Jump to content
Beauty

Ateistim ama kafamdaki sorulara da cevap arıyorum! Gelin !

Recommended Posts

çok zor değil mavi maviyı etkiliyor, kırmızı kırmızıyı .

Mavi için kırmızı yoktur, aynı şekilde kırmızı içinde mavi yoktur.

Bir durumun başka bir durumu etkilemesi için aynı metaryalden oluşması gerekir

peki buna şöyle denmez mi? Biz kırmızıının da mavinin de olduğunu biliyorus aslında?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

tanrı seninle aynı metaryalden oluşmadı ise

beni etkileyemez.var veya yok olması benim için bir anlam ifade etmez bu durumda beni etkilemeyen her varlık benim için aslında yoktur. tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kimsenin ne dediğini anlamıyorsanız, neyi soruyorsunuz tam olarak? Anlayamayacak durumdaysanız, sorarak neye ulaşacaksınız?

Hangi tesadüfi süreçler?

Size diyoruz ki: a değil, b

diyorsunuz ki: tamam da, neden a?

Görüldüğü üzere, beyin sandığınız kadar matah bir şey değil; sizde de var ya, süngerden daha işlevli görünmüyor.

Size önce saati anlayın, saatçiye sonra geliriz dedik; ama gene irade, minare diye atlamışsınız. Kafanız almıyor müslüman. Yapacağınız: açıp, evrim üzerine bir iki yazı okumak; bunu bile yapmaktan acizsiniz, size yedirilen masalları kusup duruyorsunuz: yok saatçiymiş de, iradeymiş de...

Evrimi geçtik, uyduruk kitabınızı bile okumuyorsunuz ki; beyin dediğiniz kompleks yapının zırva kitabınızda geçmediğini, düşünen, hisseden organın kalp sanıldığını bilmiyorsunuz. Çıkıp burada saatçi, onu tasarlayan diye beyin üzerine atıp tutuyorsunuz. Arkadaş, önce uyduruk kitabınızda beyin geçecek ki, ondan sonra çıkıp da allah tasarladı diye atıp tutacaksınız, hiç değilse kıytırık da olsa bir dayanağınız olacak. Allah sandığnız arabın beyinden haberi yok, neyi tasarlıyor soytarı?

Cehalet ve aptallık bir aradayken müslümanlık kaçınılmaz oluyor.

Verecek bir cevabin olsaydi boyle camura yatmazdin...

Ben beynin olusumu icin canlilik oncesi tum sureclerin ele alinmasi gerektigini soyluyorum, sen kalkmis evrim ile ilgili oku felan diyorsun(:

Sen daha baslamadan kaybetmissin...

Daha kotusu neyin ne oldugunu bilmeyecek kadar ahmaksin...

Sen madem o kadar evrime hakimsin ilk canlanmanin tesadufen mi evrim sayesinde mi oldugunu bize aciklasana...

Evrimin bu olaydaki payi nedir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Verecek bir cevabin olsaydi boyle camura yatmazdin...

Ben beynin olusumu icin canlilik oncesi tum sureclerin ele alinmasi gerektigini soyluyorum, sen kalkmis evrim ile ilgili oku felan diyorsun(:

Sen daha baslamadan kaybetmissin...

Daha kotusu neyin ne oldugunu bilmeyecek kadar ahmaksin...

Sen madem o kadar evrime hakimsin ilk canlanmanin tesadufen mi evrim sayesinde mi oldugunu bize aciklasana...

Evrimin bu olaydaki payi nedir?

canlı biyolojik bir robottur .

Ayrıntılı olarak bakarsak;

Beyindeki noronlarin elektriksel olarak( implus ) akson ve dentrıd kolları ıle bırbırlerı arasında köprüler kurarak haberleşmesi, sizin dusundugunuzu değil etkiye tepki verdiğinizi gösterir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

beni etkileyemez.var veya yok olması benim için bir anlam ifade etmez bu durumda beni etkilemeyen her varlık benim için aslında yoktur.

benım için yoktur demekle gerçekten olmaması aynı şey değil ama.

o kaseye bakanlar olarak biliyoruz ki mavi de var kırmızı da.

her nseyse başka bir soru sor bana hadi seni sevdim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
TANRI


Evrende bulunan her şeyi yarattığına ve koruduğuna inanılan yüce varlık. Tanrının ansiklopedilerde görebileceğimiz tanımı bu şekildedir. Peki nereden oluşa gelmiştir bu kavram?


