Jump to content

Kurban bayramı rezilliği


Recommended Posts

Bunun doğru oldugunu kanitladin yani ve müslüman larda kabul etti dimi

http://www.suleyman-...2012&Itemid=118

kardeşim nereye kadar kıvıracaksınız ? hadi ibne ishak güvenilir biri değil diyelim. peki allah ınıza da mı güvenmiyorsunuz siz ?

"Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz."

bu da mı gol değil ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 59
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Top Posters In This Topic

Posted Images

kardeşim nereye kadar kıvıracaksınız ? hadi ibne ishak güvenilir biri değil diyelim. peki allah ınıza da mı güvenmiyorsunuz siz ?

"Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz."

bu da mı gol değil ?

Simdi benim kacak oynadigimi dusunuyorsun ama sallamasyon o kada cok sey varki int.de herseyin antisini bulmak mümkün burada kuran ve mantik acisindan bakıyoruz.

Allah'iMa guveniyorum ki zaten o demis ki bir kismini katlediyorsunuz bir kismini esir aliyorsunuz yani katletme olayi esirlere degil savasanlaradir. Savasta karsi tarafi oldurmusler die de vahsi denemez.

Link to post
Sitelerde Paylaş

mesele savaş değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? :) burada kafa kesme olayından bahsediyoruz ki sizin peygamber efendiniz ben-i kureyza kabilesini kalelerinden indirtip indirtip kafalarını kestirmiş.

Anladim anladim sen yorumu anlamamissin ama diyorum ki oncelikle peygamer efendimizin kafa kestiginin kaniti yok ama oldurmustur dogrudur. Bu oldurme de dusmanina karşıdır ve esirlerine degildir. Bunda anormal ne var

Link to post
Sitelerde Paylaş

Anladim anladim sen yorumu anlamamissin ama diyorum ki oncelikle peygamer efendimizin kafa kestiginin kaniti yok ama oldurmustur dogrudur. Bu oldurme de dusmanina karşıdır ve esirlerine degildir. Bunda anormal ne var

bu olay beni kureyza kabilesi teslim olduktan sonra yani esir olduktan sonra gerçekleşmiştir. ve bu kabile müslümanlarla hiçbir savaşta çarpışmamıştır. ayrıca bu olay savaş döneminde değil hendek savaşları bittikten sonra muhammede inen ayet üzerine yaşanmıştır. bunda anormal ne var diyerek vahşiliği ve kıyımı haklı görmenizi anlayamıyorum. en azından hak dini olduğunu iddia ettiğiniz islamın bile katliam yapmasında terslik görmüyor musunuz ?

Link to post
Sitelerde Paylaş

bu olay beni kureyza kabilesi teslim olduktan sonra yani esir olduktan sonra gerçekleşmiştir. ve bu kabile müslümanlarla hiçbir savaşta çarpışmamıştır. ayrıca bu olay savaş döneminde değil hendek savaşları bittikten sonra muhammede inen ayet üzerine yaşanmıştır. bunda anormal ne var diyerek vahşiliği ve kıyımı haklı görmenizi anlayamıyorum. en azından hak dini olduğunu iddia ettiğiniz islamın bile katliam yapmasında terslik görmüyor musunuz ?

Kaynak?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kaynak?

Hendek harbinden sonra derin bir nefes almağa başlayan Müslümanlar, Rasûlüllah ile evlerine dönüyor, hepsinin ağzında zafer nağmeleri dolaşıyordu. Rasûlü Ekrem evine gelip kılıcını ve zırhını henüz çıkarmıştı ki Cebrâil (A.S.) geldi. "Biz harp elbiselerini çıkarmadık, Sen de çıkarma. Beni Kureyza'ya git! Yeryüzünü onlardan temizle..." dedi.

Peygamber Efendimiz, tekrar silahlandı. Bilal-i Habeşi'yi çağırarak O'na şöyle nida etmesini söyledi: "Allâh'ın emrine itaat edenler ikindi namazını Benî Kurayza bölgesinde kılsın."

