Jump to content
Ateistforum

Bir müslümanın gözünden Nisa suresinin 34. ayeti


Recommended Posts

  • İleti 49
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Köle sâhibi, kölesine uzak durunca, bu durum, köleyi, mutlu mu, yoksa mutsuz mu eder?

Sağlıklı bir beyni olan köle, kendisine uzak kalındığında, mutlu olur.

Bu durumda, "...onları, yataklarında yalnız bırakın..," diye bir hükme varan kişi, sağlıklı mıdır, yoksa psikopat mıdır?

Ben, bir köle olarak yaşamak yükümlülüğünde olsam, sâhibimin, bana hükmemetmesi için, elimdemden gelen her şeyi yaparım.

Bir de "darb" olayını, hâlâ tartışıyorsunuz!!!

Beyin, dumura uğrayınca, insanlık, bitmiştir demektir!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Muhammed'in bir kadını dövdüğüne dair bir hadis yok..Varsa da ben bilmiyorum..Muhammed'in bir kadına tecavüz ettiğine dair bir hadis var..Muhammed'in bir kadının taşlanmasına dair bir hadisi var..Muhammed'in 9 yaşındaki Aişe'ye tecavüz ettiğine dair bir hadis var..Muhammed'in kadına pis\dun gibi söylemlerinin olduğu bir sürü hadis var..Geçtik..Ömer'in kadınlara karşı tavrı malum..Fatıma'ya ne yaptığı ortada..Osman'ın Muhammed'in kızlarına ne yaptığı malum..Tabi dövmeden bahsediyorum..

Ayrıca kuranda öldürün\parçalayın/sopalayın gibi emirlerin olduğunu biliyoruz..

Tüm bu verileri topladığımız zaman,kadının dövülmesinin son derece normal olduğu anlaşılır..Şu ayette şu var,demekki bu ayette onu demek istemiyor demek gerizekalılık veya cahilliktir..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Fethi Bey;

Zuhruf Suresi, 5. Ayette geçen أَفَنَضْرِبُ kelimesinin, anlam itibariyle ''ayrılmak'', ''vazgeçmek'' vb. ifadelere karşılık geldiği kesin.

Fakat aynı fiil, Nisa 34. ayette, ''hünne'' zamiri - وَاضْرِبُوهُنَّ - ile birlikte kullanılıyor. ''Hünne'' kelimesi ise sözlükte ''onlara/onları'' anlamına geliyor. Bu zamir -yani hünne-, Arapça'da onlara/onları anlamında kullanıldığı gibi, aynı zamanda da onlardan kelimesine karşılık kullanılabiliyor mu?

Eğer öyleyse, bahsi geçen ayetten vurun/dövün yerine, boşanın/ayrılın anlamını çıkarmak daha uygun gibi görünüyor. Çünkü ''Onlara vurun'', ''Onları dövün'' yorumlarına karşılık, sizin yaptığınız gibi; ''onlardan ayrılın/vazgeçin/boşanın'' çevirisini yapmak da bu şekilde mümkün oluyor...

Zamire takılmamın sebebi, Bakara 282'de هُمَا hüma kelimesinin onlardan olarak çevrilmiş olmasıdır. Nisa 34'de neden وَاضْرِبُو هُمَا denmemiş de وَاضْرِبُوهُنَّ denmiştir?

Bir diğer husus da, meallerin çoğunda ''dövün/vurun'' kelimesinin yanında parantez içerisinde ''hafifçe'' kelimesinin kullanılmasıdır. Gerçi bu sizi bağlayan bir açılım değildir ama, mealcilerin hafifçe yargısına hangi kelimeden yola çıkarak ulaştıklarındaki belirsizliği göstermesi açısından ilginçtir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Fethi Bey;

Zuhruf Suresi, 5. Ayette geçen أَفَنَضْرِبُ kelimesinin, anlam itibariyle ''ayrılmak'', ''vazgeçmek'' vb. ifadelere karşılık geldiği kesin.

