yutturuyorsunuz:))

Yani bizim derdimiz ''motorun'' nasıl çalıştığı , ''kanunların'' bu çalışmaya olan etkisiyle falan değil...

Asıl derdimiz ''hareket'' için dizayn edilmiş ''motor'' ve hareket için olmazsa olmaz olan ''kanunların'' varlığını temellendirip arabanın mühendisini bulmak...

Ben mühendisi görmüyorum o yüzden yoktur...

Dileyene bahane çoktur...

:D :D

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Gelelim entropiye...

Canlılık entropiye rağmen mi vardır?

Eğer canlılığın entropiye ragmen var olduğu iddiası doğru olsaydı, doğa üstü bir yaratıcının varlığı elbette kabul edilirdi.

Bu bir Tanrı'nın varlığının en kesin delili olurdu.

Ama canlılarda entropiye karşı gelen bir fizik yasası yoktur. Entropiye karşı ilahi bir yasanın varlığının delilleri de yoktur.

Entropi evrende düzen ve düzensizlikten ve canlılıktan sorumludur.

Entropi olmasaydı ne düzen olurdu ne de düzensizlik. Madde cansız bir yığından ibaret olurdu.

Ama entropi olduğu için onlar var. Entropiye rağmen değil, entropiden dolayı var onlar.

Bu gözlem bir Tanrı'ya gereksinim olmadığının en kesin delilidir. Bunu biraz açalım. Üzerinde durmaya değer...

Evet ''başlangıç entropisi'' canlılığın var olabilmesi için uygun ayarlanmıştır...

Canlılığın oluşmasına imkan tanıyan başlangıc entropisinin olasılık hesabı ''akıl sahipleri için'' yeterli delili oluşturur...(66. ileti)

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ne psikolojisi kardeşim? Senin kaos, entropi ve tesadüfler hakkında yaptığın yorumlar seni bitirdi.

Yaşamın onlara ragmen var olduğu iddiası seni bitirdi yani.

Çünkü yaşam onlardan dolayı var.

Richard Dawkins'i kurt yesin. Sevmem onun ateist görüşlerini. Bilimsel görüşlerinden bazılarını da kabul etmem zaten.

Sağdan soldan derlediğin ve tam olarak anlamadığın bilimlel gözlemleri din bakış açısından yazınca ortaya sapkın bir din ve bilim çıkıyor.

Kaos, entropi ve stokastisite kavramları ancak bilimsel bir kontekste anlam kazanırlar.

Onları bir Tanrı inancı ile birleştirince Tanrı inancı da sapkınlaşıyor, onlar da sapkınlaşıyor.

Tanrı yoktur. Çünkü Tanrı'ya gereksinim yoktur.

Hacı canlılığın madde ve kanunlardan bağımsız var olduğunu yani onlara rağmen var olduğunu ben nerde söyledim..

Onlardan dolayı var elbette...

Zaten canlılığa imkan sağlayan başlangıc entropisi örneğini neden verelim ki :D

Arabanın hareketi motorundan dolayıdır bu doğru ama ''motorunun dizaynı'' ve ''hareket kanunları'' bize mühendisinin varlığı hakkında deliller verir...

Siz ne yapıyorsunuz?

Diyorsunuz ki görüyoruz ki motor kendiliğinden çalışıyor...

Ve kanunlar sayesinde hareket ediyor...

Olay böyle olunca ''zounluluk'' neticesinde hareket ediyor diyorsunuz...

Sırf mühendisini denklemden çıkarmak için kırk takla atıyorsunuz ama olmuyor...

Temelsiz , dugusal bir savunmadan başka bir şey olmuyor, olamıyor...

Bilimi ateizmle yanyana koymayan kim olursa olsun ''cahildir'' demekten başka da bir şey yapamıyorsunuz...

Sadece dugusal savunmalar bunlar...

Ateizmi destekleyen bilimsel argümanlar koyacaksınız ortaya...

