Jump to content

Tanrı inancı evrimsel midir?


Recommended Posts

Forumda inançları açıklarken bir grup insan inançların evrimsel olduğunu savunuyorlar.

Ben de merak ettim şimdi.

Tanrı inancı evrimsel bir netice mi?

İnsan türünün hayatta kalması için gerekli bir donanım olarak mı eklenmiş?

Bilemedim ki ben şimdi

Tartışalım mı?

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 65
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Richard dawkins, "Tanrı Yanılgısı" isimli kitabında evrimin yan ürünü olabileceğini söylemişti.

Şöylede bir örnek vermişti:

"Güveler mum alevi içine doğru uçarlar ve bu bir kaza gibi görünmez. Kendilerini yakarak kurban etmek için yollarını değiştirirler. Bunu 'kendi kendini yakma' olarak etiketlendirebiliriz ve bu kışkırtıcı isim altına doğal seçilimin bu davranışı nasıl olur da kayırabildiğini merak edebiliriz. Benim göstermek istediğim nokta, zekice bir cevap vermeye teşebbüs bile etmeden önc soruyu değiştirerek yazmamız gerektiğidir. Bu intihar değildi. Görünüşteki intihar, herhangi bir şeyin kazara ouşan yan ürünü veya yan etkisinden doğar. Neyin yan ürünü? İşte bir olasılık, ki konuyu anlatmaya yardımcı olacak.

Yapay ışık dünya gecelerini yeni yeni aydınlatmaya başlamıştır. Çok yakın tarihe kadar, görebileceğimiz tek gece ışıkları ay ve yıldızlardı. Bunlar optik sonsuzluktadır, dolayısıyla onlardan gelen ışınlr paraleldir. Bu onları pusulalar olarak kullanmak için uygun kılar. Ancak ışık pusulası, göksk cismin optik sonsuzlukta olmasına ciddi biçimde bağımlıdır. Eğer optik sonsuzlukta değilse, ışınlar paralel değil, bir tekerleğin ya da araba jantının kolları gibi birbirindn uzaklaşarak yayıır. Yakındaki bir mum ışığı üzerine 30 derece kuralını uygulayan sinir sistemi, mumu optik sonsuzluktaki ay zannecek ve güveyi spiral bir yol üzerinde ateşe yönlendirecektir.

Bu özel durum ölümcül olsa da, güvenin pratik yöntemi yine de, ortalamada, yararlı bir davranıştır çünkü bir güve için bir mum görmek, bir ay görmeye kıyasla oldukça nadir gerçekleşir. Ay tarafından yönlendirilen yüzlerce güveyi fark edemeyiz. Yalnızca bizim mum ateşimize yönelen güveleri görürüz ve yanlış soruyu sorarız:Neden bütün bu güveler intihar ediyorlar? Buna intihar demek asla doğru değildi. Normalde faydalı bir pusulanın, tekleyen yan ürünüdür.

Şimdi yan üründen öğrendiklerimizi insanlardaki dinsel davranışlar üzerinde uygulayalım. İnsanlar bu inançlarına yalnızca tutkulu bir şekilde bağlanmakla kalmayıp, bu bağlılıklarından kaynaklanan pahalıya mal olan etkinlikler için zaman ve kaynaklarını da adarlar. Bunlar uğruna ölür veya öldürürler. Buna hayret ederiz, tıpkı 'kendini yakma davranışına' hayret ettiğimiz gibi. Ancak benim göstermek istediğim şey, yanlış soruyu soruyor olabileceğimizdir. Dinsel davranış 'farklı koşullarda veya bir zamanlar' faydalı olan bir temel psikolojik eğilimin, yanlış çalışan, talihsiz bir yan ürünü olabilir."

Bence mantıklı.

tarihinde Coriolis tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Richard dawkins, "Tanrı Yanılgısı" isimli kitabında evrimin yan ürünü olabileceğini söylemişti.

