Jump to content
Emre_1974tr

Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

Recommended Posts

Her zaman ateistlerin evrimi(tekamül), komunizmi ve de Nazismi-ırkçılığı(evrimleşmiş sarışın ırk yalanı) ruhçulardan aldığını söylüyorum.Benim yıllardır söylediğimi başkaları da söylemeye başladı:


http://www.gnostics.com/newdawn-1.html

Komunizm, ırkçılık ve evrim binlerce yıldır bu öğretinin insanlara sistemli bir şekilde aşılamaya çalıştığı temel dogmalardır. Hitler de bilinen çılgınlıklarını medyumları aracılığıyla aldığı direktifler doğrultusunda yapmış, New Age öğretisini dünyaya hakim kılmak için zalimliklerini vücuda getirmişti.

Amaçları dinleri ateizm maskesiyle ortadan kaldırdıktan sonra ruhçu öğretiyi açıkça hakim kılmak.

Ve şimdi de spiritualism ateistlere gizli yöneticilik yapmaktan sıkılmış olmalı ki açıkça onları egemenliği altına alma çalışmalarına başlamış gibi gözüküyor.


Bu öğreti değiştirilmiş İncillere ve hatta Tevrat'a bile sızmış durumda ne yazık ki.

Bir tek Kuran korunmuştur ve insanlara gerçek dini, mutluluğu ve kurtuluş yolunu kıyamete kadar sunacaktır. Bu ruhçu öğretinin tuzaklarını deşifre edip, planlarını boşa çıkartıp, insanlara umut yolunu gösterecek yine bir tek Kuran olacaktır.

*******************

Bu arada ayetlerden:

A'raf Suresi 27 Ey ademoğulları! şeytan, ana-babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, size de bir fitne musallat etmesin. Çünkü o ve kabilesi sizi, onları göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz o şeytanları, inanmayanlara dostlar yaptık.

A'raf Suresi 201 Korunup sakınanlar, kendilerine şeytandan bir görüntü/dürtü gelip dokunduğunda, hemen Allah'ı hatırlarlar. İşte o anda görülmesi gerekeni görürler.



Enfal Suresi 48 şeytan onlara, yaptıklarını süslü gösterip şöyle demişti: "Bugün size galip gelecek kimse yok, ben yanınızdayım." Fakat iki topluluk yanyana gelince iki topuğu üstüne çark edip şöyle dedi: "Ben sizden uzağım. Ben sizin görmediklerinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım. Allah'ın cezası çok şiddetlidir."

İbrahim Suresi 22 İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: "Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir sultam yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Hepsi bu. Şimdi beni kınamayı bırakın da öz benliklerinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Zalimler için acıklı bir azap öngörülmüştür."

Meryem Suresi 83 Görmedin mi biz, şeytanları inkârcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar.

Zühruf Suresi 37 Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.


Bakara Suresi 102 Süleyman'ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarını uydurdular.Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı.Ve Babil'de Harut ve Marut adlı iki melek üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysaki o iki melek, "biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma"demedikçe hiç kimseye birşey öğretmiyorlardı.İnsanlar onlardan erkekle eşinin arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı.Yemin olsun ki, onu satun alanın ahirette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Özbenliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilebilselerdi

Nisa Suresi 118 Allah o şeytana lanet etmiştir. Demişti ki o: "Senin kullarından belirli bir pay elbette alacağım."

--------------------------------------------------------------------------------

Nisa Suresi 119 "Yemin olsun, onları saptıracağım, onları kuruntulara/hurafelere/anlamını bilmeden okumaya mutlaka iteceğim. Onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredeceğim de Allah'ın yaratışını/yarattıklarını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı yandaş edinirse açık bir hüsrana kesinlikle yuvarlanmış olacaktır.


En'am Suresi 100 Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

40. Gün olur, onların hepsini bir yere toplar, sonra meleklere sorar: "Şunlar, sadece size mi kulluk/ibadet ediyorlardı?"

41. Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Velî'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi

*******************************


Eski bir iletimde şöyle demişim:

Günümüzde gündemde olan iki konuyla ayrıca tekrar taraftar kazanmaya başlamıştır ruhçuluk.

Bunlardan biri alternatif tıp,diğeri de ufolar meselesidir.

Aslında bu iki konunun bu öğretiyle doğrudan bir ilişkisi yok.Ama ruhçu öğreti bu konuları sahiplendiğinden,bu alanlardaki ispatlar sanki ruhçuların inançlarını ispatlıyor bir görüntü oluşturuyor ve böylelikle gün geçtikçe inanırlarını arttırıyor.

Alternatif tıp adı verilen şey aslında binlerce yıldır uygulanmakta olan,geleneksel doğal tedavi ve korunma yöntemlerine verilen addır.Bunların arasında akupunturdan tutun da bitkisel kür ve tedavilere,ayurvedaya kadar bütün geleneksel yöntemler yer alır.

Günümüzde bu doğal yöntemler bilimin merceğe altına girmiştir.Artık hastalıkların tedavisinin tabiatta var olduğu kabul edilmiş ve alternatif tıp bilimin süzgecinden geçirilmeye başlanmıştır.

Bunun sonucunda özellikle bitkisel tedaviler ve akupuntur üniversite ve hastanelere kadar girip kabul görmüştür.Bitkilerle ve diğer doğal ilaçlarla ilgili her geçen gün yeni ispatlara ve buluşlara rastlıyoruz. Akupunturun etkinliği de zaten yıllar önce ispatlanmıştı. Ama nasıl etki ettiği bir yıl öncesine kadar bilimsel olarak açıklanamıyordu. Artık gelişen teknoloji sayesinde vücudumuzdaki enerji akımı da gözlemlenir olmuştur ve bir yıldır artık akupunktur tamamen bilimsel bir yöntem olarak tıpdaki yerini almıştır.

Yalnız bu yöntemlerin kabul edilmesiyle birlikte pekçok insan bunlarla birlikte uzakdoğu öğretilerini ve tabiatıyla ruhçu öğretiyi de benimsemeye başlamıştır. Çünkü bu yöntemlerin gerçekliğinin ispatlanması sanki reenkarnasyon, enkarne olan ruhlar alemi, tekamül gibi safsataların da ispatlanmış olduğu izlemini veriyor.

Halbuki ne tabiatın iyileştirici gücü ne de akupunturun gerçek olması bu öğretinin nimetlerinden değildir.Ama ne yazık ki şeytan kendi öğretisiyle ,gerçekleri öyle güzel bir şekilde harmanlamıştır ki insanların bunları ayırtedebilmesi çok zordur.

Aynı olayı ufo meselesinde de görüyoruz.Bir tür ufo dini üretilmiştir. Yine burada safkan bir ruhçu öğreti görüyoruz. Reenkarnasyondan tutun da ,tekamül inancına kadar, tanrısal varlıklardan tutun da madde düşmanlığına kadar bütün temel putperest  inançlar karşımıza dikiliveriyor. Eğer olur da yarın öbürgün dünya dışı araçların varlığı ispatlanacak olursa, bu da sanki ruhçu öğretinin bir zaferi gibi gösterilecek ve pek çok insanın bu dine iman etmesi sağlanacaktır. Ama halbuki yine ortada hiçbir bağlantı yoktur. Tamamen bir ilizyonla, dünya dışı uygarlıkların bulunması, bu uydurma ufo dininin ispatı yani ruhçuluğun doğruluğu haline getirilmiştir.

Gerçekten şeytan  yine yapacağını yapıyor. Ve söz verdiği gibi insanların ayağını kaydırma projesini korkunç bir disiplin içerisinde hayata geçirmeye devam ederek öğretisini tüm dünyaya bir şekilde benimsetmeye devam ediyor.

*********************

Başka bir forumda "antiateist" sordu:


"Ruh yok diyorsunda Amerikada FBI ile medyumlar ortak çalışıyor. Medyumlar ölen ruhlar ile konuşuyor ??"

