Jump to content

GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH


Recommended Posts

Türkçeden okumak için bile önyargılardan sıyrılmak gerekiyor. Ben Kuran'ı ilk incelemeye başladığımda aslında daha ilk açılış bölümünde uyanmam gerekirdi. Ne demek mağdub ve dallin yahu? İnsanları sınıflandırdığı yetmiyor, bir de kendi gibi inanmayanları sapkın ilan ediyor, yetmiyor bir de onlara öfke duyuyor.

 

Hadi açılış bölümünde uyanmadım, ilk bölüm yani bakara yani inek adı verilmiş bölüm de yeterli uyandırmaya. Bunda da epey rahatsız olmama rağmen tam olarak uyanmadım. Örneğin hüre hür köleye köle dişiye dişi pasajını filan dikkat etmeden geçip gitmişim. Yahu bunu ben nasıl atladım? Şaşıyorum. Böyle bir kepazelik atlanıp görmeden geçilip gidilir mi be? Hüre hür köleye köle dişiye dişi diyor yahu, skandal yani, kepazelik. Bunu görmeden geçip gitmemi düşündükçe kendime kızarım.

 

Fakat böyle bir çok önemli noktayı görmeden atlayıp geçtiğim halde, o kadar çok olumsuz şey var ki, okudukça rahatsızlığım arttı. Bunu allah filan göndermiş olamazdı, bu apaçıktı. Bunu bir takım cahil heriflerin yazdığı apaçık görülüyordu. Son sayfaya kadar kesin karar vermedim ama kapağı kapattığımda bunun allahtan olduğuna inanamayacağıma karar vermiştim.

 

Sanırsam şöyle oluyor: Ne kadar inkar etsek de şempanze ile kuzen olduğumuzu apaçık gördüğümüz gibi, aslında allahın bir şey filan göndermediğini, bunu birilerinin uydurduğunu içimizden, bilinçaltımızdan, sezilerimizden biliyoruz. Ama bunları bastırmışız. O yüzden Kuranı elimize alıp okumaya başladığımızda bu sezilerimizi bastırmazsak dinden çıkacağımızı biliyoruz ve bu bizi korkutuyor. Ya allah varsa? Ya yanılıyorsak?

 

Kuran ele alınırken hep bir korku hissedilir. Aptes almalar eüzüler çekmeler filan hep korkudandır. Bu korkuyu yenmeden bunu anlamak olanaksızdır. Öyle aptesler alarak eüzüler çekerek filan bunu eline aldıysan hiç bir şey anlamazsın. Ben önce bu korkuyu kırıp bu ritüelleri kaldırdım. Kurana alelade bir kitap gibi davranmaya başladım. Hatta bu yüzden eleştiri aldım. Yere filan bırakıyordum örneğin ara verdiğimde. Yerde Kuranı görenler kızıyordu. Bu yere konmaz filan feşmekan işte, bilindik Müslüm zırvaları... Önce bunları kıracaksın.  

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 331
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Bu da bir önyargı değil mi, yani Kuran'a "kötü davranarak" :D okumak zaten onu insan yazması kabul ederek okumak olmuyor mu? Kusur arayarak okursan bulursun! Kusursuz ön yargısıyla okursan da kusurları göremezsin! Peki bu ikilem ne olacak?

 

Bunun yanıtı "aklın yolu birdir" deyişidir. Eğer ön yargılı isen, aklın sana fısıldamalı: "Düşündüğün gibi değil!" Ben insanların gerçekleri göremese de bir şekilde hissedeceğine inanırım. Güneşin balçıkla sıvanamaz diye düşünürüm. Önyargıya tamamen batmış bir kişinin bile içinde bir acaba vardır mutlaka. Kendinden çok eminmiş gibi davranması da aslında o acabayı bastırmak içindir.

 

Bu senin için de geçerli, tanrının olmadığından çok emin görünüyorsun ama senin de içinde bir acaba var denebilir. Bu ikilem böyle sürüp gidecektir. Bir hayat boyu hiç anlaşamadan ölüp giden bir sürü insan olacaktır. Kimse kimseyi düşüncesine öyle kolay kolay getiremez. Çoğu kez aradan yıllar geçtikten sonra ve o karşımızda değilken "aslında haklıydı" deriz. Bu böyledir. Bu gözlem, aklın yolunun bir olduğu ve güneşin balçıkla sıvanamayacağı görüşüne ters, farkındayım. Ama işte insan zihni çok karmaşık. Karmaşık şeyler hakkında net şeyler söylemek zordur. 