Şöylede bir örnek vermişti:

"Güveler mum alevi içine doğru uçarlar ve bu bir kaza gibi görünmez. Kendilerini yakarak kurban etmek için yollarını değiştirirler. Bunu 'kendi kendini yakma' olarak etiketlendirebiliriz ve bu kışkırtıcı isim altına doğal seçilimin bu davranışı nasıl olur da kayırabildiğini merak edebiliriz. Benim göstermek istediğim nokta, zekice bir cevap vermeye teşebbüs bile etmeden önc soruyu değiştirerek yazmamız gerektiğidir. Bu intihar değildi. Görünüşteki intihar, herhangi bir şeyin kazara ouşan yan ürünü veya yan etkisinden doğar. Neyin yan ürünü? İşte bir olasılık, ki konuyu anlatmaya yardımcı olacak.

Yapay ışık dünya gecelerini yeni yeni aydınlatmaya başlamıştır. Çok yakın tarihe kadar, görebileceğimiz tek gece ışıkları ay ve yıldızlardı. Bunlar optik sonsuzluktadır, dolayısıyla onlardan gelen ışınlr paraleldir. Bu onları pusulalar olarak kullanmak için uygun kılar. Ancak ışık pusulası, göksk cismin optik sonsuzlukta olmasına ciddi biçimde bağımlıdır. Eğer optik sonsuzlukta değilse, ışınlar paralel değil, bir tekerleğin ya da araba jantının kolları gibi birbirindn uzaklaşarak yayıır. Yakındaki bir mum ışığı üzerine 30 derece kuralını uygulayan sinir sistemi, mumu optik sonsuzluktaki ay zannecek ve güveyi spiral bir yol üzerinde ateşe yönlendirecektir.

Bu özel durum ölümcül olsa da, güvenin pratik yöntemi yine de, ortalamada, yararlı bir davranıştır çünkü bir güve için bir mum görmek, bir ay görmeye kıyasla oldukça nadir gerçekleşir. Ay tarafından yönlendirilen yüzlerce güveyi fark edemeyiz. Yalnızca bizim mum ateşimize yönelen güveleri görürüz ve yanlış soruyu sorarız:Neden bütün bu güveler intihar ediyorlar? Buna intihar demek asla doğru değildi. Normalde faydalı bir pusulanın, tekleyen yan ürünüdür.

Şimdi yan üründen öğrendiklerimizi insanlardaki dinsel davranışlar üzerinde uygulayalım. İnsanlar bu inançlarına yalnızca tutkulu bir şekilde bağlanmakla kalmayıp, bu bağlılıklarından kaynaklanan pahalıya mal olan etkinlikler için zaman ve kaynaklarını da adarlar. Bunlar uğruna ölür veya öldürürler. Buna hayret ederiz, tıpkı 'kendini yakma davranışına' hayret ettiğimiz gibi. Ancak benim göstermek istediğim şey, yanlış soruyu soruyor olabileceğimizdir. Dinsel davranış 'farklı koşullarda veya bir zamanlar' faydalı olan bir temel psikolojik eğilimin, yanlış çalışan, talihsiz bir yan ürünü olabilir."

Bence mantıklı.

Yani ne diyorsun?

Tanrı diye sanal bir otorite seçilip en tepeye denetimci olarak yerleşti mi biyolojik süreçte?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yani ne diyorsun?

Tanrı diye sanal bir otorite seçilip en tepeye denetimci olarak yerleşti mi biyolojik süreçte?