CEVABIM:


İşte onlar cinler diyorum ben de. Sana birkaç iyilik yapıp , uzun vadede çok büyük saptırmalara zemin hazırlıyorlar. Özellikle ünlü kişileri seçip o insanlara ruhçuluğu aşılıyorlar.

Eğer gerçekten hortlaklar olsaydı, hiçbir cinayet çözümsüz kalmaz, kurbanın ruhu mutlaka intikamını alırdı. Medyumlara filan da gerek yok, direkt kendileri katilin hayatını cehenneme çevirirlerdi.

Diyoruz ya, modaya göre ruh, modaya göre uzaylı veya tnrısal bir üst boyut varlığı gibi kendilerini tanıtarak pençelerini atıyorlar. Başlangıçta bir iki ufak tefek iyilik (örneğin Cenk Koray'a onda şifa gücü olduğu bilgisini vermişlerdi) yaparak güven kazanıyor, uzun vadede ise spiritualizmi yaygınlaştırıyorlar.

Bakın çok kötü günler yaşıyoruz. Türkiye ve ABD başlıca hedefleri gözüküyor ruhçuların. İletişim kaynaklarını ele geçiriyorlar, küçük çocukların zihinlerine nüfus ederek sahte reenkarnasyon örnekleri yaratıyor, İslam inancının içine bile çaktırmadan bu dini sokuşturuyorlar.

Evvelden Almanya'yı mahvettiler. Şimdi ise buralara yöneldiler. Önümüzdeki yıllarda ruhlara ve reenkarnasyona inanmayanı yobaz ilan edecek bir ortam yaratma yolunda emin adımlarla ilerliyorlar. Biliyorsunuz evrim hurafesi de itinayla benimsetilmişti insanlara.

Bu konunun şakaya gelir bir tarafı yok. Hele ki bizim için artık hiç yok. Sevgi ve bilgelik maskesiyle geliyorlar, bilim ve din dünyasını ele geçirmek için gece gündüz çalışıyor bu cin ordusu.

Kuran'a yönelerek gerçek islam'ı ve öğretiyi kavramadıkça bu tuzakları göremezsiniz. Dün ruhlara(dindarlar) ve evrime(bazı dindarlar ve tüm materyalistler) inandırıldınız, bugün ise reenkarnasyona sıra geldi.

İnsanın tanrısal parçası, ölümsüz ruhu-hayaleti-hortlağı yoktur. Bu pagan inançla mücadele için geldi İslam-Kuran.

Selam.

 

http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/ruhcu-ogreti-ateizmin-ack-yoneticisi.html

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1995 İlluminati kart oyunu

 
Aşağıda yazdıklarım yabancı forumlardan aktarımlarımlardır:

Doksanlı yıllarda piyasaya sürülen İlluminati kart oyununda ikiz kulelere ve Pentagon'a  saldırıdan tutun da, salgın hastalıklar üretmeye kadar tüm planları resmedilmişti.


Resim: 42314.jpg



Resim: 42315.jpg


11 Mart 2011 tarihindeki Japonya depreminden sonra aslında bunun da kartlarda yıllar önce belirtildiği görülmekte:
The Wako Clock tower at Ginza in Tokyo
 
034d02b3966c.jpg



 
92018aad2b61.jpg


 
ec46717911e7.jpg

Kartın üstündeki saat kesinlikle Tokyo'daki saat ve akreple yelkovan 3 ve 11 rakamlarını gösteriyor. Yani yılın 3. ayı olan Mart ve ayın 11'i. Ve 11 aynı zamanda yıl olan 2011'e de işaret ediyor olmalı.

Bitmedi:





 
a457064484a1.png






 
ccb3bbf64919.png






 
49f72f23a73b.jpg




 
a85dbca798ad.jpg



Deprem sonrası tsunaminin nükleer felakete yol açacağı da dolaylı bir şekilde belirtiliyor.

http://www.abovetopsecret.com/forum/thread675301/pg1

---------------------------------------------------------------------------------------

Peki gelecekle ilgili planları neler?

Kartlara bakarak bir fikir elde edilebilir:



 
 

Image









İnternetten kartları inceleyebilirsiniz.

Gelecekle ilgili olanlar arasında;

Dev bir meteorun dünyaya çarpması, sahte uzaylı istilası, komünizmi kullanarak ülkeleri ele geçirmek, teknolojiyi kullanarak sahte mesih projesini gerçekleştirmek vs. ilk göze çarpanlar...


Sapkın planlarının işlendiği 1995 basımı kartlardan birkaç tanesi daha şöyle:






















üçüncü Dünya Savaşı'nı çıkarma planları çok eski. Ve yine bu kartlarına da işlemişler...



Sahte uzaylı saldırılarıyla ilgili kartları:








Diğer kartlardan bir kaçı daha:

 



















 

Sahte uzaylı saldırısı ile tüm dünyayı  tek ülke haline getirme planlarını uygulamaya geçirme hazırlığındalar gibi gözüküyor.

Öncelikle uzaylılarla ilgili daha çok haber ve açıklamalar duyacaksınız. İnsanların bilinçaltları yakınımızda dünya dışı varlıkların olduğu ve saldırabilecekleri bilgileriyle yıkanacak.

Daha sonra kendi sözde uçan daireleri ile saldırılar düzenlemeyi hedefliyorlar.

Bu arada bu uzay gemilerindeki sahte uzaylıların şu bildik ruhçu uzaylı dinini tebliğ edeceğinden şüpheniz olmasın.

Ruhlar alemi, reenkarnasyon, evrim, komünizm, panteizm gibi pagan inançlarını bu yolla da  insanlara bir kat daha benimsetme amacındalar ne yazık ki.

İlluminatinin bilim ve teknolojisinin günümüzün 25 yıl ilerisinde olduğu, yaşlanmayı geciktirmek gibi birçok sırra ulaştıkları da iddialar arasında(bu iddiaları yapanların hepsi de bilimadamları)


------------------------------------------------------------------

İlluminati kartlarda 1995 yılında  gösterdiği ikiz kuleler saldırısını 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirmişti.

Bu Japonya depremini de 11 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirdi.

11 sayısı onlar için önemli.

Bir diğer dikkat çekici nokta da her 2 olay arasında 10 yıl olması. Yani bir düzeni takip ediyorlar gibi.

Bu yıl 2011 yılı olması dolayısıyla tarih hep 11'i vereceğinden, birçok olayı yine bu sene içerisinde gerçekleştirmek isteyeceklerdir ne yazık ki.

Özellikle de 11.11.11 tarihi hakkında korkunç planları olabilir.

Bir diğer ürkütücü olan ise tabii ki şu bildik 21 Aralık 2012 tarihiyle ilgili olan... Bu tarihte belki doğal olarak hiçbirşey olmayacak ama İlluminati mutlaka birşey planlıyordur. Bu yüzden dünyada filmlerden haberlere kadar birçok kanalı kullanarak insanları doğal bir felaket beklentisi içine sokuyorken, perde arkasından olayı bizzat onlar gerçekleştirme hazırlığında olabilirler.

Şimdi şu 2 olayın tarihlerine bir daha bakalım.

11 Eylül 2001

Yani

11.9.2001


Japonya depreminin tarihi ise

11 Mart 2011  Yani

11.3.2011

Şimdi bu tarihleri toplayalım:

11.9.01+11.3.11 = 22.12.12

Yani bu 2 felaketin tarihlerinin toplamı şu meşhur 21.12.2012 tarihinin sadece bir gün sonrasını veriyor.

Tesadüf mü değil mi bilemeyiz şu andan tabii. Zaten yılları toplarken 2001+2011 şeklinde  toplarsak bu sefer 4012'yi vermekte...


Bu arada 2012 kehaneti Mayalara dayanıyor bilindiği üzere. Ve onların sembolü de tıpkı Mısırlılar gibi piramitler.

İlluminati de sembol olarak piramiti kullanır.

Ve 11 demişken ilginçdir:

21.12.2012

2+1+1+2+2+0+1+2=11

Bir diğer ilginç nokta da: 11 Mart Japonya depremi Cuma günü idi ve 21.12.2012 de Cuma'ya denk gelmekte.


