Jump to content

Recommended Posts

650.jpg

Geçenlerde şu çizgi banta rastladım ve bir yılı aşkındır üzerinde düşündüğüm bir fikrin çizilmiş haline rastlayınca sevindim. Teknik kelimeler de var, şöyle tercüme edeyim:

A- Einstein'in izafiyet teorisi herhangi bir şeyin ışıktan daha hızlı gidecek şekilde ivmelenmesini yasaklar.

A- Öte yandan halâ  ışık hızını aşan takyon denen parçacıklar mevcut.

A- Hayret vericidir ki, bir takyon bağlamı çerçevesinde, sebep ve sonuç aslında ters dönmüş olur.

B- Desene o zaman Tanrı insanı gerçekten yaratmış olabilir.

Muhtemelen espri niyetine yazılmış bir şey, ama bence çok çok önemli bir gerçeğe işaret ediyor. Demin Google'a baktım, Michio Kaku'nun Takyon ve Tanrı ile ilgili buna benzer bir yazısı varmış, okumadım. Yazacaklarımı Google’dan araştırmadım. Önce Tanrı ile alakalı muhtemelen dünyada bilinen Takyonik bir teoriye değineceğim. Ama asıl yazmak istediğim, belki de ilk defa, Tanrı’nın gönderdiği din ve kitapların da, İslam’ın da gerçek olabileceği, olması gerektiği üzerine bir hipotez… Ki bu kısmı günümüzdeki sosyal meselelerle daha çok ilgili.

Takyonlar teorik olarak ışıktan hızlı giden parçacıklardır. Eğer varlarsa, ışıktan hızlı olmanın bir bedeli (ödülü) olacaktır.  Zamanda geriye doğru gideceklerdir. Ama bu gidiş kendi hallerinde, kendi farkına varmadıkları bir gidiş değildir; burada sebep ve sonuç ilişkisi de tersine dönecektir. Fiziken bu tuhaf durumun anlaşılması için söyleyeyim; Termodinamik prensipleri bile tersine dönecektir. Termodinamiğin ikinci kanununa göre evrendeki bütün varlık toplamda düzensizliğe doğru gider (entropi). Ve bu asla geri döndürülemez bir süreçtir. Mesela kapalı bir ortamdan salınan gaz dağılır ve aynı gazın kendi kendine bir yerde toplanması düşünülemez. Deprem olduğunda züccaciye dükkanında bir sürü şey kırılır ama tekrar deprem olduğunda bazıları eski haline dönmez. Zaman oku tek yönlüdür. Fakat takyon dünyasında işler değişir. Zaman oku tersine döner: gaz toplanır, kırık vazo kendi kendini onarır, ölü dirilir. Takyonik bir varlık düzensizlikten düzene doğru gidecektir.

Tanrı'nın varlığı hakkında şöyle bir hipotez vardır: "sürekli düzensizliğe giden Evren'in başlangıcında, mutlak düzenli bir varlık olmalıdır, o da Tanrı olmalıdır." Fakat şimdi bu düşüncenin ötesine geçmek istiyorum. Maddenin düzensizliğe doğru gitmesi bir kanun iken, evrimin sürekli daha karmaşık düzenli canlılar yaratıyor olması da hep paradoks gibi gözüken bir konudur… Halbuki evrim sonucunda Evren'deki toplam entropide bir azalma olmaz. Çünkü zaman okunun ilerisindeki karmaşık düzenli canlılar, daha büyük entropiyi daha uzağa öteler, veya uzaktaki düzenli yapıları parçalamayı öğrenir. Fakat her halükarda mücadele ettikleri entropi sonucunda yaşlanarak ölürler, üreme bunun için vardır.  Peki olası takyonik varlıklar bu arada ne yaparlar? Şöyle: Onlar yaşlanmazlar, yıpranmazlar, sürekli gençleşirler. Teoriler burada Tanrı’nın takyonlarla alakalı bir varlık olduğunu söylüyor. Dedikleri gibi Evren’in oluşumun en başındaki mutlak düzende Tanrı varsa, evren dağılıp yok olana kadar biz insanlar temsilinde o düzen küçülerek, küçük parçalara ayrılarak ama küçük merkezlere sığınırcasına varlığını koruyarak devam ediyor olsa gerek. Evren yok olduğunda en baştaki Tanrı, başka evrenler yaratmak üzere varlığını devam ettiriyor olacak. Yok olan bizim entropik maddi bedenlerimiz olacak vs…