Hayır. Devamında şöyle yazıyor:

"Benim özel varsayımım çocuklarla ilgilidir. Diğer tüm türlerden fazla olarak, biz önceki kuşakların birikimli deneyimiyle hayatta kalırız ve bu deneyimler, korunmaları ve iyilikleri için çocuklara geçirilmelidir. Teoride, çocuklar kişisel deneyimlerle, bir uçurumun eşiğine fazla yaklaşmamayı, denenmemiş meyveleri yemeyi ve timsahlarla dolu bir gölde yüzmemeyi öğrenebilirler. Fakat, en azından, yetişkinler sana ne söylerse söylesinler sorgusuz inan şeklinde bir pratik yönteme sahip olan çocuk beyinleri içim seçilimsel avantaj olacaktır. Ebeveynlere itaat et; kabile büyüklerine itaat et, özellikle de ciddi, tehditkar bir ruh hali takındıysalar. Büyüklerine sorgulamadan güven. Genelde bu çocuklar için değerli bir kuraldır. Ancak, tıpkı güvelerde olduğu gibi, ters yöne gidebilir.

Bunun otomatik sonucu, güvenen kişinin iyi tavsiyelerle kötü tavsiyeleri birbirinden ayırmak için elinde hiçbir yöntemi olmayacaktır. Çocuk, "Timsahlarla dolu Limpopo nehrinde ayaklarını suya sokma" sözünü iyi bir tavsiye ve "Dolunay olduğunda bir keçi kurban etmlisin, aksi takdirde yağmur yağmaz" sözünün en iyi ihtimall zaman ve keçi harcamak olduğunu bilemez. Her iki uyarıda eşit miktarda güvenilir görünür. Her ikiside itibarlı bir kaynaktan gelir ve saygı emreden ve itaat isteyen ağırbaşlı bir ciddiyetle iletilir. Aynısı, dünya, evren, ahlaki değerler ve insan doğasıyla ilgili ifadelerde de geçerlidir. Ve büyük olasılıkla, çocuk büyüyüp kendi çocukları olduğunda, doğal olarak aynı bulaşıcı çekicilikteki tutumla bunların tümünü çocuklarına aktaracaktır."

tarihinde Coriolis tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayır. Devamında şöyle yazıyor:

"Benim özel varsayımım çocuklarla ilgilidir. Diğer tüm türlerden fazla olarak, biz önceki kuşakların birikimli deneyimiyle hayatta kalırız ve bu deneyimler, korunmaları ve iyilikleri için çocuklara geçirilmelidir. Teoride, çocuklar kişisel deneyimlerle, bir uçurmun eşiğine fazla yaklaşmamayı, denenmemiş meyveleri yemeyi ve timsahlarla dolu bir gölde yüzmemeyi öğrenebilirler. Fakat, en azından, yetişkinler sana ne söylerse söylesinler sorgusuz inan şeklinde bir pratik yönteme sahip olan çocuk beyinleri içim seçilimsel avantaj olacaktır. Ebeveynlere itaat et; kabile büyüklerine itaat et, özellikle de ciddi, tehditkar bir ruh hali takındıysalar. Büyüklerine sorgulamadan güven. Genelde bu çocuklar için değerli bir kuraldır. Ancak, tıpkı güvelerde olduğu gibi, ters yöne gidebilir.

Bunun otomatik sonucu, güvenen kişinin iyi tavsiyelerle kötü tavsiyeleri birbirinden ayırmak için elinde hiçbir yöntemi olmayacaktır. Çocuk, "Timsahlarla dolu Limpopo nehrinde ayaklarını suya sokma" sözünü iyi bir tavsiye ve "Dolunay olduğunda bir keçi kurban etmlisin, aksi takdirde yağmur yağmaz" sözünün en iyi ihtimall zaman ve keçi harcamak olduğunu bilemez. Her iki uyarıda eşit miktarda güvenilir görünür. Her ikiside itibarlı bir kaynaktan gelir ve saygı emreden ve itaat isteyen ağırbaşlı bir ciddiyetle iletilir. Aynısı, dünya, evren, ahlaki değerler ve insan doğasıyla ilgili ifadelerde de geçerlidir. Ve büyük olasılıkla, çocuk büyüyüp kendi çocukları olduğunda, doğal olarak aynı bulaşıcı çekicilikteki tutumla bunların tümünü çocuklarına aktaracaktır."

