Jump to content
cigi

Kur'an'da Yaratılış Komedisi

Recommended Posts

lütfen burdaki düşüncelere katılımıyorsanız; bakmayın yahu, bakmak zorunda değilsiniz ki, kimse sizi zorlamıyor, yanacaksak biz yanacağız size ne, bu foruma girip küfür etmeyin; lütfen - siz kadın taşlarken biz bakmıyoruz mesela

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

eski zamanlarda çölün ortasında bir vahada yaşayan insanların bir efsanesi varmış; efsaneye göre köylerindeki kuyudan bir gün biri gelecek ve bir kitap çekip çıkaracakmış. o kişi son peygamber olacak ve kitap da ilahi söz olacakmış. öyle bir gün gelir hakkaten biri gelir kuyuya kovayı salar; aşağıda kuyunun dibindekiler kitabı kovaya koyunca ipi çekerek salana haber verirler. o da kovayı çeker kitabı alıp havaya kaldırır ve halk büyük bir coşkuya kapılır. peygamberin halkından ilk isteği kuyuyu doldurmaları olmuş.

Wishing-Well-300.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Birinci fikir: Her ne var ise cümlesi, Allah’ın halk ve yaratmasıyla, kudretiyle, iradesiyle meydana gelmiştir.. Bu müminlerin fikridir.

İkinci fikir: Madde ve unsurlar kendi kendilerini icad ettiler.. bu hiç kimsenin fikri değildir.

Üçüncü fikir: Tesadüf yolu.. Bu ise maddecilerin, dehrilerin fikridir.

İrade meselesine kalan iki fikirdir:

Mü’minin fikri ve maddecinin fikri.. Her ikisinin fikirlerini izah edelim. Akla ve vicdana havale edelim. Tesadüf bazen olur bazen olmaz. Dünya tamamen tesadüf olamaz. Ve mümkün değildir. Binler misalden bir misal:

Bir levhayı tut, içine içine bir iğneyi dik. Sonra diktiğin iğnenin deliğine bir ikinci iğneyi daha sok..

Bu iki iğneyi gören birisi sordu. Sadık bir kişi dedi ki: “Bu levhaya birinci iğneyi sokan, ikinciyide onun deliğine koydu.”

Sonra sadık tanınan diğer bir kişi dedi ki: “Anadan doğma kör bir çocuk, her iki iğneyi attı. Tesadüfen birisi dikildi. İkinciside onun deliğine tesadüfen girdi.”

Hangi muhbirin sözü doğrudur?.. Elbette vicdan birinciyi tasdik eder. Her ne kadar mutmain olmasa ve dese ki: “tesadüf de mümkündür”; lakin ikinci iğnenin deliğine üçüncü; ve üçüncü iğnenin deliğinde dördüncü iğneyi görür, ise kalbi gayrı ihtiyari birinci kişinin sözünü tasdik etmeye mecbur olur. Eğer bir iğneyi, birini diğerinin deliğinde görse ve hepsine tesadüf dese, inad değil midir?..

Eğer biz her bir iğneye birer rakam koysak; birden ona ve ondan yüze kadar yükselsek; ve denilse ki: “Kör bir çocuk torbadan iğneleri çokarır ve atarken, her biri diğerinin deliğine tesadüfen böylece girer.”(!)

Misalimizin hakikatine dönelim: Çocuğun yerine yokluk, torba yerine hava, iğne yerine su ve benzer unsurları koysak, bu halde insanın aklı nereyi tasdik eder?.. Acaba her bir zerrenin üstüne bir sikke-i padişahı=Allah iradesi koyup: “Hepsi bir Vahid-i Mutlak’ın sanatıdır” mı diyecek; yoksa tesadüfçü gibi: “Her şey tesadüftür, hatta ben de tesadüfüm ve sözüm de tesadüftür” mü diyecek?..

Hadi azlıkta ve küçük bir cisimde tesadüf mümkündür, diyelim. Fakat üç milyonu aşkın seneden beri tesadüfün aynı nizamda devamı mümkün müdür? Tek bir cismin meydana gelmesinde bu kadar hesap ve zahmet varsa, acaba bu kainat kaç cisimdir? Ve her cisim için kaç şekilde hayatı koruyan sebepler vardır? Onsekizbin alemin etraflı düşünülmesi ve idrak edilmesi mümkün mü?.. Hangi akıl bu yükün altına girer?!.

