Jump to content
Ateistforum

Rahman süresinin komikliği...


Recommended Posts

Muhammed'in ne kadar kurnaz olduğu

Kuran muhammed tarafından yazılmamıştır. Kuran Mekke iktidarını ele geçirmek isteyen muhalif ekip tarafından öncekilerin masallarından yararlanılarak derlenmiştir.

Bunu bir kere kesinlikle bilmeniz lazım. Muhammed diye birinin var olduğu bile belli değil. Bu adam vardıysa kurnaz filan kesinlikle değildi. Kullanılmış atılmış bir zavallıydı. Aynı feto gibi... Usame gibi...

Din konusu le ilgiliyseniz, bir kere bu gerçeği bir kesinlikle anlamanız gerek.

Link to post
Sitelerde Paylaş

sağdan soldan videolar getirmiyorum sna

, 2. Rahmân Kur'an'ı öğretti.

3. İnsanı yarattı.

4. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

5. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

6. Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

8. Ölçüde haddi aşmayın.

9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

10. Allah yeri yaratıklar için var etti.

11. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

12. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

13. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

15. "Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.

16. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

17. O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

18. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

24. Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

25. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

28. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

29. Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

30. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

31. Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

32. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

34. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

35. Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

36. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

37. Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

38. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

39. İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.

40. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

41. Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

42. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

43. İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

44. Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

45. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

46. Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.

47. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

48. İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.

49. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

50. İçlerinde akan iki pınar vardır.

51. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

52. İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

53. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

54. Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

55. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

56. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.

57. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

58. Onlar sanki yakut ve mercandır.

59. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

60. İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.

61. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

62. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.

63. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

64. O iki cennet koyu yeşil renktedir.

65. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

66. İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.

67. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

68. İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

69. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

70. Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

71. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

72. Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.

73. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

74. Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

75. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

76. Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

77. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.

Hattâ bir adam سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ âyetini okudu. (semavat ve arz Allahı cc tesbih eder)

Dedi ki: "Bu âyetin hârika telakki edilen belâgatını göremiyorum.

" Ona denildi: "Sen dahi bu seyyah gibi o zamana git, orada dinle."

O da kendini Kur'andan evvel orada tahayyül ederken gördü ki:

Mevcudat-ı âlem perişan, karanlık, camid ve şuursuz ve vazifesiz olarak hâlî, hadsiz, hududsuz bir fezada;

kararsız, fâni bir dünyada bulunuyorlar.

Birden Kur'anın lisanından bu âyeti dinlerken gördü:

Bu âyet, kâinat üstünde, dünyanın yüzünde öyle bir perde açtı ve ışıklandırdı ki,

bu ezelî nutuk ve bu sermedî ferman asırlar sıralarında dizilen zîşuurlara ders verip gösteriyor ki;

bu kâinat bir câmi-i kebir hükmünde, başta semavat ve arz olarak umum mahlukatı hayatdarane zikir ve tesbihte

ve vazife başında cûş u huruşla mes'udane ve memnunane bir vaziyette bulunduruyor,

diye müşahede etti ve bu âyetin derece-i belâgatını zevkederek sair âyetleri buna kıyasla

Kur'anın zemzeme-i belâgatı arzın nısfını ve nev'-i beşerin humsunu istilâ ederek haşmet-i saltanatı

kemal-i ihtiramla ondört asır bilâfasıla idame ettiğinin binler hikmetlerinden bir hikmetini anladı.

Asa-yı Musa ( 129 )

Link to post
Sitelerde Paylaş

Söylediğin şey kulaktan duyma ben sana ayetleri gerçek çevirilerini koyuyorum elmalıli hamdi

71 - (Resulüm!) De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi tâ kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?"

72 - De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?"

73 - Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz (gündüzün) ise O'nun lütuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.

kuranda kutuplar yok ve gece dinlenmek için yaratılmış....

Hattâ bir adam سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ âyetini okudu. (semavat ve arz Allahı cc tesbih eder)

Dedi ki: "Bu âyetin hârika telakki edilen belâgatını göremiyorum.

" Ona denildi: "Sen dahi bu seyyah gibi o zamana git, orada dinle."

O da kendini Kur'andan evvel orada tahayyül ederken gördü ki:

Mevcudat-ı âlem perişan, karanlık, camid ve şuursuz ve vazifesiz olarak hâlî, hadsiz, hududsuz bir fezada;

kararsız, fâni bir dünyada bulunuyorlar.

