Jump to content

Bilinç ve Gerçeklik


Recommended Posts

Biraz beyin firtinasi yapalim.

Evrenin gelişmiş başka bir evren tarafından tamamen sanal olarak simülatörde yaratıldığını iddia edenler de var. Bunlar bizi avatar olarak kullanıp eğleniyorlarmış. Avatarları ölünce başka avatar yaratıyorlarmış.

Fantazinin sonu yok. Fakat çoklu evrenler kuramı paralel evrenler kuramından çok daha tutarlıdır. Paralel evrenler fantastik.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 375
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Tek kabulum bilgi diye birşey. Diğerleri onun çıktıları.

Kullanılabilir olmayan bilgiyi yok (0), kullanılabilir bilgiyi var (1) olarak kabul ediyorum.

Mevcut düşüncemize göre örneklemeye çalışacağım:

Etrafımızda radyo dalgaları olduğunu kabul edip, radyomuzu belli bir frekansa ayarlıyoruz (bilme isteği) ve oradan bir müzük duyuyoruz (kullanılabilir bilgi).

Belki daha iyi bir örnek; gözlerimiz kapalı bir odadayız. Amacımız kapıyı bulmak. Odayı kabaca kullanılablir olmayan bilgi olarak düşünelim.

Elimizi bir yere doğru uzatıp çıktıyı bekliyoruz. Orda birşey var mı yok mu bilgisine ulaşıyoruz. Oradan biraz daha ileriye uzatıyoruz ve cevabı bekliyoruz, gelen cevaptan onun bir duvar olabileceğini biliyoruz. Duvarı yoklayarak sola doğru gitmeye karar veriyoruz, böyle yoklayarak her seferinde kullanılabilir bilgiler elde ediyoruz ve o odanın modelini çıkartıyoruz. Kapıyı buluyoruz.

hayata bir peygamber olarak gelseydik bu yürütme doğru olurdu, bazen bende böyle hissediyorum bilmek istediklerim bir şekilde bana geliyor. Ama gerçek farklı birşeyi tecrübe etmek gerçeğe en yakınıdır biz bebeklikten beri hayatımızın her anı gözlemler yaparız ve tecrübelerimiz doğrultusunda bilincimizi oluştururuz. Biz gözlerimizi kompleksliğe açtığımız için zihnimizin temel algı perspektifi kompleksi temel olarak alır. Biz basit şeylere daha geç ulaşırız bu yüzünden kompleks birşeyi kabul edip ondan temele gidilebilinir.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanlışlanabilir olmayan iddialar zaten safsatadır. Bilim de felsefeyi kapsamaz. Ayrı alanlardır. Farklı biçimde çalışırlar. Yöntemleri farklıdır. Bu kadar yanlış bilgi kafanıza nerden giriyor anlamıyorum. Baştan aşağı yanlış bilgilere sahipsiniz. Temelden, tamamen yanlış. Bu yanlış bilgilerle hiç bir yere varamazsınız. Bunlar o kadar temel konulardaki yanlışlar ki, bir adım bile atabilmeniz olanaksız.

Senin bilim dediğin pozitif bilimlerse iş değişir ama bilim dini de kapsar felsefeyide
Link to post
Sitelerde Paylaş

neden sürekli her yerde tanrı goygoyu yapılıyor?

Ölüm korkusu... Başka açıklamaya gerek yok... Herkes bana mezarda ne olacak diye korkuyor. Olacak bir şey yok ama ölüm insanlar için çok korkutucu. Onca yaşanmışlık, acılar, sevinçler, heyecanlar, tak... Hepsi yok oldu... Bu insanları korkutuyor. Tek neden bu.

Bence dinleri mezar taşları ayakta tutuyor. O mezarlar olduğu sürece din ortadan kalkmaz. Mezar diye bir şey olmayacak. Cesetleri santralde yakıp elektrik üreteceksin. Külleri de atık olarak değerlendireceksin. Din ancak böyle ortadan kalkar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

tanrıya inanma bence insan zihninin kendi kendine konuşması, zihnin sürekli aktif olması ve hayatla ilgili meselelerde sürekli zihinde tekrara neden olabilir buda evrimsel olarak avantaj ve tanrıya inanıma yatkınlığı pozitif seçilime tabi tutabilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Birçok insanın kafasında bilim hala evrenin deterministik resmiyle ilişkilidir ancak modern bilim daha farklı bir resim çizer.

Deterministik resimde, evrenin bir sonraki durumunun ondan önce gelen durum ile mutlak olarak belirleneceği kabul edilmektedir.

Böyle bir resimde özgür iradeye yer yoktur. Özgür irade bir illüzyondur. İnsan maddesel parçacıkların ürünüdür ve her davranışı bu parçacıkların hareketlerinin neticesidir, hesaplanabilirdir.

Ancak görelilik kuramı ve özellikle de kuantum mekaniği ile bu resim radikal bir değişime uğradı.

Kuantum mekaniği, evreni algılayışımızı bilimsel bir felsefi temele dayandırdı.

Tüm teorilerimiz ve sahip olduğumuz bilgiler, sadece tecrübelerimizi organize eden ve öngören araçlar halini aldı, onları gerçeği gösteren resimler olmaktan çıkardı.

