Jump to content
Userİşte

TAYYİB'İN ASIL AMACI NE?

Recommended Posts

Türkiye'de AKP'nin iktidar olmasından sonra dünyadan biraz haberdar olan herkesin kafasını kurcalamıştır bu soru. "Geçiş kanlı mı olacak kansız mı" diyen Erbakan hocanın öğrencileri 3 Kasım genel seçimlerinin ardından iktidar olmuş, içlerindeki en azılı şeriatçı, Atatürk düşmanı olan RTE ise bu hareketin liderliğine soyunmuştu. Partisi %34 küsür oyla iktidar koltuğuna oturduğunda kendisi siyasi yasaklıydı. Kısıklı’da Deniz Baykal’la bir görüşme, anayasa değişikliği ve nihayet adamımız başbakan oldu. Baykal kendisine böyle bir kıyak yapmamış olsaydı yine de siyaset yasağından kurtulup başbakan olabilir miydi? Bu da tartışılması gereken bir soru, ama biz konumuza dönelim. RTE “biz değiştik” diyordu. İlk 4 senedeki icraatları ve söylemleri de bu iddiasını doğrular nitelikteydi. İlk iş emekli maaşlarına hatırı sayılır bir zam yapıp emeklileri rahatlattı. Kömür, makarna, kimi yerlerde çamaşır makinesi dağıttı, fakirleri tavladı. Vatandaşın cebi yavaştan para görmeye başladı. TOKİ projesiyle çok sayıda insan ev sahibi oldu. Bu ilk dönemde Atatürk’e saldırmaktan özenle kaçınan RTE geniş tabanlı bir kitle partisi olmayı hedefledi. AB üyeliği sürecini ustalıkla kullandı, vatandaşta AB’ye gerçekten de gireceğimiz umudunu uyandırdı. Bu uğurda müthiş algı operasyonları yapıldı ve bunlarda başarıya ulaşıldı. AB konseyi Türkiye’ye yapılacak hibelerin kilidini açtı ve ülkemizde binlerce küçük girişimci AB hibeleri sayesinde kendi işinin sahibi olurken on binlercesi de ekmek kapısına kavuştu. AB bu hibelerin yanı sıra hükümete de önemli ölçüde karşılıksız finansman sağladı. Bu yardımlar, özünde Batı düşmanı olan AKP tarafından basına/medyaya yansıtılmadı; ekonomideki rahatlama kendi başarıları gibi görünsün diye AB hibelerine ilişkin tek bir haber yapılmadı. Yalaka medya Tayyib’in kıçını yalama yarışına girişti. Eski Marksistlerden Altan Familyası gibi kiralık kalemler, birikimlerinin tüm gücüyle AKP’nin icraatlarını göklere çıkarmaya başladı. Gülen cemaatinin desteği de tamdı. Gidişattan asker ve TÜSİAD dahil hemen hemen tüm çevreler memnun görünüyordu.

 

Bu hızla 2007 seçimlerine giren AKP oyunu %45’lere taşıdı ve ikinci kez iktidar oldu. Güven tazelemiş olarak, başarılarının sırrı olan algı operasyonunu daha da etkin kılmak için medyadaki güçlerini artırmaya odaklandılar. Ana akım medya organlarını birer birer güdümlerine aldılar. Gülen Cemaatiyle birlikte yüzlerce web sitesi, dernek vb. kurdular ve yoğun bir kirli bilgi bombardımanı başlattılar. Tayyip gerçekten de hiç acele etmiyor, taarruza geçmek için önce sabırla konumunu sağlamlaştırıyor, yavaş ama sağlam ve emin adımlarla hedefine yürüyordu. Diş göstermenin zamanı gelmişti ve Ergenekon’un düğmesine basıldı. Ardından Balyoz geldi… Ve AKP için tehdit oluşturabilecek en önemli güçten, Atatürkçü askerlerden de böylece kurtulmuş oldu. Zavallı subaylarımız hiçbir suç işlemedikleri halde zindanda acı içinde kıvranırken, Tayyip üçüncü seçimden de zaferle çıktı ve ilk iş milletvekili maaşlarına %100 zam yaptı. Yüzlerce makam aracı, koruması ve en pahalısından özel uçakları vardı. En çok izlenen TV kanallarının bir bölümü de dahil ana akım medyanın iplerini elinde tutuyordu. Muhalefet silik simaların temsiliyetinde ve tümüyle etkisiz hale getirilmişti. Artık gücünün doruğundaydı.

 

Ve işte tam bu sıralar hiç beklenmedik bir şey oldu ve Tayyip o ana kadar sırtını dayamış olduğu Gülen cemaatine birden sırtını döndü ve onu tasfiye etmeye kalktı. AKP ve FETO güç paylaşımında açık bir ihtilafa düşmüş ve bıçaklar çekilmişti. Ardından 17-25 Aralık ve nihayet 15 Temmuz geldi ki gerisini zaten biliyorsunuz.

 

Şimdi; sorular şunlar:

 

Tayyip’in başından beri asıl amacı neydi: ABD’nin istediği gibi – ki Tayyip ABD’nin bir dediğini iki etmemiştir – Türkiye’yi ılımlı bir İslam cumhuriyeti yapmak mı yoksa bunun da ötesinde radikal İslamcı bir şeriat devleti kurmak mı?

 

Tayyip eğer ılımlı İslam’ı hedefliyorsa böyle bir yapıda laikliğin ve kuvvetler ayrılığının yeri ne olacaktır? Ilımlı İslam ve demokrasi arasındaki ilişkinin niteliği nedir? Seçimler ve muhalefet partileri devam edecek midir?

 

Tayyip açılım sürecinde neyi amaçlamıştı? Güney Doğu’daki silahlı kalkışma hazırlıklarına neden uzun süre sessiz kaldı? Gerçekten de Kürdistan’ın kurulmasına onay verdiyse, neden sonradan vazgeçip PKK’ya savaş açtı? PKK’nin acımasız canilerden oluşan bir terör örgütü olduğunu bilen Batı, Kürt açılımı konusundaki ısrarından neden sonradan vazgeçti ve AKP tarafından yok edilmesine sessiz kaldı?

 

15 Temmuz’dan sonra Atatürkçü kesime şirin görünmeye çalışan AKP, Binali Yıldırım’ın “Türkiye’nin rejimi 1923’te zaten tayin edilmiştir” sözünde ve Tayyib’in AKP genel binasına dev Atatürk posteri astırmasıyla ifadesini bulan bu yeni imajında ne kadar gerçekçi ve samimidir? 14 senedir bütün 10 Kasımlarda Atatürk’ü anmaktan ısrarla kaçınan RTE ilk defa 2016 10 Kasım’ında Atatürk’ün anı defterine şunları yazmıştır: “M. Kemal kahraman bir asker ve büyük bir devlet adamıdır.“ Şu ana dek böyle bir söz etmeyen RTE bu tutumunu ileride de sürdürecek midir?