Maddenin ezeli ve ebedi olduğunu söyleyen ''materyalizm'' , evrenin ezeli ve ebedi olduğu söyeleyen ''naturalizm'' in bilim ile olan rasyonel ilişkisini açıklayabilmelisiniz...

Madde ve evrenin bir başlangıcının olması(bigbang) bu ateistik sloganların bilim ile herhangi bir ilişkilerinin olmadığını göstermiş olduğu halde...

''Aniden oldu'' öncesi olmayan bir anda varlık sahasına çıkan evrenimiz için kullanılabilecek ''bilimsel bir terimdir''....(Ol dedi oldu)

Evet 13.7 milyar yıl önce evrenimiz aniden ortaya çıkmıştır, öncesi yoktur...

Ve canlılığa imkan sağlayacak hassas ayarlamalar ancak ''Tanrı BİLİNCİ'' ile rasyonel temellendirilebilir...

Madde yok, enerji yok, kanun yok , evren yok , zaman yok....

Sonra herşey var...

Bunu da mı zorunlulukla açıklayacaksınız...

Kanunların olmadığı bir zorunluluk :D ...

Tanrı yoktur çünkü madde var, enerji var, evren var, kanunlar var demek, mühendis yoktur çünkü madde var, motor var, hareket kanunları var demek ile aynı şey...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İşinize gelince Darwin'i de kullanıyorsunuz, Hawking'i de..

Sizi gören evrime de inandığınızı sanacak.

Darwin ateisttir. Öyle bir cümle kurmasının nedeni de zamanın okuyucularına şirin görünmek olmalıdır.

O zaman ateist olunacak veya öyle görünecek bir zaman değildir.

Zaten o zamana kadar yaşamış bilim adamlarının çoğu Hristiyandır.

Wallace da Darwin gibi doğal seçilimi bulmuştur ama Darwin gibi ateist olmayıp, koyu bir Hristiyandır.

İnsan dışında kalan bütün canlıların evrimle ortaya çıktığına, insanların bir istisna olduğuna inanmaktadır.

Sizin batılı bilim adamlarını quote etmenizi ben istihza ile karşılıyor, gülünç buluyorum.

Samimi olmadığınız çok belli oluyor.

Samimiyet Darwini ateist etmek mi peki:)

Heisenbergi de ateist eden bir insandan herşey beklenir...

Ama konumuz kimin ateist olup olmadığı değil, ''kendiliğinden türeme''dir..

Evet ilk ilkel canlılığın ''kendiliğinden türeyip '' oluştuğunu söyleyen bilim değildir, ''ateizimdir''...

Darwin , Pacsal gibi bir çok bilim insanı buna karşı çıkmış olduğu halde...

Eğer ''kendiliğinden türemeyi'' savunuyorsanız bunu bilimsel olarak gösterebilmelisiniz...

İlk ilkel canlı ''kendiliğinden türeyebiliyorsa'' ve o canlılık için gerekli ''madde'' karşımızdaysa ve ''materyalizm'' maddenin herşeye cevap olduğunu söylüyorsa buyrun ''beyninizi de'' kullanın ve canlandırmayı tekrarlayın ne de olsa geçmişte ilkel ortamda ''tesadüfen'' olabildi bu olay...

Aksi halde ''madde herşeye cevaptır'' demenin ne kadar temelsiz olduğunu bilin ve susun...

Gelecekte olacak diyip bilinmezlere saklanmayın...

Biz geçmişte tesadüfen olan bir şeyi istiyoruz....

edit:''tesadüf'', ''kendiliğinden türeme'' , ''zorunluluk'' bilimsel terimler değillerdir...Ateizmin sloganlarıdır..

Ateistlere düşen bunları ''bilim'' ile temellendirebilmektir...

Aynı bakış acısıyla ''tesadüfi mutasyonlar'' neticesinde evrimin gerçekleştiğini söyleyen yine ateizimdir...