Eğer bu tarihi 21.12.12 şeklinde yazacak olursak:

21  12  12
 3    3    3

Hem 3 hem de 333 İlluminati için en önemli sayılardan.

------------------------------------------------------------------

Amerikan HAARP teknolojisi (High Frequency Active Auroral Research Program)Tesla'nın buluşları üzerine kuruludur.


Sanki ABD'de bilimsel araştırma amaçlı kurulmuş sivil bir proje gibi gösterilmesine karşın, İlluminatinin silahı olduğu konusunda hemen tüm araştırmacılar hemfikir.

Ve yine hemen herkesin hemfikir olduğu üzere:

Bu teknoloji ile depremler ve iklim değişiklikleri yaratılabilir.

 Uçaklar düşürülebilir

Bir ülkeye istenildiği kadar doğrudan enerji yollanarak o ülke yok edilebilir(Tesla ise tam tersine , dünyaya bedava enerji dağıtımını hedeflemişti bu buluşunu gerçekleştirirken).

Düşünce kontrolü yapılabilir, insanlar-toplumlar yönlendirilebilir.

Bu teknolojinin resmi sitesinden günlük verileri takip edebiliyorsunuz.


http://maestro.haarp.alaska.edu/cgi-bin/scmag/disp-scmag.cgi


Ve göreceksiniz ki  11 Mart Japonya depreminde veriler artmış ve sonrasında yine normale düşmüştür.

Aynı şekilde 17 Ağustos 1999 depreminde de benzer veriler var ama ilginçtir ki depremin tam tarihi olan 17 Ağustos günü ile ilgili olan sayfada veriler karartılmış, ulaşılamıyor yazıyor.

Yine Haiti depreminde de veriler paralel bir tablo sunuyor.

Depremden birkaç gün önce hareketlilik başlıyor, birgün öncesinde ve deprem günü zirveye çıkıyor, sonra da normale dönmeye başlıyor...

Japonya Depremini ele alalım.  6 Martta herşey normal seyrindeyken 7 Martta kıpırdınmalar başlıyor ve hergeçen gün şiddeti artıyor. 10 ve 11 Martta ise doruğa ulaşıyor.



---------------------------------------------

Kartlardan biri yeni hastalıklar türetmeyi ve de yaymayı, biri de fırtına, rüzgar hortumu gibi felaketleri oluşturmayı gösteriyordu.

Yine şu tesadüfe bakın ki bugünlerde bunlar sıradan olaylarmış gibi artarak dünyayı sarmaya başladı.

 

http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/1995-illuminati-kart-oyunu.html

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben bu çocuğa çok acıyorum yaaa... Bu çocuk çok ciddi psiko klinik belirtiler gösteriyor. Hayır şuraya da niye hiç bir düzgünü değil balataları sıyıranı gelir hep, anlamıyorum ki...

 

Yıllardır şöyle insan gibi düzgün muhatap alacağım bir müslüme rastlamıyorum. Gündelik hayatta da rastlamıyorum. Hepsi sıyırdı balataları. Ben "kabirde meleklere ne cevap vereceeez, allahın karşısına nasıl çıkacaaaz" diye ağlayan kişilerin normal sağlıklı akıllı kişiler olduklarına hayatta inanmam. Bunlar kafadan eksantirik, kaçık kişiler.

 

İyi niyetli, saftirik olanları yok mu, çok var. Bunlar kurtarıyor zaten bunları, bu iyi niyetli, saftirik olmaları yok mu... Zeki olanları yok mu, var. Ama zeki olanları küçük yaştan iyice koşullanmışsa çıkamıyor bu bataklıktan. Koşullanma yoksa ya çıkıyor, ya pek de takmıyor İslamı.

 

Ben bu İslam belasının bu küçüklükten koşullandırılma yüzünden aşılamadığı görüşündeyim. Bu yüzden bebelere bile islamı empoze etmenin derdine düştü bunlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yok şimdi hayır da, cinlere, meleklere, allaha inanmanın ruhlara inanmaktan bir farkı olsa da... Haaa bu da bir muhabbettir desek... Böyle muhabbet, böyle mevzu mu olur yahu! Ruh olsa ne olmasa ne, cin, melek, allah olduktan sonra!

 

Mevzuya bak. Ruh yok. Hee tamam yok, eee? Ne edek panpa yok diye? Ülen nerden çıkarttırır böyle oturuktan mevzuları bunlar, bir de dünyanın bir numaralı sorunuymuş gibi yırtınmazlar mı!

 

Bunlar kafadan balataları sıyırık diye boşuna demiyorum ben. Şunların yırtınışına bakarsan İslamın en büyük özelliği, ruhun olmadığını ortaya çıkarmak!!! :lol: Ruhun olmadığı bir anlaşılsa dünya yerinden oynayacak!

 

Hasss ittirin bi be! Balataları bir yaptırın bir psikiyatri kliniğine gidip önce! Bu balatalarla gidilmez!

 

Gerçi Hitler'in ateist filan olmadığı, Muhammed hayranı olduğu, medyum bulundurduğu faydalı bilgiler. Stalin de gizli ruhçu mu acaba? Bir iki kanıt gösterse de faydalansak! Stalin'in gizli ruhçu olması bayağı bir hoşuma gider!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Yok şimdi hayır da, cinlere, meleklere, allaha inanmanın ruhlara inanmaktan bir farkı olsa da... Haaa bu da bir muhabbettir desek... Böyle muhabbet, böyle mevzu mu olur yahu! Ruh olsa ne olmasa ne, cin, melek, allah olduktan sonra!

 

Mevzuya bak. Ruh yok. Hee tamam yok, eee? Ne edek panpa yok diye? Ülen nerden çıkarttırır böyle oturuktan mevzuları bunlar, bir de dünyanın bir numaralı sorunuymuş gibi yırtınmazlar mı!

 

Bunlar kafadan balataları sıyırık diye boşuna demiyorum ben. Şunların yırtınışına bakarsan İslamın en büyük özelliği, ruhun olmadığını ortaya çıkarmak!!! :lol: Ruhun olmadığı bir anlaşılsa dünya yerinden oynayacak!

 

Hasss ittirin bi be! Balataları bir yaptırın bir psikiyatri kliniğine gidip önce! Bu balatalarla gidilmez!

 

Gerçi Hitler'in ateist filan olmadığı, Muhammed hayranı olduğu, medyum bulundurduğu faydalı bilgiler. Stalin de gizli ruhçu mu acaba? Bir iki kanıt gösterse de faydalansak! Stalin'in gizli ruhçu olması bayağı bir hoşuma gider!

 

Emre'nin attığı şu ayete göre şeytanlar bizle kasap havası falan oynuyor:

 

Meryem Suresi 83 Görmedin mi biz, şeytanları inkârcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

"Artık gelişen teknoloji sayesinde vücudumuzdaki enerji akımı da gözlemlenir olmuştur ve bir yıldır artık akupunktur tamamen bilimsel bir yöntem olarak tıpdaki yerini almıştır."

 

At yalanını öpeyim inananı. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Armagedon

 
Ruhçu Öğretinin her yoldan insanları etkisi altına aldığını söylemiştik. İncil ve daha eski kutsal kitapları değiştiren, evrimi, reenkarnasyonu ve komünizmi binlerce yıldır insanlara aşılayan bu şeytani oluşum 2. Dünya Savaşı'nı da çıkartmıştı.

Sadece Kuran korunduğundan, bu ruhçuluğun tuzağından insanları kurtarabilecek yegâne kaynak olduğunu da biliyoruz.

Maddi nimetleri ve dünyayı kötü gösteren, insanları sefilliğe ve ızdıraba yönlendiren spiritüalizm yine bilindiği üzere 3. Dünya Savaşı'nı çıkartmak için geceli gündüzlü çalışıyor.

Tasavvuf, kabala, New Age akımı, masonluk, ezoterik tüm örgüt ve oluşumlar Kudüs merkezli tek bir dil, tek para biriminin geçerli olduğu tek bir dünya devleti kurmaya hizmet ediyorlar. Yahudileri dünyanın efendisi haline getirmek amacındalar.

