Jump to content

GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH


Recommended Posts

Bir saat önce, güven yazdı:

çok güzel söylemiş  kim söylediyse

 

Hatta bu, Kuran işte şurda indi şurda bilmem ne oldu söyleminden çok daha güzel olmuş! On numara!

 

Bana kalsa Araplar cahil cahil uydurmuş, Farslar ballandıra ballandıra anlatmış, Türkler de saf saf inanmış derdim gerçi de! :D 

 

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 332
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Gölgenin sabit kalması güneşin hep aynı yerde olması demek. Böyle olunca yarısı hep gece diğer yarısı da hep gündüz olan bir dünya anlamına gelir. Bu da zamanın ölçülemediği bir dünya demektir.  Belki gölge kısaltmak sözü saatin olmadığı ve günün vakitlerinin çubukla ölçüldüğü bir devirde  çok da aykırı kaçmaz. 

 

Ancak  , herşeye gücü yeten yaratıcı her türlü dünya koşuluna uygun canlılar yaratabilir zaten.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.12.2018 at 22:18, democrossian yazdı:

 

Hatta bu, Kuran işte şurda indi şurda bilmem ne oldu söyleminden çok daha güzel olmuş! On numara!

 

Bana kalsa Araplar cahil cahil uydurmuş, Farslar ballandıra ballandıra anlatmış, Türkler de saf saf inanmış derdim gerçi de! :D 

 

Ozaman biz türklerm tarihn yazmışmışız denemek  arapalararın uydyrmasım şlllerşn balandıra abkatmas bizede dinlemek düşmüş   zaten incekesen dşnlemketen ne galimiz kalır ne nedicemiza kalır bşz araplata inen ayet kadar dahim  düşünce bırakmamışlar bisim türkler masalı dinlerken uykuya dalıyorlar dün ne olmuştu bilmezker  allahtan uyuyıruz yoksa bşz araplaradan daga  katı bir müslüöam olurduk

Link to post
Sitelerde Paylaş
13 saat önce, Düşünen Hayvan yazdı:

Gölgenin sabit kalması güneşin hep aynı yerde olması demek. Böyle olunca yarısı hep gece diğer yarısı da hep gündüz olan bir dünya anlamına gelir. Bu da zamanın ölçülemediği bir dünya demektir.  Belki gölge kısaltmak sözü saatin olmadığı ve günün vakitlerinin çubukla ölçüldüğü bir devirde  çok da aykırı kaçmaz. 

 

Ancak  , herşeye gücü yeten yaratıcı her türlü dünya koşuluna uygun canlılar yaratabilir zaten.

 

kuran konusunda çok karmaşık düşünmeye gerek yoktur; okuduğunuzu değerlendirirken şunu bilmek yeterlidir:

kuranı yazanlar, gözlemden öte hiçbir elle tutulur bilgiye sahip değiller ve merak da etmiyorlar.

 

gündüz ve geceyi varlık saydıkları gibi, gölgeyi de varlık sayarlar. güneşin ışık verdiğini bilmezler.güneş ve ay onlar için saati/günleri ve olursa yönleri göstermeye yarar. başka da bir işe yaramaz.

sıcaklık da yine yerin altındaki cehennemin kazanlarının arasıra aralanması ile artar ya da azalır.

 

gölgeyi de varlık sayarlar ve ne diye uzayıp kısaldığını bilmezler. ama uzayıp kısalıyorsa, her şeyde olduğu gibi, bu da allahın takdiriyledir ve o yapmaktadır derler. niyesi ile asla ilgilenmezler.

bu yüzden kurandaki söylem de allahın gölgeyi nasıl uzattığını görmez misiniz, istese onu sabit kılardı şeklinde, iplerin allahın elinde olduğunu ve her şeyin onun varlığını gösterdiğini anlatır biçimdedir. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, Düşünen Hayvan yazdı:

Belki gölge kısaltmak sözü saatin olmadığı ve günün vakitlerinin çubukla ölçüldüğü bir devirde  çok da aykırı kaçmaz. 

