Jump to content
haci

CANLILIĞIN FİZİĞİ

Recommended Posts

İlgili yazıdan alıntı ;

" ...Bunların içinde en ilginç olanı prionlardır.

Viruslarda DNA veya RNA vardır ama prionlarda ikisi de yoktur.

Prionlar protein doğasında moleküllerdir. Ama deli dana hastalığından sorumludurlar.

İnsanlarda nadiren karşılaşılan Jacob Creutzfeld ve Kuru hastalıklarından da prionlar sorumludur... "

Konulara çok vakıf değilim ama aklıma şu sorular takılıyor.

Prionlar canlı hücreleri neden enfekte ediyorlar? Bu virüsler de olduğu gibi bir çoğalma çabası mı? Şayet öyle ise prionları evrim sürecinin neresine yerleştirebiliriz. Hücreli canlıların öncesine mi ? Sonrasına mı Yoksa bunlar hücreli yapılarda " Evrim kışkırtıcısı " rolü oynayan başka bir şey! mi?

tarihinde albastı tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Prionlar protein doğasında moleküllerdir.

Nöronlarda mevcut bazı proteinlerin hafifçe modifiye edilmiş şekilleridir.

Nörona girip orada mevcut kendilerine benzeyen proteinlere temas edince, onları kendilerine benzetmekte ve işlevlerini değiştirmektedirler.

Artık normal proteinler yapmaları gereken işlevleri yapamamakta ve hücre zamanla ölmektedir.

Prionların canlılığı sorunlu. Canlı varlıkları da madde olarak düşünürsek ve maddenin davranışlarının bir yelpaze oluşturduğunu kabul edersek, prionların varlığı anlam kazanıyor.

Proteinler ilk ortaya çıkan moleküller değillerdir. En son ortaya çıkan, doğaları protein olan, bulaşıcı moleküllerdir. İlginç olarak, doğada bitki aleminde yaygındırlar ve yararlı işlevleri vardır.

Aslında virusların, virusoidlerin ve viroidlerin de sonradan evrildiklerine inanılmaktadır.

Maddenin davranışları bir yelpaze oluşturuyorsa, prionlar en uçtadırlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sevgili hacı, bence de prionlara canlı denemez. çünkü bir canlı mutlaka kendini replike edebilmelidir.

mesela soba zehirlenmelerinde, kömürün yetersiz oksijenle yanması sonucu oluşan karbonmonoksit, hemoglobine CO2 ve O2'den daha güçlü bağlanır ve ayrılmaz. o zaman CO'da mı canlıdır diyeceğiz.

maddenin özgül doğasından kaynaklanıyor tabii. glikoptotein ve glikolipitler hücreye antijenik özellik kazandırıyor. ve mesela hormon hedef hücreye gidince birbirlerini tanıyorlar. yani buradan da protein canlıdır denemez.

hacı abi konuyla alakasız ama merak ettim.

şu 2014 yılında bir insanı dondursak..

insan türü yıllar ve yıllar geçerken varlığı devam etse ve etse,

o zamanki insan ile 2014'te dondurduğumuz insan ne kadar süre sonra artık çiftleşemez ve verimli döl üretemez. yani başka bir türe evrilmiş olur.

bunun belirleyen unsurlar nelerdir?

tarihinde ehl-i dünya tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sevgili hacı, bence de prionlara canlı denemez. çünkü bir canlı mutlaka kendini replike edebilmelidir.

mesela soba zehirlenmelerinde, kömürün yetersiz oksijenle yanması sonucu oluşan karbonmonoksit, hemoglobine CO2 ve O2'den daha güçlü bağlanır ve ayrılmaz. o zaman CO'da mı canlıdır diyeceğiz.

maddenin özgül doğasından kaynaklanıyor tabii. glikoptotein ve glikolipitler hücreye antijenik özellik kazandırıyor. ve mesela hormon hedef hücreye gidince birbirlerini tanıyorlar. yani buradan da protein canlıdır denemez.

hacı abi konuyla alakasız ama merak ettim.