 

Bütün bu olasılıklar, bana Kuran acaba gerçekten Allahtan olabilir mi şeklinde en küçük bir tereddüt bile aşılamıyor. Sadece bu karara varmanın kolay gibi gözükse de çocukluktan beri yapılan "bu Allah'tandır" empozesi ile oluşan önyargıyı kırmanın son derece zor olduğunu hatırlatıyor. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, democrossian yazdı:

Bu da bir önyargı değil mi, yani Kuran'a "kötü davranarak" :D okumak zaten onu insan yazması kabul ederek okumak olmuyor mu? Kusur arayarak okursan bulursun! Kusursuz ön yargısıyla okursan da kusurları göremezsin! Peki bu ikilem ne olacak?

   Bu iki seçeneğe ek olarak bir tane daha eklenebilir.Oldukça ender ama yine de bazı durumlarda gerçeklesiyor.O da Kuran'ı imanınını kuvvetlendirmek, yani mucizeler bulmak için okuyup dişe dokunur birşey bulamayıp hezimete uğramak.

   Normal şartlarda Kuran'ı okuyan bir insanın kolaylıkla insan yazması olduğunu anlaması gerekir.Ama çoğu insan normal sayılabilecek şartlarda yetişme imkanına sahip olamıyor.Kuran kurslarında olsun, evde duyduğu muhabbetlerden olsun aşırı dozda dine maruz kalıyor.Dolayısıyla da Kuran'ı türkçesinden okusa bile farketmiş olduğu çelişkilere rağmen inanmaya devam edebiliyor.Fakat bu sırada Kuran'ın içindeki o anlamsız cümlelere karşı bir kulak dolgunluğuda sağlamış oluyor.Zamanla farklı fikirleri duyduğunda, okuduğunda; farklı dinlerden insanlarla muhabbet ettiğinde dünyanın kendi dininden ibaret olmadığını, farklı bir özelliğinin olmadığını anlıyor.Aklına zamanında okuduğu o çelişkilerde gelince dinden çıkması uzun sürmez.Yani Kuran'ı türkçesinden ister mucize bulmak için olsun, ister hata bulmak için olsun okumak son derece önemli.??

   

  Tabi ki inançlı olduğu için kimseyi suçlayamam.Forumda bazen insanlar ateist olma süreçlerini yazıyor.Neredeyse hepsi 1, 2 yıllık süreçlerden ve bu süre boyuncada sürekli araştırmalar yaptıklarından bahsediyor.Yani bu meselelerle uğraşmak için biraz da zaman ayırmak gerekiyor.Zaten laik bir devlette yaşadığımız için İslam'ın pis yönlerinin ağırlığını o kadar da hissetmiyoruz.Yine de toplumda  ne kadar çok dinsiz olursa o kadar faydalı.En azından dinsiz olmasa bile dindar da olmayan bir toplum seviyesine ulaşabilirsek İslam tehdit olmaktan çıkar.

  Kendini ateist olarak tanımlamaksa bana göre dinden çıkmaya göre çok daha zor.Çünkü bu kez iş kıytırık bir kitabı okumakla bitmiyor.Çok daha kapsamlı bilgilere vakıf olmak gerekiyor.Ama insan küçüklükten beri sevgi duyduğu, rahmeti için dua ettiği Allah'ın aslında olmadığını öğrenince diğer tanrı tanımlarına da ihtimal vermesi kolay olmuyor.Bu da kendini tanrının olmadığı düşüncesine daha yakın hissetmesine sebep oluyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dinden çıkmak bu kadar kolay, doğal ve gerekli olduğu halde bu kadar yığınla dindar olması ne kadar acayip değil mi. Bundan ortalıkta ne kadar çok mal olduğu sonucu çıkıyor.