Şimdi gelelim dine… Böyle bir Tanrı insanlarla iletişim kurmak isteseydi bunu nasıl yapardı? Takyonun muhtemelen hüküm sürdüğü bilinç, düşünce, tahayyül dünyası, bu iletişim için iyi bir yol olacaktır. Mesela birinin zihninde bir şey canlandıracak… bu ilham olabilir hatta vahiy olabilir. Fakat bunun kesin kes Tanrı’dan gelmiş bir mesaj olduğu konusunda tartışmalar olacaktır. Bu noktadan sonra Tanrı bazı insanlara vahiy gönderdi mi, göndermedi mi diye tartışıp olayı daha da belirsiz bir hale sokmayacağım. Tuhaf olan şu ki, takyon dünyasında belirsizlik değil, belirlilik (determinite) vardır. Dediğim gibi, takyon dünyasında sebep sonuç ilişkisi tersine dönmüştür. Sonuçta bir şey kesinlikle vuku bulur ve sebepleri ardından gelir. İşte din de, vahiy de, İslam da böyle bir oluşum olsa gerek. Tüm tarihi verilerde Muhammed’in bir sahtekâr değil, kendisine vahiy indiğine inanan biri olduğu anlatılır. Bu durumda ateist bilim, belki de olması gerektiği gibi Muhammed’e muhtemel temporal lob epilepsi teşhisi koyar. Halüsinasyonlar gördüğünü ifade eder. Farz edelim bunlar tastamam doğru. Sonuca bakınız: Ortada milyarlara ulaşmış bir din ve Tanrı’nın mesajlarının bulunduğu düşünülen, o zamandan beri değişmemiş (imla olarak değişmiş olsa bile aslına ulaşılabilecek sağlamlıkta) bir kitap vardır. Şimdi size sorarım, İnsanlarla iletişime geçmek isteyen Tanrı için bundan daha iyi bir yol olabilir mi? Farz edelim bunlar Muhammed’in epilepsi nöbetlerinde ağzından dökülen şeyler… hatta ve hatta farz edelim bunlar onun uydurması… Ortada milyarı aşkın insana aynı şekilde bozulmadan ulaşmış bir mesaj var. Tanrı sonuca bakıyor ve geçmişe doğru nüfuz ediyor...

Bazılarınız şöyle diyebilir: Tanrı niye insanları toplayıp gökte kendini göstererek herkesi ikna etmedi de böyle cıncırıklı işlerle uğraşıyor. Din mensupları bunu “sınav” olarak izah eder. Bence bu doğru olmakla birlikte ben başka bir şey söylüyorum: Tanrı yoktur (hani “la ilahe” derler ya). En azından evrenimizde varlığı söz konusu değil... Tanrı ancak kaotik ortamlardaki entropik sürece karşı gelen seçilmiş (doğal seleksiyon) varlıklarda kendini gösterir. Bunlardan biri, en gelişmişi insandır, insan bilincidir. Aksi, evrendeki termodinamik kanunlarına aykırı olurdu. O yüzden Tanrı ancak bazı insanların zihnine ilham veya vahiy yoluyla dileğini aktarır. Herkese ulaşmasını istediği çekirdek halindeki bir mesajı ise peygambere vahiy yoluyla… Yine şu meseleye geldik, isterseniz vahiylerle gelen bir dine inanmayabilirsiniz. Pek bir şeyiniz eksilmez. İlla ki inanmanız şart diye bir kural yok. Vahiylerden oluşan bir dine inanmadığınız zaman o din kendi gerçekliği içinde varlığını devam ettirir. Kimse inanmazsa da yok olur gider, hatta o din hiç var olmamıştır. Tekrar söylüyorum sonuçtan sebebe doğru gidiyoruz. İslam dini, dünyada çok kişiye ulaştığı ve herkese ulaşma potansiyeli olan değişmemiş bir kod veya mesaj içinde barındırdığı için gerçek bir dindir. Farz edelim yarın İslam’dan kitle kitle kopuşlar oldu ve sonunda hiç inanan kalmadı... O zaman İslam diye bir şey hiç olmamış olacak. Anladınız mı? Ama şimdiki gerçekliğe bakılırsa İslam gerçekten Tanrı’nın insanlara gönderdiği din, Kuran da onun tek kitabı.