Maniple edilebilen bir yapı var diyor bu yazı.

Kendi türü devam etsin diye çocuğunu eğitmek zorunda insan.

Ama bu eğitim simülasyon eğitimi.

Yani bir ayının pençe vurma eğitimi gibi değil.

Sesler bir araya geliyor, kodlanıp mesajlar oluşuyor, bu mesajlar yeni nesle (çocuğa gidiyor) çocuk çözümlüyor.

Bu mesajın içinde olan kurgu kodlamalar var diyor bu metin.

Bu evrimsel bir şey değil.

Ancak anladığım kadarıyla sen bu Dawkins'in mesajını evrimselmiş gibi yorumlamaya meyillisin?

Neden?

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnanç diye bir şey olduğuna göre bunun ya evrimsel olduğuna hükmedeceğiz ya da doğaüstü güçlerin ürünü olduğuna. Sence hangisi?

İnanç diye bir şey yok.

Çevreyi algılama, analiz, yorumlama ve sonuç üretme faaliyet sırasında ortaya çıkan bir durum var.

Mesela kedilerin öüne ışık tutarsan ışığın ne olduğunu asla öğrenemez.

Çünkü algılama, analiz, sonuç üretme tamamen fiziksel şeylere ve geçmiş deneyimlere dayalı (yorum yapmazlar)

Yorum yapamaz.

Yorum yapacak bellek alanı yok.

Algılar, analiz eder, sonuç üretir.

İnsanın çevreyi daha iyi algılamak için artırdığı bellek kapasitesinde hatalı işlem yaptırıyorlar ona :)

Bunu da kendi türü yapıyor

Ayrıca benim sözlerimde tanrı inancı yok.

Sen benim sözlerimden bunu nedne anlıyorsun biliyor musun?

Sen tanrı inancına sahip bir dangalaksın da ondan.

Yansıtma yöntemi uyguluyorsun.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrimsel nedenlerini ve mekanizmasını bu kitap çok güzel anlatıyor. (Başka bir çok şeyi de çok güzel anlatıyor)

http://www.idefix.com/kitap/hayvanlardan-tanrilara-sapiens-yuval-noah-harari/tanim.asp?sid=T881G21E08EVDLBW14I5

Bu başlığı sen nasıl algılıyorsun? :)

Bir şey var da ben onu anlamıyorum gibi mi?

Veya şüpheleniyorum gibi mi?

Bu başlık düşündürme amaçlı.

Hedefi de inançla kendilerine empoze edilen davranışların biyolojik kökeni olduğunu sanan ahlakçı dangalaklardır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu başlığı sen nasıl algılıyorsun? :)

Bir şey var da ben onu anlamıyorum gibi mi?

Veya şüpheleniyorum gibi mi?

Bu başlık düşündürme amaçlı.

Hedefi de inançla kendilerine empoze edilen davranışların biyolojik kökeni olduğunu sanan ahlakçı dangalaklardır.

İlginç bir psikolojik durum. İlk iletin:

"Forumda inançları açıklarken bir grup insan inançların evrimsel olduğunu savunuyorlar.

Ben de merak ettim şimdi.

Tanrı inancı evrimsel bir netice mi?

İnsan türünün hayatta kalması için gerekli bir donanım olarak mı eklenmiş?

Bilemedim ki ben şimdi"

Son iletinde ise biyolojiye falan girmişsin.

Belli ki herkesten çok daha iyi biliyorsun. Sağduyu'ya verdiğin cevap onu uzun süre dumur durumunda tutacaktır. Inanç diye bir şey yok diye başlayıp, ona ve bana verdiğin cevaplarda inanca atıf yapman güzel bir durum oluşturmuş.