Tanrılar hakkındaki bilgilerimizin kaynağı, milattan önceki yüzyıllardan zamanımıza kadar gelebilmiş olan yazılı destanlarla (Finlilerin Kalevalası, Hintlilerin Veda ve Upanishad ve öteki kutsal destanları, Cermenlerin Nibelüngen ve Lohengrini ile Helenlerin Odessa ve İliada’sı vb..) yazılı ve yazısız anıtlarla taşınabilen ve taşınamayan antik eşyalardır. Mitoloji vasıtası ile hemen her kavmin inanmış olduğu mistik güçlerin -adları başka başka olsa da- küçük farklarla birbirlerine özdeş olduklarını, bunların insanlarınkilere benzeyen eğilimler, ihtiyaçlar ve tutkularla hareket ettiklerini öğrenmekte olduğumuz gibi, Tanrılar alemiyle insanlar alemi arasında paralel ve genel bir benzeşimin de bulunduğunu anlıyoruz. Bu itibarla, mitolojik tanrılar insan kılığına girmeden evvel bile insanların ruhsal yapısını yansıtmakta idiler; yani totemler, fetişler, Mana, hayvan tanrılar bile insanların birbirine yaptıkları, birbirlerinden bekledikleri eylem ve davranışlarla hareket etmektedir.


İnsanlar doğa yasalarını bilmemekten doğan korkuları özellikle ölüm korkusunu yenmek için, baş edemediği, yenilgiye uğratamadığı olay ya da varlıklar karşısında sığındığı, kendisinden çok yüce varlıklar yaratmışlardır. Toplumsal duygu ve inançların ürünü veya nedeni olan ortaklaşa ihtiyaç ve heyecanlar, bağıcılar ve rahipler gibi özel yaradılışlı kimselerin telkin ve girişimleri arasında din kurumu oluşmuş, bu sezilen ya da imgelenen yani insanın kendi yaratmış ve tasarlamış olduğu güçler somut biçimlerle nesnelleştirilmişlerdir.


İnsanların tanrı saymadıkları hemen hemen hiçbir şey yok gibidir ve tanrılara yükletilmiş olan nitelikler, benzetme ve mubahla etme yoluyla elde edilmiş olan tabii ve beşeri kuvvetlerden başka bir şey değildir. Yani insanoğlu kendi iyi ve kötü alışkanlıkları ile eğilimlerinin hepsini tanrılarına da yüklemiş ve onları kendi suretlerinde ve kendilerine benzer fakat üstün varlıklar olarak kutlamışlardır.


Sosyoloji çeşitli dinlerin çağlar boyunca nasıl kurulduklarını ve tanrı kavramı bakımından nasıl geliştiklerini incelemiş, ilkel topluluklardaki gizli kuvvet, büyü kavramının aminizm’e (iradeli fakat pek az kişiselleştirilmiş ruhlara inanç) dönüştüğünü sonra fetişizm çağının (aminist fikirlerin belirli, imal edilmiş nesneler, putlar üzerinde toplanması ve insanların gizli bir güç taşıdığına inandığı bu nesnelere tapması) geldiğini, bunu çoktanrıcılığın (putlara mal edilen güç ve kişiliğin insana benzeyen fakat ondan çok daha üstün, görünmez, ölümsüz olan ve ayrıca da insanların erişemeyeceği yerlerde oturan varlılara aktarılması) tektanrıcılığın (bütün nitelikleri kendisinde toplayan tek bir Tanrı fikri) ve Tanrı ile evreni birleştiren hep tanrıcılığın (panteizm) izlediğini göstermiştir.


Kökü mitolojiden gelen,

insanlarin yarattigi

TANRI kavrami sonunda "Evrende bulunan her şeyi yarattığına ve koruduğuna inanılan yüce varlık" olarak ansiklopedilere girmistir!