Şimdi  şöyle diyeceksiniz: “Hinduizm de Budizm de İslam kadar yaygın, hatta ondan daha çok insana hitap ediyor. O zaman onlar gerçek din…” Aslına bakarsanız bir bakıma doğru. Onlar da mutlaka gerçek bir din (idi), en azından geçmişte gerçek semavi kaynakları vardı. Fakat Müslümanların hep söylediği gibi, kitapları tahrif olmuştur, değişmez çekirdeğe, kaynak kitaba ulaşmak mümkün değildir. Yahudilik ve Hristiyanlık gibi. Kuran işte bu sebeple gönderilmiştir. İslam “son din”dir. Yine hatırlatıyorum; ister istemez böyle olmuştur. Muhammed değil de başka birisi aynı sistemde bir din bildirdiğini söyleseydi ve başarılı olsaydı, biz şimdi ondan bahsedecektik. Ve yine haklı olacaktık.

Peki, İslam’dan sonra gelmiş Bahailik, Mormonluk gibi dinlerin aynı başarıyı gösterirse gerçek din olacaklarını söylemek mümkün mü, bir bakalım. İslam’ın şöyle bir güvenlik kodu var: Kuran’da Maide 3’de dinin kemale erdirdiği, islam dininin onaylandığını söylüyor. Yani biz bundan Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kitap ve İslam’ın son din olduğunu anlıyoruz. Tutarlılık önemli. İnsanlar bahai ve ya mormon olduklarında, evvelde bunca insanı peşinden sürüklemiş bir dinin mesajının tek bir cümle yüzünden tamamen yanılgı olduğunu, insanları boşu boşuna meşgul ettiğini kabul etmeleri gerekiyor. Hiçbir kitle dini, kendinden önceki dinler için böyle yapmamıştır.

Tutarlılık önemli dedik. Çekirdekteki mesajın herkes tarafından ulaşılabilir olması da önemli. Yanına eklenen rivayetler, hadisler, yorumlar, fıkıhlar, mezhepler faydalı olmak bir yana asıl mesajı saklıyor olabilir. Buna dikkat edilmeli. Kuruluşundan itibaren iyi bir ivme yakalayan, medeniyette ve bilimde ileri seviyelere gelen İslam dininin son yüzyıllardaki hali ortadadır. Şunu anlamalıyız ki İslam’ın başına gelen şey, entropiden başka bir şey değildir. İnananlar ve İslam’ın gerçekliği kapsamında Tanrı ile irtibatta olanlar için söylüyorum, kaynak kod hala oralarda bir yerlerde. İslam’ın kendi kodundan entropiye, bozulmaya karşı gelerek fikir bağlamında yeniden üremesi gerekiyor. Zira son din.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Karikatürün son karesi çok saçma.

Akıllı akkılı ışık hızı, genel görecelik, takyon filan diye başlanmış. Son "Tanrı'nın varlığı" filan denilmiş. Bunlar saçmalık. Fizik konuşacaksak fizik konuşalım. Din konuşacaksak din konuşalım.

 

Maddi yaklaşım da çok saçma. Tanrı gökte görünüp "HUHU Bakın ben buradayım" filan mı desin?

Belki şu olabilirdi: Her sene bilimsel ilerlemeler gökten beadava inebilirdi. yani arkeolojik kazı yapılacak yerler, yeni teleskop / uzay istasyonu tasarımları, 100 yıllık ilerlemeler her sene parti parti gökten inebilirdi. Galaksi haritaları, parçacık modelleri, Jodie Foster "mesaj" filmindeki gibi bir takım doğrudan iletişim makinaları.

