Jump to content
haci

EVREN CANLI MIDIR?

Recommended Posts

Maddeler halinde sıralayayım ama önce bazı hatırlatmalar yapmak durumundayım.

- Herkes adına talepte bulunmak çok tehlikeli ve iddialı bir iştir. Hani benim için anlaşılır değilse diğerleri için de değildir iması barındırır.

- Bendeniz en kısasından en uzununa, burada farklı başlıklar altında gezerken bazen bir cümleyi birden fazla kez okur, kullanılan bazı kavramlar için sözlüğe başvururum. Ne bilirsem bileyim - ne iddia edersem edeyim, öğrenmeye muhtacım ve bu da öğrenmek için şarttır.

- Sırf senin için özet yapıyorum diğerlerinin üzerine alınmasına gerek yok ki özetlemem önceki mesajıma hakaret olacak...

- Bir fikir, sadece üretenle değil onu inceleyen diğeriyle de nihayetine kavuşur ki inceleyen kişinin üretilen fikri geçersizleştirmesinin veya değersizleştirmesinin bilimsel yöntemi "bekleme yapma kısa geç" değildir.

Neyse...

1- Yukarılarda düşünen köle rumuzlu kullanıcıyla aranızda geçen bir dialog'da canlılık tanımının yapılamadığı - güçlüğü hakkında ortak fikir sahibi idin... Ben de salt düşünsel olarak bu kavramı (canlılık) yeniden inşa ederek, algısı - hazmı kolay biçimde evrenin tamamını nasıl kapsayabileceğini sorguladım. Kavramın zaten sorunlu olması, kapsamının tarihten bugüne kadar sürekli organik madde davranışından bahsetmesi, kavramın yeniden inşasını kolay bir iş kılmıyor. "Kısa geç"ince olup bitmiyor. Fikir, sahibine bile yabancı olursa patron istediği kadar acele et desin yemiyor... Patron...

2- Canlılık kavramının evreni kapsayabilmesi için, evrenin tüm katman davranışlarını (seğirtmek) asgari zeminde toplamam gerektiğini fark ettim. Bunun için salt "oluş"u bir yapı taşı olarak uygun gördüm. Oluş'a hareket kazandırmak için ise (devinim - davranış - seğirtme, bunu spermin yumurta duvarını delmesinden protonun elektron kaybetmesine kadar sonsuz farklı biçimde hayal edebilirsin) "oluş göçü" (Tek yönlü olmadığının - sonsuz çeşitlilikte yörünge sahibi olacağının farkındalığıyla) ve nihayetinde farklılaşmış türleri, (ve şu an aklıma geldi: uzmanlaşmış) "oluş tutumları" olarak genelledim. Bunu yapmadan önce de bu kavramlara nasıl ulaştığımı - ilham veren birkaç örnekle izah etmeye çalıştım.

3- Evreni sonsuz sayıda "oluş tutumları" ile canlandırdığımaya hazırım dedim ve yola ancak koyuldum ama, bu tutumların hükmünün kaynağı nedir ve bilinç hangi aşamada karşımıza çıkar soruları karşıma çıkacaktı ki cevaplarını verecek düzeyde olmadığımı belirtip yine de aklımı gıdıklamak için biraz mizahtan faydalandım... Evrensel bir merkezi bir yönetim veya yerel yönetimlerin ağır bastığı merkezi bir yönetim gibi midir bilmiyorum dedim. Merkezi yönetimin izlerinin incelenen ölçek ufaldıkça daha az izler taşıdığını hatırlayıp, "görecelidir" türünden bir kestirme yola başvurdum...

4- Canlılık ve bilinç eş zamanlı anıldığından, tanrı sapağı tehlikesini anımsattım ve kesinlikle evren ne kadar canlı olursa olsun, bir şeyler planladığına inanmıyorum dedim. Hele ki oluş ve onun tutumlarından önce bir planın yani bilincin "ilk" olarak konumlanmasının hem amuda kalkmış hem de tehlikeli olduğunu söyledim. Bilincin olması için önce oluş'un gerçekleşmesi gerekir demeye bile ihtiyaç duymadım.

5- Mizah aklı gıdıklar ve konuyu "Zeki Müren bizi de görecek mi?" veya "Zeki Müren ekrana el sallasa üstüme alınmalı mıyım?" gibi esprilerle tanrısına ulaşmak isteyen varsa mavra yapayım dedim. Şiirimsi tat ise tanrı sapağı hakkında uzun bir sıfattan ibaretti.

Kısacası ben burada sevgiyi anlattım...