 

Tabii deist sayısı da azımsanacak miktarda değil. Fakat sorun şu ki bunlar deist olduklarının bilincinde değiller. Hallerine baktığın zaman sen deist oldukları teşhisini koyuyorsun, yoksa kendileri deist olduklarının farkında değiller ve kendilerini öyle de tanımlamıyorlar zaten. Sorsan Müslümanım diyorlar.

 

Ateist olmak ise tabii çok farklı, ender ve değerli bir durum. Gizli ateist sayısını bilmek olanağı yok ve bu sayı sürpriz şekilde fazla olabilse de bilemedikten sonra kıymeti yok. Dine inanmamak nispeten daha kolay ama tanrıya inanmamak hiç o kadar kolay değil. Eğer bir depresyon sonucu ve isyan biçiminde değilse, bilinçli biçimde tanrıya inanmamak için zeka, bilgi birikimi, cesaret gerekiyor.

 

Sonuç şu ki bir toplumda ateistler kendini gizlemek zorunda hissediyorlar, ateist olduklarını söylemeyi zararlı, çıkarlarına aykırı, hatta tehlikeli görüyorlarsa o toplum geridir, vahşidir, yobazdır ve o toplum ilerleyemez. Bu iki kere iki dört yani, kesin ve net.

Link to post
Sitelerde Paylaş

2/253.) o gönderilenlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık onlardan kimi allahla konuştu ve bir kısmı derecelere yükseldi Meryem oğlu isaya da açıklamalar verdik ve onu kutsal ruh ile destekledik eğer allah dileseydi onlardan sonrakiler kendilerine gelen şeyden sonra birbirlerini öldürmezlerdi fakat ayrılığa düştüler onlardan kimi iman edip allaha ulaşmayı diledi kimi inkar etti allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi fakat allah dilediğini yapar.

 

Bazen insan Kuranın neresini eleştirse şaşıyor. O kadar çok yanlışlık var ki birini ele alınca diğeri unutuluyor. Şurada örneğin allah dileseydi birbirlerini öldürmeyeceklerini iki kez tekrarlamak açık anlatım bozukluğu! Bunun o kadar çok örneği var ki artık insan yazmaya da üşeniyor.

 

Şununla hiç uğraşılmaz aslında, çok bıktırıcı ama bilmiyorum tamamlayabilir miyim de... Hiç süslenmemiş motamot tercüme yok. Böyle bir tercümeye ihtiyaç var. İhtiyaç olmasa şuna bir dakikamı ayırmaya sabredemiyorum. Hep aynı mevzular, anlatım bozuk, bir edebi güzel hayranlık uyandıran anlatım yok... Berbat yani...

 

Yahu zaten kiminin inanması kiminin inkar etmesi de ayrılığa düşmek demek, ne diye aynı teraneleri tekrarlıyorsun? Anlamı karga burga ediyor yani, şurada söyleyeceği allah elçileri gönderinceye kadar insanlar aynı fikirdelerdi fakat gönderilenler üzerinde anlaşamadılar. Allah da zaten gönderirken böyle olmasını amaçlamıştı.

 

Tabii yanlış, saçma sapan bir şey ama demeye çalıştığı toparlayıp bir türlü düzgün ifade edemediği, bu! Tabii bunu böyle düzgünce söyledikten sonra allah niye böyle "fitne" gönderiyor, onu da açıklaması lazım. Hiç ben doğru düzgün bir şey açıklayabildiğini görmedim.

 

Neden yanlış, insanlar hiç bir zaman aynı fikirde hiç olmadılar. Bu tamamen olanaksız bir şey. Hayvan atalarımızdan başlayarak kesintisiz çatışır halde olduk. Adem Havva diye de bir şey yok ki bir süreye kadar çocukları hep aynı fikirde oldular filan diye saçma sapan da bir şey olsa!

Link to post
Sitelerde Paylaş
On ‎28‎.‎8‎.‎2017 at 13:44, bilgivehis yazdı:

Takdir edilen tarafı, bunca din pohpohlanmasına karşın yüzde seksanının buna tam olarak inanmayışıdır.

 

Ne yazık ki bu iyi bir durum değil. Bu, riyakarlığın, ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın alıp başını yürüyüp gitmesine neden oluyor. Sahtekarlık had safhada. Nedeni de tam olarak bu ikiyüzlülüğün genlere kadar girmesi neredeyse.

