Jump to content
KutsalDemlik

Hayat Anlamsız Ve İğrenç Bir Yerdir

Recommended Posts

Var oluşun bir amacı yok, hepimiz sonu hiçlik olan bu iğrenç Dünya'da kısa süreliğine de olsa ısrarla var olmaya çalışıyoruz ve yaşamak için doğanın kanını emip hayvanlara eziyet ediyoruz. Hepimiz, hayattan mutlu olmaya çalışıyoruz, yegane amacımız bu. Ancak hayattan mutlu olmak imkansızdır. Çünkü hiçbir arzumuz tam olarak tatmin edilemez, ancak ufak bir derdimiz dahi olsa hayattan tüm o aldığımız hazlar uçar gider. Her insanın her an da derdi vardır, bu yüzden hayat, bir işkenceden farksızdır. Bunu ancak benim gibi belli bir bilinç düzeyine erişmiş olanlar anlar, aptal olanlar ise çektiklerinin farkında bile değillerdir.

Hayat adaletsiz bir yerdir, canlılar var olabilmek için bir başkasının kanını emmelidir, sömürü üzerine kuruludur bu hayat. Kapitalizm, insan doğasına en uygun olan sistemdir. Bir patron işçisinn emeğini sömürür, bir fabrikatör çalışanının.

Hükümet de halkın kanını emer.

Hayattaki genel kural şudur: Güçlü olan zayıfı ezer ve bundan zevk alır. Evet, gerçekten de insan, zayıf olana acı çektirmekten zevk alan bir hayvandır.

Örneğin İslam toplumunda kadınlara eziyet edilirken, eziyet edenler de dahil olmak üzere tüm müslümanlar içten içe bu durumdan zevk alır.

Sadece müslümanlar da değil, bir öğretmen, öğrencisinin kulağını çektiğinde dahi onun acı çektiğini görünce yine zevk alır. Yani tüm insanlık, eziyet etmekten zevk alır.

Hayat işte bu kadar adaletsiz ve iğrençtir, insan da kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir canlıdır.

Saygılarımla.

tarihinde KutsalDemlik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Var oluşun bir amacı yok, hepimiz sonu hiçlik olan bu iğrenç Dünya'da kısa süreliğine de olsa ısrarla var olmaya çalışıyoruz ve yaşamak için doğanın kanını emip hayvanlara eziyet ediyoruz. Hepimiz, hayattan mutlu olmaya çalışıyoruz, yegane amacımız bu. Ancak hayattan mutlu olmak imkansızdır. Çünkü hiçbir arzumuz tam olarak tatmin edilemez, ancak ufak bir derdimiz dahi olsa hayattan tüm o aldığımız hazlar uçar gider. Her insanın her an da derdi vardır, bu yüzden hayat, bir işkenceden farksızdır. Bunu ancak benim gibi belli bir bilinç düzeyine erişmiş olanlar anlar, aptal olanlar ise çektiklerinin farkında bile değillerdir.

Hayat adaletsiz bir yerdir, canlılar var olabilmek için bir başkasının kanını emmelidir, sömürü üzerine kuruludur bu hayat. Kapitalizm, insan doğasına en uygun olan sistemdir. Bir patron işçisinn emeğini sömürür, bir fabrikatör çalışanının.

Hükümet de halkın kanını emer.

Hayattaki genel kural şudur: Güçlü olan zayıfı ezer ve bundan zevk alır. Evet, gerçekten de insan, zayıf olana acı çektirmekten zevk alan bir hayvandır.

Örneğin İslam toplumunda kadınlara eziyet edilirken, eziyet edenler de dahil olmak üzere tüm müslümanlar içten içe bu durumdan zevk alır.

Sadece müslümanlar da değil, bir öğretmen, öğrencisinin kulağını çektiğinde dahi onun acı çektiğini görünce yine zevk alır. Yani tüm insanlık, eziyet etmekten zevk alır.

Hayat işte bu kadar adaletsiz ve iğrençtir, insan da kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir canlıdır.

Saygılarımla.

burda arada sırada gerçekten düşünmeye çalışan arayışta olan birileri çıkıyor sevindirici ama malesef sayınız çok az en azından arada kalmışsın sorguluyorsun ve dünya gerçeklerini anlamaya başlıyorsun devam et sen doğru yoldasın yalnız bu durumdan memnun değilsen tutacağın yol bunlara savaş açmak olmalı o zaman varlığın bir değer kazanacaktır.