 

Cahil çöl yağmacılarının yere çubuk batırıp gölgesinin boyunu ölçtüklerini hayal bile edemiyorum! Sen bunları bir şeyden anlar bir adamlar sanıyorsun galiba! Yahu bunlar güneş ufka bir mızrak boyu inince ikindi vakti girer diyen adamlar! İlmihallerde bile hâlâ böyle yazıyor! İnsan şu çağda ilmihale mızrak boyu kadar yazarken bir utanır be! Beyaz ip siyah ipten ayrılınca filan diyen adamlar bunlar yahu! Neymiş bununla yalancı fecir denen şafağın sökecek gibi olmasından sonra yeniden karanlık basmasını kastetmişmiş. Ha yani koskoca allah bir yalancı fecri anlatamamış da siyah ip beyaz ip diye saçmalamış!

 

Diyememişler ki "allah size imsak vaktini güneş doğacak gibi ufukta bir ışık görünüp kaybolması ile tayin etmiştir! Daha sonra gerçek şafak söker. Allah her şeyi takdir edendir." Söyleyecekleri bu yahu! Ne beyaz ipi, ne siyah ipi be? Bu adamlar yere çubuk batırıp boyunu ölçecek! Bu fazla iyimserlik! Bu dediğin ancak Zerdüşt asıllı bir halife olan Me'mun'un İmam Hanbel'in itirazlarına aldırmayıp hatta imam daha ısrar edince onu zindana attırıp Yunan kitaplarını Arapçaya tercüme ettirmesinden sonra olmuş, o da kısa sürmüştür. İmam Hanbel becerememiş ama başka bir imam Gazali bu bilim ışığını boğmuştur. O zamana kadar yok öyle bilimsel bir ölçüm filan yapacak kimse!

 

Eğer zaman ile gölge arasındaki ilişkiye zarif bir atama yapan incelikli bir ifade olmuş olsaydı hakkını teslim ederdik. Önümüzde son derece basit ve adi bir ifade var. Öyle bir incelikli söz olsa can kurban! Gerçeğin ışığı her yerde görülür ve inkar edilmez. Öyle bir incelikli atama yapan zarif bir söz olsa hemen kabul ederdim. Nasıl bu ilişkiye atama yapabilirlerdi, örneğin "görmediniz mi gölgenin uzayıp kısaldığını, siz güneşi gökte akar sanırsınız, halbuki allah siz farkında olmadan yeri döndürmektedir" filan demiş olsa biterdi mevzu yani, havluyu atar bu adamlar bu işi bilmişler derdik. Çıkacak çıkışımız olmaz bravo der alkışlardık.

 

Ayrıca güneş gökte sabit olsa bile hareket eden canlıların gölgeleri gölgenin düştüğü zeminin değişmesi ile de uzar kısalır. Yamaca karşıysan gölgen kısa olur, bayır aşağı uzar. Olmamış yani, incelikli, edebi, bilimsel, insana bir duygu, bir bilgi veren bir laf etmeyi hiç başaramamışlar. Böyle bir şey görebilsek "tükan" senin de, yok yani... İşte en uzun bölümün tercümesini bitirdik, bir incelikli, bir güzel söz göremedik. Olmayınca mabut, ne yapsın kel mahmut!

Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, democrossian yazdı:

güven, sen yazdığını bir okusana, anlayabilecek misin? :DBen anlayamadım! :lol:

 şimdi cevap vermesem ayıp olacak. Yahu ben okuymadımki:lol: sen okuyasun. yeni  bir  dil icat etmeye çalışıyorum daha anlamadınmı:Dörnek kuş dilice konuşanları bilirsin. hata kardenizde ıslıkla konuşnlar var. bende yeni bir lisan geliştiriyorum ? çok  harf olmadan nasıl yazılır konuşlur onu çözmeye çalışıyorum.  Bak  bu linke. Elin oğlu bunları bilmezken. Ben  anmın karnında  göbeyim anama bağlıydı anamıkide evrenin sırlarına bağlı kaplosuz bir sistmele bunlerı ben biliyordum bu  adamlar daha yeni öyreniyor.:D

Neyse bu işin şakası bile bana ölüm terleri döktürüyor utanıyorum yazmaya artık.  kendinle utanmamanın ne olduğunu bilirmisin  işte bende kendimle utanıyorum bazen. yazım genlede kötüydü  bir ara  düzeltim. ama sonra sanırım kendime güvenimden sanırım salı verdim kendimi.  bir iki ufak mazaretim var ama burda bunu yazamam.Çünkü mazareti  sizden önce ben kabulenmiyorum.Allahın iziniyle bu işinde üstesinden geleceyim.

