Jump to content
Tanah

MUHAMMED YAŞADI MI?

Recommended Posts

18 saat önce, fezadabirtürk yazdı:

Muhammed aleyhisselamın yaşamadığını kabul ettiğiniz veya şüphe ettiğiniz  anda bütün dinlerin peygamberlerinin de yaşadığını inkar  etmiş veya şüpheye düşmüş  oluyorsunuz.çünkü onlar daha eski.1400 sene öncesi yaşamış dinlere inanan hiç kimse böyle düşünmez. 1400. Sene nedir ki.şimdi binlerce asır önceye ait kalıntılara ulaşıyorlar.insaoğlunun haber edinme,haber alma yeteneğini bu derece küçümseyen varsa hata eder.

Bütün mesele Kur'an' a iman etmek..sizi imana götüren şey Kur'an' ın bizzat kendisi olmalı,tarihi bilgiler değil.

 

İranın islamla tanışması halife  Ömer (r.a) sayesinde olmuştur.bu yüzden bazı şii gruplar halife Ömerden nefret eder hatta namazlarında lanet okurlar..bir toplumun bir insana lanet okumayı alışkanlık hale getirmesi birikim gerektirir.kişilerin yaşayıp yaşamadığını tartışsanız bile devletlerin tarihi ortadadır..odama girmiyor diye güneşi inkar etmek gibi.


Sorun da o zaten,
Şahsım adına Muhammed dahil hiçbir semitik peygamberin yaşadığına inanmıyorum; ne İsa ne Musa ne Davut ve ne de diğerleri..
Kuran'ın ve diğer kutsal olduğu savlanan kitapların hiçbirinin de tanrı tarafından yazılmış ya da vahyedilmiş metinler olduğuna da inanmıyorum.
Hiçbirinin yaşadığına dair, dönemine ait bir delil yok, İsa'nın hikayesi Pavlus tarafından 50 yıl yazılmış, Muhammed'in hikayesi ise 200 yıl sonra Taberi tarafından. Bu tarihlerden önce bu peygamberler hakkında en ufak bir veri mevcut değil. 
Haydi diyelim ki İsa ömrü boyunca sefalet içinde yaşamış ve öldüğünde de inananı bir kaç kişiden ibaretmiş. Tek icraati gelip tapınak pazarını dağıtmak olmuş. Bu adam tarihte geçmeyebilir.
Ama bir adam düşünün; devlet kuruyor, etrafındaki ülkelerin emirlerine mektup yazıp dinine davet ediyor (ki bu mektuplar ortada yoktur), Arap yarımadasını işgal ediyor, ordusu Orta Asya sınırlarına dayanıyor ama çağdaşı hiçbir tarihçinin kroniğinde adı geçmiyor, başka devletlerin kayıtlarında adı geçmiyor.. Bu nasıl mümkün olabilir. Aklınız bunu kabul edebiliyor mu?
Kuran'ın tanrı sözü olduğunu iddia eden bizzat Kuran'dır. 
Muhammed'in yaşadığını iddia eden de Taberi'dir. 
Bu savlara başka delil yoktur. Diğer tüm kaynaklar bu iki kaynağa atıfla hazırlanmıştır.
Pozitif bilime inanan hiç kimse, biri kalkıp "ben tanrıyla konuşuyorum" dediğinde buna inanmaz; delil ister ! 
"Delil bizzat benim" derseniz size güler geçerler.. 

Örnek : İskender Evrenosoğlu  

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 27.03.2018 at 22:51, Desert Wind yazdı:

Muhammed'i geçtim 740 yılından önce Mekke diye bir şehirin emaresi geçmez.


