Jump to content
KutsalDemlik

Hayat Anlamsız Ve İğrenç Bir Yerdir

Recommended Posts

11 minutes ago, adalet123 said:

 

Hayvanın beslenmek için bir başka canlıyı öldürmesini savunmak psikopatlık mı?

 

Yok, bunda bir merhamet, estetik, ustalık, bilgelik görmek posikopatlık. Sen de bunları görüyor musun?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, sağduyu yazdı:

 

Yok, bunda bir merhamet, estetik, ustalık, bilgelik görmek posikopatlık. Sen de bunları görüyor musun?

 

 

 

Anladım ne kastettiğinizi.

 

Peki siz hayatı anlamsız ve işkence olarak görüyor musunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, adalet123 said:

 

Anladım ne kastettiğinizi.

 

Peki siz hayatı anlamsız ve işkence olarak görüyor musunuz?

 

Hangi taraftan kimin tarafından baktığına göre, nasıl bir insan olduğuna göre değişir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 25.03.2019 at 10:42, Buzul yazdı:

Bak bakalım şuna da,en az acı verecek şekilde,ustaca ve bilgece öldürmeyi gör.Gördün mü,işte iman putuna tutsak edilirsen ya da olursan bu palavrayı uydurmak zorunda kalırsın.Bir yalana inandırılırsan,o yalana inanmayı sürdürmek için başka yalanlar uydurursun.

 

 

Asıl yaşamı putlaştıran ve mutlaklaştıran sona erdiği için ondan nefret edendir. Olgunluk ise her şeyi olduğu gibi ve bulunduğu yerde kabul edip sevmektedir.

 

Bu örnekler pek bir şey ifade etmiyor. Her alem farklı tecellilere mazhar. Gerçeğin farklı boyutlarının farklı görüntüleri. Cansızlar başka, bitkiler başka, hayvanlar başka, insanlar başka. Bilmediğimiz alemlerden tekil örneklerle nasıl bir sonuca ulaşacağız? Ben de sana hamile olduğunu anlayınca avını bırakan bir vahşi hayvan gösteririm, kör dövüşü sürer gider. Sonra vahşi hayvan vahşi hayvandır. Onun yaptığını sen ne hakla iyi ya da kötü kategorisine sokabilirsin. Ya da vahşi hayvanları varlığa getirmiş bir Tanrı varsa onu nasıl bir bilgi ve bakış açısıyla yargılayabilirsin? Sana vahşi hayvan ol demiyor ya Tanrı, İnsan ol diyor. Madden onlarla aynı maddeden, tabiatında onlarla ortak yönlerin var ama sende çok daha fazlası da var. O fazlalık seni Hazreti İnsan yapacak. 

 

Dünya hayatı adı üzerinde bir alçalıştır. Bir eksik kalmışlıktır. Bir geçiciliktir. Faydadır ama geçici ve eksik bir faydadır. Ona bakarak Tanrı'nın katı ya da mükemmellik imkansızdır diyemezsin. Mükemmellik mümkündür, hatta zorunludur. Bunun en büyük delili de içimizdeki mükemmellik arayışıdır. Önemli olan bu arayışı doğru terbiye etmek, yönlendirmek. 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Yeni Üye yazdı:

 

Asıl yaşamı putlaştıran ve mutlaklaştıran sona erdiği için ondan nefret edendir. Olgunluk ise her şeyi olduğu gibi ve bulunduğu yerde kabul edip sevmektedir.

 

Bu örnekler pek bir şey ifade etmiyor. Her alem farklı tecellilere mazhar. Gerçeğin farklı boyutlarının farklı görüntüleri. Cansızlar başka, bitkiler başka, hayvanlar başka, insanlar başka. Bilmediğimiz alemlerden tekil örneklerle nasıl bir sonuca ulaşacağız? Ben de sana hamile olduğunu anlayınca avını bırakan bir vahşi hayvan gösteririm, kör dövüşü sürer gider. Sonra vahşi hayvan vahşi hayvandır. Onun yaptığını sen ne hakla iyi ya da kötü kategorisine sokabilirsin. Ya da vahşi hayvanları varlığa getirmiş bir Tanrı varsa onu nasıl bir bilgi ve bakış açısıyla yargılayabilirsin? Sana vahşi hayvan ol demiyor ya Tanrı, İnsan ol diyor. Madden onlarla aynı maddeden, tabiatında onlarla ortak yönlerin var ama sende çok daha fazlası da var. O fazlalık seni Hazreti İnsan yapacak. 