Gerçeğin kişiye göre değiştiğini söyledi.

Parçacıkların belirli yörüngelerde hareket ettikleri görüşünün deney sonuçlarıyla çeliştiğini, evrendeki her durumun kendinden önce gelen durumla belirlenebileceği düşüncesinin bir illüzyon olduğunu söyledi.

Tam aksine klasik fiziğin illüzyon olduğunu gerekçesiyle yasakladığı özgür iradenin aslında gerçeğin özü ...

Indeterminizm, ozgur iradeyi nasil illuzyon olmaktan kurtariyor?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrenin gelişmiş başka bir evren tarafından tamamen sanal olarak simülatörde yaratıldığını iddia edenler de var. Bunlar bizi avatar olarak kullanıp eğleniyorlarmış. Avatarları ölünce başka avatar yaratıyorlarmış.

Fantazinin sonu yok. Fakat çoklu evrenler kuramı paralel evrenler kuramından çok daha tutarlıdır. Paralel evrenler fantastik.

çoklu evren varsa paralel evrenler vardır
Link to post
Sitelerde Paylaş

Indeterminizm, ozgur iradeyi nasil illuzyon olmaktan kurtariyor?

Kuantum mekaniği parçacıkların işlerine geldiğinde parçacık gibi, işlerine geldiğinde dalga gibi davrandığını, parçacığın bu ikili davranışının gözlemciye bağlı olduğunu söyler.

Bahsi geçen çift yarık deneyinde gözlemci parçaçcığın konumunu bilmek istemediğinde parçacık, bulunabileceği tüm konumların bir olasılığı halindedir.

Gözlemci, parçacığın konumunu bilmek istediğinde ise evren, bu olasılık dalgasından rasgele bir konum seçer ve parçacık o konumda gözlemlenir.

Gözlemcinin bu davranışı özgür iradedir.

Yardımcı olabilecek bir animasyon:

ve başka bir belgesel.

https://www.youtube.com/watch?v=GkkIvp71P1c

tarihinde vitamin tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

gostones.jpg

Go oynamayı bilmeyenler o oyunun evreleri hakkında yorum yapamaz.

Burada materyalizm hakkında yorum yapan tüm idealistler materyalizm nedir bilmiyor.

Materyalizmin ne olduğu bilindiğinde bilinç seviye değiştiriyor.

Şu saçmalıklarınız o kadar komik ki.

Tam bir aptallık.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Beni zahmetten kurtardığın için teşekkür ederim. Pek anlayacağını sanmam ama iddiası tanrı varsayımını benim tasarım argümanımın dışında bırakamaz. Sonsuz monsuz. Eşi benzeri var yok. Her şeye kadir veya hulusi... Bu neyi değiştirir, bu tanrıyı kim tasarladı, yanru mu? Sonsuz olmakla eşi olmamakla kadir hulusi niyazi olmakla neyi kurtarıyor? Tasarlanmadan zekası nasıl organize oldu bilader, kendiliğinden mi? O nasıl oluyor? Sonsuzlukta bir dalgalanma oldu, zart süper zeki bir tanrı oluşuverdi! Yok ya? Sahi mi?

:)birşey değil üstad

herşeyi tasarlayan tanrıysa tanrıyı kim tasarladı sorusunu yeri ve zamanı gelince çevremdeki arkadaşlarada soruyorum .

bir anda gözleri yuvalarından fırlıyor ve verdikleri cevap şu

-sus artık bizi günahamı sokacan, allahın hikmetinden sual olmaz :)

diyorum ki arkadaşım ben allaha inanmıyorum bana hikmetten falan bahsetme .

-öyle söyleme kafir olursun sonra :):)diyorlar .

bu diyaloglar aklıma geldikçe gülerim kendi kendime .

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuantum mekaniği parçacıkların işlerine geldiğinde parçacık gibi, işlerine geldiğinde dalga gibi davrandığını, parçacığın bu ikili davranışının gözlemciye bağlı olduğunu söyler.

Bahsi geçen çift yarık deneyinde gözlemci parçaçcığın konumunu bilmek istemediğinde parçacık, bulunabileceği tüm konumların bir olasılığı halindedir.

Gözlemci, parçacığın konumunu bilmek istediğinde ise evren, bu olasılık dalgasından rasgele bir konum seçer ve parçacık o konumda gözlemlenir.

Gözlemcinin bu davranışı özgür iradedir.

Yardımcı olabilecek bir animasyon:

ve başka bir belgesel.

https://www.youtube.com/watch?v=GkkIvp71P1c

Determinist evrenin sabit bir konum vermesi ozgur iradeyi engellerken, indeterminist evrenin olasiliklar icerisinden rastgele bir konum sunmasi bunu nasil olanakli kiliyor..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuantum mekaniği parçacıkların işlerine geldiğinde parçacık gibi, işlerine geldiğinde dalga gibi davrandığını, parçacığın bu ikili davranışının gözlemciye bağlı olduğunu söyler.