Birden Kur'anın lisanından bu âyeti dinlerken gördü:

Bu âyet, kâinat üstünde, dünyanın yüzünde öyle bir perde açtı ve ışıklandırdı ki,

bu ezelî nutuk ve bu sermedî ferman asırlar sıralarında dizilen zîşuurlara ders verip gösteriyor ki;

bu kâinat bir câmi-i kebir hükmünde, başta semavat ve arz olarak umum mahlukatı hayatdarane zikir ve tesbihte

ve vazife başında cûş u huruşla mes'udane ve memnunane bir vaziyette bulunduruyor,

diye müşahede etti ve bu âyetin derece-i belâgatını zevkederek sair âyetleri buna kıyasla

Kur'anın zemzeme-i belâgatı arzın nısfını ve nev'-i beşerin humsunu istilâ ederek haşmet-i saltanatı

kemal-i ihtiramla ondört asır bilâfasıla idame ettiğinin binler hikmetlerinden bir hikmetini anladı.

Asa-yı Musa ( 129 )

hadis konuşcaksak bende hadis konuşurum ki bu şekilde kulaktan duyma yalanlar olmaz.... ben sadece kanıtlara ve gerçeklere bakarim...

Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca dünyada depremler olur” (İbni Kesir, 2/29; 50/1).

Karga fasıktır” (Buhari 59/16; Hanbel 2/52).

“Allah, ahirette peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir” (Buhari 97/24, 10/129 ve 68. surenin tefsiri).

“Uğursuzluk üç şeydedir, at, ev ve kadın” (Buhari 76/53).

senden bişi isticem bana sait nursi şapşalinin risaliyesini kanit olarak gosterme....

1. Dünya savaşı sonrası sait nursi kastamonu konuşmasi...(padişah tarafından timarhaneya yatırılmıştir istanbulda)

*“birinci dünya savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir hristiyan ölmüşse şehit sayılır , ahirette mükafatı vardır.” (kastamonu lahikası,s.45)

hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “ya rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (kastamonu lahikası,s.45)

eali İslam Cemiyeti 16 Eylül 1919’da “İkdam” gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Milleti’ni, “Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye”, hatta “onlara karşı mücadele etmeye” çağırıyordu. Ve hatta bu bildiride, halktan Mustafa Kemal’in kellesi isteniyordu!

Bu bildirinin altında imzası bulunanlardan biri de Saidi Kürdi (Nursi) idi. İşte oldukça uzun olan bu bildiriden bazı bölümler:

“Ey Anadolu’nun masum ve mazlum ahalisi! (…) Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuva–yı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdane bir surette kaçarken, zavallı saf ve gafil ahali ve askerden cem ettikleri kuvvetleri düşmanla harbe tutuşturarak (...) yalanlar ve hilelerle savuşup kaçtılar. (…) Yazık bin kere yazık ki, gerek harb içinde, gerek mütarekeden sonra memleket bunların

fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için icab eden küçük fedakarlığı göze almıyor. Millet (...) hâlâ kendisini aldatan bu heriflere niçin diyemiyor ki, ‘Ey hainler, ey Allah’tan korkmayan ve Peygamberden haya etmeyen mahluklar, muharebe ettiniz, başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, şimdi niye tekrar, gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden kızdırarak üzerimize husumet ve gazaplarını davet ediyorsunuz?

İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Harpte mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin neticesine katlanarak telafisini sabr–u sükun ve akl–u tedbir dairesinde izale etmekten başka çare var mıdır? Düşünmüyor musunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz. Hem sizler ey yalancı ve deni şâkiler! (...) Kendinize ne hakla, ne yüzle Kuva–yı Milliye adını veriyorsunuz? Utanmaz hainler, artık yakamızı bırakın. Cenab–ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin üzerinize olsun.’

Şimdi sulh imzalandı Kuva–yı Milliye belasının tevlid ettiği mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt altına girdik. Devletler şimdi bize “Eğer Anadolu’da Kuva–yı Milliye isyanını bastırmazsanız İstanbul’u da elinizden alacağız” diyorlar.

Ey Anadolu’nun mazlum ve muhterem ahalisi!

