Jump to content
haci

EVREN CANLI MIDIR?

Recommended Posts

Canlılığın tanımını keyfi olarak kısıtlıyorsunuz.

Canlılık maddenin davranış biçimlerinden biri ise, maddeyi canlı ve cansız olarak ikiye ayırmak zaten yanlış bir yaklaşımdır.

Bu yanlışı hepimiz yapıyoruz. Çünkü bu konuda devrim yapmamız mümkün değil. Bu çok büyük bir adım ve biyoloji buna henüz hazır değil.

Yakın bir gelecekte bu konuda büyük bir gelişmenin olacağını tahmin ediyorum.

21'nci yüzyıl fiziği yeniden keşfedecektir.

Bana göre canlı-cansız ayrımı yoktur zaten.

Var olan canlı tanımına göre, ortamla etkileşimde bulunması gerek canlının. Bu benim keyfi kısıtlamam değil, kaldı ki canlılık şartları insan uydurması keyfi kısıtlamalardan ibaret zaten.

Maddenin temel bir davranışı değil; kendi davranışlarının bir ürünüdür canlılık. Bir formülle falan gösteremiyoruz, şu şartlar sağlanırsa canlı olur diye. O yüzden uydurulmuş kısıtlamalara, tanımlara ihtiyaç duyuyoruz.

tarihinde nemesis_ tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Canlılığın tanımını keyfi olarak kısıtlıyorsunuz.

Canlılık maddenin davranış biçimlerinden biri ise, maddeyi canlı ve cansız olarak ikiye ayırmak zaten yanlış bir yaklaşımdır.

Bu yanlışı hepimiz yapıyoruz. Çünkü bu konuda devrim yapmamız mümkün değil. Bu çok büyük bir adım ve biyoloji buna henüz hazır değil.

Yakın bir gelecekte bu konuda büyük bir gelişmenin olacağını tahmin ediyorum.

21'nci yüzyıl fiziği yeniden keşfedecektir.

Sayin haci canli ve cansiz diye ikiye ayirmiyorsak maddeyi o halde dus ve gercekleride ayirmayalim. hayali karakterim sizin kafanizi kesmek istiyor o halde ayrim yapmayayip gelip keseyim mi? bu yaptiginiz bilim degildir. kendi disimizdaki gerceklikte butun olarak madde diye bir kavram yoktur. bu bilissel bir genellemedir. isaret edilen fenomen ile sinirlidir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sayin haci canli ve cansiz diye ikiye ayirmiyorsak maddeyi o halde dus ve gercekleride ayirmayalim. hayali karakterim sizin kafanizi kesmek istiyor o halde ayrim yapmayayip gelip keseyim mi? bu yaptiginiz bilim degildir. kendi disimizdaki gerceklikte butun olarak madde diye bir kavram yoktur. bu bilissel bir genellemedir. isaret edilen fenomen ile sinirlidir.

O zaman bize canlının tanımını yapın...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

yapacagimiz her tanim bicimsel benzetmelerle carpiklasmaya aciktir.

kabacasindan daha kabaca tanimlarsam kendini kopyalayabilen yari kapali sistem derim.

Tanımını yapamıyorsunuz.. Başkaları da yapamıyor ama onları yapamadıkları için bilimsel bulmuyorsunuz.

Yaptığınız bu tanım bilimsel mi? Hiç alakası yok. Canlıyı cansızdan ancak davranışları ile ayırabilirsiniz. Arada başka fark yoktur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanımını yapamıyorsunuz.. Başkaları da yapamıyor ama onları yapamadıkları için bilimsel bulmuyorsunuz.