Bence sen soru falan sormadan üstün bilgilerin ile buradaki herkesi aydınlat. Hatta otur bir kitap yaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İlginç bir psikolojik durum. İlk iletin:

"Forumda inançları açıklarken bir grup insan inançların evrimsel olduğunu savunuyorlar.

Ben de merak ettim şimdi.

Tanrı inancı evrimsel bir netice mi?

İnsan türünün hayatta kalması için gerekli bir donanım olarak mı eklenmiş?

Bilemedim ki ben şimdi"

Son iletinde ise biyolojiye falan girmişsin.

Belli ki herkesten çok daha iyi biliyorsun. Sağduyu'ya verdiğin cevap onu uzun süre dumur durumunda tutacaktır. Inanç diye bir şey yok diye başlayıp, ona ve bana verdiğin cevaplarda inanca atıf yapman güzel bir durum oluşturmuş.

Bence sen soru falan sormadan üstün bilgilerin ile buradaki herkesi aydınlat. Hatta otur bir kitap yaz.

Sen ahlak tartışmalarını takip etmiyorsun galiba

Takip etmediğinden evrimsel gibi kelimelerle kimlere laf dokundurduğumu da anlamıyorsun

Kitap yazmak tembelliktir.

İnsanlar aylarca 300 sayfa şeyle uğraşır, o da tüm ömürleri boyunca en fazla 20-30 bin kişiye ulaşır.

Forum yazarlığı daha üretkendir.

Mütevazidir (burnun ve götün kalkmaz kitap yazarı havasıyla)

Yazdıkları internette 10 yılda 100 bin kişiye ulaşır insanın.

Yazdıklarından fikirler çıkaranlar vs derken

Bir milyon kişiyi etkiler 10 yılda bir forum yazarı.

Yazarlık türleri arasında en etkilisi forum, gazete, blog, dergi yazarlığıdır

En çok para getireni de senaryo yazarlığıdır (başarılı yazarlık yapılırsa tabi)

Yani bunları not düşelim de, tembel kasıntı herifleri çalışkan gibi görme :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnanç diye bir şey yok.

Çevreyi algılama, analiz, yorumlama ve sonuç üretme faaliyet sırasında ortaya çıkan bir durum var.

Mesela kedilerin öüne ışık tutarsan ışığın ne olduğunu asla öğrenemez.

Çünkü algılama, analiz, sonuç üretme tamamen fiziksel şeylere ve geçmiş deneyimlere dayalı (yorum yapmazlar)

Yorum yapamaz.

Yorum yapacak bellek alanı yok.

Algılar, analiz eder, sonuç üretir.

İnsanın çevreyi daha iyi algılamak için artırdığı bellek kapasitesinde hatalı işlem yaptırıyorlar ona :)

Bunu da kendi türü yapıyor

Ayrıca benim sözlerimde tanrı inancı yok.

Sen benim sözlerimden bunu nedne anlıyorsun biliyor musun?

Sen tanrı inancına sahip bir dangalaksın da ondan.

Yansıtma yöntemi uyguluyorsun.

Sen tam bir malsın hem inanç yok diyorsun hem de benim tanrı inancına sahip olduğumu söylüyorsun. Be salak, madem inanç yoksa nasıl sahip olabilirim?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen tam bir malsın hem inanç yok diyorsun hem de benim tanrı inancına sahip olduğumu söylüyorsun. Be salak, madem inanç yoksa nasıl sahip olabilirim?

Bilgisayar oluşurken içinde flash player bozukluğu yoktur

Flash player üretilirken de bu bozukluk yoktur.

Sen bozuksun diyorum sana.

Tanrı, uzaylı, ahlak, mistisizm, maddenin ötesinde bir şeyler bekletisi bozukluk.

Doğada sen canlı olarak oluşurken algılama, analiz, yorum ve sonuç üretme donanımlarına sahipsin.

Hayatta kalabilmen için bir özellik bu.