Daha doğrusu işin içindeki, hatta tepedeki Yahudiler hedefin bu olduğunu sanıyorlar. Gerçekte ise Yahudilerin bile kıyıma uğrayacağı bir nükleer savaşı hedefliyor şeytanlar.

Değiştirilmiş Tevrat ile kendilerine vaat edilmiş toprakları gerekirse katliamlar yoluyla ele geçirme yetkisinin verildiğine inanan Yahudiler bu uğurda İsrail'i kurdular. Ülkemizin bir kısım topraklarını da içeren haritaya kavuşuncaya kadar hiç durmadan her şeyi yapacaklar.

Spiritualist-ezoterik örgütler de var güçleriyle onlara hizmet ediyor görünüyorlar. Hatta dediğimiz gibi Kudüs merkezli, Yahudilerin elinde tek bir dünya devleti kurmayı hedefliyorlar. Komünizm bile bu amaca hizmet ediyor, anahtarları savaşsız teslim almak için. Ulus devletleri, dinleri ve bireyselliği ortadan kaldırıp, tek bir potada eriterek kolayca emellerine ulaşacaklar.

Diğer yandan evrim ve ruhlar âlemi inançlarını insanlara aşılayarak, hem insanların kendilerine zulmetmelerini sağlıyorlar, hem de gizlice nazizmi-ırkçılığı yeşertip benimsetiyorlar. Tabii bu arada insanların iç dünyasındaki tüm dengeleri alt üst edip istedikleri kıvama getiriyorlar.

Bir de işin Hıristiyan-Evanjelist boyutu var. Bush gibi milyonlarca Evanjelist de Yahudilerin kendilerine vaat edilen toprakları ele geçirmesini istiyorlar. Çünkü Evanjelistlere göre İncil ve Tevrat'taki kehanetler şunu söylüyor:

1-Bu yüzyılda Yahudiler kendilerine vaat edilen topraklara kavuşacaklar.
2-Bu noktadan sonra Yahudiler ile düşmanları arasında büyük bir savaş çıkacak.
3-Yahudiler yenilgiye uğrayacaklar ve bunun üzerine İsa yeryüzüne gelecek.

Yani ABD'nin İsrail'i güçlendirip diğer ülkelere saldırtmasının, İsraillilerin hedeflediklere topraklara sınırlarını genişletmesine yardımcı olmalarının temelinde kıyameti getirmek arzusu yatıyor.

Kısacası Evanjelist Hıristiyanlar aslında Yahudilerin uzun vadede mahvolmalarını istiyorlar ki bekledikleri Mesih gelebilsin. Ve bu Mesih�in kendilerini yani Evanjelistleri gökyüzüne alarak kurtuluşa ulaştıracağını zannediyorlar.

Tüm bunların gerçekleşebilmesi için de öncelikle İsrail'in kurulması gerekiyordu, kuruldu. Şimdi sınırlarının vaat edilmiş toprakları kapayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Ki kıyamet savaşı aşamasına geçilebilsin.

Tüm Avrupa ülkeleri bile avuçlarının içlerinde, tek düşmeyen kale ülkemiz. Bu yüzden bir yandan doğrudan ABD ve İsrail'in dış politikaları ile yıpratılırken, bir yandan da CİA ve Mossad, ülkemizdeki ezoterik örgütlerle birlikte faaliyetleriyle bizi içten istediklere şekle-kıvama getirmeye çalışıyor. Büyük İsrail'in kurulabilmesi için, en büyük engel olarak gördükleri Türkiye'yi parçalamaya çalışıyorlar.

Büyük Ortadoğu Projesi ve Irak'ın işgali de aslında Evanjelistlerin ve Yahudilerin bu hedefine hizmet ediyor.

Ülkemizdeki Hıristiyan misyonerlerin faaliyetleri de bu yöndedir.

Kürtleri ve Ermenileri bile ülkemizi zayıflatmak için maşa olarak kullanıyorlar.

İnsanımızı Kuran'dan islam'dan uzaklaştırmak için de her türlü stratejiyi kullanıyorlar. Ateizm, New Age öğretiler-spiritualizm, Kabala ve hatta tasavvufu yaygınlaştırarak, Kuran'daki gerçek İslam'a insanımızın erişmesini engelliyorlar.

Kısacası müttefik bildiğimiz ABD ve İsrail, hakkımızda en ürkütücü planları hazırlayanlar durumundalar. Sadece ülkemiz adına değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu ve hatta tüm Dünya adına uyanışa geçme ve bu çılgın amaçları engelleme vakti.

Yoksa çok karanlık günler tüm insanlığı bekliyor. Özellikle 2012 yılı faaliyetlerinin hız kazanacağı dönem olabilir.

Düşman çok sinsi ve her türlü silahı kullanıyor. Sinema ve televizyonları bile...

Türkler olarak çok uyanık ve güçlü olmak zorundayız. Vücuda getirilmeye çalışılan Armagedon'u engelleyebilecek olan kilit ülke biz gözüküyoruz. Bu yüzden tüm planlar bizim üzerimize yapılıyor, sinsi çalışmalarla gücümüz kırılmaya çalışılıyor.

***
Bu güçler komünizmin gizli propagandasını çeşitli yollardan yapıp duruyorlar.

Örneğin Lemmings adlı ünlü bilgisayar oyunu(ki yıllar önce bu oyunun verdiği gizli mesajı ben açıklamıştım yerli ve yabancı forumlarda) bireyin bütün için kolayca harcanabileceği düşüncesini verdi.

Şirinler adlı ünlü çizgi film yıllarca bu felsefeyi aşılamaya çalıştı çocukların zihinlerine.

Ve ABD kaynaklı birçok bilimkurgu film ve dizisinde yine gizlice komünizm propagandası yapıldı.

Şöyle bir hatırlayın Uzay Yolu gibi dizileri, neler oluyordu?

1-Para kullanılmıyordu. Özel şirketler falan yoktu, herkes federasyonun çalışanıydı. Kimsenin özel uzay gemileri de yoktu. Hepsi ortaklaşa kullanılıyordu.

2-Hiç kimse ilahi bir dine inanmıyordu. Ama yoga ve meditasyon yapan insanlar görülüyor, ruhçu öğretinin hakimiyetini sezinliyorduk o kurgusal dünyada.


3-Tüm gezegenler tek bir federasyona bağlıydı. Ulus devletler diye bir şey de yoktu bu dizilerde.

4-İlk bakışta evrensel kardeşliği savunuyor gibiydi ama derinine inilince tam bir ırkçı felsefeye sahip olduğu görülüyordu bu dizilerin. Örneğin Asyalı veya zenci görünümlü insanlar hiçbir zaman gemilerde kaptan olmuyordu. Dizinin kahramanlarının savaştığı kimseler hayvanımsı görünümlü başka ırklardan oluşuyordu. Anglo sakson tipliler her zaman en üst yönetimdeler ve iyiler?

Ve bu beyin yıkamayla, ezoterik örgütlerin "tek bir dünya devleti" hedefleri insanlara benimsetilmeye başlanıyor.

Ayrıca M.S. 2150 gibi romanlarla yine bu çalışmalarını pekiştiriyorlar ruhçular.

Hem de ABD kaynaklı bu propaganda, dikkatinizi çekerim.

Hedeflerine ulaşmak için sabırlı ve sistemli bir şekilde çalışıyorlar.

***
Yahudiler ve Evanjelistler boş durmuyor , film ve dizilerde bizleri kötülemek amaçlı senaryolar kaleme alıp insanların bilinçaltlarını yıkıyorlar.

Ramazan kağan Kurt'un belirttiği üzere aynı şeyi yıllar önce Araplara yönelik yapmışlardı. Kötü Arap imajını seksenli yıllar ve doksanların başlarında batılıların zihinlerine sinema ve televizyonla yerleştirdiler.

Şimdi ise ne olduysa Amerikan film ve dizileri Arapları övmeye ama buna karşılık biz Türkleri kötülemeye başladı.

Gelecekte sıranın kimde olduğunu gösteriyor bu çabaları.