Normal düşünen basit nefisleri peşinde olanlardan olma yolun doğru yolunun ucunda çok az bir ışık görünüyor o ışığın peşine düş zaman içinde çok daha net göreceksin bazı şeyleri yolun açık olsun :)

nasıl savaş açarım diyorsan sana diretilenlerden yana olma kabın olmasın kapların üstüne çık özgürlüğü o şekilde hissedebilirsin.sana birileri ol dediği için sakın onların istediği şey olma o zaman yolun sapar sadece içini dinle kendini dinle ve bolca tefekkür et düşün yaşadığın acıları başına gelen kötü olayları hatta tanıdıklarının başından geçen kötü şeyleri dünyayı yorumla acının aslında iyimi kötümü olduğunu çok iyi sorgula acaba acının insan üzerinde çok olumlu etkileri olabilirmi onu iyi düşün bunlara dikkat edersen gerçek özgürlük seni bekliyor olacak kardeş :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanın acı çektirmekten zevk alması ve bunu sıradan görme konusu Stanford hapishane deneyi ile tespit edilmiş

https://tr.wikipedia.org/wiki/Stanford_hapishane_deneyi

Var oluşun bir amacı yok, hepimiz sonu hiçlik olan bu iğrenç Dünya'da kısa süreliğine de olsa ısrarla var olmaya çalışıyoruz ve yaşamak için doğanın kanını emip hayvanlara eziyet ediyoruz. Hepimiz, hayattan mutlu olmaya çalışıyoruz, yegane amacımız bu. Ancak hayattan mutlu olmak imkansızdır. Çünkü hiçbir arzumuz tam olarak tatmin edilemez, ancak ufak bir derdimiz dahi olsa hayattan tüm o aldığımız hazlar uçar gider. Her insanın her an da derdi vardır, bu yüzden hayat, bir işkenceden farksızdır. Bunu ancak benim gibi belli bir bilinç düzeyine erişmiş olanlar anlar, aptal olanlar ise çektiklerinin farkında bile değillerdir.

Hayat adaletsiz bir yerdir, canlılar var olabilmek için bir başkasının kanını emmelidir, sömürü üzerine kuruludur bu hayat. Kapitalizm, insan doğasına en uygun olan sistemdir. Bir patron işçisinn emeğini sömürür, bir fabrikatör çalışanının.

Hükümet de halkın kanını emer.

Hayattaki genel kural şudur: Güçlü olan zayıfı ezer ve bundan zevk alır. Evet, gerçekten de insan, zayıf olana acı çektirmekten zevk alan bir hayvandır.

Örneğin İslam toplumunda kadınlara eziyet edilirken, eziyet edenler de dahil olmak üzere tüm müslümanlar içten içe bu durumdan zevk alır.

Sadece müslümanlar da değil, bir öğretmen, öğrencisinin kulağını çektiğinde dahi onun acı çektiğini görünce yine zevk alır. Yani tüm insanlık, eziyet etmekten zevk alır.

Hayat işte bu kadar adaletsiz ve iğrençtir, insan da kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir canlıdır.

Saygılarımla.

sana dediğim gibi birilerinin olmasını istediği şekilde olmak yukardaki kardeşin çok iyi bize gösterdiği gibi başkası diyorsa şartsız sorgusuz kabul eden koyunlar sürüsü sakın bunlardan olma bunların üstüne basa basa duraksamadan dümdüz ilerle kardeş burda asıl yapmamız gereken şey şu mutluluğu unut dünya mutlu olmaya çalışan aptallarla dolu ki inan dünya insanlığının başına ne geliyorsa insanların mutlu olma arzusundan geliyor insansan hedefin mutluluk olmayacak mutlu olmaya çalışmak aptalların işidir insan olmak istiyorsan senin acın yoksa bile başkasının acısını paylaşacaksın işte o zaman insansındır :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan acı çektirmekten zevk alıyorsa sende bundan rahatsızsan ya sen insan değilsin yada onlar insan değil,

Hayat türlü çeşitliğiyle yaşamakta bazıları zulm ederek yaşamayı başarmış bazıları da empati kurarak fark gözetmeyerek seçilmiş,

Doğaya yön vermek bizim işimiz değil

Biz sadece, duygularımızı bile seçmiş olmadığımız hayatı yaşıyoruz,

Eğer mutsuzsan, bencilsindir, birşeylerin farklı olmasını istiyorsundur,

Olanı kabul et ve dert etme, herşeyin sonu anlamsızlıksa beklenti içinde olma.