Fakat aynı fiil, Nisa 34. ayette, ''hünne'' zamiri - وَاضْرِبُوهُنَّ - ile birlikte kullanılıyor. ''Hünne'' kelimesi ise sözlükte ''onlara/onları'' anlamına geliyor. Bu zamir -yani hünne-, Arapça'da onlara/onları anlamında kullanıldığı gibi, aynı zamanda da onlardan kelimesine karşılık kullanılabiliyor mu?

Eğer öyleyse, bahsi geçen ayetten vurun/dövün yerine, boşanın/ayrılın anlamını çıkarmak daha uygun gibi görünüyor. Çünkü ''Onlara vurun'', ''Onları dövün'' yorumlarına karşılık, sizin yaptığınız gibi; ''onlardan ayrılın/vazgeçin/boşanın'' çevirisini yapmak da bu şekilde mümkün oluyor...

Zamire takılmamın sebebi, Bakara 282'de هُمَا hüma kelimesinin onlardan olarak çevrilmiş olmasıdır. Nisa 34'de neden وَاضْرِبُو هُمَا denmemiş de وَاضْرِبُوهُنَّ denmiştir?

Bir diğer husus da, meallerin çoğunda ''dövün/vurun'' kelimesinin yanında parantez içerisinde ''hafifçe'' kelimesinin kullanılmasıdır. Gerçi bu sizi bağlayan bir açılım değildir ama, mealcilerin hafifçe yargısına hangi kelimeden yola çıkarak ulaştıklarındaki belirsizliği göstermesi açısından ilginçtir.

sen müslümansın.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Mırnaw kardeşim,

Arapçada kullanılan zamirleri Türkçeye çevirirken, cümlenin genel anlamı neyi gerektiriyorsa, buna uygun olacak şekilde ekler ilave edilebilir.

Mesela "iyyâ ke" zamiri Fatiha suresinin 5. ayetinde "sana (ibadet ederiz)" ve "senden (yardım dileriz)" şeklinde, iki ayrı biçimde çevrilmiştir.

Bakara 282. ayette geçen humâ zamiri "o ikisi" manasına gelir. Ayette, isim tamlamasının tamlayanı olduğu için "o ikisinden (biri)" şeklinde çevrilmiştir.

Nisa suresinin 34. ayetindeki ilgili ifade; "onları terk edin/bırakın/boşayın" veya "an" harfi ceri varmış gibi "onlardan vazgeçin/yüz çevirin/ayrılın" şeklinde çevrilebilir. Arapçada bazen harfi cerer (veya başka öğeler) hazfedilebilmektedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

bu ayeti kurtarcaz diye debeleniyorlar....

baş kaldırmasından endişe ettiğiniz KOCALARINIZI ne yapacaksınız ?

o yok ama kuranda !!!

bu allahın işi gücü karı kız...

kadınla kafayı bozmuş bir allah !!!

kadını DÖVEBİLİRSİN.....baş kaldırmasından ENDİŞE ediosan o da - yani şüphe üzerine bile DÖVEBİLİRSİN...

saçmalığa bak !!!

başkaldırmasından endişe ettiğiniz kocalarınızı da dövebilirsiniz diye bir ifadenin olmaması...kuran tanrısının ERKEK olduğunu gösterir...başka da bişey yapmaz ..!!!

tarihinde Zavallı tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

http://www.alimallah.net/hakkadavet/sorular.htm

Evlilik bir sözleşmedir (4/21, 4/33) ve cinsel birlikteliğe dini bir meşruiyet sağlar. Sözleşme teklifi her iki taraftan da gelebilir; sözleşmeler her iki tarafın da rızasıyla gerçekleşir ve tarafların herhangi birinin talebiyle feshedilebilir!

Evlilikte, sözleşmenin feshi başlıca 2 sebepten ötürü gündeme gelebilir (teklif edilebilir): Aldatma/hayasızlık veya geçimsizlik.