Link to post
Sitelerde Paylaş

 

democrossian,

 

Başlığın 8. sayfasında yer alan ve dinlerin siyasi otoriteyle birlikte hareket eden bir "din adamı sınıfı" tarafından meydana getirildiği, bu arada da geriye doğru da sahte bir tarih yaratıldığı şeklindeki iletileriniz gerçekten ufuk açıcı...

 

Anlattığınız gibi gerçekleşmiş olması ihtimali, akla daha yatkın geliyor... Eskiden, mesela, bu forumda da ateistler bile Kuran'ı 570-632 yılları arasında Mekke-Medine'de yaşamış Muhammed isminde birisinin oturup tek başına yazdığını varsayarlardı... Bu önkabul nedeniyle, ateistler arasında, "Muhammed zeki miydi, değil miydi", "Muhammed devrimci miydi?" tartışmaları olurdu mesela... Çünkü, Kuran gökten vahiyle gelmediğine göre, bu düşüncenin tek ve doğal alternatifi, Kuran'ı Muhammed'in oturup ta tek başına kaleme almış olduğunu varsaymaktı...

 

Sizin 8. sayfadaki teziniz (yani İslam'ın "din adamı sınıfı"nın kolektif eseri olması tezi), üzerinde çok durulmayı hakeden bir görüş bence...

 

Ortalama bir müslüman şöyle bir argümana sahiptir kafasında:

 

"Kuran Allah'tan gelmediyse, o zaman ümmi bir şahıs olan Muhammed 'koskoca' Kuran'ı nasıl yazsın??!!!"

 

Ortalama bir müslümanın kafasındaki şablona göre, Kuran, bir tane kişinin tek başına oluşturamayacağı kadar ayrıntılı ve geniş bir içeriğe sahiptir. Dolayısıyla ilahîdir...

 

Halbuki; tam da anlattığınız gibi, toplumdan kısmen izole vaziyette yaşayan ve eski dinî hikayelerin bilgisini halhazırda elinde tutan imtiyazlı bir sınıfın, bir ekibin Kuran'ı oluşturduğu yorumu, akla yatkınlığı ve daha açıklayıcı olması bakımından artık daha çok ve daha sık dile getirilmelidir diye düşünüyorum...

tarihinde hulas tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
10 dakika önce, hulas yazdı:

Ortalama bir müslüman şöyle bir argümana sahiptir kafasında:

 

"Kuran Allah'tan gelmediyse, o zaman ümmi bir şahıs olan Muhammed 'koskoca' Kuran'ı nasıl yazsın??!!!"

 

Kuran'ı bir şahsın yazmış olması olanaksız değil ama, Kuran hiç öyle görünmüyor. Bir kişinin kaleminden çıkan bir yazım böyle dağınık, daldan dala atlayan, konu akışı ve bütünlüğünden yoksun olmaz. Bu adam bunu yaz(dır)ıyorsa kafasında bir fikir vardır ve o fikri geliştirecek şekilde bir konu akışı içinde ortaya koyar.

 

Yani yazamaz değil, Kuran son derece sıradanın altında bozuk anlatımlarla, düşük cümlelerle, ifade yetersizlikleri ile dolu bir şey. Bir kişi yazamaz değil, yazmaz! Biraz daha en azından derli toplu bir şey yazar! Buna elli kişinin el attığı açıkça belli! Yalnız birileri, yani belli sayıda birileri, bir ekip tarafından en son bir biçime sokulmaya çalışıldığı da belli. Fakat bu çalışma çok da özensiz yapılmış ve başarısız. Doğru düzgün bir formata sokamamışlar bu karmakarışık şeyi.