tarihinde Cesed tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan acı çektirmekten zevk alıyorsa sende bundan rahatsızsan ya sen insan değilsin yada onlar insan değil,

Hayat türlü çeşitliğiyle yaşamakta bazıları zulm ederek yaşamayı başarmış bazıları da empati kurarak fark gözetmeyerek seçilmiş,

Doğaya yön vermek bizim işimiz değil

Biz sadece, duygularımızı bile seçmiş olmadığımız hayatı yaşıyoruz,

Eğer mutsuzsan, bencilsindir, birşeylerin farklı olmasını istiyorsundur,

Olanı kabul et ve dert etme, herşeyin sonu anlamsızlıksa beklenti içinde olma.

İnsan acı çektirmekten zevk alır. Ben de insanım, demek ki ben de acı çektirmekten zevk alıyorum.

Mutsuzum tabi ki, sen böyle iğrenç bir hayatı sevebiliyor musun?

Afrikada'ki çocukların işkence gördüğü ve 7 milyar insanın sessiz kaldığı bu hayatı sevmeyi ömrüm boyunca ret ediyorum.

Olanı kabul et diyorsun, sence bu mümkün mü? Doğa bana duygular verdi ve özgürlük güdüsü verdi. Sence olanı kabul edebilir miyim?

Doğrusu bu hayat cehennemden farksızdır.

tarihinde KutsalDemlik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Arap tanrısı el ilaha tapıyorsan, senle hiç tartışmaya bile girmek istemiyorum.

ben seninle tartışmaya girmedim ki ayrıca Allah dedimmi veya dinle ilgili birşey söyledimmi?

neyse sadece sana yardımcı olacak bir kaç tüyo verdim kafanı kullanırsan işi çözersin ancak bu kafayla gidersen işin sonu karanlık dikkatli ol elinde bir pusulan yok sağa sola dönüyorsun ve o döndüğün rotalar çok hassas kendine dikkat et.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan acı çektirmekten zevk alır. Ben de insanım, demek ki ben de acı çektirmekten zevk alıyorum.

Mutsuzum tabi ki, sen böyle iğrenç bir hayatı sevebiliyor musun?

Afrikada'ki çocukların işkence gördüğü ve 7 milyar insanın sessiz kaldığı bu hayatı sevmeyi ömrüm boyunca ret ediyorum.

Olanı kabul et diyorsun, sence bu mümkün mü? Doğa bana duygular verdi ve özgürlük güdüsü verdi. Sence olanı kabul edebilir miyim?

Doğrusu bu hayat cehennemden farksızdır.

Sen kendi kendini kandırıyorsun, gerçekte hiçbirşey yapmak zorunda değilsin, çocuklar için üzülüyorsan hayvanlar ve bitkiler için de üzül.

Ama üzülmek zorunda değilsin muhtamelen üzülünce kendini daha iyi hissediyorsundur,

Hayatın kendisi manipilasyondur, bir gün savaşçı olmak iyi hissetirir birgün saklanmak, birgün kibarlık birgün sertlik.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayatın anlamsız olması gerçeği,sizin anlamsız bir hayat yaşamanıza neden olmaz..Hayata kendiniz bir anlam katmak zorundasınız..Yoksa gerçekten çekilmez bu hayat..

Nolan'ın Memento filmini izleyin..Bu filmde,bu yazdıklarımı göreceksiniz..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ben seninle tartışmaya girmedim ki ayrıca Allah dedimmi veya dinle ilgili birşey söyledimmi?

neyse sadece sana yardımcı olacak bir kaç tüyo verdim kafanı kullanırsan işi çözersin ancak bu kafayla gidersen işin sonu karanlık dikkatli ol elinde bir pusulan yok sağa sola dönüyorsun ve o döndüğün rotalar çok hassas kendine dikkat et.

Senin tavsiyelerini dinleme ihtiyacı hissetmiyorum.

Sen bir koyunun tavsiyelerini dinliyor musun?

İşte aynen öyle.

Sen kendi kendini kandırıyorsun, gerçekte hiçbirşey yapmak zorunda değilsin, çocuklar için üzülüyorsan hayvanlar ve bitkiler için de üzül.

