Jump to content

GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH


Recommended Posts

On 30 Temmuz 2016 at 16:42, _Force-Awakens_ yazdı:

Ben Kuranın mesajından bahsediyordum. Ama sen anlamazsın.

İnanmıyor diye yakan... Şu saçma cümleyi kurmayın artık, yeter ya. Sen insanları, Arap Yahudi vs. diye görürken ve Allah ayırmazken, hala onu bu konuda eleştiriyorsun. İlginç! Neden Yahudiler? Neden Türkler değil öyle mi? Yahudilerin bunun sonucu olarak inkarlarından dolayı düştükleri durumu görüyorsun. Havariler Hz. İsa'dan kendilerine gökten sofra indirilmesini istediği zaman Allah onlara, eğer gökten sofra iner de sonra dönerlerse kimseyi cezalandırmadığı gibi onları cezalandıracağını söyler. Bunu bir düşün.

 

Kuran'ın mesajı nedir? Benim kafam karışıyor sürekli. Derli toplu bi şekilde anlatabilir misin ?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 331
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Sayfa: 21-22

135.) ve dediler ki yahudi veya hristiyan olun ki doğru yolu bulun. de ki hayır tek tanrılı ibrahim dini. o müşriklerden olmadı.  

136.) deyin ki allaha inandık ve bize indirilene ve ibrahime indirilene ve ismaile ve ishaka ve yakuba ve torunlarına ve musaya verilene ve isaya ve bütün nebilere rablerinden verilenlere. hiç birini diğerlerinden ayırmayız. Ve biz teslim olmuşuz.

137.) eğer hemen sizin inandığınız gibi inanırlarsa hemen doğruyu bulurlar. ve eğer yüz çevirirlerse mutlaka onlar ayrılırlar. sana allah kafidir. o duyan ve görendir.

138.) allahın boyası. Kim allahın boyasından güzeldir. Ve biz ona taparız.

139.) de ki allah hakkında mı tartışıyorsunuz ve o rabbimiz ve rabbiniz. Bizim yaptıklarımız bizim sizin yaptıklarınız sizin. ve biz ona hasrolmuşuz.

140.) yoksa siz muhakkak ibrahim ve ismail ve ishak ve yakup ve torunları yahudi veya hristiyan oldu mu diyorsunuz. de ki siz mi iyi bilirsiniz allah mı. allah katında şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır. allah yaptıklarınızdan gafil değildir.

141.) onlar geçmiş bir ümmettir. onların kazancı kendilerine lakin sizinki size. size onların bütün yaptıkları sorulmayacak.   

142.) halkın akılsızları diyecekler ki onları kıblelerinden ki ona yöneliyorlardı çeviren nedir.  de ki batı da allahın doğu da. dilediğini doğru yola iletir.

143.) ve böylece sizi orta bir ümmet yaptık halka şahit olasınız diye ve peygamber de size şahit olsun diye. Ve kıbleyi ki sen onun üzerinde oldun kim elçiye tabi olur kim iki topukları üzerinde döner bilmemizden başka amaçla yapmadık. allah inancınızı boşa çıkarmaz. Muhakkak allah halka şefkatli ve koruyucudur.

144.) yüzünü göğe çevirdiğini görüyoruz. seni hoşnut olacağın kıbleye hemen çevireceğiz. hemen yüzünüzü yasak tapınağa çevirin. ve nerede olursanız olun yüzünüzü o tarafa çevirin. ve kendilerine kitap verilenler bunun rablerinden bir hak olduğunu bilirler. allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

145.) ve eğer gerçekten sen kitap verilenlere bütün ayetleri getirsen de onlar kıblene uymazlar. sen de onların kıblesine uyacak değilsin. onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer gerçekten sen sana gelen bilgiden sonra onların keyiflerine uyarsan mutlaka sen de zalimlerden olursun.

DEĞERLENDİRME:

Tevratta geçen bütün peygamberleri isimlerini üşenmeden tek tek sayarak sahiplendikten sonra yetmiyor, bir ayrılık daha çıkarıyor. Kıble… Hooop ben döndüm bu tarafa, dönmeyen kafir! Dönmeyenden zalim kim var! Bu ne ya! Çocuk oyunu mu bu! Dön baba dönelim mi oynuyorsun be adam!

Herhalde sen hooop diye döndün diye herkes birden hooop dönmeyecek! “O dönmeyenler var ya onlar yok mu hııııı! Görecek onlar gününü!”

Çocukça bir saçmalık… Hayır sen o peygamberler diye zimmetine geçirdiğin efsanelerin bir teki hakkında kabeye gelmiş diye bir hikaye uydurabilmiş misin! Hayır uyduramamışsın, bir şey uydurmaya bile yeteneğin yok. İşin gücün hırsızlamak! Ya adam, Musa gitti oğlanıyla deniz kenarına, oğlan balığı denize kaçırdı, Musa gemiye bindi, gemiyi deldi, sonracıma bir arkadaş buldu, herif çocuğu neme lazım kafir mafir olur da sonra, garanti olsun diye öldürdü, sonra bir duvarı onardı, ülen salak mısın parasız niye onardın dedi, haaaa artık tak sepeti koluna herkes kendi yoluna dedi diye zırvadan masallar anlatacağına, bir tane de Musa geldi baktı kabe’nin bir taşı düşmüş aaaa tüüüh dedi bismillah dedi taşı yerine tükürükle yapıştırdı filan diye de bir masal anlatsana!  

Yok! “Bütün peygamberler bizden, size kaldı cehennemde yanmak, yallaaaah…” Bu nedir yahu! Yok tamam, zamanında cahillik zamanı böyle yürüyormuş işler tamam hadi olabilir desek bile, bu zırvalar kıyamete kadar tüm insanlık için geçerli saçmalığına ne demeli! Bu zırva tüm insanlık için hiç geçerli olur mu yahu! Kime ne sana ne ulan herif neye tapmış ne tarafa dönmüş, sana ne?!

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...

Sayfa: 23

146.) kitap verdiklerimiz onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. ve muhakkak içlerinden bir grup saklarlar ve onlar biliyorlar.

