Jump to content
Ateistforum

Bir Tanrının varlığının veya yokluğunun anlamı nedir?


Recommended Posts

13 minutes ago, Xargoth said:

 

Verdiğin cevapların istisnasız tamamı subjektif ve dogmatik. Ben öyle diyorum, o zaman öyle kabul edeceksin tadında. Ne bir örnek, ne bir kaynak var. 

 

Ayrıca, bildiklerini de yanlış biliyorsun, Dalganın boyu ölçüldüğünde genişliği, genişliği ölçüldüğünde boyu bilinemez demek istiyorsun. 

 

Ki bu da yanlış, elektron spin yönü dikey ölçüldüğünde yatay, yatay ölçüldüğünde dikey olarak ölçülemez. İlk ölçüm ikinci ölçüm sonucunu bozmuştur çünkü.

 

Ve son olarak, bütün bunların konumuz ile bir alakası da yok, ne yazık ki.

 

 

 

Neyse şuan beni anlamıyorsun daha sonra anlayacağımızı umuyorum senin verdiğin ,kanıt diye sunduğun deneyde de bir etki tepki söz konusı ama tabi bunu kabul etmek sana zor geliyor o başka. Bunları çok eskiden zaten konuştuk eski postlar köşelerde duruyor. 

 

 

Ben sana fizik yasaları gereği özgür olmadığını söylüyorum .sana diyorum ki her hareketin etki tepki yasasının bir sebebi beni anliyormusun?

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 114
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

2 hours ago, Xargoth said:

 

 

Merhaba,

 

Bu cümlede neden bahsettiğin anlaşılmıyor. Açarsan, duruşunu anlayarak doğru cevap verebilirim.

 

Ayrıca, etki - tepki yasasına uymayan durumlar deneyler ile kanıtlanmıştır. "Delayed Choice Quantum Eraser" deneyi olarak geçer. Araştırabilirsin.

 

Kısacası, parçacıklar bir ekrana çarpmadan önce, gelecekte bir detektör tarafından algılanıp algılanmayacaklarını bilir, ve dalga veya parçacık davranışını gelecekteki bu duruma göre belirler.

 

 

Bu da eskiden yaptığımız yorumlardan benim açıklamamın neredeyse aynisi olan makale.

 

 

 

Bir cisim aynı zamanda bir dalga olamaz. Buna göre, cismi olan elektronların dalgası olamaz. Ne var ki, elektron dalgaları olduğu ortaya çıkarıldı ve fizikçiler önce ne diyeceklerini şaşırdılar. Sonra, dalga-parçacık ikililiğinden söz ettiler. Açıklamalarına bakılırsa, elektronlar duruma göre dalga ya da parçacık özelliği gösterebiliyorlardı. Danimarkalı Niels Bohr bu konuda bir adım daha ileir gitti ve ?bütünleme ilkesi?ni ortaya koydu. Bu ilkeye göre, dalgalar ve parçacıklar birbirinin zıddı değildir; tam tersine, birbirini bütünlerler. Bundan dolayı bir elektron bazen bir dalga bazen bir parçacık özelliği gösterebilir ama; her iki özelliği aynı anda gösteremez.

Bohrn elektronların aslında bir dalga mı, yoksa parçacık mı olduğu sorusunu mantıksız bulmaktaydı. Gerekçesi şuydu: Bir elektron hakkında bir şey öğrenmek isteyen kimse, onu gözlemlemek zorundadır. Gözlem yapmak demek, ölçüm yapmak demektir. O halde elektronun dalga olup olmaması, yapılan deneye bağımlı kalacaktır.

Bohrn?un düşüncesi, ilk defa 19. yüzyılın başlangıcında Thomas Young adlı İngiliz fizikçinin yapmış olduğu bir deneyi yeniden gün ışığına çıkardı. Young bu deneyi ışık ışınları ile yapmıştı ama, bu deney kolayca elektronlarla da tekrarlanabilir. Young, deneyinde ışığı iki dar aralıktan geçirmişti. Bunun üzerine arkalarındaki duvarda bugün girişim çizgileri dediğimiz bir sıra aydınlık ve karanlık çizginin belirdiğini gördü. Young?un deneyinde bu şekilde ortaya çıkan çizğiler, ışığın dalga özelliğini açıkça kanıtlamaktadır. İki dalga birbiriyle karşılaşır ve kesişirse, her zaman girişim ortaya çıkar. Dalga doruğu ile dalga doruğu karşılaşırsa, dalga zayıflar ya da yok olur; yani karanlık meydana gelir.