Ama üzülmek zorunda değilsin muhtamelen üzülünce kendini daha iyi hissediyorsundur,

Hayatın kendisi manipilasyondur, bir gün savaşçı olmak iyi hissetirir birgün saklanmak, birgün kibarlık birgün sertlik.

Eskiden üzülürdüm, ancak artık ruhsuzlaştım. Çektiğim acılar, beni adapte etti bu hayata. Hayatın kendisini tartışıyorum burada ve gerçekten de iğrenç denecek kadar mide bulandırıcı olduğunu görüyorum. Hayatın savunulacak bir yanı yok.

Hayatın anlamsız olması gerçeği,sizin anlamsız bir hayat yaşamanıza neden olmaz..Hayata kendiniz bir anlam katmak zorundasınız..Yoksa gerçekten çekilmez bu hayat..

Nolan'ın Memento filmini izleyin..Bu filmde,bu yazdıklarımı göreceksiniz..

Hayatın anlamı ona yüklediğimiz anlam demek ne kadar mantıklı?

Siz bildiğiniz bir gerçeği unutabiliyor musunuz?

Ben hayatın üç aşağı beş yukarı neye benzediğini biliyorum, sizce bu bildiğim şeyi unutup hayata tekrar boş bir sayfa mı açacağım?

Boşversenize, bu dediğiniz kendini kandırmak(tıpkı ahmaklar gibi) ve boşa kürek sallamak olur, acı gerçekleri unutmak imkansızdır.

tarihinde KutsalDemlik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bundan yıllarca önce bir cenazeye katılmıştım. Mezarlıkta ölüyü gömerken önümdeki iki kişi aralarında "Hayat boş, hepimizin geleceği yer burası.. Birbirimizi niye kırıyoruz, üzüyoruz ki? Kimse yanında bir şey götürmüyor. Çok gereksiz şeyler" minvalinde konuşuyordu. Neyse ölü gömme işi bitti, mezarlıktan çıkış yolunda aynı iki kişinin arkasından yürüyordum. Birisi öbürüne "Yarın 5 bin liralık bir senedim var, nasıl ödeyeceğim bilmiyorum" diyordu. Artık dünyaya dönmüştü.

Adam haklıydı. Çünkü sürekli mezarlık psikolojisiyle yaşanmaz. Öyle ya da böyle, hayat insanı oyalıyor. Yoksa bu kadar pislik başka nasıl çekilir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen sadece şunu anla, hiçbirşey gerçekte mutsuzluk veya mutluluk nedeni olamaz, gerçekleri sevmedin başka şeylerin gerçek olmasını yada gerçekleri değiştirmenin mümkün olmasını çok isterdin ama olmadı ve mutsuzsun diyelim. Senin istediklerin gerçekleşmedi diye mutsuz olmak seni bunlara muhtaç kılar, gerçekte bu düzenin farklı olmasına ihtiyacın yok sadece zihninde kendi kendini tuzağa düşüren manipülasyonlar içindesin,

Hiçbirşey başaramayan insan mutlu, çok şey başaran mutsuz olabilir, sağlıklı biri mutsuz, hasta biri mutlu olabilir.

Demek istediğim mutlu olmak istiyorsan hayatını mutluluğun nedeni olarak gör, mutsuz olmanın daha erdemli olduğunu düşünüyorsan mutsuz ol,

Ama bil ki bunlar anlamsız şeyler,

Hiç varolmamak süper olurdu ama varız, var olduğumuz için de gerçekliği olmayan düşüncelerle adım atılmaması gerekir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan için yaşam genel olarak anlamsız da olsa, iğrenç değil. Tabii olabilir de. Orası biraz şansa ve kişiye bağlı.

Ama hayvanlar için yaşam onlara empoze edilen iğrenç bir zorunluk. Bu özürlü insanlar için de geçerli.

İnsanlar olumsuz hislerinden tedavi ile kurtulabilirler. Ya da çektikleri zulüm azaltılabilir. Hayvanların o şansı yok..

Ne acı

HACI

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Senin tavsiyelerini dinleme ihtiyacı hissetmiyorum.

Sen bir koyunun tavsiyelerini dinliyor musun?

İşte aynen öyle.

Eskiden üzülürdüm, ancak artık ruhsuzlaştım. Çektiğim acılar, beni adapte etti bu hayata. Hayatın kendisini tartışıyorum burada ve gerçekten de iğrenç denecek kadar mide bulandırıcı olduğunu görüyorum. Hayatın savunulacak bir yanı yok.