147.) gerçek rabbindendir şüphelenenlerden olma.

148.) herkesin bir yönü vardır ona yönelir hayra koşun nerde olursanız allah sizi birleştirir. muhakkak allah her şeye gücü yetendir.

149.) nerden çıkarsan yüzünü yasak tapınak tarafına çevir. bu muhakkak rabbinden bir gerçektir. allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

150.) nerden çıkarsan yüzünü yasak tapınak tarafına çevir. nerden çıkarsanız yüzünüzü o tarafa çevirin ki insanların zalim olanlarının dışındakilerin size karşı delili olmasın zalimlerden korkmayın benden korkun size nimetimi tamamlayayım ve doğru yolu bulun.

151.) kendi aranızdan size ayetlerimizi size okuyan sizi arındıran size kitap ve hikmeti öğreten bilmediklerinizi de öğreten bir elçi gönderdiğimiz gibi.

152.) siz beni anın ben de sizi anayım kafir olmayın.

153.) ey inananlar sabır ve namazla yardım dileyin. allah sabredenlerin yanındadır.

DEĞERLENDİRME:

Bir bu eksikti, o da oldu. Arka arkaya aynı cümleyi aynen tekrarlama! Hatta çoğul kullanarak bir tekrar daha! Yani bir yüzünü bir yere çevirmeyi iyice olay haline getirdi! Başka da nasıl ayrımcılık yapsın, gözünün üstünde kaşı olan olmayan diyecek hali yok! Vay şu yana dönenler vay bu yana dönenler! Gerisi de artık elli kere tekrarladığı ve daha da beşyüz elli kere tekrarlayacağı teraneler.

Hayır şundan bir nane olmayacağı daha baştan apaçık belli.

Bir de böyle cümle mi olur ne demek insanların zalim olanlarından başkalarının delili olmasın yahu! Ha yani zalim olanların delili zaten var! Yanlış mı okuyorum diye kontrol ediyorum, hayır doğru okuyorum. Zalimlerin var da bir de zalim olmayanların da olmasın! Bu nasıl bir bozuk ifade tarzıdır, acaba ne demeye çalışıyor diye işin yoksa düşün! Bu bir değil iki değil. Sürekli böyle bozuk anlatımlarla gidiyor.  

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sayfa: 24

154.) allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. hayır onlar diridir fakat siz bilemezsiniz.

155.) andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla ve mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. sabredenleri müjdele.

156.) onlar başlarına bir musibet gelince biz allaha aitiz ve ona döneceğiz derler.

157.) işte rablerinden rahmet ve destek onların üzerinedir ve onlar doğruluğu bulmuştur.

158.) safa ve merve allahın alametleridir kim evi hac eder veya ziyaret eder onları da tavaf ederse bunda günah yoktur. Kim gönülden bir hayır işlerse allah karşılık verir bilir.

159.) indirdiğimiz açıklamaları ve doğruluğu kitapta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenler var ya işte onlara allah lanet eder tüm lanet ediciler de

160.) Ancak pişman olup düzelenler ve açıklayanlar lanetten kurtulur. Ben esirgeyen ve pişmanlığı tanıyanım.

161.) fakat inkar ile ölenler onlar kafirdir allahın ve meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerindedir.

162.) Onda ebedidirler. azapları hafiflemez ve onlara bakılmaz.

163.) Tanrınız tek tanrıdır. Ondan başka tanrı yoktur o esirgeyen koruyandır.

DEĞERLENDİRME:

İnanç ayrımcılığı nedeniyle insanlar arasına sonsuz ayrım koymak kadar korkunç olan ne vardır? Bir çocuk tecavüzcüsü ve katilini bir psikopat seri katili insanlarla temastan men edebilir, müebbet hapse koyabilirsin. Ama inançları yüzünden insanlara bunu yapmak, ilkelliğin, vahşetin, cehaletin artık dibi! O bahsettiğiniz lanetler ne haltsa onların hepsi size olsun inanç ayrımcısı çöl yağmacısı ilkel vahşiler!  

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 5 weeks later...

Sayfa: 25 de dikkate değer bir konu yok. Bu sayfayı tercüme etmek gereksiz, çok da cıvıtmayan bir mealden bakılabilir. Çarpıtılacak bir konu bulunmuyor bu sayfada. Her mevzuyu alabildiğine abartanlar hariç aşağı yukarı her meal benzer tercüme yapacaktır. Kastettiğim örneğin A. Tekin meali. Adam kendi fikirlerini yazmış da yazmış, destan döşenmiş. Hiç biri Kuranda yazmıyor.

Değerlendirme yapacak olursak, sonunda Yahudileri bırakıp müşrikleri ele alabildi. Fakat burada müşrikleri eleştirirken allaha ve onunla birlikte başka tanrılara inanan değil de, bu tanrıları Allahtan daha çok öne çıkaranları eleştiriyor.  Yani bir kıskançlık söz konusu. Tamam hadi başka tanrıları katıyorsunuz da Allahtan daha çok sevmeyin der gibi bir ifade kullanılmış. Kafa ortak çıkarılmasına değil, bu ortaklara fazla değer verilmesine takılmış.

Buna öfkeleniyor ve bunları ateşten hiç çıkarmamaya karar veriyor. Böylece Kuranda sonsuza kadar yanma yok diye akılları sıra süsleme yapıp Kuranı inanmayanlara kakalamaya ve inandırmaya çalışan Müslümlerin yalanı ortaya çıkıyor. Zaten ileriki sayfalarda böyle söyleyenlere giydirecek.

Tabii bu ateşten hiç çıkarmama mevzusunun sadece inançtan dolayı olması bir utanç. İnanç özgürlüğünün bir numaralı düşmanı insan haklarına temelden aykırı bir metin var karşımızda.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...
On 19.01.2015 at 10:57, democrossian yazdı:

Furkan adı verilmiş kuran bölümünün 45. pasajı:

"elem tere ila rabbike keyfe meddez zilli ve lev şae le cealehu sakinen"

"görmedin mi rabbini nasıl gölgeyi uzatıyor eğer dileseydi sabit tutardı" :D

Gölgeden bile artık medet uman, gölge ile kendini kanıtlama zavallığına kadar düşen bir allah düşünebiliyor musunuz? İşte karşınızda. Gölgeye bakın bana inanın bana tapın bana karşı gelmeyin diye kıvranan bir allah olur mu, kuran'da oluyor!