şu 2014 yılında bir insanı dondursak..

insan türü yıllar ve yıllar geçerken varlığı devam etse ve etse,

o zamanki insan ile 2014'te dondurduğumuz insan ne kadar süre sonra artık çiftleşemez ve verimli döl üretemez. yani başka bir türe evrilmiş olur.

bunun belirleyen unsurlar nelerdir?

CO ile zehirlenme bulaşıcı değil. Yani CO ile zehirlenmiş birinden size CO geçerek sizi de hasta yapamaz.

Prion tek başına canlı değil ama hücre içine girince çoğalıyor ve hücreyi çeşili mekanizmalarla öldürüyor Bir prionla enfekte olan birisi sayısız insanı öldürebiliyor.

Çünkü prion girdiği hücre içinde çoğalabiliyor. Zehirlerin öyle bir etkisi yok.

Viruslar da RNA veya DNA içermelerine rağmen tek başına canlı değillerdir. Hücre içinde eksiklerini tamamlamakta ve canlılık kazanmaktadırlar.

Prionlar bulaşıcı ve öldürücü proteinlerdir. Canlı kabul edilirler.

Eğer ilerde insanın kromozom sayısı değişirse, 2014 yılında dondurulan insanla çiftleşemez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Memetic denilen bir dalda inceleniyorlar haci.

Bunlar da prion gibi, insandan insana yayılıyorlar. Ölüyorlar. Ama şarkı gibi, din gibi şeyler. Taklit ettiklerimiz.

Örneğin yılbaşı şarkısı. Milyonlarca insana bulaşmış bir mem. Veya dinler. Bir kuş türünün diğer bireylerden edindiği şarkı repertuarından da bahsediliyor.

Bunlar tam anlamıyla alışık olduğumuz canlılar değiller ama çok benziyorlar. Zihinden zihne yayılan taklit virüsleri. Çoğalıyorlar, besleniyorlar(insanlar tarafından), mutasyona uğruyorlar(değişiyorlar) , ortama ayak uyduruyorlar.

Fiziksel olarak yoklar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrenin elementer yapısı temel fiziksel ilkelere uyarak ve a priori olarak olarak ortaya çıkmıştır.

Canlı varlıkların elementer yapısı ise uzun bir evrimsel süreci izlemiş ve a posteriori olarak ortaya çıkmıştır.

Canlı maddenin ortaya çıkması için cansız maddenin oluşturduğu moleküler bir alt yapıya gereksinim vardır. Canlılık onun üzerinde inşa edilmiştir.

Cansız maddede izlenen ilke elementer ve moleküler yapıdır.

Canlı maddede ise izlenen ilke işlevselliktir. Fonksiyondur yani.

İlerde bu konuyu açacağız..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Canlı maddede ise izlenen ilke işlevselliktir. Fonksiyondur yani.

Canlı böyle de tanımlanabilir. Çevresindeki molekülleri kendi derişimlerine uygun bir şekilde tutmak. Kendi varlığını çoğalarak sürdürmek işlevi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

albastı prionlar nasıl etkiliyor insanı o halde bir bilgi birikintisi ise?

tarihinde DevilDriver tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dünya ağzına kadar biyomoleküllerle dolu olsaydı bir canlı hücresi oluşabilir miydi?

Bir yapının üreyip neslini devam ettirebilen bir canlı olarak nitelenebilmesi için üç temel özelliğii aynı anda ve eksiksiz sahip olma gerekliliği bu soruya hayır cevabını veriyor.

EVRİM HİPOTEZİ PEK ÇOK YÖNDEN YANLIŞTIR.

1. Her şeyden önce evrim pozitif bilimin gözlem ve deneylerle sınanma şartına uymaz.

2. Evrimcilerimiz evrimin çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğunu gerekçe göstererek bu yaşamsal sorunu çözmüş kabul ederler.

