Jump to content

GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH


Recommended Posts

Furkan adı verilmiş kuran bölümünün 45. pasajı:

"elem tere ila rabbike keyfe meddez zilli ve lev şae le cealehu sakinen"

"görmedin mi rabbini nasıl gölgeyi uzatıyor eğer dileseydi sabit tutardı" :D

Gölgeden bile artık medet uman, gölge ile kendini kanıtlama zavallığına kadar düşen bir allah düşünebiliyor musunuz? İşte karşınızda. Gölgeye bakın bana inanın bana tapın bana karşı gelmeyin diye kıvranan bir allah olur mu, kuran'da oluyor!

Neymiş, istese gölgeyi uzatmaz kısaltmaz, sabit tutarmış! Yani şimdi buna gülmekten başka bir yanıt verilebilirse, verin de bilelim. Ben bu saçma sapan cümleye gülmekten başka bir yanıt bulamadım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 332
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

İnsanlık bu "gölgelerin gücü"nden kurtulduğu zaman gerçek kurtuluşu bulacaktır. Dinler ve din sömürücüleri işlerini hep bu gölgelerin gücü ile yürüterek insanların içine korku salıyorlar. Gölgelerde bekleyen cinler, gölgelere hükmeden iblisler, gölgelerin ardında evreni yöneten ortaya çıkmayan utangaç hayalet tanrı...

Komple bir halisünasyon, çarpıtılmış yanılsamalar dünyası. Hasta benlikli, tırsak, gölgesinden korkan kişilerin sığınağı... Gölgeler...

Gölgelerin gücü adına...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Güneş ışınları, Allah isteseydi eğer 45 derece açıyla dünyaya gelirdi, cisim ve gölgesinin boyu birbirine eşit olurdu, ayetin hikmeti budur... : )

İlla ki müslümler konuyu dünyanın ekseninin eğikliğine getirmeye çalışacaklar. Tabii ki bu konunun dinle tanrıyla hiçbir alakası yok. Bu bilimin konusu.

Farklı dünyalar konusu birçok bilim kurguda işlenmiş bir konu. Acaba yeryüzündeki yaşam bu duruma nasıl uyum sağlardı? Dünyanın ekseni güneşe dik olsaydı kötü olurdu. Mevsimler oluşmazdı. Ama dünya yavaş dönerek mevsimlerin yerini günler alabilir, günler mevsimler kadar uzun olabilirdi. Bu da aynı dengeyi sağlardı.

Eksen güneşe doğru olsa bu sefer de günler olmaz, mevsimler ise bölgesel olurdu. Bir kutup kavrulur, bir kutup donardı ama ekvator ideal bir yaşam alanı olurdu. Kış tatili istiyorsan ekvatorun altına, yaz tatili istiyorsan üstüne giderdin. Kayaktan gelip plaja gitmek kolay ve doğal olurdu. İstediğin mevsime kısa bir yolculukla giderdin. Ama kış gece ile, yaz gündüz ile özdeş kavramlar olurdu. Isınma da sorun olmazdı. Sıcak yarıküreden soğuk yarıküreye sıcak su boruları döşenir, doğal kalorifer kullanılırdı.

Evrim ve yaşam yolunu bulurdu. Tanrı filan var ve bize bir şey lütfetmiş filan değil. Yok öyle bir saçmalık…

Link to post
Sitelerde Paylaş

tipik cahil müslü yorumu: kuran güneş ışınların geliş açısına göre yerdeki uzunluğun değişimine işaret edrek 1400 yıl önce trigonometriye ışık tutmuş ama güzüne perde çekilmiş atayizler bunu göremiyolar.

gerçekte olan: sümerler 4000 yıl önce trigonometri ile uğraştı, bedeviler hiçbir zaman trigonometri ile uğraşmadı, bedeviler sadece kafa kesme ve pedofilo ile uğraştı.