Şunu da belirtmem lazım. Forumla çok geç tanıştığım için kendime kızmıştım. Büyük bir iştahla konuları geziyorum. Beni hem kızdıran hem de üzen bir şey gözlemledim bu kısa maceramda... Dünya, bilginin ve dolayısıyla insanın sömürüldüğü, din ile lanetlenmiş bir yerken, % bilmem kaçı islamı benimsemiş yurdum topraklarında böyle bir ortam bulduğum için ne kadar sevinsem de, görebildiğim kadarıyla bazı üyelere laf sokuşturulması hoşuma gitmiyor. Kalkıp bir üyeye "Taş ingilizce öğrenebilir hatta sen bile öğrenebilirsin" denmesi, Peşin hükümlü agresif mesaja "okuma özürlü değilsen orada yazmıştım" denmesi hoş değil. Hastasına yabancılaşmış doktor durumumudur bilemem ama ben bu kadar kıymetli bir mekanın, hakaret dışındaki her tutuma anlayış göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Ha bu arada siteye içeriden saldırı vardır burada evrim - yaratılış gibi konularda ibreyi yalana dolana çekmeye çalışan maaşlı adam vardır olabilir. Çünkü daha google aramasında bile "aradığınız site bu olmasın ateizmvedin.com" deyip alakasız bir yere yönlendirme yapılıyor. Hani o maaşlı personel tespit edilmiştir nefes aldırılmıyordur vs... bilemem ama yalan - yanlış bir şeyi paylaşan insana laf sokmadan da izah yapılır en kötü sırf antipatik olmamak için muhatap alınmaz. Yönetim "İşimi nasıl yapacağımı ben bilirim" diyorsa da paşa gönlü hoş olsun benim biletimi de kessin...

Umuyorum bu mesajın şahsını ilgilendiren yanları dışında, konuyla ilgili kısmını da değerlendirirsin. Bilime ve sana göre yanlışı - eksiği - doğrusu varsa bana anlatırsın...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bence de canlıdır,

O kadar evrime destek oluyor.

Evren canlı ama nedeni bu değil.

Evren canlı, çünkü canlılık ilahi bir olgu değil.

Canlılık maddenin davranış biçimlerinden birisi.

Evren canlı olmasaydı, evrende ortaya çıkan canlılık maddenin diğer davranışarından çok farklı bir dizi davranışların sonucu ortaya çıkardı.

Oysa biliyoruz ki madde canlıda ve cansızda aynı davranış biçimlerini tekrarlıyor.

Evreni canlı kabul etmeyen, canlılığı çok özel ve ilahi kabul eden bir görüşü savunmak zorunda.

Bu yanlış. Çünkü madde canlıda özel davranışlar sergilemiyor..

Evrenin canlı veya cansız olması sizin kararınız terkedilmiş değildir. Cansız seçeneğini seçemezsiniz. Birazı canlı birazı cansız seçeneği de geçersizdir. Bu biraz hamile olmaya benzer.

Evrende canlılar varsa eğer, o evren canlıdır. Çünkü canlılık büyü değildir. İlahi değildir. Sihir değildir. Mucize değildir.

Maddenin olağan davranış biçimlerinden biridir.

Bu konuyu tartışmak isteyen bu hususları da dikkate almalı ve savını onlar muvacehesinde savunmalıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bence ne evren nede canlı diye tabir edilenler canlıdır.Canlı kavramının yeni ortaya çıkmadığını düşünürsek bu kavramı ilk ortaya atanlar canlıların irade sahibi olduğunu ve diğer maddelerden farklı özelliklerinin olduğunu sanmış olmalı.Bu tanıma hiçbir organizma uymuyor,insanlarda dahil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bence ne evren nede canlı diye tabir edilenler canlıdır.Canlı kavramının yeni ortaya çıkmadığını düşünürsek bu kavramı ilk ortaya atanlar canlıların irade sahibi olduğunu ve diğer maddelerden farklı özelliklerinin olduğunu sanmış olmalı.Bu tanıma hiçbir organizma uymuyor,insanlarda dahil.

Doğru bir yaklaşım. Katılıyorum. Canlı deyiminin yanlış kullanıldığını düşünüyorum ben de..Önemli olan canlılığın maddenin davranış biçimlerinden biri olmasıdır. Canlıyı canlı deyimini kullanmadan tanımlamaya çalışmalıyız. Ben buna çalışıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Stephen Hawking demiştirki evren=tanrıdır yani evren tanrının vücududur.Her bir zerrede o vardır.Ben evrenin singularity yani tekillikten doğduğunu düşünüyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Stephen Hawking demiştirki evren=tanrıdır yani evren tanrının vücududur.Her bir zerrede o vardır.Ben evrenin singularity yani tekillikten doğduğunu düşünüyorum.

Stephen Hawking'in böyle bir iddiası olduğunu sanmıyorum. Onun görüşleri ile bağdaşmıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Haci bey doğa işlemiyormu işlemeyen bir dünya modelimi düşünüyoruz.

