Jump to content
sağduyu

Musa'nın Maceraları

Recommended Posts

On 28.01.2019 at 19:27, akılsızşuursuzatom yazdı:

zalimlik  yapıp  öldürmek  istemişler  burada  musayi  belli  değil  mi?

 Birisini öldürmüş, o yüzden de onu öldürecekler sadece, zirâ Musa hür ve erkek bir insan ve kendisi hür ve erkek bir insanı öldürüyor. Affettiğini de bilemezler. Kur'an'la da çelişen bir emirleri yok, hatta daha merhametliler.

Bakara 178: Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size gerekli kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ancak her kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve diyeti ona güzellikle ödemelidir. Bu, rabbinizden bir hafifletme, bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır.

 

tarihinde Natüralist Ateist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 28.01.2019 at 14:00, ateistik said:

Allah diye bir put olduğuna dair kesin kanıt ve kaynak gösterebilirmisin?

 

Allah ve kizlari
Lat, Uzza, Menat

 

Al-ilah.jpg

 


İsmailin ikinci karısının kendi kabilelerinden olması nedeniyle Yemen’den gelerek Mekke’ye yerleşen Cürmühi kabilesinden uzun yıllar sonra Kabe’nin korunması görevini üstlenen Huzaa kabilesinin şeflerinden biri Suriye ziyaretinden dönerken orada bulunan putperest Moabi’lerden Kabe’ye koymak için bir put ister. Onlar da Hubel adlı putu verir. Daha sonra Kabe’nin baş putu olacak olan bu puta sonradan konulan ad ise “El Ellah” tır. Yani “Allah.”
İsa’dan 400 yıl sonra İsmail soyundan gelen Arap Kureyş kabilesinden Kussay,Huzza Kabilesinin lideri Huleyl’in kızı ile evlenir. Damat Huleyl’in kendi evlatlarına baskın çıkar ve Araplar arasında olan saygınlığı nedeniyle de sivrilmiş kişiliği onun tercih edilmesini sağlamıştı. 
Sonunda iki kabile arasında çıkan büyük bir savaş sonunda Kabe’nin korunması Kureyş kabilesine geçer. Mekke ve çevresinde de tepelere yerleşmiş olarak yaşayan “civar Kureyşlileri de vardır. Zaman Muhammed’in dedesi Abdülmuttalip dönemini göstermeye başladığında Kueryş kabilesinin “Kabe’nin koruyuculuğu” diğer adıyla “Allah’ın Bekçileri” sıfatı ile de bilinen görevi devam etmektedir.
Kabe’nin baş putu yine El Ellah (“Allah” Türkçe söylenişidir.Arap alfabesi “Elif” harfi ile yani “E” ile başlar.) gerçek adıyla Moabi putu Hubel’dir. Yüzyıllardır tapınağın en büyük en saygı gören,maneviyat telkin eden “bereketin timsali” olarak sayılmaktadır.
Arap yarımadasında Kabe dışında da büyük tapınaklar vardır ve bunların en önemlileri de Hicaz bölgesindeki “Allah’ın kızları” olarak bilinen Lat, Menat ve Uzza’dır.
Muhammet’in dedesi Abdülmutallip de diğer Yesrip (Medine) Arapları gibi Kızıldeniz’deki Kudayd’da bulunan Menat’ın tapınağına götürülmüştü. Kureyş için bunlardan en önemlisi Mekke’nin deve yolu ile bir günlük güneyindeki Nahle ovasında bulunan Uzza putu idi. Bir günlük daha güneye yol gidilirse, Havazin kabilesinden Sakif tarafından yönetilen ve “Yeşil Cennet” denilen Taif’e varılır.Ki burada da Lat’ın gösterişli bir putu tapınağa konmuştu.Lat, Taif’li bir kadını simgeliyordu.

Alinti

;) 

tarihinde poiuz tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 05.02.2019 at 21:20, poiuz yazdı:

 

Allah ve kizlari
Lat, Uzza, Menat

 

Al-ilah.jpg

 