 

Dünya hayatı adı üzerinde bir alçalıştır. Bir eksik kalmışlıktır. Bir geçiciliktir. Faydadır ama geçici ve eksik bir faydadır. Ona bakarak Tanrı'nın katı ya da mükemmellik imkansızdır diyemezsin. Mükemmellik mümkündür, hatta zorunludur. Bunun en büyük delili de içimizdeki mükemmellik arayışıdır. Önemli olan bu arayışı doğru terbiye etmek, yönlendirmek. 

Yaşam bir dayatma,ölümde.Çocuk yapanlar da yaşamı,yaşamdaki acıları,sorun,sıkıntı ve ölümü dayatıyorlar.Senin o inandığın allahın ,insan yaratması da insanların çocuk yapmasına bağlı.Nasıl oluyorsa o iş.İnsanlar üremeyi durdursa rabbin tek insan yaratamayacak.Yedi katlı göğün üstüne çıkıp var olmaya zorlayan allah oldunuz,yeryüzüne sürdürüp şeytan oldunuz.Tabi ama doğuma bakıp,allah yarattı diyorsunuz da,şeytan yeryüzüne sürdürdü diyen yok.Çocuk yapıp,varoluşa zorladığı kişiye allah seni sınamak için yarattı diyen kişiye de müslüman denir.Çocuğu yapan kendisi,ama müslüman öyle bir hava oluşturur ki,sanki bir yaratıcı onu sınamak özel olarak yarattı da,yeryüzüne indirdi.

En az acı verecek bir şekilde,ustaca ve bilgece öldürme diye yalanlar satıyordun,yaşam ve yaşam yanlıları tarafından uydurulmuş,yaşamı yarattığı için övgü bekleyen allahı güzellemek için.Ama dediğim gibi bir yalana inandırılırsan,o yalana inanmayı sürdürmek için başka yalanlar uydurursun.Bu acımasız,acıyı,ızdırabı çoğaltan,ölümü dayatan yaşam döngüsünü yaratan,buna neden olan,merhametli,şefkatli ve iyi allah olamaz.Yaşamdan böyle bir allah çıkmaz.

Yorumun hiçbir gerçekliği olmayan saçmalıklardan oluşuyor.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Yeni Üye said:

Sonra vahşi hayvan vahşi hayvandır. Onun yaptığını sen ne hakla iyi ya da kötü kategorisine sokabilirsin. Ya da vahşi hayvanları varlığa getirmiş bir Tanrı varsa onu nasıl bir bilgi ve bakış açısıyla yargılayabilirsin? Sana vahşi hayvan ol demiyor ya Tanrı, İnsan ol diyor. Madden onlarla aynı maddeden, tabiatında onlarla ortak yönlerin var ama sende çok daha fazlası da var. O fazlalık seni Hazreti İnsan yapacak.

 

İddia 1: Tanrı her şeyi bilir.

İddia 2: Her şeyi tanrı yaratır.

 

Şimdi bu önkabüllere göre tanrının kendi yarattığı bir insana vahşi hayvan olma, insan ol demesinin bir anlamı var mı? Tanrı daha bu insanı yaratmadan vahşi bir hayvan gibi bir insan yaratacağını ve bu insanın değişmeyeceğini biliyor, bunu bile bile vahşi hayvan olma insan ol demesi saçmalık değil mi? Bu iki ile ikiyi toplayıp beş sonucu üretecek bir makine yapıp sonra da ona iki ile ikiyi toplayıp dört sonucu üret demek gibi bir şey.