Elinize aldığınız bu fetva–yı şerife göre, bu katil canavarları (Kuvvacıları kastediyor) daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz. (...) Allah’ını, Peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin...” Yani, “Ey ahali, savaşı kaybettiniz. Kaderinize razı olmak zorundasınız. Aman ha sakın İngilizleri ve Yunanları kızdırmayın. Uslu uslu gidip onlara teslim olun. Mücadele edecekseniz onlara karşı değil, Mustafa Kemal’e ve Kuvayı Milliyeciler’e karşı mücadele edin. Hatta Mustafa Kemal’in kellesini getirip İngilizlere ve Yunanlara teslim edin!”…

tarihinde mustafa2116 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Eğer bunlar arabın yâveleri ile kafayı bozup balataları kökünden sıyırmamışlarsa, ben de bir şey bilmiyorum! Bu örümceklenmiş kafalar toprağa girip yok olup gitmeden bu halk düze çıkamaz! Bu örümcekli araplaşmış kafalar bir ortadan kaybolup sesleri solukları bir kesilmeli! Bu arap düdükleri öttükçe sabah olmaz!

Sorun, bu öttürdükleri arap düdüklerini bazı saf gençlerin ellerine tutuşturmaları! Bu arap zurnalarını duymayacağımız bir günümüz olmayacak mı yahu? Bıktık bu arap zurnalarından ve yalellilerinden be!

Link to post
Sitelerde Paylaş

sait nursiye gore kuran ayet sayisi...

lan şu memleket muhitinde risaletü'n-nur'un sair risaleleri bulunmadığından ve ihtiyarsız olarak burada telif edildiğinden, ayetü'l-kübra gibi risalelerde, zahiri bir tekrar suretinde başka sözlerin ... ali (radıyAllahu anh) tarafından bu hususi risaleye verilen ayetü'l-kübra namının cifri ve ebcedi makamı olan 666 adedine ... nama liyakatını gösterir. hem ayat-ı kur'aniyenin adedi olan 6666'nın dört mertebesinden üç mertebesine tevafuku dahi, bu risalenin, ayatın bir lem'ası olduğuna bir işarettir

Halbuki ayet sayısı 6236’dır.

Risaleleri Kendisinin Yazmadığı, Allah Tarafından Yazdırıldığı Yalanı (bir kitabi allah yazdirirsa dininize gore o kişi peygamberdir.. çunku tanri sadece peygambere kitap gonderir...)

Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar

Evlenmemiş, sakal bırakmamış, cuma namazlarına gitmemiştir. Hatta İslam’ın beş şartından biri olan Hac farizesini de yerine getirmemiştir.

hayatindan ve okudurum kulliyesi ve risaliyesinden binlerce yalan getiririmm...

tarihinde mustafa2116 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Söylediğin şey kulaktan duyma ben sana ayetleri gerçek çevirilerini koyuyorum elmalıli hamdi

71 - (Resulüm!) De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi tâ kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?"

72 - De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?"

73 - Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz (gündüzün) ise O'nun lütuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.

kuranda kutuplar yok ve gece dinlenmek için yaratılmış....

senden bişi isticem bana sait nursi şapşalinin risaliyesini kanit olarak gosterme....

1. Dünya savaşı sonrası sait nursi kastamonu konuşmasi...(padişah tarafından timarhaneya yatırılmıştir istanbulda)

*“birinci dünya savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir hristiyan ölmüşse şehit sayılır , ahirette mükafatı vardır.” (kastamonu lahikası,s.45)

hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “ya rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (kastamonu lahikası,s.45)

eali İslam Cemiyeti 16 Eylül 1919’da “İkdam” gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Milleti’ni, “Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye”, hatta “onlara karşı mücadele etmeye” çağırıyordu. Ve hatta bu bildiride, halktan Mustafa Kemal’in kellesi isteniyordu!

Bu bildirinin altında imzası bulunanlardan biri de Saidi Kürdi (Nursi) idi. İşte oldukça uzun olan bu bildiriden bazı bölümler:

“Ey Anadolu’nun masum ve mazlum ahalisi! (…) Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuva–yı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden nâmerdane bir surette kaçarken, zavallı saf ve gafil ahali ve askerden cem ettikleri kuvvetleri düşmanla harbe tutuşturarak (...) yalanlar ve hilelerle savuşup kaçtılar. (…) Yazık bin kere yazık ki, gerek harb içinde, gerek mütarekeden sonra memleket bunların

fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için icab eden küçük fedakarlığı göze almıyor. Millet (...) hâlâ kendisini aldatan bu heriflere niçin diyemiyor ki, ‘Ey hainler, ey Allah’tan korkmayan ve Peygamberden haya etmeyen mahluklar, muharebe ettiniz, başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, şimdi niye tekrar, gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden kızdırarak üzerimize husumet ve gazaplarını davet ediyorsunuz?

İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Harpte mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin neticesine katlanarak telafisini sabr–u sükun ve akl–u tedbir dairesinde izale etmekten başka çare var mıdır? Düşünmüyor musunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz. Hem sizler ey yalancı ve deni şâkiler! (...) Kendinize ne hakla, ne yüzle Kuva–yı Milliye adını veriyorsunuz? Utanmaz hainler, artık yakamızı bırakın. Cenab–ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin üzerinize olsun.’

Şimdi sulh imzalandı Kuva–yı Milliye belasının tevlid ettiği mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt altına girdik. Devletler şimdi bize “Eğer Anadolu’da Kuva–yı Milliye isyanını bastırmazsanız İstanbul’u da elinizden alacağız” diyorlar.

Ey Anadolu’nun mazlum ve muhterem ahalisi!

Elinize aldığınız bu fetva–yı şerife göre, bu katil canavarları (Kuvvacıları kastediyor) daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz. (...) Allah’ını, Peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin...” Yani, “Ey ahali, savaşı kaybettiniz. Kaderinize razı olmak zorundasınız. Aman ha sakın İngilizleri ve Yunanları kızdırmayın. Uslu uslu gidip onlara teslim olun. Mücadele edecekseniz onlara karşı değil, Mustafa Kemal’e ve Kuvayı Milliyeciler’e karşı mücadele edin. Hatta Mustafa Kemal’in kellesini getirip İngilizlere ve Yunanlara teslim edin!”…

o kadar saçma sapan iddialarki vaktim az ama cevap vereyim

kuranda kutuplar yok ve gece dinlenmek için yaratılmış....

el cevap

Kuran coğrafya kitabı değil fen veyA bilim kitabı da değil

Kuran kutuplardan bahsetseydi senin işine yararayabilirdi

ama 1400 yıl önce dünyayı düz bilen mekke ahalisi dünya yuvarlak diyen bir Kuranı asla kabul etmeyecek

islamiyet başlamadan bitecekti

kuran her asır ve insan tabakasına farklı konuşur

ve insan sayısınca kuran vardır bu mevzu uzun çeker

----

gece dinlenmek içindir vücudu dinlendiren endorfin ve bazı steroid hormonlar

sadece karanlıkta ve gece sabah belli saatlerde salınır

diürnal ritm deniyor

insan gece dinlenir gece 02,00 den önce yatarsan dinlenmiş uyanırsın

yoksa yerine gündüz 10 saatte yatsan dinlenemezsin

bu da kuranın binler mucizesinden biri sadece

----

Bediüzzaman hakkında ne iddian varsa bana kaynak göstermen gerekir ben kaynağa bakarım arkadaşım

kastamonu lahikası 45 demişsin üşenmeden kitabın orjinaline baktım

senin iddianla ilgili bir şey yok

istersen o sayfanın fotosunu whatsapp dan da atabilirim

----

kuvayi milliye ile ilgili iddiana gelince gene kaynağın yok

bediüzzaman kuvayi milliye ye istanbulda hertür desteği vermiş ingilizlerin suikast listesine bile girmişir

bu çalışmaları Mustafa Kemal tarafından takdir edildiği için ankaraya meclise davet edilmiş

bunu tüm tarih kitapları yazıyor

M.Kemal ona umumi şark vaizliğini çok yüksek bir maaş karşılığı teklif etmiş

Bediüzzaman kabul etmemiş

kaynaklar devlet arşivinden bir bak bakalım:

Milli Mücadele’de Bediüzzaman Said Nursi

diğer kaynaklar:

http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=496

http://www.haber5.com/artikel.php?artikel_id=6554

http://www.ilgiliayethadis.com/tarihimiz/405-ataturk-ve-bediuzzaman.html

Bir de ateistim veya kafamda sorular var diyen herkes Bediüzzamanı okumalı

çünkü onun iddiası dinsizliği yıkmak dayandığı temelleri zirüzeber etmekle ilgili

halbuki bediüzzaman ismini duyunca acaip bir önyargı oluyor

elbette dinsizlerin çamur atmaları itibarsızlaştırmaya çalışmaları meyveli ağaç taşlanır misali

gayet normal bu numarayı aklı başında biri yemez

Link to post
Sitelerde Paylaş

sait nursiye gore kuran ayet sayisi...