Bu günün dinleri de yarinin mitolojileridir :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Verecek bir cevabin olsaydi boyle camura yatmazdin...

Ben beynin olusumu icin canlilik oncesi tum sureclerin ele alinmasi gerektigini soyluyorum, sen kalkmis evrim ile ilgili oku felan diyorsun(:

Sen daha baslamadan kaybetmissin...

Daha kotusu neyin ne oldugunu bilmeyecek kadar ahmaksin...

Sen madem o kadar evrime hakimsin ilk canlanmanin tesadufen mi evrim sayesinde mi oldugunu bize aciklasana...

Evrimin bu olaydaki payi nedir?

Be akıl hastası; deniz süngeri de canlıdır, var mıdır beyin deniz süngerinde? Deniz süngerine uğramadı mı yoksa o söz konusu tesadüfler ya da sizin über irade dediğiniz arap masal yaratığı?

Canlanma dediğiniz nedir? Arap masal figürünün çamura ruh üflemesi mi; arap masallarını anarak tesbih edebilmek mi; kendi kendini sürdürebilecek bir yapı halini almak mı; kendini kopyalayabilen yapı haline gelebilmek mi; hareket edebilmek mi; büyüyebilmek mi; nedir?

Örneğin canlı olmak için kendini kopyalayabilmek gerekir mi? Gerekiyorsa, katırlar canlı değil midir? Peki ya virüsler canlı mıdır? Örneğin canlılık için kendini sürdürebilmek gerekiyorsa, virüs canlı mıdır, değil midir?

Cehalet kendini burada gösteriyor işte. Cahilin her şeye, özellikle de bilmediği konularda kesin bir yanıtı vardır. Örn: Allah yaptı. Ya da: Allah yapmadıysa beyin niye var?

Bigbangden bu yana süreçler... gibi sahte bilimselcilikleriniz enayilere yedirebilirsiniz, burada geçmez. İrade dediğiniz anda, arap zırvalarını satmaya geldiğinizi göstermiş olursunuz. O arap zırvaları ki, savunmak için güya bilimselci görünerek, kendi allahınızı yatırıp düzdüğünüzün farkında bile olamıyorsunuz. Dünyada yaşam ortaya çıktığından bu yana bir sürü tür görünüp kaybolmuş, bir sürü organ ortaya çıkıp kaybolmuş. Sizin arap soytarısı, örneğin insanı ve beyni yaratmak için bu kadar deneme yanılma mı yapmak zorundaymış ? Bir sürü insanımsı tür gelmiş geçmiş, onları becerememiş de bizi mi oldurabilmiş? Allah dediğiniz soytarı, bu kadar beceriksizse, neyine tapınıyorsunuz? Savunmaya çalıştığınız figürün ağzına kolon kolon yapıyorsunuz, anlayabilecek kadar bile çalışmıyor o kompleks beyniniz.

Uyduruk arap masallarını ezberleyeceğinize, oturup bir şeyleri anlamaya çalışın.

http://www.evrimagaci.org

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

benım için yoktur demekle gerçekten olmaması aynı şey değil ama.

o kaseye bakanlar olarak biliyoruz ki mavi de var kırmızı da.

her nseyse başka bir soru sor bana hadi seni sevdim.

bak dostum.

Sen ve o bilyeler aynı maddeden oluşmamış olsaydıniz o maddeleri sen göremezdin.

Bu maddenin adı fotondur.sende o bilyelerde ortak bir madde olan fotondan ibaretsiniz bu yüzden birbirinizi görüyor ve etkiliyorsunuz.

Olaya daha geniş bak anlamıyorsun.

Bir olgunun /fenomenin seni etkilemesi için en az bir fizik kanunu ile seninle etkileşime girmesi gerekir.

Gerçek hayattan örnek;

Kara madde; bizimle sadece kütle çekim yasası ile etkileşime giren kara maddeyi göremiyoruz. Ancak aynı kütle çekimi(iki maddede olan ortak kanunu yani tekrar) ikimizide etkiliyor.