Çünkü yoktur. Kum denizidir orası, tek bir ot bile yetişmez, su kaynakları yoktur !
Kâbe'nin bulunduğu ve sözde Muhammed'in yaşadığı asıl yer olan Petra (Ürdün) kenti 691'de Emevi komutan Haccac tarafından 7 ay boyunca kuşatılıp Kâbe taşlarla yıkıldıktan sonra, tanrısal taş yani ay tanrıçası Al-İlah'ın üreme organını temsil eden Hacer'ül Esved, Abdullah bin Zübeyr tarafından Kâbe'nin kalıntılarından alınarak hesapta Haccac'ın ulaşamayacağı bir yere gönderildi. Yani o tarihte haritada bile bulunmayan bir yere: 1.300 km ilerideki Mekke'ye ! 
Burada Kâbe tekrar inşa edilerek, "tanrısal taş", en yakıştığı yere yani köşesindeki vajina ağzı biçimli yarığın içine konuldu. Ve o zamanki primitif müslümler gidip tanrıça Al-İlah'a tazim etmek için taşı öpüp yalamaya başladılar. Mekke şehri de Kâbe'nin yani tanrısal vajinal taşın etrafında inşaa edildi.
İslamın ilk yıllarında yapılan camilerin yönü, Kuran ve Siyer kitaplarındaki tüm anlatımlar, bu tezi desteklemektedir. Ancak muhtemelen insanların kafasında bir çelişki yaratmamak adına, aslında Bekke (=Petra) olan yerin ismi kitaplarda minik bir el hareketiyle Mekke olarak değiştirilmiştir.
Zaten bugünkü Mekke'de binlerce inşaat çalışması sırasında yapılan kazıların hiçbirinde, belirttiğiniz gibi 700 lü yılların başından daha eski bir kalıntıya rastlanmadı. Yani şehir 690 - 750 yılları arasında bir tarihte birdenbire ortaya çıkmış gibidir.    

tarihinde adeist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu konudaki argümanlar son derece mantıklı. Bence mhmmd az inanana malik lokal bir peygamberdi. Bilahare ibn ıshak taberi filan siyerler yazdı. Emevi,abbasi iktidarının etkileri ışte. Bu arada siyerler ekseriyetle zayıf hadisler kopyalanıyorlar. bi siyer bilgisi 'kertenkeleye cihad' hadisinden daha az sahih. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok garip değilmi arkadaşlar kuranin sahtede olsa görsel olarak ispati var ama mahoonun tıpkı tanri ispati yok.hala jetonlariniz dusmedimi.beyylerrr.peygamberler diye birsey yok hepsi hayal ürünü.peygamber denilen şahıslar o donemde yasamis koyun cobanidir.ve akli dengeleri bozuk insanlardır.

tarihinde spartaküs abaküs tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 Kur'an ilk kimlerle yüzleşti.yüzleşmenin başlangıcı olmalı değil mi ?  Kur'an ayetlerinin bir çoğu  yaşanan olaylara karşılık vermek  üzere indirilmiştir.olaylar yaşanmadıysa, kimi,kimleri  muhatap almıştır ? Kur'an'ı birileri yazıp bir köşeye bıraktı mı demek istiyorsunuz ? bu size mantıklı geliyor mu ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, fezadabirtürk yazdı:

 Kur'an ilk kimlerle yüzleşti.yüzleşmenin başlangıcı olmalı değil mi ?  Kur'an ayetlerinin bir çoğu  yaşanan olaylara karşılık vermek  üzere indirilmiştir.olaylar yaşanmadıysa, kimi,kimleri  muhatap almıştır ? Kur'an'ı birileri yazıp bir köşeye bıraktı mı demek istiyorsunuz ? bu size mantıklı geliyor mu ?

 

dilden dile aktarılagelen her şey, yaşamdan temellenir ve halk hikayelerine, mitlere dönüşür.

 

ama halk hikayesine  ya da mitlere dönüşen her şey, gerçek olmak zorunda değildir; yalnızca gerçeklikten kaynağını alır. 

 

cehennem, dine göre suçluların yakılarak cezalandırılacağı yerdir. temelinde ise gehinnom yer alır. gehinnom ağızda ve hikayelerde ahiret sonrası suçluların cezalandırıldığı yer haline gelmiştir.

 

 

 

yunan mitolojisinde yüzlerce tanrı ve bu tanrılara ilişkin binlerce hikaye bulunur. bu hikayeler elbette temellerini yaşamdan alırlar ve zamanla içindeki figürlerin gitikçe yaşamdan soyutlanması ve olayların her anlatışta dallanıp budaklanması ile tanrıların hikayelerine dönüşürler. şimdi, birilerinin bunları zevk için yazıp kenara koymaları mantıksız geliyorsa, yunan tanrıları gerçekten vardır mı demeliyiz?

 

Sizin "hikaye varsa, gerçektir" inancınız, yunan, roma, hindu tanrılarının da gerçek olduğunu ve dolayısı ile islamın zaten tek tanrı iddiasının yalan olduğunu gerektirir. 