 

RTE’nin rejimle gerçekten bir sorunu var mı? Son darbeyi vurmak için başkan olmayı mı bekliyor?

 

Yoksa rejim zaten yeterince İslamlaştı ve bundan sonra da böyle mi devam edecek?

Türkiye’yi önümüzdeki dönemde neler bekliyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ne olursa olsun. ben o zaman 70 yaşıma girdiğimde Melih Gökçek halen Belediye başkanı, Tayyip Erdoğan da hala CUmhurbaşkanı mı olacak. Biri ben kısa pantolonla dolaştığım zamanlardan beri belediye başkanı. Öteki 15 senedir başbakan/cumhurbaşkanı. Bunun tek benzeri de (medeni dünyada) Rusya'daki Putindir. İran'In cumhurbaşkanı bile değişiyor. Bunlar niye değişmiyor? Obama istese üçüncü kez rahat seçilirdi. 8 seneyi tamamlayın (trump gibi adama) iktidarı devretti ve gitti.

Yani gelen gitmiyor. Afrika demokrasisi gibi olduk. Bu nasıl iştir. Çok seviyorsa gitsin, Sarkozy gibi bir dönem sonra yine aday olsun.

Böyle şeriat da olmaz. Ben şahsen şeriat istiyorum. Halk madem ki istiyor. İran gibi Sudi Arabistan gibi şeriat gelsin. da böyle iş şeriat düzenin de de olmaz. Ya saltanat kuracaksın (sudi Arabistan gibi) ya da 4 sene hizmet ettikten sonra gideceksin (İran'da da bu böyle)

+ Şeriat istememin sebebi İran dişçiler filan çok ucuzdur. Kürtler filan dişlerini yaptırmaya İran'a giderler. E benim başım kel mi? - ben de istiyom. Hastaneye filan gideceğim (şeriat gereği) 20 lira verip çıkacağım. Ben de istiyom.

2) Ben AKP'Nin ilk iki dönemine bir şey demedim. Geldiler, yaptılar, halk da gördü tamam. ama 2012 sonrası tam bir rezillik sürecidir. Ülke de parti kalmadı. Tek Parti CHP'dir diyeceğim. Ama CHP 90'larda zayıf bir parti idi. Onun dışında bir sürü de parti vardı.

Asıl gerçek: Türkiye Rusya'laşıyor. Ama o da mantıklı değil. Tayyip Erdoğan asla bir Putin olamaz.

Yani neresinden tutsan elinde kalıyor. AKP miyadını doldurmuş bir partidir ama gitmiyor. Gitmesi için ne yapmak lazım?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip'in şu an tek amacı yargılanmamak gibi görünüyor. Dava mava hikaye oldu.

Türkiyeyi islamlaştırma çalışmaları sadece aptal, cahil ve kalıcı bir seçmen kitlesi yaratmak için yapılıyor. Yoksa şeriat falan kimsenin umrunda değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
34 dakika önce, ekremaktaş yazdı:

Tayyip'in şu an tek amacı yargılanmamak gibi görünüyor. Dava mava hikaye oldu.

Türkiyeyi islamlaştırma çalışmaları sadece aptal, cahil ve kalıcı bir seçmen kitlesi yaratmak için yapılıyor. Yoksa şeriat falan kimsenin umrunda değil.

Büyük ölçüde katılıyorum. Her ne kadar AKP içinde kemik şeriatçılar olsa da RTE'nin gündeminde şeriat getirmek yok. 

Daha doğrusu bunu başaramayacağını anladı. Türkiye'deki sosyal yaşam muhafazakar olsa da toplum asla katı bir şeriat rejimini kaldırabilecek durumda değil. 

Şu anki ılımlı İslam rejimi RTE ölünceye kadar böyle devam eder. 

Ama öldükten sonra ortalık karışabilir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben Tayyip'in böyle bir sonucu planladığını ve davranışlarını o sonuca ulaşmak için tasarımladığını sanmıyorum.

Bence Tayyip'in böyle bir sonuca ulaşacağını bilmesi mümkün değildi. Çeşitli aşamalardan geçerken onların ilerisi için ne kadar başarılı veya başarısız olacağını da bilemezdi.

Asıl hedefinin ne olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen Tayyip'in kendisi bile bilmiyordur. Hatta öyle bir hedef olmayabilir. Tayyip açısından önemli olan narsisistik egosunu tatmin etmesi ve bir ülkenin sorgunanmayan lideri olmasıdır . Tayyip'in başka istekleri de vardır mutlaka. Ama bu süreç sırasında onlar henüz gerçekleşmemiş olabilirler. Ya da olaylar başka yönlere doğru geliştiklerinden, onların gerçekleşmesi mümkün olmamış olabilir.

Tayyip'in ulaştığı bu (tehlikeli) sonuç onun istediği bir sonuç olmayabilir belki ama ona az çok yakındır. Asıl idealinin ne olduğunu ise ancak tahmin edebiliriz. O da doğru olmayabilir.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip bugünkü sonucu elbette tam olarak şu an fiilen yaşandığı şekliyle planlamadı, planlayamazdı da. Çünkü Gülen cemaatinin başına bu çorapları örebileceğine ihtimal vermiyordu. 

Fakat, bunu söylerken Tayyib'in her adımını ölçüp biçerek attığı gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir. Nitekim 14 yıllık icraatları açıkça gösterir ki RTE uzun vadeli plan yapan ve hedeflerine - yukarıda da açıkladığım gibi - hiç acele etmeden her adımını garantileyerek yavaş yavaş ama emin ve sağlam adımlarla ulaşan bir siyasi figürdür. Başarısının arkasında temel olarak kürsü hakimiyeti, üstün hatipliği ve usta oyunculuğu ile birlikte elinde tuttuğu ana akım medya organlarıyla yürüttüğü o yoğun algı operasyonu yatar. 

Yani, RTE sanıldığı gibi epileptik ve dengesiz, korkak, silik bir karakter değildir. Güç dengelerini çok iyi kollar ve yaşamsal hatalar yapmaktan kaçınmasını bilir. 

Bugün onu hafife alan Baykal gibi vizyonsuz, çapsız siyasetçilerin sayesinde bu güce kavuşmuştur bu adam. Bunu unutmamak gerekir. 

Ancak, yukarıda da yazdım: bu adam açılım adı verilen süreçte PKK'nin silah yığmasına nasıl göz yumabildi?

Bunun ilerde çok büyük bir belaya dönüşeceğini bilmiyor olamaz. Buna göz yummak demek ülkenin bölünmesine onay vermekle eşanlamlıdır.

O an ne planlamıştı ve o planından neden vazgeçti? Doğrusu bu konuda bir kanıya varabildiğimi söyleyemem.

