Jump to content
CharlesDarwin

Tanrı "1" tane olabilir mi?

Recommended Posts

Tanrı, hiçbir şekilde hiçbir kurala bağlı olmayan, bilakis kuralları ortaya atan yegane varlık olarak bilinir. "Evreni o yaratmıştır" derken, "evrenin kurallarını o yaratmıştır" da diyebiliriz. Eğer tanrı isteseydi evrenin kanunları daha farklı olurdu; örneğin gezegenler kübik olabilirdi.

Bu durum herşey için geçerli olmak zorundadır. Çünkü tanrıyı tanrı yapan, yegane kural koyucu olmasıdır. Gene örnek vermek gerekirse, tanrı isterse 1 + 1 = 3 olmalıdır. Ama acaba olabilir mi?

Eğer 1 rakamı da tanrı tarafından yaratılmış ise, o halde tanrıyı tanımlayan "tanrı birdir, tektir" niteliğine kendisi nasıl haiz olabilir? Eğer "1" rakamını ve tek olma özelliğini tanrı yaratmadı ise tanrı 1 + 1 = 3 ü dileyip mümkün hale getiremez.

Bu durumda tanrı herşeyin önünde değildir. Özellikle en mutlak matematiğin önünde değildir. Tüm matematik, tamlar ve kesirler üzerine kurulu ise; en yalın tam sayı da "1" rakamıdır.

Eğer "1" rakamı tanrıdan önce ise, tanrı matematiği yaratmamış; aksine matematik tarafından kapsanıyor anlamına gelir. Ancak eğer tanrı "1" rakamını kendisi yarattı ise; tanrının 1 tane olduğunu söyleyemeyiz o durumda. Çünkü "1" yaratılandır ve tanrıyı tanımlamada kullanılamaz.

Yani, tanrıyı da mantık kuralları yaratmıştır ve kendisi mantığın kuralları tarafından kuşatılmaktadır. Tanrıya bile mantıki sınırlar çizilmekte ise; o varlık, herşeyi yaratan, kadir-i mutlak bir varlık olamaz. Dolayısı ile 1 tanrı var olamaz.

tarihinde CharlesDarwin tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Determinizmle ilgili bir konu... Olmayana ergi yaparak bir tanrı olduğunu varsaysak bile bu tanrı da nedenselliğe boyun eğmek zorundadır. Nedenselliğin dışına hiç bir şey, bir kuantum parçacık bile çıkamaz. Bu da determinizmde tanrının olanaksız olduğu anlamına gelir. Tanrı olanaksız olduğu için yoktur. Tanrı olabilecek bir şey değildir.

Eğer teistler kıvırtıp nedenselliğe boyun eğen bir tanrıyı kabul edeceklerse bilmem... İsteyen ota bota böceğe de tanrı diyebilir. Tanrı deme yasağı olan hiç bir şey yok.

Biz tanrı derken, hiç bir şey yokken var olan ve her şeyi vareden, sonsuzdan beri var olan ve zeki olan, güçlü olan, fakat bu özellikleri kazanmamış, bu özelliklere zaten sahip bulunan bir şey iddiasını anlıyoruz.

Yoksa ormanın içinde Pan var mı, denizin bir çukurundsa Poseidon var mı, Jüpiter'de bir Zeus var mı orasına karışmıyoruz. İsteyen Satürn halkalarının içinde dönen bir son model tablet telefon var diye inanabilir. Bizim de inanmamızı isterse o zaman külahlar değişilir...

Superman bir tanrıdır, Batman bir tanrıdır diyene ne diyebiliriz ki... Ona kalsa bana da Rihanna tanrıça...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Determinizmle ilgili bir konu... Olmayana ergi yaparak bir tanrı olduğunu varsaysak bile bu tanrı da nedenselliğe boyun eğmek zorundadır. Nedenselliğin dışına hiç bir şey, bir kuantum parçacık bile çıkamaz. Bu da determinizmde tanrının olanaksız olduğu anlamına gelir. Tanrı olanaksız olduğu için yoktur. Tanrı olabilecek bir şey değildir.