Daha önce Josephson etkisini anlattığımız zaman girişim olayından söz etmiştik. Nitekim Young deneyinde de sağ ve sol aralıktan geçen ışık dalgaları üst-üste gelmekte ve dönüşümlü olarak birbirini kuvvetlendirmekte ya da zayıflatmaktadır.

Şimdiye kadar anlattığımız her şey normaldir ve iyi bilinmektedir. Ancak şimdi ışığı bir parçacık (foton) akımı olarak ele alırsak, garip bir çelişki ile karşılaşırız. Işığı, aralıklardan her defasında sadece bir foton geçecek kadar karartmak mümkündür. Şimdi, uzun bir süre içinde elde edilen sonuçları, örneğin, fotonların bir fotoğraf plakasını karartmasını sağlayarak kaydedersek, tuhaf bir şey görürüz: Fotoğraf plakasında girişim olayını gösteren noktacıklar meydana gelmiştir.Çelişki bunun neresinde? Cevap: Tek bir foton sadece tek bir aralıktan geçebilir, her ikisinden birden değil! Girişim motiflerini açıklamak içinse her iki aralığın varlığı gerekir. Bir foton davranışını, nasıl içinden geçmemiş olduğu aralığın durumunu ?bilip? belirleyebiliyor?

Bohr, bu soruya da bir cevap buldu. Cevap, insanın gözlemci olarak rolü ile ilişkiliydi. Bohr?a göre, girişim motifini bozmadan belirli bir fotonun hangi aralıktan geçtiğini öğrenmemize olanak yoktu. Diyelim ki, biri fotonun yolunu öğrenmek istesin. O taktirde yaptığı gözlemle sistemi etkileyecek ve motifi bozacaktır. Sonuçta girişim çizgileri ortadan kaybolacak ve sadece birbiriyle üst üste gelen parlak noktacıklar kalacaktır. Başka türlü söylersek; örneğin uzayda belirli bir yol izleyen fotonların parçacık özelliğini gözleyen bir kimse, onların dalga özelliğini fark edemeyecektir. Tersine, eğer fotonun izlediği yol ile uğraşmazsak, o taktirde girişim çizğileri ile ortaya çıkan dalga özelliğini gözleyebiliriz. Bohr?un düşüncesine göre; burada tek bir deney değil, birbirini bütünleyen iki deney sözkonusudur. Deneyin biri parçacıkları, diğeri ise dalgaları ortaya çıkarmaktadır.

Kısa bir süre önce, Teksas?taki Austin Üniversitesi?nden fizikçi John Wheeler bu garip açıklamaya daha da şaşırtıcı bir nokta ekledi. Wheeler, dalganın mı yoksa parçacığın mı gözleneceği seçiminin, foton ya da elektron aralıklar düzeninden geçtikten sonra yapılması gerektiğini belirtmektedir.. Wheeler?in gösterdiği gibi, ya projeksiyon ekranından aralığa doğru, yani tersine bakarak ışığın hangi aralıktan geçmiş olduğunu tespit etmek, ya da buna bakmaksızın girişim motifinin oluşumunu sağlamak seçimimiz vardır. Bunun anlamı şudur: Araştırmacı verdiği kararla, aralıktan bir dalga mı yoksa ışın mı geçeceğini ?sonradan? etkileyebilmektedir!

Fizikçiler, bu deney düzenine ?geçikmiş seçim deneyi? adını vermektedirler. Bu deney, dalga ?parçacık ikiliğinin insana pek tekin görünmeyen bazı özelliklerini ortaya koyuyor: Burada deneyi yapan sanki geçmişi etkileyebiliyormuş gibi görünmektedir.

Kuvantum teorisinde ortaya çıkan bu gibi etkiler, mistik eğilimleri olan kimseler tarafından bütün olağan dışı olayları açıklamada kullanılmak istenmiştir. Durumu açıklığa kavuşturmak için hemen söyleyelim ki, bu gecikmiş seçim düzeni öyle geçmişe mesajlar göndermek üzere kullanılamaz. Deneyi yapan kimse geçmişi değiştirmemekte, sadece bir seçim almasında etken olmaktadır.