Misallerden bir misal daha, ilim adamlarından naklen yazalım: İçinde bir milyon harf aleti olan bir sandığı yere koyduk. Aniden arzda deprem vasıtasıyla sandığın ağzı açıldı; harf aletleri darma dağın oldu. Bir kişi geldi dedi ki: “On değişik kelimenin harfleri, kendiliğinden tesadüfen birleşti.” Akıl bunu tasdik edebilir.. “On cümleyi te’lif edecek harfler kendiliğinden tesadüfen birleşti” dese, durursun.. “Bu mümkün mü?” dersin.. Eğer denilse ki: “Lafzen ve ma’nen kafiyesi düzgün beşyüz sayfayı yazabilecek matbaa harfleri, tesadüfen birleşmiştir”; müsadefe kanununa vakıf olan, bunu asla kabul etmez.

O diyecek ki: İğne misalinde, iğne rakamları birden ona ve ondan yüze kadardır. Eğer iğne adetleri oniki olsaydı, bine kadar terakki edebilecekti.

Demek istiyoruz ki, bir protonun en az 238 olan cüzleri; 92 elementle çarpılırsa 21896 parça yapar ki, adedin yükselmesiyle tesadüf, o rakamlar adedince muhal olur..

Beşyüz sayfayı yazacak bir matbaa harfleri meselesi nasıl doğrudur?. Yirmi, veya yirmidokuz harften beşyüz sayfalık kitabı doğru yazacak bir sandık matbaa harfinin tesadüfen birleşmesi mümkün mü?..

Beşyüz sayfalık matbaa harflerinden mahsadı açıklayalım. Terkibleşen temel protonlar hayat sahibinde beş veya altı unsurdan ibarettir:


  • Karbon,

  • Hidrojen,

  • Helyum,

  • Oksijen,

  • Fosfor ve Demir,

  • Azot.
    Bir zerrenin içindeki bir protonda en az 40,000 parça vardır.Tabiatte kimyevi unsurların adedi 100 unsurdan yani elementten daha ziyade olunca, mezkur 5 veya 6 unsurdan meydana gelen bir protonun eczalarını hesaplamak mümkündür, fakat zaman alır. Böyle bir protonun cüzlerinin bir araya gelmesi ve birleşmesinin tesadüfü mümkün değilde, yer küresinin te’lifinin tesadüfü nasıl mümkün olur? İngiliz Cuplatis kitabında der ki: “Protonların ictimaında çözüm yolu buldum. Bu yol, zerrelerin birleşmesinin nasıl mümkün olduğu hakkındadır. Son keşfimde buldum ki, basit cüzlerin zerrelerindeki bir protonda on kerre kırk sekiz milyon cüz vardır. Bu derece birleşmelerinde, akıl asla tesadüfü kabul etmez.”
    Kur’an-ı Kerim, bir nazımda, her asırda, her zerreyle, hayatı içtimaiyeden dini, dünyevi fenlerle, ilimlerle ilgilidir. Ondört asırdan beri şimdiye kadar sırlarını çözmeye gayrat edenlere rağmen daha hakikatına vakıf olunamamıştır.. Binden bir manalarına vakıf olan binlerce Bismark gibi feylesoflar, islamiyete dönüşten başka bir yol bulamadılar. Bismark diyorki: “Ey Allah’ın Rasulü Hazreti Muhammed!.. Asrında yaşamadığım için üzgünüm. Bildirmiş olduğun Kur’an, asla beşeri bir söze benzemez. Senin sözün değildir. O Kur’an, ezelden yankı yapan, ezeli bir varlığın sözüdür. Ey Muhammed!.. Gerçekte ehli ilimden birçoğu, azametini idrak edemediler. Beni, rüku ve sücud halinde, kemal-i edeble topuğuna yapışmış bir kum tanesi kadar kabul eyle…

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ÇAMURDAN YARATILIŞ

Allah Kuran'da insanın yaratılışının mucizevi bir biçimde olduğunu haber verir. İlk insan, Allah'ın çamuru şekillendirip insan bedeni haline getirmesi ve ardından bu bedene ruh üflemesiyle yaratılmıştır:

Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben,
çamurdan bir beşer yaratacağım
" demişti. "Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." (Sad Suresi, 71-72)

Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları,
cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık
. (Saffat Suresi, 11)

Bugün insan dokuları incelendiğinde, yeryüzünde bulunan pek çok elementin insanın dokularında da bulunduğu ortaya çıkar. Canlı dokuların %95'i karbon ©, hidrojen (H), oksijen (O), nitrojen (N), fosfor (P) ve sülfür (S)'den oluşur ve canlı dokularda toplam 26 element bulunur.94 Kuran'ın bir başka ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. (Müminun Suresi, 12)

Ayette "süzme" olarak çevrilen "sulale" kelimesi, "temsili örnek, öz, hulasa, esas" gibi anlamlara gelmektedir. Görüldüğü gibi Kuran'da 14 asır evvel bildirilenler, modern bilimin bize söylediklerini -insanın yaratılışındaki malzeme ile toprağın içerdiği temel elementlerin ortak olduğu gerçeğini- tasdik etmektedir.

Aşağıda ortalama 70 kiloluk bir insanın vücudunda bulunan elementlerin dağılımı yer almaktadır. Element Sembol Ana Rolü

%

Ağırlık Makro-mineraller Gram

Oksijen

Karbon

Hidrojen

Nitrojen

Kalsiyum

Fosfor

Potasyum

Sülfür

Klor

Sodyum

Magnezyum

Silikon

O

C

H

N

Ca

P

K

S

Cl

Na

Mg

Si Hücrelerin/dokuların solunumu,

su bileşeni

Organik yapı

Su/doku bileşeni

Protein/doku bileşeni

Kemikler ve dişler

Kemikler ve dişler

Hücre-içi elektrolit

Amino asitler (saç ve deri)

Klorür olarak bir elektrolit

Hücre-içi elektrolit

Metabolizmaya ait elektrolit

Bağ dokusu/kemik 65.0

18.5

9.5

3.3

1.5

1.0

0.35

0.25

0.15

0.15

0.05

0.05

43,000

12,000

6,300

2,000

1,100

750

225

150

100

90

35

30

Mikro-mineraller % Miligram

Demir

Çinko

Bakır

Boron

Kobalt

Vanadyum

İyot

Selenyum

Manganez

Molibden

Krom

Fe

Zn

Cu

B

Co

V

I

Se

Mn

Mo

Cr Hemoglobin/oksijen taşıyıcısı

Enzim içeriği/DNA sentezi,

bağışıklık desteği

Enzim kofaktörü

Kemik yapısı

B12 vitamin özü

Yağ metabolizması

Tiroid hormonu

Enzim, antioksidan, bağışıklık desteği

Metal içeren enzimler

Enzim kofaktörü

Glikoz tolere eden faktör

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

0.01

4,200

2,400

90

68

20

20

15

15

13

8

6

94. http://www.ldeo.columbia.edu/dees/ees/life/lectures/lect21.html

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Göklerle yer arasındakilerin yaratılışı

Kuran'da, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların yaratılışı ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır:

Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran. (Hicr Suresi, 85)

Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur. (Taha Suresi, 6)

Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. (Enbiya Suresi, 16)

bigbang.jpg

Temsili Big Bang resmi. Allah'ın evreni yoktan var ettiğini bir kez daha ortaya koyan Big Bang, bilimsel delillerle ispatlanan bir teoridir. Bazı bilim adamları Big Bang'e alternatifler üretmeye çalışmışlarsa da, elde edilen deliller Big Bang'in bilim dünyasında kesin bir kabul görmesiyle sonuçlanmıştır.