Eğer teistler kıvırtıp nedenselliğe boyun eğen bir tanrıyı kabul edeceklerse bilmem... İsteyen ota bota böceğe de tanrı diyebilir. Tanrı deme yasağı olan hiç bir şey yok.

Biz tanrı derken, hiç bir şey yokken var olan ve her şeyi vareden, sonsuzdan beri var olan ve zeki olan, güçlü olan, fakat bu özellikleri kazanmamış, bu özelliklere zaten sahip bulunan bir şey iddiasını anlıyoruz.

Yoksa ormanın içinde Pan var mı, denizin bir çukurundsa Poseidon var mı, Jüpiter'de bir Zeus var mı orasına karışmıyoruz. İsteyen Satürn halkalarının içinde dönen bir son model tablet telefon var diye inanabilir. Bizim de inanmamızı isterse o zaman külahlar değişilir...

Superman bir tanrıdır, Batman bir tanrıdır diyene ne diyebiliriz ki... Ona kalsa bana da Rihanna tanrıça...

Kuantum parçaıcığı nedenselliğe nasıl boyun eğer hocam?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuantum parçaıcığı nedenselliğe nasıl boyun eğer hocam?

Basbayağı... Nedenselliğin dışına çıkamayarak... Nedensellik içinde, nedensellik ne gerektiriyorsa onu yapmak zorunda kalarak... Nedenselliğin dışında kıpırdayamaz bile... Nedensellik neyi gerektiriyorsa o şekilde davranır. Rasgele, tesadüfi bir hareket yapamaz. Çünkü evrenin en uzak köşesinde bile olsa, evrenin diğer en uzak köşesinde bulunan bir başka kuantum tanecikle nedensellik bağı ile bağlıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Basbayağı... Nedenselliğin dışına çıkamayarak... Nedensellik içinde, nedensellik ne gerektiriyorsa onu yapmak zorunda kalarak... Nedenselliğin dışında kıpırdayamaz bile... Nedensellik neyi gerektiriyorsa o şekilde davranır. Rasgele, tesadüfi bir hareket yapamaz. Çünkü evrenin en uzak köşesinde bile olsa, evrenin diğer en uzak köşesinde bulunan bir başka kuantum tanecikle nedensellik bağı ile bağlıdır.

Aynen öyle idealist arkadaşlar damlamasın açıklık kavuşturun diye sordum soruyu ki cevap ortada olsun sağolun hocam.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Konu determinizm açısından önemli bir konu. Tanrının olanaksızlığının ortaya konulması açısından önemli. Tanrı olsaydı da iki kere ikinin dört etmesinden başka çıkar yolu yoktu. İki kere ikinin beş etmesini sağlayamazdı. Bu olanaksızdır. Buna hiç bir şeyin gücü yetmez. Bu gerçek ise tanrıyı güme götürür.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Basbayağı... Nedenselliğin dışına çıkamayarak... Nedensellik içinde, nedensellik ne gerektiriyorsa onu yapmak zorunda kalarak... Nedenselliğin dışında kıpırdayamaz bile... Nedensellik neyi gerektiriyorsa o şekilde davranır. Rasgele, tesadüfi bir hareket yapamaz. Çünkü evrenin en uzak köşesinde bile olsa, evrenin diğer en uzak köşesinde bulunan bir başka kuantum tanecikle nedensellik bağı ile bağlıdır.

Nedenselliğin dışına çıkamamak ne demek?

Bu cümle, nedenselliğin önceden var olmasını çağrıştırır oysa ki nedensellik kurgusu sondan başa doğru çalıştırılır, gözlemci olmadan nedensellik diye bir şeyden söz edilemez çünkü nedenin ne olduğu gerçek değil olasılık durumunda kalır, tahminle oluşturulur.

Elma ağacının dibinde bir elma gördüğümde nedensellik kurgusunu nasıl yapmalıyım?