Hayatın anlamı ona yüklediğimiz anlam demek ne kadar mantıklı?

Siz bildiğiniz bir gerçeği unutabiliyor musunuz?

Ben hayatın üç aşağı beş yukarı neye benzediğini biliyorum, sizce bu bildiğim şeyi unutup hayata tekrar boş bir sayfa mı açacağım?

Boşversenize, bu dediğiniz kendini kandırmak(tıpkı ahmaklar gibi) ve boşa kürek sallamak olur, acı gerçekleri unutmak imkansızdır.

İyi de senin yaşama verdiğin anlam, senin yaşamdan çıkardığın anlam değil mi?

Bu anlam herkes için farklıdır. Hep aynı olması için insanın koyu dindar olması gerekir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayat kötü birşey değil. Ben yaşamayı çok seviyorum.

Çok yoksulluk, parasızlık çektim. Kronik hastalığım var, Mayına basmış gibi yaşıyorum. Her an çok ağır bir evreye geçebilirim. Başka nasıl olumsuzluklar var? Hah, salak gibi solcuyum. Memleketin haline, insanların ahmaklıklarına, akılsızlıklarına çok üzülüyorum, isyan ediyorum. Her seçim gecesi benim için kabus oluyor. Başka? Ateistim. Ölümden sonra hayat olduğuna inanmıyorum. Hayatın bir anlamı ve amacı olmadığını biliyorum.

Bütün bunlara rağmen yaşamayı seviyorum. Yaz ve kış sokağa çıkıp dolaşmayı, akvaryumumu izlemeyi, sinemaya gitmeyi, müzik dinlemeyi,sevilmeyi, arkadaşlarımla sohbet etmeyi seviyorum. Hayal kurmayı, şarkı söylemeyi seviyorum.

Uzayın sonsuz boşluğunda, aşırı hızla savrulan bir nesnenin üzerinde, başörtülü bir teyzenin, Bağcılar minibüsünde, gelininin dedikodusunu yapması bana çok komik geliyor. Hiçbir şeyden haberi yok. Felsefi bunalıma girince o teyzeyi düşünüyorum. Aslında ondan pek farkım yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayatın anlamı ona yüklediğimiz anlam demek ne kadar mantıklı?

Siz bildiğiniz bir gerçeği unutabiliyor musunuz?

Ben hayatın üç aşağı beş yukarı neye benzediğini biliyorum, sizce bu bildiğim şeyi unutup hayata tekrar boş bir sayfa mı açacağım?

Boşversenize, bu dediğiniz kendini kandırmak(tıpkı ahmaklar gibi) ve boşa kürek sallamak olur, acı gerçekleri unutmak imkansızdır.

Sen aslında şuan Sartre'nin deyimiyle varoluşsal bir "bulantı" yaşıyorsun...

Senin çektiğin sıkıntı özgürlüğün verdiği sıkıntıdır. Varoluşun kendiliğinden anlamsız olduğunu fark ettiğin, yani aslında özgür olduğunu fark ettiğin anda ona anlam vermek, onu üstlenmek için çabalamak zorundasın. Bu ağır bir sorumluluk. Oysa bir tanrıya inansaydın, varoluşun senden bağımsız aşkın bir anlamı olduğuna inansaydın bu sorumluluktan kurtulacaktın.

İşte zayıf insan -ki birçoğumuz böyleyiz- bu sorumlulukla yüzleşemez, onun için hayata birilerinin dışarıdan aşkın bir anlam vermesi gerekir. Varoluşun kendiliğinden bir anlamı olması gerekir. Onun hiç çabalamaması gerekir, aksi halde her şey kötüdür. Ona göre öznenin verdiği anlam boştur... Çünkü bu durum zayıf insana sorumluluk yükler, varoluşuna anlam verme özgürlüğü ve sorumluluğu... Bu da ona ağır gelir.

Oysa insanın hazır anlam paketleri yerine, kendinden bağımsız olarak dışarıdan dayatılan bir varoluş anlamı yerine kendi anlamını vermesi neden daha kötü olsun ki? Dediğim gibi bunun tek kötü tarafı insana sorumluluk yüklemesidir.