Yaptığınız bu tanım bilimsel mi? Hiç alakası yok. Canlıyı cansızdan ancak davranışları ile ayırabilirsiniz. Arada başka fark yoktur.

canlilikla ilgili bir derdiniz mi var? neden evreni canli dusunmek gibi ilkel atalarinizin yaptigi animismin modern versiyonunu yapiyorsunuz? neden evreni cansiz olarak degilde canli olarak gorelim? biz canliyiz diye mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

canlilikla ilgili bir derdiniz mi var? neden evreni canli dusunmek gibi ilkel atalarinizin yaptigi animismin modern versiyonunu yapiyorsunuz? neden evreni cansiz olarak degilde canli olarak gorelim? biz canliyiz diye mi?

Yazıda nedenlerini açıkladım. Okuma özürlü değilseniz görebilmeniz lazım.

Evet.. Canlılıkla ilgili sorunlarım var.. Hem de çok büyük sorunlarım.. Ama endişe etmeyin. Siz o sorunlardan biri değilsiniz. Siz önemsiz bir ayrıntısınız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

canlilikla ilgili bir derdiniz mi var? neden evreni canli dusunmek gibi ilkel atalarinizin yaptigi animismin modern versiyonunu yapiyorsunuz? neden evreni cansiz olarak degilde canli olarak gorelim? biz canliyiz diye mi?

Beni böyle düşünmeye sevk eden şeylerin başında entropi var. Entropi bir bilinç ise, evren canlıdır. Peki siz nasıl düşünüyorsunuz?

tarihinde albastı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Beni böyle düşünmeye sevk eden şeylerin başında entropi var. Entropi bir bilinç ise, evren canlıdır. Peki siz nasıl düşünüyorsunuz?

Entropi bir doğa yasası. Bilinçle ilgisi yok.

Bilinç insanda var diyelim.

İnsanı oluşturan bütün atom ve moleküller doğada var.

Ayrıca insanı oluşturan atom ve moleküllerin insanı canlı yapacak özellikleri yok.

Onların ayrıca insanda canlılık kazanma özellikleri yok.

Cansız bir varlıkta nasıl davranıyorlarsa, insanda da öyle davranıyorlar.

İnsan canlı mı? O halde doğa da canlı. Ya manifest canlı, ya da potansiyel canlı.

Evrenin bir kısmının canlı olması evreni ne yapar?

Canlılığı evrenin yalnız bir kısmı için kabul eden aslında neyi kabul etmiş oluyor?

Canlıyı oluşturan elementleri düşünün. Biri hariç hepsinin kaynağı yıldızlar. İstisna olanı Hidrojen ve o da Big Bang sırasında oluşmuş.

Dünyanın ne özelliği var? Dünyanın ne özelliği olursa olsun, evrende bir sürü dünya gibi gezegen var.

Onlarda canlılık neden ortaya çıkmasın? Hem yalnız dünyada ortaya çıkmış olsa bile, bu ne ifade eder?

Dünyada ortaya çıkan yaşamın ilahi olduğunu mu? Yoksa sadece maddenin davranışlarından biri olduğunu mu?

Dünyada madde böyle davranıyorsa, evren canlıdır. Ve canlılık maddenin geniş bir yelpaze oluşturan davranışlarından biridir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrende herşeyin bir alt sistemi vede üst sistemi var.Atomlara iniyorsun içlerinde daha küçük mekanizmalardan yine bir sistem,galaksiye çıkıyorsun yine aynısı...

Birbirlerine bağlı sistemler...

Bu mantıkta bakarsak evrende başka bir üst sistem varlığın bir parçası olabilir.Belki çok daha büyük bir sistemin bir alt mekanizması....

Bu böyle sonsuza kadar gider :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Entropi bir doğa yasası. Bilinçle ilgisi yok.

Bilinç insanda var diyelim.

İnsanı oluşturan bütün atom ve moleküller doğada var.

Ayrıca insanı oluşturan atom ve moleküllerin insanı canlı yapacak özellikleri yok.

Onların ayrıca insanda canlılık kazanma özellikleri yok.

Cansız bir varlıkta nasıl davranıyorlarsa, insanda da öyle davranıyorlar.

İnsan canlı mı? O halde doğa da canlı. Ya manifest canlı, ya da potansiyel canlı.