Birkaç seçeneğim var,

1. Elma ağaçtan kendiliğinden düştü.

2. Elma ağacın bir insan tarafından sallanması sonucu düştü.

3. Dalların arasında gezinen bir kedi elmayı dusurdu.

4. Başka biri dışarıdan bir elma getirip ağacın dibine koydu.

Buradaki nedensellik kurgusu gözlem olmadığı için olasılık durumundadır. En iyi ihtimalle bir nedenin olduğu iddia edilebilir ama ne olduğu bilinemez. Bu durumda nedensellik sınırları dışına çıkılamaz savı yanlıştır çünkü ne olduğu belli bile değildir. Belli olmayan bir şeyin sınırlarından bahsedilmesi de hatalıdır.

Nedensellik hafızası olan bir gözlemcinin olup biteni hafızasında sıralaması sonucu oluşturulur. Hafıza olmadan belli bir nedenden bahsedilemez. O yüzden dışına çıkılan içinde gezilen apriori bir nedensellik yoktur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilimsel determinizme göre nedenselliği çözümlememiz gerekir, nedenselliğin çözümleyemediğimiz kısmı hakkında veri üretemeyiz. Adım adım, teknolojik araçlarımız geliştikçe nedenselliği çöüzmlemeyi genişletmek, yaymak zorundayız. Bilimsel determinizm budur.

Felsefi determinizme göre ise, çözümleyemediğimiz nedensellik kısmının olması, nedenselliğin geçerli olmadığı bir alan varsaymamız için bir gerekçe oluşturmaz. Nedensellik her şeyi kapsamaktadır, kapsama alanının dışına çıkan hiç bir şey yoktur. Ama biz bir kısmını çözümlemişizdir, çözümlenmeyi bekleyen kısımları da vardır.

Ağaçtan düşen elma konusu eğer önemliyse, bu elmanın oraya nerden geldiği bir konuyu açıklığa kavuşturacaksa, ne bileyim bir cinayeti çözecekse, bir çok bilimsel analiz ile sonuca ulaşılır. Böyle bir mevzu yoksa kimse analizle tahlille kimyasal izlerle genlerle filan uğraşmaz. Elma işte, nerden gelecek... Gökten üç elma düşüp biri de buraya düşecek, bizim de kerevetine çıkacak halimiz olacak değil ya...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kendi kendinize çalıp kendi kendinize oynamanıza izin verecek değiliz. 19 yy. bilginleri.

Bilim adamlarının hiçbiri nedenselliği inkar etmemekte geçmişte kalan sizsiniz Platon'cu kardaş.

tarihinde Tanah-Gospel Theologist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

...... Dolayısı ile 1 tanrı var olamaz.

Bir ateist olarak ''var olabilir'' demiyeceğim tabi ki ama bu akıl yürütmenin doğru olmadığını söylemeliyim..

Çünkü,teologlar ve benzerleri;Tanrı'ya ''Tanrı'' bile denilemeyeceğini,ona bir isim/sıfat takılamayacağını binlerce yıldır söylüyorlar..Özellikle antik Yunan'dan beri..

Yani Tanrı birdir/tektir demek,genel anlamda doğru bir söylem gibi ama mesela islam teolojisi ile ilgilenen kelamcılar,bu yaptığınız itirazlara dediğim gibi cevap verebilirler..

Şöyle..

''Tanrı bir olmak zorunda değildir..Tanrı'nın birliğini vurgulamamızın nedeni,kitlelerin anlayacağı dilde olmasındandır..''

İnanılmaz bir birikimleri var bu insanların..Her türlü kıvırırlar size.. :)

Şu aklıma geldi..

Nat Geo'da bir papaz ''Tanrı mantıklı olmak zorunda değildir'' demişti..Adam kafaya koymuş artık..Ölünceye kadar inanacak..Buna birşey diyemeyiz ki :lol:

tarihinde NOLAN tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

:D Bu ne ya! İlk defa nerden gözüme çarptıysa görüverdim! :lol: Tavşan sıradağlara mı küsmüş! Lan ne güldüm yaaa! Dağa küsseymiş neyseymiş de... Bir de inadı inat çaldığı zurnaymış duada amin yokmuş mu neymiş! :lol:

Yok bi de buna mesaj atacaktık! :D Hayır bunun suratına tükürülür mü de, surata tükürme ile ilgili bir yargısı var mı da... Mesaj yazacağız oturup ha! Amma güldüm ha!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı, hiçbir şekilde hiçbir kurala bağlı olmayan, bilakis kuralları ortaya atan yegane varlık olarak bilinir. "Evreni o yaratmıştır" derken, "evrenin kurallarını o yaratmıştır" da diyebiliriz. Eğer tanrı isteseydi evrenin kanunları daha farklı olurdu; örneğin gezegenler kübik olabilirdi.