İsmailin ikinci karısının kendi kabilelerinden olması nedeniyle Yemen’den gelerek Mekke’ye yerleşen Cürmühi kabilesinden uzun yıllar sonra Kabe’nin korunması görevini üstlenen Huzaa kabilesinin şeflerinden biri Suriye ziyaretinden dönerken orada bulunan putperest Moabi’lerden Kabe’ye koymak için bir put ister. Onlar da Hubel adlı putu verir. Daha sonra Kabe’nin baş putu olacak olan bu puta sonradan konulan ad ise “El Ellah” tır. Yani “Allah.”
İsa’dan 400 yıl sonra İsmail soyundan gelen Arap Kureyş kabilesinden Kussay,Huzza Kabilesinin lideri Huleyl’in kızı ile evlenir. Damat Huleyl’in kendi evlatlarına baskın çıkar ve Araplar arasında olan saygınlığı nedeniyle de sivrilmiş kişiliği onun tercih edilmesini sağlamıştı. 
Sonunda iki kabile arasında çıkan büyük bir savaş sonunda Kabe’nin korunması Kureyş kabilesine geçer. Mekke ve çevresinde de tepelere yerleşmiş olarak yaşayan “civar Kureyşlileri de vardır. Zaman Muhammed’in dedesi Abdülmuttalip dönemini göstermeye başladığında Kueryş kabilesinin “Kabe’nin koruyuculuğu” diğer adıyla “Allah’ın Bekçileri” sıfatı ile de bilinen görevi devam etmektedir.
Kabe’nin baş putu yine El Ellah (“Allah” Türkçe söylenişidir.Arap alfabesi “Elif” harfi ile yani “E” ile başlar.) gerçek adıyla Moabi putu Hubel’dir. Yüzyıllardır tapınağın en büyük en saygı gören,maneviyat telkin eden “bereketin timsali” olarak sayılmaktadır.
Arap yarımadasında Kabe dışında da büyük tapınaklar vardır ve bunların en önemlileri de Hicaz bölgesindeki “Allah’ın kızları” olarak bilinen Lat, Menat ve Uzza’dır.
Muhammet’in dedesi Abdülmutallip de diğer Yesrip (Medine) Arapları gibi Kızıldeniz’deki Kudayd’da bulunan Menat’ın tapınağına götürülmüştü. Kureyş için bunlardan en önemlisi Mekke’nin deve yolu ile bir günlük güneyindeki Nahle ovasında bulunan Uzza putu idi. Bir günlük daha güneye yol gidilirse, Havazin kabilesinden Sakif tarafından yönetilen ve “Yeşil Cennet” denilen Taif’e varılır.Ki burada da Lat’ın gösterişli bir putu tapınağa konmuştu.Lat, Taif’li bir kadını simgeliyordu.

Alinti

;) 

Ben kanıt dedim hikayeyi anlat demedim ki 

ve dahası bu alıntıladıklarına dair  güvenilir kaynak,tutarlı somut veriler göstermelisin

yoksa biz nerden bilcez anlattıklarının  hristiyanların uydurduğu masal falan olamayacağını

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, ateistik said:

Ben kanıt dedim hikayeyi anlat demedim ki 

ve dahası bu alıntıladıklarına dair  güvenilir kaynak,tutarlı somut veriler göstermelisin

yoksa biz nerden bilcez anlattıklarının  hristiyanların uydurduğu masal falan olamayacağını

 

Bu anlatılanların hristiyanlarla ne alakası var? Bizzat arap kaynaklarında geçer, Kuran'da bile bahsedilir üstü kapalı olarak. Necm Suresi 19-22.

 

Araplara göre Lat, Menat ve Uzza Allah'ın kızlarıdır. Muhammed'in babasının adı Abdullah, amcalarından birisinin adı da Abduluzza'dır, yani müslümanların bildiği lakapla Ebu Leheb.

 

Abdullah Allah'ın kölesi, Abduluzza da Uzza'nın kölesi demektir.

tarihinde sağduyu tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 10.02.2019 at 21:29, sağduyu yazdı:

 

Bu anlatılanların hristiyanlarla ne alakası var? Bizzat arap kaynaklarında geçer, Kuran'da bile bahsedilir üstü kapalı olarak. Necm Suresi 19-22.

 

Araplara göre Lat, Menat ve Uzza Allah'ın kızlarıdır. Muhammed'in babasının adı Abdullah, amcalarından birisinin adı da Abduluzza'dır, yani müslümanların bildiği lakapla Ebu Leheb.

 

Abdullah Allah'ın kölesi, Abduluzza da Uzza'nın kölesi demektir.