Evrenin bir kısmının canlı olması evreni ne yapar?

Canlılığı evrenin yalnız bir kısmı için kabul eden aslında neyi kabul etmiş oluyor?

Canlıyı oluşturan elementleri düşünün. Biri hariç hepsinin kaynağı yıldızlar. İstisna olanı Hidrojen ve o da Big Bang sırasında oluşmuş.

Dünyanın ne özelliği var? Dünyanın ne özelliği olursa olsun, evrende bir sürü dünya gibi gezegen var.

Onlarda canlılık neden ortaya çıkmasın? Hem yalnız dünyada ortaya çıkmış olsa bile, bu ne ifade eder?

Dünyada ortaya çıkan yaşamın ilahi olduğunu mu? Yoksa sadece maddenin davranışlarından biri olduğunu mu?

Dünyada madde böyle davranıyorsa, evren canlıdır. Ve canlılık maddenin geniş bir yelpaze oluşturan davranışlarından biridir.

Elbette insan ve diger canli organizmalar aynen dogada da varlar... Ama bir kayada da molekuller ve atomlar ayni fiziki kanunlarla varlar : kaya canli mi ?

Hayat, fizik-kimya kanunlari ile istatistiksel olarak ortaya çikan kimi organizmalarin, çevreye ragmen, özerk bir sistem ve organizma sekli olusup, içindeki metabolizmayi ve enerji tasarufunu dengede tutabilmesidir.

Ancak, insan ile kaya arasinda, memeliler, surungebler, ... , tek hucreli organizma, minimum metabolizmali bir organizma, replike olabilen karmasik molekul, molekuller, atomlar, kuarkler, kuantum vakumu, enformasyon ... arasinda kesin bir kopus yoktur. Tipki koyu siyahdan açik beyaza geçiste butun tonlarin olabildigi gibi tipki. Ama bu yoldan çikip insan ile evren ayni temelden ve ayni kanunlarda geliyor, o halde evren de canli demek, insan ile kaya ayni sistemin etkileri, o zaman kaya da ingilizce ögrenebilir demekten çok farkli sayilir mi ? :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

canlı sistemler düzenli çalışan sistemlerdir.cansız sistemler ise düzensiz sistemlerdir.

cansız sistemlerde geri besleme(feedback) yoktur.Çevreden gelen uyarılara tepkileri pasiftir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Entropi bir doğa yasası. Bilinçle ilgisi yok.

Bilinç insanda var diyelim.

İnsanı oluşturan bütün atom ve moleküller doğada var.

Ayrıca insanı oluşturan atom ve moleküllerin insanı canlı yapacak özellikleri yok.

Onların ayrıca insanda canlılık kazanma özellikleri yok.

Cansız bir varlıkta nasıl davranıyorlarsa, insanda da öyle davranıyorlar.

İnsan canlı mı? O halde doğa da canlı. Ya manifest canlı, ya da potansiyel canlı.

Evrenin bir kısmının canlı olması evreni ne yapar?

Canlılığı evrenin yalnız bir kısmı için kabul eden aslında neyi kabul etmiş oluyor?

Canlıyı oluşturan elementleri düşünün. Biri hariç hepsinin kaynağı yıldızlar. İstisna olanı Hidrojen ve o da Big Bang sırasında oluşmuş.

Dünyanın ne özelliği var? Dünyanın ne özelliği olursa olsun, evrende bir sürü dünya gibi gezegen var.

Onlarda canlılık neden ortaya çıkmasın? Hem yalnız dünyada ortaya çıkmış olsa bile, bu ne ifade eder?

Dünyada ortaya çıkan yaşamın ilahi olduğunu mu? Yoksa sadece maddenin davranışlarından biri olduğunu mu?

Dünyada madde böyle davranıyorsa, evren canlıdır. Ve canlılık maddenin geniş bir yelpaze oluşturan davranışlarından biridir.