Zihin açıcı fikirleri olanlar başlığa katkıda bulunurlarsa sevinirim. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip'in bir plan yaptığı yok. Düşe kalka gidiyor. Değişen koşullara göre de tavırlarını, politikalarını ayarlıyor. Önce açılım deyip, sonra PKK ile yeniden sürtüşme yaratan, önce "bitsin artık bu hasretlik" derken sonra FETÖ diye bas bas bağıran ve yüzbin küsur insanın hayatını bu uğurda karartan, önce Esad gitsin diye bütün dünyaya duyururken sonra Rusya ile birlikte Esad yandaşı güçlere destek operasyonuna katılan, Rus uçağını önce vurup sonra Ruslarla işbirliği yapan, İŞİD'e önce göz yumup, sonra bombalamaya başlayan, vs birinin uzun vadeli ve planlı bir şekilde çalıştığını söylemek güç.

Baştan bir amacı ve planı var idiyse de çoktan raydan çıktı bu planlar. Şu anda sadece gücü kaybetmemeye ve yargılanmamaya uğraşıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 dakika önce, mantik yazdı:

Tayyip'in bir plan yaptığı yok. Düşe kalka gidiyor. Değişen koşullara göre de tavırlarını, politikalarını ayarlıyor. Önce açılım deyip, sonra PKK ile yeniden sürtüşme yaratan, önce "bitsin artık bu hasretlik" derken sonra FETÖ diye bas bas bağıran ve yüzbin küsur insanın hayatını bu uğurda karartan, önce Esad gitsin diye bütün dünyaya duyururken sonra Rusya ile birlikte Esad yandaşı güçlere destek operasyonuna katılan, Rus uçağını önce vurup sonra Ruslarla işbirliği yapan, İŞİD'e önce göz yumup, sonra bombalamaya başlayan, vs birinin uzun vadeli ve planlı bir şekilde çalıştığını söylemek güç.

Baştan bir amacı ve planı var idiyse de çoktan raydan çıktı bu planlar. Şu anda sadece gücü kaybetmemeye ve yargılanmamaya uğraşıyor.

RTE'nin pragmatik bir lider olduğu doğrudur. Fakat verdiğin örnekler RTE'nin iradesi dışında gelişen dış siyasetle ilgili durumlardır ki bunları değiştirme şansı olmadığı için mecburen duruma uymuştur. Ben dış siyasetten ziyade iç siyasetinde planlı, programlı gittiğinden söz ettim ki bu iddiamı destekleyen doyurucu delilleri görmemek için kör olmak icap eder. 

RTE'nin dış dengeleri çok iyi gözettiğine dair en açık kanıtlardan biri de 2003 Mart'ında Amerika'nın Irak operasyonu için Türkiye'deki üsleri açmak için gösterdiği gayrettir. 

Evet planları alt üst oldu. Yıllarca bazen açıkça bazen de içinden küfrettiği Atatürk'ün dev posterlerini parti binasına astırmak zorunda kaldı. Pespaye oldu bu adam. 

Fakat şu an resmen tiranlığa yürüyor. Osmanlı padişahlarının bazılarının bile sahip olmadığı yetkileri donanacak yakın bir zamanda. 

Peki ya sonra ne olacak?

Yakıcı soru budur arkadaşlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bakın RTE azılı bir Atatürk düşmanıdır. 

Onun "Biz değiştik" demesine kanmayın, tümüyle siyaset icabıdır.

RTE'nin Atatürk nefreti daimidir. 

Ben RTE'nin söylem ve icraatlerini, her zaman, Atatürk'ün yaptıklarını yine O'nun yöntemini kullanarak yıkmak için dizayn edilmiş stratejiler bütünü olarak görmüşümdür.

RTE sinsidir doğru anı bekler; ve o an geldiğinde avına zehirli dişlerini batırmak için ok gibi fırlar yerinden.

RTE örgütçüdür; insanları nasıl etkisi altına alacağını çok iyi bilir. Bunun için önce mevki ve para teklif eder. Olmadı mı al aşağı eder. 

Dengeleri iyi ölçer ve onlara uygun politika tayin eder. 

Asla fevri hareket etmez; ölçer biçer sonra karar verir. 

Bu insan sigara içmez, içki ağzına koymaz, her gün düzenli spor yapar. Aynanın karşısında nutkunu prova eder. Disiplinlidir. Maddi dünyanın zevklerine tamah etmez. 

Amacına odaklanmıştır. 

Bu durum hafife alınamaz. 

Tüm verileri birleştirdiğimiz zaman nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğumuz kendiliğinden ortaya çıkıyor aslında.

Yanılıyor muyum? 

tarihinde Userİşte tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip bu halkın dilinden iyi anlıyor. Hitabeti ve siyasi zekası kuvvetli olduğu için %50'yi bunca şeye rağmen kontrol altında tutabildi. 

Tayyip iktidara geldiği yıllarda Batının tüm desteğini alıyordu. Fetöyle işbirliği yaparak en büyük korkusu olan Orduyu da tasfiye etti daha sonra yargı ve emniyeti avucun aldı. Fetullahla işbirliği yaparak Türkiyeyi neo-osmanlıcı bir ülke haline getirmek istiyordu diye düşünüyorum. Ama Mısır, Tunus, Libya ve en sonunda da Rusya ile anlaşarak Suriye konusun da da tüm bu politikalar çöktü. Türkiyede de demokrasi diyerek geldiler ama artık Yeni Hitler mi doğuyor diyr soruyor herkes. Özellikle Batı da tayyibin imajı yerlerde sürünüyor. Tayyip de artık kendisinin çok yanlız olduğunu gördü. Batı ve Amerikanın kendisini gözden çıkardığını anladı. Ama tayyip Amerikanın kendisini bir gün kullanıp atacağını bilmiyormuydu? Bu adam Kaddafiye Mursiye Saddama Mübareke ne olduğunu göremiyormu? Neden diktatörlükte ısrar ediyor. Evet yargılanmaktan korkuyor hemde çok korkuyor ama, nereye kadar gider bu böyle? Tayyip ne yapmaya çalışıyor? 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet, biz de onu soruyoruz işte. 

Ne yapmaya çalışıyor RTE?

Başkan olursa ve despot tavrını sürdürürse 2. Gezi patlar. Hatta bu defa daha da kötü patlar. Ve sonu nereye varır kimse kestiremez.

Çünkü burası Anadolu'dur ve Türk milletinin çılgın ruhu bir patlarsa dünya bile rotasından çıkar!

Bizim milletimiz sığıntı Araplara da benzemez. Hemen hepsi silahlıdır. Vuruşur, ölür bu millet.

Yalanları ayyuka çıktığında, bıçak kemiğe dayandığında neler olur neler...

Aylardır kafamı kurcalıyor. Uyuyamıyorum arkadaş ...

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, Userİşte said:

Evet, biz de onu soruyoruz işte. 

Ne yapmaya çalışıyor RTE?