 

- Da maneviyat denen bir şey vardır. Din de bu maneviyat ile ilgilidir. Kutsal kitapların hepsi de öyle. Birileri bunu illa ki alıp bilime mal edecek. Bu bir orta çağ zihniyetidir. Öyle bir şey olsaydı (orta çağdaki gibi) ders kitabı filan olmazdı, çocuklara 5 yaşından itibaren Kuran / İncil öğretirdik.

 

Bunlar boş arayışlardır.

(Hihihi Tanrı'yı buldum Hihihi)

- Mal

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
43 minutes ago, leonardo18 said:

Karikatürün son karesi çok saçma.

Akıllı akkılı ışık hızı, genel görecelik, takyon filan diye başlanmış. Son "Tanrı'nın varlığı" filan denilmiş. Bunlar saçmalık...............

Karikatürü çizen kişi muhtemelen ateist. Bence çok zekice bir espri yapmış. İyi ki baş kısma onu koymuşum, turnusol kağıdı gibi, cevap verecek açık görüşlülükte insanları ayırıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tercümede ufak bi yanlışlık var, afedersiniz

Quote

A- Öte yandan halâ  ışık hızını aşan takyon denen parçacıklar mevcut.

A- Hayret vericidir ki, bir takyon bağlamı çerçevesinde, sebep ve sonuç aslında ters dönmüş olur.

değil,

Quote

A- Öte yandan halâ takyon denen, ışık hızını her zaman aşan parçacıklar var olabilir.

A- Hayret vericidir ki, bir takyon bağlamı çerçevesinde, sebep ve sonuç aslında ters dönmüş gözüküyor.

olacak. Genel anlamda bir değişiklik olmuyor da, nüanslar önemli.

Quote

Belki şu olabilirdi: Her sene bilimsel ilerlemeler gökten beadava inebilirdi. yani arkeolojik kazı yapılacak yerler, yeni teleskop / uzay istasyonu tasarımları, 100 yıllık ilerlemeler her sene parti parti gökten inebilirdi. Galaksi haritaları, parçacık modelleri, Jodie Foster "mesaj" filmindeki gibi bir takım doğrudan iletişim makinaları.

Öyle olmazdı. Ve yahut zaten öyle oluyor. Fakat bunların Tanrı'dan geldiğini çoğumuz bilmiyoruz. Tanrı dediğim, Zeus gibi spagetti canavarı gibi bir varlık değil, anti-entropi denen kavramın adeta kendisi. Bu şekilde kabul etsek hepimizin hayrına olacak bence.

tarihinde Temple Grandin tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, leonardo18 yazdı:

Karikatürün son karesi çok saçma.

Akıllı akkılı ışık hızı, genel görecelik, takyon filan diye başlanmış. Son "Tanrı'nın varlığı" filan denilmiş. Bunlar saçmalık. Fizik konuşacaksak fizik konuşalım. Din konuşacaksak din konuşalım.

Saçma değil sen anlamamışsın.
Işık hızından daha hızlı hareket eden bir şey için zaman tersten akar. Dolayısıyla sebep-sonuç ilişkisi sonuç-sebep haline gelir. Burası anlaşılmışsa son kare ayrı bir anlamlı oluyor.
Takyona göre tersten bakışla evet Tanrı insanı yaratmış sonucu çıkıyor. (Yani, Tanrı'yı insan yarattının takyonca söylenişi.)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, democrossian said:

Takyon hayali bir şey olduğu için bu da bir "ebemin sakalı olsa dedem olabilirdi" varsayımı. Önce ebenin sakalı var mıydı onu bir anlayacağız ki deden olabilir mi bakabilelim.