Ayrıca "rapturealert.com" sitesine bakarsanız şimdiden Türkleri Yecüc Mecüc olarak göstermeye çalıştıklarını görebilirsiniz(uydurma hadislerde de yine Yahudi-Hristiyan kaynaklı aynı iftiraları görüyoruz).

Niyet belli, bugün Araplara yaptıklarını, gelecekte bizlere yapmak istiyorlar ve bunun psikolojik temelini kuruyorlar.

***
Dünyada din ve ülkeleri yıkıp tek dünya imparatorluğu kurmak isteyenlerin maşası komünizmin aşılanma çalışmalarına dönecek olursak:

Bugüne kadar kimilerince ünlü oyun karakteri Mario komünizm ile ilişkilendirildi.


Kimilerince de Şirinler ...


Ünlü Lemmings oyununun gizli komunizm propogandası yaptığını yıllardır söylüyorum.

1-Tüm Lemmingler tek tipler ve birbirlerinden en ufak bir farkları yok.Toplu bir yaşam sürüp,oyunlardaki gezilerinde hep toplu halde hareket ediyorlar.

2-Lemmings ifadesi hep komünistlerle birlikte anılan bir ifade olmuştur tarihte.



3-Bu oyunda kollektivist başarı için bireylerin kolayca harcanabileceği öğretisi aşılanıyor.Dikkat edin güle oynaya bir iki Lemmingin , hemen her bölümde kendini feda ederek,yok ederek grubu kurtarması isteniyor.Yani bütünün yanında bireyin değersizliği ve kolayca harcanabileceği inancı ustaca aşılanıyor.Çaktırmadan "Önemli olan bütünün çıkarıdır,bireylerin çıkarı önemsizdir" mesajı sürekli bilinçlatına kazınmaya çalışılıyor.

4-Ve tabii ki durup duruken revolution(devrim) adı altında bir versiyonu çıkarmaları da niyetlerini sezinderen halka olmuştur.

***

Ruhçu öğretinin binlerce yıldır sosyalizmi insanlara aşılamaya çalıştığını belirtip duruyoruz. Bu uğurda İncil gibi eski kutsal kitaplara sızıp komünist felsefeyi aşılamaya çalıştılar.

Ve durum böyle olunca da, olağanüstü zenginliklere sahip Davut ve Süleyman peygamberler birer günahkar gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Konuyla bağlantılı evvelden şöyle demiştim bir forumda:

Şeytanın öğretisi olan ruhçu öğretiye göre dünya nimetleri ve madde kötüdür ve bir leştir. Bu yüzden dünya nimetleri ve zenginlik içerisinde yüzen kişiler bir şekilde "kirli" ve "günahkar" olarak gösterilmeye çalışılır. Değişmiş İncil'de de bu olmuş,çok zengin olan Davut ve Süleyman peygamberlere çeşitli iftiralar atılarak aslında zenginlik kötülenmek istenmiştir. Hatta bu peygamberler tam bir peygamber bile sayılmamış,birer günahkar kral gibi gösterilmeye çalışılmıştır.Yabancı filmlerde görmüşsündür belki , Davut ve Süleyman peygamberler sözde günahkar ve isyankar birer kral olarak gösteriliyor. Etraflarında ise yarı çıplak,ellerinde asaları olan fakir ruhbanlar dolaşıyorlar. Sözde asıl peygamberler bu sefil ruhbanlarmış gibi gösteriliyor, bu peygambercikler Tanrı'dan aldıkları ayetleri onları iletiyor gibi bir hava yaratılıyor. Çünkü ruhçu öğretiye göre erdemli ve iyi olmanın yolu sefillikten ve dünya nimetlerinden el etek çekmekten geçiyor. Böyle olunca da hristiyanlıkta, çok zengin ve nimetler içerisinde yaşayan Davut ve Süleyman peygamberlerin peygamberliği tam kabul edilemiyor. Bu yüzden onlara iftiralar atılıyor ve sanki gerçek elçiler onlar değişmiş de çevresindeki sefil ruhbanlar,kahinler gerçek peygamberlermiş gibi gösteriliyor.

Kuran ise bu iftiraları şiddetle yalanlar ve gerçekleri yazar.Davut ve Süleyman peygamberler hem çok zengin hem de çok erdemli insanlardır.Allah'ın en sevgili ve cennetlik kulları arasındadırlar.Hatta Kuran'da Süleyman peygamber,belki de en çok övülen ve cennettle müjdelenen peygamberdir.Çünkü Kuran'a göre bu peygamberlerin daha bu dünyada cennetimsi bir yaşama kavuşmaları,onların Allah'ın sevgili kulları olduklarını göstermektedir.Kuran'a göre iyiler bu dünyada da güzellikleri yaşamaya başlarlar.Ruhçu öğreti de ise bu durum tam tersinedir.

İncil'e komünist unsurların sokuşturulmasına Yahudi Essenlilerin aracı olmuş olması muhtemeldir.Essenliler mezhebinin kolektivist olduğu söylenmektedir. Marksist Yahudi yazar Max Beer de "Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi" adlı kitabında benzer şeyleri söylemiş.

İncil'de serveti kötüleyen ve sol felsefeyi şırınga eden ifadelere örnekler:

"Size diyorum: Ne yiyeceksiniz, yahut ne içeceksiniz diye hayatınız için, ne giyeceksiniz diye bedeniniz için kaygı çekmeyin "

"İsa şakirtlerine dedi: Ne yiyeceksiniz diye hayatınız için, ne giyeceksiniz diye bedeniniz için kaygı çekmeyin. Çünkü hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha üstündür. Kargalara bakın, onlar ne ekerler, ne de biçerler, ne kilerleri ve ne de ambarları var, Allah onları besler, sizler kuşlardan ne kadar daha değerlisiniz?".

"Eğer kâmil olmak istersen git, neyin varsa sat ve fakirlere ver, göklerde hazinen olacaktır ve gel, benim ardımca yürü".

"Yine size derim: Devenin iğne deliğinden geçmesi zengin adamın Allah'ın melekûtüna girmesinden daha kolaydır".

Tabii Kuran helal yoldan elde edilmiş zenginliği ve zenginleri överek değiştirilmiş İncil(ler)in bu sinsi propogandasını suratlarına çarpar. Ayrıca yukarıdaki değiştirilmiş incil sözünün de gerçeğini yazarak yine deiştirilmiş kitapların ipliğini pazara çıkarır:

A'raf Suresi 40 Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılmayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz

Yani zenginler değil, büyüklük taslayanlar inkarcılar deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyeceklermiş.

Kuran değiştirilmiş eski kutsal kitapların ruhçu yalanlarını deşifre eder. Zenginliği ve nimetleri över. Ve gerçekleri sunar. Zaten bu sayede İslam'ın ilk dönemlerinde Müslümanlar birdenbire olağanüstü bir medeniyete ulaştılar.

Ama ne yazık ki daha sonra birçok Müslüman bile Kuran'ı değil, değiştirilmiş İncil'i hadis ve tasavvuf öğretileri aracılığıyla takip etmeye kalkmış ve bugün sefilliğin-ruhçuluğun pençesine düşmüştür.

***

Ve ABD kaynaklı birçok bilimkurgu film ve dizisinde yine gizlice komünizm propagandası yapıldı.



Ve bu beyin yıkamayla, ezoterik örgütlerin tek bir dünya devleti hedefleri insanlara benimsetilmeye başlanıyor.

Ayrıca M.S. 2150 gibi romanlarla yine bu çalışmalarını pekiştiriyorlar ruhçular.

Hem de ABD kaynaklı bu propaganda, dikkatinizi çekerim.

Hedeflerine ulaşmak için sabırlı ve sistemli bir şekilde çalışıyorlar.

***
Ruhçuluğun şeytani evrim, reenkarnasyon ve sosyalizm inançlarını insanlara binlerce yıldır aşılamaya çalıştıklarını söylemiştik. Bu uğurda kutsal kitapları bile değiştirmeye kalktı. Kuran hariç diğer dini kaynaklarda bu emeline az çok ulaştı.