Eğer koca geçimsizlik sebebiyle boşanma talebinde bulunmuşsa; evlilik öncesi kadına verdiği mehri geri alamaz (4/19-21) ve onu boşanma gerçekleşinceye kadar oturduğu evden çıkaramaz (65/1). Ancak bir "aldatma" iddiası var ise, o takdirde mehrin iadesi ve evden çıkarma söz konusu olabilir ki buna karar verecek olan da koca değil mahkeme vb. kurumlardır! Burada sadece kocanın beyanı esas alınamaz; zira Kuran'a göre kadının aleyhine (o kendisine yapılan suçlamayı kabul etmedikçe), yalnızca kocasının beyanı esas alınarak bir hüküm tesis edilmesi söz konusu değildir (24/6-9).

Kadın da, kocasının kendisini aldattığına inanarak boşanma talebinde bulunabilir ve bu şekilde kocasından ayrılabilir (4/130). Ancak, eğer kadın kocasının geçimsizliği sebebiyle ayrılmak istiyorsa, o takdirde, evlilik öncesi aldığı mehre mukabil "fidye" vermesi gerekir (2/229). İslam tarihinde, hanımının Sabit bin Kays'tan boşanması, buna örnek olarak verilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

ayette aldatmadan bahsetmiyor...

başkaldırmaktan bahsediyor....hem de ŞÜPHE üzerine bile olabiliyor bu.....

mesela erkek 2. 3. 4. karı mı almak istedi ??? evdeki karısının bunu kabul etmeyeceğinden ŞÜPHE mi etti ?

direkt ağız burun dalsın dövsün...

ne kadar dövsün ?.......karısı "tamam ne dersen kabulüm bey..sen ne dersen - nasıl istersen öle ...." diyene kadar DÖVSÜN...!!!

başkaldırmasından endişe edilen ERKEKLERE ne yapılır ? o yok kuranda....zaten hoş kadının başka erkek alması da yok kuranda....bu hak sadece erkeğe verilmiş...

ne de olsa tanrı da ERKEK...

kayırıyor tabiki hemcinslerini !!!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Nisa suresinin 34. ayetindeki ilgili ifade; "onları terk edin/bırakın/boşayın" veya "an" harfi ceri varmış gibi "onlardan vazgeçin/yüz çevirin/ayrılın" şeklinde çevrilebilir. Arapçada bazen harfi cerer (veya başka öğeler) hazfedilebilmektedir.

Arapçada herhalde "onları terk edin/bırakın/boşayın" veya "onlardan vazgeçin/yüz çevirin/ayrılın" anlamlarını kapsayan başka kelime yok olmalı ki, "dövün, vurun" anlamına gelen kelime kullanılmış. 1400 yıldır "dövün, vurun" anlamında çevrilen bu kelimeye hangi mantıkla başka anlamlar verilebilir? Madem istenildiği gibi anlam verilebiliyor, o zaman "seyahate gönderin, tatile gönderin, postalayın" gibi anlamlar verelim.