lan şu memleket muhitinde risaletü'n-nur'un sair risaleleri bulunmadığından ve ihtiyarsız olarak burada telif edildiğinden, ayetü'l-kübra gibi risalelerde, zahiri bir tekrar suretinde başka sözlerin ... ali (radıyAllahu anh) tarafından bu hususi risaleye verilen ayetü'l-kübra namının cifri ve ebcedi makamı olan 666 adedine ... nama liyakatını gösterir. hem ayat-ı kur'aniyenin adedi olan 6666'nın dört mertebesinden üç mertebesine tevafuku dahi, bu risalenin, ayatın bir lem'ası olduğuna bir işarettir

Halbuki ayet sayısı 6236’dır.

Risaleleri Kendisinin Yazmadığı, Allah Tarafından Yazdırıldığı Yalanı (bir kitabi allah yazdirirsa dininize gore o kişi peygamberdir.. çunku tanri sadece peygambere kitap gonderir...)

Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar

Evlenmemiş, sakal bırakmamış, cuma namazlarına gitmemiştir. Hatta İslam’ın beş şartından biri olan Hac farizesini de yerine getirmemiştir.

hayatindan ve okudurum kulliyesi ve risaliyesinden binlerce yalan getiririmm...

ilhamla vahiy ayrıdır bir de eğer delil getireceksen sallama

hangi kitap sayfa no yaz cevabını al

işkembededen sallama

tamammı güzel kardeşim?

Link to post
Sitelerde Paylaş

o kadar saçma sapan iddialarki vaktim az ama cevap vereyim

kuranda kutuplar yok ve gece dinlenmek için yaratılmış....

el cevap

Kuran coğrafya kitabı değil fen veyA bilim kitabı da değil

Kuran kutuplardan bahsetseydi senin işine yararayabilirdi

ama 1400 yıl önce dünyayı düz bilen mekke ahalisi dünya yuvarlak diyen bir Kuranı asla kabul etmeyecek

islamiyet başlamadan bitecekti

kuran her asır ve insan tabakasına farklı konuşur

ve insan sayısınca kuran vardır bu mevzu uzun çeker

----

gece dinlenmek içindir vücudu dinlendiren endorfin ve bazı steroid hormonlar

sadece karanlıkta ve gece sabah belli saatlerde salınır

diürnal ritm deniyor

insan gece dinlenir gece 02,00 den önce yatarsan dinlenmiş uyanırsın

yoksa yerine gündüz 10 saatte yatsan dinlenemezsin

bu da kuranın binler mucizesinden biri sadece

----

Bediüzzaman hakkında ne iddian varsa bana kaynak göstermen gerekir ben kaynağa bakarım arkadaşım

kastamonu lahikası 45 demişsin üşenmeden kitabın orjinaline baktım

senin iddianla ilgili bir şey yok

istersen o sayfanın fotosunu whatsapp dan da atabilirim

----

kuvayi milliye ile ilgili iddiana gelince gene kaynağın yok

bediüzzaman kuvayi milliye ye istanbulda hertür desteği vermiş ingilizlerin suikast listesine bile girmişir

bu çalışmaları Mustafa Kemal tarafından takdir edildiği için ankaraya meclise davet edilmiş

bunu tüm tarih kitapları yazıyor

M.Kemal ona umumi şark vaizliğini çok yüksek bir maaş karşılığı teklif etmiş

Bediüzzaman kabul etmemiş

kaynaklar devlet arşivinden bir bak bakalım:

Milli Mücadele’de Bediüzzaman Said Nursi

diğer kaynaklar:

http://www.kopruderg...Yazi&YaziNo=496

http://www.haber5.co...artikel_id=6554

http://www.ilgiliaye...ediuzzaman.html

Bir de ateistim veya kafamda sorular var diyen herkes Bediüzzamanı okumalı

çünkü onun iddiası dinsizliği yıkmak dayandığı temelleri zirüzeber etmekle ilgili

halbuki bediüzzaman ismini duyunca acaip bir önyargı oluyor

elbette dinsizlerin çamur atmaları itibarsızlaştırmaya çalışmaları meyveli ağaç taşlanır misali