Neymiş, istese gölgeyi uzatmaz kısaltmaz, sabit tutarmış! Yani şimdi buna gülmekten başka bir yanıt verilebilirse, verin de bilelim. Ben bu saçma sapan cümleye gülmekten başka bir yanıt bulamadım.

Bir uçağın gölgesinin kendinden daha fazla yol almasına karşılık aynı zamanda menzile varması problemi, mevcut matematiğin sistematik zafiyetinden dolayı çözülememektedir. Bu soru fizik sorusu olarak kabul edildiği müddetçe cevaplanamaz, önce matematik sorusu olarak kabul edilmeli, sonra da mevcut matematiğin bu soruyu çözme imkanı olmadığı anlaşılmalıdır.
Hayatın zıtlıklarına dayalı olarak geliştirilen pozitif ve negatif sayılar sistemi matematik için ciddi bir adımdır fakat gölge matematiğinin kurulması daha fonksiyoneldir. En azıdan ikisi bir kullanılmalıdır.
Asıl hareket etmeden gölgenin hareket etmeyeceği kabul edilir. Fakat gölgenin ışık kaynağının sabit olduğu fikrine bağlıdır bu. Eğer ışık kaynağı hareket ederse, asıl sabit olmakla beraber gölge hareket eder.
Aslın hareket ve hız değeri sıfır olmasına karşılık gölgenin hareket ve hız değeri pozitiftir. Hareketsiz olarak varolmak imkânsız olduğu için, hareketsiz olan asıl varoluş iktidarını ışık kaynağından almaktadır.
Varlık olarak gördüğümüz aslında varlığın şeklidir. Varlığın şekli, varlığın tabiatının (mahiyetinin) gölgesidir. Varlığın şekli sabit olmasına rağmen varlığın tabiatında (atom altı parçacıklarda) hareket kesintisiz olarak devam etmektedir. 
Hareket varlığın şeklinde veya tabiatında veya hakikatinde gerçekleşebilmektedir. Bunların tamamında veya ikisinde veya birinde gerçekleşebilmekte ama en azından birinde mutlaka gerçekleşmektedir.
Zaman varlığın hakikatini ihata etmemiştir. Bu sebeple hakikatinde hareket gerçekleşiyor olması muhtemeldir ama zamanın dışında bir harekettir bu ve bizim zamana ayarlı hareket kavrayışımızın onu anlaması kabil değildir.
Varlığın en son görünüşü olan gölgesinin hareketini anlamamamızın sebebi de budur. Zira gölge de zamana tabi değildir ve hareketi zaman dışında cereyan eder ama bizim zamana ayarlı hareket anlayışımız veya harekete ayarlı zaman kavrayışımızın oluşturduğu idrak alışkanlığımız, gölgenin hareketlerini zamanlı kabul edip anlamaya çalışmak noktasına götürmektedir bizi.
Bir varlık tek zamana tabidir. Tüm boyutlarında hareket gerçekleşiyor olsa dahi tek zamana tabidir veya tek zamanı kullanmaktadır. Varlığın iki parçası farklı zamanlara sahip olamaz. İki parça farklı zamanlara sahip olduğunda bir varlığın parçaları halinde bulunmaya devam edemezler ve birbirinden ayrılır farklı varlıklar haline gelirler.
Atomun parçalanması, varlığın tabi olduğu zamandan koparılmasıdır. Daha açık ifade ile atom parçalandığında varlığın parçaları farklı zamanlara savrulmaktadır ve ortaya çıkan enerji zaman ile ilgilidir.
Atom altı parçaları bir arada tutan güç zamandır. Varlığın tek zamanlı olmasından kaynaklanır bu durum. Varlık zaman ile kaim olduğu için, zamanın dışına çıktığında nasıl ki yok oluyor bunun gibi kendi zamanından çıktığında da tabiatı değişiyor ve farklı bir varlık haline geliyor.
İnsan ırkı “zaman”a bilim alanında hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Ne gariptir ki, yaklaştığı şeyin hala zaman olduğunu idrak etmiş gibi görünmüyor.
Asıl hareket etmeden gölgenin hareket etmeyeceği kuralına itibar edildiğinde ışık kaynağının sabit veya hareketli olması halinde ihtimal daha fazla olacaktır. Hem asılın hareketine bağlı olarak gölgenin hareketleri oluşacak ve hem de ışık kaynağının hareketlerine bağlı olarak gölgenin hareketleri meydana gelecektir.
Kâinattaki girift yapıya bakılırsa bu ihtimallerin hepsini kabul etmek gerekecektir. Bu durumda varlığın hakikati tek olsa dahi tabiatı (mahiyeti) çeşitlidir.

BU SANA AYETTE YAZANI TASFİR EDER SANIRIM YOK ETMEDİ DİYORSAN 3 KERE OKU O ZAMAN

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.12.2015 at 07:23, democrossian yazdı:

Yukarıda söylediğim ahiret inancı olmadan din olmayacağı sözüne karşı yahudilikte cennet ve cehennemin olmadığı bilgisi öne sürülebilir.

Doğrudur, yahudilikte yeniden bedenlenme, dirilme, cennete cehenneme gitme yoktur. Yani meddi ceza ve mükafattan bahsedilmez. Fakat ölümden sonra sonsuz ve kutsal, tinsel bir yaşamdan bahsedilir. Yani yahudiliğe göre ruhlar bedenlere dönmeyecek ve bedenler dirilmeyecektir. Ölüm, maddesel yaşamın sonudur. Ancak ruhlar yaşamına devam edeceklerdir. Yahudi inancı bu şekildedir.