Entropinin de dahil olduğu fizik ( Doğa ) yasaları evrenin her yerinde geçerli ise, bunu bir " Bilinç " olarak değerlendirip, "evren canlıdır" diyemez miyiz ?

Not : Umarım saçmalamıyorum dur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Entropinin de dahil olduğu fizik ( Doğa ) yasaları evrenin her yerinde geçerli ise, bunu bir " Bilinç " olarak değerlendirip, "evren canlıdır" diyemez miyiz ?

Not : Umarım saçmalamıyorum dur.

Bu düşünce iyi de biraz sorunlu. Fizik yasalarının tanrısal bir bilinç olduğu şeklinde bir anlam çıkıyor bu düşünceden.

Ve bu düşünce fizik yasalarını maddeden soyutluyor. Fizik yasaları madde dışı ve üstü nitelikler kazanıyor.

Evrenin canlı olduğunu kurgulamak için öyle derin düşünmeye falan gerek yok. İnsanın bilincinin kaynağı evrense, bilinç ve canlılık evrende var. Onlar evrende maddenin davranış şekillerinden biri. Canlılık zaten maddenin davranış özelliğindan başka birşey değil. Canlı ile cansız arasındaki tek fark, onların davranışlarında..

Evrenle biz alt tarafı aynı maddeden oluşmuş varlıklarız. Konu sanıldığından çok daha basit. Felsefeye kaçınca dağılıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Elbette insan ve diger canli organizmalar aynen dogada da varlar... Ama bir kayada da molekuller ve atomlar ayni fiziki kanunlarla varlar : kaya canli mi ?

Hayat, fizik-kimya kanunlari ile istatistiksel olarak ortaya çikan kimi organizmalarin, çevreye ragmen, özerk bir sistem ve organizma sekli olusup, içindeki metabolizmayi ve enerji tasarufunu dengede tutabilmesidir.

Ancak, insan ile kaya arasinda, memeliler, surungebler, ... , tek hucreli organizma, minimum metabolizmali bir organizma, replike olabilen karmasik molekul, molekuller, atomlar, kuarkler, kuantum vakumu, enformasyon ... arasinda kesin bir kopus yoktur. Tipki koyu siyahdan açik beyaza geçiste butun tonlarin olabildigi gibi tipki. Ama bu yoldan çikip insan ile evren ayni temelden ve ayni kanunlarda geliyor, o halde evren de canli demek, insan ile kaya ayni sistemin etkileri, o zaman kaya da ingilizce ögrenebilir demekten çok farkli sayilir mi ? :)

Kaya da İngilizce öğrenebilir elbette. Sen öğreniyorsun ya... Alt tarfı bu zekanla kayadan farkın yok.

Canlılığı yüceltirsen ve ilahi bir nitelik yaparsan, burnunun ucundaki gerçekleri görmezden gelirsin.

Canlılık alt tarafı maddenin davranış örneklerinden birisidir.. Hepsi o kadar.

Fiziko-kimyasal olarak madde canlıda çok özel davranışlar sergilemiyor. Cansızda nasıl davranıyorsa, canlıda da öyle davranıyor.

Eğer canlıda farklı davransaydı, ona can veren doğa üstü bir kuvvet var olurdu.

Sen farkında olmadan öyle bir kuvvetin varlığını kurguluyorsun.

Öyle bir kuvvet yoksa, ki bilim olmadığını savunuyor, kaya ile senin ve benim aramızda fiziksel hiçbir fark olmamalıdır.

Tek fark davranışlarımızda olmalıdır. Kaya olduğu yerde duruyor ve biz ona bir tekme atabiliyoruz.

Burada hayranlık duyulacak şey canlı gibi davranmak ise, önce onun gerçek doğasını bilmemiz gerekiyor.

Sen bu doğanın ilahi olduğunu ihsas ediyor ve sorunu basite indirgiyorsun. Öyle demesen bile yazdıklarından öyle bir anlam çıkıyor.