Zaten Hinduizmden tasavvufa kadar birçok pagan öğretide aynı öğeleri görüp duruyoruz.

Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren de bilim ve materyalizm maskesiyle aynı temcit pilavını sunmaya, bu inançların yıkıcı etkilerini ve sonuçlarını vücuda getirmeye çalışıyorlar.

Ve bu öğreti kendisine piyon olarak yahudileri de avucunun içine aldı.

Masonik İlluminati örgütü de komünizm yoluyla dinleri ve ülkeleri yıkarak tek dünya devleti kurma hedefindedir. Ülkeleri, özel mülkiyeti ve bireyselliği yok edip, sürü psikolojiisindeki insanları Yahudilerin emrine verecekler. Kudüs merkezli bir dünya devleti kuracaklar.

1829 yılında İlluminati NewYork'ta bütün din karşıtı unsurları birleştirerek uluslararası bir organizasyon kurma kararı aldı. buna da Komünist Enternasyonel denilecekti.

Clinton Roosevelt, Charles Dana ve Horace Greeley'den oluşan bir komite bu yeni oluşumu finanse etmekle görevlendirildi. Ayrıca yine bu komite, Karl Marks ve Engels'in das Kapital ve Komünist Manifesto adlı kitaplarını da finanse etti.

İlluminati'nin ünlü ve baş isimlerinden Albert Pike ruhsal rehberinden aldığı bir mesajı dönemin örgüt başkanına bir mektupta iletir.

Pike, komünizm, faşizm, siyasi siyonizm gibi ideolojileri kullanarak üç büyük savaşın çıkmasını planlamıştı 1859-1871 yıllarında.
Ve bu savaşların 20. yüzyılda çıkmasını arzuluyordu.

Üçüncü dünya savaşı da İsrail ile Müslüman ülkeler arasında çıkacaktır planlarına göre.

Tabii burada masonlar dünya hakimiyeti ve kendi öğretilerini tek din haline getirmek istiyorlar.

İşte evanjelistler de bugün bu durumu kullanarak 3. dünya savaşını çıkartmak ve akılları sıra İsa'yı yeryüzüne getirmeyi arzuluyorlar.

Yani iki düşman kutup, şimdilik elbirliği içerisinde gözükmek durumunda kalıyor. İleri vadede ise iki taraf da diğerinin ortadan kalkacağını düşünüyor.

***

Jüri Lina Under the Sign of the Scorpion adlı kitabında Karl marks'ın Frankizm'den çok etkilendiğini belirtiyordu. Frankistler de kıyametin kopup yeryüzünün cennete dönüşebilmesi için günahın ve kaosun arttırılması gerektiğini savunuyorlardı zaten.

Marks'ın masonluğa geçmesini sağlayan Haham Moses hess idi.

Hess, başlangıçta komünizmi bir hayal olarak gören Marks'ı ikna etti ve onu tamamıyla safına geçirdi. Kısacası perde arkasında Hohem Mess vardı ama görünürde Marks sosyalizmi kaleme alıyordu.

Hess sınıflar arası mücadeleyi kullanarak Yahudiliğin amacına ulaşacağına inanıyordu.

Kendileri dindar insanlar olmalarına rağmen, tanrısız bir sosyolist ideolojiyi insanlara sunarak kimliklerini ve gerçek niyetlerini gizlediler.

Yine marks'ın rehberlerinden olan Yahudi Levi Baruch, Talmud'daki "bütün dünya zenginlikleri Yahudilerin olacak" hedefinin sosyalizm maskesiyle gerçekleşeceğini düşünüyordu.

Dünyadaki devletleri ve krallıkları yıkmak, ırkları birbiri ile karıştırmak, dinleri ortadan kaldırmak , sonra da kolayca anahtarları alarak Siyanist Dünya Devletini kurmak rüyasıydı.

Fakat yine bunu maskelemek için komünistler yahudiliği de kötüleyen yazılar kaleme aldılar.


Ama Levi Baruch Marks'a yazdığı mektuplarda gerçek planlarından bahsediyordu(Sallaste, "Les Origines secretes du bolschevisme" Paris , 1930)

Marks Kabala ve Talmud öğretilerinden de çok şey almıştı. Bu yüzden Yahudilerin dışında kalan insanların başlarına gelecekler onu ilgilendirmiyordu.

Marks Komünist Manifestoyu yazmakla görevlendirildi. Ve kaleme aldıkları , aslında A. Weishaupt ve Clinton Roosevelt'in düşüncelerini geliştirilmiş haliydi.


İlluminati bu yolla "din halkların afyonudur" söylemini tüm dünyaya yaydı.

***

Moses Hess Yahudi olmayanlara milliyetçilikten kurtulmaları gerektiğini aşılarken, onlara dünya dünya vatandaşları olduklarını söylüyorlardı.

Ama iş Yahudilere gelince, tam tersine, koyu birer milliyetçi olmalarını emrediyordu.(Moses Hess, Ausgewaehlte Schriften, Melzer Verlag, Köln 1962)

Bu komünist(ve de siyonist) haham Mess, "Roma ve Kudüs, Son Milletler Meselesi" adlı kitabında (1862) Yahudilerin bir devlete sahip olması gerektiğini savunmuştu.

Hess, düşüncelerini Tevrat, Talmud ve Kabala'dan alıyordu yine elbet. Kitaplarında Yahudilerin üstün ırk olduğunu açıkça vurgulamakla birlikte, dünya yönetimi hakkının kendilerinde olduğunu da açıkça söylüyordu. Örneğin "Roma ve Kudüs, Son Milletler Meselesi" (1862)...

Ve yine bu kitapta İbranice duaları da görülüyor.

Theodor Herzl de bir yahudi devleti kurmanın hayali içerisindeydi.

Değiştirilmiş Tevrat kehanetlerine göre Filistin'de kurulacak İsrail Yahve'nin Krallığı olacak ve tüm dünyaya hakim olacaktır.

Siyonistler Filistine yerleşmeyi planlıyordu ama önemli bir sorun vardı. Yahudilik dünyadaki hiçbir ülkede pek tarımla ve el sanatlarıyla uğraşmıyordu. O yıllarda bir koloni kurmak için bunlar şarttı. Ama bir istisna ülke vardı ve bu ülkede Yahudiler tarımla da oldukça uğraşmaktaydılar. Bu ülke Rusya yani Rus Çarlığı idi.

Bu yüzden dikkatler bu ülkeye yöneldi. Çeşitli entrikalarla çarlık yıkılmaya çalışıldı.

Bu arada Filistin'e göç etmek ve burayı ülke edinmek özlemi de devam ediyordu. Ama bir yandan da Afrika'da Uganda'nın da geçici olarak yurt edinebilineceği düşünüldü kimi siyonistlerce.Bu düşünce genel kabul görmedi ve Filistenden toprak satın alınmaya başlandı.

Rusya'da Siyon'un Dostları örgütü kurulmuştu.

Zengin siyonist bankerler Filistinden topraklar satın alırken, diğer yandan oradaki koloni için gerekli olan Yahudi çiftçileri Rusya'dan getirtme planı yapmaktaydılar.

Kaynakça

Turgut Gürsan

Ramazan Kağan Kurt

***

Bolşevik hareketi Yahudi çiftçileri Filistin'e göndermek ve Rusya'ya hakim olmak için yapıldı. ABD'deki ve Avrupa'daki yeraltı çetesi tarafından finanse edildi.

Ayrıca İlluminati'nin başındaki Rothschild ailesinin Rusya'yla geçmişten kalan bir hesabı vardı.

Troçki gibi Yahudi casuslara Rus isimleri verildi(Troçki'nin gerçek adı Bronstein). Bu casus gruplar Rusya'ya gönderildi ve İlluminati'nin tabakası tarafından ülkenin yönetimi ele geçirilmeye çalışıldı.Yine bu gruplar Rusya'nın her yerinde ayaklanmalar ve isyanlar çıkardılar.