Sartre haklıydı aslında, tanrının olmaması insana sınırsız özgürlük verir ve bu özgürlüğün sorumluluğu altında insan ezilir... Dindarların ya da bazı ateistlerin zannettiği gibi ateizm sorumsuzluk değildir, tam tersi insana daha ağır sorumluluk yükleyen bir farkındalıktır...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Var oluşun bir amacı yok, hepimiz sonu hiçlik olan bu iğrenç Dünya'da kısa süreliğine de olsa ısrarla var olmaya çalışıyoruz ve yaşamak için doğanın kanını emip hayvanlara eziyet ediyoruz. Hepimiz, hayattan mutlu olmaya çalışıyoruz, yegane amacımız bu. Ancak hayattan mutlu olmak imkansızdır. Çünkü hiçbir arzumuz tam olarak tatmin edilemez, ancak ufak bir derdimiz dahi olsa hayattan tüm o aldığımız hazlar uçar gider. Her insanın her an da derdi vardır, bu yüzden hayat, bir işkenceden farksızdır. Bunu ancak benim gibi belli bir bilinç düzeyine erişmiş olanlar anlar, aptal olanlar ise çektiklerinin farkında bile değillerdir.

Hayat adaletsiz bir yerdir, canlılar var olabilmek için bir başkasının kanını emmelidir, sömürü üzerine kuruludur bu hayat. Kapitalizm, insan doğasına en uygun olan sistemdir. Bir patron işçisinn emeğini sömürür, bir fabrikatör çalışanının.

Hükümet de halkın kanını emer.

Hayattaki genel kural şudur: Güçlü olan zayıfı ezer ve bundan zevk alır. Evet, gerçekten de insan, zayıf olana acı çektirmekten zevk alan bir hayvandır.

Örneğin İslam toplumunda kadınlara eziyet edilirken, eziyet edenler de dahil olmak üzere tüm müslümanlar içten içe bu durumdan zevk alır.

Sadece müslümanlar da değil, bir öğretmen, öğrencisinin kulağını çektiğinde dahi onun acı çektiğini görünce yine zevk alır. Yani tüm insanlık, eziyet etmekten zevk alır.

Hayat işte bu kadar adaletsiz ve iğrençtir, insan da kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir canlıdır.

Saygılarımla.

Evvela sen nesin?

kendini kendin mi yaptın?

kendin kendinin midir?

evet !

O halde ihtiyarlama, neden çürütüyorsun kendini

demek ki senin değil!!!!

Bu dünyaya gelirken sana sordular mı?

beyefendi dünya denilen bir alem vardır!

Güzel günleri kısadır

Acaip bir alemdir

kevni fesad bir yerdir.

zor bir alemdir

mekanı yoktur, yorar insanı

darılamaca yok azizim! küsmece yok, nasıl bu aleme gelmek ister misin canıııııım ?

diye sorudular mı sana?

buradan alırken de sormazlar hahaha :D

O halde budan ne çıkıyor ?

Bir teslimiyet mevzuu çıkıyor

teslim ol rahat ol!

ben teslim olmam, o zaman inlersin hahayyy :D

çünkü hiç bir şey senin dediğin gibi olmaz.. olmayınca inlersin..

dünyaya getirirken senin fikrini sordu mu ki. sana sorsun yapacağı işte Allah!

sormaz!

İnsan bütün emellerinin gerçekleşmesi insan ömrüne sığmaz!

o halde zaruri olarak bir ebediyet mevzuu çıkıyor! muhtacız!

teslim olmayanlar inler... teslim olanlar ise hayatlarını huzur ile yaşarlar..

çünkü neden!

vallahi billahi senin istediğin gibi olmaz!!

Allahın dediği olur!

senin hayatın senin mi ki bu hayatı sen nerden aldın

sana hayatı allah verdı..

insan neden mesut olmaz

kendi için çalışırda onun için mesut olmaz

halbuki İnsana hayatı kim verir Allah!

Allah için çalışırsa Mesut olur.. ve ila naaaaah mesut olur, inler ve inliycek daha çok inliycek insanlık

büyük kitapta Allah şöyle der! Asr suresinde

Allah kuran çarpsın ki der.. zaman zaman diyorsun bak yemin ediyorum ki zamana

her insan hüsrandadır. akıbeti berbattır yemin ederim der..

ben yemin etmişim diyor her insan hüsranda ve akıbeti berbat bunu sende görüyorsun görücen diyor

İmandan başka kurtuluş yok diyor...

ve yemin ederim ki diyor İmanına ilişmiycem... herşeyini alıcam neyin varsa kimin neyi varsa hepsini onun elinde alıcam

topladıklarını şuraya bırak.. istikamet karşıdaki çukur marş marş...

neyin varsa alıcam diyor..

yalnız imanına ilişmiycem diyor...

yemin ettim diyor....

neyse bu kadarlık yeter şimdilik

tarihinde Dindarr tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Eskiden üzülürdüm, ancak artık ruhsuzlaştım. Çektiğim acılar, beni adapte etti bu hayata. Hayatın kendisini tartışıyorum burada ve gerçekten de iğrenç denecek kadar mide bulandırıcı olduğunu görüyorum. Hayatın savunulacak bir yanı yok.