en cahil mağara adamının bile gözüyle görebileceği gölge uzamasını bile mucize olarak lanse eder bu gerzekler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Güneş ışınları, Allah isteseydi eğer 45 derece açıyla dünyaya gelirdi, cisim ve gölgesinin boyu birbirine eşit olurdu, ayetin hikmeti budur... : )

en cahil, en ilkel mağara adamları bile gölgenin uzadığını görüp sana söyleyebilirler. evet müslülerin bu mantığına göre en ilkel mağara adamı bile eksen eğikliğini biliyodu aslında :D

biz gülüyoruz ama bu saçmalıkları hakkaten mucize diye kaktırmaya çalışan müslüler var, daha da acısı ise, bunu yiyen de var.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı diye bir şey olsaydı daha iyi bir tasarım yapardı. Örneğin dünyanın eksenini güneşe doğru yapardı ve ekvatoru kara parçalarıyla donatır, yaşamı bu kuşakta yaratırdı. Ekvator çevresine yemyeşil yaşam adalarını irili ufaklı inci bir gerdanlık gibi dizerdi. Güneşe bakan kutup bölgesine de güneşten kavrulan bir kum denizi çöl kıtası koyardı. Ki burada insanlar güneş enerjisinden yararlansınlar. Güneşi görmeyen kutba da tükenmez tatlı su kaynağı buz dağlarını doldururdu. Temiz içme suyu asla sorun olmazdı.

Tüm canlılarda fotosentezi vazgeçilmez bir ilke olarak koyardı. Her canlı güneş ışınlarını metabolik enerjiye çevirir, hiç bir canlı enerji için başka bir canlıyı yemezdi. Bu dünyada vahşet, kan dökme, sömürü olmazdı. Tüm canlılar barış içinde, arkadaş olarak yaşardı. Kimse kimseye de muhtaç olmaz, sadece güneşe muhtaç olurdu.

Bunu akıl edemeyecek kadar salak bir tanrının çocukları mıyız, yoksa tanrı zaten yok mu... Seçim sizin...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Lan şu vahşet dünyasında diğer canlıları yediğimizi bir kenara bırak, yakıyoruz diğer canlıları cayır cayır, yakıyoruz. Asırlarca ağaçları yaktık, orman denen bir şey koymadık yeryüzünde. Kalan ormanları nasıl talan ederiz diye yağmacılar üşüşmek için bekleşiyor son kalan dünyanın akciğerlerinin üzerine... Yetmedi ölmüş canlıların fosillerini yakıyoruz.

Bizi böyle yaratan bir tanrı varsa o tanrının taaa gelmişini geçmişini iteyim, öyle bir alçak şerefsiz canavar tanrı olsaydı da onunla bir işim olmazdı! Ona savaş açmak insanlığın en başta gelen görevi olurdu. Bu şerefsiz canavar tiranın elinden tüm insanlığı ve doğayı kurtarmak, doğayı dönüştürmek bir insanlık görevi olurdu.

Keşke tanrı olsaydı da ona savaş açabilseydim, bu yarattığı pisliğin hesabını sorabilseydim. Yok ne yazık... Tanrı ele geçmez bir serap... Olsa da yakasına yapışıp hesap ver ulan şerefsiz alçak diye tepesine çökmek lazımdı.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Güneş ışınları, Allah isteseydi eğer 45 derece açıyla dünyaya gelirdi, cisim ve gölgesinin boyu birbirine eşit olurdu, ayetin hikmeti budur... : )

Ayetin hikmeti aslında dünyanın yuvarlak olduğunun bilinmediğini göstermesindedir. Çünkü dünya üzerinde farklı yerlerde bulunan aynı boydaki iki cismin gölgesi farklı eğimlerde ve boylardadır. Aristothanes dünyanın yuvarlak olduğunu, aynı anda farklı yerlerde bulunan iki çubuğun gölgelerindeki eğime dayanarak hesaplamıştır.

Yani allah kırk fırın yaratıp, onlardan da sınırsız ekmek çıkartıp yese bile, dünya yuvarlak olduğu sürece insanın gölgesini sabit boyda tutmayı beceremez.

tarihinde bir_akil_insan tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

45,46. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

furkan45-46

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ, Güneş'ten ve gölgeden bahsetmektedir.

Işık varsa gölge olur; ışık yoksa gölge olmaz. Zifirî karanlık bir gecede, herşey gölgedir.

Işık yoksa gölge oluşmaz ancak ışık varsa oluşur.

Öyleyse Güneş, gölgenin delilidir; yol göstericisidir.