Pek tabiki ''İLAHİ KONTROl altında ki mutasyonlar'' neticesinde evrimin gerçekleştiğini söyleyebiliriz ve bu daha rasyoneldir..

Çünkü canlılık ancak ve ancak ''BİLİNÇ'' ile temellendirilebilecek kadar komplekstir...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Halanın testisleri olsaydı amcan olurdu diye bir laf vardır.

Yukardaki zırvaya cük oturuyor.

Atomlar varlıklarını güçlü nükleer kuvvete borçludurlar.

Eğer kuvvet farklı olsaydı, farklı bir atom ortaya çıkardı.

Daha kuvvetli olsaydı element sayısı daha fazla olurdu.

Daha zayıf olsaydı element sayısı daha az olurdu. Ve bu durumda yaşam ortaya çıkardı veya çıkamazdı.

Orasını bilmek mümkün değil. Çünkü öyle bir durum yok.

Evrenin bugünkü haliyle ortaya çıkmasının nedeni güçlü nükleer kuvvetin öyle olmasıdır.

Bunun ilahi bir tarafı yoktur. Nasıl olsa bir tür güçlü nükleer kuvvet olacaktır. Çünkü olmasaydı evren olamazdı.

Olan güçlü nükleer kuvvet canlıların ortaya çıkması için uygundur. Bunda bir Tanrı aramak ahmaklıktir.

Asıl hayran olunacak evrenin kendi kendine küçücük bir enerjiden ortaya çıkmasıdır.

Bundan daha muhteşem ne olabilir? Bunu bir Tanrı'ya atfetmek, bütün olayı ehemmiyetsizleştirmektir.

Kanunları nasıl temellendireceksin peki?

Herşeyi kanunlarla açıklamak ''kanunların kendisini'' açıklamak demek değildir...

Kanunların varlığı ve neticesinde oluşan düzen ancak ''Tanrı'' ile rasyonel olarak temellendirilebilir..

Ne de olsa kanunlar da bigbang ile başladılar...

Ezeli değillerdir...

Hiçlikten oluşmuşlardır...

''Multivers evrenler'', ''M KURAMI'' gibi spekülatif kuramlara sığınmak da bir cevap olamaz...

Gözlem ve deney imkanı vermeyen ve veremiyecek(M kuramı) olan bu tür kuramlara sığınmak bilinmezler üzerine ateizmi inşa etmekten başka bir şey değildir...

(gaps of the god :D :D )

Somut veri isteyen ateisler , metafizik kuramlara nasıl da sarılabiliyorlar hayret...

Mesele kibir...

Her yol mübah...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Çölde buluna bir saat elbette civarda akıllı bir varlığın olduğuna işaret eder.

Peki tesadüflerin varlığına hükmettiği bir canlı ile karşılaşmak neye işaret eder.

Canlının her hücresinde mevcut genler, farklı oranlarda ürün şifrelerler. Buna genetic stokastisite denir. Genetic stochsticity....

Bir milyon pancreas beta hücresi olduğunu farzedelim.

Onların her biri farklı oranlarda insulin şifreler. Yani rastgele insulin şifreler.

Ama sonunda kana yeter miktarda insulin geçecektir.

Canlı vücudunun bütün hücrelerinde aynı durum geçerlidir. Hiç biri senkronize ve aynı miktarda ürün şifrelemez.

Hepsinin etkinliği rasgeledir.

Bir bilim adamı bunu gözlermelerse, o hücreler hakkında ne düşünür?

Ortaya aynı işlevi rasgele yaptıkları sonucu çıkmaz mı?

Yaşam her şeyi ile stokastiktir. Yani rasgeledir. Tesadüfidir.

Ama bu rasgelelikten ilginç bir düzen ortaya çıkmaktadır.

Bu düzenden de doğal seçilim sorumludur.

Evrende düzen her zaman düzensizlikten çıkmaktadır.

Düzenin anası düzensizliktir.

Evet ''tesadüf'', ''rastgelelik'' ve ''zorunluluk'' ve ''kendiliğinden olmanın'' bilimsel terimler olmadığını defalarca söyledik...