Yahudilik çok daha tasavvufi bir dindir. İslam çok daha banal, düz, sıradan, hayvani, yani cinsellik, yeme içme, beden zevkleri ile ilgili bir dindir. Aslında islam o kadar düz, basit, sıradan ve hayvani bir dindir ki, islama giren yahudiler olmasaydı islamda tasavvuf filan da olmazdı.

yahudilerde tüm ölüler kutsal ruhtur ve ululuk vasfederler, tüm yahudiler cennetliktir mübareklere göre :) ama diğerleri :) yahudi olmayanlar :) ya yahudi mi olsak ne yapsak acaba :) adamlar kabul de etmiyorki ya anadan yahudi ırkıyla bağın olacak, yada 10 15 sene beklicende kabul edeceklerde ölçecek biçecekler :) adamlarda birde ölüye dokunmama hastalığı var :) ölülerinin mezarlarından medet umarlar tıpkı bizdeki şakirtler gibi, sara hastalarına mezar çiğlerinin iyi geldiği gibi, çok hasta çocukların ölüp ölmeyeceğine mezarlıkların karar vereceği gibi absurt görüşleri vardır :) çok iyi bu yahudilik çok :) 

Link to post
Sitelerde Paylaş
32 dakika önce, democrossian yazdı:

Elli kere de okunsa faydası yok, çünkü anlatılmış hiç bir konu yok. Hepsi dayanaksız boş laf.

Yahudi eleştirisine niye yanıt vereyim ki? Yahudi olan varsa o yanıt verebilir.

demokrasian bu makale michigan üniversitesinden alınmıştır. gölgenin sabitlenmesi başka varlık gibi algılanması, nesne ile gölgenin farklı zaman boyutlarında algılanmasını anlatıyor. sen nasıl zırva diyorsun ki.

yahudilerle ilgili yazına karşı yazdım o konuyu, sana dedim Kuranda ne var zırvalama dedim, sen buraya yönlendirdin beni. o kadar karmaşık ki cevap vereceğim konuları tam seçemiyorum.istersen ayrı konu aç oradan tartışalım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

SIĞIR BÖLÜMÜ DEVAM:

168.) ey insanlar yer içindekilerden helal ve temiz olanları yeyin ve şeytanın adımlarına uymayın muhakkak ki o sizin apaçık düşmanınızdır.

169.) size ancak kötülük ve aşırılığı ve allaha karşı bilmediklerinizi söylemenizi emreder.

170.) onlara allahın indirdiğine uyun denildiğinde hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız dediler. Ataları akılsız ve doğruyu bulamamış olsalar da mı.

171.) İnkarcıların örneği o kişinin örneği gibidir ki bağırır bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmez sağırdır dilsizdir kördür onlar artık akıl etmezler.

172.) ey inanırlar size verdiklerimizden temiz olanları yeyin ve allaha kul olduysanız ona şükredin.

173.) sizin üzerinize ancak ölü ve kan ve domuz eti haram edildi ve allahtan başkası adına kesilen helal edilmedi. Ama kim zorunluktan karşı gelmeksizin ve sınırı aşmaksızın onun üzerine günah yoktur. Allah bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

174.) muhakkak onlar allahın kitaptan indirdiğini gizliyorlar ve az bir ücrete satıyorlar işte onlar karınlarına ancak ateş yiyorlar ve allah onlarla kıyamet günü konuşmaz temize çıkarmaz onlara acı azap vardır.  

175.) onlar sapkınlığı doğruluğa satın aldılar ve azabı affedilmeye onları ateşe dayanıklı yapan nedir.

176.) işte bu yüzden allah kitabı doğrulukla indirdi ve onlar kitapta ayrılığa düştüler elbet uzak ayrılıktadırlar.

177.) yüzlerinizi doğu veya batı yönüne dönmeniz iyilik değildir ancak iyilik allaha ve son güne ve meleklerine ve kitaplarına ve elçilerine inanmak ve yakınlara ve miskin ve yolculara ve dilencilere ve köleler için mal vermeye sevgi duymak ve namazı kılmak ve zekatı vermek ve sözüne bağlı olmak ve sıkıntıda ve darlıkta ve şiddet zamanı sabretmek işte onlar doğrulardan oldular ve onlar çekinenlerdir.

DEĞERLENDİRME:

Daha önce söylediği sözleri yine tekrarla söylüyor. Bunları zaten söylemişti. Farklı olarak yenmesi haram etlerden bahsediyor, bu bahsettiklerinden başka haram edilen yoktur dediğine göre akrep de yılan da kurbağa da salyangoz da yenilebilir anlamı çıkıyor. Müslümler mahallelerinde salyangoz satılmasına niye kızarlar belirsiz. Bu pasaja göre kızmaları gereksiz, alıp yemelerinde sakınca yok.

177 nolu pasajda ve ve ve diye lafı uzatması belirgin bir cümle bozukluğuna neden oluyor. Beş pasaj arayla aynı temiz şeyleri yeyin tekrarını yapması belirgin bir falso oluşturuyor. Bunları niye derli toplu düzgünce ifade etmiyor ya da edemiyor yoruma açık. Özensizlik, ne desen yerler nasılsa anlayışı bir yere kadar etkili olabilir. Fakat asıl olarak düzgün olursa insan sözü olduğu anlaşılır kaygısı var. İnsanların sözlerinden farklı bir format yaratma çabası gözleniyor. Süslü söz söyleyen şairlerin sözleri bunlar dedirtmemek, lafı odun gibi söyleyip asıl amaç olan korkutma amacını sağlamak ön planda.

Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)
Bir saat önce, sokullu yazdı:

makale michigan üniversitesinden alınmıştır.

Nerden alındıysa alınsın. Bir şey anlatmıyor. Anlattığı hiç bir şey yok. Ne anlatmaya çalıştığı bile belirsiz. Ortaya koyduğu tek bir kanıt yok.