Tamamda ne kanıt ne kaynak veriyorsun. Verdiğin surede de  putlara tapmayın allaha tapın tarzı bişey diyor

eee kanıt bumu yani

 

Belkide bir put allah(hubel) vardı bide normal tanrı olarak görülen allah  

 

putları (hubel,uzza,lat,menat vs.) belkide araplar  allaha yakınlaştıran  bir motif olarak görmüş ve ibadet etmiş olabilirler

Gerçi tarihsel kanıt manıt yokken bunların hepsi kıçdan sallama olur 

 

Neyse sen ortaya tarihsel bir veri bırakmadıkça boş tartışıyoruz demektir

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
46 dakika önce, ateistik yazdı:

Tamamda ne kanıt ne kaynak veriyorsun. Verdiğin surede de  putlara tapmayın allaha tapın tarzı bişey diyor

eee kanıt bumu yani

 

Belkide bir put allah(hubel) vardı bide normal tanrı olarak görülen allah  

 

putları (hubel,uzza,lat,menat vs.) belkide araplar  allaha yakınlaştıran  bir motif olarak görmüş ve ibadet etmiş olabilirler

Gerçi tarihsel kanıt manıt yokken bunların hepsi kıçdan sallama olur 

 

Neyse sen ortaya tarihsel bir veri bırakmadıkça boş tartışıyoruz demektir

 

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Leheb  --> Abduluzza bin Abdülmuttalib

https://tr.wikipedia.org/wiki/İlah  ----> Al-ilah ve kızları  , daha sonra muhammed gelip bütün putları yıkıyor tek put hariç --> Ay tanrısı Al-ilah  , Tevrattan etkilenip tek tanrıcılığa yöneliyor. Kuranın yarısından fazlasıda tevrattan zaten, eksik ve yanlış kopya edilmiş bilgilerde mevcut. Hatta tevrattan kopya çektiğini zannedip talmud daki yazıyı aktarıyor.

Talmud  = Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dini metindir tanrı sözü değildir. 

 

Örnek ayette israiloğullarının kitabına şöyle yazdık der. Halbuki yehovanın (tanrı) ((YHWH יהוה‬)  kitabı tevrattır. Talmud tanrının kitabı değildir.

Talmud  ilk defa Rabi Yehuda HaNasi tarafından derlenmiştir. Doğum tarihi MS 135.  Yani Hz. Musadan 1400 yıl sonra.

Maide 32 İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.......

Mishnah Sanhedrin 4:5; Yerushalmi Talmud 4:9, Babylonian Talmud Sanhedrin 37a.

http://learn.conservativeyeshiva.org/sanhedrin-chapter-four-mishnah-five/

https://tr.wikiquote.org/wiki/Talmud

tarihinde lawrenceKrauss tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, lawrenceKrauss yazdı:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Leheb  --> Abduluzza bin Abdülmuttalib

https://tr.wikipedia.org/wiki/İlah  ----> Al-ilah ve kızları  , daha sonra muhammed gelip bütün putları yıkıyor tek put hariç --> Ay tanrısı Al-ilah  , Tevrattan etkilenip tek tanrıcılığa yöneliyor. Kuranın yarısından fazlasıda tevrattan zaten, eksik ve yanlış kopya edilmiş bilgilerde mevcut. Hatta tevrattan kopya çektiğini zannedip talmud daki yazıyı aktarıyor.

Talmud  = Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dini metindir tanrı sözü değildir. 

 

Örnek ayette israiloğullarının kitabına şöyle yazdık der. Halbuki yehovanın (tanrı) ((YHWH יהוה‬)  kitabı tevrattır. Talmud tanrının kitabı değildir.

Talmud  ilk defa Rabi Yehuda HaNasi tarafından derlenmiştir. Doğum tarihi MS 135.  Yani Hz. Musadan 1400 yıl sonra.

Maide 32 İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.......

Mishnah Sanhedrin 4:5; Yerushalmi Talmud 4:9, Babylonian Talmud Sanhedrin 37a.

http://learn.conservativeyeshiva.org/sanhedrin-chapter-four-mishnah-five/

https://tr.wikiquote.org/wiki/Talmud

okuyun lütfen açıklamış burda;

 

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık: Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur. Resullerimiz onlara açık âyetler ve deliller getirmişlerdi. Ne var ki onların çoğu bütün bunlardan sonra, hâlâ yeryüzünde fesat ve cinayette aşırı gitmektedirler.” (Maide, 5/32)

- Evvela, bu ayette -görüldüğü üzere- ilgili hükmün Tevrat’ta geçtiğine dair açık bir ifade yoktur. Gerek bazı tefsirlerde gerek bazı meallerde “Kitapta / Tevratta yazdık” şeklinde yer alan ifadeler birer yorumdur. Buna göre, “İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık” mealindeki cümlede yer alan ifadeden, Tevrat öncesi İsrailoğullarına da peygamberleri vasıtasıyla- yazılmış, farz kılınmış, vecibe kılınmış bir hükmü anlamak mümkündür. Çünkü Hz. Musa’dan önce de İsrailoğullarına peygamberler gönderilmiş olduğuna göre, elbette onlar vasıtasıyla da bazı hükümler ortaya konulmuştur.

