Jump to content

Gerçek, Zihin ve Yanılsama


Recommended Posts

Alıntıladığım yerden ötesini okumadım bile.Çünkü boş.

Okumadan boş olduğunu nasıl anlıyorsun? Sen şuna ''okudum ve verecek cevap bulamadım kıvırıyorum'' desene..

Kırmızı gerçekte yok. -Bunu öğrendin.

''Öğrendim'' yazacaktın yanlış tuşa bastın herhalde, çünkü boyuna kırmızının gerçek olduğunu geveleyen sendin, ben değil...

Kısacası algıların amacı seni yanıltmak değil sana gerçeğe en yakın imajı vermek.

sonuçta algılar başarılı mı?

Sen bir aslanı onu çevreleyen otlardan farklı renklerde algılayıp zamanın kaçabildin mi?

Kaçtın.

Başarılı.

ee, neyin yanılsaması hala?

Ben bundan farklı birşeyi söylemiyorum ki zaten, bu konularda senelerdir Dawkins'in şunun gibi sözlerini alıntılarım mesela..

''Dolayısıyla "gerçekten", yalın bir güven ile kullanabileceğimiz bir kelime değil.

Eğer nötrinonun, nötrino-boy atalarından evrilmiş bir beyni olsaydı, kayaların gerçekten boşluktan ibaret olduğunu söylerdi.

Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.

Bir hayvan için "gerçekten", beynin hayvanın hayatta kalması için ihtiyacı neyse odur, farklı türler farklı dünyalarda yaşadıkları için de, rahatsız edecek kadar çeşitli "gerçekten"ler ortaya çıkar.

Gerçek dünya olarak gördüğümüz şey yalın dünya değil, dünyanın, algının sağladığı verilerle düzenlenen ve ayarlanan bir modelidir, fakat gerçek dünyayla başa çıkmakta faydalı olacak şekilde inşa edilmiştir.

Modelin doğası nasıl bir hayvan olduğumuza bağlıdır. Uçan bir hayvan, yürüyen, tırmanan ya da yüzen bir hayvandan farklı bir modele ihtiyaç duyar. Bir maymunun beyni yazılımsal olarak ağaç gövdeleri ve dalların üç boyutlu simülasyonunu yapabilir olmalıdır. Bir köstebeğin dünyayı modelleyen yazılımı, yeraltı kullanımı için uyarlanmış olur. Bir su sineğinin beyninin üç boyutlu modellemeye ihtiyacı yoktur, çünkü Edwin Abbott'un yaylasındaki bir göletin yüzeyinde yaşar. Yarasaların renkleri kulakları ile görebileceğini ortaya atmıştım. Yarasaların üçüncü boyutta hareket etmek ve böcek yakalamak için ihtiyaç duyduğu dünya modeli, kırlangıç gibi gündüz uçan bir kuşun benzer işleri gerçekleştirmek için oluşturduğu modele epeyce benzer olmalıdır. Serçe modelinin girdileri olarak ışığı kullanırken, yarasanın zifiri karanlıkta ekoları kullanıyor olması tesadüfidir. Yarasaların, ekoları kullanışlı şekilde etiketlemek için, algıladıkları renk tonlarını kullanıyor olduklarını da ortaya atmıştım, -- bunlar belki yüzeylerin akustik dokuları; tüylü, pürüzsüz gibi -- aynen kırlangıçların ve tabi bizim algıladığımız renk tonlarını -- kırmızılık ve mavilik gibi -- ışığın uzun ve kısa dalga boylarını etiketlemekte kullanışımız gibi. Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.''

Senin hayatta kalman demek, gerçekte genlerin kendini kopyalayabilemesi demektir. Genetik kodumuz bizi programladığı doğrultuda dış dünyayı zihinlerimizde modelleriz..

Yani senin yukarıdaki argümanın aslı ''genler kendilerini ne güzel kopyalıyorlar ya işte, hala onların gösterdiği dünyaya niçin yanılsama diyorsun'' demektir.

Şimdi ben seni beynindeki bir memetik veriyi kopyalamak için programlasam, çeşitli mutlu edici hormonlarla falan seni ödüllendiriyor olsam, bunu başardığın sürece bir yanılsamanın içinde olmamış mı olacaksın yani?

eğer göslerin sadece seni yanıltmak için var sa sök at onları -bak bu çok ''ilahi kitapsal'' bir söz oldu hatta belkii aradığın dine bir adım daha yaklaştın.

yanılsamadan kurtulmanın yolu ölümdür, hani senin çok sevdiğin ve devamlı arzuladığın şey, benim içinde yaşadığım illüzyondan kurtullmak gibi bir derdim yok, şuan gayet keyifli bir rüyadayım, bunları senin dert etmen gerekmiyor mu?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 96
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Brutal daha önce sana cyine yazmıştım.