Başkan olursa ve despot tavrını sürdürürse 2. Gezi patlar. Hatta bu defa daha da kötü patlar. Ve sonu nereye varır kimse kestiremez.

Çünkü burası Anadolu'dur ve Türk milletinin çılgın ruhu bir patlarsa dünya bile rotasından çıkar!

Bizim milletimiz sığıntı Araplara da benzemez. Hemen hepsi silahlıdır. Vuruşur, ölür bu millet.

Yalanları ayyuka çıktığında, bıçak kemiğe dayandığında neler olur neler...

Aylardır kafamı kurcalıyor. Uyuyamıyorum arkadaş ...

 

 

Başımızda Tayyip gibi birisi olunca insan ülkesinin geleceğini düşünmeden edemiyor. Tayyipi bugüne kadar Amerikancı Batıcı Kürtçü birisi olarak tanıdık. Bugün ne oluyorda Aşırı amerikan ve Batı karşıtı bir lidere dönüşüyor? Demokrasi demokrasi diye bağıran adam ne oluyorda Diktatörlüğün taşlarını döşüyor. Bu adam Türkiyeyi bölmek için mi bu tavırları sergiliyor. Abd veya Batı yada dış mihrak ne derseniz deyin, arka planda bizim bilmediğimiz veya farkında olmadığımız bir oyunmu oynuyorlar. Tayyipte bu işin içinde mi? 

İşte başınızda tayyip gibi bir it olunca ona güvenemiyosunuz. Ama bugün Mustafa Kemal olsa Atatürk olsa ve bu amerikan karşıtı tavırları sergilese milli seferberlik dese tek devlet dese tek vatan dese ona gözünün kapalı güvenirsiniz. Çünkü Mustafa Kemal Yunanla işbirliği yaparak iktidara gelmedi ve GELMEZ! Bugün olsa Abd ile değil Abd ye rağmen iktidarı devralırdı. Çünkü o bir savaşçıydı ve korkak değildi. Ama tayyip için aynı şeyleri söyleyemiyorum. 

Tayyip bu diktacı yönetimle bir yere kadar gider. Oysa ki korkak biri olmayıp cesaretli davransa bu durumda yapılacak en iyi şey MECLİSİN GÜÇLENMESİDİR. Parlamentodur. Adalet ve Hukuğun öneminin daha da artmasını sağlamaktır. Halkın tamamını kucaklamaktır. Ama tayyip korkuyor çünkü suçlu! yargılanma korkusu onu yiyip bitiriyor çünkü suçlu! Bu yüzden yeni anayasa da yaegı vesayeti üzerinde baya bir çalışmış kendisi. Tayyip hala S. Arabistan Katar İsrail gibi Türkiyenin dostu olmayan bu emperyaliat ülkelerin desteğini alıyor. Finansal bir destek bu. Adamlarda deli para var. Ama bunlar Sünni İslamı da Osmanlıyı da zerre sevmezler. Tayyipye bunu biliyor ama neden bunların köpekliğini yapıyor? Arkandan bir gün bunlar çekildiğinde bu sefer kimin kucağına oturacaksın? Akıllı adam olsan Halkına,Milletine,Türke,Türkiyeye kcak açarsın. Ama sen bu milletle bu ülkeyle kavgalısın. Ama yaptığın herşey boşuna, Türklük bakidir. Kahpelik her zaman som bulmaya mahkumdur.

tarihinde Kuranınizinde tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yukarıda yazdıklarımı bir kez daha okudum da.

Tüm siyasi zekasına karşın RTE'yi abartmışım gibi görünüyor sanki.

Her ne kadar, sabrı ve ikiyüzlülüğü hakkında gerçeği yansıtıyor olsam da onu bu memleketi iki asır geriye götürebilecek kadar yetenekli bir figür olarak tasvir etmiş mi oldum acaba diyorum.

Gerçekten de RTE Türkiye'yi daha ne kadar geriye götürebilir ki?

Son Anayasa düzenlemesi geçerse 2. Meşruiyetin de gerisine düşeceğiz...

Tarih bu kadar geriye gidebilir mi?

Bunun tarihte başka bir örneği var mı?

Atatürk'ü hiç mi anımsamayacaktır bu millet?

Böyle bir çılgınlık mümkün müdür?

21. Yüzyılın dünyasında, İnternet dünyasında böyle bir şey mümkün olabilir mi?

Onu fazla abarttık gibi. Fasit döngünün içine giriyor. 

Geleceği varsa göreceği de var. 

Girdiği gibi çıkar!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bence büyük bir amacı yok.
Hesap vermeyen, sorgulanmayan, her istediği gerçekleşen biri olmak istiyor, yani mutlak diktatörlük.
Bunun tek yolu da devlet sisteminin sağlıklı işlememesi ile mümkün. Çünkü sadece o zaman kimse onu kontrol edemez, o herkesi kontrol edebilir.
Ama bu durum da tüm vatandaşları etkiliyor. Bir devletin bu sistemler olmadan ayakta durması zor. Geri kalmış bir ülke olsaydık olurdu da, daha iyiden daha kötüye gitmek pek olası değil. Bunu ülkenin uzun süre kaldırması da mümkün değil.
Bir yerde çatlayacak. Kontrol edilemeyen yapılar ortaya çıkıp ayrım yapmadan tüm insanlara zarar vermeye başladığında sanırım o zaman bir şeyler değişir.
Gidişattan hala çok memnun insanlar var. Demek ki başkasının acısını bilmiyorlar. Herkes aynı acıları tatmaya başladığında bu işler böyle olmuyormuş, gelin bir çözüm bulalım diyecektir insanlar.
Bence en sakin değişim ekonominin daha kötüye gitmesiyle mümkün. Devlet memur maaşlarını ödeyemez duruma gelir ve seçimlerle güven veren yeni bir hükümet başa gelir...

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 dakika önce, vitamin yazdı:

Bence büyük bir amacı yok.
Hesap vermeyen, sorgulanmayan, her istediği gerçekleşen biri olmak istiyor, yani mutlak diktatörlük.
Bunun tek yolu da devlet sisteminin sağlıklı işlememesi ile mümkün. Çünkü sadece o zaman kimse onu kontrol edemez, o herkesi kontrol edebilir.
Ama bu durum da tüm vatandaşları etkiliyor. Bir devletin bu sistemler olmadan ayakta durması zor. Geri kalmış bir ülke olsaydık olurdu da, daha iyiden daha kötüye gitmek pek olası değil. Bunu ülkenin uzun süre kaldırması da mümkün değil.
Bir yerde çatlayacak. Kontrol edilemeyen yapılar ortaya çıkıp ayrım yapmadan tüm insanlara zarar vermeye başladığında sanırım o zaman bir şeyler değişir.
Gidişattan hala çok memnun insanlar var. Demek ki başkasının acısını bilmiyorlar. Herkes aynı acıları tatmaya başladığında bu işler böyle olmuyormuş, gelin bir çözüm bulalım diyecektir insanlar.
Bence en sakin değişim ekonominin daha kötüye gitmesiyle mümkün. Devlet memur maaşlarını ödeyemez duruma gelir ve seçimlerle güven veren yeni bir hükümet başa gelir...