- Bu hükmün Talmut’ta yer alması, onun şu anda elde mevcut olmayan Tevrat’ın asıl nüshasında var olduğunun önemli bir kanıtıdır. Çünkü Tevrat’ın bir tefsiri olan Talmut’ta bulunan her şeyin düzmece olduğunu söylemek, o din adamlarına büyük bir haksızlıktır. Kur’an’ın tefsirinde bazı yanlış yorumlar olabileceği gibi, Tevrat’ın tefsirlerinde de yanlışlar olabilir.

Fakat Kur’an’la tasdik edilmiş bir bilginin bulunması, onun doğruluğunu göstermektedir. İster asıl Tevrat’ta geçsin, ister daha önceki peygamberlerin öğretileri arasında yer alsın, bunun Kur’an gibi bir tek kelimesinin bile tahrifi söz konusu olmayan bir kitapta vurgulanması, Talmud’daki ilgili bilginin de doğruluğunu gösteriyor.

- Reşid Rıza’nın (el-Menar, ilgili ayetin tefsiri) bildirdiği gibi, asıl Tevrat kaybolduğundan bu çok harika öğreti de diğer birçok dini hükümler gibi İsrailoğulları tarafından unutuldu. Daha sonra din adamları tarafından -hafızalarında kaldığı kadarıyla- yazıya geçirildi. Örneğin, Kur’an’da yer alan(Maide, 5/27-31) Habil Kabil kıssası, Tekvin‘de de geçmektedir. (Tekvin, 4/ 4-8)

Huruç / Çıkış’ta kısas hükmü Kur’an’da olduğu gibi açıkça ifade edilmiştir:

“Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir.” (Çıkış, 21/12)

- Bu konuda çağdaş tefsir alimlerinden biri olan Mevdudi, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Yani, Hz. Âdem'in (a.s) zalim oğlunun gösterdiği aynı öldürme belirtilerini gösterdiklerinden dolayı, Allah İsrailoğullarına öldürmekten vazgeçmelerini emrediyor. Bu yüzden, öldürme konusunda böylesi keskin önlemler getiriliyor. Fakat ne yazık ki bu kıymetli talimatlar elimizdeki Kitab-ı Mukaddes'te yer almamaktadır. Ne var ki, Talmud'da şöyle denmektedir: 'İsrail'den tek bir kişiyi öldüren, tüm ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacaktır ve İsrail'den tek bir kişiyi koruyan, Allah'ın Kitabı'na göre, tüm dünyayı korumuştur.' Yine Talmud'da, İsrailîlerden bir hâkimin öldürme (katl) olayında tanığa, “İsrail'den tek bir kişiyi öldüren tüm ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacaktır" diyerek onu uyaracağı yazılıdır.” (Tefhimu’l-Kur’an, ilgili ayetin tefsiri)

Bazı Yahudi ve Hristiyanların şöyle çıkmaz bir yol takip ettiklerini görüyoruz:

Kur’an’da var olup da Tevrat’ta da var olan hususlar için, “Bunlar Kutsal kitaptan kopyalanmıştır.” derler. Kur’an’da olup da Kutsal kitapta olmayanlar için de: “Bu bilgiler doğru değildir, çünkü Kutsal kitapta yoktur!..” derler. Akıl, mantık, izan, insaf ve vicdan ölçülerinin çok uzağında olan bu ön yargı safsatasından kurtulmadıkça, bu tür iddialar ve iftiralar ne yazık ki devam edecektir.

- Kur’an gibi kırk yönden mucizeliğini on beş asırdan beri ortaya koymuş ve A’dan Z’ye Allah’ın sözü olduğunu ispatlamış bir kitap hakkında tereddüt edenlerin, öncelikle Kitab-ı Mukaddes'ten şüphe etmeleri gerekmez mi?Çünkü bu kitabın hiçbir bölümü herhangi bir mucize ile donanmadığı gibi, -en iyimser ifadeyle- bunların büyük bir kısmının Allah’ın sözü olmadığı, onlar tarafından da bilinmekte ve itiraf edilmektedir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
31 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

okuyun lütfen açıklamış burda;

 

Bak gene kendin okumadan sırf cevap olsun diye yazıyorsun. Talmud 1400 yıl sonra yazılıyor musa döneminde tevratta yazılmış öyle bir cümle yok. İsrailoğullarına biz böyle yazdık ne demek? Kutsal kitaba tanrı yazmış bir şeyi demek , kutsal kitap ne ? Tevrat . Tevrat ta varmı böyle bir şey ? YOK! 

Bir dincinin herşeye cevabı vardır istediği kadar saçmalayabilir alakasız yerlerden bir şey getirir ve ekler. 