 

Peki Muhammed bunu bir seferde oturup yazmadı, ömrü boyunca yazdı da ondan böyle desek yine olmaz. Öyle bile olsa bir fikir silsilesi izler, şimdiki gördüğümüz formatta olmaz. Bu haliyle bu Kuran olmaz yani, çok düzensiz, konu bütünlüksüz ve anlam, anlatım akışından yoksun! Buna bu haliyle kitap demek çok yanlış olur. Kağıt hurdalığından sayfalar toplayıp ciltlemekle, bir de süslü kapak takmakla, kapağa yaldızla cafcaflı bir isim basmakla kitap oluşmaz!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Var saymak bence daha mantıklı.. 

Sözlü kültür her zaman var olmuş ve efsaneler dilden dile dolaşmıştir. Ümmi olması böyle bir kitabın oluşmasına engel değildir. Zaten yazan da kendisi değildir. Her durumda ortak bir üründür Kur'an. Hem Ortadoğu kültür ve tevatürlerinin hem de Kur'anı yazıya geçirenlerin ortak ürünüdür. Zaten kitap oluşu çok sonradır. En azından bu herkesin ortak kabulüdür. Başlangıçta kitap olma iddiası da yoktur. Muhammed'i yok saymak gerekli değildir. Yani benim görüşüme göre. Varlığı da Kuran'ı özel ve anlamlı kılmamaktadır. 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi bakın Muhammed yaşadı yaşamadı konusunu açıklığa kavuşturalım. Bir kere bu konu bir değişikliğe yol açmaz. Muhammed bir de yaşadıysa eyvaaah güme gitti ateizm diye bir şey elbette yok. Ancak Muhammed'in yaşamadığını bilen bir ateistin tarih ve bilim bilinci yüksektir. Muhammed'in yaşadığına inanmak saflık ve bilgisizliktir. Çünkü Muhammed'in yaşadığına dair kanıt yok! Yok yani, olmayınca yaratamazsın! Konu bu!

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 5 weeks later...
On 21.01.2015 at 23:53, democrossian yazdı:

Halbuki kuran'da şöyle yazar: "gökler ve yer durdukça içinde kalacakları cennetler". Yani allah olsa bile bunlara "kıyamette gökler yerler filan kalmadı, hadi şimdi ittirin gidin" diyebilir.

 

Ama Kuran'da İbrahim Suresi, 48. ayette "O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarlar," diyor. Yani öteki tarafta da gökler ve yer kavramı olacakmış Kuran'a göre. Sadece başkalaşım geçirecekmiş nasıl olacaksa.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 22.12.2018 at 11:13, hulas yazdı:

 

democrossian,

 

Başlığın 8. sayfasında yer alan ve dinlerin siyasi otoriteyle birlikte hareket eden bir "din adamı sınıfı" tarafından meydana getirildiği, bu arada da geriye doğru da sahte bir tarih yaratıldığı şeklindeki iletileriniz gerçekten ufuk açıcı...

 

Anlattığınız gibi gerçekleşmiş olması ihtimali, akla daha yatkın geliyor... Eskiden, mesela, bu forumda da ateistler bile Kuran'ı 570-632 yılları arasında Mekke-Medine'de yaşamış Muhammed isminde birisinin oturup tek başına yazdığını varsayarlardı... Bu önkabul nedeniyle, ateistler arasında, "Muhammed zeki miydi, değil miydi", "Muhammed devrimci miydi?" tartışmaları olurdu mesela... Çünkü, Kuran gökten vahiyle gelmediğine göre, bu düşüncenin tek ve doğal alternatifi, Kuran'ı Muhammed'in oturup ta tek başına kaleme almış olduğunu varsaymaktı...

 

Sizin 8. sayfadaki teziniz (yani İslam'ın "din adamı sınıfı"nın kolektif eseri olması tezi), üzerinde çok durulmayı hakeden bir görüş bence...