Bu olaylara tanıklık etmiş Rus generalin ağzından da anlatılmaktadır:


Bolşevikler milyonlarca insanı katletti ve böylece illuminati'nin hayalini kurduğu; dinden, özel mülkiyetten ve milli şuurdan arandırılıp Yahudilerin hizmetine verilmiş bir dünyanın ilk ciddi uygulaması gerçekleşir.

Artık Filistine çiftçi yahudileri aktarma yolu da tamamen açılmıştır.

Yazar Aleksandr Soljenitsin de "Gulag Takım Adaları Cilt 2" adlı çalışmasında, Siyonist Yahudilerin, milyonlarca Hıristiyanın ve Yahudi olmayanın yok edildiği organize Sovyet konsantrasyon kampı sistemini yarattığını ve yönettiğini doğrulamaktadır.

Hatta kitabın 79. sayfasında dünya tarihindeki bu en büyük ölüm makinesinin yöneticilerinin isimlerini veriyor. Hepsi de Siyonist yahudilerdir.

Kaynakça

Ertuğrul Dikbaş


***

Yahudi Edward Mandell House ABD'de başkanın baş danışmanı ve 1913-1921 yılları arasında en güçlü bireylerden biri olarak görülürdü.

Kendisi bir Marksist olup amacı Birleşik Devletler'i sosyalist yapmaktı. "Philip Duru: Yönetici" adlı bir kitap yazdı 1912 yılında. Bu çalışmasında, Amerika'nın fethi için bir plan ortaya koyup nasıl partilerin kontrol edileceklerini ve bir sosyalist hükümetin kuruluşunda araçlar olarak nasıl kullanılacaklarını anlatmıştı. Ayrıca ABD parasını kontrol etme metotlarını da söylüyordu. Sonraki gelişmeler kitapta belirtildiği yönde olmaktadır.

1921 yılında Jacob Schiff'in emriyle Yahudi Bernard Baruch ve Edward Mandell House tarafından Council on Foreign Relations-CFR(dış ilişkiler konseyi) kuruldu. Schiff bu örgütün Rothschild komplosunun(İlluminati) sürmesi için gerekli olduğunu düşünüyordu.

16 yıl CFR üyeliğini yapmış olan Chester Ward, Amerikan halkını örgütün niyetleri konusunda uyarmıştı:

"Bu seçkinci gruplar içindeki en güçlü kliğin bir tek ortak hedefi vardır- bunlar ABD'nin ulusal bağımsızlığının, egemenliğinin teslimiyetini istiyorlar. Ayrıca dünya banka tekelinin küresel hükümetin eline verilmesini hedefliyorlar".

Washington D.C'deki FBI merkezinin eski bir üyesi olan Dan Smoot da bu örgütün amacını şöyle anlatıyor:

"CFR'ın nihai hedefi bir tek dünya sosyalist sistemi yaratmak ve ABD'yi de onun resmi bir parçası haline getirmektir."

Kaynakça

Ertuğrul Dikbaş
KÜRESEL KÖYÜN EFENDİLERİ

***

Bu arada feminizmi de ustaca kullanıyorlar.

Amerikan filmlerinde açıkça erkek düşmanlığı yapılıyor.


Komedisinden macera fimlerine-dizilerine kadar bir çok yapımda, kadının erkeğe şiddet uygulamasını bilinçaltlara yerleştirmeye çalışıyorlar.

Her koldan gelerek, kaotik bir yapıya kavuşturmak için toplumu ellerinden geleni yapıyorlar.

Komünizmi ve New Age geleceği akıllara sadece bildik Star Trek(Uzay Yolu) gibi dizilerle yerleştirmekle kalmayıp, artık açıkça reenkarnasyonu gerçekmiş gibi gösteren ve ruhçuluğu Hıristiyanlığa ve diğer dinlere üstün tutan yapımları da sunuyorlar.

M.S. 2150 gibi romanlar da yine aynı komplonun uzantıları. Müzik-şarkı yoluyla da özellikle gençler etki altına alınmaya çalışılıyor ne yazık ki.

Kısacası sinemadan edebiyata, bilgisayar oyunlarından gazete köşelerine, tv programlarına kadar tüm beyin yıkama araçları kullanılıyor ABD'de ve dünyada.

Sosyalizm adı altında tüm dünyayı, bireyleriyle, malıyla mülküyle Yahudilerin eline vermek ve Kudüs merkezli Dünya Devletini kurmak için asırlardır sistemli bir şekilde çalışıyorlar.

***

İlluminati'nin yönetici sınıfı da kendilerinin tanrı olduğuna inanmakta. Yalnız bunlar ruhçuluğun solcu felsefesini insanları kendilerine köle etmek için aracı olarak kullanırken, kendilerini şeytanlardan aldıkları direktifler doğrultusunda bambaşka bir mevkide görüyorlar.

Evrimi ve komünizmi amaçları doğrultusunda bilim dünyasına sokuşturmak için gerekli gerekli çalışmaları yaptılar. Hegel'in diyalektiğini de temel yıkıcı felsefeleri olarak kullanıyorlar. Hegel'e göre tarih 3 basamaklı bir değişim süreceydi. Tez, antitez ve sentez...

İlluminati bunu toplumlarda korku ve ümitsizlik havası yaratarak kullanmaya çalışıyor. Krizler ortaya çıkartıyor, sonra bunun karşısına, başka bir deyişle krize neden olan şeyin karşısına zıttını sunuyor. Ve bu 2 zıttın sentezlenmesi ile geçici bir denge, istikrar sağlanıyor. Yani kaos yaratıldıktan sonra yeni bir düzen için gerekli ortam ortaya çıkarılmış oluyor. Böyle adım adım ilerleyerek totaliter ve Yahudilerin egemenliğinde bir dünya devleti kurma planlarını gerçekleştirmeyi arzuluyorlar. Bu arada dünya nüfusunu da azaltmayı hedefliyorlar.

Okült komplocuların çeşitli dernekler kurarak dünya toplumlarını avuçlarının içindeki bir ağda birleştirme çalışmaları da sürüyor.
Bu arada gerek bazı politikacılar, gerekse de New Age düşünürleri yeni bir dünyadan her zamankinden daha fazla söz ediyorlar. Tabii dinlerin, milletlerin ve sınırların ortadan kalktığı ve sosyalist düzene sahip bir gelecek tablosu çiziliyor her seferinde. Dünyayı ele geçirdiklerinde, Kudüs merkezli tek dünya ülkesinde efendiler bir avuç insan olurken, diğerleri onlara kulluk edecek.

Okült Dünya teorisyenlerinden Vera Stanley Alder şunları anlatıyor:

"Tüm yaratılışın ardında bir plan var. Evrimin şu anda ilerlediği hedef Dünya Birliği. Dünya planı şunları içeriyor: Dünya Örgütü...Dünya Ekonomisi...Dünya dini"(Vera Stanley Alder, When Humanity Comes of Age, 1974)

Hükümetleri, parayı ve dini kontrol altında tutarak sapkın hedeflerine ulaşacaklarını düşünüyorlar. Ve İlluminati'nin sözde seçilmiş üst düzey yöneticilerinin eline verilecek bir dünya...

Bu diktatör uygulamada özel mülkiyet, ülkeler ve dinler ortadan kaldırılacak. Bir zamanlar Hitler ve Mussolini'nin yaptığı faşist uygulamalar da pareleldir. Yine okültizm ve sosyalizm, süper insanlar (yarı tanrı-tekamül etmiş) yaratma gibi hastalıklı kavramlar karşımıza çıkmaktadır.

Ayrıca tek dünya ülkesi hayallerini kuranlar, insanlar tek bir vücut olduktan sonra dünyaya gelecek gizemli bir efendiden de bahsediyorlar.

Ruhçu dernek ve yayınlarda dünyayı bu yeni geleceğe hazırlayacak seçkin ve tanrısallaşmış insanlardan bahsedilir. Ayrıca artık ailenin gereksizliği vurgulanarak, yeni bir toplum inşa etmenin gerekli olduğu benimsetilmeye çalışılmaktadır.