Bir kuş bir baraj duvarının üzerinden geçti ve güneş tam tepede varsayalım. Kuş yatay doğrusal bir hareket yaptığı halde gölgesi yere dike yakın bir açıyla müthiş bir hızla yaklaşacak ve kuştan çok daha büyük olacaktır. Kuş 10 cm. boyunda ve saniyede 1 metre hızla yol alıyor diyelim. Gölgesi ise yarım metre boyunda ve saniyede 200 metre hızla yere çakıldı diyelim.

Ne oldu şimdi? Çok acayip anlaşılmaz çözülmez tuhaf bir paradoks mu çıktı ortaya? Gölgelerin gücü adına alaaakber mi oldu?

Bak şurada ne kadar hikmetli güzel konuşmuş, niye olumsuz değerlendirdin diyeceğin bir sayfa gösterebilirsin. Ya da henüz gelmediğim (burada, yoksa tamamını elbette okudum) bir sayfada bak çok güzel bilgilendirici bir anlatım var diyebilirsin. 

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

168 - Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır.

169 - O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister.

170 - Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?

171 - O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.

172 - Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız.

173 - O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

174 - Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır.

175 - İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlar!

176 - Şüphesiz ki Allah kitabı hak bir sebeple indirmiştir. Kitap hakkında ihtilafa düşenler ise, şüphesiz haktan uzak, bir anlaşmazlık içindedirler.

177 - Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

mealin google çevirisi gibi olmuş :) burda tuhaf olan nedir anlamadım. herşeye bir bahane buluyorsun :) huysuz dedem bile senden daha huysuzdur :) bilimsel makaleye bile laf söylüyorsun. öksüzlere,esirlere kölelere, yoksullara mal verin diyor burda zırvalama nerde yav mübarek.

Link to post
Sitelerde Paylaş

178.) ey inanan kimseler, öldürülme konusunda sizin üzerinize kısas yazıldı hüre hür köleye köle dişiye dişi. ancak kim kardeşi tarafından bir şey affedilirse o zaman örfe uymak ve ona ihsan ile ödemek gerekir.

DEĞERLENDİRME:

Aslında şunu okuyunca bunu kaldırıp çöpe bırakacak ve bir daha da açmayacaksın ama... Böyle bir rezillik örneği daha var mıdır ben bilmiyorum, zor bulunur. Kepazeliğin artık son perdesi! Hüre hür köleye köle dişiye dişi diyor yahu! Ben bunu tercüme etmeye artık tahammül edemeyeceğim.

Üstelik ifade öyle bozuk ki, skandal yani, böyle fiyasko olamaz. Ne demek "fe men ufiye lehu min ahihi şey'un" yahu! Böyle bozuk bir cümle mi olur? Şey ne yahu? Şey sözcüğünün burada ne işi var? Bir şeyin affedilmesi ne yahu? Bu kadar bozuk bir ifadeye daha ömrümde rastlamak zor gibi görünüyor. Ne bir şeyi affetmesi be? Bu kadar bozuk bir ifadeye inanmak güç!

Embesilliğin boyutlarını tanımlamak da güç! Ahihi ne yahu? Kardeşi yoksa ne olacak? Kardeşleri de bari de kabilesi diye bari yorumlansın! Gerçi o zaman kabilesinde fikir birliği olmazsa ne olacak, o var. Hadi onu geçtik, kardeşi kim oluyor da affediyor yahu!

Kardeşi miras için öldürttüyse ne olacak? "Sen şu kardeşimi öldür, ben de seni affedeyim, ben sana elli papel veririm, sen de diyet diye yarısını ödersin, yarısı senin ücretin olur!"

Neresinden tutsan dökülüyor. Şuna akıllı işi diyecek kişiye ben artık daha ne diyeyim... Laf da tükeniyor. Ben artık bu zırvaya devam edemeyeceğim. Daral geldi bundan bana, bu ne yahu! Çürümüş, kokuşmuş, her tarafı dökülüyor. Şunu ele almaya mide lazım, mide...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayır o değil de... Ben bu Kuran'daki bu bozuk ifadelere anlam veremiyorum. Cehalet, tamam, cahil herifler bunlar. Vahşet, tamam, vahşi herifler. Niyetleri de kötü. İsraili yağmalamak, yok etmek, yarımadayı Araplaştırmak niyetindeler. Hurafe, tamam, gırtlaklarına kadar hurafeye gömülmüşler. Efsane, uydurma, yalan, hepsi tamam. Hiç acayip değil.

Fakat ortaya çıkardıkları bu şeyin bu kadar bozuk düzen olması inanılmaz! Yahu bir iş yapıyorsunuz, biraz düzgün bir şey koyun ortaya be! Yani katmış karmışlar, ne bir düzen var, ne bir giriş gelişme sonuç var, ne düzgün bir anlatım var... Sağdan soldan tırtıkladıkları ellerine geçen ne varsa ve akıllarına geleni aynen akıllarına geldiği gibi, üzerinde düşünmeden içine atmışlar.

Biraz düzgün anlatılan bir Yusuf masalı var. Bak bunu becermişler. Yani bir konu bütünlüğü var bu bölümde, giriş var, gelişme var, sonuç var. Zaten kendileri de beğenmişler, bak bu iyi oldu demişler, "ahsenül kasasi" diye de yazmışlar. Yani hikayelerin en güzeli demek bu. Tabi hırsızlama olduğu için geçerli değil ama, düzgün olan bir şeyi bozup düzüp berbat edip koymamışlar en azından.

Yani tamam, eni konu eşkiya toplayıp yağmaya gidecekler, Haydutlara düzgün hitap etmek gerekmez. Ama bu kadar da mı... Özensizlik var yani, salla gitsin, ne desen yerler düşüncesi ile çiziktirilmiş. Ben bunu ancak bu şekilde açıklıyorum.

Galiba bunda beklentinin yüksek olmasının da payı var. Yani Müslümler bize yıllarca Kuran'ın onlara göre "indiği" zamanda edebiyatın çok ileri olduğu propagandasını yaptılar. İşte şairlerin şiirleri bir anda Kuran karşısında sönmüş filan bir sürü palavra sıktılar. Bu adi asılsız yalanlarla beklentimiz yükseldi. Kuran'da süper bir ifade gücü var beklentisine girdik. O yüzden bu kadar bayağı ve sıradan, vasatın bile çok altında ifadelerle dolu olması büyük hayal kırıklığı yaratıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 4 months later...