 

Gerçekte ise tüm bunlar insanların ağızlarında dallanıp budaklanan, yaşamdan alınma hikayelerdir.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bize musaflarin  ispati değil muhammed in ispati gerekiyor.çünkü muhammed in peygamber olduğuna dair zerre kadar ispat bulunamiyorsa çok ciddi sorun var demektir çünkü burda sıradan bir insandan bahsetmiyoruz.burada peygamber olduğu iddia edilen insandan bahsediyoruz.nasıl ispati olmaz

Sizede garip gelmiyor mu.çünkü maho peygamber değilse o musaflari herkes kafasına göre yazıyor demektir ki zatende öyle olmuyor mu

 

tarihinde spartaküs abaküs tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben de muhammedin yaşadığına inanlardanım. İnternetten bulduğum bir yorum.

 

Oryantalistler arasinda Patricia Crone adinda Islam tarihi konusunda uzman ve cok taninan birisi vardir. Uzun yillar once Hagarism diye bir teori ortaya koymus ve Peygamberin gercekte yasamadigini iddia etmisti. Bir sure bu iddiasini savunmus ve kitaplar yazmisti. Kitaplarinin Turkce cevirilerini bulmak mumkun mu bilemiyorum. 
Son yillarda Peygamberin gercekte yasadigini kabul etmis ve Hagarism teorisinen geri adim atmistir. 

Tarihi kisiliklerin gercekten yasadiklarina dair istediginiz kanitlari kabul etmek icin uyguladiginiz standartlari bilmek isterdim. Zira bazilari kanit konusunda o kadar sacmaliyorlar ki, biz eger onlarin standartlarini kabul etsek bir cok tarihi sahsiyetin gercekte yasadigina dair hicbir zaman emin olamayiz.

Ornegin Doctorina Iacobi Nuper Baptizati adli Hiristiyan bir yazarin yazilari. I.S 634 yili tarihli. Yani Peygamberin vefatindan 2 sene sonra kaleme alinmis. Sarakenler arasinda ortaya cikan bir peygamberden bahsediyor. 
Yine baska bir kaynak 636 yilinda kaleme alinmis. Araplarin Bizans'i kesin yenilgiye ugrattigi Gabitha savasindan hemen sonra Bizansli bir tarihci Mark ve Matta incillerinin oldugu bir kodeks'in icine not olarak "Muhammed'in Araplarinin" yaptiklarindan bahsetmis. 636 yilinda Peygamber'in ismi cevrede cok iyi biliniyordur artik. 
640 yili tarihli (Presbyter) Papaz Thomas 'in eserinde o donemlerde gecen bazi olaylar tarih tarih yazilmistir. 634 yilinin karsisinda kisaca Romalilarla, Muhammed'in Araplarinin yaptigi savas anlatilir. 

Bunlarin arasinda en ilginc olani 660 yilinda Bagratunis hanedaninin Papazi olan Ermeni din adami ve tarihcisi Sebeos'un yazdigi kroniktir. O eserinde Ismail ogulalrinin arasindan ismi Muhammed olan bir tuccarin Peygamber olarak ortaya ciktigini, Ibrahim'in Allahini onlara tanittigini ve Araplari birlestirdigini. putlara tapmayi biraktiklarini, atalari Ibrahim'e gozuken ve herzaman yasayan bir Tanri'ya yuzlerini donduklerini ve Muhammed'in onlara les yememeyi,sarap icmemeyi,yalan konusmamayi ve zina yapmamayi kanun olarak getirdigini yazar. 

4 Halife donemleri ile ilgili Islami kaynaklarda ve o donemin komsu kaynaklarinda bilgiler mevcuttur. Arastirilirsa ve ozel koleksiyoncularin koleksiyonlarina bakilirsa bunlar rahatlikla bulunabilinir. Yakin zamanda Arap collerinde halife Omer ile ilgili bir yazit bulunmustur. Unesco'nun dunya hatirasi diye ozel korumaya aldigi yazit Zuhair adli birisi tarafindan muhtemelen seyahati sirasinda colde ki kayanin uzerine kazinmistir. O yazi'da: "Allah'in adiyla,Ben Zuhair, Bu yaziyi 24.yil'da,Omer'in vefat ettigi zaman yazdim" yazar. 
Islami kaynaklarda da Halife Omer'in Hicretten 24 yil sonra vefat ettigi yazilidir. Colde bulunan o kayanin uzerinde ki yazi Islami Kaynaklari dogrular niteliktedir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 4/19/2018 at 00:52, ringu20 yazdı:

Ben de muhammedin yaşadığına inanlardanım. İnternetten bulduğum bir yorum.