Bu durum herşey için geçerli olmak zorundadır. Çünkü tanrıyı tanrı yapan, yegane kural koyucu olmasıdır. Gene örnek vermek gerekirse, tanrı isterse 1 + 1 = 3 olmalıdır. Ama acaba olabilir mi?

Eğer 1 rakamı da tanrı tarafından yaratılmış ise, o halde tanrıyı tanımlayan "tanrı birdir, tektir" niteliğine kendisi nasıl haiz olabilir? Eğer "1" rakamını ve tek olma özelliğini tanrı yaratmadı ise tanrı 1 + 1 = 3 ü dileyip mümkün hale getiremez.

Bu durumda tanrı herşeyin önünde değildir. Özellikle en mutlak matematiğin önünde değildir. Tüm matematik, tamlar ve kesirler üzerine kurulu ise; en yalın tam sayı da "1" rakamıdır.

Eğer "1" rakamı tanrıdan önce ise, tanrı matematiği yaratmamış; aksine matematik tarafından kapsanıyor anlamına gelir. Ancak eğer tanrı "1" rakamını kendisi yarattı ise; tanrının 1 tane olduğunu söyleyemeyiz o durumda. Çünkü "1" yaratılandır ve tanrıyı tanımlamada kullanılamaz.

Yani, tanrıyı da mantık kuralları yaratmıştır ve kendisi mantığın kuralları tarafından kuşatılmaktadır. Tanrıya bile mantıki sınırlar çizilmekte ise; o varlık, herşeyi yaratan, kadir-i mutlak bir varlık olamaz. Dolayısı ile 1 tanrı var olamaz.

Yunanlı Pisagor'cular, bir'i saydan saymazlardı, aklımda kaldığı kadarıyla. Onlara göre sayılar iki'den başlar. Plotinus'un da buna benzer mistik bir felsefesi vardır. O da Tanrı olarak "Bir" diye adlandırdığı bir varoluş'u alır.

Bu anlamda "bir", sayı değildir. Sayı öncesi durumdur. Varlığın yaratılmadan önceki niceliğini açıklar: yani vahdet durumunu. Varlık yaratılmadan önce vahdet, yani bir'lik vardır. "İki" ve devamı, yaratılıştan sonradır, yani çokluk ve çeşitlilik.

Bir'lik Tanrı'nın bir sıfatı olduğu için, diğer sıfatlar gibi açıklanır: Yani Tanrı'nın hayy, kayyum, rahman, rahim, kelam vs. olduğu nasıl açıklanıyorsa, O'nun bir olduğu da aynı şekilde açıklanır: Bu sıfatlar kaimdir, ezelidir. Tanrı'nın zatından ayrılmazlar. Yani Tanrı bir'i yaratmıştır/yaratmamıştır sorusu, Tanrı rahman'lığı, rahim'liği yaratmıştır/yaratmamıştır sorusu ile aynı türde bir sorudur.

"Bir" Tanrı'nın zatı ile birlikte kadimdir. Ama O'ndan ayrı değildir. Bu durumda isterseniz, matematikteki bir değil bu, diyebilirsiniz. Yani sayı hiyarerşisindeki başlangıç durumu değildir.

Tıpkı varlık sıfatı gibi. Varlık sıfatı da, yokluğa göreli olan bir sıfat değildir. Gerçeğin kendisidir. Başkalarının yokluğuna nispetle Tanrı var demek değildir. Tanrı zaten var olan demektir. Kendisinden başka varlık, varoluş biçimi, varlık kategorisi olmaması demektir. Mutlak manada varlık, Tanrı demektir.