Hayatın anlamı ona yüklediğimiz anlam demek ne kadar mantıklı?

Siz bildiğiniz bir gerçeği unutabiliyor musunuz?

Ben hayatın üç aşağı beş yukarı neye benzediğini biliyorum, sizce bu bildiğim şeyi unutup hayata tekrar boş bir sayfa mı açacağım?

Boşversenize, bu dediğiniz kendini kandırmak(tıpkı ahmaklar gibi) ve boşa kürek sallamak olur, acı gerçekleri unutmak imkansızdır.

Diyorum ya işte,hayatınıza bir anlam katamazsanız,acı içinde kıvranırsınız..Bu dediğin gibi kendini kandırmak olarakta algılanabilir veya acılardan kaçmak olarakta..Gerçek olan şu ki,acıdan uzak durmak için yapamıyacağımız hiçbir şey yoktur..

Belli ki derdin var..Kendini çok dertli sanma,ne dertli insanlar var..

''Ben çok dertliyim,hayatın bir anlamı yok'' deyip;kendini depresyona sokman mı mantıklı?

Yaşamayı sen seçmedin,çevreni sen seçmedin..Doğa seni yarattı ve sende doğan gereği yaşamak zorundasın..''Ben doğama rağmen,yaşamak istemiyorum'' dersen;zaten intihar edersin..Bu da açıkcası kimsenin umurunda olmaz..Yaşıyorsa,sadece annen ağlar arkadan..

Atıyorum,Dünya'da 1 milyar insan hayatın anlamsız olduğu konusunda hemfikirdir ama aynı insanlar hayatta kalmak için de ellerinden geleni yaparlar..Çünkü,genlerimize acıdan kaçınmamız gerektiği,binlerce yılda işlenmiştir ve bu gerçek değişecek gibi görünmüyor :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ortalama 2 saatlik güzel bir filmi izlediğinde keyif aldığında ne düşünüyorsun? En sevdiğin yemeği biteceğini bildiğin halde mideye götürürken amacın nedir?

Ömründe bir kez olsun Antartika'ya gideceğim ve orayı göreceğim diyen adamın amacı ebediyet midir?

Benliğine odaklan, beklentilerden arın ve içinde bulunduğun anın olumlu yanlarını değerlendir. Afrikada, susuzluktan kavrulan bir çocuğun bir bardak su içişinde tattığı zevktir hayatın anlamı.

Acılarından arınmak istiyorsan, hayata bakış açına dair yatırımlar yapmayı deneyeceksin. Bir sevgilinin gözündedir anlam, bir çocuğa sarıldığında aldığın sıcaklıktır yaşamak.

Bir köy yolunda giderken, tanımadığın birisinin tarlasındaki eriğe umarsızca göz dikip onu yürüttükten sonra bir güzel midene indirdiğinde, o uçarı çocuksu haline, bakıp gülümsemektir belki de..

Öyle bir yaşamın içindeyiz ki, varlığımıza yabancılaştırılarak büyütülüyoruz. Özgür değiliz, ortamsal maskeler içinde doğanın işleşiyinden uzak havayı soluyoruz.

Hayatın tadına varmak istiyorsan, önce o maskelerini yere fırlatıp tereddütsüzce ayaklarının altında çiğnemen gerekir. Her başkalaşım sana yeni bir hayat ve anlam katar. O kadar sınırlandırılmış yaşamlara mahkum ediliyoruz ki, koca dünyanın sayısız varyasyonunun içinde tek bir alana sıkışıp kalıyoruz. Peki bunu değişitirmek adına bugüne kadar hangi çılgınlığa imza atma cesaretini gösterdin?