 

Oryantalistler arasinda Patricia Crone adinda Islam tarihi konusunda uzman ve cok taninan birisi vardir. Uzun yillar once Hagarism diye bir teori ortaya koymus ve Peygamberin gercekte yasamadigini iddia etmisti. Bir sure bu iddiasini savunmus ve kitaplar yazmisti. Kitaplarinin Turkce cevirilerini bulmak mumkun mu bilemiyorum. 
Son yillarda Peygamberin gercekte yasadigini kabul etmis ve Hagarism teorisinen geri adim atmistir. 

Tarihi kisiliklerin gercekten yasadiklarina dair istediginiz kanitlari kabul etmek icin uyguladiginiz standartlari bilmek isterdim. Zira bazilari kanit konusunda o kadar sacmaliyorlar ki, biz eger onlarin standartlarini kabul etsek bir cok tarihi sahsiyetin gercekte yasadigina dair hicbir zaman emin olamayiz.

Ornegin Doctorina Iacobi Nuper Baptizati adli Hiristiyan bir yazarin yazilari. I.S 634 yili tarihli. Yani Peygamberin vefatindan 2 sene sonra kaleme alinmis. Sarakenler arasinda ortaya cikan bir peygamberden bahsediyor. 
Yine baska bir kaynak 636 yilinda kaleme alinmis. Araplarin Bizans'i kesin yenilgiye ugrattigi Gabitha savasindan hemen sonra Bizansli bir tarihci Mark ve Matta incillerinin oldugu bir kodeks'in icine not olarak "Muhammed'in Araplarinin" yaptiklarindan bahsetmis. 636 yilinda Peygamber'in ismi cevrede cok iyi biliniyordur artik. 
640 yili tarihli (Presbyter) Papaz Thomas 'in eserinde o donemlerde gecen bazi olaylar tarih tarih yazilmistir. 634 yilinin karsisinda kisaca Romalilarla, Muhammed'in Araplarinin yaptigi savas anlatilir. 

Bunlarin arasinda en ilginc olani 660 yilinda Bagratunis hanedaninin Papazi olan Ermeni din adami ve tarihcisi Sebeos'un yazdigi kroniktir. O eserinde Ismail ogulalrinin arasindan ismi Muhammed olan bir tuccarin Peygamber olarak ortaya ciktigini, Ibrahim'in Allahini onlara tanittigini ve Araplari birlestirdigini. putlara tapmayi biraktiklarini, atalari Ibrahim'e gozuken ve herzaman yasayan bir Tanri'ya yuzlerini donduklerini ve Muhammed'in onlara les yememeyi,sarap icmemeyi,yalan konusmamayi ve zina yapmamayi kanun olarak getirdigini yazar. 

4 Halife donemleri ile ilgili Islami kaynaklarda ve o donemin komsu kaynaklarinda bilgiler mevcuttur. Arastirilirsa ve ozel koleksiyoncularin koleksiyonlarina bakilirsa bunlar rahatlikla bulunabilinir. Yakin zamanda Arap collerinde halife Omer ile ilgili bir yazit bulunmustur. Unesco'nun dunya hatirasi diye ozel korumaya aldigi yazit Zuhair adli birisi tarafindan muhtemelen seyahati sirasinda colde ki kayanin uzerine kazinmistir. O yazi'da: "Allah'in adiyla,Ben Zuhair, Bu yaziyi 24.yil'da,Omer'in vefat ettigi zaman yazdim" yazar. 
Islami kaynaklarda da Halife Omer'in Hicretten 24 yil sonra vefat ettigi yazilidir. Colde bulunan o kayanin uzerinde ki yazi Islami Kaynaklari dogrular niteliktedir. 

 

sebeosa atfedilen tarihçe yine muhammedin sözde yaşadığı zamanın çok sonrasında yazılmıştır ve içinde genel olarak muhammed bizansa karşı ismail oğullarını örgütleyen kişi olarak gösterilir. oysa ki, muhammed masalında rumlar vb ile hiç savaş yoktur. tersine, muhammedin tüm savaşları din adı altında yağma ve talan üzerinedir. 

mhmd [övülmüş olan], bizansa karşı benzer örgütlenmeyi sağlamak adına oluşturulmuş bir hayali kahraman olabilir. sonrasında mhmd sıfattan isme ve bir karaktere dönüşmüş olabilir.