Takyon teorik bir şey. Aynı evrimin biyolojik olarak var olması gereken bir süreç olması gibi, takyon da matematik ve fizik temelinde var olması gereken bir şey. İzafiyet teorisindeki ışık hızı sınırını ve Minkowski diyagramını görüp inceleyince, kaosu ve entropinin ters çevrilebilirlik ihtimalini düşününce, matematikte fiziki karşılığı olmayan bazı tür sayıları, farklı boyutları düşününce zihin artık takyonları çağırıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bazılarının kendini akıllı, düşünen insan sanıp sonra da gidip 7 yy. cahil araplarının kuklası olması gerçekten ilginç. Kişi bu cahil araplara inanmadığı takdirde bir tanrının kendisini sonsuza kadar kebap yapacağına inanıyor, sonra da bu zırvalığı saklayabilmek için saçmalamaya başlıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Genel olarak Takyon enerjisinin dengeleyici, yenileyici ve destekleyici etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Takyonlar sadece fiziksel uygulamalarda değil tüm duygusal ve spiritüel konularda yapılan çalışmalarda yardımcıdırlar. Kişisel olarak değiştirmek, desteklemek, anlamak ya da yaratmak istediğiniz her durumda hizmetinizdedirler.
Sıklıkla takılan Takyon kolyeleri (pendantlar) ya da diğer Terra Takyon ürünleri, tüm niyetlerinizde daha hızlı ve daha kolay sonuçlar almanızı sağlayabilir.
Bu nedenle sizleri, fiziksel formları ve uygulamarının yanı sıra spiritüel gelişiminizde de destekleyecek Takyon ürünleriyle tanıştırıyoruz. Terra Takyon ürünleri hem kişisel yolunuzda bir arkadaş gibi hizmet edebilirler hem de gündelik hayatın gerçekliğinde
. :D 

 

“Takyonlarin yoklugu ispatlanamiyor, ben bundan bir tanri cikarayim. Bizim Allahi da sevindirmis oluruz” diye hemen ziplamayin!

 

Einstein'in izafiyet teorisini takyonlarin üzerine hesaplarsaniz “olabilir” sonucu cikiyor.
Ama
Bu güne kadar ne gözlemlenebilmis ne de deneylerde bulunabilmistir.
Cünkü:
Matematige gidelim,

Pisagor teoremini hepimiz biliriz. Pisagor teoremine göre bir dik üçgende dik kenarın yani hipotenüsün bir kenarını oluşturduğu karenin alanı diğer iki dik kenarın birer kenar olarak oluşturdukları karelerin alanları toplamına eşittir: 
Pisagor-bagintisi.jpg


Hipotenüsü bulmak icin böyle bir islem yaparsak matematik bize iki sonuc verir.
Pozitif ve negatif! Ama gercek hayatta negatif bir ücgenin kenarlarini ölcemeyiz, böyle bir sey yoktur!

Takyonlarda böyle “varsayimsal” bir seydir.

Hepsi bu.


Takyon ürünler almayiniz :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, Temple Grandin yazdı:

 evrimin biyolojik olarak var olması gereken bir süreç olması gibi

Takyon ile evrim arasında en küçük benzerlik yok. Evrim kesin bir gerçektir, aksi düşünülemez bile. Takyon tümüyle hayali bir şey.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, Temple Grandin yazdı:

farklı boyutları düşününce zihin artık takyonları çağırıyor.

Tabi tabi ne demezsin! Senin zihnin eminim allahı, melekleri, cinleri, şeytanları, peygamberleri ve kitaplarını da çağırıyordur! :lol: Senin karın ağrın zaten bunları çağırmak. Takyon makyon bahane!

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, vitamin yazdı:

Saçma değil sen anlamamışsın.
Işık hızından daha hızlı hareket eden bir şey için zaman tersten akar. Dolayısıyla sebep-sonuç ilişkisi sonuç-sebep haline gelir. Burası anlaşılmışsa son kare ayrı bir anlamlı oluyor.
Takyona göre tersten bakışla evet Tanrı insanı yaratmış sonucu çıkıyor. (Yani, Tanrı'yı insan yarattının takyonca söylenişi.)

Olabilir.

Yalnız bir de şöyle bir örnek var. Mistik kişler bedenden ayrı bir ruh olduğuna, bu ruhun bizim asıl kimliğimiz olduğuna inanırlar.