178 de koptum ve bu saçmalıkları daha fazla tercüme etmeye dayanamadım ama… Sonuçta ikide bir başımıza kakılan bu şeyin ne dediğini de bilmek zorunda kalıyoruz. Bu şeyi en küçük fırsatta başımıza kakıyorlar. Yok şöyle güzelmiş, yok şöyle mükemmelmiş, yok şöyle mucizeymiş… Bunların yalan olduğunu apaçık görmek ve göstermek zorunda kalıyoruz, sürekli olarak. Dincilerden bir saat rahat huzur yok! İkide bir biri çıkar İslam şöyle Kuran böyle… Bir saat kafa dinlemek yok! Bir topluluğa girersin, dincinin biri dilli düdük gibi öter. Televizyonu açayım dersin, açtığına bin pişman olursun. Mercimek kadar beyni olmayan salağın biri durmadan allah, islam satar. Sürekli ve sistematik bir saldırı altındayız. Biz bu Kuran adı verilmiş şeyde ne yazdığını ne yazık ki bilmeye mecburuz. O yüzden devam… En azından bir parça daha…

 

179.) sizin için kısasta hayat vardır ey akıl sahipleri umulur ki korkarsınız.

 

180.) sizden birine ölüm hazır olduğu zaman anne babasına ve yakınlarına hayır (*) bırakacaksa bilinen bir hak olarak vasiyet etmesi yazıldı. (**)

(*) hayırlı mal demek istiyor.)

(**) Kuran’a yazılarak farz kılındı demek istiyor.)

 

181.) artık kim onu işittikten sonra değiştirirse, muhakkak ki günahı değiştirenin üzerinedir allah işitir ve bilir.

 

182.) ancak kim vasiyet edenin haktan uzaklaştığından veya günaha girdiğinden korkarsa artık ona günah yoktur allah affedici ve esirgeyicidir.

 

183.) ey inananlar size oruç yazıldı sizden öncekilere yazılmış olduğu gibi umulur ki dikkat edersiniz.

 

184.) sayılı günlerdir ancak kim hasta veya yolcu olursa başka günlerden bekler (*) güç yetiremeyenler için ise işsizlere yedirmek fidyedir artık kim gönülden verirse o hayırlıdır fakat oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır eğer bilseniz.

(*) başka günlerde tamamlamak için mazeretinin bitmesini bekler demek istiyor.)

 

185.) ramazan ayı ki onda kuran insanlara doğrultucu ve haktan açıklamalar ve ayrımlar olarak indirildi kim bu aya şahit olursa oruç tutsun hasta ve seferde olanlar başka günleri beklesin allah sizin için kolaylık diler zorluk dilemez süreyi doldurmanız ve allahı hidayet ettikleri konusunda büyüklemeniz içindir umulur ki şükredersiniz.

 

186.) kullarım sana benden sorduklarında ben muhakkak yakınım dua edenin duasına cevap veririm bana yönelsin ve inansınlar umulur ki doğruya ulaştırılırlar.

 

187.) oruç geceleri kadınlar size helal kılındı onlar sizin siz onların elbiselerisiniz allah sizin nefislerinize uyduğunuzu bildi tevbenizi kabul edip sizi affetti artık onlara yaklaşın ve yazgınızı isteyin yeyin için fecirden siyah ip beyaz ipten ayrılıncaya kadar sonra geceye kadar orucu tamamlayın ancak mescide kapanmışsanız kadınlarla görüşmeyin bunlar allahın sınırlarıdır yaklaşmayın allah insanlara ayetlerini açıklıyor umulur ki dikkat ederler.

 

188.) aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin ve insanların mallarını yemek için bir kısmını hakimlere rüşvet olarak yedirmeyin.

 

DEĞERLENDİRME:

Kısas hakkında çok az şey söyleyip geçmiş. Böyle ciddi ve önemli bir kural koyuyorsan çok daha fazla üzerinde durmak gerekirdi. Söylenenler son derece yetersiz. Lafını edeyim de etmemiş olmayayım kabilinden olmuş. Söyledikleri de kepazelik zaten… Olmayacak işler… Bu haliyle, burada yazdığı şekliyle cinayetlere bir çözüm bulmak olanaksızdır.

 

Vasiyet konusu buraya nasıl girdi anlaşılmıyor ama hadi olabilir diyelim. Oradan oruca geçiyor. 184 v3 185 te mazeretleri iki kez tekrarlamak açık falso… Bir kere söyledin, bir daha niye söylüyorsun. Kısasta ise laf cimrisi olmuştun?

 

Kolaylıktan filan bahsediyor ama mazeret öne sürüp tutmamazlık etmeyin diye açık bir korkutma da yapıyor. Siz yine de mutlaka tutun bu orucu gibi konuşuyor. Çok hasta ve çok yaşlı olanın da başını dövecek hali yoktur zaten herhalde ama kıytırık mazeret istemem, tutacaksınız diyor. İfadelerden anlaşılan bu.

 

Dua konusu da araya nerden girdi ama hadi onu ramazanda daha çok dua edin diye yorumlayalım.

 

Bir de anlaşılıyor ki önce ramazan boyu sadece iftar varmış, sahur yokmuş. Sahur kuralı sonra getirilmiş gibi gözüküyor. Ama siz yine de mescide kapanır, ilk emrettiğim gibi oruç tutarsanız bak ama iyi olur demeye getiriyor. Bu oruç tutma şekline itikaf ve tutana akif denir ıstılahta. Akif olacaksanız kadın madın yok ona göre diyor.

 

Ordan rüşvete nasıl atlıyor anlaşılmıyor, çünkü sonraki pasajda Ay konusu var. Daldan dala atlamanın tipik örneği… Yani bu rüşvet konusunu böyle bir pasaj araya sokarak değil, belli başlı bir konu olarak ele almalı. Bir sürü masal anlatırken kısa kesmeyi düşünmek yok, ama böyle önemli konular bir pasaj araya sokulup geçiştiriliyor.