 

http://www.attalus.org/armenian/seb9.htm#30

 

Twelve peoples [representing] all the tribes of the Jews assembled at the city of Edessa. When they saw that the Iranian troops had departed and left the city in peace, they [122] closed the gates and fortified themselves. They refused entry to troops of the Roman lordship. Thus Heraclius, emperor of the Byzantines, gave the order to besiege it. When [the Jews] realized that they could not militarily resist him, they promised to make peace. Opening the city gates, they went before him, and [Heraclius] ordered that they should go and stay in their own place. So they departed, taking the road through the desert to Tachkastan to the sons of Ishmael. [The Jews] called [the Arabs] to their aid and familiarized them with the relationship they had through the books of the [Old] Testament. Although [the Arabs] were convinced of their close relationship, they were unable to get a consensus from their multitude, for they were divided from each other by religion. In that period a certain one of them, a man of the sons of Ishmael named Muhammad, a merchant, became prominent. A sermon about the Way of Truth, supposedly at God's command, was revealed to them, and [Muhammad] taught them to recognize the God of Abraham, especially since he was informed and knowledgeable about Mosaic history. Because the command had [g104] come from On High, he ordered them all to assemble together and to unite in faith. Abandoning the reverence of vain things, they turned toward the living God, who had appeared to their father, Abraham. Muhammad legislated that they were not to [123] eat carrion, not to drink wine, not to speak falsehoods, and not to commit adultery. He said: "God promised that country to Abraham and to his son after him, for eternity. And what had been promised was fulfilled during that time when [God] loved Israel. Now, however, you are the sons of Abraham, and God shall fulfill the promise made to Abraham and his son on you. Only love the God of Abraham, and go and take the country which God gave to your father, Abraham. No one can successfully resist you in war, since God is with you."

 

bu konuda @dreimalali 'nin yazılarına bakabilirsiniz. pers, bizans ve muaviye hakkında yazdıkları yukardakilere açıklık getirecektir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Aslında önemli olan şey Muhammed’in yaşayıp yaşamadığı değil de İslam diye yeni bir dinden,erken islam tarihi denen zaman aralığında hiç bahsedilmemesi..

Erken islam tarihi aralığındaki kronikçiler, arapları  hristiyanlığın farklı bir mezhebiymiş gibi takdim ediyorlar.Burası bence çok önemli..

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 hours ago, bir_akil_insan said:

 

sebeosa atfedilen tarihçe yine muhammedin sözde yaşadığı zamanın çok sonrasında yazılmıştır ve içinde genel olarak muhammed bizansa karşı ismail oğullarını örgütleyen kişi olarak gösterilir. oysa ki, muhammed masalında rumlar vb ile hiç savaş yoktur. tersine, muhammedin tüm savaşları din adı altında yağma ve talan üzerinedir. 

mhmd [övülmüş olan], bizansa karşı benzer örgütlenmeyi sağlamak adına oluşturulmuş bir hayali kahraman olabilir. sonrasında mhmd sıfattan isme ve bir karaktere dönüşmüş olabilir.

 

http://www.attalus.org/armenian/seb9.htm#30

 

Twelve peoples [representing] all the tribes of the Jews assembled at the city of Edessa. When they saw that the Iranian troops had departed and left the city in peace, they [122] closed the gates and fortified themselves. They refused entry to troops of the Roman lordship. Thus Heraclius, emperor of the Byzantines, gave the order to besiege it. When [the Jews] realized that they could not militarily resist him, they promised to make peace. Opening the city gates, they went before him, and [Heraclius] ordered that they should go and stay in their own place. So they departed, taking the road through the desert to Tachkastan to the sons of Ishmael. [The Jews] called [the Arabs] to their aid and familiarized them with the relationship they had through the books of the [Old] Testament. Although [the Arabs] were convinced of their close relationship, they were unable to get a consensus from their multitude, for they were divided from each other by religion. In that period a certain one of them, a man of the sons of Ishmael named Muhammad, a merchant, became prominent. A sermon about the Way of Truth, supposedly at God's command, was revealed to them, and [Muhammad] taught them to recognize the God of Abraham, especially since he was informed and knowledgeable about Mosaic history. Because the command had [g104] come from On High, he ordered them all to assemble together and to unite in faith. Abandoning the reverence of vain things, they turned toward the living God, who had appeared to their father, Abraham. Muhammad legislated that they were not to [123] eat carrion, not to drink wine, not to speak falsehoods, and not to commit adultery. He said: "God promised that country to Abraham and to his son after him, for eternity. And what had been promised was fulfilled during that time when [God] loved Israel. Now, however, you are the sons of Abraham, and God shall fulfill the promise made to Abraham and his son on you. Only love the God of Abraham, and go and take the country which God gave to your father, Abraham. No one can successfully resist you in war, since God is with you."

 

bu konuda @dreimalali 'nin yazılarına bakabilirsiniz. pers, bizans ve muaviye hakkında yazdıkları yukardakilere açıklık getirecektir.