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
-İnsan neden güzeldir? Başı boş evrimleşmekdik mi? Neden güzellik oluştu. Bir kadının kaşı gözü kulakları neden güzeldir?

- Cinsel organlar neden sinirlerle doludur? Neden seks yaparken haz duyarız? Bunun evrimi nasıl olmuştur? Bu neyin gereksinimi olmuş ki bu şekilde evrimleşmiş?

-Birisini sevmek aşık olmak gerçek midir? İnsanın kendisini kandırması mıdır? Aşk gerçek ise böyle bir duygu nasıl oluşmuştur?

-Neden kaşlar ve kirpikler vardır? Görünüş olarak da estetik. Ter insanın gözüne damlasa öldürmezdi? Kaşsız olanlar öldü kaşlılar kaldı doğal seçilimle hep kaşlılar oldu demek mi bunun cevabı? Ama kaş olmasa bir canlı ölmez ki. En fazla acı çeke çeke terden yaşar.

Bunlar kafaya takılacak değerde sorular değildir. Ter gözüne damlasa orada gözün olmazdı. Evrim mekanizması öyle işlemez. Evrim mekanizması "genellikle" canlının türünü devam ettirmesi ve hayata tutunması üzerine kuruludur. Yani "path" var, bir yol... İstisnai olarak gözünün konumu belirlenmedi. Aşık olursun, türünü devam ettirmelisin. Canlı olarak kalabilmenin işlevlerini kazandırır evrim.

Mesela neden dudaklar çok güzel ve kırmızı? Neden çirkin değil? Neden güzellikler var?

Bu insan psikolojisidir. Dudağın bilinçaltımızdaki karşılığı kadın cinsel organına karşılık gelir. Bilhassa boyayıp ön plana çıkarmanın ne amaçla yapıldığını artık siz düşünürsünüz. Buna rağmen eğer zoofili değilseniz diğer cinslerin dudakları o kadar güzel gelmez gözünüze en azından iç gıdıklayıcı yani seksi vasfı yoktur.

-Hawking big bangin hızı değişse genişleyemeden çökerdi demiş. Bu dincilerin dediği "inanılmaz denge" olamaz mı?

Bu evrende denge yok diyen halt yemiştir. Evrenimizde hayli hassas bir denge vardır ve bu dengenin oluşabilmesi de matematiksel olarak yalnızca 1 ihtimaldir. Bu evrim mekanizması gibi değildir, evrenin bu yapıyı oluşturmak için bir yol, yöntem izlediği gibi bir gidişat yoktur. O halde bu evrende diğer sonsuz(en azından sayısını bilmediğimiz) ihtimal yerine neden bu oluşmuştur ? Neden sadece partiküllerin oraya buraya saçıldığı bir kaos yerine gezegenler var, gezegenlerin orada olmasını sağlayan miktarda kara enerji ve kara madde ?.. Bu soruların cevabını bilmiyoruz ancak evrende bir denge olmadığını söyleyen kişi en basit söylemle matematik bilmiyordur.

Ateizm ise teizm gibi gibi bir inançtır. Tanrının olmadığına inanmaktır. Halbuki tanrının var olup olmadığı konusunda bir tek delil getirilemedi bugüne kadar.

(Burada genellikle şu soru sorulur. "Peki ya bizi unicornlar yarattı desem ona da bilemiyorum diyecek misin?" Evet diyeceğim. Bizi unicornların yaratıp yaratmadığını da BİLmiyorum. Ama eğer bizi yaratan şeyin unicornlar olduğunu iddia ediyorsan o zaman sen tanrıya "unicorn" diyorsun demektir ve zihniyet olarak tanrıya inanmaktan bir farkı da yoktur)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bunlar kafaya takılacak değerde sorular değildir. Ter gözüne damlasa orada gözün olmazdı. Evrim mekanizması öyle işlemez. Evrim mekanizması "genellikle" canlının türünü devam ettirmesi ve hayata tutunması üzerine kuruludur. Yani "path" var, bir yol... İstisnai olarak gözünün konumu belirlenmedi. Aşık olursun, türünü devam ettirmelisin. Canlı olarak kalabilmenin işlevlerini kazandırır evrim.