Doğrulanmış olan deney, gözlemcinin, kuvantum düzeyinde gerçeğin ne olduğunun belirlenmesinde temel bir rol oynadığıdır. Bu durum fizikçilerle filozofları her zaman şaşırmıştır. Şu soruyu sormamız gerekmektedir: Bir kimse bir elektron ya da fotonu gözlediği zaman ne olmaktadır? Daha önce gördüğümüz gibi, dalga özelliği, insan gibi büyük cisimlerde normal olarak tamamen önemsizdir. Yine de; kuvantum düzeyinde yapılan ölçümde ne ölçüm aletinin, ne insanın dalga özelliklerinin gözardı edilemeyeceğini sanıyoruz.

Bilim burada çok zor bir proplemle karşı karşıyadır. Bilgisayarların gelişimine önemli katkısı olan Amerikalı matematikçi John von Neumann, bunu çözümlemek için bir model geliştirdi.

Bu modelde kuvantum parçacıkları, ölçüm aleti ve gözlemci, tek ve bölünmez bir kuvantum sistemi olarak ele alınıyor. Anılan sistem bir bütün olarak Avusturalyalı Schrödinger?in daha önce anlattığımız dalga denklemine uymaktadır. Neumann bununla insan vucudu boyutlarındaki bir sistem de olsa ve dalga boyunun küçüklüğü yüzünden gözlenemese bile, dalga girişiminin etkilerini araştırmak istiyordu. Von Neumann?ın vardığı sonuçlar bizi kaygılandırmıştır: Gözlemcinin dalga özellikleri; nicelik (miktar ve güç) açısından kuşkusuz çok küçük değerler taşımakla birlikte, temel bir rol oynamaktadır. Eğer gözlemcinin sonuçlarını doğrulukla belirleyeceksek, bunları görmezlikten gelemeyiz.

Bir çok fizikçiler büyük sistemlere dalga özellikleri tanınmasından rahatsız olmaktadır. Bunun nedeni şudur: Hayattaki çok değişik durumları karşılayan iki değişik dalga biçimi düşünülebilir. Bu dalga biçimleri birbirleriyle kesişip birbirlerini etkileyebilirler. Bu olanaklar konusunda bir örneği, bizzat dalga denklemlerinin kurucusu Schrödinger vermiştir. Bu, bir sandık ya da kutu içinde bulunduğu varsayılan bir kediyle yapılan ?düşünce yürütme? deneyidir. Kutuda kediyle birlikte bir potasyum siyanür şişesi ve vurmaya hazır bir çekiç bulunmaktadır. Kutuda ayrıca bir parça radyoaktif madde yer almakta olup, hiç kimse bu maddenin ne zaman alfa parçacıkları yayınlayacağını kesinlikle bilmemektedir. Parçacıklar yayınlandığı zaman çekiç şişeye vuracak, şişe parçalanacak ve çıkan gaz kediyi öldürecektir.

Düşüncemizde yürüttüğümüz bu deneyi, çok insanlık dışı olmakla birlikte, buraya kadar hayatta da gerçekleştirebiliriz. Şimdi işin içine dalgalar girerse, bir çelişki ile karşılaşırız: Belirli bir anda, alfa parçacığına ilişkin dalganın bir bölümünün ?tünel? açarak atom çekirdeğinden ayrılmış olduğunu, bir bölümünün de hala çekirdekte bulunduğunu düşünebiliriz. Eğer kediyi dalga olarak ele alırsak, o taktirde dalga motifi kısmen canlı bir kediye, kısmende ölü bir kediye ait birer dalgadan oluşacaktır. Her iki dalga girişim yapacak ve hayali zorlayan bu geçiş safhasında kedi ne ölü, ne de canlı olacaktır.

Bilimsel tartışmalarda henüz böyle çelişkili durumların uzlaştırılması sağlanamamıştır. Bazı fizikçilere göre durum şu şekilde yorumlanmalıdır: Evren, birbiriyle yan yana varolan iki gerçekliğe bölünmektedir. Bunlardan birinde canlı kedi, ötekisinde ise ölü kedi bulunuyor. Başka fizikçiler ise şöyle bir çıkış yolu teklif etmişlerdir: Kuvantum dalgaları bir kedi ya da insanın vucuduna uygulanabilir ama, ruh konusunda geçersizdirler.