 

İslam tarihine göre Muhammed Sevde ile evli iken üstüne bir de 9 yaşındaki Aişe ile evlenmiş. Şimdi Allah'ın Muhammed'e sen zaten evlisin bir de 9 yaşındaki bir çocukla evlenme, ayıp demesinin bir anlamı var mı? Daha insanlığı yaratmadan önce bunun böyle olacağını biliyor, baştan beri bildiği bir şey için sonradan şöyle olsun, böyle olsun demesi saçmalıktan başka bir şey değil.

 

Bari bir mantık kuruyorsunuz, hiç olmazsa o mantık için de tutarlı kalmaya çalışın diyeceğim de nerede sizde o tutarlı olma olma çabası.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Gereksinimleri olan,yiyerek,içerek yaşayabilen bir canlıyı varoluşa zorlayan anne baba:Senin için her şeyi yaptık,yemedik yedirdik,içmedik içirdik,hakkımızı ödeyemezsin,bize şükür,teşekkür et.


Gereksinimleri olan bir canlıyı varoluşa zorlayan allah:Bana şükür edin,sizin için nimetler yarattım,beni övüp,yüceltin.


Allahı çıkar,anne babayı koy yerine.İkisi arasında hiçbir fark yok.Peki ne için övgü,teşekkür,şükür bekliyorlar.Acımasız yaşam döngüsünü sürdürdükleri için,daha fazla acıya,ızdıraba neden oldukları,yaşama içgüdüsü olan canlılara ölümü dayattıkları için.


İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.İnsana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”Lokman 14

 

İşte allahı oluşturan zihniyet.Yaşamın varlığını ve sürekliliğini yücelten,yaşamı bir armağan olarak gören,anne ve babana şükret et diyen bu anlayış.Düşün,örneğin bir hastalıktan dolayı acı çeken biri allaha kendisini yarattığı için şükür ediyor,bu kişi aynı zamanda kendisini varoluşa zorlayıp,yaratan anne ve babasına da şükür ediyor.Beni neden var ettiniz de bu acıları yaşattınız diyemez,bu anlayışa göre.Ne allaha,ne de anne ve babasına.Zaten anne babasına bunu dediği an allaha da karşı çıkmış oluyor.Anne baba gökteki allahtır.
 

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dünyanın en mutlu insanından tut en sona kadar herkes tatmin hissedemez. İnsanların büyük bir oranı hayatının bir oranında depresyon yaşar. Olması gereken zevkleri daha  çok  yaşamaya çalışmak ama Türkiye'de imkansız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 26.03.2019 at 13:39, Buzul yazdı:

 En az acı verecek bir şekilde,ustaca ve bilgece öldürme diye yalanlar satıyordun,yaşam ve yaşam yanlıları tarafından uydurulmuş,yaşamı yarattığı için övgü bekleyen allahı güzellemek için.Ama dediğim gibi bir yalana inandırılırsan,o yalana inanmayı sürdürmek için başka yalanlar uydurursun.Bu acımasız,acıyı,ızdırabı çoğaltan,ölümü dayatan yaşam döngüsünü yaratan,buna neden olan,merhametli,şefkatli ve iyi allah olamaz.Yaşamdan böyle bir allah çıkmaz.

 

 

Yaşamak bir ömür sürer, ölmek bir an. Ortalama 70 yıllık bir ömürde sonsuz yaşam anı var ama tek bir ölüm anı var.

Merak etme o hayvanlar senin gibi "lan ölüm var, lanet olsun" diyerek hayatı kendilerine zehir etmiyorlar. Emir geldiği anda ölüyorlar ve ölümü sadece o an tadıyorlar. 

Nereden bakarsan bak rahmet gazaba galebe çalıyor. Merhamet azaptan daha üstün.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Yeni Üye yazdı:

 

Yaşamak bir ömür sürer, ölmek bir an. Ortalama 70 yıllık bir ömürde sonsuz yaşam anı var ama tek bir ölüm anı var.

Merak etme o hayvanlar senin gibi "lan ölüm var, lanet olsun" diyerek hayatı kendilerine zehir etmiyorlar. Emir geldiği anda ölüyorlar ve ölümü sadece o an tadıyorlar. 

Nereden bakarsan bak rahmet gazaba galebe çalıyor. Merhamet azaptan daha üstün.