 

Yani kısacası eline fırsat geçmişken egosunu iyice tatmin etmek istiyor diyorsun. Makul bir açıklama. İnsanların %99 böyle değil midir?

 

Peki Kürt açılımını neden yaptı ve neden sonlandırdı? Asıl bunu söyle de bilelim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyibin bir osmanlı hayranı olduğu gerçek. Okul yılların da mehter takınmında imiş kendisi. Abd nin türkiye politikasında özellikle 2002den sonra yapmak istediklerini bilirseniz(Graham Fullerin Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabını okuyun) Tayyibinde neden iktidara geldiğini anlarsınız. Tayyip ilk başta Mısır Libya Tunus gibi ülkelerde ihvancıların iktidar olmasını istiyor kendisininde bu ülkelere hamilik yapmasını istiyordu. Açılım sürecinde eyalet sistemini hatta kürdistan kelimelerini çok kullandı. Batının çok büyük desteğini aldı Fetöyle işbirliği yapıp devlet kurumlarını ele geçirdi. S.Arabistan Katar gibi ülkelerden milyarlarca para aldı hala alıyor yani. Ama bu adamlar osmanlıdan da türktende nefret ederler. O yüzden ortadoğu politikası çöktü tayyibin. 

Şimdi ki ayanasayla beraber kendini gübende tutmak istiyor. Çünkü iktidardan düştüğü anda yargılanacağını biliyor. Tayyibin diktatörleşmek başka hiçbir şansı yok. İçeride de dışarı da da suç dosyaları kabarık. Ama tayyibin düşüşü kolay olnayacak. Açıkçası tayyip bir kaç yıl içinde ya saddam gibi yada bir çavuşesku gibi sonlanacaktır yani trajik bir son bekliyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

RTE nin niyeti açık-Onun resmini yapan küçük özürlü kızdan yapmasını isteği şeydir."Rabia işareti yap kızım!"Yani İhvanül Müslimin!Ilımlı islamcılık islami mükellefiyetlerden taviz değildir.Ama Batı ile beraber olup ;Batının nimetlerindende yararlanıp Batı tarafından sömürülmeyide göze almaktır.Bunun dışında içerdede istediği rejim Diktatörlük ve hanedancılık!Suudi Araplardan farkımız kadınların Cumhuriyetle kazandıkları bir kısım hakları olsa olsa sürdürebilirler.Mesela Çalışma ,Rey verme,Araba kullanma v.s  Malum Kendi kızlarıda varya.Bunların dışında İçki evde dahi yasaklanır!Ramazanda aleni olarak oruçsuz dolaşılamaz!Cuma öğleden sonra tatil olur.Pazar ve Cumartesiye dokunamaz çünkü İthalat ve İhracaat var.Fen ve Anadolu liselerinin kontenjanları azaltılır. Düz liseler tümden kalkar.İmam hatipler düz liseler ve diğer liselerden boşlan kontenjanları tamamlar.Bu sayede kendine bağlı Dindar ve kindar nesil artar!TSK aynen polis teşkilatına göre ayarlanır.Savunma üniversitesi mezunları er rütbesi ile göreve başlarlar.Atatürk ile ilgili ne varsa yok edilir!15 Temmuzdan sonra konulan Atatürk posterleri falan onlar Darbeye katılmayan Atatürkçü subay ve Atatürkçü halka bir teşekkürdü sadece.Ya Gezide olduğu gibi Muhalif genç gurup "Laiklik için bu son şansınız" bildirisine inanıp  Laiklik için Darbeyi yapanlarla birleşip "Ordu millet el ele! "deseydi ne olurdu? Darbe kimlere kalırdı?FETÖ yemi Yoksa Laik ve Atatürkçüleremi? Bu soruyu düşünmek gerekir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
13 saat önce, Userİşte yazdı:

Yani kısacası eline fırsat geçmişken egosunu iyice tatmin etmek istiyor diyorsun. Makul bir açıklama. İnsanların %99 böyle değil midir?

Hayır, %99'u böyle değildir. İyi eğitim almamış, içinde başka canlıların da en az kendisi kadar yaşama hakkı olduğunu idrak edememiş, başarılı olmanın diğer insanları ezmekten, yok etmekten geçtiğini düşünen cahil, sorunlu insanlar böyledir. Diğer devletlerin liderlerinden kaç tanesi böyle?

Bir çoğumuz istediğimiz hayatı yaşayamayışımızın eksikliğini bizden daha iyi yaşayan insanları görerek onları kıskanarak, onlardan nefret ederek içimizde yaşamışızdır. Onların acılarından mutlu olmuşuzdur. Bu, ilerlemek için bir miktar itici güç görevi görse de eğer ilerleme sağlamanın yerine tamamen hayatın parçası haline gelmişse başarılı olmamız artık mümkün değildir ve her zaman diğer insanlardan nefret eder duruma gelmişizdir.
Bence bunlar da böyle insanlar. Zerre kadar bilgili, akıllı, ileri görüşlü insanlar değiller. Sadece kendileri gibi düşünmeyenlerden değil kendi yandaşlarından da nefret ettiklerini düşünüyorum. Kendinden daha iyi insanları kıskanıp, sevmesen de en azından gizli bir saygı duyarsın, senden daha kötü durumda olanlara zerre kadar saygı duyman mümkün değildir. Onları, artık sadece kendi hayat standardını sürdürebilmek adına manipüle edilmesi gereken (rüşvet, umut vadedici sözler, korku, din, vs.) oyuncaklar olarak görürsün.
Bu yüzden imkanları dahilinde olan her şeyi sömürecekler ve her türlü hileye başvurup başta kalmaya çalışacaklardır. En kötüsü de insanları bir birine kırdırıp bir süre daha başta kalmaya çalışmaları olur. Ama bunlar sadece zaman kazanma oyunlarıdır. Dünyanın değişim hızı tüm bunları silip süpürür. Kimleri süpürmedi ki. Olan, beceriksiz insanların egoları için hayatları çalınan insanlara olur. İleri görüşlü, bilime, üretime, sanata, özgür düşünceye önem veren bir hükümetimiz olsaydı bugün dertlerimiz bambaşka olurdu. 80 milyon ve yurtdışında yaşamını devam ettirmek zorunda kalan insanlarımız bu gereksiz süreç yüzünden patinaj çekiyoruz. Kafalarımız saçmalıklarla meşgul ediliyor. Oysa ki ne kadar verimli olabilirdik...