Üçüncü bir düşünceye göre dalgalar, tek başına alfa parçacıkları ve kediler hakkında değil, olsa olsa özdeş sistem dizileri hakkında bilgi verebilirler. Bu yüzden kedi bazı hallerde canlı, bazı hallerde ölü olabilir.

Sorunun doğru cevabı ne olursa olsun, açıkca görülen şudur: Maddenin dalga özelliği bir gerçektir ve büyük cisimlerin, özellikle akıl sahibi gözlemcilerin dalga özelliklerini dikkate alırsak; gerçeğin ne olduğu ve gözlemciyle dış dünya arasındaki bağlantı konusunda zor proplemlerle karşılaşırız. Elbette kediyle yaptığımız düşünce yürütme deneyi, madde dalgalarının çelişkili yönlerini göstermek üzere öncelikle böyle düzenlenmiştir. Ancak bir atom çekirdeği bir alfa parçacığını açığa çıkardığı zaman, her defasında tam bunun gibi bir olay meydana gelmektedir.

.........................

Bilim ve Teknik dergisi / Ağustos 1987-Çeviri: Dr. Ergin KORUR

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Bunlardan birinde canlı kedi, ötekisinde ise ölü kedi bulunuyor. Başka fizikçiler ise şöyle bir çıkış yolu teklif etmişlerdir: Kuvantum dalgaları bir kedi ya da insanın vucuduna uygulanabilir ama, ruh konusunda geçersizdirler.

 

Bu cümle geri kalan söylenen herşeyin saçmalık olduğunu anlaman için yeterli olmalıydı diye düşünüyorum. Tabi bilimsel tarihten yapılan çevirileri kastetmiyorum. Yorumun girdiği her noktada saçmalanmış ve bilimden uzaklaşılmış.

 

Ayrıca, burada senin pozisyonunu güçlendirecek tek bir cümle yok, var ise lütfen alıntılayarak açıklayabilir misin?

 

Birde yazının yazıldığı dönemde Türkiye de iki adet bilgisayar vardı. Biri Genelkurmay, biri de ODTÜ de yanlış hatırlamıyorsam. Ne kadar eski bir makale olduğunu belirtmek açısından.

tarihinde Xargoth tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Xargoth said:

 

Bu cümle geri kalan söylenen herşeyin saçmalık olduğunu anlaman için yeterli olmalıydı diye düşünüyorum. Tabi bilimsel tarihten yapılan çevirileri kastetmiyorum. Yorumun girdiği her noktada saçmalanmış ve bilimden uzaklaşılmış.

 

Ayrıca, burada senin pozisyonunu güçlendirecek tek bir cümle yok, var ise lütfen alıntılayarak açıklayabilir misin?

 

Birde yazının yazıldığı dönemde Türkiye de iki adet bilgisayar vardı. Biri Genelkurmay, biri de ODTÜ de yanlış hatırlamıyorsam. Ne kadar eski bir makale olduğunu belirtmek açısından.

Hahahaha gecikmiş seçilim deneyi de 2017 de yapıldı zaten. Her neyse .

Bu yazı hatta yapilan deneyler dahi etki olmadan bir durum bilinemeyecegini ifade eder kuantum mekaniğinde ise etki durumunda dalganın konumunu belirlerken momentumunu degistirdiginizi ifade eder.

Tıpkı schrödingerin kedisini öldürmek gibi .

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Hahahaha gecikmiş seçilim deneyi de 2017 de yapıldı zaten. Her neyse .

Bu yazı hatta yapilan deneyler dahi etki olmadan bir durum bilinemeyecegini ifade eder kuantum mekaniğinde ise etki durumunda dalganın konumunu belirlerken momentumunu degistirdiginizi ifade eder.

Tıpkı schrödingerin kedisini öldürmek gibi .

 

Eğer böyle mutluysan, öyle olsun, ne diyeyim..

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Fizik kanunlarına gore etkiye tepki veren bir biyolojik robotuz,özgür değiliz .

 

Özgür olmayan bu robotu bir oyuncağa benzetelim. Her hareketini oyuncaklarıyla oynayan çocuğun belirlediği bir oyuncak olsun 

 

Bu oyuncak için çocuğun var veya yok olmasının anlamı nedir? 