Allah:Yaratırım.Varoluşu dayatır,acı,ızdırap dolu bir yaşamı ve ölümü dayatırım,buna karşı çıkamazsınız.

Sen:Çocuk yaparım.Varoluşu dayatır,acı,ızdırap dolu bir yaşamı ve ölümü dayatırım,buna karşı çıkamazsınız.

 

Sen de allah kibri var gördüğün gibi.Tek fark şu sen,yaratırım yerine çocuk yaparım diyorsun.Ama ikisi de aynı şey.Allahı çıkar yerine seni,seni çıkar yerine allahı koy.Yoksa sen allah mısın?Evet,sen kibirli,bencil ve pişkin bir allahsın.O nedenle yaşama,çocuk yapılmasına karşı çıkıldığında o kendini kuşaktan kuşağa aktarmaya çalışan bencil,pişkin yaşam özü,yaşam yarattığı övgü,şükür,boyun eğiş bekleyen kibirli allah sinirleniyor.Varoluşa zorladığı,gereksinimleri olan,yiyerek içerek yaşayabilen çocuğa hakkımızı ödeyemezsin,senin için her şeyi yaptık,yemedik yedirdik,içmedik içirdik diyen,yaşam adlı kanlı,acımasız öğütücünün sürekliliğini sağladığı için övgü,şükür bekleyen pişkin anne baba ile varoluşa zorladığı insana,senin için nimetler yarattım diyen,yaşam adlı kanlı,acımasız öğütücüyü yarattığı ve sürekliliğini sağladığı,doğum yoluyla acıyı,ızdırabı çoğalttığı için birde üzerine övgü,şükür bekleyen pişkin ve kibirli allah arasında hiçbir fark yoktur.

 

Doğumu yaratılış mitine göre değerlendirecek olursak da,adem ile havvanın tuzağa düşürülüp,yeryüzüne sürülmesiyle birlikte onların soyundan gelen adem ile havvalarda yeryüzüne sürülmüştür.Peki bu yeryüzüne sürülenler nasıl var edilmektedirler?Doğum yoluyla.Yani doğum aslında,adem ile havvaların tuzağa düşürülmelerine,yeryüzüne sürülmelerine neden olan şeytani bir eylemdir.Ama müslümanlar doğumu yüceltip,kutsarlar ve insanın yapısına bu şeytanlığı yerleştiren,insanı adem ile havvaları tuzağa düşürtecek bir şekilde tasarlayan allaha övgüler sunarlar.Allahı överken övdükleri şeytandan,şeytana söverken de sövdükleri allahtan başkası değildir.Ama müslüman neden olduğa doğuma bakıp allah sınamak için yarattı der,ama şeytan da tuzağa düşürüp,sınanmak üzere yeryüzüne sürüldü demez.Zaten bunu dediğin an allahın ve şeytanın aynı,allahın ve şeytanın insanın kendisinden başkası olmadığını kabul etmiş olursun.Bu da müslüman olmaman anlamına gelir.

 

Tabi ataları tarafından,atalar dini islama inanmaya programlanmış,iman putuna tutsak edilerek,kuranın içeriğinde ne yazıyorsa katılmak,gerçek ve doğru olarak görmek zorunda bırakılmış,atalarının inanç ve öğretilerinin tutsağı,atalarının kendine biçtiği rolü oynayan,islamı eleştirme yolu iman putuna tutsaklığı nedeniyle kapatılmış biri de haliyle,tutsak olduğu iman putunu kırmadığı sürece,islamdaki yanlışları söylemeyecektir,islama farklı bir açıdan ve eleştirel bakmayacaktır.Bu da bize şunu gösterir.Kafir olanlar iman putuna tutsak olanlar ve edilenlerdir.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Yeni Üye yazdı:

 

Yaşamak bir ömür sürer, ölmek bir an. Ortalama 70 yıllık bir ömürde sonsuz yaşam anı var ama tek bir ölüm anı var.

Merak etme o hayvanlar senin gibi "lan ölüm var, lanet olsun" diyerek hayatı kendilerine zehir etmiyorlar. Emir geldiği anda ölüyorlar ve ölümü sadece o an tadıyorlar. 