Bu özellikler için kullandığın bellek kapasitesi içerisinde dışarıdan koşullamayla bozukluk oluşuyor.

Video oynatan Flash Playerin bazı yerleri hızlı sesle sarması, veya hiç ses çıkarmaması veya hiç görüntü vermemesi gibi.

İnanç bu arızanın adı.

Yapıda yok.

Arızalısın, bozuksun.

Bu arıza ve bozukluğun bir de savunma mekanizması var.

Onur, erdem, inatlaşma, küçük düşmeme vs gibi bir çok sanal koruma programı da yüklenmiş sana.

Ben senin bozukluğuna dokunduğumda bu bozukluğu bana karşı saldırı veya mücadele yaparak, benle inatlaşarak koruyorsun.

Sende tanrıya dayalı bozukluk azalmıştır

Ancak ahlaka dayalı bozukluk azalmadı.

Ahlakı koruyan bir çok program var.

Ben seni düzeltmeye çalıştıkça sende ilk önce antipati oluşuyor ve bu antipatinin ardında programlar çalışıyor

Aslında binlerce yıldır çok sofistike bir hal almış bu inançlar.

Siz göremiyorsunuz bu bozukluğu.

Çünkü sana normal bu diye bir program daha yüklenmiş.

Ben de içindeydim, biliyorum.

Adım gibi biliyorum.

tarihinde Yasinka tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilgisayar oluşurken içinde flash player bozukluğu yoktur

Flash player üretilirken de bu bozukluk yoktur.

Sen bozuksun diyorum sana.

Tanrı, uzaylı, ahlak, mistisizm, maddenin ötesinde bir şeyler bekletisi bozukluk.

Doğada sen canlı olarak oluşurken algılama, analiz, yorum ve sonuç üretme donanımlarına sahipsin.

Hayatta kalabilmen için bir özellik bu.

Bu özellikler için kullandığın bellek kapasitesi içerisinde dışarıdan koşullamayla bozukluk oluşuyor.

Video oynatan Flash Playerin bazı yerleri hızlı sesle sarması, veya hiç ses çıkarmaması veya hiç görüntü vermemesi gibi.

İnanç bu arızanın adı.

Yapıda yok.

Arızalısın, bozuksun.

Bu arıza ve bozukluğun bir de savunma mekanizması var.

Onur, erdem, inatlaşma, küçük düşmeme vs gibi bir çok sanal koruma programı da yüklenmiş sana.

Ben senin bozukluğuna dokunduğumda bu bozukluğu bana karşı saldırı veya mücadele yaparak, benle inatlaşarak koruyorsun.

Sende tanrıya dayalı bozukluk azalmıştır

Ancak ahlaka dayalı bozukluk azalmadı.

Ahlakı koruyan bir çok program var.

Ben seni düzeltmeye çalıştıkça sende ilk önce antipati oluşuyor ve bu antipatinin ardında programlar çalışıyor

Aslında binlerce yıldır çok sofistike bir hal almış bu inançlar.

Siz göremiyorsunuz bu bozukluğu.

Çünkü sana normal bu diye bir program daha yüklenmiş.

Ben de içindeydim, biliyorum.

Adım gibi biliyorum.

Bozukluk, mozukluk, demek ki neymiş? İnanç varmış. Neyse sen yine kafanı kuma gömüp inanç yok, ahlak yok, o yok, bu yok demeye devam et.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrimsel nedenlerini ve mekanizmasını bu kitap çok güzel anlatıyor. (Başka bir çok şeyi de çok güzel anlatıyor)

http://www.idefix.com/kitap/hayvanlardan-tanrilara-sapiens-yuval-noah-harari/tanim.asp?sid=T881G21E08EVDLBW14I5

Bu kitap niye bu kadar çok sattı?

İçeriğinde ne var?