Bu çocuğun varlığına veya yokluğuna inanmak ne ifade eder ?

 

 

Çocuk robot ile iletişim halinde değilse robotun çocuğu bilmesi ile bilmemesinin anlamı yoktur.
 

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

 

1- Fizik kanunlarına göre, ve deterministik bir yaklaşım ile böyle olduğu söylenebilir. Ancak özgürlük, matematiksel olarak hesaplayabilmenin bittiği yerde başlar. Bir insanın davranışlarını o insanın yaşadıklarını, o gün aldığı kimyasalları, vücuduna nüfus etmiş bir bakteriyi bilmeden nasıl hesaplayabilirsin?

 

2- İkinci satırın iletinin geneline ne kattığını anlamadım. (İkinci satırın ne kattığını, cevabımı okuduktan sonra anladım, ama pek orjinal iletinin avantajına olmamış.)

 

3- Düşünce deneyinin varsayımlarına göre;

 

- Çocuk olmaz ise, oyuncak olmaz. Varlığı çocuğa bağlıdır, hareketleri çocuğa bağlıdır.

- Çocuğun varlığına veya yokluğuna inanmak birşey ifade etmez. Tekrar etmek gerekirse oyuncağın hareketleri çocuğa bağlıdır. Çocuğu ekstra memnun edecek birşey yapma kabiliyetinde değildir.

 

--

 

Bir yere varmak istediğini tahmin ediyorum. Ancak ilk varsayımları daha detaylı planlamalısın. Mantık yürüterek yukarıdaki sonuçlar çıktı çünkü.

 

 Buna cevap verseydin de, orjinal iletiyi tartışsaydık keşke.. Ne dersin? Bence çok geç değil..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tamam işte o zaman ateistim diye sahtekarlık yapmayacaksın. Agnostikim diyeceksin. Bu agnostik söylemi... Tipik bir agnostik işte budur. Oyuncak için çocuğun varlığı veya yokluğu fark etmez. Agnostiğin tipik söylemi... Budur işte. Kavramları niye yerinden kaydırıyor ateistim filan diye iddia ediyorsunuz.

 

Şu forumda kavramları doğru düzgün yerine oturtmak, yanlış kullanımlarını önlemek için gösterdiğim çaba, Müslümlerle uğraşmaktan fazla. Müslümü mat etmek su içmekten kolay. Ama kavramların yerinden kaydırılmasını, yanlış kullanımını önlemek çok çaba istiyor.

 

Ateistim der, agnostik çıkar. Deistim der, Müslüm çıkar. Agnostikim der, deist çıkar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Tamam işte o zaman ateistim diye sahtekarlık yapmayacaksın. Agnostikim diyeceksin. Bu agnostik söylemi... Tipik bir agnostik işte budur. Oyuncak için çocuğun varlığı veya yokluğu fark etmez. Agnostiğin tipik söylemi... Budur işte. Kavramları niye yerinden kaydırıyor ateistim filan diye iddia ediyorsunuz.

 

Şu forumda kavramları doğru düzgün yerine oturtmak, yanlış kullanımlarını önlemek için gösterdiğim çaba, Müslümlerle uğraşmaktan fazla. Müslümü mat etmek su içmekten kolay. Ama kavramların yerinden kaydırılmasını, yanlış kullanımını önlemek çok çaba istiyor.

 

Ateistim der, agnostik çıkar. Deistim der, Müslüm çıkar. Agnostikim der, deist çıkar.

 

Bence verdiğim cevabı yerterince dikkatli okumamışsın. Yanlış sonuçlara ulaşmana sebep oluyor.

 

Bazı varsayımlar ortaya konulmuş. Bunlara istinaden cevaplar beklenmiş.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 01.06.2017 at 21:32, Xargoth said:

 

Teflon, cevap veremedim, ben basit bir adamım..

 

Ne demek istediğini anlaşılır ve basit bir şekilde paylaşırsan, tartışmaya katılmayı isterim, ancak şu an yorgunum ve decrpytion işlemleri ile uğraşamayacağım.

 

Ben de neyi anlamadığını anlamadım?

Gayet açık olduğunu zannediyorum.

Senin anlamıyor olman "anlaşılır olmadığı" anlamına gelmiyor.