Nereden bakarsan bak rahmet gazaba galebe çalıyor. Merhamet azaptan daha üstün.

 

Baştan sona hepsi zırva.

Emir geliyormuş..muş, sadece bir anlıkmış...mış.

Yahu sizler bir kerecik olsun, fazla değil bir kerecik olsun, tarafsız ve objektif olamaz mısınız ?!

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 hours ago, Yeni Üye said:

 

Yaşamak bir ömür sürer, ölmek bir an. Ortalama 70 yıllık bir ömürde sonsuz yaşam anı var ama tek bir ölüm anı var.

Merak etme o hayvanlar senin gibi "lan ölüm var, lanet olsun" diyerek hayatı kendilerine zehir etmiyorlar. Emir geldiği anda ölüyorlar ve ölümü sadece o an tadıyorlar. 

Nereden bakarsan bak rahmet gazaba galebe çalıyor. Merhamet azaptan daha üstün.

 

Milyarlarca canlının çektiği acıyı, ızdırabı, dehşeti vicdanına böyle mi kabul ettiriyorsun, böyle mi kandırıyorsun kendini? Bu acıları görmezden gelmek, başını yana çevirmek, bahaneler uydurmak daha kolay geliyor değil mi?

 

Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen bir varlık kendi yarattığı bir canlıya neden gazap eder, acı çektirir? Amaç ne yani? Küçük canlıları, böcekleri oyun olsun diye öldüren bir çocuktan ne farkı var bu kadar kutsadığın, yücelttiğin bu tanrının?

 

Her şeyi geç, bir insanın inanmıyor diye sonsuza kadar yakılması fikrini nasıl kabullenebiliyor, benimsiyor ve bu iğrenç, insanlık dışı düşünceyi savunabiliyorsunuz? Bu sizi nasıl bir insan yapıyor? İmtihan mı istiyorsun? İşte asıl imtihan bu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.04.2019 at 00:16, sağduyu yazdı:

Her şeyi geç, bir insanın inanmıyor diye sonsuza kadar yakılması fikrini nasıl kabullenebiliyor, benimsiyor ve bu iğrenç, insanlık dışı düşünceyi savunabiliyorsunuz? Bu sizi nasıl bir insan yapıyor? İmtihan mı istiyorsun? İşte asıl imtihan bu.

 

Ben bu konuda daha önce yazdım. Belki bir gün derli toplu tekrar yazarım ama ben dediğiniz gibi bir şeye inanmıyor ya da onu savunmuyorum.

 

Basit bir soru soruyorum: Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.

diyen Tanrı değil mi? Onun rahmeti her şeyi kuşatıyor değil mi? Öyle ise neden birilerini sonsuza dek cezalandıracağı meselesini zahiri manasıyla okuyalım. Bunlar, özellikle de basit anlayış seviyesindeki insanları korkutmak için bir tehdit ve uyarı. Zaten kendisi de bunu bir ayette söylüyor: 

Onlar için üst taraflarında ateşten tabakalar ve alt taraflarında da tabakalar vardır. İşte bu, Allah kullarını bununla korkutur... 

 

Bir kere kendisine inanmamak diye bir şey yok. Tanrıyı rab olarak kabul etmek herkese işin başında peşinen verilmiş. Ayet açık:

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi...

 

Tanrı, haşa verdiğini geri alacak ya da verdiğini verdiğinin burnundan getirecek değil. İman tohumu herkesin kalbinde var ama ilahi hikmet gereği herkesin imanı bu dünyada yeşermiyor. İnanan da inanamayan da Onun nasip etmesi, vermesi, izni ve iradesiyle bunu yapabiliyor. Bir yandan her şey nasip işi diğer yandan da Tanrı insanın niyetini, çabasını ve tercihlerini onun kaderinin bir parçası yapmış. İki seçenek var: Birisi kendine peşin olarak işin başında verilen büyük ganimeti israf etmek ve sonrasında pişman olmak. Sermayeyi tüketmek. Diğeri de kendine verilenle daha fazlasını elde etmek. Sermayeyi katlamak.