Biz ise canlılığın maddenin ekstrem davranışarından biri olduğunu savunuyor ve kendiliğinden ortaya çıkan bu duruma hayranlığımızı belirtiyoruz.

Senin hayranlığın ilahi boyutlarda.. Bizimki ise bilimsel..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Karasineğe, elektronun neden proton etrafında döndüğünü sorsak acaba bize ne anlatırdı?

Oda ısısının, seğirtmek için en uygun olduğu hacimde, dairesel yörüngeler çizerek uçuşan karasineklerin davranışı, geçici ve sınırlı bir habitat oluşturur. Bu dairesel uçuşun tüm çaplarının 3 boyutlu örüntüsü de habitatın çeperidir. Tabii geçici bir tutumdur. Bu davranışı atom düzeyine indirgediğimizde, elektronu karasineğe, (hangisinin diğerinden ilham aldığını - oluş sırasını gözetmeden konuşuyorum) seğirtmeye uygun oda ısısı hacmini de protona, daha doğrusu protonun etkileşim sınırına benzetiyorum. Karasineğin seğirtmesi için ihtiyaç duyduğu ortamın sınırlarının genişlediğini, odanın tamamına yayıldığını hayal ettiğimde ise, karasineğin davranışları, daha çeşitli yörüngeleri izlemeye başlıyor. Eksik ve yanlış olmasın, karasineğin salt çevresel ortama tepki üreten makine olmadığını biliyoruz. Çevreyle etkileşim içinde... Karasinek duruşu / tavrı / tutumu geliştirmiş bir oluş.. Sabit olmayan fakat her aşamasında tutarlı bir tavır...

Oluş tavrının bir biçimi olarak karasinek türünün yok olduğunu varsayalım. Bu bir yok olmadan ziyade, göçtür. Oluşun nispeten üst bir biçiminin göçü, tavrın hükümsüzleşmesi... Nihai sonuç başkalaşımdır. Belki daha alt başlıklarda çözülme de diyebiliriz. Ona bir şans daha verirsek evrim kapısını da açabiliriz. Karasinek tür olarak ortadan kalkarken, karasinek potansiyeli, doğadaki varlığını sürdürür. Karasineği meydana getiren evrensel materyal eksilmemiştir. Oluş, her şekilde devam etmektedir. Olan biten tek şey, göçtür. Tabii göçün iç içe geçmiş sonsuz yörüngelere sahip olduğunu unutmamak da gerekiyor. Belki tümünü izah etmek istediğimizde buna kısaca alışveriş diyebiliriz.

Elektronun proton etrafındaki yörüngesini, karasinek örneğindeki gibi kendisi için mümkün olan en uygun seğirtme ortamı olarak kabul ettiğimde, bu yörüngenin değişimi veya terk edilmesi göçün izah bulduğu anlardan biridir. Oluşun en uygun seğirtme ortamı için verilen hükümde hangi tarafın ağır bastığını bilmiyorum. Yani tüm oluşların yarattığı, tek kolektif tutumun alt katmanlara doğru emirler yağdırdığını veya oluşların kaotik toplamının yerel mahkemelerlerle nizam bulduğunu söyleyemem. Buna karşın girebileceğimiz en küçük çapta, zannediyorum kolektif izler daha az saptanıyor. Ya da kolektif izlerin temsilcisi olan yerel mahkemelere denetim verilmiştir. Yani evrenin her bileşenin bir alt evren oluşturduğunu iddia etmek için yeterli ortam oluşuyor gibi.Ya da belki de bilinç düzeyindeki her şey, neyi nasıl gözlemleyebildiğimizden ibarettir. Gerçi böyle geçiştirirsek kendimize haksızlık etmiş oluruz. En azından elimizdeki sabitleri, sabit olmayana dek denetliyoruz.