 

"Hristiyan yazıtlarinin ve diger dini veya dini olmayan tarihi belgelerin icinde yuzlerce abartma,tarihi çarpitma ve yanliş bilgiler vardır. Fakat bu gercek, o belgelerde ki her bilginin uydurma bilgi olduğu sonucunu çikartmaz. Tarihi eserlerde ki bilgilerin yüzeysel olarak dogru fakat detaysal olarak yanliş bilgiler olma olasiliği da çok yuksektir. Arkeoloji bu olasiliği goz ardi etmez. Islamin ilk yillarinda Muslumanlara komsu milletlerin İslam ve Müslümanlar hakkinda eksiksiz ve tam bir bilgiye sahip olduklarini dusunmek cok buyuk bir hatadır.

 

Aramice de "d" ve "t" nin farkli anlamlari simgeledigi iddiası tamamen uydurma bir iddia. Arapca ve diger Sami dillerine ilgi duyan birisiyim.(ben değil yorumu yapan kişi) Bakiniz size bir ornek vereyim. Turkler Cem ismini "C" harfi ile yazarlar. Ingilizler ise genellikle "Jem" olarak yazar. Mustafa ismi Mustapha olarakta yazilir. Tum bu farkli yazimlar farkli kisilerden bahsedildigi sonucunu doğurmaz. Bir kültür diger kulture ait ismi yazarken her zaman ayni sekilde yazmaz. Birakiniz farkli kulturleri, Ayni kultur icinde bile bir isim farkli sekilde yazilabilir. (Murad,Murat). Bu cok normal birseydir. En nihayetinde Aramice konusan yazar Arapca bir ismi kendi konusma sivesine uygun sekilde yazmis olabilir. 

 

Bu iddiayı ortaya atan Robert Spencer, Semitik dillerin(Arapca,Ibranice,Aramca) hicbirini konusamamaktadır. Uzerinde fikirler yuruttugu diller hakkinda bilgisi yoktur. Kisacasi eksik bilgi yuzunden ya da kasitli olarak ortaya yanlis bir iddia atmis. Robert Spencer'in iddialari akademik cevreler tarafindan kesinlikle ciddiye alinmaz. Zaten kendisi de Amerika'da ki Islamaphobia'dan maddi olarak cikar saglayan bir sahistir. 

 

Presbyter'in yazmasi 7. yy'in ortalarindan kalma bir kroniktir. Presbyter kronigini yazan kisi eserinin sonunda " Yeni baslangicin basladigi yerde bitmistir" diye eserinin bittigine dair not dusmustur. Eserin 640'li yillarda bittigi hemen hemen kesindir. Cunku eser tarihi olaylari listeleyen bir eserdir ve 641 yilinda vefat eden Hereklius'un vefatini yazmaz. Eserin yazildigi donemlerde Hereklius hala hayattadir. O esere sonradan bazi sayfalar eklenmistir. O eklenen sayfalar bellidir. Yazarin bitti dedigi yerden itibaren sonra ki yillarda eklenmistir. Muhammed'in adinin gectigi bolumler ise 640 yilindan once yazilan bolumleridir. 

 

Ama Robert Spencer, Presbyter Thomas'in eseri hakkinda R. Hoyland'in sozlerini referans olarak gosteriyor fakat bunu yaparken durust davranmiyor. R.Hoyland Thomas the Presbyter'in eseri hakkinda bilgi verirken: eserin iki bolum oldugunu, ilk bolumunun Yakubi(Hiristiyan) bir yazar tarafindan yazildigini, sonrasinda ise 8. yy'da bu esere bittigi yerden eklemeler yapildigini fakat eklenen sayfalarin cok acik bir sekilde eski bolumden ayrildigini ve eski bolumde ki bilgilerin hicbirinin de 640 yilindan sonra yazilmadigini soyluyor. R.Hoyland'a gore Muhammed'le ilgili bilgi eserin eski,yani 640 yilindan onceki bolumunde ve sonradan ekleme degil. Robert Spencer ise R.Hoyland'in tum sozlerini degil, sadece" esere ekleme yapilmis" dedigi yeri kitabinda yaziyor. Gerisini aciklamadigi bir sebep yuzunden sansurluyor. 