Bilâl, Rasûlü Ekrem'in ne demek istediğini anlamış, hemen dışarı çıkarak cadde cadde nida etmeğe başlamıştı.

Allah yolunda her zaman hazır olan Müslümanlar, bu sesi duyar duymaz, derhâl silahlarını kuşanarak toplanmışlardı. Peygamber Efendimiz sancağı Hz.Ali'ye verdi ve Kureyza'ya doğru süratle yürüdüler.

Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular.

Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı.

Benî Kurayza, Peygamberimiz'den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe'nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe'yi gönderirken; "git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et." buyurdu.

Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı.

Kureyza yahûdîleri O'na; "Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, «benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!» dedi" dediler.

Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, «başınızı keser bilmiş olasınız» diye, harbetmelerine işâret etti.

Fakat, onun bu hareketi bir nevi ihanetti. Sonra çok pişman oldu. Medîne'ye gelerek kendini Mescidi Nebevi'nin direğine bağlayarak affolunmadan hiçbir şey yemeyeceğini, içmeyeceğini söyleyip ağlayıp, Allâh'ın hükmünü bekledi.

Nitekim bu samimi tövbesi affına vesîle oldu. Hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şu ûlvi âyet nâzil oldu: "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü, Allah hiç şüphesiz çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Sûre-i Tevbe, âyet 102.).

Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak".

Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu.

Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır.

http://kitap.ihya.org/muhtasar-islam-tarihi/konu-1066.htm

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hendek harbinden sonra derin bir nefes almağa başlayan Müslümanlar, Rasûlüllah ile evlerine dönüyor, hepsinin ağzında zafer nağmeleri dolaşıyordu. Rasûlü Ekrem evine gelip kılıcını ve zırhını henüz çıkarmıştı ki Cebrâil (A.S.) geldi. "Biz harp elbiselerini çıkarmadık, Sen de çıkarma. Beni Kureyza'ya git! Yeryüzünü onlardan temizle..." dedi.

Peygamber Efendimiz, tekrar silahlandı. Bilal-i Habeşi'yi çağırarak O'na şöyle nida etmesini söyledi: "Allâh'ın emrine itaat edenler ikindi namazını Benî Kurayza bölgesinde kılsın."

Bilâl, Rasûlü Ekrem'in ne demek istediğini anlamış, hemen dışarı çıkarak cadde cadde nida etmeğe başlamıştı.

Allah yolunda her zaman hazır olan Müslümanlar, bu sesi duyar duymaz, derhâl silahlarını kuşanarak toplanmışlardı. Peygamber Efendimiz sancağı Hz.Ali'ye verdi ve Kureyza'ya doğru süratle yürüdüler.

Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular.

Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı.

Benî Kurayza, Peygamberimiz'den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe'nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe'yi gönderirken; "git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et." buyurdu.

Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı.

Kureyza yahûdîleri O'na; "Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, «benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!» dedi" dediler.

Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, «başınızı keser bilmiş olasınız» diye, harbetmelerine işâret etti.

Fakat, onun bu hareketi bir nevi ihanetti. Sonra çok pişman oldu. Medîne'ye gelerek kendini Mescidi Nebevi'nin direğine bağlayarak affolunmadan hiçbir şey yemeyeceğini, içmeyeceğini söyleyip ağlayıp, Allâh'ın hükmünü bekledi.

Nitekim bu samimi tövbesi affına vesîle oldu. Hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şu ûlvi âyet nâzil oldu: "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü, Allah hiç şüphesiz çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Sûre-i Tevbe, âyet 102.).

Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak".

Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu.

Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır.

http://kitap.ihya.or...i/konu-1066.htm

Hendek harbinden sonra derin bir nefes almağa başlayan Müslümanlar, Rasûlüllah ile evlerine dönüyor, hepsinin ağzında zafer nağmeleri dolaşıyordu. Rasûlü Ekrem evine gelip kılıcını ve zırhını henüz çıkarmıştı ki Cebrâil (A.S.) geldi. "Biz harp elbiselerini çıkarmadık, Sen de çıkarma. Beni Kureyza'ya git! Yeryüzünü onlardan temizle..." dedi.