Sözü fazla uzattım ama madem ille de evren canlı mıdır diye ısrarlı bir soru soracağız ve bu sorunun "evet" cevabı varsa, "evet"i nerede bulabileceğimizi anlamaya çalışıyorum. "Can"ı, "oluş tavrının çeşitli aşamaları" biçiminde en geniş zemine yayıp (klasik / genel kabul görmüş algının taşlaştırdığı çeperinden çıkarmaya çalışıp) oluşun kendisinin veya bileşenlerinin göçünü de "canlılık" olarak izah ettiğimde, sanırım evreni canlı kabul etmeye hazırım. Ancak bu algıyı üretirken safra atmam lazım. Çünkü algıyı üretirken kötü bir alışkanlığımı yanımda taşırsam endişesi taşıyorum. Kitle zekası düşünmeyi değil, algısı basit ve önceki bilgiyi pekiştiren hazır sonuçları sever... Tanrı sapağından bahsediyorum.

Buradan acele ve daha çok şiirimsi bir tad çıkabilir. Bu şiirimsi tadı maddeler halinde sıralarsam

- Önce ateş vardı

- Varlığının farkına vardığı an yalnız olduğunu hissetti

- Varlığı, ilahi yalnızlığı tarafından ezildiğiyoruldu ve gözlerini kapadı...

- Gözünü kapadığında ise karanlığa aşık oldu

- Kendini kör etti

- Ona ulaşmak için ortalığı yangın yerine çevirdi

- Ateş ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın karanlık hep aynı mesafedeydi

- O gün bugündür ateşin karanlığa olan "sonsuz aşk"ını tamamlaması için çevirdiği türlü numaralar bizim gibi sefil bilinç parçacıklarına varana dek ortamı şenlendirdi

- Ya bunların sebebi karanlıksa?

Bu hikaye bana karanlığı dişil hissetiriyor...

Yani evrenin, "Bana helyum lazım bunun için önce hidrojeni imal edip ardından da mümkün olduğunca çoğunu bir araya getirerek, kendi haline bırakayım" türünden, "ihtivamın eşit örgüsünden bir ip çekeyim" diyerek işe koyulduğunu yani işin başında bilincin olduğunu sanmıyorum. Bilincin hangi aşamada oluştuğunu, çeşitlerinin neler olabileceğini, göç'e hangi aşamalarda nasıl hükmettiğini bilmiyorum ama mümkün olan en mekanik düzeye indirgemeden, algıları revize etmeden hatta sıfırlamadan doğru soruyu soracağımdan bile emin değilim...

Zeki Müren ola ki ekrana el salladığı zaman üzerime alınmalı mıyım?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Laf kalabalık bile olsa söylenmek istenenler orada açık seçik duruyor... Yazdığınız cevap mesajım hakkında hiçbir şey ifade etmiyor.

Ne demek istediğini kısa bir paragrafla özetlesen de ondan hepimiz yararlansak..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu düşünce iyi de biraz sorunlu. Fizik yasalarının tanrısal bir bilinç olduğu şeklinde bir anlam çıkıyor bu düşünceden.

Ve bu düşünce fizik yasalarını maddeden soyutluyor. Fizik yasaları madde dışı ve üstü nitelikler kazanıyor.

Evrenin canlı olduğunu kurgulamak için öyle derin düşünmeye falan gerek yok. İnsanın bilincinin kaynağı evrense, bilinç ve canlılık evrende var. Onlar evrende maddenin davranış şekillerinden biri. Canlılık zaten maddenin davranış özelliğindan başka birşey değil. Canlı ile cansız arasındaki tek fark, onların davranışlarında..

Evrenle biz alt tarafı aynı maddeden oluşmuş varlıklarız. Konu sanıldığından çok daha basit. Felsefeye kaçınca dağılıyor.

Bir materyalist olarak düşüncem canlılık için maddeden başka bir şeye ihtiyaç olmadığına işaret etmekti. Ama sanırım becerememişim. İşin doğrusu aslında yazınızda koyulaştırdığım yer. Zaten siz de noktayı bu şekilde koymuşsunuz ki aynen katılıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×