Bahsi geçen çift yarık deneyinde gözlemci parçaçcığın konumunu bilmek istemediğinde parçacık, bulunabileceği tüm konumların bir olasılığı halindedir.

Gözlemci, parçacığın konumunu bilmek istediğinde ise evren, bu olasılık dalgasından rasgele bir konum seçer ve parçacık o konumda gözlemlenir.

Gözlemcinin bu davranışı özgür iradedir.

Yardımcı olabilecek bir animasyon:

ve başka bir belgesel.

https://www.youtube.com/watch?v=GkkIvp71P1c

hala sistematik bir bilinci tekillikle değerlendiriyorsunuz....

eğer bir bilinç varsa bu gözlemci bilinci değildir..enerjinin bilinci olduğunu idda edip enerjiden oluşan canlının( buna bilinç diyelim)...etkisinden bahsediyorsunuz....

Bunun anlamı aslında şudur olasılık dailinde etkiyi kendimiz seçeriz...

Neye etkiyi kendimiz seciyoruz?

Enerjiye( bilince)

Etkiyi ne sağlıyor

canlı ( bilinç )

Bilince, bilinç etki ediyor diyorsunuz kısaca ...

Fotonun bizim istediğimiz gibi hareket etmesi için bilinçten fazlasına ihtiyacımiz var çünkü etki ettiğini savunduğunu şey zaten senin özün enerji....

Özün bileşkesi olan canlı ( enerji topluluğu) öze etki edemez...

tam tersi olur ( ki oluyor foton canlıya etki ediyor hissediyoruz) bu

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir eliyle zar atan diğeriyle de tabancayla ateş eden bir robot düşünelim. Zarlar 6-6 geldiği zaman ateş ediyor olsun. Bu robot birisini öldürdüğü zaman hareketlerinin rastlantısal (zar atıyor) ve tahmin edilemez olması sebebiyle özgür iradesi olduğunu Soyleyebilir miyiz?

Link to post
Sitelerde Paylaş

enerji = titreşim dalgasıdir

canlı yada gezegen dalgalanmanin yogunlastigi alanlardır...

Canlının dalganın yoğunlaştığı alanın serbest dalgaya etkisi yoktur ne zaman vardır enerji( dalga ) bu kütle çekim alanı etkisinde kaldığında vardır ...einstein bunu genel gorelelikte uzayı maddenin büktügunu kanıtlariyla ortaya koymuştur...

Buda demektir ki idda ettiğiniz çift yarik deneyinde bir problem mevcuttur...etki vardır...etki olmadıkça enerji tepki varmez ..etki olmadıkça enerji bir dalgadir( yada titreşim )

Görüşünüzde bilinç neden değil etki oluyor ki etki Olabilmesi için ortada bilinci oluşturacak madde olması gerekir boşluk bilinci kavramı ortaya atamazsiniz bu kavram tanrı kavramı gibi havada kalır nedensiz hareket olamaz

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir eliyle zar atan diğeriyle de tabancayla ateş eden bir robot düşünelim. Zarlar 6-6 geldiği zaman ateş ediyor olsun. Bu robot birisini öldürdüğü zaman hareketlerinin rastlantısal (zar atıyor) ve tahmin edilemez olması sebebiyle özgür iradesi olduğunu Soyleyebilir miyiz?

Robota ne yapıp yapamayacağını dayatıp durma :)

Zar atan robotun 1/36 ihtımalde bir insan oldureceği bellidir ama hangi atışında öldüreceği belli değildir.

Robota seçim şansı tanırsan zar atar mı?

tarihinde vitamin tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Görüşünüzde bilinç neden değil etki oluyor ki etki Olabilmesi için ortada bilinci oluşturacak madde olması gerekir boşluk bilinci kavramı ortaya atamazsiniz bu kavram tanrı kavramı gibi havada kalır nedensiz hareket olamaz

Çok teknik ama izle, sonraki yorumları da bir düşün.

Delayed Choice Quantum Eraser:

Link to post
Sitelerde Paylaş

Robota ne yapıp yapamayacağını dayatıp durma :)

Zar atan robotun 1/36 ihtımalde bir insan oldureceği bellidir ama hangi atışında öldüreceği belli değildir.

Robota seçim şansı tanırsan zar atar mı?

iyide determinizme gore insan bir biyokimyasal robottur diyorsun...

nedenlerin zorunlu sonuclarini uygulayip birini olduren insan,

rastgele bir etkinin sonucunda oldurmedigi zaman nasil ozgur oluyor?

Indeterminizm ozgur iradeye zemin hazirlamaz...

hatta determinizmde bile sonuclari doguran nedenlerin cogunlugu kisinin "kendisine" baglidir

genleri anilari zihinsel donanimi vs...

indeterminizm ile nedensiz bir etkinin rastgele doguracagi sonucun kisinin iradesiyle ne alakasi olabilir?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


Kitap

Yazar Ateistforum'un kurucularındandır. Kitabı edinme seçenekleri için: Kitabı edinme seçenekleri

Ateizmi Anlamak
Aydın Türk
Propaganda Yayınları; / Araştırma
ISBN: 978-0-9879366-7-7


×
×
  • Yeni Oluştur...