Başarılı olmak için gerekli araçlar belli, iyi bir eğitim sistemi, özgür düşünce, adalet sistemi, vs. Bunlara sarılıp ilerlemek varken yasaklamaya, yok etmeye, çalışmak bir file kancalar atıp geriye çekmek gibidir. Akıntıya karşı yüzmek gibidir. Peki amaç nedir? Rasyonel bir açıklaması yok. Kişisel eksiklikler. Başka ne olabilir?
Telef olduk, devir değişse bile toparlanmak, düzgün insan olma algısını yeniden oluşturmak en iyi ihtimalle 30 yıl sürer. O esnada diğer devletler nerelerde olur düşünmek bile moral bozucu. Bu sürecin bize maliyeti çok büyük olacak.

13 saat önce, Userİşte yazdı:

Peki Kürt açılımını neden yaptı ve neden sonlandırdı? Asıl bunu söyle de bilelim.

Birkaç sebebi olabilir. İyi bir oy potansiyeli olarak görmüş olabilir, yıllardır çözülemeyen büyük bir sorunu çözen lider olarak bilinme isteği olabilir.
Umulan gerçekleşmediği için de sonlandırıldı. Ters etki yapmaya da başlamıştı. Çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yaptılar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip ve akp Abd tarafından icazet alınarak kurulmuş bir partidir bunda hemfikiriz. Bu şerefsiz hükümet avrupa birliği diyerek demokrasi diyerek çıkardıkları yasalarla önce ordumuzu tasfiye ettiler sonrada tüm devlet sistemine hakim oldular. Çözüm sürecide Türkiye Cumhuriyetin üniter yapısını bozarak federasyon yani bölünme sistemine hizmet etmek için planlanmıştı. Tayyip bunu iyi bir oy deposu gördü ama daha sonra işlerin kötüye gittiğini anladı. Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayınca pkk ile savaş başlatarak milliyetçi oyları aldı. Yeni anayasa ve başkanlık süreci ile tekrar barış süreci gündeme gelecek zira bu değişiklik ile eyalet sistemine geçiş yetkisi parlamentodan alınıp cumhurbaşkanına veriliyor. İşte Abd İngiltere gibi Türkiyenin dostu olmayan bu emoeryalist ülkeler Türkiyenin ortadoğudaki tek çağdaş laik üniter ülke oldugunu biliyor. Bunu yok edip Türkiyeyi gerici ve sıradan bir ortadoğu ülkesi yaparak bölüp-parçalama sürecine geçmek istiyor. Bu sebeple Tayyip gibi Akp gibi şerefsiz kişileri destekliyorlar. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, Kuranınizinde yazdı:

Tayyip ve akp Abd tarafından icazet alınarak kurulmuş bir partidir bunda hemfikiriz. Bu şerefsiz hükümet avrupa birliği diyerek demokrasi diyerek çıkardıkları yasalarla önce ordumuzu tasfiye ettiler sonrada tüm devlet sistemine hakim oldular. Çözüm sürecide Türkiye Cumhuriyetin üniter yapısını bozarak federasyon yani bölünme sistemine hizmet etmek için planlanmıştı. Tayyip bunu iyi bir oy deposu gördü ama daha sonra işlerin kötüye gittiğini anladı. Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayınca pkk ile savaş başlatarak milliyetçi oyları aldı. Yeni anayasa ve başkanlık süreci ile tekrar barış süreci gündeme gelecek zira bu değişiklik ile eyalet sistemine geçiş yetkisi parlamentodan alınıp cumhurbaşkanına veriliyor. İşte Abd İngiltere gibi Türkiyenin dostu olmayan bu emoeryalist ülkeler Türkiyenin ortadoğudaki tek çağdaş laik üniter ülke oldugunu biliyor. Bunu yok edip Türkiyeyi gerici ve sıradan bir ortadoğu ülkesi yaparak bölüp-parçalama sürecine geçmek istiyor. Bu sebeple Tayyip gibi Akp gibi şerefsiz kişileri destekliyorlar. 

 

AKP kuruluş aşamasında ABD ile görüşmüş olabilir. Wikileaks'in sızdırdığı belgelerde Tayyib'in aracılarının "onu deliğe süpürmeyin, çok işinize yarayabilir" gibisinden pazarlıkların döndüğünü biliyoruz. Bu haberin uydurma olması için de bir gerekçe olmadığına göre belirli pazarlıkların yapıldığı açık. Ama AKP'nin bir Amerikan projesi olduğu doğru değil, çünkü AKP'yi Amerika değil halkımız (oylarıyla) getirmiştir. Kriz dönemi halk efkarında yarattığı bunalım ve Ecevit hükümetinin basiretsizliği, mide bulandırıcı çözümsüzlüğü de buna uygun ortam yaratmıştır. Ayrıca şunu da bilmek gerekir ki 90'ların ortasından bu yana dinciler giderek artan ve açıkça hissedilen bir biçimde taraftar kazanmaya başlamışlardır. Aynı dönemde büyük şehirlerin kültürel yapısı bariz biçimde değişmiş, tarikatların her alanda kendilerini hissettirmeye başlamışlardır. Kısacası AKP hadisesi tüm bu etkenlerin bileşimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu arada ben yukarıda Amerika ılımlı İslam istiyor derken bunu, radikal İslam'a Ilımlısını yeğlemesi anlamında söyledim. Yoksa Amerika şeriat istemez, tersine radikal hareketlerin her zaman karşısında olmuştur. Amerika anti-demokratik ülkelere ambargo uygulayan, tüm ekonomik ilişkilerini sonlandıran liberal, demokrat bir ülkedir. Ve BOP'un amacı da açıktır: Orta Doğu'da daha ılımlı, demokratik ve istikrarlı bir düzen tesis etmek! Bu hedef Amerika'nın asırlardır benimsemiş olduğu demokrasi yanlısı tutumuna uygun olduğu gibi ekonomik-stratejik çıkarları için de elzemdir. Ve çoğunuz yadırgayacaksınız ama Tayyip radikal söylem ve eylemlerini değiştirmek zorunda kaldıysa bunun temel nedenlerinden biri de Amerika'nın şeriat karşısı tutumu ve bu yöndeki baskısıdır. Kendi kendine yeten bir ekonomisi olmayan Türkiye Batı'nın desteğini yitirmeyi göze alamaz. Tayyib'in yumuşamasının ve ılımlı davranmak zorunda kalmasının başlıca nedeni budur. 

Ancak, bu arada halkın genelindeki radikalleşme gerçekten de ürkütücü boyutlara varmıştır. 

Tayyip yaşadığı sürece bir şekilde dengeyi kuracak, tabandan gelen aşırı tepkileri yatıştıracaktır. 

Ama sonrası çok karanlık. Bunca zaman biriken gerilimler bir patlamaya dönüşebilir. 