Bilim adı altında bunları kullanmak mümkün değil ama hacı bunu ustalıkla beceriyor...

Piltdown adamı. haeckel in embriyo çizimleri geldi aklıma :D (ideoloji hatırına bilimin lime lime doğranması)

Bir bilim adamı arabayı gözlemlemesi demek ''motorunun '' ''nasıl'' çalıştığı için veri elde etmek demektir..

''Motorun varlığını'' temellendirmek veya ''kendiliğinden çalışıyor'' demek değildir...

''Tesadüf'' diyen ''zorunluluk'' diyen ''kendiliğinden'' diyen ''rastgele'' diyen bilim değil ateizmdir..

Aynı bağlamda bilim insanı ''İNSANIN'' anatomisini, fizyolojisini inceler...

Ama ''İNSANIN'' tesadüfen veya kendiliğinden oluştuğunu söylemez...Bunları ateizm söyler...

Dna da ki genetik şifrelemenin ''Tesadüfi mutasyonlar'' neticesinde oluştuğunu söyleyen yine ateizmdir..

DNA şifrelerinin neticesinde oluşan organizmanin ultra kopmleksliğini ''tesadüflerle'' açıklamak beyine ihanettir..

Beyin demişken beyinin kendisi bile başlı başına olağan üstü bir tasarımdır...

Beyin, milyarlarca nöronun trilyonlarca sinaptik bağlantısı neticesinde fonksiyonlarını icra ediyor...

Beynin ''tesadüfi süreçlerin'' bir sonucu olduğunu söylemek için ''beyini kulllanmamak ''gerekli...

Canlılık ve evren ''saatten'' kat ve kat komplekstir...

Saat ''BİLİNCİN'' ürünü ama canlılık ve evren ''tesadüflerin...

Peki soralım...

Bilinç maddenin bir ürünüyse...

Yani maddeyi var eden bilinç değil, bilinci var eden maddeyse...(Biz bilincin maddeyı var ettiğini söylüyoruz)

Şu soruyu cevaplayın:

Madde canlıyı üretmiş...

O canlıya BİLİNC vermiş..

O bilinçte saat, bilgisayar,araba gibi ürünleri üretmiş...

Maddenın bilinç sahibi bir canlı meydana getirmesi de hep tesadüfi süreçlerle olmuş...

Peki ultra kompleks bır yapıya sahip bilinçli bir canlıyı tesadufen meydana getiren madde neden tesadüfen saat, bilgisayar veya arabayı meydana getirememiş..?

Saat, bilgisayar ve araba netice itibariyle bilincli bir canlıdan daha az kompleksdir ve maddenin ürününün(bilincli canlı) bir alt ürünleridir...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Araba benzetmesinden devam edelim...

Bir polis ''hız ihlali yapan arabaları'' tespit için ''Radar'' teknolojisi kullanır...

Trajik polisine vereceğimiz ''radar cihazının'' tesadüfen oluştuğunu ona nasıl anlatabiliriz?

Evet milyon değil milyar yıl da geçce ''tesadüfen'' bi radar cihazı oluşabilir mi?

Radar cihazı hem teknolojik bir ''TASARIMDIR'' hem de trafik polisinin işi için ''ANLAMLIDIR''...

Bu tasarım ve anlamı ''tesadüflerle'' nasıl açıklayabilirsiniz...

Özellikle ''ANLAMI'':..

Evet ''BİLİNCİN'' ürünlerini ''tesadüflerle'' açıklayamamızın nedeni nedir?(saat, radar cihazı vs)

Yoksa tesadüfen bi radar cihazı oluşabilir mi?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Canlılık nedir?İnsan nedir?

Bir müslüman canlının madde ihtiva ettiğini ve kanunlar çerçevsinde varlığını sürdürdüğünü kabul eder...

Ama sadece madde ve kanunlarla ''canlılığın'' açıklanmasının mümkün olmadığını da söyler...