Verdikleri cevap bide daha komedi ; İster asıl Tevrat’ta geçsin, ister daha önceki peygamberlerin öğretileri arasında yer alsın mış mış ! 

Yahu daha önce gönderildiğine dair bir kanıt varmı? Tanrı tevrattan önce kutsal kitapmı göndermiş? Kimse bilmiyor nasıl olsa ,kuranı savunmak için salla gitsin bir hikaye

 

Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir.” (Çıkış, 21/12) - Bunun ne alakası var kimseyi öldürmeyinle. Burda mısırdan çıkışı anlatıyor insanlara o esnada anlatılmış birşey. Genel olarak kimseyi öldürmeyin diye bir şey yok.

 

 

Okumadan sırf kalabalık olsun diye cevap yazma rica ediyorum !

tarihinde lawrenceKrauss tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, ateistik said:

Tamamda ne kanıt ne kaynak veriyorsun. Verdiğin surede de  putlara tapmayın allaha tapın tarzı bişey diyor

eee kanıt bumu yani

 

Belkide bir put allah(hubel) vardı bide normal tanrı olarak görülen allah  

 

putları (hubel,uzza,lat,menat vs.) belkide araplar  allaha yakınlaştıran  bir motif olarak görmüş ve ibadet etmiş olabilirler

Gerçi tarihsel kanıt manıt yokken bunların hepsi kıçdan sallama olur 

 

Neyse sen ortaya tarihsel bir veri bırakmadıkça boş tartışıyoruz demektir

 

 

 

Yahu tanrı dediğin şey de put değil mi? Sen gerçekten bir tanrı olduğunu falan mı sanıyorsun? Kanıt mı istiyorsun, al İslam tarihi, Kuran, hadisler. Hepsi Allah adlı bir puttan bahsetmiyor mu? Bu Allah denen tanrı nasıl ortaya çıktı sanıyorsun? Muhammed putlarından birini seçip bu gerçek tanrı dedi, diğerlerini de sahte tanrı ilan etti. Babasının adından belli oluyor zaten Allah'ın bir put olduğu. Abdullah yani Allah'ın kölesi.

 

Senin mantığınla gidersek diğer tanrıların put olduğuna dair kanıtın var mı? Yahudi, hristiyan ve müslümanların o tanrılara put demesi senin için yeterli oluyor, kanıt aramıyorsun da bizler Allah'a put dediğimiz zaman mı kanıt soruyorsun?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, lawrenceKrauss yazdı:

Bak gene kendin okumadan sırf cevap olsun diye yazıyorsun. Talmud 1400 yıl sonra yazılıyor musa döneminde tevratta yazılmış öyle bir cümle yok. İsrailoğullarına biz böyle yazdık ne demek? Kutsal kitaba tanrı yazmış bir şeyi demek , kutsal kitap ne ? Tevrat . Tevrat ta varmı böyle bir şey ? YOK! 

Bir dincinin herşeye cevabı vardır istediği kadar saçmalayabilir alakasız yerlerden bir şey getirir ve ekler. 

Verdikleri cevap bide daha komedi ; İster asıl Tevrat’ta geçsin, ister daha önceki peygamberlerin öğretileri arasında yer alsın mış mış ! 

Yahu daha önce gönderildiğine dair bir kanıt varmı? Tanrı tevrattan önce kutsal kitapmı göndermiş? Kimse bilmiyor nasıl olsa ,kuranı savunmak için salla gitsin bir hikaye

 

Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir.” (Çıkış, 21/12) - Bunun ne alakası var kimseyi öldürmeyinle. Burda mısırdan çıkışı anlatıyor insanlara o esnada anlatılmış birşey. Genel olarak kimseyi öldürmeyin diye bir şey yok.

 

 

Okumadan sırf kalabalık olsun diye cevap yazma rica ediyorum !

Okudum elbette önce okudum sonra size attım.İşte tek çıkar yol israiloğullarına tevrattan önce de peygamber geldiği ile ilgili yazdı deyince bir kağıda olması gerekmiyor ki yani üzerine uygulaması için emredildi anlamıda oluyor. Başka ayetlerden israiloğlullarına şunları şunları yazdık der. Burada yazıyla kalemle yazmak anlamı değil onlara verilen bir emir veya başka bir şey kastedilebilir.

 

Bir saat önce, lawrenceKrauss yazdı:

Bak gene kendin okumadan sırf cevap olsun diye yazıyorsun. Talmud 1400 yıl sonra yazılıyor musa döneminde tevratta yazılmış öyle bir cümle yok. İsrailoğullarına biz böyle yazdık ne demek? Kutsal kitaba tanrı yazmış bir şeyi demek , kutsal kitap ne ? Tevrat . Tevrat ta varmı böyle bir şey ? YOK! 