Bu insan psikolojisidir. Dudağın bilinçaltımızdaki karşılığı kadın cinsel organına karşılık gelir. Bilhassa boyayıp ön plana çıkarmanın ne amaçla yapıldığını artık siz düşünürsünüz. Buna rağmen eğer zoofili değilseniz diğer cinslerin dudakları o kadar güzel gelmez gözünüze en azından iç gıdıklayıcı yani seksi vasfı yoktur.

Bu evrende denge yok diyen halt yemiştir. Evrenimizde hayli hassas bir denge vardır ve bu dengenin oluşabilmesi de matematiksel olarak yalnızca 1 ihtimaldir. Bu evrim mekanizması gibi değildir, evrenin bu yapıyı oluşturmak için bir yol, yöntem izlediği gibi bir gidişat yoktur. O halde bu evrende diğer sonsuz(en azından sayısını bilmediğimiz) ihtimal yerine neden bu oluşmuştur ? Neden sadece partiküllerin oraya buraya saçıldığı bir kaos yerine gezegenler var, gezegenlerin orada olmasını sağlayan miktarda kara enerji ve kara madde ?.. Bu soruların cevabını bilmiyoruz ancak evrende bir denge olmadığını söyleyen kişi en basit söylemle matematik bilmiyordur.

Ateizm ise teizm gibi gibi bir inançtır. Tanrının olmadığına inanmaktır. Halbuki tanrının var olup olmadığı konusunda bir tek delil getirilemedi bugüne kadar.

(Burada genellikle şu soru sorulur. "Peki ya bizi unicornlar yarattı desem ona da bilemiyorum diyecek misin?" Evet diyeceğim. Bizi unicornların yaratıp yaratmadığını da BİLmiyorum. Ama eğer bizi yaratan şeyin unicornlar olduğunu iddia ediyorsan o zaman sen tanrıya "unicorn" diyorsun demektir ve zihniyet olarak tanrıya inanmaktan bir farkı da yoktur)

evrende denge yoktur. Kuantum sıçramaları ve evrenin kaosa sürüklenmesi vardır.

Eğer evrende denge varsa neden evren hızlanıyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

evrende denge yoktur. Kuantum sıçramaları ve evrenin kaosa sürüklenmesi vardır.

Eğer evrende denge varsa neden evren hızlanıyor?

Tam olarak "denge" sözcüğü size ne ifade ediyor. Zannediyorum sorun buradan kaynaklanıyor. İçinde bulunduğumuz evren formunda gezegenler ve onların yörüngeleri yok mu ? Var.(ki bazen gökadalar birbirine toslar!) Evren hızla genişliyor ve böyle giderse hepsi birbirinden kopacak ve kapkara, sopsoğuk bir evren oluşacak. Doğru. Peki bu şu an içinde bulunduğumuz formun bir dengede olmadığını mı gösterir ? Yani ölüp gidip toprak olacağını bildiğimiz bir insanın uzay zaman içinde şu anki varlığı nedir ? Burada bir denge olduğunu yani evrenin bir matematiği, bir fiziği olduğunu nasıl reddedebiliriz ? Bu dengenin ilahi olduğunu ya da olmadığını iddia edebilirsiniz ama denge olmadığını iddia etmek, al fizik bilimini çöpe bas demektir.

tarihinde Tengiz tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yazasım geldi, zira bu konulara yazmak zevklidir, konu konuyu açar ve çok su götürür. Kadim polemik konularıdır bunlar.

Neyse, tanrı var mı yok mu? Olmadığından kesin emin olamıyorsak bu var demek mi?

Ya da olduğundan kesin emin olamıyorsak bu yok demek mi?

Varlığından kesin emin olamadığımız bir şeyin yokluğundan da emin olamayız..Ne var ne yok..Öyleyse?

Soruları daha da çoğaltıp işi daha da karmaşıklaştırmak mümkün, ancak eğer sonuca gidilmek isteniliyorsa geri plandaki umdeleri, postulaları gözden geçirmek lazım..