Bilim adamları başlangıçta sıcak bir gaz kütlesinin yoğunlaştığını, daha sonra bu kütlenin parçalara ayrılarak galaktik maddeleri, daha sonra yıldızları ve gezegenleri oluşturduklarını ifade etmektedirler. Diğer bir deyişle Dünya ve aynı zamanda bütün yıldızlar, birleşik bir gaz kütlesinden ayrılan parçalardır. Bu parçalardan bir kısmı güneşleri, gezegenleri meydana getirmiş, böylece pek çok Güneş Sistemleri ve galaksiler ortaya çıkmıştır. Daha önceki bölümlerde de açıkladığımız gibi evren "ratk" (Füzyon:Birbirine yapışık, birleşik) halindeyken, "fatk" (parçalara ayrılmıştır) olmuştur. Kuran'da evrenin oluşumu, bilimsel açıklamaları tasdikleyen, en uygun kelimelerle anlatılmaktadır.6

Her bölünme, ayrılma olduğunda ise, uzayda yeni oluşan temel cisimlerin dışında birkaç parça dışarıda kalmıştır. Bu fazla parçaların bilimsel adı, "yıldızlar arası galaktik madde"dir. Yıldızlararası madde %60 Hidrojen, %38 Helyum ve %2 de diğer elementlerden oluşmaktadır. Yıldızlararası maddenin %99'u gaz, %1'i de ağır elementlerin 0,0001-0,001 çaplı toz zerrelerinden oluşmaktadır.7

Bilim adamları bu maddeleri, astrofizikteki ölçümler açısından çok önemli görmektedirler. Bu maddeler toz, duman ya da gaz olarak değerlendirilebilecek kadar incedirler. Ancak bu maddelerin tamamı düşünüldüğünde, uzaydaki galaksilerin toplamından daha fazla bir kütle söz konusu olmaktadır. Yıldızlar arası bu galaktik maddelerin varlığı ilk kez 1920'de keşfedilmesine rağmen, yukarıdaki ayetlerde "ikisinin arasındakiler, ikisinin arasındaki şeyler" olarak çevrilen "ma beynehuma" ifadesi ile, Kuran'da bu parçaların varlığına yüzyıllar öncesinden dikkat çekilmiştir.

6) Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an, Crescent Publishing House, New York, ABD, 1998, s. 53.

7) Meyers Lexikon in drei Bänden Bibliographisches Institut & F.A. Brockhaus AG, Mannheim 1995, Digitale Ausgabe LexiRom.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Video da herhangi bir karşılaştırma yok. Ayetleri normal olarak da koyabilirdiniz.

Mesela arka planda bir çocuğun anne rahmine düşüşü büyümesi vs gösterilmektedir.

Siz şimdi ilk insanın bu şekilde olduğunu iddia ederseniz olmaz. Bir anne ve baba olmalı ki bu gerçekleşebilsin.

O yüzden ortada komik olan bir şey yoktur.

Koskoca sekoya ağacının da topraktan çıkıp geldiğine komik demeniz gerekir.

10367817_846715778690678_5295542480258737594_n.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bebeğin rahimdeki üç karanlık devresi

“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi: 6)

Kur’an, bebeğin rahimdeki üç karanlık devresine bu ayet-i kerimesiyle dikkat çekmiş ve insanın anne karnında üç aşamalı bir yaratılışla yaratıldığını bildirilmiştir.

Türkçeye “üç karanlık içinde” manasıyla çevrilen Arapça فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ ifadesi, embriyonun gelişimi sırasında bulunduğu üç karanlık bölgeye işaret etmektedir.

Bu bölgeler sırasıyla:

1- Batın duvarı karanlığı

2- Rahim duvarı karanlığı

3- Amniyon zarı karanlığıdır.

Görüldüğü gibi, bugün modern biyoloji, bebeğin embriyolojik gelişiminin ayet-i kerimede bildirildiği şekilde, üç farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

Ayrıca embriyoloji alanındaki gelişmeler bu bölgelerin de üçer katmandan oluştuğunu göstermiştir.

Ayrıca ayette, insanın anne karnında, birinden diğerine farklılaşan üç ayrı evrede meydana geldiğine işaret edilmektedir. Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişiminin üç farklı devrede gerçekleştiğini de ortaya koymuştur.

Bugün tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan bütün embriyoloji kitaplarında bu konu en temel bilgiler arasında yer alır. Örneğin, embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:

Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur:

Preembriyonik evre (ilk 2,5 hafta).

Embriyonik evre (8. haftanın sonuna kadar).

Ve Fetal evre (8. haftadan doğuma kadar).

Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir. Anne rahmindeki gelişim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapılan gözlemler sayesinde elde edilmiştir.