Eğer ben ''tren geçti'' desem sen cevaben ancak ''direk algıladığımız gibi değildir'' dersin.

Yine yazılanalrın tek kelimesinden bi bok anlamadan papağan gibi aynı şeyleri tekrarlamışsın.

Burdaki en yobaz müslümadan bile daha dar kafalısın nitekim.

Git yeni bişeyler öğren, kendini biraz geliştir, yıllardır bir matrix filminden öğrendiğin felsefeyle tutturmuşsun yanılsama da yanılsama.

Bütün ömür kafada tek bir düşünceyle geçmez, özellikle o tek düşnce de yanlışsa.

Link to post
Sitelerde Paylaş

B

Örneğin, görünmez bir otobüs düşünün, ne insan gözü ne hiçbir alet onu göremiyor, ve hiç sesi yok.

Ama o bir otobüs ve sokaklarda son sürat dolaşıyor.

Algılarımızn ötesinde bir varlık olarak biz onu asla bilemeyiz ancak sokakalr da kimsenin nasıl olduğunu bilmediği şekilde ezilmiş insanalar ve hayvanlar görmeye başladığımızda, ozaman ''bilinemyen bir gücün varığı'' hakkında konuşmaya başlayabilirdik.

Ezilmiş insanlar ve hayvanlar var ortada ad hominem.

Neden şeyler (varlık) olmayabilecekken bir şeyler var?

Neden madde antimadden daha fazla?

Neden birşeyler sürekli değişip dönüşmektedir?

Neden aynı şey değişip dönüşüp bambaşka şeyler olmaktadır?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ezilmiş insanlar ve hayvanlar var ortada ad hominem.

Neden şeyler (varlık) olmayabilecekken bir şeyler var?

Neden madde antimadden daha fazla?

Neden birşeyler sürekli değişip dönüşmektedir?

Neden aynı şey değişip dönüşüp bambaşka şeyler olmaktadır?

Şeylerin varolması, onları vareden ama hiçbirşekilde algılayamadığınız bir varlığı gerektirir mi diyorsun yani?Otobüsün ezdiği hayvanlarda durum çok barizdi. Daha önce otobüs tarafından ezilmiş hayvan görmüşsek ne olduğunu anlarız.Ama ortada bir otobüs olmayışı bizi duyularımıza yakalanmayan bir otobüs olduğu düşüncesine sevkedebilir. Ama varoluş konusunda ''daha önceden'' olan hiçbir tecrübemiz ve bilgimiz de yok.Yani ne olursa varlık varolur bilmiyoruz. Eğer ''X olursa varlık meydana gelir'' diye daha önceden edindiğimiz bir bilgi olsaydı, burda da gördüğümüz varlık için ''X'' nedenini ileri sürerdik. -Onu bulmasak da ''o halde X algılarımızın ötesindedir'' derdik. Ama varlığın varolmak için bir yaratıcı gerektirip gerektirmediğini bile bilmeden, o yaratıcının duyuların ötesinde varolduğunu iddia etmek denkleme sadece daha fazla bilinmez eklmekten ibaret. Karanlık bir odada kedi yakalamak zordur, özellikle oda da kedi yoksa -çin atasözüydü galiba. Yani siz odada kedi olup olmadığını bile bilmiyorsunuz ama yakalayamamanızın sebebini odanın karanlık olmasına bağlıyorsunuz. tarihinde ad hominem tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ama varlığın varolmak için bir yaratıcı gerektirip gerektirmediğini bile bilmeden, o yaratıcının duyuların ötesinde varolduğunu iddia etmek denkleme sadece daha fazla bilinmez eklmekten ibaret. Karanlık bir odada kedi yakalamak zordur, özellikle oda da kedi yoksa -çin atasözüydü galiba. Yani siz odada kedi olup olmadığını bile bilmiyorsunuz ama yakalayamamanızın sebebini odanın karanlık olmasına bağlıyorsunuz.

Madde-enerji ezelidir desekte sorunu çözemiyoruz yalnız.Var olan şeyler hep vardı desek de sorun çözülmüyor.

O zaman neden bunlar sürekli değişip/dönüşüyor sorusu karşımıza çıkacak.

Benliğim 100 yıl önce yoktu.Portakal kabuğunda c vitaminiydim,hıyarın çekirdeğiydim falan filan.

Birden fazla etki ile oluştum ve benliğim ortaya çıkarak ahanda burada yazmaya başladı.

Bunu nereye bağlayacağız? Zıtlıklara...Birşeylerin değişip dönüşmesi zıtlıklarla mümkün.

Rüzgar olabilmesi için alçak basınç yüksek basınç olması lazım.