 

Klasikleşmiş bir örnek vardı eskiden, yurdum insanı gireceği ortama göre cebine ya Cumhuriyet ya da Tercüman gazetesi sokar öyle girer denilirdi. Bu iğrenç bir durum. Böyle bir şey olamaz yani. Hâla bu kafada gidiyor bu halk. Bu gidişle bir şey olunmaz. Bu gidiş gidiş değil. Bu ahlakın çökmesinden başka bir işe yaramaz. İkiyüzlü riyakar birinden hiç bir ahlaki erdem beklenemez.

 

Ne yazık ağır şeriat baskısı ile bu halkı geçmişte riyakarlığa boğazına kadar batırmışlardır ve bundan çıkış yolu görünmüyor. Bu artık huy haline gelmiş, özgürlük de sağlasanız en küçük çıkarım zedelenir korkusuyla riyakarlığı sürdürüyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, democrossian yazdı:

 

Ne yazık ki bu iyi bir durum değil. Bu, riyakarlığın, ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın alıp başını yürüyüp gitmesine neden oluyor. Sahtekarlık had safhada. Nedeni de tam olarak bu ikiyüzlülüğün genlere kadar girmesi neredeyse.

 

Klasikleşmiş bir örnek vardı eskiden, yurdum insanı gireceği ortama göre cebine ya Cumhuriyet ya da Tercüman gazetesi sokar öyle girer denilirdi. Bu iğrenç bir durum. Böyle bir şey olamaz yani. Hâla bu kafada gidiyor bu halk. Bu gidişle bir şey olunmaz. Bu gidiş gidiş değil. Bu ahlakın çökmesinden başka bir işe yaramaz. İkiyüzlü riyakar birinden hiç bir ahlaki erdem beklenemez.

 

Ne yazık ağır şeriat baskısı ile bu halkı geçmişte riyakarlığa boğazına kadar batırmışlardır ve bundan çıkış yolu görünmüyor. Bu artık huy haline gelmiş, özgürlük de sağlasanız en küçük çıkarım zedelenir korkusuyla riyakarlığı sürdürüyor.

 

Zaten bütün sorunların kaynak noktası burasıdır, bireysel çıkar mı toplumsal çıkar mı toplumsal çıkar ise nasıl olmalı?

Birileri dini toplumsal çıkar olarak dayatıyor, diğeri kapitalist sistemi, bir başkaları da sosyalizmi.

Burada yön veren hep bireysel çıkara dayalı güç olmuştur.

İşte biz de diyoruz ki, o güç din gibi kişiliksiz, bilgisiz ve bir avuç dinciye hizmet eden toplumsal sistemler olmamalı.

Önce bilime dayalı ama özgürce tartışılmalı sistemler olmalı.

Ancak sorun yine sizin de vurguladığınız gibi ilkellikten çıkma noktasında tıkanıp kalıyor.

Burada bir başka soru karşımıza çıkıyor, insanlar yok olmadan ilkelliği aşarak varlığını sürdürebilecek mi?

Çünkü doğa boyun eğene, ilkel kalana sürekli tolerans göstermez...

Link to post
Sitelerde Paylaş
On ‎12‎.‎9‎.‎2017 at 19:40, bilgivehis yazdı:

Çünkü doğa boyun eğene, ilkel kalana sürekli tolerans göstermez...

 

Ben de insanlık bu ilkel vahşi hortlak zombiye daha ne kadar tolerans gösterip besleyecek bu hortlağı kanıyla diye merak ediyorum. Bu hortlaklar sözde kitap dedikleri zırvalarında yazan müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün emrine uyarak bir ülkeyi kana buluyorlar, bu Avrupa ülkesinin cumhurbaşkanı çıkıp "bu katliamı İslama mal edemeyiz" diyebiliyor! Ülen geri zekalının embesil sınıfından idyot! Bu hortlaklarn sözde kitabında müşrikleri gördüğünüz yerde gözlerinden öpün hal hatır sorun yazıyordu da yanlış anlayıp mı bu katliamı yaptılar!