 

Sonra, İman nedir, biliyor musun? Kitaptan okuduğun, atandan duyduğun bir şeyleri sorgusuz sualsiz tekrarlamak değildir iman. İman iyiliklerin toplamı ve bütününü ifade eden bir kelimedir. İmanın şubeleri vardır ve bu şubelerin bir kısmından nasibi olsa da insanın imandan nasibi vardır.  

 

Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu

"İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta 'insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak' bulunmaktadır, haya da imanın bir parçasıdır." (Buharı, îmân, 3)

 

 

 

 

 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Yeni Üye said:

 

Ben bu konuda daha önce yazdım. Belki bir gün derli toplu tekrar yazarım ama ben dediğiniz gibi bir şeye inanmıyor ya da onu savunmuyorum.

 

Basit bir soru soruyorum: Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.

diyen Tanrı değil mi? Onun rahmeti her şeyi kuşatıyor değil mi? Öyle ise neden birilerini sonsuza dek cezalandıracağı meselesini zahiri manasıyla okuyalım. Bunlar, özellikle de basit anlayış seviyesindeki insanları korkutmak için bir tehdit ve uyarı. Zaten kendisi de bunu bir ayette söylüyor: 

Onlar için üst taraflarında ateşten tabakalar ve alt taraflarında da tabakalar vardır. İşte bu, Allah kullarını bununla korkutur... 

 

Bir kere kendisine inanmamak diye bir şey yok. Tanrıyı rab olarak kabul etmek herkese işin başında peşinen verilmiş. Ayet açık:

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi...

 

Tanrı, haşa verdiğini geri alacak ya da verdiğini verdiğinin burnundan getirecek değil. İman tohumu herkesin kalbinde var ama ilahi hikmet gereği herkesin imanı bu dünyada yeşermiyor. İnanan da inanamayan da Onun nasip etmesi, vermesi, izni ve iradesiyle bunu yapabiliyor. Bir yandan her şey nasip işi diğer yandan da Tanrı insanın niyetini, çabasını ve tercihlerini onun kaderinin bir parçası yapmış. İki seçenek var: Birisi kendine peşin olarak işin başında verilen büyük ganimeti israf etmek ve sonrasında pişman olmak. Sermayeyi tüketmek. Diğeri de kendine verilenle daha fazlasını elde etmek. Sermayeyi katlamak.

 

Sonra, İman nedir, biliyor musun? Kitaptan okuduğun, atandan duyduğun bir şeyleri sorgusuz sualsiz tekrarlamak değildir iman. İman iyiliklerin toplamı ve bütününü ifade eden bir kelimedir. İmanın şubeleri vardır ve bu şubelerin bir kısmından nasibi olsa da insanın imandan nasibi vardır.  

 

Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu

"İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta 'insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak' bulunmaktadır, haya da imanın bir parçasıdır." (Buharı, îmân, 3)

 

 

İnanılmaz bir şey, ben böyle bir şeye inanmıyor ve savunmuyorum dedikten sonra inanmıyor diye bir insanın sonsuza kadar yakılması şeklindeki iğrenç, insanlık dışı, sapık ve hastalıklı bir düşünceyi savunmak için yırtınıp duruyorsun. Yahu şu rezilliğin, saçmalığın neresini, hangi mantıkla savunuyorsun? 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

@Yeni Üye, bilin diye koyuyorum.

 

 

CEHENNEM KELİMESİ NEREDEN GELİR

 

Yahudilik inancı henüz ortaya çıkmadan önce İbraniler, Filistin bölgesinde yaşarlarken eski Kudüs'te pagan inançlarını sürdürmektelerdi. Bu inançların tanrılarına kurbanlar adamak hayatın sıradan bir parçası olduğu kadar, kurbanların her zaman öldürülmesi gerekmiyor, kimi zaman sembolik adama faaliyetleri de gerçekleştiriliyordu. Tek tanrı inancının yayılmaya başladığı dönem bu adak faaliyetlerinin abartıldığı ve gerçekleştirilen sembolik eylemlerin güncel kaynaklarda aşağılandıkları, bu sayede pagan inançlarının kötülendiği yönünde bir iddia bulunmaktadır. Bunu neden söyledik?