Bir dincinin herşeye cevabı vardır istediği kadar saçmalayabilir alakasız yerlerden bir şey getirir ve ekler. 

Verdikleri cevap bide daha komedi ; İster asıl Tevrat’ta geçsin, ister daha önceki peygamberlerin öğretileri arasında yer alsın mış mış ! 

Yahu daha önce gönderildiğine dair bir kanıt varmı? Tanrı tevrattan önce kutsal kitapmı göndermiş? Kimse bilmiyor nasıl olsa ,kuranı savunmak için salla gitsin bir hikaye

 

Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir.” (Çıkış, 21/12) - Bunun ne alakası var kimseyi öldürmeyinle. Burda mısırdan çıkışı anlatıyor insanlara o esnada anlatılmış birşey. Genel olarak kimseyi öldürmeyin diye bir şey yok.

 

 

Okumadan sırf kalabalık olsun diye cevap yazma rica ediyorum !

Evvela, bu ayette -görüldüğü üzere- ilgili hükmün Tevrat’ta geçtiğine dair açık bir ifade yoktur. Gerek bazı tefsirlerde gerek bazı meallerde “Kitapta / Tevratta yazdık” şeklinde yer alan ifadeler birer yorumdur. Buna göre, “İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık” mealindeki cümlede yer alan ifadeden, Tevrat öncesi İsrailoğullarına da peygamberleri vasıtasıyla- yazılmış, farz kılınmış, vecibe kılınmış bir hükmü anlamak mümkündür. Çünkü Hz. Musa’dan önce de İsrailoğullarına peygamberler gönderilmiş olduğuna göre, elbette onlar vasıtasıyla da bazı hükümler ortaya konulmuştur.

 

talmud adlı tefsirde geçmesi tevratta geçme olasılığınıda artırır diyor. Yazı da (ayrıca okumadan atmadım bilakis okudum yazıyı)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Okudum elbette önce okudum sonra size attım.İşte tek çıkar yol israiloğullarına tevrattan önce de peygamber geldiği ile ilgili yazdı deyince bir kağıda olması gerekmiyor ki yani üzerine uygulaması için emredildi anlamıda oluyor. Başka ayetlerden israiloğlullarına şunları şunları yazdık der. Burada yazıyla kalemle yazmak anlamı değil onlara verilen bir emir veya başka bir şey kastedilebilir.

 

Evvela, bu ayette -görüldüğü üzere- ilgili hükmün Tevrat’ta geçtiğine dair açık bir ifade yoktur. Gerek bazı tefsirlerde gerek bazı meallerde “Kitapta / Tevratta yazdık” şeklinde yer alan ifadeler birer yorumdur. Buna göre, “İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık” mealindeki cümlede yer alan ifadeden, Tevrat öncesi İsrailoğullarına da peygamberleri vasıtasıyla- yazılmış, farz kılınmış, vecibe kılınmış bir hükmü anlamak mümkündür. Çünkü Hz. Musa’dan önce de İsrailoğullarına peygamberler gönderilmiş olduğuna göre, elbette onlar vasıtasıyla da bazı hükümler ortaya konulmuştur.

 

talmud adlı tefsirde geçmesi tevratta geçme olasılığınıda artırır diyor. Yazı da (ayrıca okumadan atmadım bilakis okudum yazıyı)

 

masala göre, arap - yahudi tanrısının sözlerinde değişme olmaz. bu durumda, önceki peygamberlere "yazılan" neyse, musaya da "yazılmıştır".

diğer yandan hakka 44-47de şunu diyor:

Ve eğer bize isnâd ederek bâzı lâflar etseydi.Elbette onu kudretimizle alırdık.Sonra da elbette şah damarını çeker koparırdık.Artık buna mâni olamazdı sizden hiçbir kimsecik.

 

yani israiloğullarına yazılan her ne ise, onu vahiy olarak indirmiş kuranın tanrısı. vahiy olarak indirilenleri, musanın söylememe-aktarmama gibi bir şansı bulunmuyor, çünkü söylememek de yine allaha isnad ederek laflar söylemesi demektir.  örn allah söylediği halde - allah böyle bir şey demedi, demek ona laf isnad etmektir.

 

diğer yandan, kuranın tanrısı insanlara bazı şeyleri unutturup, daha hayırlı ayetleri getirebiliyormuş. fakat şunlara şunu yazmıştık dediğine göre, bu ayetleri unutturmamış; yani ayetler hala geçerli ve varlar demektir.