O yüzden fazlasını yazmaya gerek yok.

Dekripşını ister yazıya yap, ister kendi zihnine.

Sonrasına bakarız..

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.06.2017 at 12:28, vitamin said:

 

Kolumu kaldırmak istiyorum ve hop kaldırıyorum. Özgür değilsem bunu nasıl yapabiliyorum?

Olay bu kadar basit aslında. Karmaşıklaştırmaya gerek yok.

 

Değil mi ya? Ne gerek(!) var bu konuya ilişkin yapılmış onca deneye meneye..

 

On 02.06.2017 at 12:46, strong said:

Aynen katılıyorum.

 

Özgür irade ne demektir?

 

''kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser­gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın­da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı­zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle­me neden olan eylemi başlatabilen yetidir.''

 

Kısacası laf salatası yapmaya gerek yok.

 

Üstteki ifade burası için de geçerli.

 

Zaten bu tanım sorunlu..compatibilist tanım..

Arzu ve niyetlerin ne kadar kontrol altında ve belirlenebilir ki, sonrasının bir önemi olsun?

Sonrası öncesinin uşağı işte, tabii ki kararlı olacak. Aksi takdirde "vay arkadaş" derdik belki..

Dünya kupası finalinde maradonuna'nın penaltıyı atmayı istememesi mümkün mü? Ya dai istememeyi irade etmesi?

Tabi kararlı olacak, hem de eşşekler gibi.

 

Eyleme neden olan eylemi başlatabilen yeti..neresinden itibaren başlatabiliyorsun bu mereti hele?

Silsileyi yokluktan sen mi başlatıyorsun?

Arzularını mı belirliyorsun? Hayır. Onlar seni belirliyor.

Kontrol altında mı tutuyorsun? Aslen mücadele ediyorsun.

 

Laf salatası addedilen bir şey üzerine lakırdı etmeye gerek yok zaten.

Özgür irade mevzusunun laf salatası olduğunu bilim dünyasına ilan edelim, herkes rahatlasın. Bunca saflık yeter değil mi ama?

tarihinde teflon tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sebep : Üzerine su döküldü.

 

Sonuç : Peçete ile üzerini temizledin.

 

Soru : Önünde 4 farklı peçete eşit aralıklarla ve eline eşit mesafelerde duruyor. Hangi peçeteyi seçtiğin sebebe bağlı mı? Sebep ile ilişkisi ne kadar geriye gidiyor? Hangi deneyiminden dolayı hangi peçeteyi seçtiğini kim nasıl bilebilir veya hesaplayabilir?

tarihinde Xargoth tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Eyleme neden olan eylemi başlatabilen yeti..neresinden itibaren başlatabiliyorsun bu mereti hele?

Silsileyi yokluktan sen mi başlatıyorsun?

Arzularını mı belirliyorsun? Hayır. Onlar seni belirliyor.

Kontrol altında mı tutuyorsun? Aslen mücadele ediyorsun.

 

Laf salatası addedilen bir şey üzerine lakırdı etmeye gerek yok zaten.

Özgür irade mevzusunun laf salatası olduğunu bilim dünyasına ilan edelim, herkes rahatlasın. Bunca saflık yeter değil mi ama?

Nedensellik de aynı şekilde laf salatasıdır. Bir açıklama değildir.

Nereden başlatıyorsun nedenselliği? Ondan öncesi neden değil mi?
B olayının nedeni A olayıdır demek evrenin geri kalanını dışlamak demektir. Yani, evren var olmadan A olayı B olayının nedeni olabilir demektir. Nedensellik o nedenle sakattır.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Sebep : Üzerine su döküldü.

 

Sonuç : Peçete ile üzerini temizledin.

 

Soru : Önünde 4 farklı peçete eşit aralıklarla ve eline eşit mesafelerde duruyor. Hangi peçeteyi seçtiğin sebebe bağlı mı? Sebep ile ilişkisi ne kadar geriye gidiyor? Hangi deneyiminden dolayı hangi peçeteyi seçtiğini kim nasıl bilebilir veya hesaplayabilir?

 

Bunlar tartışıldı ve tam 29 sayfa yazı yazıldı. Kimse aynı şeyleri tekrar yazmak istemez. 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

 

Bunlar tartışıldı ve tam 29 sayfa yazı yazıldı. Kimse aynı şeyleri tekrar yazmak istemez. 