Ancak görüldüğü gibi bu bilgilere de diğer pek çok bilimsel gerçek gibi mucizevî bir biçimde Kur’an ayetlerinde dikkat çekilmiştir.

İnsanlığın tıbbi konularda hiçbir detaylı bilgiye sahip olmadığı bir dönemde, Kur’an’da bu derece ayrıntılı ve doğru bilgilerin verilmiş olması, elbette Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğunun açık bir delildir.

Bu makamda şu söz ne kadar da güzeldir: “Evet bir bilim adamı bin bir zahmetle bir dağa tırmanmaya başlar. Onun zannınca hiç çıkılmamış bir dağdır bu. Tam dağın tepesine gelir, dağın zirvesine ilk ayak basacak olan adam olmak keyfiyle son hamlesini yapıp zirveye çıktığında orada oturan bir ilahiyatçıyı görür.

Ona sorar: Sen buraya nasıl çıktın?

Ben binler zahmetle ancak ulaşabilmiştim. İlahiyatçı adam tevazu ile cevap verir: Kitabım olan Kur’an basamak oldu. Bir sıçrama ile ulaştım.

Her mucizevi ayetten sonra bir düşündürücü hitabın olması da büyük bir hikmettir...@mimbah

14808_584674584939949_1835833546_n.jpg

tarihinde hawloo tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Videoda nin izlenmedigi belli...Zaten beyinleri cipslenmisler sadece saga sola sinyaller gönderdiklerini sanirlar ama beyin ahmak cinsinden oldugundan sinyal gönderme islemini yapilamiycagini da bilmez.

Neyse madem videoda ki sacma sapan yaratilis ile ayetler izlenmemis bizde soralim.

Embriyolar allahin Gö(Z)üne soktugu kendi kuyrugu agzindan ciktiktan sonra asagiya damlayan salyalari ile mi olusmustur?

Yoksa baska bir deliginden cikan kuyrugunun uclarindaki tirtili kisimlarinin parcalanmalari ile mi olusmustur?

Hangisi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Madem izlemedim sırasıyla ayetlerden oluştuğunu nasıl anladım sizce?

Sorularınızı ve anlatımlarınızı daha anlaşılır bir şekilde yazıya dökerseniz çok iyi olur son yazdığınız mesajdan hiç bir şey anlamadım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Türkiye bitti dedim, diyorum kimse bana inanmiyor. Adim adim yaklasiliyor duvara...

Kütük beyin kurani okuyunca cahil sapiklar tarafindan yazildigini anlamiyor ama videoda ki ayetlere süslemeler güzellemeler yapip modern resimler asip bir halt yaptigini saniyor.Tutmus birde bunlar allahin sözünün delili oldugunun gercekleridir ahmakligini ilave etmis.

Nasil anlamismis... Kuranin geri zekali allahi hakkinda sorulan sorulari anlayamiyor.Anliyorda salaga yatmaya bayiliyorlar...

Ot'dan, bitkilerden, camurdan, su artiklarindan "hokus pokus" demekle insan olusur mu bre ahmak.!

Olmaz.! Onun icin asagidaki sorular soruldu.

Embriyolar allahin Gö(Z)üne soktugu kendi kuyrugu agzindan ciktiktan sonra asagiya damlayan salyalari ile mi olusmustur?

Yoksa baska bir deliginden cikan kuyrugunun uclarindaki tirtili kisimlarinin parcalanmalari ile mi olusmustur?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Öncelikle bana kütük beyin deme hakkınız yok.

Sana bir kaç ayetin güzelce açıklamasını yapıyorum ve bilimsel kanıtlarla geliyorum ama sen nefret söylemi içerisindesin.

O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir. BAKARA - 117

Eğer sen şuan kuran'ı okuyarak ben topraktan yaratılmadım ki diyorsan olayı çok yanlış anlıyorsun demektir.

O insanı bir kan pıhtısından yarattı. ALAK - 2

Yeryüzünün 3/4'ü su ile kaplıdır. İnsan vücudunun da % 75'i sudur. Demek ki dünyadaki bu düzen, aynen insana da intikal ettirilmiştir. "Andolsun biz insanı (Âdem'i) çamurdan süzülmüş bir hülâsadan yaratattık." MU'MİN - 12

Ama sen hala topraktan gelebileceğine inanmıyor musun?