Peygamber Efendimiz, tekrar silahlandı. Bilal-i Habeşi'yi çağırarak O'na şöyle nida etmesini söyledi: "Allâh'ın emrine itaat edenler ikindi namazını Benî Kurayza bölgesinde kılsın."

Bilâl, Rasûlü Ekrem'in ne demek istediğini anlamış, hemen dışarı çıkarak cadde cadde nida etmeğe başlamıştı.

Allah yolunda her zaman hazır olan Müslümanlar, bu sesi duyar duymaz, derhâl silahlarını kuşanarak toplanmışlardı. Peygamber Efendimiz sancağı Hz.Ali'ye verdi ve Kureyza'ya doğru süratle yürüdüler.

Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular.

Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı.

Benî Kurayza, Peygamberimiz'den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe'nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe'yi gönderirken; "git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et." buyurdu.

Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı.

Kureyza yahûdîleri O'na; "Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, «benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!» dedi" dediler.

Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, «başınızı keser bilmiş olasınız» diye, harbetmelerine işâret etti.

Fakat, onun bu hareketi bir nevi ihanetti. Sonra çok pişman oldu. Medîne'ye gelerek kendini Mescidi Nebevi'nin direğine bağlayarak affolunmadan hiçbir şey yemeyeceğini, içmeyeceğini söyleyip ağlayıp, Allâh'ın hükmünü bekledi.

Nitekim bu samimi tövbesi affına vesîle oldu. Hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şu ûlvi âyet nâzil oldu: "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü, Allah hiç şüphesiz çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Sûre-i Tevbe, âyet 102.).

Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak".

Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu.

Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır.

http://kitap.ihya.or...i/konu-1066.htm

Yahudilerin teslim mi olmuşlar? Öyle birsey anlamadım ben. Ayrica idam cezasi cogu ulkede hala uygulaniyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

'' Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular.

Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı. ''

Teslim olmuşlar işte.. bu yazıyı yazan kişi yeterince ayrıntıya yer vermemiş. Müslüman bir arkadaşımda bu konuyu daha net anlatan bir kitap var hatta beraber okumuştuk ve kitabın islami açıdan güvenilir olduğunu söylemişti. kendisine ulaşabilirsem kitabı alıp olayı anlatan sayfaların fotoğraflarını buraya yükleyeceğim..

idam cezası var diyorsunuzda burada soykırım niyetiyle gidilmiş ve katliam yapılmış. hemde nedeni allahın onların niyetini bilmesi ? başka dinden biri buraya gelip tanrımız hepinizin bizi öldürmeyi düşündüğünü söyledi erkekleri öldürüp kadın ve çocukları esir edeceğiz demesine de aynı hakkı tanıyor musunuz ?

Link to post
Sitelerde Paylaş

"Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınzda boyunlarını vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın. ALLAH dileseydi sizi savaş derdinden kurtarırdı; ancak O sizi böylece birbirinizle sınamaktadır. ALLAH yolunda öldürenlere gelince, onların yaptıklarını boşa çıkarmıyacaktır."

Link to post
Sitelerde Paylaş

Daha tatilin bitmesine 2 gün var fakat;

Yollarda 105 ölü, 500+ yaralı var.

Artık nasıl kanıksadıysak, kimsenin de umurunda değil. Sanki her hafta yollarda 100 kişi ölüyor.

Bırak 100'ü , bir yerlerde patlama olsaydı da 10 kişi ölseydi , nasıl haber olurdu, az çok tahmin edersiniz

Link to post
Sitelerde Paylaş

'' Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular.

Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı. ''

Teslim olmuşlar işte.. bu yazıyı yazan kişi yeterince ayrıntıya yer vermemiş. Müslüman bir arkadaşımda bu konuyu daha net anlatan bir kitap var hatta beraber okumuştuk ve kitabın islami açıdan güvenilir olduğunu söylemişti. kendisine ulaşabilirsem kitabı alıp olayı anlatan sayfaların fotoğraflarını buraya yükleyeceğim..

idam cezası var diyorsunuzda burada soykırım niyetiyle gidilmiş ve katliam yapılmış. hemde nedeni allahın onların niyetini bilmesi ? başka dinden biri buraya gelip tanrımız hepinizin bizi öldürmeyi düşündüğünü söyledi erkekleri öldürüp kadın ve çocukları esir edeceğiz demesine de aynı hakkı tanıyor musunuz ?