Yüce Allah'ın: "(Nihayet.) onları dövün" buyruğuna gelince, Allah, kadın­lara önce öğüt vermekle İşe başlanılmasını, sonra onlardan uzak durmayı em­retti. Şayet bunlar fayda vermeyecek olurlarsa, o takdirde dövmeye başvu­rulur. Çünkü kadını, yola getirecek ve kocasının hakkını ödemeye itecek olan odur. Bu âyet-i kerimede dövmek, etki ve iz bırakmayan, te'dip yollu döv­mektir. Bu daf bir kemiğini kırmayan, herhangi bir uzvunu çirkinleştirmeyen dövmedir. Dürtmek ve benzeri şekillerdir. Çünkü bundan maksat salâhtır. Baş­ka birşey değildir. Helak olma sonucunu verecek bir dövme hiç şüphesiz taz­minatı gerektirir. Kur'ân-ı Kerim öğretmek ve te'dip etmek kastıyla, oğlunu te'dip edenin dövmesi hakkında da bunlar söylenebilir. Müslim'in Sahih'in-deki rivayete göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: "Kadınlar hakkında Allah'tan korkunuz. Çünkü sizler onlan Allah'ın emaneti ile aldınız. Allah'ın adı İle onların ferden size helal oldu. Sizin onlar üzerindeki hakkı­nız, hoşlanmadığınız herhangi bir kimseye yataklannızı çiğnetmemeleridir Eğer böyle birşey yapacak olurlarsa, iz bırakmayacak şekilde onları dövünüz."
Bu hadisi Müslim, Hz. Cabir'in hacc ile ilgili uzunca hadisi arasında nak-letmiştir. Anlamı şudur: Onlarf gerek akrabalarınızdan, gerek yabancı kadın­lardan hoşlanmadığınız herhangi bir kimseyi evlerinize almamalıdırlar, işte Tirmizînin rivayet edip sahih olduğunu belirttiği A*nr b. el-Ahvas yoluyla ge­len hadis de buna göre yorumlanır. Amr b. el-Ahvas, Veda Haccında, Rasûlul-lah ile birlikte bulunmuştu. Hz, Peygamber, Allah'a hamdu sena etti ve öğütler verip nasihatiarda bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Şu hususa da dikkatinizi çekerim. Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz. Çün­kü onlar, sizin yanınızda esir gibidirler. Siz onlar üzerinde bundan başka bir şeye sahip değilsiniz. Apaçık bir hayasızlık yapmış olmaları hali müstesna. Böyle bir şey yapacak olurlarsa, yataklarda onlardan uzak durunuz ve on­ları î.z bırakmayacak şekilde dövünüz. Size itaat edecek olurlarsa, onların aleyhlerine bir yol aramayınız. Şunu bilin ki, sizin kadınlarınız üzerinde hak­larınız vardır. Kadınlarınızın da sizin üzerinizde bir hakkı vardır. Sizin kadın­larınız üzerindeki hakkınız: Hoşlanmadığınız kimselere yataklarınızı çiğ­netmemeleri ve evlerinizde hoşlanmadığınız kimselere izin vermemeleridir. Onların sizin üzerinizdeki haklarına gelince: Giyimlerinde ve yiyeceklerinde onlara iyilikte bulunmamzdır." Tirmizî dedi ki: Bu basen, sahih bir hadistir.
Hz. Peygamber'în; "Apaçık bir hayasızlık buyruğuyla anlatmak istediği: Kocalarının hoşlanmayıp buğz ettikleri kimseleri evlerine almamaları demek­tir. Yoksa bundan kasıt zina etmeleri değildir. Çünkü zina haramdır ve bun­dan dolayı had gerekir.
Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: "Maruf olan bir hususta size ita­atsizlik ederlerse kadınları, iz bırakmayacak bir şekilde dövünüz.
Ata (b. Ebi Rebâh) da der ki: İbn Abbas'a şöyle dedim: İz bırakmayan ne demektir. O da, misvak ve benzeri şeyle dövmektir dedi. Yine riva­yet edildiğine göre, Ömer (r.a) hanımını dövmüş, bundan dolayı kınanma­sı üzerine şöyle demişti; Ben Rasulullah (sav)'ı şöyle buyururken dinledim: "Erkeğe hanımını neden dövdüğü sorulmaz.
İslam tarihine bakılınca "drb" fiilinin hangi anlamda kullanıldığı apaçık belli oluyor.
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sizin çevirinize göre:

arap, başeğmeyen kadını

- uyarıyor

- yatağında yalnız bırakıyor

- ayrılıyor, boşanıyor.

Fakat arap burada durmuyor ve devam ediyor:

Bundan vazgeçerlerse, onların aleyhine yol aramayın.

Neden vazgeçerlerse? Kadını boşadınız, gönderdiniz evden. Artık neden vazgeçecek ki, onun aleyhine yol arayacaksınız? Boşadığınız bir kadın üzerinde ne hakkınız var ki, onun bir şeyden vazgeçme ihtimali var veya aleyhinde yol arayabiliyorsunuz?

Müslümanlar kolay anlasın diye bir başka örnek vereyim.

Kafirler islamı eleştirirlerse:

- onları uyarın

- onları dövün

- onları öldürün

artık bundan vazgeçerler ve namazı dosdoğru kılıp, zekatı verirlerse, onların aleyhine yol aramayın.

Kafiri öldürdünüz, artık neden vazgeçebilir veya onun aleyhine başka ne türlü yol arayabilirsiniz?