Ne demek istiyorum; basitçe, dinli der ki; bir toplu iğne bile ustasız olamıyorken, insan,dünya dahası kainat nasıl var olabilir?

Dinsiz der ki; basit bir toplu iğne bile ustasız olamıyorken onun ustası, ustasız nasıl var olabilir?

Dinsiz, dinlinin bu argümanını kendisi üzerinden çökertir işte bu noktada geri plandaki baştan kabuller devreye girer..

Dinlinin söyleyebileceği tek şey, Tanrı nın hep var olduğu, var olmak için kendinden başka sebeplere ihtiyaç duymadığıdır.

Oysa dinsiz için temel umdeler, baştan kabuller yani postulalar daha baştan farklıdır; örneğin Tanrı nın varlığı değil yokluğu default yani varsayılan durumdur. Dinlinin ise tam tersidir.

Dinsiz maddeyi/enerjiyi hep var kabul eder dinli ise tanrıyı. vs vs..

Buraya kadar kısaca şunu demek istiyorum aslında, iki tarafında önünde boyu ölçülmesi gereken bir masa varsa, biri inç birimi ile biri cm ile ölçerse hiç bir zaman ölçüm yapılamaz veya herkesin kendi ölçtüğü doğrudur. Her iki tarafta aynı birimlere sahip cetveli eline almak zorunda.

Konuya dönecek olursak, ve tabiri caiz ise bir dinlinin eline bilim cetvelini alması gerekir, zira dinsizin elindeki cetvel budur.

Cetvel aynı ama ölçümler farklı ise cetvelin kullanımında farklar var demektir..Teşbihten gerçeğe dönecek olursak, bazı dinli sitelerinde bilim tanrıyı onaylıyor cinsinden olan yazılar, aynı cetveli kullanan dinsizin tam tersidir.

Yani dinsiz bilim ile tanrı yok derken dinli de bilim ile tanrı var diyor. İşte bu noktada devreye doğru düşünme metodu yani felsefe devreye girer.

Bir oyun ya da müsabaka karşılıklı tarafların/rakiplerin aynı kuralları kabul etmesi ile sonuca ulaşır aksi taktirde sonuca ulaşmaz. Söz gelimi satranç oynuyorsanız atınızı vezir gibi yürütemezsiniz..Tanrı var ya da yok derken var'ın tanımı yapılmalı..Bilimsel açıdan var, ölçülebilen, etkileşilebilinen, modelllenen, kısacası maddenin kendisidir. Bu açıdan bakıldığında Tanrı yoktur. Peki var diyenler veya olabilir diyenler neye göre ve neden var diyor?

Onu da sonra yazarım..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tam olarak "denge" sözcüğü size ne ifade ediyor. Zannediyorum sorun buradan kaynaklanıyor. İçinde bulunduğumuz evren formunda gezegenler ve onların yörüngeleri yok mu ? Var.(ki bazen gökadalar birbirine toslar!) Evren hızla genişliyor ve böyle giderse hepsi birbirinden kopacak ve kapkara, sopsoğuk bir evren oluşacak. Doğru. Peki bu şu an içinde bulunduğumuz formun bir dengede olmadığını mı gösterir ? Yani ölüp gidip toprak olacağını bildiğimiz bir insanın uzay zaman içinde şu anki varlığı nedir ? Burada bir denge olduğunu yani evrenin bir matematiği, bir fiziği olduğunu nasıl reddedebiliriz ? Bu dengenin ilahi olduğunu ya da olmadığını iddia edebilirsiniz ama denge olmadığını iddia etmek, al fizik bilimini çöpe bas demektir.

konuyu baştan alalım.

Denge nedir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yazasım geldi, zira bu konulara yazmak zevklidir, konu konuyu açar ve çok su götürür. Kadim polemik konularıdır bunlar.

Neyse, tanrı var mı yok mu? Olmadığından kesin emin olamıyorsak bu var demek mi?

Ya da olduğundan kesin emin olamıyorsak bu yok demek mi?

Varlığından kesin emin olamadığımız bir şeyin yokluğundan da emin olamayız..Ne var ne yok..Öyleyse?