Bekleyip göreceğiz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, Userİşte said:

AKP kuruluş aşamasında ABD ile görüşmüş olabilir. Wikileaks'in sızdırdığı belgelerde Tayyib'in aracılarının "onu deliğe süpürmeyin, çok işinize yarayabilir" gibisinden pazarlıkların döndüğünü biliyoruz. Bu haberin uydurma olması için de bir gerekçe olmadığına göre belirli pazarlıkların yapıldığı açık. Ama AKP'nin bir Amerikan projesi olduğu doğru değil, çünkü AKP'yi Amerika değil halkımız (oylarıyla) getirmiştir. Kriz dönemi halk efkarında yarattığı bunalım ve Ecevit hükümetinin basiretsizliği, mide bulandırıcı çözümsüzlüğü de buna uygun ortam yaratmıştır. Ayrıca şunu da bilmek gerekir ki 90'ların ortasından bu yana dinciler giderek artan ve açıkça hissedilen bir biçimde taraftar kazanmaya başlamışlardır. Aynı dönemde büyük şehirlerin kültürel yapısı bariz biçimde değişmiş, tarikatların her alanda kendilerini hissettirmeye başlamışlardır. Kısacası AKP hadisesi tüm bu etkenlerin bileşimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu arada ben yukarıda Amerika ılımlı İslam istiyor derken bunu, radikal İslam'a Ilımlısını yeğlemesi anlamında söyledim. Yoksa Amerika şeriat istemez, tersine radikal hareketlerin her zaman karşısında olmuştur. Amerika anti-demokratik ülkelere ambargo uygulayan, tüm ekonomik ilişkilerini sonlandıran liberal, demokrat bir ülkedir. Ve BOP'un amacı da açıktır: Orta Doğu'da daha ılımlı, demokratik ve istikrarlı bir düzen tesis etmek! Bu hedef Amerika'nın asırlardır benimsemiş olduğu demokrasi yanlısı tutumuna uygun olduğu gibi ekonomik-stratejik çıkarları için de elzemdir. Ve çoğunuz yadırgayacaksınız ama Tayyip radikal söylem ve eylemlerini değiştirmek zorunda kaldıysa bunun temel nedenlerinden biri de Amerika'nın şeriat karşısı tutumu ve bu yöndeki baskısıdır. Kendi kendine yeten bir ekonomisi olmayan Türkiye Batı'nın desteğini yitirmeyi göze alamaz. Tayyib'in yumuşamasının ve ılımlı davranmak zorunda kalmasının başlıca nedeni budur. 

Ancak, bu arada halkın genelindeki radikalleşme gerçekten de ürkütücü boyutlara varmıştır. 

Tayyip yaşadığı sürece bir şekilde dengeyi kuracak, tabandan gelen aşırı tepkileri yatıştıracaktır. 

Ama sonrası çok karanlık. Bunca zaman biriken gerilimler bir patlamaya dönüşebilir. 

Bekleyip göreceğiz.

Bu konuda senin gibi düşünmüyorum. Amerikanın demokrasi istediği felan yoktur. Dünyanın en gerici cahil ülkesi S.Arabistanla ortadoğuya milyarlarca para harcadılar. Bu hükümetleri desteklemek için. Arabistanla mı Katarla mı dünyaya demokrasi gelecek. 

Düşmanımızı hafife almamalıyız. Abd gibi İngiltere gibi Türkiyenin dostu olmayan bu emperyalist ülkeler Türkiye de sol düşüncenin ortadan kaldırılması, imam hatiplerin çoğalması tamamen sağcı irticacı bir yapının türkiyeye yerleşmesi etnik-mezhep temelli bölünerek parçalanmaya müsait sıradan bir ortadoğu ülkesi olmasını ister.

Ama amerikada sizin dediğiniz gibi demokrasi isteyen, Sol düşünceyi destekleyen, bunun ortadogu icin daha iyi oldugunu bilen, laikçi düşünenler var. Örneği şuan Abd de iktidar olan Donald Trump bu özelliklere sahip Cumhuriyetçilerin Başkanıdır. Cumhuriyetçiler böyle düşünürler. Ama Amerikanın ve İngilterenin kırmızı çizgileri vardır. Onların değişeceğini sanmıyorum.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 03.01.2017 at 20:12, haci yazdı:

Ben Tayyip'in böyle bir sonucu planladığını ve davranışlarını o sonuca ulaşmak için tasarımladığını sanmıyorum.

Bence Tayyip'in böyle bir sonuca ulaşacağını bilmesi mümkün değildi. Çeşitli aşamalardan geçerken onların ilerisi için ne kadar başarılı veya başarısız olacağını da bilemezdi.

Asıl hedefinin ne olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen Tayyip'in kendisi bile bilmiyordur. Hatta öyle bir hedef olmayabilir. Tayyip açısından önemli olan narsisistik egosunu tatmin etmesi ve bir ülkenin sorgunanmayan lideri olmasıdır . Tayyip'in başka istekleri de vardır mutlaka. Ama bu süreç sırasında onlar henüz gerçekleşmemiş olabilirler. Ya da olaylar başka yönlere doğru geliştiklerinden, onların gerçekleşmesi mümkün olmamış olabilir.

Tayyip'in ulaştığı bu (tehlikeli) sonuç onun istediği bir sonuç olmayabilir belki ama ona az çok yakındır. Asıl idealinin ne olduğunu ise ancak tahmin edebiliriz. O da doğru olmayabilir.

 

Ben onun güçlü ihtirasları olan bir karakteri olduğunu düşünüyorum. Ağır ama sağlam adımlarla şaşmaz bir biçimde hedefine yürümüştür bu kişi. Düşünce yapısı gereği çocukluğundan bu yana hep bir Osmanlı hükümdarı olmayı hayal etmiştir; ve bu hedefine de çok yakında ulaşacağına kuşku yoktur. 

Başımıza gelenlerin tümü de onu fazla hafife aldığımız içindir. Karşımızda güçler dengesini çok iyi tartan ve uzun vadeli planlar yapan, bu planları uygulamak için de bilimsel yöntemler uygulayan çok büyük bir tehdit vardır. 

Görünen o ki Türkiye bu gerçekle pek yakında olanca dehşetiyle yüz yüze gelecektir. 

Bence onun uzun vadedeki hedefi şeriattır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 04.01.2017 at 15:33, vitamin yazdı:

Hayır, %99'u böyle değildir. İyi eğitim almamış, içinde başka canlıların da en az kendisi kadar yaşama hakkı olduğunu idrak edememiş, başarılı olmanın diğer insanları ezmekten, yok etmekten geçtiğini düşünen cahil, sorunlu insanlar böyledir. Diğer devletlerin liderlerinden kaç tanesi böyle?