gayet normal bu numarayı aklı başında biri yemez

tanri okadar acizmidirki dunya yuvarlaktir inanmasaniz kontrol edin ahanda mucizem diyememiş...... gitmiş cografya kitabi değildir diyorr......endorfin hormonu dikkatli okursan ben veterinerlik okudum.... insanda gece çok salgılandiği dogru olmakla beraber.... duzenli uyku yada sadece gunduz uyuyan insanlarda gunduz salgilanir.... ayrica gunduz uzun vadede uyuyan insanlarda aşiri melatonin salgilanmasi sonucu uykusuzlukta oluşurr... ayrica bizde okuduk sait nursinin hayatini... osmanlı arşivlerini...akil hastahanesine yatirildiğini
Link to post
Sitelerde Paylaş

o kadar saçma sapan iddialarki vaktim az ama cevap vereyim

kuranda kutuplar yok ve gece dinlenmek için yaratılmış....

el cevap

Kuran coğrafya kitabı değil fen veyA bilim kitabı da değil

Kuran kutuplardan bahsetseydi senin işine yararayabilirdi

ama 1400 yıl önce dünyayı düz bilen mekke ahalisi dünya yuvarlak diyen bir Kuranı asla kabul etmeyecek

islamiyet başlamadan bitecekti

Bu soytarı bedeviler her anlarında onları gözleyen, alemleri yoktan vareden, görünmez meleklere hükmeden, dağları yöneten, gökten su indiren vb bir tanrıyı anlayabiliyorlar; ama ne hikmetse dünyanın yuvarlak olduğunu anlayamıyorlar ha? müslümanların kendilerin kandırmak için uydurdukları yalanlar gerçekten gülünç. Sen, görünmekten aciz olduğu halde alemleri yaratan, ol deyip olduran, zamandan münezzeh tanrıyı anla, ama basit bir şeyi anlayama.

Bir başka deli de yine benzer bir savunmayı kölelik konusunda yapmıştı. Allah köleliği kaldırtsaymış, araplar asla islamı sindiremezmiş, o yüzden ancak kademe kademe 1500 yıl çalışması gerekmiş, diğer şartlarda ol deyip alemi oldurabilen allahın.

Bu allah, örneğin, Muhammed'in zekeri ateşlere gark olup, kadın da kadın diye gözü döndüğünde, bin yılların evlatlık müessesesini bir kalemde silip atıp, ex-evlatlığının karısını Muhammed'in altına vermeyi biliyor ama gençler siz yanlış biliyorsunuz, dünya yuvarlaktır demekten çekiniyor. Çünkü araplar kavatlığı kendilerine yedirebilirler, ama dünyanın yuvarlak olması... yoo dostum, bu kadarı da fazla, bir arap için dünya asla yuvarlak olamaz...

Link to post
Sitelerde Paylaş

o halde hemen allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım. allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım." (51, 52)

size kitab’ı (kur’an’ı) hak olarak indiren o iken ben allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?”

zaten bunuda allah diyor size gore..

tarihinde mustafa2116 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

sağdan soldan videolar getirmiyorum sna

, 2. Rahmân Kur'an'ı öğretti.

3. İnsanı yarattı.

4. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

5. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

6. Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

8. Ölçüde haddi aşmayın.

9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

10. Allah yeri yaratıklar için var etti.

11. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

12. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

13. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

15. "Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.

16. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

17. O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

18. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

24. Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

25. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

28. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

29. Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

30. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

31. Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

32. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

34. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

35. Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

36. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

37. Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

38. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

39. İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.

40. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

41. Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

42. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

43. İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

44. Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

45. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

46. Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.

47. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

48. İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.

49. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

50. İçlerinde akan iki pınar vardır.

51. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

52. İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

53. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

54. Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

55. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

56. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.

57. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

58. Onlar sanki yakut ve mercandır.

59. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

60. İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.

61. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

62. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.

63. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

64. O iki cennet koyu yeşil renktedir.

65. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

66. İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.

67. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

68. İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

69. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

70. Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

71. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

72. Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.

73. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

74. Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

75. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

76. Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

77. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.

Bu aynı Eski Ahit deki gibi.

Her lafından sonra "Ben yehovayım," dediği bir ayet sırası var. Hangi bölümdeydi bilmiyorum.

Zina yapanları taşlayın.

Ben yehovayım.

Komşunuzun karısına göz dikmeyin.

Ben yehovayım.

.....

Ben yehovayım.

Böyle otuz defa devam ediyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuran muhammed tarafından yazılmamıştır. Kuran Mekke iktidarını ele geçirmek isteyen muhalif ekip tarafından öncekilerin masallarından yararlanılarak derlenmiştir.