"Bir" de bunun gibi: iki'ye, üç'e nispetle olan bir "bir" demek değildir. Devamı olmayan bir sayıdır, onun ardının ikisi, üçü yoktur. Bir "tek"lik, "herşey" olma durumudur (sayı diye mecburiyettem dedim). "Herşey" olmak anlamında "bir"dir. Diğerlerinden ikişer-üçer tane de, O'ndan bir tane anlamında değildir. Bu kıyaslamanın mümkünlüğü, yaratılıştan sonra başlar.

Tanrı, Kendi'ni niteleyen şeyi sonradan yaratmamıştır: diri, var, bir, esirgeyen, bağışlayan....

Yaratılan şeyin Tanrı'yı tanımlamakta kullanılamayacağı şeklindeki önermeniz doğru. Aslında bu soru, Tanrı'nın "bir" sıfatı için değil de, "kelam" sıfatı için daha çok tartışmalar yaratmıştır. Ben bu tartışmaları tekrar etmeyeceğim ama mantık aynı mantık.

1+1= 3'ün mümkünlüğüne gelince, verili olan evren paradigmasında mümkün değil. Lakin Tanrı'nın paradigma sınırı yok. İsterse 1+1'in bir bağ pırasa edeceği veya üç kavramının hiç olamayacağı paradigmalar tasarlayabilir.

Hatta paradigma değişikliğine bile belki gerek yok: Bildiğim kadarıyla kuantum fiziğinde (p)'nin (q) olduğu her durumda (q)'nun (p) olması gerekmeyebiliyormuş.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yunanlı Pisagor'cular, bir'i saydan saymazlardı, aklımda kaldığı kadarıyla. Onlara göre sayılar iki'den başlar. Plotinus'un da buna benzer mistik bir felsefesi vardır. O da Tanrı olarak "Bir" diye adlandırdığı bir varoluş'u alır.

Bu anlamda "bir", sayı değildir. Sayı öncesi durumdur. Varlığın yaratılmadan önceki niceliğini açıklar: yani vahdet durumunu. Varlık yaratılmadan önce vahdet, yani bir'lik vardır. "İki" ve devamı, yaratılıştan sonradır, yani çokluk ve çeşitlilik.

Bir'lik Tanrı'nın bir sıfatı olduğu için, diğer sıfatlar gibi açıklanır: Yani Tanrı'nın hayy, kayyum, rahman, rahim, kelam vs. olduğu nasıl açıklanıyorsa, O'nun bir olduğu da aynı şekilde açıklanır: Bu sıfatlar kaimdir, ezelidir. Tanrı'nın zatından ayrılmazlar. Yani Tanrı bir'i yaratmıştır/yaratmamıştır sorusu, Tanrı rahman'lığı, rahim'liği yaratmıştır/yaratmamıştır sorusu ile aynı türde bir sorudur.

"Bir" Tanrı'nın zatı ile birlikte kadimdir. Ama O'ndan ayrı değildir. Bu durumda isterseniz, matematikteki bir değil bu, diyebilirsiniz. Yani sayı hiyarerşisindeki başlangıç durumu değildir.

Tıpkı varlık sıfatı gibi. Varlık sıfatı da, yokluğa göreli olan bir sıfat değildir. Gerçeğin kendisidir. Başkalarının yokluğuna nispetle Tanrı var demek değildir. Tanrı zaten var olan demektir. Kendisinden başka varlık, varoluş biçimi, varlık kategorisi olmaması demektir. Mutlak manada varlık, Tanrı demektir.

"Bir" de bunun gibi: iki'ye, üç'e nispetle olan bir "bir" demek değildir. Devamı olmayan bir sayıdır, onun ardının ikisi, üçü yoktur. Bir "tek"lik, "herşey" olma durumudur (sayı diye mecburiyettem dedim). "Herşey" olmak anlamında "bir"dir. Diğerlerinden ikişer-üçer tane de, O'ndan bir tane anlamında değildir. Bu kıyaslamanın mümkünlüğü, yaratılıştan sonra başlar.

Tanrı, Kendi'ni niteleyen şeyi sonradan yaratmamıştır: diri, var, bir, esirgeyen, bağışlayan....