Bir çoğumuz istediğimiz hayatı yaşayamayışımızın eksikliğini bizden daha iyi yaşayan insanları görerek onları kıskanarak, onlardan nefret ederek içimizde yaşamışızdır. Onların acılarından mutlu olmuşuzdur. Bu, ilerlemek için bir miktar itici güç görevi görse de eğer ilerleme sağlamanın yerine tamamen hayatın parçası haline gelmişse başarılı olmamız artık mümkün değildir ve her zaman diğer insanlardan nefret eder duruma gelmişizdir.
Bence bunlar da böyle insanlar. Zerre kadar bilgili, akıllı, ileri görüşlü insanlar değiller. Sadece kendileri gibi düşünmeyenlerden değil kendi yandaşlarından da nefret ettiklerini düşünüyorum. Kendinden daha iyi insanları kıskanıp, sevmesen de en azından gizli bir saygı duyarsın, senden daha kötü durumda olanlara zerre kadar saygı duyman mümkün değildir. Onları, artık sadece kendi hayat standardını sürdürebilmek adına manipüle edilmesi gereken (rüşvet, umut vadedici sözler, korku, din, vs.) oyuncaklar olarak görürsün.
Bu yüzden imkanları dahilinde olan her şeyi sömürecekler ve her türlü hileye başvurup başta kalmaya çalışacaklardır. En kötüsü de insanları bir birine kırdırıp bir süre daha başta kalmaya çalışmaları olur. Ama bunlar sadece zaman kazanma oyunlarıdır. Dünyanın değişim hızı tüm bunları silip süpürür. Kimleri süpürmedi ki. Olan, beceriksiz insanların egoları için hayatları çalınan insanlara olur. İleri görüşlü, bilime, üretime, sanata, özgür düşünceye önem veren bir hükümetimiz olsaydı bugün dertlerimiz bambaşka olurdu. 80 milyon ve yurtdışında yaşamını devam ettirmek zorunda kalan insanlarımız bu gereksiz süreç yüzünden patinaj çekiyoruz. Kafalarımız saçmalıklarla meşgul ediliyor. Oysa ki ne kadar verimli olabilirdik...

Başarılı olmak için gerekli araçlar belli, iyi bir eğitim sistemi, özgür düşünce, adalet sistemi, vs. Bunlara sarılıp ilerlemek varken yasaklamaya, yok etmeye, çalışmak bir file kancalar atıp geriye çekmek gibidir. Akıntıya karşı yüzmek gibidir. Peki amaç nedir? Rasyonel bir açıklaması yok. Kişisel eksiklikler. Başka ne olabilir?
Telef olduk, devir değişse bile toparlanmak, düzgün insan olma algısını yeniden oluşturmak en iyi ihtimalle 30 yıl sürer. O esnada diğer devletler nerelerde olur düşünmek bile moral bozucu. Bu sürecin bize maliyeti çok büyük olacak.

Birkaç sebebi olabilir. İyi bir oy potansiyeli olarak görmüş olabilir, yıllardır çözülemeyen büyük bir sorunu çözen lider olarak bilinme isteği olabilir.
Umulan gerçekleşmediği için de sonlandırıldı. Ters etki yapmaya da başlamıştı. Çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yaptılar.

Kürt açılımının nedeni Obama'nın bu yöndeki baskısıydı. Tayyip 2009 yılında Beyaz Saray'da Obama'yı ziyaret etti; döndüğünde rengi solmuştu. Hemen ardından da açılım sürecini başlattı. Aynı dönemde Obama hükümeti de Suriye ve Irak'taki Kürt yerel güçlerine önemli ölçülerde silah ve lojistik destek kampanyası başlattı. The Taraf adlı Kürt yanlısı paçavra yayın dönemine başladı. RTE'nin "Sayın Öcalan" jesti ve Kürdistan güzellemeleri de bu süreci izledi. Gerçi RTE G.Doğu'daki konuşmalarında kimi zaman "Tek Millet, Tek Bayrak" nutuklarına soyunsa da bir noktadan sonra öyle sapıttı ki "ben asla tek millet, tek dil" demedim diye demeçler vermek zorunda kaldı. PKK'nın binlerce hendek kazarak devasa boyutlarda askeri yığınak yaparak devletleşmeye başlamasıyla birlikte RTE de yavaş yavaş bu işin uygulanamaz olduğunu, kendi başının da bu temelsiz girişimin altında kalacağını anlamaya başladı. HDP bile "Kürdün önünde diz çökeceksiniz, PKK sizi tükürüğüyle boğar" diyebilecek kadar küstahlaşmış, Tayyip gerçekten de içinden çıkılması güç bir ikilemin içine sıkışıp kalmıştı. Neyse ki Obama hükümeti Suriye'de Esad'ı devirmek ve Kürtlere destek sağlamak konusundaki politikalarını gevşetti ve bir süre sonra da ilkinden tümüyle vazgeçti. Bunu fırsat bilen RTE, Haziran 2015'teki yenilgiyi bir milli kahraman olma fırsatına çevirmek için ansızın PKK'ya savaş açtı ve açılım süreci de böylece sona ermiş oldu. 

Bu savaşın sonucu gerçekte de ona yaradı ve rekor bir oyla yeniden iktidar koltuğuna serildiler. 

Fakat, RTE'nin gençliğinde benimsemiş olduğu Kürt ayrılıkçılığını destekleyen görüşlerinde esaslı bir değişme olduğunu düşünmek için sağlam gerekçelerimiz yok. Bu tür adamlar güçlendikçe eski hallerine dönerler ve önceleri gerçekleştiremedikleri fikirleri aniden canlanıverir. Bastırılmış duyguların patlamasıdır bu.

Önümüzdeki dönem RTE'nin şu ana dek bastırmak zorunda kaldığı hastalıkları ihtiraslarının vücut bulacağı çok kanlı bir dönem olabilir. 

Ve şu an hiç de öyle görünmese de, RTE kuşanacağı olağanüstü yetkilerle Kürtlere özerklik vermeyi bile düşünebilir. 

Asıl düşmanı olan Atatürkçüleri tümüyle ezip tarih sahnesinden silmek için bu seçeneği de değerlendirecektir. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip biraz da bizim yüzümüzden bu kadar güçleniyor. Halk olarak demokratik değerlere, Atatürk ilkelerine iyi sahip çıkamıyoruz. CHP liside buna dahil. Ama ben inanıyorum ki İsyanın başlayacağı günler yakındır.

Tayyip sen ne kadar İsrailin o Yahudi dedelerinin himayesine sığınırsan sığın, senin sonun geliyor.

Senin ipini biz çekicez. Gezi de ortaya çıkan Cumhuriyet mitinglerinde ortaya çıkan solcu,milliyetçi,devrimci insanlar olarak artık isyan etmenin vaktidir. 

Düşünsene geziyi ne kadar korkmuştun dimi? 

Tüymüştün ulan tüymüştün, kaçmıştın!

Cumhuriyet mitinglerin de de evden dışarı çıkamamıştın 2 gün.

Sen ömrün boyunca orada oturacağını sanıyorsun ama sana bu ülkeyi yedirmeyeceğim!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×