''Tanrının'' ruhundan bir parça taşımanın, görmenin, iştimenin, idrak etmenin bu ruhun özelliklerinin olduğunu da kabul eder...

Evet ruh maddi bedenden ayrı bir cevher midir? yoksa ikisi bir bütün müdür? tartışmasını yapmıyorum...

Sadece ''insanın'' ''RUH'' da ihtiva ettiğini ve bu yüzden ''canlılığın ve insanın'' sadece ve sadece ''TANRI'' sayesinde meydana getirebileceğini söyler..

Aksi halde ''madde'' ve ''kanunları'' kullanarak ''canlı '' elde edememeniz de nedendir?

Bu bağlamda canlılık maddeye rağmen vardır(ruh ihtiva ettiğinden) ve madde dolayısıyla da vardır(maddi beden ihtiva ettiğinden)...

Evet bir masa madde dolayısıyla vardır ama canlılık madde dolayısıyla ve maddeye rağmen vardır...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu yazdıklarını nereden öğrendin? Benim bildiğim bilimde bu zırvalara yer yoktur.

Penrose ağzından düşmüyor. Yazdıklarını üstün körü okuyan senin bilime inandığını sanacak.

Biraz dikkat eden onların zırva olduğunu anlamada zorluk çekmeyecektir ama.

Bazı kelimeleri hiç kullnamamalısın. Onlar ağzını yakar senin.

Ama kullanıyorsun. Biryerlerine birşeyler oldu mu diye merak ediyorum.

Ama olmamıştır. Kaşarlısın sen. Psikopatsın.

Bu iletilerinin kaynağını vermek zorundasın. Çünkü bu kadar zırva burası için bile çok fazla..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dottore

Son 10 iletinde sadece laf ebeliği yapıyor, burayı işgal ediyorsun.

Buraya her istediğini yazamazsın.

Bize onları aldığın bir kaynak gösteremezsen, ben senin onları kıçından uydurduğunu düşüneceğim.

Burası ciddi bir platform. Sen iletilerinle ciddiyetten uzaklaşıyor ateistforumu kirletiyorsun.

Çevre kirliğili gibi bir kirliliken sen...

Yarına kadar bize kaynak göstermezsen başlığı kapatacağım. Başlık çok kirlendi. Sen ne kadar rezil bir insansın böyle Dottore..

Ne kadar terbiyesizsin. Bu kadar saçma zırvalara izin vereceğimizi nasıl düşünebilirsin?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hakaretten başka bir işe yaramaz mısınız siz?

Her söylediğini yutmayan birine denk gelmen mi canını acıttı yoksa..

Penrose nin başlangıc entropisi ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar için;

''Roger Penrose, The Road to Reality, Jonathan Cope, London, 2004, s. 728.

Roger Penrose, Kralın Yeni Usu 3: Us Nerede, Çev: Tekin Dereli, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Ankara, 2003, s. 50.

Roger Penrose, Kralın Yeni Usu 3: Us Nerede, s. 51.''

Link to post
Sitelerde Paylaş

Son 10 iletide sadece bilimi kendine gore yorumluyorsun.

Sorun Penrose değil. Sorun sensing. Penrose'un iddiaları onu bağlar. Senin iddiaların ise bizi bağlar.

Evrimi çarpıtıyrosun. Tesadüfleri anlamıyor ve çarpıtıyorsun.

Kaosu anlamıyorsun. Kaosun tesadüflerle olan ilişkisini anlamıyorsun.

Entropiyi anlamıyorsun. Kendine gore yorumluyorsun.

Astığın 10 ileti çöplük. Bilimsel hiçbir değeri yok onların.

Ne kadar zırvaladığının farkında mısın bilmiyorum ama muhtemelen farkındasın. Ve bilerek burasını kirletiyorsun.

Sabrımızı taşırdın.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Misafir
Bu konu kapalıdır ama konuya cevap yazmaya yetkiniz var görünüyor.
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...