 

özetle, kuranın zırvaları, sizi yalanlıyor. kurana göre, israiloğullarına yazılanlar hala geçerlidir ve vardır. oysa ki gerçekte öyle bir şey yoktur. kuranı yazanlar, yarım yamalak duyduklarını, bildiklerini kurana geçirmişler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Burada yazıyla kalemle yazmak anlamı değil onlara verilen bir emir veya başka bir şey kastedilebilir.

 

Klasik dincilerin ayet bükmesini yapıyorsun bak , hala kurtulamamışsın islam zehrinden.

Tanrının emri tanrıdan geldiği iddaa edilen kitapta olmalıdır yani tevratta başka bir yerde değil. Şimdi müslümanlar o ayeti savunmak için talmudu da kutsal kabul etmek zorundalar ? Orda yazan bütün medeni kanunları , törenleri ve adetleri kutsal kabul etsinler madem tanrıdan gelmiş , uygulasınlar bu törenleri , kanunları ve adetleri  tanrının emri değil mi? Sen bence talmudun ne olduğunu bi araştır tanrımı yazdırmış diye iddaa etmişler yoksa kendilerimi yazmışlar diye...

 

16 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

 

 

Buna göre, “İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık” mealindeki cümlede yer alan ifadeden, Tevrat öncesi İsrailoğullarına da peygamberleri vasıtasıyla- yazılmış, farz kılınmış, vecibe kılınmış bir hükmü anlamak mümkündür. Çünkü Hz. Musa’dan önce de İsrailoğullarına peygamberler gönderilmiş olduğuna göre, elbette onlar vasıtasıyla da bazı hükümler ortaya konulmuştur.

 

 

Hz musa'dan önce yazıldığına dair bir kanıt sunsunlar o zaman o cümlenin olduğu. Varmı ellerinde ? Yok , yani sallayalımda ayeti kurtaralım modundalar. Ama o cümle nerde geçiyor musadan önce değil musadan 1400 yıl sonra bir kitapda. Yani tanrı çok önemli bir ayeti unutmuş tevrata yazmayı 1400 yıl sonra geliyor diyorki ya ben kimseyi öldürmeyin diycektim unuttum , onu şu adetlerinizi yazdığınız kitaba bi sıkıştırıverin! 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, lawrenceKrauss yazdı:

 

 

 

Hz musa'dan önce yazıldığına dair bir kanıt sunsunlar o zaman o cümlenin olduğu. Varmı ellerinde ? Yok , yani sallayalımda ayeti kurtaralım modundalar. Ama o cümle nerde geçiyor musadan önce değil musadan 1400 yıl sonra bir kitapda. Yani tanrı çok önemli bir ayeti unutmuş tevrata yazmayı 1400 yıl sonra geliyor diyorki ya ben kimseyi öldürmeyin diycektim unuttum , onu şu adetlerinizi yazdığınız kitaba bi sıkıştırıverin! 

af edersiniz bilmiyorumda ; musa'dan 1400 yıl sonra derken elimizdeki tevrat için mi kastediyorsunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

af edersiniz bilmiyorumda ; musa'dan 1400 yıl sonra derken elimizdeki tevrat için mi kastediyorsunuz?

 

Talmud diyorum talmud! Bunu yazanlar arasında peygamber yok o dönem peygamber yok zaten.  Rabi Yehuda HaNasi adında adamla başlıyor ilk defa derlenmesi senin benim gibi adam 1400 yıl önce hatta musadan da önce yazılmış birşeyi bu adamlar nerden biliyor? Madem tanrının sözü neden 1400 yıl beklenmiş tevratta yazmıyor , başka yerde yazmıyor! o dönem uydurulan bir şey ! insanlar ahlaklı olsun insan öldürmesinler diye !

tarihinde lawrenceKrauss tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, lawrenceKrauss yazdı:

 

Talmud diyorum talmud! Bunu yazanlar arasında peygamber yok o dönem peygamber yok zaten.  Rabi Yehuda HaNasi adında adamla başlıyor ilk defa derlenmesi senin benim gibi adam 1400 yıl önce hatta musadan da önce yazılmış birşeyi bu adamlar nerden biliyor? Madem tanrının sözü neden 1400 yıl beklenmiş tevratta yazmıyor , başka yerde yazmıyor! o dönem uydurulan bir şey ! insanlar ahlaklı olsun insan öldürmesinler diye !

anladım  haklısınız. Bir  yerde  okumuştum  israilogullari  misirda  hiç  bulunmadi  tarihte  diye  firavun  meselesinde bilginiz  var  mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

anladım  haklısınız. Bir  yerde  okumuştum  israilogullari  misirda  hiç  bulunmadi  tarihte  diye  firavun  meselesinde bilginiz  var  mi?