Yorumunuz ne yazık ki sizin uydurmanızdır. Anlamını değiştirdiğiniz sözcük, hayali allahınızın, boşayıp gönderdiğiniz kadınların huysuzluk etmekten vazgeçmesi ile sizin de onların aleyhine yol aramamanız gerektiğini söylediğini belirtiyor; ama aynı allaha göre, boşadığınız kadınlar üzerinde zaten bir hakkınız bulunmuyor. Bu inandığınız allah, size göre, akılsız mıdır?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayette aldatmadan filan bahsetmiyor. Aldatsa zaten recmedilir, ya da sopa vurulur. Ne aldatması yahu! Ortada bir suçtan bile bahis yok. Ortada olan sadece korku! Diyor ki "tehafune nuşuzehunne". Bu, itaat etmeyeceklerinden korkarsanız demek. "Şaz" itaatsizlik, söz dinlememe anlamlarına gelir. Bunu yaparlarsa filan demiyor. Yapmalarından korkarsanız diyor.

Karı milleti değil mi, yarın itaat etmez, yeni kuma getiririm, dırdır eder, hiç düşünme, ver sopayı diyor.

Arabın saçma sapan ilkel vahşi dinini savunacağız diye elli takla atan beyinsizlere şaşıyorum. Bir arabın ilkel vahşi dinini savunmak için bu kadar palyaçoluk yapılmaz.

Darb'ın apaçık net anlamı vurmaktır. Darb fiili suç tanımı olarak hukuka bile girmiştir. Saçmalamanın hiç alemi yok...

Kadını döverken ölse bile kısas yapılmaz. Çünkü kuran'da kısasın hüre hür, köleye köle, dişiye dişi yapılacağı yazar. Hür adam köleyi de kadını da öldürse kısas yapılmaz bu vahşi yobaz dine göre. Gider yeni köle, yeni kadın alır.

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Zuhruf Suresi, 5

Bunlar deyim. "Daraba mesel" örneğin. "Misal vurmak" diye tercüme etmeyiz, misal vermek diye ederiz. "Darabal arz" yere vurmak diye tercüme etmez, yola düşmek diye ederiz. Heralde yürürken ayaklar yere vurulduğu için böyle bir deyim türetmişler.

Yoksa daraba'nın açık anlamı vurmak, dövmektir. Bunda hiç bir tereddüt ve belirsizlik yoktur. Kadınalrı dövün diyor. Açık, kesin ve net.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sizin çevirinize göre:

arap, başeğmeyen kadını

- uyarıyor

- yatağında yalnız bırakıyor

- ayrılıyor, boşanıyor.

Fakat arap burada durmuyor ve devam ediyor:

Bundan vazgeçerlerse, onların aleyhine yol aramayın.

Neden vazgeçerlerse? Kadını boşadınız, gönderdiniz evden. Artık neden vazgeçecek ki, onun aleyhine yol arayacaksınız? Boşadığınız bir kadın üzerinde ne hakkınız var ki, onun bir şeyden vazgeçme ihtimali var veya aleyhinde yol arayabiliyorsunuz?

Müslümanlar kolay anlasın diye bir başka örnek vereyim.

Kafirler islamı eleştirirlerse:

- onları uyarın

- onları dövün

- onları öldürün

artık bundan vazgeçerler ve namazı dosdoğru kılıp, zekatı verirlerse, onların aleyhine yol aramayın.

Kafiri öldürdünüz, artık neden vazgeçebilir veya onun aleyhine başka ne türlü yol arayabilirsiniz?

Yorumunuz ne yazık ki sizin uydurmanızdır. Anlamını değiştirdiğiniz sözcük, hayali allahınızın, boşayıp gönderdiğiniz kadınların huysuzluk etmekten vazgeçmesi ile sizin de onların aleyhine yol aramamanız gerektiğini söylediğini belirtiyor; ama aynı allaha göre, boşadığınız kadınlar üzerinde zaten bir hakkınız bulunmuyor. Bu inandığınız allah, size göre, akılsız mıdır?