Peki bu zıtlıklar nereden geliyor? Evren tekil bir noktaymış sonuçta.Enerjiymiş şuymış,buymuş neyse ne işte.

Hala ortada bir ceset var.

tarihinde materyalistyobaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ortada ceset filan yok.

Evet ortada bişey var, ama bizim daha önce gördüğümüz bildiğimiz bişey değil. Hatta biz bu şeyin ne olduğunu bile bilmiyoruz.

(yine aynı şeyleri yazıyorum)

Bu şeyin varolması için kendisi dışında bir nedene ihtiacı olup olmadığını bile bilmiyoruz.

Seninki klasik tümdengelimle ''herşeyin bir iilk nedeni var o halde varlığında bir ilk nedeni olmalı'' mantığı.

Ama bu mantık hatalı.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Git yeni bişeyler öğren, kendini biraz geliştir, yıllardır bir matrix filminden öğrendiğin felsefeyle tutturmuşsun yanılsama da yanılsama.

Benim sayemde kırmızı diye birşeyin olmadığını daha yeni öğrenmişsin, kalkıp bana kendini geliştir diyorsun. Bi sktir git intihar et amk..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim sayemde kırmızı diye birşeyin olmadığını daha yeni öğrenmişsin, kalkıp bana kendini geliştir diyorsun. Bi sktir git intihar et amk..

İyiki varsında bize üstün farkındalığınla gerçekleri öğretiyorsun. Peygamber olduğunu ilan edeceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum zaten.Herşeyin yanılsama olduğuna ama kendisinin asla yanılmayacağına inanan narsist ruh hastası.Eğer düşüncelerini yeni ve benzersiz sanıyorsan harun yahyanın ''evrim aldatmacası'' kitabını al en son kısıma bir bak. O kitap sen doğmadan önce çıkmıtı. Gör kiminle aynı derecede olduğunu ve düşüncelerinin ne kadar eski olduğunu.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kırmızı konusunda Ad Hominemle aynı fikirdeyim. Biz nesneyi kırmızı algılayalım veya mavi algılamayalım bir şey farketmez. Gerçek kırmızı nesne ile mavi nesneden yansıyan ışık arasında bir dalga boyu farkının olduğu gerçeği.Ve bu fark bizim zihnimizden bağımsız olarak var.

Aynı mevzu benim "zıtlıklar neden var" başlığında da konuşuluyor. Bazı arkadaşlara göre evrende zıtlık filan yokmuş bunlar insan zihninin yanılsamasıymış.

tarihinde materyalistyobaz tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İyiki varsında bize üstün farkındalığınla gerçekleri öğretiyorsun. Peygamber olduğunu ilan edeceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum zaten.Herşeyin yanılsama olduğuna ama kendisinin asla yanılmayacağına inanan narsist ruh hastası.Eğer düşüncelerini yeni ve benzersiz sanıyorsan harun yahyanın ''evrim aldatmacası'' kitabını al en son kısıma bir bak. O kitap sen doğmadan önce çıkmıtı. Gör kiminle aynı derecede olduğunu ve düşüncelerinin ne kadar eski olduğunu.

Bu mevzunun yeni olduğunu iddia eden kim ki?

Yeni olan şey senin kırmızı diye birşeyin olmadığını bu yaşında anca öğrenmen..

HY denen gerizekalılar grubu bile bu bilimsel gerçeği kavramış ama sen anlayamıyorsun ya kendinden utanmalısın

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kırmızı konusunda Ad Hominemle aynı fikirdeyim. Biz nesneyi kırmızı algılayalım veya mavi algılamayalım bir şey farketmez. Gerçek kırmızı nesne ile mavi nesneden yansıyan ışık arasında bir dalga boyu farkının olduğu gerçeği.Ve bu fark bizim zihnimizden bağımsız olarak var.

Aynı mevzu benim "zıtlıklar neden var" başlığında da konuşuluyor. Bazı arkadaşlara göre evrende zıtlık filan yokmuş bunlar insan zihninin yanılsamasıymış.

Cisimlerin farklı özelliklere sahip olması başka birşey, senin o cisimlere ait olmayan şeyleri zihninde uydurman ayrı birşeydir.

Dış dünyada senin algıladığın gibi ne renk ne koku ne tat ne de boyut şekil sertlik vs gibi birşeyler var.

Link to post
Sitelerde Paylaş

<p>

Yeni olan şey senin kırmızı diye birşeyin olmadığını bu yaşında anca öğrenmen..