Bunu bir kere kesinlikle bilmeniz lazım. Muhammed diye birinin var olduğu bile belli değil. Bu adam vardıysa kurnaz filan kesinlikle değildi. Kullanılmış atılmış bir zavallıydı. Aynı feto gibi... Usame gibi...

Din konusu le ilgiliyseniz, bir kere bu gerçeği bir kesinlikle anlamanız gerek.

Democ, böyle bir ihtimal var tabii.

Ama şu da var; Muhammed'in saç, sakal teli, mührü ve yazdığı söylenen İslam'a davet mektupları var!

Yani bu kanıt sayılabilecek şeyler incelenmeden, Muhammed'in yaşamadığını söylemek bana çok doğru gelmiyor...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu soytarı bedeviler her anlarında onları gözleyen, alemleri yoktan vareden, görünmez meleklere hükmeden, dağları yöneten, gökten su indiren vb bir tanrıyı anlayabiliyorlar; ama ne hikmetse dünyanın yuvarlak olduğunu anlayamıyorlar ha? müslümanların kendilerin kandırmak için uydurdukları yalanlar gerçekten gülünç. Sen, görünmekten aciz olduğu halde alemleri yaratan, ol deyip olduran, zamandan münezzeh tanrıyı anla, ama basit bir şeyi anlayama.

Bir başka deli de yine benzer bir savunmayı kölelik konusunda yapmıştı. Allah köleliği kaldırtsaymış, araplar asla islamı sindiremezmiş, o yüzden ancak kademe kademe 1500 yıl çalışması gerekmiş, diğer şartlarda ol deyip alemi oldurabilen allahın.

Bu allah, örneğin, Muhammed'in zekeri ateşlere gark olup, kadın da kadın diye gözü döndüğünde, bin yılların evlatlık müessesesini bir kalemde silip atıp, ex-evlatlığının karısını Muhammed'in altına vermeyi biliyor ama gençler siz yanlış biliyorsunuz, dünya yuvarlaktır demekten çekiniyor. Çünkü araplar kavatlığı kendilerine yedirebilirler, ama dünyanın yuvarlak olması... yoo dostum, bu kadarı da fazla, bir arap için dünya asla yuvarlak olamaz...

???????? evet dostum dünya yuvarlak diyen hadi bunu geçtik dünya da bir güneşe bir dolunaya benziyor şekli dese yine Araplar'a fazla gelecek. Ya komedi bide Allah'a bak sen adamlara kendi varlığını kanıtlamak için yalan bile söylüyor. Cennet cehennem de bi yalan olabilme ihtimali net artık ??

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu aynı Eski Ahit deki gibi.

Her lafından sonra "Ben yehovayım," dediği bir ayet sırası var. Hangi bölümdeydi bilmiyorum.

Zina yapanları taşlayın.

Ben yehovayım.

Komşunuzun karısına göz dikmeyin.

Ben yehovayım.

.....

Ben yehovayım.

Böyle otuz defa devam ediyor.

Birde bu Yehova Allah tanrı gibi isimde olan yaratıcı kişiler niçin putlara kadar ses etmiyorlar ?? Put olayına kadar kimseyle irtibat yok puta taban insanlar ki şuan nasıl yaşa tapıyorlarsa aynı şekilde hemen ortaya çıkmış. Bana tapın gerçek yaratıcınız benim diye ağlamışlar. Bilmezler mi sahteler gerçeklerini yaşatır ama bunlar kendilerini de öldürdü ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 5 years later...

Muhtaç, yoksunluk çeken bedenleri var edip, bu bedenleri gereksinimlerini gidermeye zorlayıp, sıkıntılar, sorunlar içinde bırakıp, sonra da hangi nimetlerimi yalanlayabilirsiniz diyip, şükür ve övgü beklemek pişkinliktir. Allah yaptıkları çocuğa, var ettikleri muhtaç, yoksunluk çeken bedene hakkımızı ödeyemezsiniz diyip şükür bekleyen, bize borçlusun diyen anne, babanın mitolojiye bir yansımasıdır. İslamda zaten allah ile birlikte, anne, babayada şükür istenir. Bakınız. Lokman 14. Annesine, babasına şükür eden ve çocuğundan şükür bekleyen bir zihin yapısından da, nimetleri için şükür bekleyen allah çıkmış işte.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...