Soruları daha da çoğaltıp işi daha da karmaşıklaştırmak mümkün, ancak eğer sonuca gidilmek isteniliyorsa geri plandaki umdeleri, postulaları gözden geçirmek lazım..

Ne demek istiyorum; basitçe, dinli der ki; bir toplu iğne bile ustasız olamıyorken, insan,dünya dahası kainat nasıl var olabilir?

Dinsiz der ki; basit bir toplu iğne bile ustasız olamıyorken onun ustası, ustasız nasıl var olabilir?

Dinsiz, dinlinin bu argümanını kendisi üzerinden çökertir işte bu noktada geri plandaki baştan kabuller devreye girer..

Dinlinin söyleyebileceği tek şey, Tanrı nın hep var olduğu, var olmak için kendinden başka sebeplere ihtiyaç duymadığıdır.

Oysa dinsiz için temel umdeler, baştan kabuller yani postulalar daha baştan farklıdır; örneğin Tanrı nın varlığı değil yokluğu default yani varsayılan durumdur. Dinlinin ise tam tersidir.

Dinsiz maddeyi/enerjiyi hep var kabul eder dinli ise tanrıyı. vs vs..

Buraya kadar kısaca şunu demek istiyorum aslında, iki tarafında önünde boyu ölçülmesi gereken bir masa varsa, biri inç birimi ile biri cm ile ölçerse hiç bir zaman ölçüm yapılamaz veya herkesin kendi ölçtüğü doğrudur. Her iki tarafta aynı birimlere sahip cetveli eline almak zorunda.

Konuya dönecek olursak, ve tabiri caiz ise bir dinlinin eline bilim cetvelini alması gerekir, zira dinsizin elindeki cetvel budur.

Cetvel aynı ama ölçümler farklı ise cetvelin kullanımında farklar var demektir..Teşbihten gerçeğe dönecek olursak, bazı dinli sitelerinde bilim tanrıyı onaylıyor cinsinden olan yazılar, aynı cetveli kullanan dinsizin tam tersidir.

Yani dinsiz bilim ile tanrı yok derken dinli de bilim ile tanrı var diyor. İşte bu noktada devreye doğru düşünme metodu yani felsefe devreye girer.

Bir oyun ya da müsabaka karşılıklı tarafların/rakiplerin aynı kuralları kabul etmesi ile sonuca ulaşır aksi taktirde sonuca ulaşmaz. Söz gelimi satranç oynuyorsanız atınızı vezir gibi yürütemezsiniz..Tanrı var ya da yok derken var'ın tanımı yapılmalı..Bilimsel açıdan var, ölçülebilen, etkileşilebilinen, modelllenen, kısacası maddenin kendisidir. Bu açıdan bakıldığında Tanrı yoktur. Peki var diyenler veya olabilir diyenler neye göre ve neden var diyor?

Onu da sonra yazarım..

zorunlu varlık nedir?

Zorunlu varlık varsa yokluk nedir?

Terim kendi içinde çelişir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Selam.

Ateistim. şu sorulara kafa yoruyorum:

- teizm tamam. %100 zaten hikaye, herhangi bir yaratıcı neden %100 olamaz diyorsunuz? Öyle demeyenler de var ama onları agnostik olmakla suçluyorsunuz. her şeye gücü yetmeyen mükemmel olmayan ne bileyim bir işi sonucu bu big bangi oluşturan bir yaratıcı neden olamasın?

Burada bir şeyleri karıştırıyorsun. Öncelikle mevzu teizmdir. Teizmi bir tanrı var iddiasını taşır. Ama bu tanrının valığına dair hiç bir şey göstermez. Bu teizm tanrısının var olması ihtimali ile, analarımızı düzen ve bizim var olmamızı sağlayan bir süper zencinin var olma ihtimali aynıdır. Eğer o tanrıya olabilir diyorsak, anamızı düzen süper zenciye olabilir demek pozisyonundayız maalesef.

Diğer yandan, kainatı yaratacak, yaratmış vs. bir tanrının varlığına dair hiç bir emare yok. Hatta onun olmasını gerektiren bir durum da yok. O halde neden onun varlığına, var olabileceğine inanalım?