İşlemek ne demek? Açıklar mısın? Doğa yapacaklarını yapıyor. Ne yapıyorsa..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

"Canlı" olarak nitelendirdiğimiz şeyler bu varoluşun birer ürünü, hatta ürünü olmaktan ziyade varoluşun aynı zamanda kendisi olduğu için varoluş ya da evren canlıdır dememizde bir sakınca yok bence. Tabi burada dikkat etmek gerekir ki yukarıda haci'nin de belirttiği üzere canlılığa ilahi anlamlar yüklemek yersiz olur kanaatindeyim. Bana öyle geliyor ki tıpkı canlılık gibi bilinç de varlığın/maddenin davranış şekillerinden birisi ve bizim gördüğümüz kadarıyla canlılıkla beraber gelişiyor. Bu kavramların varlığa sonradan dış etkilerle yüklenen özellikler olduğunu düşünmüyorum bu özellikle varlıkta kendiliğinden var.

Bildiğimiz kadarıyla madde yok olmaz, sadece enerjiye ya da benzeri formlara dönüşür... Yani varlık hiçbir zaman "hiç" olmaz. Bu da demek oluyor ki varlık ezelidir. Üstüne bir de varlıkta kendiliğinden canlılık ve bilinç dediğimiz kavramlar var diyorum. Evet biraz panteist vari bir yaklaşım oldu farkındayım. Şahsen epeydir bir şeyleri tanrı olarak nitelendirme ihtiyacı hissetmiyorum ama ille de bir şeylere tanrı demem gerekseydi bu yine varoluşun kendisi olurdu...

Bu arda canlılık ve bilinç demişken hep aklıma takılır şu mesele:

Oldukça gelişmiş bir yapay zekaya sahip robot yaptığımızı düşünelim. Bu robot kendi enerjisini sağlayabilsin, kendi kendisi onarabilsin, düşünebilsin, sorgulayabilsin vs...

Şimdi bizim bu robota canlı, bilinçli, iradeli gibi sıfatlar yüklememiz doğru mu olur yanlış mı? bu kavramlar tür olarak bizim yanılsamalarımız mı yoksa?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Suyun bulunması canlılığa kanıt mı?

İkide bir filanca yıldızın filanca gezegeninde ya da uydusunda su bulundu iddialarinda bulunuluyor.

Tersinime göre Güneş sistemimizde Merkür'ün belirli bir bölümünde, en yaşlı gezegen olan Mars'ın derinliklerinde sıvı halde suyun bulunduğu kesindir.

Fakat bunlar milyarlarca yıllardan beri belirli bir yerde duran durgun sulardır.

Sirkülasyon yoluyla temizlenmemiş olduklarından su özelliklerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir.

Çok geniş bir korunma savunma bağışıklık ve çevreye uyum meziyetlerine sahip olan bazı bakteri türleri bu sularda bulunabilir mi?

Bu tür bakterilerin bulunması canlılığın rastlantılarla oluştuğunun kanıtı olur mu?

Tarafsız bilim buna hayır diyor.

Nedeni ise en basit canlının bile rastlantılarla oluşmasının imkansız x imkansız x imkansız olması.

Ateistlerimiz boşuna ümitlenmesinler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Suyun bulunması canlılığa kanıt mı?

İkide bir filanca yıldızın filanca gezegeninde ya da uydusunda su bulundu iddialarinda bulunuluyor.

Tersinime göre Güneş sistemimizde Merkür'ün belirli bir bölümünde, en yaşlı gezegen olan Mars'ın derinliklerinde sıvı halde suyun bulunduğu kesindir.

Fakat bunlar milyarlarca yıllardan beri belirli bir yerde duran durgun sulardır.

Sirkülasyon yoluyla temizlenmemiş olduklarından su özelliklerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir.

Çok geniş bir korunma savunma bağışıklık ve çevreye uyum meziyetlerine sahip olan bazı bakteri türleri bu sularda bulunabilir mi?

Bu tür bakterilerin bulunması canlılığın rastlantılarla oluştuğunun kanıtı olur mu?

Tarafsız bilim buna hayır diyor.

Nedeni ise en basit canlının bile rastlantılarla oluşmasının imkansız x imkansız x imkansız olması.

Ateistlerimiz boşuna ümitlenmesinler.

Hadi ya, tarafsız bilim Allah var diyor demek... Bak bunu bilmiyordum.... Hatta bu tarafsız bilim(!) şimdi Muhammet'in peygamber filan olduğunu da söylüyordur kesin :)

Bu arada basit canlı nasıl oluyor, bana günümüzde yaşayan basit bir canlı söyleyebilir misin?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...