 

Ayrıca mesela elimizde ki Incillerin cogunun orijinal nushalari yoktur. Hepsi kopyalarinin,koypalarinin,kopyalaridir. Bu kitaplar uzerinde calisan akademisyenler bu kitaplar icinde bir cok orijinal olmayan eklemelerin ve cikartmalarin yapildigini kanitlariyla gostermislerdir. Fakat yine ayni akademisyenler bu kitaplarda ki bilgilerin tumunun uydurma oldugunu iddia etmezler. Akedemisyenlerin gorevi ellerinden geldigi kadariyla orijinale ulasmaktir. Muhammed’ten bahseden kaynaklarin icinde de eklemeler ve cikartmalar olabilir fakat bu Muhammed diye bir peygamberin yaşamadığını gostermez. "

tarihinde ringu20 tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 20.04.2018 at 15:29, ringu20 yazdı:

 

"Hristiyan yazıtlarinin ve diger dini veya dini olmayan tarihi belgelerin icinde yuzlerce abartma,tarihi çarpitma ve yanliş bilgiler vardır. Fakat bu gercek, o belgelerde ki her bilginin uydurma bilgi olduğu sonucunu çikartmaz. Tarihi eserlerde ki bilgilerin yüzeysel olarak dogru fakat detaysal olarak yanliş bilgiler olma olasiliği da çok yuksektir. Arkeoloji bu olasiliği goz ardi etmez. Islamin ilk yillarinda Muslumanlara komsu milletlerin İslam ve Müslümanlar hakkinda eksiksiz ve tam bir bilgiye sahip olduklarini dusunmek cok buyuk bir hatadır.

 

Aramice de "d" ve "t" nin farkli anlamlari simgeledigi iddiası tamamen uydurma bir iddia. Arapca ve diger Sami dillerine ilgi duyan birisiyim.(ben değil yorumu yapan kişi) Bakiniz size bir ornek vereyim. Turkler Cem ismini "C" harfi ile yazarlar. Ingilizler ise genellikle "Jem" olarak yazar. Mustafa ismi Mustapha olarakta yazilir. Tum bu farkli yazimlar farkli kisilerden bahsedildigi sonucunu doğurmaz. Bir kültür diger kulture ait ismi yazarken her zaman ayni sekilde yazmaz. Birakiniz farkli kulturleri, Ayni kultur icinde bile bir isim farkli sekilde yazilabilir. (Murad,Murat). Bu cok normal birseydir. En nihayetinde Aramice konusan yazar Arapca bir ismi kendi konusma sivesine uygun sekilde yazmis olabilir. 

 

Bu iddiayı ortaya atan Robert Spencer, Semitik dillerin(Arapca,Ibranice,Aramca) hicbirini konusamamaktadır. Uzerinde fikirler yuruttugu diller hakkinda bilgisi yoktur. Kisacasi eksik bilgi yuzunden ya da kasitli olarak ortaya yanlis bir iddia atmis. Robert Spencer'in iddialari akademik cevreler tarafindan kesinlikle ciddiye alinmaz. Zaten kendisi de Amerika'da ki Islamaphobia'dan maddi olarak cikar saglayan bir sahistir. 

 

Presbyter'in yazmasi 7. yy'in ortalarindan kalma bir kroniktir. Presbyter kronigini yazan kisi eserinin sonunda " Yeni baslangicin basladigi yerde bitmistir" diye eserinin bittigine dair not dusmustur. Eserin 640'li yillarda bittigi hemen hemen kesindir. Cunku eser tarihi olaylari listeleyen bir eserdir ve 641 yilinda vefat eden Hereklius'un vefatini yazmaz. Eserin yazildigi donemlerde Hereklius hala hayattadir. O esere sonradan bazi sayfalar eklenmistir. O eklenen sayfalar bellidir. Yazarin bitti dedigi yerden itibaren sonra ki yillarda eklenmistir. Muhammed'in adinin gectigi bolumler ise 640 yilindan once yazilan bolumleridir. 

 

Ama Robert Spencer, Presbyter Thomas'in eseri hakkinda R. Hoyland'in sozlerini referans olarak gosteriyor fakat bunu yaparken durust davranmiyor. R.Hoyland Thomas the Presbyter'in eseri hakkinda bilgi verirken: eserin iki bolum oldugunu, ilk bolumunun Yakubi(Hiristiyan) bir yazar tarafindan yazildigini, sonrasinda ise 8. yy'da bu esere bittigi yerden eklemeler yapildigini fakat eklenen sayfalarin cok acik bir sekilde eski bolumden ayrildigini ve eski bolumde ki bilgilerin hicbirinin de 640 yilindan sonra yazilmadigini soyluyor. R.Hoyland'a gore Muhammed'le ilgili bilgi eserin eski,yani 640 yilindan onceki bolumunde ve sonradan ekleme degil. Robert Spencer ise R.Hoyland'in tum sozlerini degil, sadece" esere ekleme yapilmis" dedigi yeri kitabinda yaziyor. Gerisini aciklamadigi bir sebep yuzunden sansurluyor. 