Yokluğun gerçekliğinde aldığım her nefes bir şans ve hayatın ta kendisidir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayatın gerçeği bu. Besin zinciri ortada. Memeli bir hayvan olan insan bırakın memeli olmayan hayvanlarla beslenmesi yine Memeliler sınıfına giren hayvanları afiyetle yiyerek besleniyor.Ama düşünmeyeceksin bunları. Ozaman ne mutsuz olursun nede Mutlu.Dağdaki çoban olacaksın.Vücut gemisinin kumanda merkezine düşünceyi sokmayacaksın.Aksi takdirde mutsuz olursun ama Mutluluğuda idrak edersin.Kainat insana Yaşama içgüdüsünü vermiş .İntihar etmekde kolay değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bunu ancak benim gibi belli bir bilinç düzeyine erişmiş olanlar anlar, aptal olanlar ise...

Ben de çok kral bi adamım. Diğer insanlar benim gibi olamadıkları için onlara acıyorum. Halbuki beni biraz örnek alsalar...

Şu ifadelerde ciddi misiniz?

not: Arap tanrısı el-ilah'a inanıyorum.

Hayat kötü birşey değil. Ben yaşamayı çok seviyorum.

Çok yoksulluk, parasızlık çektim. Kronik hastalığım var, Mayına basmış gibi yaşıyorum. Her an çok ağır bir evreye geçebilirim. Başka nasıl olumsuzluklar var? Hah, salak gibi solcuyum. Memleketin haline, insanların ahmaklıklarına, akılsızlıklarına çok üzülüyorum, isyan ediyorum. Her seçim gecesi benim için kabus oluyor. Başka? Ateistim. Ölümden sonra hayat olduğuna inanmıyorum. Hayatın bir anlamı ve amacı olmadığını biliyorum.

Bütün bunlara rağmen yaşamayı seviyorum. Yaz ve kış sokağa çıkıp dolaşmayı, akvaryumumu izlemeyi, sinemaya gitmeyi, müzik dinlemeyi,sevilmeyi, arkadaşlarımla sohbet etmeyi seviyorum. Hayal kurmayı, şarkı söylemeyi seviyorum.

Uzayın sonsuz boşluğunda, aşırı hızla savrulan bir nesnenin üzerinde, başörtülü bir teyzenin, Bağcılar minibüsünde, gelininin dedikodusunu yapması bana çok komik geliyor. Hiçbir şeyden haberi yok. Felsefi bunalıma girince o teyzeyi düşünüyorum. Aslında ondan pek farkım yok.

Herkes yaşamayı sever, istisnalar hariç, kimsenin ölmek istediğini görmedim.

haci'nin acıdığı hayvanlar da öyle. Elimizde olsaydı da onlara sorabilseydik, onlar da muhtemelen öyle olduğunu söyleyeceklerdi. Elinizde tuttuğunuz hayvanı bıraktığınızda, hepsi tehlikelerle dolu yaban ortamına doğru kaçar. Hiç bir kuşu elinizde tutamazsınız.

On yıl önce küçük oğlum ağır bir trafik kazası geçirdi. İki hafta yoğun bakımın kapılarında, o zamana kadar içtiğim bütün rakılar, yaptığım bütün alemler, attığım bütün kahkahalar, on dakikada burnumdan geri geldi.

Hani, hayat yalan diyenleri haklı çıkartırcasına.

Hiç bir acı, olabileceğin nihai kertesi değil. Hayat her halukarda devam ediyor.

İnsanlar başlarına gelenlerle değil, onlara koydukları tavırla kendileri olurlar.

Büyük şeylerin adamı olmaya gerek yok. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın dediği gibi, İstanbul bir kere alınır, Usul Hakkında Nutuk da bir kere yazılır.

Ama dünyada milyarlarca insan, Fatih veya Descartes olamadı diye ölsünler mi, hayır?

Herkesin hayatı, kendi büyüklüğüne sahip. Her insan hayatı bir başarıdır. En basiti bile bir kariyer hikayesidir.

Her aile reisliği bir yönetim kariyeridir. Her becerilen ilişki, bir insan başarısıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

On yıl önce küçük oğlum ağır bir trafik kazası geçirdi. İki hafta yoğun bakımın kapılarında, o zamana kadar içtiğim bütün rakılar, yaptığım bütün alemler, attığım bütün kahkahalar, on dakikada burnumdan geri geldi.

Her şey seninle ilgili değil mi? Kibire bak! Çocuğun kaza geçirir, iki hafta yoğun bakımda yatar, asıl acıyı çeken odur ama sen gider bir arap putu beni cezalandırmak için bunu yaptı dersin. Bu ne biçim bir mantık?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×