Ama yobaz eski kafalı dini kişiler bu "ruh" kavramına bile inanmazlar. (Kuranda da tam olarak böyle yazmaktadır ve öyle yazdığı için benzetmeyi anlamazlar" Kuran'da "Biz o kemikleri yeniden diriltiriz" der. Bunlar da zannediyorlarki mezarda öylece buz dolabında bekler gibi bekleyeceğiz, hatta bir çeşit ev gibi olacak. son kıyamet gününde zombi gibi dirileceğiz.

- Burada çok sık gördüğüm tartışmalar açısından söylüyorum. Şimdi de takyonlar ile Tanrıyı kanıtlamaya çalışıyorsunuz. Çocukken elime öyle bir kitap bile geçmişti. Başlık "kuran mucizeleri" bir takım ayetler sayesinde mesela genin büyümesi gibi bilimsel konuları birleştirmeye çalışmış. - Saçmalık.

- Matematik / fizik / biyoloji yapıyorsan bunları yap. Hukuk / iktisat / siyaset bilimi yapıyorsan bunu yap.

Ortaçağda gelişmiş olmadığımız için, oturup manastırlarda / medreselerde din ile bilimi birleştirdik. Ama o zamanlar bilim yoktu. Kitap bile çok nadir / sihirli kabul edilen bir şeydi. Okuma yazma bilmek büyü gibi bir şeydi.

- Dİn artık sadece maneviyata, ruhsallığa ait bir şeydir. Yani oruç tutup da kendini iyi hissediyorsan, din onun için vardır.

dinin iç içe geçebileceği belki tek alan felsefedir. bu hem felsefeyi hem de dini geliştirir. Ama dine maddiyatçı yaklaşan adam, dediğim gibi, ruhu ret etmiştir. (ki tüm dinlerin mistikleri bu konu üzerinde dururlar). Biraz daha ilerletirsen, Musevilikteki gibi ölümden sonra yaşam olmadığı sonucuna bile varırsın.

 

- Bir de geçtiğimiz yüzyıldan beri, siyasal araç olan şeye dikkat etmek gerek. Adam dini kendi egosu için kullanabilecek gücü olduğunu fark etmişse, kullanır, ikinci kere düşünmez. Yani saf olmayalım.

Onuniçin Adnan hoca, Feto hoca, Cübbesiz hoca, Z.kşmiş hoca filan, bunlara zaman ayıran adama üzülüyorum. Okulda ya da ailenizden benim bu dediklerimi 100 kere öğrenmiş olmanız gerekir.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hadi diyelim takyondan yapılı bir varlık var. Bu varlık ışıktan hızlı bir şekilde gidiyor veya evren ondan ışık hızının üzerinde uzaklaşıyor. Eee, bunun evrene nasıl bir etkisi olacak? Bu evreni yarattıysa, bir tavuk düşünün, yumurta arkasından ışıktan hızlı fırlıyor ve ışıktan hızlı uzaklaşıyor veya tavuk yumurtlar yumurtlamaz ışıktan hızlı uçuyor, farketmez. Eee? :D

Bu galiba deizmi destekleyen bir argüman olsa gerek. Evreni yaratıp ışıktan hızlı kaçan bir tanrı! :lol:

Ya da çoklu evrenler kuramı nihayet kanıtlandı! :D Evrenleri takyondan yapılı bir tavuk yumurtlayıp yumurtlayıp kaçıyormuş! :lol:

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
33 dakika önce, democrossian yazdı:

Hadi diyelim takyondan yapılı bir varlık var. Bu varlık ışıktan hızlı bir şekilde gidiyor veya evren ondan ışık hızının üzerinde uzaklaşıyor. Eee, bunun evrene nasıl bir etkisi olacak? Bu evreni yarattıysa, bir tavuk düşünün, yumurta arkasından ışıktan hızlı fırlıyor ve ışıktan hızlı uzaklaşıyor veya tavuk yumurtlar yumurtlamaz ışıktan hızlı uçuyor, farketmez. Eee? :D

Bu galiba deizmi destekleyen bir argüman olsa gerek. Evreni yaratıp ışıktan hızlı kaçan bir tanrı! :lol:

Ya da çoklu evrenler kuramı nihayet kanıtlandı! :D Evrenleri takyondan yapılı bir tavuk yumurtlayıp yumurtlayıp kaçıyormuş! :lol:

yumurtalar tavuğun içine girer zaman ters akınca :)

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Milyarlara ulaşmış din diyorsun da,o inananların hemen hemen hepsi atalarının yolundan giden,atalarının dini islamı seçen insanlar.İslam da her din gibi atalar dini olmaktan kurtulamamıştır.İslama bugün bu kadar inanan kişi varsa,islam bunu atalarının yolundan giden insanlara borçlu.