 

Ortalama bir müslüman şöyle bir argümana sahiptir kafasında:

 

"Kuran Allah'tan gelmediyse, o zaman ümmi bir şahıs olan Muhammed 'koskoca' Kuran'ı nasıl yazsın??!!!"

 

Ortalama bir müslümanın kafasındaki şablona göre, Kuran, bir tane kişinin tek başına oluşturamayacağı kadar ayrıntılı ve geniş bir içeriğe sahiptir. Dolayısıyla ilahîdir...

 

Halbuki; tam da anlattığınız gibi, toplumdan kısmen izole vaziyette yaşayan ve eski dinî hikayelerin bilgisini halhazırda elinde tutan imtiyazlı bir sınıfın, bir ekibin Kuran'ı oluşturduğu yorumu, akla yatkınlığı ve daha açıklayıcı olması bakımından artık daha çok ve daha sık dile getirilmelidir diye düşünüyorum...

 

 

Dinler böyle oluşmaz yalnız. Dinleri oluşturanlar hiçbir zaman din adamları olmamıştır. Dinler bütünüyle yöredeki halkların kolektif ürünüdür. 

 

İslam dinini birkaç din adamının oturup yazdığı, bunu yaparken de Yahudi ve Hristiyanların dinlerinden çalıntılar yaparak "kurguladığı" düşüncesi nedense yaygın. 

Ancak külliyen yanlış. Dinlerin ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktıklarını bilince bu tür yanlışlara düşülmüyor.

 

Kur'an'ı eğer bir grup din adamı yazmış olsaydı bu denli karman çorman, saçma, çokça tekrarların ve birbiriyle ilgisiz sure ve ayetlerin bulunduğu ahenksiz bir kitap olmazdı öncelikle. Bize ulaşan son hali bile böyle. Üstelik bu hali, İslam ortaya çıktıktan yüzlerce yıl sonra derlenmiş olduğu halde böyle. Çok çok sonraları "nüzul sebepler" gibi yalanlarla bir şeyleri birbiriyle ilişkili hale getirme çalışmaları olmuş ve Müslümanlar da doğal olarak buna inanmış.

 

Kur'an; İslam bir imparatorluk oluşturduktan sonra yörede yaşayan Hristiyan, Yahudi, Zerdüşt, müşrik dedikleri Araplar ve diğerlerini bir arada yaşar hale getirmek istediği için de önceki dinlerden bahsetmiştir. Aynı zamanda ve daha güçlü olan diğer gerekçe, bu din mensubu insanların zaten bir arada yaşama ve kültür ve inançlarını birbirlerine geçirme ve ortak bir kültür haline getirme davranışının kaçınılmazlığıdır.

 

Özetle, dinleri toplumlar kendi elleriyle ortaya çıkarır ve yaşar. Çok sonraları birileri derler belki; hepsi o kadar.

İslam, bir imparatorluk oluştuğu ve imparatorluklar da doğal olarak birçok devletin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı için anayasa haline gelmiştir. Büyük ihtimalle Emeviler yapmıştır bunu.

O çağlarda iktidarlar dinin kendisidir zaten. Tanrı'yı temsil ederler. Siyasi iktidar başka, din sınıfı başka değildir. Bunlar aynı, tek şeydirler.

 

Tarihin hiçbir döneminde bir grup adamın oturup yazdığı bir metinle toplumları böylesi etkilediği görülmemiştir. İnsanın doğasına aykırıdır bu düşünce. Dinleri toplumlar yüzlerce yıl içinde oluşturur, birbirine aktarır, efsaneleri birlikte paylaşır, bazı mitler geçmişten gelirken bir parça kültüre göre değiştirilir ve hepsi bir dini oluşturur. 

İslam, Kur'an'dan önce de vardır. Ortada bir kurgu falan yoktur, birkaç adam oturup bir din kurgulamış değildir. 

 

O yüzden, ufkunuzu açtığını söylediğiniz o düşünce başından sonuna kadar yanlıştır. Bir sayıklamadan ibarettir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...