3. Zaman içinde canlılarda gözlenen değişimler evrim değil canlı gen havuzları dahilinde oluşmuş çeşitlenmelerdir.

4. Evrim her şeyden önce başta termodinamik, maddenin korunumu kanunları olmak üzere tüm doğal kanunlara, bu kanunlara dayanan mantıksal çıkarımlara ve ilkelere terstir

5. Her şeyden önce varlığını devam ettirebilen en basit, en ilkel canlıların dahi korunma, savunma, çevreye uyum - beslenme ve üreme sistem ve mekaniz-malarına en baştan eksiksiz sahip olması gerekliliğidir.

6. Bu özelliklerin her birinin düzen ve sistemler bütünlüğü oluşu rastlantılarla oluştu varsayımı en baştan geçersiz kılar.

7. Böyle bir oluşuma termodinamiğin ikinci kanunu engeldir.

8. Düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde ve kaçınılmaz olarak tersinime uğrarlar.

Tersinimin en büyük nedenlerinden birisi kontrolsüz enerji girişleridir.

Enerji girişlerinden ancak yararlanma sistem ve mekanizmalarına sahip canlılar faydalanabilirler. Diğerlerine zararlıdır.

9. Bu nedenle evrim hipotezinin enerji girişleri gelişmeye dolaysıyla evrime neden oldu iddiası geçersizdir.

10. Evrim olmazları olur imkansızları imkanlı yapan uzun zaman gerekçesine sığınırsa da zaman iddia edildiği kadar uzun değildir.

Dünyamızda ilk canlılığın görüldüğü zamandan bu güne (3,5 milyar yıl) yüz katrilyon saniye, kambriyen döneminden (500 milyon yıl) oniki katrilyon saniye ancak geçmiştir.

Orrta yapılı bir canlıda (örneğin bir insanda) iki yüz trilyona yakın kas sinir beyin kemik kan, kıkırdak vb. çeşit hücre bulunduğu göz önüne alınırsa zamanın kısalığı daha net anlaşılır..

11. Evrim hipotezi yanıtlayamadığı yüzlerce sorunun altında ezilmiştir.

12. Burada birkaç gerçeği hatırlatalım.

a)-Canlılarda türlerden türlere geçişin önünde aşılması mümkün olmayan biyolojik engeller vardır. Türlerden türlere geçiş imkansızdır.

B)-Dollo kuramına göre kullanılmayan, işlevsiz uzuvlar zamanla körelir ve hatta yok olur. Bu bir tersinimdir. Uzuvların kademeli oluşumu imkansızdır.

c)-Canlılar faydalıları seçmezler. Zararlılardan korunurlar.

d)-Tüm canlılar varlıklarını koruma telaş ve savaşındadır.

e)-Yaşam avantajlarını kaybeden canlılar elenirler. Bu bir doğal elenmedir. Doğal seleksiyon yanlıştır.

f)-Üreme canlı türlerinin yenilenme şeklidir.Canlılar bu yolla tersinim sonucu bozulan yapılarını yenilemeye çalışırlar.

g)-Dişiler genç ve sağlıklı olanları (yani güzelleri) seçerek ırklarını en iyi şekilde aktarımına çabalarlar.

h)-Canlılar zaman içinde değişirler ama bu değişim gen havuzu bilgileri dahilinde genelde az ya da çok NEGATİFTİR.

ı)-Gen havuzları dahilinde zaman içindeki değişimler çeşitlenme nedenidir.

i)-Irklar dar alanda çeşitlenme sonucu oluşur.

j)-Aynı türden olsalar bile hiçbir canlı tıpatıp birbirlerine benzemez. Eşeyli üreme canlıların inanılmaz sayıda çeşitlenmelerie olanak sağlar.

vb......

Evrim hipotez değildir, teoridir.

1. Lenski deneyi ve binlerce paleontolojik bulgu.

2. Evrim teorisi canlıların uzun süreçlerde evrildiğini söyler. İlgili iddia evrimcilerin değil doğrudan evrim teorisinindir. Ayrıca bu iddia mantığın kaçınılmaz sonucudur.