 

Ayrıca mesela elimizde ki Incillerin cogunun orijinal nushalari yoktur. Hepsi kopyalarinin,koypalarinin,kopyalaridir. Bu kitaplar uzerinde calisan akademisyenler bu kitaplar icinde bir cok orijinal olmayan eklemelerin ve cikartmalarin yapildigini kanitlariyla gostermislerdir. Fakat yine ayni akademisyenler bu kitaplarda ki bilgilerin tumunun uydurma oldugunu iddia etmezler. Akedemisyenlerin gorevi ellerinden geldigi kadariyla orijinale ulasmaktir. Muhammed’ten bahseden kaynaklarin icinde de eklemeler ve cikartmalar olabilir fakat bu Muhammed diye bir peygamberin yaşamadığını gostermez. "

7. yüzyılda dış kaynakların hiçbirisinde Muhammed adlı bir peygamberden söz edilmiyorken bahsettiğiniz eserde geçmesi imkansız biz buna interpolasyon diyoruz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çok tuhaf Firavunun varlığına inanıyorsunuz ama mübarek naaşı Medineyi münevverde olan peygambere inanmıyorsun.Allah size müslümanlığı nasip etsin de Medineye gidin Medine gül kokar yani Hz.Muhammed kokar buram buram. Hiçmi Medineye gitmiş akrabanız yok inanmıyorsanız onlara sorun

tarihinde muslumanAyse tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
25 dakika önce, muslumanAyse yazdı:

Çok tuhaf Firavunun varlığına inanıyorsunuz ama mübarek naaşı Medineyi münevverde olan peygambere inanmıyorsun.Allah size müslümanlığı nasip etsin de Medineye gidin Medine gül kokar yani Hz.Muhammed kokar buram buram. Hiçmi Medineye gitmiş akrabanız yok inanmıyorsanız onlara sorun

Naaşın Muhammed'in olduğuna emin misiniz? Zirâ bunu bilmenin herhangi güvenli bir yolu yok, naaşta kimin olduğunu bilmiyoruz bildiğim kadarıyla-Muhammed'ten kalanlardakilerin aynı kişiden geldiğinin bile kanıtlandığını zannetmiyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Eminim Medineye gittim kabrinin başında mescidi nebevide hatta hava alanın da onun gül kokusunu aldım. Yanımdakiler de aldı. İnanmıyorsanız googledan araştırın ayrıca şu videyoyu izleyin.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
46 dakika önce, muslumanAyse yazdı:

Çok tuhaf Firavunun varlığına inanıyorsunuz ama mübarek naaşı Medineyi münevverde olan peygambere inanmıyorsun.Allah size müslümanlığı nasip etsin de Medineye gidin Medine gül kokar yani Hz.Muhammed kokar buram buram. Hiçmi Medineye gitmiş akrabanız yok inanmıyorsanız onlara sorun

 

Benim uydurduğum tanrıya tapmaya milyonlarca kişi gelse ben de şehre basardım gül kokusunu 😆😆😆

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, muslumanAyse yazdı:

Eminim Medineye gittim kabrinin başında mescidi nebevide hatta hava alanın da onun gül kokusunu aldım. Yanımdakiler de aldı. İnanmıyorsanız googledan araştırın ayrıca şu videyoyu izleyin.

 

 

https://www.molarkimya.com/gul-suyu-esansi-311

 

bin liraya 1 ton gül suyu üretebilirsiniz. arabistanda para sıkıntısı olmadığına göre, havalandırmalardan gül suyu basmaları son derece sıradandır.

 

ayrıca https://sekkamag.com/2018/04/01/inside-the-rose-fields-of-saudi-arabia/

 

son tümceyi alalım

It takes about 15,000 roses to produce just a tola, or 12 ml, of this fragrant oil, says Khalid. This is what gives the pure Ta’ifi oil its high price, which is sold for up to 5,000 Saudi Riyals or 1,300 USD, per tola , by Saudi perfumers Abdul Samad Al Qurashi.  In addition to being shipped to international perfume brands, the oil is used on the Holy Kaaba to give it a fragrant smell.

 

diyor ki: uluslararası parfüm firmalarına dağıtılmasının yanısıra, gül yağı kabede de hoş koku yaymak için kullanılıyor.

 

sizler gibi saftirikler de bunları mucize sanıyorsunuz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...