Tanrı inancını evrimle mi anlatıyor kitap?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı inancı tüm insanlar tarafından paylaşılmıyor. Ben kendi oğluma dini bir bilgi vermiyorum. 5 yaşına geldi hala tanrı kavramını pek doğru anlayamadı. Kendiliğinden geliştirebileceği bir kavram değil ve dışardan bilgi gelmediği için de onun için tanrı kavramı tam bir boşluk. Ahlak hakkında savunduklarımı bu durum için savunamayacağım. Tanrı kavramını öğreniyoruz. O yüzden de tüm kültürlerde tanrı kavramı yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu kitap niye bu kadar çok sattı?

İçeriğinde ne var?

Tanrı inancını evrimle mi anlatıyor kitap?

Adından da anlaşılacağı üzere İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi'ni anlatıyor. Tanrı yaratıcı / inanç da insan türüne ait bir özellik olduğu için onu da anlatıyor.

Türkçe çevirisini bilmiyorum ama Ingilizce'si macera romanı gibi. Elinden bırakamıyorsun. Bir kitapta bu kadar çok bilginin bu kadar güzel anlatılmasına hayran olmamak elde değil.

Şiddetle tavsiye ederim

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrimsel denilebilir

Dinler ve ya tanrı inancı , ilkel insanın hayatta kalmasına, soyunu devam ettirmesine, medeniyeti baslatmasına büyük yardımı olmuştur.

Günümüzde insanlığın hiç bir şekilde dinlere ihtiyacı yok , hatta insanlığın ayağına pranga oldu.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilgisayar oluşurken içinde flash player bozukluğu yoktur

Flash player üretilirken de bu bozukluk yoktur.

Sen bozuksun diyorum sana.

Tanrı, uzaylı, ahlak, mistisizm, maddenin ötesinde bir şeyler bekletisi bozukluk.

Doğada sen canlı olarak oluşurken algılama, analiz, yorum ve sonuç üretme donanımlarına sahipsin.

Hayatta kalabilmen için bir özellik bu.

Bu özellikler için kullandığın bellek kapasitesi içerisinde dışarıdan koşullamayla bozukluk oluşuyor.

Video oynatan Flash Playerin bazı yerleri hızlı sesle sarması, veya hiç ses çıkarmaması veya hiç görüntü vermemesi gibi.

İnanç bu arızanın adı.

Yapıda yok.

Arızalısın, bozuksun.

Bu arıza ve bozukluğun bir de savunma mekanizması var.

Onur, erdem, inatlaşma, küçük düşmeme vs gibi bir çok sanal koruma programı da yüklenmiş sana.

Ben senin bozukluğuna dokunduğumda bu bozukluğu bana karşı saldırı veya mücadele yaparak, benle inatlaşarak koruyorsun.

Sende tanrıya dayalı bozukluk azalmıştır

Ancak ahlaka dayalı bozukluk azalmadı.

Ahlakı koruyan bir çok program var.

Ben seni düzeltmeye çalıştıkça sende ilk önce antipati oluşuyor ve bu antipatinin ardında programlar çalışıyor

Aslında binlerce yıldır çok sofistike bir hal almış bu inançlar.

Siz göremiyorsunuz bu bozukluğu.

Çünkü sana normal bu diye bir program daha yüklenmiş.

Ben de içindeydim, biliyorum.

Adım gibi biliyorum.

Hala içindesin. Neyin mi? İdealizmin tabii ki. Konuşarak tarihte gedik açmak mümkün sanan birisin. Ağır idealomanik hezeyanlar buradan geliyor. Ben de öyleydim. Öyleydim de ne, hala öyleyim. Burada hararetle birşeyler anlatarak hayatta önemli şeyleri değiştirebileceğime bir yerlerim inandığına göre, ben de senden az idealist değilim. Tek farkım, bunu kendime söyleyebilmem. Sana da söylemek lazımdı. Senin için değil. Söyledim ve ruhumu kurtardım diyebilmek için bana lazımdı.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...