 

Bunlar idyot değil tabii ki, o lafın gelişi... Sadece bu kadar bot yığını gibi ölüme hazır lejyoneri böyle beleşe başka hiç bir yerde bulamayacakları için bu hortlakları it gibi tekmeleye tekmeleye kullanıyorlar. Sorun bu. İt bazen dönüp kendilerini de ısırsa bile olur o kadar diyorlar. Sadece çizmeden yukarısını ısırırsa o zaman canına okuyorlar. Çizmeden yukarısını ısırmak da işte ikiz kuleler gibi filan...

Link to post
Sitelerde Paylaş
12 saat önce, democrossian yazdı:

Avrupa ülkesinin cumhurbaşkanı çıkıp "bu katliamı İslama mal edemeyiz" diyebiliyor!

 

Avrupa ülkelerinin maddi-manevi besin kaynağı islamdır, elbette islama toz kondurtmazlar.

İslam üretmez, öbür dünyayı gaile alır ama bilimin ürettiğine de dombalır,  üretmeyen milyarlarca müslüm garanti pazar kaynağıdır...

Link to post
Sitelerde Paylaş
23 saat önce, bilgivehis yazdı:

Avrupa ülkelerinin maddi-manevi besin kaynağı islamdır,

 

Şunu Müslümlere bir türlü kavrattıramıyoruz. İran şahı Arap alfabesini kaldırıp Latin alfabesine geçme hazırlıklarına başladığı için Batılılar tarafından engellendi. Türkiye bunu başardığı için yarım yamalak da olsa az buçuk uyandığı için ikide bir ayar vermek zorunda kalıyoruz, bir de başımıza İran çıkmasın dediler.

 

Kanıtı da Humeyni denen herifin Paris'te aman Savak öldürür diye sıkı koruma altına alınmasıdır. Batılılar sizi islam sayesinde yeyip içiyor diyoruz, yok... Anlayacak beyin!

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 6 months later...

Eveet en son İnek Bölümü 260. pasajda kalmıştık.

 

261. malları allah yolunda olanların misali yedi başak yetiştiren ve onların içlerinde yüz tohum bulunan çiftçiye benzer ve allah kat kat artırıp verir ve allah bilgisi kapsayıcı olandır.  

 

262. onlar mallarından allah yolunda verirler sonra verdiklerini minnete bağlamazlar ve başa kakmazlar onların mükafatı rableri katındadır onlar üzülmez ve mahzun kalmazlar.

 

263. örfe uyan ve bağışlama sadakadan hayırlıdır eza onu takip eder allah zengin ve iyi huyludur.

 

264. ey iman edenler başa kakarak ve minnet ettirerek sadakalarınızı allaha ve ahiret gününe gerçekte inanmayıp gösteriş için malını dağıtan gibi boşa çıkarmayın onun durumu kaya üzerindeki toprak gibidir şiddetli yağmur toprağı aldı götürdü de çorak kaldılar kazandıkları fayda sağlamadı allah zalimleri doğru yola iletmez.

 

265. ve allah rızası için nefsini sabitleyerek malını dağıtanların misali ise yüksek verimli bir bahçe gibidir ki şiddetli yağmur isabet edince ürününü verdi hatta yağmur çiselese bile allah yaptıklarınızı görendir.

 

266. sizden biriniz ister mi ki altından ırmaklar akan hurmalıkları üzüm bağları bahçeleri olsun da ona yaşlılık gelince zayıf çocukları olsun ve bahçesine kasırga isabet etsin allah böylece ayetlerini açıklar umulur ki düşünürsünüz.

 

267. ey iman edenler mallarınızdan temiz iyi olanları verin kazandıklarınızı biz veriyoruz kötü olanı vermeye kalkışmayın onu verensiniz ama gözünü yummadan alamazsınız allahın zengin ve övgüye layık olduğunu bilin.

 

268. şeytan size fakirlik gösterip aşırılığı emrediyor allah ise bağışlanma gösterip iyilik vadediyor allah her şeyi bilgisiyle kapsayandır.

 

269. kim hikmet dilerse verilir ve kime hikmet verildiyse bir hayır verilmiştir akıl sahiplerinden başkası düşünemez.

 

270. nafakanızdan verip dağıttığınız ya da adak verdinizse muhakkak allah onu bilir zalimlerin yardımcısı yoktur.