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 4 weeks later...

189.) sana hilallerden sorarlar de ki o insanlar ve hac için vakit ölçeğidir ve evlere arkasından girmek iyilik değildir ve lakin çekinmek fazilettir evlere kapılarından girin ve Allahtan çekinin böylece kurtulursunuz.

 

190.) sizinle savaşanlarla siz de allah yolunda savaşın saldırmayın allah saldırganları sevmez.

 

191.) sizi yurdunuzdan çıkaranları yakaladığınız yerde öldürün bozgunculuk öldürmekten daha şiddetlidir  onları yasak tapınağın yanında öldürmeyin onlar saldırırsa başka o zaman öldürün kafirlerin cezası budur.

 

192.) artık vazgeçerlerse o takdirde allah bağışlayıcı ve koruyucudur.

 

193.) bozgunculuk kalmayıncaya ve din allahın olana kadar savaşın ancak vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.

 

194.) haram ay haram aydır ve haramlar karşılıklıdır kim size saldırırsa siz de ona misli ile saldırdığı kadar saldırın ve allahtan çekinin bilin ki allah çekinenlerle birliktedir.

 

195.) elinizdekini allah yolunda verin elinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve verici olun allah verenleri sever. (*)

 

196.) hac ve umrenizi allah için tamamlayın engellenirseniz kurban mahalline kadar başınızı traş etmeyin ancak kim hasta olur veya ondan başına eziyet olursa (traşı kastediyor) oruç veya sadaka veya kurban fidyesi gerekir güvenlikli bir hacca kadar umre ile yetinen kolayına gelen kurbandan faydalanır kim bulamazsa (kurbanı kastediyor) hacda üç ve dönünce yedi olmak üzere tamamı on gün oruç tutar bu ailesi yasak tapınakta hazırda olmayanlar içindir Allahtan çekinin ve allahın cezalandırmasının şiddetli olduğunu bilin.

 

197.) hac bilinen aylardadır kim haccı ifa eder artık günah kavga yasaktır hacda hayırdan ne yaparsanız allah bilir ve azık hazırlayın muhakkak azığın hayırlısı çekinmektir benden çekinin ey akıl sahipleri. (**)

 

198.) arafattan topluca geldiğinizde artık allahın fazlını aramanızda size günah yoktur (ticareti kastediyor) ve yasak tapınak yanında allahın sizi daha önce sapkınken doğru yola ulaştırdığını anın.

 

199.) Sonra insanların topluca döndüğü yerden siz de dönün ve pişmanlık sunun, allah bağışlayıcı ve koruyucudur.

 

(*) Zor bir çeviri. Hiç uymadı ama birebir motamot çeviri olarak en uygun olanı bu. Muhsin ihsan anlamları yerine göre çok farklı kullanılabilen kelimeler olduğu için motamot çeviri ilkesine bağlı kalmak zor.  

 

(**) Zor bir çeviri daha. Elbab çekirdekler demektir ama bu kadar da motamot çeviri yapmak uygun olmaz, aklı kastettiği bellidir diye düşünüp akıl diye çevirdim.

 

 

DEĞERLENDİRME:

 

189. pasajda hilalleri zaman ölçüsü olarak sunması, islam uygarlığının ne kadar geri kalmış olduğunun apaçık kanıtı. Güneş takvimi geç taş devri buluşudur. Bundan haberleri olmayıp aya zaman ölçütü olarak bakmaları çok utanç verici bir gerilik. Hac dönüşü eve arkadan girme şeklinde bir gelenek olduğu ve bunda bir iyilik olmadığı, kaldırıldığı anlaşılıyor. Fakat hiç tarih verisi olmadan bunu tahmin etmek zor olurdu. Bu da yalnızca Kuran görüşünün elini zayıflatan bir durum. Araplar hakkında hiç bir şey bilmeyen biri Kuranı tam anlayamaz.

 

Arkasından hayret Kuranda doğru düzgün bir pasaj, nasıl oldu diye şaşırtan bir ifade, bu ifade saldırganlığı yasaklayarak ancak saldırıya uğrama durumunda savunma savaşına izin veriyor! Ama devamını okuyunca mevzu anlaşılıyor. İslam, adına Kuranda bölüm açtığı Kureyş kabilesine çok sert davranmak istemiyordu. Yarımadanın kalbini hac merkezini çok da kan dökmeden ele geçirmek istiyordu. Hele yasak tapınak yanında kötü anılar olsun istemiyordu. Buralarda insanların boğazlanması kötü anılara yol açacak ve hacca zarar verecekti. Yumuşak ifadenin nedeni bu!

 

Zaten 193. pasajda bakla ağızdan çıkıyor, din allahın olana kadar savaşılacak. Yani dini allahın olmayan herkese saldıracaksınız! Saldırıdan kurtulmalarının tek yolu dini allahın yapmayı kabul etmeleri! 

 

Devamındaki pasajlar hac düzenlemeleri... Edinilen intiba o ki yasak tapınak henüz ele geçmemiş ama geçici bir barışla umreye izin verilmiş. Çünkü tam güvenli bir hac değil ve engellenmeler var şeklinde anlatılıyor. Bu da haccın ve yasak tapınağın olabildiğince kansız ele geçmesi eğilimini doğruluyor.

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuran'dan edinilen izlenim, Mekke'nin ele geçirileceğinden son derece emin bir havada olunulduğu. İslamın amacının bu olduğu son derece bellidir. Hac merkezini ele geçirmek ve tüm yarımadayı ele almak. Arapları birleştirip Yahudileri yağmalamak.

 

Planın başından beri bu olduğu açıkça anlaşılıyor. Bu yolda adım adım hedefe ilerlenmiş ve başarılı da olunmuş. Tabii bu da bir imaj değilse, yani aslında bir iktidarı devirme ve ele geçirme mücadelesi olmadan böyle bir tezgah düzenlenmiş de olabilir. Elimizde tarihsel kanıtlar olmadığı için Kuran'da ne yazdığına bakarak konuşuyoruz.