 

Adamlar kendi kitaplarında söylüyor mısırdaydık köleydik kaçtık diye. Ama sen bilimsel kanıt olarak yahudiler orda hiç bulundumu diye soruyorsan eğer , arkeolojik çalışmalar böyle bir şey göstermiyor. Yani bulunduklarına dair hiç bir kanıt yok sadece birbirinden kopyalanan tevrat, incil ve kuranda yazanlar var.

Hangi firavun meselesi bu arada anlamadım? Yüzlerce firavun var

 

tarihinde lawrenceKrauss tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 minutes ago, lawrenceKrauss said:

 

Nerden okudun böyle bir şey? Adamlar kendi kitaplarında söylüyor mısırdaydık köleydik kaçtık diye. Konu mısıra niye geldi?  , hangi firavun meselesi bu arada anlamadım? Yüzlerce firavun var

 

 

Aslında olay biraz daha karışık.

 

Görünenden çok daha karışık ki, karıştıranlar o tevratı falan yazacağız diye kasanlar. 

 

Yahudilerin temeli, aslolarak ineğe tapan birileri. Bunlar mısır devrinden önce, afrikanın başka yerlerinde yaşıyordu. Yaşadıkları yer çöl oldukça, onlar da mısıra doğru gelmişler. Bu esnada mısır, daha güneyde, nübyede falan gelişmeye başlamış. Sonra da aşağılara inmiş, yani nilin aktığı tarafa ve bu ineğe tapanları sömürmüşler. Sonra kendi tanrıları ile baya terör estirmişler. Sonra akhenaton çıkmış, tanrıların alayına demiş, güneş tanrısı demiş, tek tanrılı din icat etmiş. O ölünce, onu da afaroz etmiş mısırın statükosu. Bir tür din baskısı falan oluşmuş, bu eskiden ineğe tapanlar, güneş tanrıcılar falan karışmış bir şeyler olmuş.

 

Bu yahudilerin hikayesi değil, bu bölgenin hikayesi ve elbette dilden dile falan aktarılmış, bir tür efsane falan olmuş. Diğer yandan, hititler ve diğer mezopotamya ülkeleri ile kapışmış o ara mısır, bir takım göçler, bir takım karışmalar gene olmuş. Sonuçta o hikayelerin arasına, mezopotamya hikayeleri falan da karışmış. 

 

İşte bu curcunadan, birileri şu malum musa, yakup, yusuf, ibrahim falan hikayesini uydurmuş. Biri değil, birileri, yani bir parçasını biri almış, ona atıyorum bir sümer masalı eklemiş. Öteki onu almış kendince birazını çıkarıp ineğe tapanları eklemiş falan. 

 

Elde kalan, bu karmaşık şeylerden bir şekilde uzun döneme sari kalmış anlatılar. Zira hikayeler ile kronoloji tamamen tutarsız. Ama hikayeler kendi başlarına yerel olarak bir şekilde doğrulanabiliyor. Yani, ineğe tapan mısırlılar yok, firavun zamanında. Ama orada zamanında yaşamış ineğe tapanlar var. Bir tufan yok mısır bölgesinde, bir yerlerde bir tufan oluyor, çok az insan kurtuluyor falan, ama o insanlar nasıl oldu da mısıra geldi, neden öbür taraflarda kalmadı bir şeyler, buna cevap yok. Bu tufan efsanesini en elle tutulur anlatan sümerler, ama onları bunu karadenizde kıyısında yaşamışlar gibi görünüyor, 10 bin yıl falan önce. Yani, olaylar kopuk, zamanlama yanlış, mekanlar karmakarışık. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, anibal yazdı:

 

 

Aslında olay biraz daha karışık.

 

 

Evet evet yazımı düzelttim zaten, bilimsel olarak yaşadıklarına dair bir kanıt yok . Mısır tarihinede tekrar baktım şimdi orda bile yok.  Hepsi masal.

tarihinde lawrenceKrauss tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
23 dakika önce, lawrenceKrauss yazdı:

 

Adamlar kendi kitaplarında söylüyor mısırdaydık köleydik kaçtık diye. Ama sen bilimsel kanıt olarak yahudiler orda hiç bulundumu diye soruyorsan eğer , arkeolojik çalışmalar böyle bir şey göstermiyor. Yani bulunduklarına dair hiç bir kanıt yok sadece birbirinden kopyalanan tevrat, incil ve kuranda yazanlar var.

Hangi firavun meselesi bu arada anlamadım? Yüzlerce firavun var

 

kuranda  geçen  firavun  meselesi  yani  suda  falan  boğulmasi 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×