 

Hemen anlatalım...

 

Kudüs'ün güneyinde, bugün halen mevcudiyetini koruyan Hinnom adında bir vadi bulunmaktadır, tam adı 'Gei ben hinnom' ve bazı kaynaklarda sadece 'Gei hinnom' olarak geçen bu vadinin sırtları günümüzde yerleşim bölgesi olsa da, vadinin içleri antik kalıntıların ve mezarların bulunduğu yeşil bir alan olarak korunmaktadır. 'Gei', İbranice vadi anlamındadır, 'ben' ise oğul manasındadır, 'hinnom'un ise gözyaşı olarak çevrilebileceği söylenmiş. Bu ismin 'gehinnom' olarak geçtiği Aramice'de 'g' harfi Arapça'da 'c' olarak okunduğundan, Gei hinnom Arapça'ya 'cehinnom', Yunanca'ya ise 'gehenna' olarak geçiyor. Yani bizim bildiğimiz hali ile cehennem.

 

Cehennem vadisi, tanrı Moloh ve bir kaç başka tanrı adına inşa edilmiş tapınma alanları ve sunaklar ile doluydu, tek tanrı inancının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı dönem insanların geçmişte Moloh'a çocuklarını kurban ederek adadıkları, bu işlemin de çocuğu ateşe atarak yakılması ile gerçekleştirildiği söylemi yayılmıştır. Bir diğer iddia ise, insanların çocuklarını ateşe atmadıkları, ateşten şöyle bir geçirerek onları "arındırdıkları" ve sembolik olarak adadıkları yönündedir. Söylenceye göre bu işlem pagan inançlarını kötüleme sürecinde çocukların canlı canlı ateşte yakıldığı şeklinde anlatılarak insanların geçmiş adetlere tepki göstermelerini sağlamaya yönelik olduğu düşünülür.

 

"CEHENNEM" ÇÖPLÜK

 

Hinnom'un Pagan İbraniler için bir başka önemi daha bulunur, vadi hem çöplük olarak kullanılır, hem de büyük suçlar işledikleri için idam edilen kişilerin cesetleri vahşi hayvanlar ve ceset kemiren kurtların yemeleri için bir uçurumdan bu vadiye atılırlar, ağır suçlar işleyerek idam edilenler gömülmezler, bedenlerinin toprağı kirleteceği düşünülür, idam edilmelerinin yanında cesetlerini hayvanların kemirmeleri ve kuşların didiklemeleri ayrı bir cezalandırma yöntemi olarak kabul görmektedir. Söylentiye göre kentte işlenen bazı cinayetlerin kurbanlarının cesetleri de katilleri tarafından geceleri gizlice buraya atılmaktadırlar. Zaman içerisinde vadiye öyle çok ceset almıştır ki, uçurumun hemen altında bulunan toprağın kurtlandığı ve bu kurtların aynı yere leş atıldığında hızla cesedi sarmak üzere topraktan fışkırırcasına çıktıkları rivayet edilir.

 

Tahmin edersiniz ki o dönem böyle bir amaçla kullanılan ve aynı zamanda kentin çöplüğü olan vadiden yükselen ağır koku civardaki yerleşim için tahammül edilemez olabilmektedir, bu sebeple bölge halkı kokunun dayanılmaz boyuta ulaştığı zamanlarda vadiyi ateşe verirler, ateş tüm cesetleri ve çöpleri iyice yaksın ve koku giderilsin diye vadiye bol miktarda kükürt atarlar. Oldu mu sana suçluların öldükten sonra sönmeyen kükürt ile yandıkları cehennem?

tarihinde Frankton tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 dakika önce, sağduyu yazdı:

İnanılmaz bir şey, ben böyle bir şeye inanmıyor ve savunmuyorum dedikten sonra inanmıyor diye bir insanın sonsuza kadar yakılması şeklindeki iğrenç, insanlık dışı, sapık ve hastalıklı bir düşünceyi savunmak için yırtınıp duruyorsun. Yahu şu rezilliğin, saçmalığın neresini, hangi mantıkla savunuyorsun? 