 

DEĞERLENDİRME:

 

Bu pasajlarda Müslümlerden yardım toplamaya çıkılmış. Muhtemelen sefer hazırlığı olabilir veya beleşten geçinen tayfa din sömürüsü yapıp geçimlik temin ediyor. Milleti soyuyorlar. "Allah verdikçe bereket verir, verin verin iyilerinden verin bak allah bahçenize musibet gönderir aç kalırsınız vermezseniz haaa! Sonra öyle kötülerini de kakalamayın iyilerini verin" deniliyor.

 

"Ne o öyle size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız çürük çarığı allah yolunun mücahitlerine kakalamaya utanmıyor musunuz sizi çok fena yaparız bak haaa" diye tehdit ediliyor. "Şu adadığınız adakları da uçlanın bakalım, öyle adayıp da unutması değil! Bak zalimleri çok fena yaparız haaa!" Zalim dediği de adak adayıp sonra boğuntuya getirip savsaklayan vermeyen! :lol:

 

Karşınızda din sömürüsünün apaçık ayetleri!

 

Not: 263. pasajdaki eza pek anlaşılmıyor. 264 e bakılırsa bu eza sadakayı verdim diye başa kakmak. Alanı minnet altında bırakmak. Sadakayı verince hemen bunu yaparsınız diye eleştiriyor veya minnet altında bırakmanın bir eza olduğunu ve aşağı olduğunu vurguluyor.

 
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Daha bu yardım toplama sövüşleme pasajları devam ediyor! Elim değerse ekleyeceğim! Tam sövüşleme pasajları! Din sömürücüsünün el kitabı gibi! Feto cuppalı filan bu pasajları bol bol okuyordur keriz kekleyeceklerinde, paraları cukkalayacaklarında! :lol:

 

"Verin verin allah yolundaki mücahitlere saçın dağıtın elinizdeki avucunuzdakini!" :0_80cbc_37a71a73_L: Uzun uzun bu konu üzerinde elbette duracak ve pasajları döktürecek! Çalışmak yok çabalamak yok yağma ile talan ile geçinme pazarda ganimet esir satma ile dünyalık kazanma var, yağmaya çıkmak için at silah temin etmek için de milleti sövüşle!

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 6 months later...

Evet şu bakara çok makaraya devam edelim. En son milleti sövüşleme pasajlarında kalmıştık.

 

271. eğer sadakaları açıktan verirseniz ne güzel ve fakirlere gizli verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve sizden günahlarınızın bir kısmını örter allah ne yaptığınızdan haberdardır.

 

272. doğruya erdirme senin üzerine değildir ve fakat allah dilediğini doğru yola erdirir hayırdan ne verdiyseniz kendiniz içindir ve ne verdiyseniz allahın yüzünü isteyin ve hayırdan ne verdiyseniz karşılığı verilir zulmedilmezsiniz.    

 

273. fakirler için onlar ki allah yoluna adandılar da yeryüzünde dolaşmaya güçleri yetmez cahiller onları iffetlerinden zengin sanır sen ise onları yüzlerinden tanırsın insanlardan zorla istemezler ve hayırdan ne verirseniz allah onu bilir.

 

274. gece gündüz mallarını sır olarak ve açıktan verenler işte onlar için rableri katında mükafat vardır ve onlara korku yoktur üzülmezler.

 

275. faiz yiyenler ancak şeytanın çarptıklarının kalkmasından başka kalkmazlar bu onların faiz de alışveriş gibidir demeleri yüzündendir allah alışverişi helal faizi haram kıldı artık kim rabbinden bir öğüt geldi de bıraktı onun geçmişi allaha aittir kim dönerse de o ateş ehlidir ve orada sonsuz kalacaktır.

 

276. allah faizi azaltır ve sadakaları artırır allah kafir günahkarları sevmez.

 

277. muhakkak ki iman edenler ve iyi iş yapanlar ve namazı kılanlar ve zekatı verenler onlar için rableri katında ecir vardır ve korku yoktur ve üzülmezler.

 

278. ey iman edenler Allahtan çekinin ve faiz alacaklarınızı bırakın eğer inandıysanız.

 

279. eğer bunu yapmazsanız bilin ki allah ve elçisi ile savaştasınız ancak pişman olursanız ana paranız için ne zulmeder ne zulmedilirsiniz.