3. Bahsedilen zamanı yüzlerce kat genişletirseniz çeşitlenmedeki birikimin canlıları türleşmeye ittiğini görebilirsiniz.

4. Neymiş bu ilkeler ?

5. Evrim teorisi en baş ile ilgilenmez. Yine de abiyogenezle rahatlıkla açıklanabilir. Gerekçeleri tek tek inceleyelim:

a. Korunma

Neyden korunma ? Ortamda henüz başka bir canlı yok, varsa bile bu canlılar da son derece ilkel olacağından henüz birbirlerini savaşarak eleme imkanları yok.

Ortamdan korunma çevreye uyum olarak belirtilmiş zaten.

b. Savunma

Bkz: a

c. Çevreye Uyum

Oluşan ilk canlı zaten çevreye uyumlu olmak zorundadır. Zira çevreye uyumlu olmasaydı o çevrede oluşamazdı. Hidrotermal bacaların etrafı bu ilkel canlılar için son derece uyumludur.

d. Beslenme

İlk canlı besinlerini difüzyon yoluyla alıyordu. Difüzyon canlılığın bir özelliği değil, maddenin bir özelliğidir. Çok yoğun ortamdaki besin, az yoğun ortama kendiliğinden hareket eder. Solunum organlarında gazın alışverişinde olduğu gibi...

e. Üreme

Üremenin ilkel versiyonu, genişleyen yağ kabarcıkları artık gerilime dayanamayıp ikiye bölünür. Genetik materyalle üreme dönemi için üremenin evrimini araştırın. Koca bir konuyu buraya taşıyamam.

6. Böyle bir varsayım yok.

7. Nasıl ?

8. Doğru ancak bahsedilen yapı kendi düzenliliğini koruyacak şekilde enerji sarf etmiyorsa geçerlidir. Bir canlı enerji giriş çıkışını, solunum olayıyla kontrol eder ve düzenliliğini korur.

9. Böyle bir iddia yok.

10. Saçmalık. Zaman evrim için yeterlidir. Evrim için sabit bir zaman birimi yoktur. Canlılar 1 milyar yılda da türleşebilir, 1 milyon yılda da.

11. Hangi sorularmış onlar ?

12.

a. Öyle bir engel yok.

b. İlgili hipotezin, uzuvların gelişimiyle hiçbir alakası yok. Ayrıca hipotezle ilgili açıklama yanlış. Dollo hipotezi zaten yanlıştır ve yazılan şeyi iddia etmez.

İfade dollo hipotezine ait olmasa da açıklayayım; kullanılmayan organların körelmesiyle, uzuvların gelişiminin bir alakası yok. Uzuvlar gelişirken her zaman bir görevi üstlenmiştir. Dolayısıyla işe yaramayan organ körelir yasasının kapsama alanı dışındadır :)

c. Canlılar bir seçim yapmaz. Ayrıca ne anlatılmak istenmiş net değil. Laf olsun torba dolsun ?

d. Eee ? Evrimle ters düşen yanı ? Bu evrimi yanlışlamaz, doğrular :D

e. Doğal elenme ile doğal seleksiyon aynı şeydir. Kelime oyunu yapmayıın.

f. Ona üreme değil rejenerasyon denir. Bu ifadeye göre senin doğumun ailenin bozulan yapılarını onarmış öyle mi ? Ayrıca hücresel boyutta bozulan yapıların onarımını sağlayamaz üreme. İnsanların vücut hücreleri mitoz bölünme geçirerek ürer, çoğalır. Bu sayede organizmanın bozulan yapılarının yerine yenisi üremiş olur. Sonuçta vücut hücrelerin onarılmamış, üremiş ancak dokun onarılmış olur. Tüm bunlar bir yana, iddianız evrimin neresiyle ters düşüyor anlamadım. Bir başka laf olsun torba dolsun mu bu da?

g. EVET. Dalga mı geçiyorsun :D Tebrik ederim, biraz önce evrimin bir mekanizması olan cinsel seçilimi açıkladın.

h. Yanlış. Genelde etkisiz, nadiren negatiftir. Etkisiz mutasyonların birikimiyle yararlı ya da yararsız genler meydana gelir.

ı. Açıklamıştık zaten.

i. ne

j. EVET. Tebrikler evrimin temel kaynakları olan genetik varyasyonların canlıları ne denli değiştirebileceğini açıkladın.