Simdi yalan kaynak yazi cok ama ben bu yalandir deyip sivismayacam. O kaynagi bulursan bende okuyup bilgin gördüğüm kisilere sorabilirm çünkü bu beni de aşıyor. Senin acindan baktigimda resmen barbarlik gibi görüyorum seninde haklilik payin var. O belgeyi bekleyecem. Teşekkürler

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bizim "çok değerli" hükümetimiz, "çok önemli" yasalar ve kararnâmeler çıkartıyor.

- Nerelerde hayvanlar katledilebilir?

- Hangi sebeplerden dolayı cezâlar kesilebilir?

Peki, bu önlemler için gösterilen gerekçeler nelerdir?

"Çevre kirliliği" ve "kabullenemeyecek kokular".

Şuna bir de "vahşet"i ekleseniz ne olur? Çocukların gözü önünde hayvanlar katledilirse, bunun, o çocuklarda oluşacağı travmayı hiç mi görmezler?

Görmezler elbet de! Sözkonusu "travma" olursa, İslâm'ın bir "vahşet dîni" olduğunu itiraf etmiş olurlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Simdi yalan kaynak yazi cok ama ben bu yalandir deyip sivismayacam. O kaynagi bulursan bende okuyup bilgin gördüğüm kisilere sorabilirm çünkü bu beni de aşıyor. Senin acindan baktigimda resmen barbarlik gibi görüyorum seninde haklilik payin var. O belgeyi bekleyecem. Teşekkürler

Olay çok net ve ortadadır.

Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak".

Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu.

Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır.

Hasan Arikan - www.ihya.org - Muhtasar Islam Tarihi

BÖYLE BİR ŞEY OLUR MU YAV?

HERKES ÖLDÜR SADECE KADINLARI BIRAK, PEKİ AMAÇ NE?

KADINLARIDA ÖLDÜRSEYDİN YA?

GÖRÜNEN GERÇEK ÜZERİNE AÇIKÇA İSTEDİĞİN KADINLAR OLMUYOR MU?

BU İSRAİL DEVLETİ ARAP SOYUNDAN OLAN HERKESTEN AYNEN BÖYLE İNTİKAM ALMAZSA ONURSUZ BİR MİLLET OLARAK TARİHTE KALACAKTIR.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Olay çok net ve ortadadır.

Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak".

Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu.

Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır.

Hasan Arikan - www.ihya.org - Muhtasar Islam Tarihi

BÖYLE BİR ŞEY OLUR MU YAV?

HERKES ÖLDÜR SADECE KADINLARI BIRAK, PEKİ AMAÇ NE?

KADINLARIDA ÖLDÜRSEYDİN YA?

GÖRÜNEN GERÇEK ÜZERİNE AÇIKÇA İSTEDİĞİN KADINLAR OLMUYOR MU?

BU İSRAİL DEVLETİ ARAP SOYUNDAN OLAN HERKESTEN AYNEN BÖYLE İNTİKAM ALMAZSA ONURSUZ BİR MİLLET OLARAK TARİHTE KALACAKTIR.

Kadinlari oldurmemis olmasi onlara tecavuz edildigini gostermez. Ayrica bu katliam israilin yaptiklarini mesrulastirmaz hicbir dinde intikam yoktur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kadinlari oldurmemis olmasi onlara tecavuz edildigini gostermez. Ayrica bu katliam israilin yaptiklarini mesrulastirmaz hicbir dinde intikam yoktur.