 

Yani burada yazılanlar şöyle olmuş böyle olmuş formatında değil. Kuranda şöyle olduğu yazıyor böyle olduğu yazıyor formatında. Bunu belirtmem gerekiyor. Tabii bu söylediğim iktidar ve Mekke için savaş konusunda. Yoksa amaç yerine gelip Arap kabileleri birleştirildikten sonra soykırım ve yağma yapıldığı kesin. Yahudilere de, birleşmeye karşı çıkan Arap kabilelerine de...

 

Romalılar Yahudileri Kudüs'ten çıkarıp Araplar gibi dağınık kabileler halinde yaşamaya zorladıktan sonra ikinci darbe de Araplardan gelmiştir. Birleşen Arap kabileleri saldırmıştır. Bu soykırım sonrasında Yahudiler bin yılı aşkın bir vatansızlık sürecine mahkum edildiler.

 

Sadece Kurana bakmaz, hadisleri de kaynak kabul edersek o zaman edinilen izlenim ise Muhammedin bu amaç için kullanıldığı ve amaca ulaşılınca aracın artık ayak bağı olmasın diye ortadan kaldırıldığı. Muhammedin Mekke'ye gelmesine izin verilmeyerek karısı Ayşe tarafından zehirlenerek öldürüldüğü ve cesedi ile de ilgilenilmeyip yüzüstü bırakıldığı. Hikayeye bakarsak Mekke Muhammedin sılası, özlemi, zulmen çıkarıldığı hasreti! Bu adam nasıl Medine'de ölür? Nasıl veda hutbesinde toplandığı iddia edilen kalabalık cenazesinde toplanmaz?

 

Hikaye ya çok çelişkili, ya bir bit yeniği var. Muhammedin yaşadığına dair elimizde kanıt olmadığı için bilemiyoruz. Ama bu işler böyle yürür. ABD nin Usame'yi Sovyetlere karşı önce kullanıp sonra ortadan kaldırması, Feto keza... İşler aslında böyle yürür. 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

200.) artık gerekleri yerine böylece getirdikten sonra atalarınızı andığınız gibi yahut daha kuvvetle allahı anın ancak insanlardan kimileri rabbimiz bize dünyada ver derler ancak onların ahirette nasibi yoktur.

 

201.) fakat onlardan kim derse ki rabbimiz bize dünyada güzellik ver ve ahirette de ve bizi ateş azabından koru.

 

202.) işte onlar var ya onların kazandıklarından nasibi vardır allah çabuk hesap görendir.

 

203.) sayılı günlerde allahı anın fakat kim iki gün içinde acele ederse ona günah yoktur ve kim gecikirse ona günah yoktur kim allahtan çekinirse bilsin ki ona diriltileceksiniz.

 

204.) insanlardan kimisinin sözleri dünya hayatında hoşuna gider kalbindekine allahı şahit gösterir ve o azılı düşmandır.

 

205.) döndüğü zaman yeryüzünü bozmak ve ekinlerle nesli yok etmek için uğraştı allah bozguncuları sevmez.

 

206.) ona çekin denildiği zaman allah günahla şerefini alır artık ona cehennem yeter ne kötü yataktır.

 

207.) insanlardan kimi de allah rızası için nefsini satar (allaha demek istiyor) allah kullarına şefkatlidir.

 

208.) ey iman edenler hepiniz silm'e (*) girin şeytanın adımlarına uymayın o sizin apaçık düşmanınızdır.

 

209.) Size gelen apaçık beyanlardan sonra ayağınızı kaydırırsanız bilin ki allah üstün ve hakimdir. (**) 

 

210.) Onlar illa allahın gölgeler içinde bulutlardan meleklerle birlikte çıkıp gelmesini ve işlerinin bitirilmesini mi bekliyorlar işler allaha döndürülür.

 

(*) Silm ile barış, esenlik, islam, teslimiyet anlamlarından biri veya bir kaçı kastedilmiş olabilir.

 

(**) Hakim: Gerekçeleri yerinde işler yapan, yanlış gerekçelere dayandırarak iş yapmayan anlamına gelir. 

 

DEĞERLENDİRME:

 

Rutin ve defalarca tekrar edilecek uyku getiren vaazlara devam ediyor.

 

206 nolu pasajda ifade bozukluğu göze çarpıyor. Şimdi burada anlatılan, bir adam var, ona (Allahtan) çekinmesi, korkması tavsiye ediliyor fakat allah onun şerefini günah işlemesiyle gideriyor. Bu nasıl oluyor bu işin yolu yordamı işleyişi nasıldır, açıklanmıyor. Allah onun kendisinden korkmasına izin vermiyor, çünkü buna gıcığı var, cehenneme atası mı var belli değil. Bu kişi kibirden allaha boyun bükmek istemediği için kasıtlı günah işliyor denmeye çalışılmış illa ki ama açık değil. Yani inadına yapıyor, bakın ben Allahtan korksam bunu yapmazdım demek için günah işliyor herhalde. Bunu ancak tahmin edebiliyoruz, çünkü açık değil. Hemen de tehdidi yapıştırıyor.

 

Bu tür konuların biraz çözümlemeli ve veciz ifadesi gerekir. Böyle olmaz. Çok düz, çok bayağı, çok sıradan. Bu lafı kahvede köylü ahmedağa da eder hatta daha iyisini eder. Öyle her şeyi çözümlemeli anlatsa ansiklopedi olur bahanesine sığınılması yersiz. Yahudilere kesecekleri sığırın ince ayrıntılarını bir sayfa döndüre döndüre anlatan bir metin için bunu söyleme hakkı yok. Öyle gereksiz bir konuyu lastik gibi uzatmasa burda da uzatmamış derdik. Ayrıca uzatmadan veciz bir cümle ile de bir çok konuyu bir cümle ile anlatmak mümkündür. Ama tabii veciz cümle kurmak için biraz ilim irfan lazım.

 

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...