Çok güzel yakalamışsın ama dincilerin mantığı arap ve yahudi zırvalarının mutlak gerçek olduğu üzerine kurgulandığı için anlamaları neredeyse imkansız. Onların mantığı bu saçmalıkları göremeyecek şekilde düzenlenmiş, bir türlü zihinleri bu kısır döngünün dışına çıkamıyor. Bu kısır döngünün dışına bir çıkabilseler inandıkları şeylerin ne kadar saçma şeyler olduklarını rahatça görecekler ama çoğu bunu yapamıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zaten bu cahil çöl yağmacılarının ortaya attığı kitapta "anlaşmayı bozmalarından korkarsan sen anlaşmayı boz" yazarak keyfe göre katliam emri verilmektedir.

İlerde kafir olur diye korkarsan çocuğu öldür, itaatsizlik ederse diye korkarsan kadını döv, anlaşmayı bozarlarsa diye kork, katliam yap...

Cahil çöl yağmacısının el kitabında başka da ne yazabilirdi ki zaten?

Link to post
Sitelerde Paylaş

sen müslümansın.

Acaba kaç kere daha aynı şeyi yazacaksın. Bu aralar forumun yeni trendi önüne gelene bu soruyu sormak galiba...

Bunlar deyim. "Daraba mesel" örneğin. "Misal vurmak" diye tercüme etmeyiz, misal vermek diye ederiz. "Darabal arz" yere vurmak diye tercüme etmez, yola düşmek diye ederiz. Heralde yürürken ayaklar yere vurulduğu için böyle bir deyim türetmişler.

Yoksa daraba'nın açık anlamı vurmak, dövmektir. Bunda hiç bir tereddüt ve belirsizlik yoktur. Kadınalrı dövün diyor. Açık, kesin ve net.

Darabe, Türkçe'ye de geçen darp etmek fiilidir, bunu biliyorum.

Ben daha çok bu fille birlikte kullanılan zamire takılmıştım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

kurana göre kadının hiçbir hakkı yoktur...hatta şeriatla yönetilen bir ülkede karını döverek hastanelik etsen "namusundan şüphelendim" diyerek yırtarsın olayı..hatta kadın ceza alabilir kadına değer verilen bir toplumda tek eşlilik olur, aksi hayal ürünüdür.. cariyelerin kol gezdiği, karıların 2şer 3er alındığı,kadınların özgürce hareket edemediği bir sistemde kadın özgürdür demek apaçık akla hakarettir

Link to post
Sitelerde Paylaş

Muhammed'in bir kadını dövdüğüne dair bir hadis yok..Varsa da ben bilmiyorum..

Müslim 2127’de Peygamberimizin kendisini gizlice takip eden Hz Aişe'ye sinirlenip yumruk attığının yazdığı şeklinde bir bilgi gördüm de böyle bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Buhari'de Peygamberimizin Hz Zeyneb'i -Hz Zeyd ile evli iken- evinde görüp ondan etkilendiği ile ilgili bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir?

Değerli kardeşimiz;

- Hz. Aişe’den rivayet edilen hadis sahihtir.

http://www.sorularlaislamiyet.com/soru/218145/peygamberimizin-hz-aise-ye-tokat-atmasi-ve-hz-zeyneb-evliyken-onu-gorup-begenmesi-dogru-mudur.html

tarihinde Zavallı tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Muslumanlar her devir kitaplarini aslinda yeniden yaziyorlar, farkinda degiller. Mesela su anda kadinlari dovmek normal bir davranis degil, Kurani bu mevziye cekmeye calisiyorlar. Bunu yaparlarkende cok zorluyorlar, yani orada yazan sey acik secik belli iken, Kuran kendisi icin apacik derken, bu gerizekalilar yeni anlam uydurmaya calisiyor.

Insan olan biraz dusunur. 1400 seneden beri bunu dovmek olarak anliyorsunuz, 1400 yildan beri Kurani okuyan insanlar bunu yanlis mi anladi? Ha yanlis anladilar diyorsaniz, o zaman sizin Tanri derdini anlatmaktan aciz, bunu kabul etmeniz lazim.

Ne ariza insansiniz yahu. Kadina tecavuz etmis adami peygamber kabul etmek bariz salakliktir, hic kusura bakmayin artik dayanamiyorum, bariz salaksiniz.

tarihinde skander tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...