Güneş, yol gösteren, kendisine tâbî kılandır. Güneş en yukarıdayken, gölge en kısadır.

Batıya doğru uzaklaştıkça, gölge giderek uzar.

Gölge ile Güneş (ışığın kaynağı) arasında kesin bir ilişki vardır.

Allah burada, bulunduğu konum itibarıyla gölgelerin uzamasına ve kısalmasına sebebiyet veren Güneş'i,

gölgeye delil olarak vasıflandırmaktadır.

Güneş'le gölge, zikirle nefsin kalbindeki değişikliklere uyarlandığında gölge, karanlığı ifade eder.

Kişinin zikri çoğaldıkça, karanlık azalır.

Allah'tan gelen nurlar, Güneş'i temsil eder ve nefsin kalbine yerleştikçe karanlıklar azalıp yok olacaktır.

Bu, nurla zulmetin dizaynıdır. Zulmet, daima nura teslim olmak mecburiyetindedir.

Nur, zulmetin (karanlıkların) delilidir.

Allah'ın fazılları, nefsin kalbine doldukça, karanlıklar kalbi terketmek mecburiyetindedir.

Karanlıkların nefsin kalbini terketmesinin delili; yani yol göstericisi, mecbur edicisi nefsin kalbine yerleşen fazıllardır.

Yerleştiği zaman artık karanlıklar oraya gelip tekrar yerleşemezler.

Fazıllar, kalpteki karanlıkları kapı dışarı ederler.

http://www.kurantefsiri.com/kuran_tefsiri/furkan/furkan_suresi_tefsiri.aspx?ayet=45

bunu da unutmamak lazım:

Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı,

kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü?

Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir?

Hala ibret almayacak mısınız? Câsiye 23

tarihinde dr.Kemal tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben her zaman bu dr.kemal tenekedir, kerestedir deyip duruyorum; boşa değilmiş kendisini nitelendirmem, değil mi?

Herif bir izahat getirmiş, Ayet'ten daha komik..

Lan teneke, siz lazımsınız, siz olmazsanız biz bu dini beyni olanlara izah edemeyiz...

Link to post
Sitelerde Paylaş

en cahil, en ilkel mağara adamları bile gölgenin uzadığını görüp sana söyleyebilirler. evet müslülerin bu mantığına göre en ilkel mağara adamı bile eksen eğikliğini biliyodu aslında :D

biz gülüyoruz ama bu saçmalıkları hakkaten mucize diye kaktırmaya çalışan müslüler var, daha da acısı ise, bunu yiyen de var.

hocam öyle demeyin . yillarca bu saçmalıklarla büyümüş biri olarak söylüyorum . Bize bunlar hep TEK TARAFLI olarak anlatıldı . Biz de malak gibi inandık :) Aslında ben çocukluğumdan beri hiç inanmadım . Hepsinin palavra olduğuna emindim ancak belli etmiyordum . Nasıl çocukluğumuzda anne ve babalarımız bizi "öcü var " diye korkuturdu . 1 gün korkardık 2 gün korkardık ama 3. gün öcünün olmadığını anlardık . Bu cehennem meselesinin de böyle olduğunu düşünüyorum .

Link to post
Sitelerde Paylaş

Taş devrinin sonlarında Britanya adasında insanlar muhteşem bir taş anıt inşa ettiler. Daire şekilli bu şaheser anıtın merkesinde duran bir kişi, taş sütunların gölgelerinden yılın hangi gününde olduğunu anlayabiliyordu.

Taş devrinin insanının yaptığı bıraktığı esere bak, bu cahil yağmacı çöl bedevilerinin bıraktığı saçmalığa bak.

Utanç verici yani... Gölgeyi rabbin nasıl uzatıyormuş, istese ne uzatır ne kısaltırmış... Rezalet yani, skandal...

Bir de kepazeliğe bakar mısınız, devamı iyice kepazelik. Güneşi buna delil kılmışmış! Daha buna girmemiştim ben. Yahu güneş şu yana geçince gölge bu yana döner, o yana geçince bu yana döner yahu! Bunu bilmek için allame olmaya gerek olduğunu da ilk kez duyuyorum.