 

280. eğer dara düşerseniz eliniz bollaşana kadar bekleyip sadaka vermeniz sizin için hayırlıdır eğer bilirseniz.

 

DEĞERLENDİRME:

 

Sadaka mevzusuna devam ediyor fakat burada daha iyi anlaşılıyor ki bahsettikleri miskin fakirler değil. Savaşa çıkacak olan yağmacılar. Bunlara yardım edin diyor. Güya bunlar zorla istemez diye bunları şirin göstermeye çabalıyor. 272 deki allahın yüzü allahın rızası anlamında.

 

Sonra faiz konusuna geçiyor. Faizin karşısına sadakayı koyması tabii ki tam bir fiyasko. Böyle bir saçmalık elbette olamaz, bunu açıklamaya bile gerek yok, bu cahilce ve aptalca bir öneri. Fakat tabii yağma ve ganimeti hesaba katmadığın zaman! Dolayısıyla bu pasajlarda asıl olarak, yağma ile zengin olmayı ve devletçi bir yapıyı, yani yağma ile şişen bütçenin halka dağıtılması şeklinde bir yapı kurmanın hedeflendiğini görebiliyoruz.   

 

Sermaye alıp çalışarak ve kârından faiz ödeyerek iş kurmayı yasaklamanın başka yolu yoktur.  Böyle bir öneri ancak yağma ganimetler dağıtarak yapılabilir. Zaten bütün islam imparatorlukları da yağmalayabildikleri, sömürebildikleri kadar ayakta kalmış, bunu yapamadıklarında yıkılmışlardır. Buna Osmanlı da tabii ki dahil.  

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir iki açıklama daha gerekiyor:

 

272 de iki kere ve ma tunfiku min hayrin ve üstüne bir daha ve ma tunfiku demesi berbat bir ifade bozukluğu. Bunu yani bu kadar tekrarlamaya gerek yok. Şunu bir derli toplu ifade edemeyişi çok ilginç. Nedir işte hayırdan ne verirsen elinle o gelir seninle diyecek! Diyeceği bu, defalarca ne verirsen ne verirsen ne verirsen demeye ne gerek var!

 

275 de mahşer kastediliyor. Kalkış, kabirden kalkış, yani diriliş. Şeytanın çarptıkları nasıl kalkar bilmediğimiz için bir şey diyemiyoruz! Şeytanın çarptığı birini göreydik bir fikrimiz olurdu! :D  

Link to post
Sitelerde Paylaş
On ‎30‎.‎10‎.‎2018 at 22:41, Buzul yazdı:

Allah gölgeden,zırhtan,doludan,buluttan,şimşekten medet umar.

 

Doğru söylüyorsun, ilk aklına gelenleri yazmışsın tabii, daha nelerden medet umar nelerden de... Aslında deli hezeyanı kaale alınmaz ama işte bunu çok süper bir şey diye kakalamaya çalıştıkları için mecbur abartılmamış, motamot tercümesinin elimizde bulunması gerekiyor. O kadar bayağının altında sıkıcı bir şey ki, boş vaktim olmadan tercümeye devam edemiyorum. Sürekli aynı zırvalar. Hiç bir içerik yok. Ama işte elimizde de bunun gerçek, süslenmemiş bir tercümesinin bulunması gerekiyor. Böyle bir tercüme ise Türkçe dilinde yok!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Burada sadakadan ne ara faize geçiyor diye merak edilebilir ama bu aslında bilinçli bir geçiş. Burada açıkça faizin karşısına rakip olarak sadakayı koymak gibi ahmakça ve salakça bir öneride bulunuyor. Dünyada bundan daha ahmakça bir öneri bulmak oldukça zordur. 276 nolu pasajda da bu ikameyi açıkça belirtiyor. Bu yani düpedüz ahmakça bir öneri, başka değerlendirme yapamıyorum.

 

Bu kadar ahmakça bir öneriyi yağma, talan, ganimet, köle elde etme ve ticaretini yapma dışında bir amaç ile açıklamak olanaksızdır. Yağmacının ne işi olacak tabii faizle filan... Direk git yağmala, bir de ele geçirdiğin köleleri sat, ne faizi tabii...

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...