Bozma,bozulmaya gelince.Ali ve Fatma islamın egemen olduğu,toplumsal yaşamın islama göre yapılandırıldığı bir düzende doğdu,kurana göre,islami kurallara göre yönetti,yönetildi,bizim dinimiz hak dindir,bozulmamıştır dediler,müslüman olarak öldüler.

Peki bu Ali ve Fatma kurmaca evrenlerde,başka dinlerin egemen olduğu toplumlarda,farklı koşullarda dünyaya gelseydi,yine aynı şeyi düşüneceklermiydi,bizim dinimiz doğrudur,diğer dinler bozulmuş diyen Ali ve Fatma ya başka evrenlerde,aynı şeyi düşünmüyorlarsa,ya azılı bir islam karşıtı olarak,müslüman olarak ölmüyorlarsa ve cehenneme gidiyorlarsa.

Anlayacağın bugün müslüman olarak ölen bir kişi,kurmaca evrenlerde,farklı koşullarda doğmuş olsa,müslüman olmayacak,başka bir dine inanarak,müslüman olmadan ölebilecekti.Bir de bu Ali ve Fatmalardan milyarlarca var.Milyarlarca kişiyi kurmaca evrenlerde,farklı koşullarda sınayın bakalım,bugün islam hak dindir diyenler,o evrenlerde ne diyecekler,islam hakkında ne düşünecekler.Ayrıca bu düşünce Tanrısal bir sınav savını da temelden yıkıyor.Atalarının seçimlerinin sınav sonucunu belirleyebildiği yerde,Tanrısal bir sınav olmaz.Olsa da adaletli olmaz.Atalarının seçimlerinin sınav sonucunu belirleyebildiği,nereye gidip gitmeyeceğini belirleyebildiği yerde,adaletli Allah kendini yok etmiş olur,çünkü Allah adaletsiz olmaktan kurtulamaz.Allah adaletsiz olmaktan kurtulamıyorsa da,İslam temelden çöker.

Bir de şu var.İslam da atalar dini olmaktan kurtulamamıştır demiştik.Şimdi bu atalarının yolundan gidip,müslüman olan milyarlarca kişi bizim dinimiz doğrudur,bozulmamıştır,hak dindir diyor.Bu onların kendi düşüncesi değil ki.Bu insanların beyinleri atalarının öğretileri tarafından biçimlenmiş,yapılandırılmış,bu kişiler bağımlılık yapan,yaşama anlam katan kutsal uyuşturucu islama bağımlı olmuş.Şimdi soru şu,atalarının dini islama inananların,islama bağımlı olanların,islamı yaşamın anlamını kaybedip,boşluğa düşme korkusu nedeniyle savunanların,islam konusundaki sözlerinin bir değeri var mıdır?Bu kişinin islamı kaybedip,boşluğa düşme,kutsal uyuşturucusunu kaybetme korkusu var.Bu korku tarafından ele geçirilen bir beyin bize islam konusunda doğru söylemez ki,bizi yanıltır,eğer büker,gerçek islam bu değil der,islamdaki,kurandaki saçmalıklara,mantıksızlara,tutarsızlıklara,çelişkilere göz yumar,çünkü kutsal uyuşturucu bağımlısı,kutsal uyuşturucuyu kaybetme korkusu yaşıyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu tanrılar, gönderilen kitaplar ve düzen hepsi insan zihninin yansımalarıdır. İnsanlar zihinsel açıdan düzensizliğe gidebilirler, yada yönetimsel açıdan bu düzensizlik içinde bir düzene. Anlatılan bu konu daha henüz bilimin cevabını veremediği bir konudur. İnsan zihni takyon yada ışıktan daha fazla açıklamaya ihtiyaç  duyuyor bu yüzyılda. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Satanizm, bir de avrupadaki hipnoz yöntemleri filan kullanan bir takım insan ürünü inançlar, Kore'deki Moon tarikatı gibi, yine tamamen insan eliyle yapılmış dinler hariç, tüm dinlerin bence çok sağlam temelleri vardır.