Biri gelip deseki, senin baban benim, ananı şu köprünün altında becermiştim şu vakit. bu olası diye, bu adam bunu sayıklıyor diye, ona inanmak zorunda mıyız?

-Hawking big bangin hızı değişse genişleyemeden çökerdi demiş. Bu dincilerin dediği "inanılmaz denge" olamaz mı?

Olamaz. Çünkü bigbang durumunda, kainatın farklı bir hızla genişlemek gibi bir seçeneği olamazdı. Hawking de bunu söylüyor zaten, tek çıkar buyfdu ve haliyle, el mahkum böyle oldu.

-İnsan neden güzeldir? Başı boş evrimleşmekdik mi? Neden güzellik oluştu. Bir kadının kaşı gözü kulakları neden güzeldir?

İnsna güzle değildir ki? Bunu nerden çıkardın? İnsan bir sümüklüböceğin güzelliğinin onda birine bile ulaşamaz.

- Cinsel organlar neden sinirlerle doludur? Neden seks yaparken haz duyarız? Bunun evrimi nasıl olmuştur? Bu neyin gereksinimi olmuş ki bu şekilde evrimleşmiş?

Bizi cinsel birleşme dene olaya kilitlemek, bu esnada başka şeylerle meşgul vs. olup, dölleme ve döllenme şansını, ki bu aynen üreme şansı demektir zaten, kaybetmekten korur. Bu özellikle dişilerde çok daha önemlidir. Zira aynı zamanda, kaliteli dölü seçebilmelerini sağlar. ,

-Birisini sevmek aşık olmak gerçek midir? İnsanın kendisini kandırması mıdır? Aşk gerçek ise böyle bir duygu nasıl oluşmuştur?

Bu karmaşık bir konudur, ama basitçe, gerçektir. Bunlar hormon denen zımbırtılara dayanır. Bilinen aşk tanımına kadın hormonları uymaz, Yani kadın aşık olmaz. Ama erkek çok ciddi aşık olabilir. buna karşılık, kadında bağlanma hususu çok güçlüdür, aşık olmaz fakat çok sıkı bağlanabilir bir erkeğe. Bu nedenle de, bir erkek, aşık olduğu kadını asla bırakamazken, bir kadın bağlandığı erkeği kolayca unutabilir.

-Neden kaşlar ve kirpikler vardır? Görünüş olarak da estetik. Ter insanın gözüne damlasa öldürmezdi? Kaşsız olanlar öldü kaşlılar kaldı doğal seçilimle hep kaşlılar oldu demek mi bunun cevabı? Ama kaş olmasa bir canlı ölmez ki. En fazla acı çeke çeke terden yaşar.

- Kızlık zarı nasıl oluştu? Kızlık zarı olmadan bebekler enfeksiyon kapabilir. Ama bu zar nasıl oluştu? Evrimi nasıl? ( kızlık zarı isminden hoşnut değilim ama latince ismini anımsayamadım)

Tek delikli (bkz: kuşlar falan) olmaktan, üreme ve diğerleri için ayrı kanallarımızı olmaya başladığı günlerde oluştu. Tahminen o devirde balık filandık, ya da belki sürüngenle memeli, arası filan bir şeydik.

-ve genel olarak, olan şeyler neden böyle? Mesela neden dudaklar çok güzel ve kırmızı? Neden çirkin değil? Neden güzellikler var? Çirkinlik yok mu demeyin, var ama güzelliği soruyorum zaten çirkinlik olması sorun değil başı boş bir evrim süreci ise eğer, bir yamaçtan yuvarlanmak gibi düşünürsek evrimimizi, bi şekilde hayatta kalmayı başarabilen et parçaları olmamız gerekmiyor muydu? Adriana lima nasıl bu kadar güzel özet olarak.

Bunlar senin genetik programında, kaliteli genleri olan bir kadın ya da erkeği farketmeni sağlayan unsurlar. Gene kuşlara bak, nedne tavus kuşunun öyle kuyruğu var filan mevzusu yani..,

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...