 

 

Parmak bir şeyi işaret ettiğinde parmağa değil, işaret ettiği şeye bakılır. 

Sözümü dinlemezsen seni cezalandırırım diyen bir otoriteye, hele de bu otorite hiç bir şeye muhtaç olmayan ve her şeyden gani olan Tanrı ise, " beni sevsen beni korkutmazsın" ya da " sen nasıl beni tehdit edersin, olamaz öyle şey", demek en basit ifadeyle absürt bir tavırdır. Çocuk bile yapmaz böyle bir şeyi. Çünkü çocuk bile anne ve babasına güvenir ve söylediği şeyin kendi faydasına olduğunu bilir. Ama siz bu tavırda ısrar ediyorsunuz. Sizin tercihiniz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Çünkü çocuk bile anne ve babasına güvenir ve söylediği şeyin kendi faydasına olduğunu bilir. Ama siz bu tavırda ısrar ediyorsunuz. Sizin tercihiniz.

Anne baba çocuğu hastalıktan ölmesin diye ona aşı yaptırır.Hastalanınca hastahaneye götürür.İlaç verir.Ölmesin diye yemesin diye yedirir,içirir.Ama sen ölme diye çabalayan bu kişiler seni var ederek öldürmüşlerdir zaten.İşte bu yaşam yanlısı zihnin tutarsızlığıdır.Var ederek öldürdüklerini yaşatmaya çalışır ve gün sonunda da tüm çabalar anlamsızlaşır ve ölüm kazanır.Sizler ölümsüz olmaya çalışan,ölümlü tanrılarsınız.Ölümsüz olmaya çalışırken de toprağın altını ölülerle doldurdunuz,yeryüzünü acı ve ızdıraba boğdunuz.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Anne baba:Aşı olman,ilaç içmen,tedavi olman,yemen,içmen senin yararına.Ölmemen,yaşaman için bu gerekli.Ama biz seni var ederek öldürdük zaten.Gün sonunda yine de öleceksin.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.Hac 65

 

Gök üzerinize düşerse ölürsünüz bak.
 

Nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur; hatta isterseniz sağlamlaştırılmış yüksek kalelerde olun. Nisa 78

 

Ben çok merhametli ve şefkatliyim.Gök üzerinize düşmesin diye tutuyorum,böylece ölmüyorsunuz.Gök üzerinize çökmesin diye tutuyorum,ama ölüm yine de sizi bulacak ve öleceksiniz.Ayrıca gök üzerinize çökmediği için,üreyecek ve daha fazla acıya,ızdıraba ve ölüme neden olacaksınız.

 

Ben bu düzeni yaratan ve sürekliliğini sağlayan merhametli ve şefkatli allahım.

 

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, Yeni Üye said:

 

Parmak bir şeyi işaret ettiğinde parmağa değil, işaret ettiği şeye bakılır. 

Sözümü dinlemezsen seni cezalandırırım diyen bir otoriteye, hele de bu otorite hiç bir şeye muhtaç olmayan ve her şeyden gani olan Tanrı ise, " beni sevsen beni korkutmazsın" ya da " sen nasıl beni tehdit edersin, olamaz öyle şey", demek en basit ifadeyle absürt bir tavırdır. Çocuk bile yapmaz böyle bir şeyi. Çünkü çocuk bile anne ve babasına güvenir ve söylediği şeyin kendi faydasına olduğunu bilir. Ama siz bu tavırda ısrar ediyorsunuz. Sizin tercihiniz.

 

Yahu sözümü dinlemezsen cezalandırırım diye bir otorite yok, bunlar 1400 yıl önceki arapların kıçından salladığı palavralar. Bunu bile göremeyecek kadar aklını mı yitirdin? 

 

Bu arapların söylediğine göre Muhammed diye birisi "Bana inanmayan herkesi bir tanrı sonsuza kadar yakacak." demiş, böyle deli saçması bir iddiaya hangi akıl ve mantıkla inanabiliyorsunuz? Parmak metaforundaki parmak bu arap bedevisinin parmağı, işaret ettiği yerde kendi kıçı. İşte sen bu kıçtan üfürülen palavralara bakıyorsun.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...