Biraz da Çinlilerden bahsedelim. Orada Tao'culuk ve konfüçyüsçülük var. 4-4'lük atalar dinidir. Yine de alıp okuduğunuzda, Kuran'a, Eski ve Yeni Ahit'e benzeyen metinler var. Tao-te-Ching küçücük bir kitaptır. Ama ben okuyunca bir şey anlamadım. Dini metinlerin hepsinde bu var. En açık yazılanlar eski ve yeni ahittir. bunlarda da hikayelerin anlamı, orada ne söylenmek istendiği konusunda konuşmalar bitmiyor. Dine inanıp da kiliseye gidiyorsanız, her pazar yepyeni bir şeyler öğrenirsiniz, 500 sene yaşayıp her hafta kiliseye gitseniz bu böyle olmaya devam eder.

- Mistik olanı dünyevi hale getirmeye veya dünyevi olanı mistik hale getirmeye yönelik belki de mantıklı çaba parapsikoloji alanıdır. Onda da şu çay falı baktı, şu kahve falı baktı, Jupiterin Satürne etkisi derken kafayı yer gidersiniz.

Sonuç: Baltayla ekmeye tereyağı sürmezsin, kahvaltı bıçağıyla da odun kesmeye gitmezsin. Bu kadar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hasan atalarının dinine uydu,şeriatla,islamla yönetilen,islamın egemen olduğu,toplumsal yaşamın islama göre yapılandırıldığı bir düzende, bir toplumda,ortamda doğdu,müslüman olarak yaşadı,müslüman olarak öldü,cennete gitti.

Jimmy hristiyanlığın egemen olduğu bir toplumda,ortamda doğdu,atalarının dinine uydu,islami kurallarla yönetmedi,yönetilmedi,hristiyan olarak yaşadı,müslüman olmadan öldü,cehenneme gitti.

Aalam hinduizmin egemen olduğu bir toplumda,ortamda doğdu,atalarının dinine uydu,islami kuralarla yönetmedi,yönetilmedi,hindu olarak yaşadı,müslüman olmadan öldü,cehenneme gitti.

ChuanXiong,budizmin egemen olduğu bir toplumda,ortamda doğdu,atalarının dinine uydu,islami kurallarla yönetmedi,yönetilmedi,budist olarak yaşadı,müslüman olmadan öldü,cehenneme gitti.

Abraham,museviliğin egemen olduğu bir toplumda,ortamda doğdu,atalarının dinine uydu,islami kurallarla yönetmedi,yönetilmedi,musevi olarak yaşadı,müslüman olmadan öldü,cehenneme gitti.

Hepsi atalarının dinine uydu,atalarının dinine inanarak öldü,aralarında ne fark var?Yok,ama Hasan atadan şanslı,atadan torpilli,bir cennet gülü,çünkü sözüm ona ataları hak din olan islamı yüzyıllar önce seçmiş, islamı kuşaktan kuşağa aktarmıştı.

Atalarının seçimlerinin,içine doğduğun ortamın,koşulların sınav sonucunu,nereye gidip gitmeyeceğini belirleyebildiği yerde,bir düzende,inanıp inanmama konusunda yapılan Tanrısal bir sınav ve adaletli bir Tanrı.Nasıl oluyor bu?Dinler yapıları gereği,bir kültür değeri olarak atalar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılmaktan kurtulamıyorken,dinin kendisi yapısal olarak sıkıntılıyken,atalarının seçimleri sınav sonucunu,nereye gidip gitmeyeceğini belirleyebiliyorken,müslümanlar inanıp inanmama konusunda,Allah adlı bir Tanrının sınav yaptığını söylüyorlar.Dahası,adaletsizlik olmaktan kaçamayan Allah adlı bu Tanrının adaletli olduğunu söylüyorlar.

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...