Yaratılan şeyin Tanrı'yı tanımlamakta kullanılamayacağı şeklindeki önermeniz doğru. Aslında bu soru, Tanrı'nın "bir" sıfatı için değil de, "kelam" sıfatı için daha çok tartışmalar yaratmıştır. Ben bu tartışmaları tekrar etmeyeceğim ama mantık aynı mantık.

1+1= 3'ün mümkünlüğüne gelince, verili olan evren paradigmasında mümkün değil. Lakin Tanrı'nın paradigma sınırı yok. İsterse 1+1'in bir bağ pırasa edeceği veya üç kavramının hiç olamayacağı paradigmalar tasarlayabilir.

Hatta paradigma değişikliğine bile belki gerek yok: Bildiğim kadarıyla kuantum fiziğinde (p)'nin (q) olduğu her durumda (q)'nun (p) olması gerekmeyebiliyormuş.

Kurantum fiziğiyle yaptığınız analoji yanlış.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1+1= 3'ün mümkünlüğüne gelince, verili olan evren paradigmasında mümkün değil. Lakin Tanrı'nın paradigma sınırı yok. İsterse 1+1'in bir bağ pırasa edeceği veya üç kavramının hiç olamayacağı paradigmalar tasarlayabilir.

Eğer bahsettiğin gibi "1" tanrısal bir sıfat ise (ki sıfatlar da tanrıdan önce gelmiş oluyor, tanrı kendi sıfatlarının özelliklerini değiştiremiyor demektir), 1+1 = 3'ü tanrı da mümkün kılamaz. "Tanrı kendisi gibi bir tanrı yaratabilir mi?" sorusunun bir diğer şekline gelir benim sorum. Tanrı kendi sıfatı üzerinde oynama yapamadığı için; "1", tanrısal bir değer olduğu için; her durumda tanrı için bile 1+1=2 den başka bir yol yoktur.

Tanrı bile, mantık kurallarına, nedenselliğe boyun eğmek zorundadır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

..... "Bir" Tanrı'nın zatı ile birlikte kadimdir. ....

Bu sayıkladığın zırva teranelere inanmamız için tek bir neden göster. Bu zırva safsatalara neden inanalım? Yok bir sayı değilmiş, bu zırvalara inanılır mı hiç yahu! Bir niye sayı olmayacakmış? Kıçınızdan bir tanrı çıkardınız diye bu sizin kıçınızdan çıkan tanrıya biz niye tapalım? Bana en küçük bir gerekçe göster tapmam için...

Sen tap bilader, kıçından çıkar, sonra da tap... Bir sayı değil tanrı olsun sana göre... Bu bizi niye ilgilendirsin ki?

Hayır da ben şaşıyorum, şu zırva olduğu apaçık belli teranelerden nasıl da bıkmıyorsunuz! Şu şimdi edilecek lakırdı mı yahu! Bir sayı değilmiş, sayı öncesiymiş bilmem ne... Zırva yani, saçmalık... Şunun ele alınır ne yanı var ki dile alınacak...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı bile, mantık kurallarına, nedenselliğe boyun eğmek zorundadır.

İşte bu... Gerçek böyle güneş gibi parlar, ben gerçeğim diye apaçık kendini ifade eder. Öyle bir sürü zırvanın hezeyanın saçmalığın arkasına saklanmaz. Gerçek böyledir. Gerçeğin apaçık, apaydınlık ışığı ile hiç bir karanlık gölge yalan başa çıkamaz. Gerçeğin bir kırıntısı milyarlarca yalan döküntüsünü siler süpürür çöpe gönderir.

Bitti... Bir tanrı olsaydı da nedenselliğe boyun eğecekti. Bu kadar... Biter yani, tanrının hiç bir çıkış yolu yok...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bitti... Bir tanrı olsaydı da nedenselliğe boyun eğecekti. Bu kadar... Biter yani, tanrının hiç bir çıkış yolu yok...

O zaman nedenselliğin kendisine Tanrı demek pek ala mümkün.

Çünkü hem Tanrı'ya boyun eğdirme gücü var hem de Tanrı'ya var oluş alanı bırakmıyor, orada kendisi var.

Hem de maddesel değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...