Sen öyle diyorsan kesin öyledir. Bu dünyada sen dışında herkes yanılgıda zaten.Sen olmsan böyle mal kalacaktım herşeyden bir haber.Şu foruma bir tek sefer mental masturbason yapmak amacıyla gelmesen azıcık yol alacaksın belki ama...Bu balıkta yazdığım ilk iletinin, ilk cümlesine bak.''Bunlar doğru'' yazmışım. Sen çokbilmiş bu başlığa gelmeden önce yani.Şimdi geldiğinden beri ne boka itiraz ettiğin de belli değil. ''ben öğrettim, ben daha çok biliyom, ben herşeyi biliyom sen bişey bilmiyon'' demekten başka işin yok.Git kendini geliştir biraz.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Cisimlerin farklı özelliklere sahip olması başka birşey, senin o cisimlere ait olmayan şeyleri zihninde uydurman ayrı birşeydir.

Dış dünyada senin algıladığın gibi ne renk ne koku ne tat ne de boyut şekil sertlik vs gibi birşeyler var.

Gerçekte her şey algımızdan ibaretse, gerçekliği beynimiz algı düzeyinde var ediyorsa anlamı ne bunun?

Link to post
Sitelerde Paylaş

ilk cümlesine bak.''Bunlar doğru'' yazmışım. Sen çokbilmiş bu başlığa gelmeden önce yani.Şimdi geldiğinden beri ne boka itiraz ettiğin de belli değil

kırmızının gerçekliğin bir parçası olduğunu iddia ettiği bile unutttun demek ki, gerizekalı seni

Bunlar doğru.

Algılarımızın ''eksik'' olması onları yanılsama yapmaz.

Biz ihtiyacımız olduğu kadarını algılıyoruz, ve algıladığımız kadarı ''gerçektir'' .

Algılarımız ne kadar kısıtlıda olsa gerçeğin yansımasıdır, tamamen ''yok öyle bişey'' değildir.

Kırmızı dışında göremediğimiz renkler varolması ''KIRMIZININ KESİNLİKLE VAROlMADIĞI'' nı bize göstermez diyorum. Yada kırmızının tamamen bir yanılsama olduğuu da kanıtlamaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanılsama diye bir şey yok.Bahsedilip durulan şey görecelik.

Bir nesneyi 50 kişi kırmızı algılarken 1 kişinin yeşil algılaması ortada bir nesnenin var olduğunu ve bu nesnelerden yansıyan ışığın dalga boyu ile başka bir nesneden yansıyan ışığın dalga boyuarasında bir farkın olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sokakten geçen bir kadın sana göre güzeldir bana göre değildir ama sokaktan bir kadın geçmektedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Algiladigimiz her sey, temelde saf enformasyondan mütesekkildir.

Sadece renk veya sesler degil, isi, tat, koku, hatta boyutlar ve zaman dahi zihnimizde biçimlendigi sekilde zihnimizin haricinde yoktur.

Bu zaten hiç ileri fizik ezberlemeksizin de aklen bulunabilir aslinda.

Az fizik-kimya bilen herhangi bir insan bu sonuca kolayca ulasabilir.

Örnegin seker molekülü et veya yag molekülüne dönüstürebilinir.

O halde, tad bu atomlarin içinde bulunan bir sey degil, zihnimizde olusan bir illüzyon.

Ayni sekilde kokular da bir simülasyon...

Renklerin tonu, seslerin tini hep illüzyon olup zihnimizin disinda maddelerde olmayan seylerdir.

Kuantum fiziginin ve göresellik mekaniginin zaman ve mekanin da aslinda birer ilüzyon oldugunu tespit etmemizi saglamasi sadece bu dogrultuda bir adim ileri geçmedir.

loi-attraction-universelle.jpg

Cisimlerin uzaktan " sihirli " etkilesimi, zaten akla ters idi. Boyutlarin illuzyon oldugunun saptanmasi, bu en temel etkilesimin en mantikli açiklamasiydi.

espace-temps.jpg

Uzayin göresellik modelinin saptadigi biçimde, büzülmesi matematiksel olarak kesin de olsa, aklen imkansiz görülmesi, beynimizin simülasyonunun bu durumla evrim sürecinde karsilasmadigindan simülasyonun sinirli olmasi nedeniyle tasavur edilemiyormus. Degilse örnegin günes etrafinda bosluk ve boyutlar büzülmesi ya bütün evreni etkilemeli ya da yirtilis olmaliydi ?!

Quantum_entanglement6.jpg

En son kuantum dolaniklik ve Bell esitsizliginin terslenmesi boyutlarin aslinda hiç olmadigi ve uzayin ayri koordinatli ayirilmis bir bosluk olmadigi kesin olarak saptandi.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


Kitap

Yazar Ateistforum'un kurucularındandır. Kitabı edinme seçenekleri için: Kitabı edinme seçenekleri

Ateizmi Anlamak
Aydın Türk
Propaganda Yayınları; / Araştırma
ISBN: 978-0-9879366-7-7


×
×
  • Yeni Oluştur...