Elin taş devri adamı bunun kocaman anıtını dikmiş ulan, anıtını be!

Sen ne dikmişsin, güya küp şeklinde ama kenarları metrelerce farklı yamuk yumuk ucube bir şey! Bir de yanına kara bir taş, dön baba dönelim...

Rezalet... Kepazelik... Skandal... Başka da denecek bir şey ya yok, ya daha ağırı var.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Gölge neyse de insan yapımı gemiden bile medet umuyor.

http://www.kuranfihristi.net/kelime.php?id=7217

Ufkumu iki katına çıkaran bir ayet:

Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. (Nahl Suresi, 14)

Link to post
Sitelerde Paylaş

hocam öyle demeyin . yillarca bu saçmalıklarla büyümüş biri olarak söylüyorum . Bize bunlar hep TEK TARAFLI olarak anlatıldı . Biz de malak gibi inandık :) Aslında ben çocukluğumdan beri hiç inanmadım . Hepsinin palavra olduğuna emindim ancak belli etmiyordum . Nasıl çocukluğumuzda anne ve babalarımız bizi "öcü var " diye korkuturdu . 1 gün korkardık 2 gün korkardık ama 3. gün öcünün olmadığını anlardık . Bu cehennem meselesinin de böyle olduğunu düşünüyorum .

ben de o beyin yıkayan çevrede yetiştirildim. 30 yıl islam ı yaşadım, sokağa çıkıp insanlara anlatasıya kadar, 10 dan fazla çocuğa tek başıma kur-an okumasını öğretmeye kadar. ama hiçbir zaman sırf kendim de müslümanım diye komik derecede basit şeyleri mucize diye anlatmadım kimseye. ciddianlamda mmüslüman olduğum dönemde ayın yansıma ışık olduğunun söylenmesini kabul etmediğim için bu mucizenin yalan olduğu konusunda tartışmıştım iki arkadaşımla. yüzde yüz şakirt olduğum dönemde. sizi anlıyorum, ancak sırf beyni yıkandı diye akıla yatmayan mucizeleri başka kişilere satmaya çalışmak yine de eleştirilmesi gereken bir durum.

islam adına 30 yılda çok hizmet verdim, ama hiç muzice var burda şunu şunu söylemiş diye anlattığımı hatırlamıyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Eratosthenes (Eratosten) (Grekçe: Ἐρατοσθένης (MÖ 276 - MÖ 194) Yunan matematikçi , coğrafyacı, astronom ve filozoftur.

Bir dikilitas gölgesini kullanarak dünyanın çevresini stadyum uzunluk birimine göre dikkate değer bir doğruluk ile hesaplamıştır. Bunun yanında eksen eğikliğini hesaplayan da ilk kişidir(yine dikkate değer bir doğrulukla)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Güneş ışınları, Allah isteseydi eğer 45 derece açıyla dünyaya gelirdi, cisim ve gölgesinin boyu birbirine eşit olurdu, ayetin hikmeti budur... : )

Vay bee!.. Allahınız dileseydi de Güneş ışınları 45 derece açıyla dünyaya gelseydi, hiç gölge olmayacak mıydı. Cisim ve gölgenin boyu hep eşit mi olacaktı yani?

Dünyanın döndüğünü kavrayamayan beyinlerin Tanrılarını kurtarmak için başvurdukları kafaya bir bakın!..

Allahınız dileseydi de; Güneş ışınları 45 derece açıyla dünyaya gelseydi bile sadece öğlen vakti cisim ve gölgenin boyu eşit olurdu. Diğer zamanlar yine uzayan kısalan gölgeler olurdu.

ALLAH TANRISI HİÇ BİR ZAMAN BU SİSTEMDE GÖLGEYİ SABİT TUTAMAZ...

Bir efsane daha çöp!...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Newton özelliklerini açıklayan kadar ışık ve gölge bir sır olarak kaldı. Eski çağlardaki anlayışa göre gölge de ışık gibi, gece ve gündüz gibi yaratılmış bir varlıktı. Kuran bize çağının çok öncesideki bilgileri aktarır. Gölgeyi bir varlık ve güneşi de ona delil olarak göstermesi gayet normal. Kuranı yazanlar gölgenin ne olduğunu daha bilmiyorlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...