Hadi cevapladım şimdi ne diyeceksin bakayım ? Ayrıca bu kopyayı en az 3 defa daha cevapladığımı hatırlıyorum. Bundan sonra arşiv yapıcam kendime, bu kopyayı sorarsa şunu yapıştır, onu sorarsa bunu yapıştır...

Evrim hakkında hiçbir bilgin yok değil mi :D O yüzden bunu direk kopyaladın sanırım. Yazan kişi bir b*k biliyor sanıp atladın hemen. Aferin sana. Ancak söyleyeyim sana, bu yazı total bullshit. İddiaların çoğu yanlış. Bir kısmı evrimi destekliyor. Geri kalanı anlamsız.

Evet beyler evrimi çürütüyorum. İşte evrime ters düşen gerçekler:

1. Dünya güneşin etrafında dönüyor.

2. Canlıların besine ihtiyacı vardır.

3. Doğada en kötü olanlar elenir böylece en iyiler nesillerini devam ettirebilir.

4. Newton'ın yerçekimi yasasına göre F = G.m1.m2/d^2

5. Termodinamiğin 4. kanununa göre evrim imkansızdır.

-0. Isıl denge

-1. Enerji korunumu

-2. Entropi

-3. Mutlak sıfır

-4. Tahta

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Organik maddeler,canlı kökenli ve içinde karbon bulunan kimyasallardır. Karbonhidrat, protein ve bunların parçaları ile türevlerinden oluşur.Organik maddeler, inorganik kimyasalların canlı vücudu içinde sentezlenmesiyle üretilmiş, büyük boyda moleküllerdir.Örneğin, Topraktaki organik maddeler, toprağın üretkenliğini, su tutma özelliklerini etkiler. Bazı mikroorganizmalar için enerji kaynağı görevini görürler. Dünya ekosisteminde tüm organik moleküllerin temel çatısı karbon atomlarıdır. İnsandan virüslere kadar pek çok canlıda karbon atomlarından oluşan benzer zincir ve halkalar vardır.

Ekosistemde ve çok çeşitli canlıların vücudunda bulunan üç kimyasalın hayati önemi vardır. Bu kimyasallar, karbon, oksijen ve hidrojendir. Yeryüzündeki canlıların büyük bölümünün vücudunda bu kimyasallar bulunur. Karbonhidrat, protein ve yağlar ise bu üç inorganik maddenin canlılarda değişik şekilde bir araya konulmasıyla ortaya çıkar. Ayrıca bu üç kimyasal, su, havadaki oksijen ve karbondioksit olarak da ekosistemde mevcuttur. Doku oluşumu için bolca alınması gereken diğer inorganik kimyasallar ise azot, fosfor ve potasyumdur. Azot, vücuttaki proteinler sentezlenmesinde, Fosfor, hücre içi enerji akımının sağlanmasında, gereklidir. Diğer önemli inorganik maddeler ise kalsiyum, magnezyum ve kükürttür. Kalsiyum, tüm omurgalı hayvanların iskelet yapısının temelini oluştururken, Magnezyum, klorofil için gereklidir. Kükürt ise, çeşitli biyokimyasal işlemler için vücuda gereklidir. Bazı az miktarda bulunan kimyasallar ise demir, çinko, bakır, sodyum, kobalt v.s.dir Altın, civa gibi kimyasallar ise canlı vücudu için gerekli değildir. Cıva vücutta zehirlenme yapar. Altın ise vücuttan aynen çıkar ve bir fayda sağlamaz......(sonra devam ederim..)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Organik maddeler,canlı kökenli ve içinde karbon bulunan kimyasallardır.

 

Bu yanlış bir düşünce.  Canlılar olmadan da organik moleküller oluşabilir. Konuya hakim olmak için aşağıdaki başlığa bakmanızı tavsiye ediyorum.

http://haci-haci.typepad.com/maddenin_canli_davrani_se/17-uzay-ki̇myasi/

http://haci-haci.typepad.com/maddenin_canli_davrani_se/18-organi̇k-molekülleri̇n-kökeni̇/

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×