Hiç bir topraktan yetişmiş yiyeceği yememiş biri toprakta ki otlarla beslenen bir hayvan etini yememiş biri sence yaşayabilir mi?

Annenin sütü olabilir mi?

Sperm üretebilir mi?

Ben sana çok güzel cevaplar verdim ve çok güzel sorular sordum ama nefret inkar söylemleriyle bana cevap veriyorsun.

İnanmak istemeyebilirsin ama sana benle böyle konuşma hakkını kimse vermiyor.

İllaki ölüp gideceksin ama sen hala nasıl inkar içinde olabilirsin?

Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. ANKEBÛT - 57

Hadi son cümleyi komik buluyorsun ilk cümleyi de mi inkar ediyorsun?

Kuran da okuduğun bazı şeyleri komik buluyorsun, bazı şeylere inanıyorsun sence bu nasıl bir düşüncedir?

Komik olduklarını düşündüklerin inanmak istemediklerin, inandıkların ise iftira ve sapıklık gibi şeylere inanman.

Eğer bazı ayetleri komik bulduğunu söyleyip inanmayan bir insan bilimsel olarak %80'i kanıtlanmış kutsal kitaba nasıl böyle karışı çıkabilir?

%20 si için bilim daha gelişiyor. Ama bilim ölümden sonra hayat olduğu gibi şeyleri sen ölmeden kanıtlar mı bilemiyorum.

Bir kızın var diyelim. Tecavüze uğradı ve bu ülkeden kaçıp gitti. Kaçarken de banka soydu kimse bu adama yakalayamıyor ve yıllar sonra bu adam hayatını gül gibi geçindirdi ve öldü. Bu adamın yaptıkları yanına kar mı kalacağını düşünüyorsun? Allah huzurunda kızının hakkını alacağına inanmıyor musun?

Allah varsa buna neden izin veriyor deme sakın. Bu sorduğum soruda ki düşünce senin soracağın soruda ki düşünceye yanıt bulamaz ki daha kuran la ilgili çok şey öğrenmem gerek.

İnanmıyorsan inanma bu bu kadardır. Mesele toprağı da Allah'ın yarattığını bilmen gerekir ki böyle saçma sorular sormayasın.

Elinde sonunca öleceksin belkide hayatının yarısından çoğunu tamamladın. Hala çocukça kurana bakmaya devam mı edeceksin. Allah'ın merhametine ne zaman sığınacaksın? Kalbindeki boşluğu ne zaman dolduracaksın?

Unutma illaki öleceksin ve geçmişteki aldığın zevkler mutluluklar vs hiç biri yokmuş gibi olacak.

Lütfen daha usturuplu mesajlar yazmanızı isterim. Yoksa ben bu konu da ateist olsam ateist olduğuma utanırdım.

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size böyle öğüt verir. NAHL - 90

tarihinde hawloo tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaratılış komedi olunca, hawloo gibi komediler de ortaya çıkıyor.

Ölüm olmasaydı zaten canlı yaşam evrilmezdi. Doğanın zorunlu kanunlarını sen kalk ben yaptım de. Komedi. Her canlı ölümü tadacakmış. Eee?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaratılış komedi olunca, hawloo gibi komediler de ortaya çıkıyor.

Ölüm olmasaydı zaten canlı yaşam evrilmezdi. Doğanın zorunlu kanunlarını sen kalk ben yaptım de. Komedi. Her canlı ölümü tadacakmış. Eee?

Kanunu koyan yaratıcıdır ve sen koyulan kanunlar çerçevesinde mantık yürütüyorsun mesela yerçekimi denilen bir yasa olmasa idi ve insanlar uçan canlılar olsa idi yere yapışık yürüme fikri sana saçma sapan bir fikir olarak gelecek ve yaratıcı ayetinde '' Uçmak üzere yaratıldınız kesinlikle bir yere konmayacaksınız'' demiş olsa idi sen yine diyecektin ki '' Doğanın zorunlu kanunlarını sen kalk ben yaptım de. Komedi. Uçmak üzere yaratıldınız bir yere konmayacaksınız de. Eee?''

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...