Kuşatma altında olan kale içerisinde ki zavalli Yahudiler artık çareyi Muhammed ile görüşmekte bulurlar. Yahudiler Muhammed ile görüşmek için Nabbaş bin Kays'ı görevlendirirler;

Nabbaş, "Yâ Muhammed!" dedi, "Benî Nadir Yahudilerinin teslim olmalarındaki gibi kanımızı dökme, mal ve silahlar senin olsun! Kadınlarımız ve çocuklarımızı alıp memleketinden çıkıp gidelim. Her cins silah hariç olmak üzere, her âile için bir devenin taşıyabileceği gerekli eşyayı götürmemize müsâade et!"

Peygamber Efendimiz, "Hayır, bu teklifi kabul edemem" buyurdu.

Nabbaş ikinci olarak şu teklifi yaptı:

"Öyle ise kanımızı bize bağışla. Sadece kadınlarımızı ve çocuklarımızı alıp gidelim. malları olduğu gibi bırakalım!"

Peygamber Efendimiz, "Hayır," dedi, "kayıtsız, şartsız, benim hükmüme itaat edip teslim olmaktan başka hiçbir çareniz yoktur!"

Nabbaş, me'yus ve perişan bir halde, kavminin yanına döndü. Olup bitenleri olduğu gibi anlattı.( 1 )

Muhammed kuşatmanın 25. gününde teslim olan Yahudilere soruyor;

Rasûlullah Evslilere hitaben;

"Onlar hakkında sizden bir adamın hüküm vermesini ister misiniz?" diye sordu. Onlar da

"Elbette" diye cevap verdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-

"Bu kişi Sa’d bin Muaz’dır" buyurdu. Evsliler

"Tamam razı olduk" dediler.( 2 )

Hz. Sa'd bin Muaz bütün bunlardan sonra hükmünü şöyle açıkladı:

"Ben, onlar hakkında buluğ çağına eren erkeklerin boyunlarının vurulmasına; malların Müslümanlar arasında taksim edilmesine, çocuklarla kadınların ise esir alınmasına hükmettim."

Peygamber Efendimiz, Hz. Sa'd'ı bu hükmünden dolayı tebrik ve takdir ederek, "Sen, onlar hakkında, Allah Teâlâ'nın yedi kat gökler üzerinde verdiği hükmüne uygun hüküm verdin" buyurdu.( 3 )

Sonrası ise malum. 900'e yakın Yahudi, kadınları ve kızlarının gözleri önünde kılıçtan geçirilir. Gözleri önünde kocalarının ve henüz tüyü yeni bitmiş oğullarının kellelerinin kesildiğini seyreden kadıncağızlar çaresizlikten kendi saçlarını başlarını yolarken Muhammed efendi kendisine yeni bir cariye bulmak için arayış içerisindedir. Muhammed esirler arasından güzelliği ile tanınan reyhana'yi kendisine cariye seçer. Katliam tam bir gün boyunca sürmüştür;

"Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar" ( 4 )

İyilik ve hoşgörü abidesi peygamberimiz bu arada kurbanlık koyun gibi doğranan Yahudilere dönerek şu sözleri söyler;

“Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” ( 5 )

Bakınız Muhammed'in çapulcularından biri olan Mesleme, Kureyza'da kendisine düşen payı nasıl anlatmaktadır;

“Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım” ( 6 )

Ele geçirilmiş Yahudi erkekleri, kadınlarının müslüman çapulcuları arasında bölüşüldüklerini izlerken içlerinden birinin şu feryadı duyulur;

“Artık her şeyimize el koydunuz, hiç olmazsa gözlerimizin önünde namusumuza el uzatmayın” (7)

[1] Sîre, 3:246

[2] Sîre, 3:290

[3] Sîre, 3:251; Tabakât, 3:426; Taberî, 3:56.

[4] Vakıdi, Meğazi, 2/512-517

[5] Taberi

[6] Kaynak: Diyarbekiri, Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25

[7] Kaynak: Vakıdi, Meğazi, 2/250

Yine sitedeki bir konudan ilgili yerleri arkadaşımıza görmesi için kaynaklarıyla beraber alıntı yaptım. isterse konunun tamamını inceleyebilir.

http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=14637&st=0

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...