 

 

 

Şimdi arkadaşım, kusura bakma ama dayanamadım. Mal mısın? İstemiyorsan tartışma, determinist olduğundan dolayı ben birşey söylediğimde cevap verme ihtiyacı duyuyorsan.

 

Bunu da kendi küçük şizofrenik dünyanda ki sebep sonuç ilişkisine bağlıyorsan, o senin problemin. Tartışmak isteyen cevabını yazıyor. İstemeyen yazmıyor zaten. Burası da bir forum ansiklopedi değil. Anlaştık mı?

 

Hadi canım, bak bende cehalet karşısında gerekirse kendimi tutamıyorum demek ki. Oluyor böyle şeyler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Birde anlaşılması açısından, arkadaş diyor ki; git forumda bugüne kadar gönderilmiş 1.000.000 üstündeki iletileri baştan sona oku, hepsini yut sonra gel buraya yaz. 

 

Artık faşist mi dersin, elitist mi dersin, bu adamı nereye koyarsın bilemiyorum.

 

İsteyen bırakın okumayı 1 milyona kadar sesli saymayı deneyebilir. Yaklaşık bir yıl civarı vaktinizi alacaktır...

tarihinde Xargoth tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Xargoth said:

Birde anlaşılması açısından, arkadaş diyor ki; git forumda bugüne kadar gönderilmiş 1.000.000 üstündeki iletileri baştan sona oku, hepsini yut sonra gel buraya yaz. 

 

Artık faşist mi dersin, elitist mi dersin, bu adamı nereye koyarsın bilemiyorum.

 

İsteyen bırakın okumayı 1 milyona kadar sesli saymayı deneyebilir. Yaklaşık bir yıl civarı vaktinizi alacaktır...

Gereksiz sert çıkışların var sakin olmalısın. Hormonlarını kontrol altına al .

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Gereksiz sert çıkışların var sakin olmalısın. Hormonlarını kontrol altına al .

Arkadaşım, şu konu içerisinde tamamen boş, kaynaksız ve anlamsız iletiler attın.

 

ondan sonra kaltın binlerce yıllık determinizm ve indeterminizm tartışmasının burada bir sonuca bağlanmış gibi tartışılıp bittiğini ima ettin.. bu konuda eklenecek birşey olmadığını ima ettin..

 

Burada ortaya çıkan zorluğu göremiyor olman üzücü, kalkmış bana sakin ol diyorsun..

 

 Bana yardımcı olabilirse biri, sivillikten uzaklaşmak hoş değil.. bu adamın tamamen boş ve gereksiz iletilerini görmeme şansım var mı bu forumda? Müteşekkir olurum

Link to post
Sitelerde Paylaş
 

..........

 

Yok hakaret etmiyim etmiyim diyorum ama bakalım ne kadar dayabilecem. Sen gel aynı şeyleri döndür döndür söyle. Sonra tepki yiyince hakaret et. 

 

Saygısız, şerefsizin tekisin işte, foruma dadanmış çocuksun, alınmayacaksın kardeşim.

 

Sanki dedik ki adama bütün forumu oku. Beyin zayıf, küçük olunca böyle oluyor. Git anana baban uğraşsın senle.

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 03.06.2017 at 22:05, Xargoth said:

Arkadaşım, şu konu içerisinde tamamen boş, kaynaksız ve anlamsız iletiler attın.

 

ondan sonra kaltın binlerce yıllık determinizm ve indeterminizm tartışmasının burada bir sonuca bağlanmış gibi tartışılıp bittiğini ima ettin.. bu konuda eklenecek birşey olmadığını ima ettin..

 

Burada ortaya çıkan zorluğu göremiyor olman üzücü, kalkmış bana sakin ol diyorsun..

 

 Bana yardımcı olabilirse biri, sivillikten uzaklaşmak hoş değil.. bu adamın tamamen boş ve gereksiz iletilerini görmeme şansım var mı bu forumda? Müteşekkir olurum

 

Kendi kalene golu atmis gibisin.

Hormonlarini kontrol altina al diyerek aslinda pasi gondermis, sen de sebep sonuc iliskisiyle zorunlu oldugunu aciklayarak golu yemissin(:

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...