Özel mülkiyetin, ailenin, ulusun ve dinin olmadığı bir dünyada da insanlar köle olarak ele geçirilecektir kolayca . Sonra da şeytanın egemenliği altında yaşamayı hayal etmektedir İlluminati yöneticileri. Tabii ona Işık Tanrısı gibi adlar takmışlardır.

Daha 14 Temmuz 1856'da İngiltere Başbakanı Disraeli şunları söylüyor:

"Bu Kamaradan nadiren bahsettiğimiz bir güç var.  Gizli cemiyetlerden bahsediyorum. İnkâr etmek yersiz, çünkü Avrupa'nın büyük bir kısmının bu gizli cemiyetlerin şebeke ağı ile örüldüğünü örtbas etmek imkânsız.  Peki amaçları ne? Hiçbir şeyi saklamaya çalışmıyorlar. Anayasal bir hükümet istemiyorlar.  Dinî kuruluşlara ve özel mülkiyete bir son vermek istiyorlar. Bazıları daha da ileri gidebilir."(Nesta Webster ,Secret Societies and Subversive Movements, s. 71)

Görüldüğü gibi ruhçuluğun dünyaya hakim olma planı çok eskilere dayanmakta.

Diğer koldan Evanjelistler de , Yahudilerin bile büyük oranda yok edileceği bir 3. Dünya Savaşı'nın çıkması için ellerini ovuşturuyorlar. Onların aklı sıra da böylelikle İsa yeryüzüne gelecek ve onları sonsuza dek mutluluğa kavuşturacak. İşte böyle bir ortamda, Davut Yıldızı olduğu iddia edilen içiçe geçmiş 2 üçgeni kendisine amblem edinen İsrail'in iyice güçlenip etrafına saldırması ve sınırlarını genişletmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Evanjelist Hıristiyanlara göre kıyamet bu sayede başlayacaktır.

Kısacası Yahudiler, Evanjelistler ve İlluminati farkında olmadan ruhçuluğun pençesinde, kendilerini ve dünyayı mahvetmenin eşiğindeler.

***

Tüm oyunlar üzerimize oynanmaya devam ediyor.

Özellikle önümüzdeki 10 yıllık süreçte ruhçuluğu ve diğer pagan inançları ülkemiz insanına benimsetmek için planlar yapıyorlar.Bir yandan Hıristiyan misyonerler, diğer yandan kabalacılar ve spiritualistler gece gündüz çalışıyorlar.

Özellikle reenkarnasyon inancını benimsetmek için çok yoğun kampanyalar göreceğiz.

Diğer yandan da Yahudiler yıllar önce Filistin'de gerçekleştirdikleri uygulamayı adım adım ülkemizde gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Ve daha evvel de söylediğimiz gibi, artık Amerikan filmlerindeki hedef de biziz. Şimdilerde Çinlileri, Arapları veya Rusları değil de Türkleri kötüleyen senaryolarla karşı karşıyayız.

Şöyle demiştim:

Yahudiler ve Evanjelistler boş durmuyor , film ve dizilerde bizleri kötülemek amaçlı senaryolar kaleme alıp insanların bilinçaltlarını yıkıyorlar.

Ramazan kağan Kurt'un belirttiği üzere aynı şeyi yıllar önce Araplara yönelik yapmışlardı. Kötü Arap imajını seksenli yıllar ve doksanların başlarında batılıların zihinlerine sinema ve televizyonla yerleştirdiler.

Şimdi ise ne olduysa Amerikan film ve dizileri Arapları övmeye ama buna karşılık biz Türkleri kötülemeye başladı.

Gelecekte sıranın kimde olduğunu gösteriyor bu çabaları.

Ayrıca "rapturealert.com" sitesine bakarsanız şimdiden Türkleri Yecüc Mecüc olarak göstermeye çalıştıklarını görebilirsiniz(uydurma hadislerde de yine Yahudi-Hristiyan kaynaklı aynı iftiraları görüyoruz).

Niyet belli, bugün Araplara yaptıklarını, gelecekte bizlere yapmak istiyorlar ve bunun psikolojik temelini kuruyorlar.


Her geçen gün sistemli ve daha da yoğunlaştırılmış bir çalışma şeklinde bunları görüyoruz.

***

Yahudi Edward Mandell House ABD'de başkanın baş danışmanı ve 1913-1921 yılları arasında en güçlü bireylerden biri olarak görülürdü.

Kendisi bir Marksist olup amacı Birleşik Devletler'i sosyalist yapmaktı. "Philip Duru: Yönetici" adlı bir kitap yazdı 1912 yılında. Bu çalışmasında, Amerika'nın fethi için bir plan ortaya koyup nasıl partilerin kontrol edileceklerini ve bir sosyalist hükümetin kuruluşunda araçlar olarak nasıl kullanılacaklarını anlatmıştı. Ayrıca ABD parasını kontrol etme metotlarını da söylüyordu. Sonraki gelişmeler kitapta belirtildiği yönde olmaktadır.

1921 yılında Jacob Schiff'in emriyle Yahudi Bernard Baruch ve Edward Mandell House tarafından Council on Foreign Relations-CFR(dış ilişkiler konseyi) kuruldu. Schiff bu örgütün Rothschild komplosunun(İlluminati) sürmesi için gerekli olduğunu düşünüyordu.

16 yıl CFR üyeliğini yapmış olan Chester Ward, Amerikan halkını örgütün niyetleri konusunda uyarmıştı:

"Bu seçkinci gruplar içindeki en güçlü kliğin bir tek ortak hedefi vardır- bunlar ABD'nin ulusal bağımsızlığının, egemenliğinin teslimiyetini istiyorlar. Ayrıca dünya banka tekelinin küresel hükümetin eline verilmesini hedefliyorlar".

Washington D.C'deki FBI merkezinin eski bir üyesi olan Dan Smoot da bu örgütün amacını şöyle anlatıyor:

"CFR'ın nihai hedefi bir tek dünya sosyalist sistemi yaratmak ve ABD'yi de onun resmi bir parçası haline getirmektir."

Kaynakça

Ertuğrul Dikbaş
KÜRESEL KÖYÜN EFENDİLERİ


Texe Marrs'ın da ilginç bir iddiası var:

"İnancımızı onların teolojisine bakarak desteklemeyeceğimiz halde, Müslüman alimlerin, uzun zaman önce, bir Deccal'ın geleceği hakkında uyarıda bulunması da oldukça ilginç. Bu şeytani lider ortaya çıktığında C.F.R harflerinden tanınabileceğini ileri sürüyor, ayrıca "tek gözlü" olacağına da işaret ediyorlar. Acaba bu, bir dolarlık banknotlar üzerine basılı İllu-minati'nin her şeyi gören gözü, Horus olabilir mi? Britannica Ansiklopedisi'nin 1904 yılı basımı ikinci sayısında, şu hayret verici paragrafa rastlıyoruz:

Deccal, Hz. Muhammed'in dininde sahte Isa olarak bilindiği için, İslam'a da yabancı değil. Tek gözü olacak ve alnında C.F.R harfleri yazacak, kafir (cafir) kelimesinin harfleri.

CFR, dış ilişkiler konseyi 1914 yılında Başkan Woodrow Wilson tarafından oluşturulduğunda, yardımcısı Albay House ile Avrupalı komplocu ortakları Britannica Ansiklopedisi'nin haklarını satın aldılar ve 1904 orijinal baskısının 126. sayfasından bu ifadeyi çıkarttılar. Bereket versin ki, bu söylediklerimin doğruluğunu ispatlayacak bir kopya bende mevcut."


TEXE MARRS
"İLLUMİNATİ"   Gerçi burada Hıristiyanlıktaki ve Hadis Öğretisindeki Deccal inancından bahsediyor Texe Marrs ama yine de dikkate değer bir iddia.

***
Bolşeviklerin Rusya'da iktidar olmasında Almanların da Amerikalılar gibi büyük katkısı olmuştur. Bu ihtilal sayesinde Almanya Rusya ile çıkarlarına ulaşabileceği bir antlaşma yapabilecekti.

Başlangıçta bolşevik değil menşevikler başa geçmişti. Ama onların başındaki Kerensky de komplunun içindeki bir masondu. Rus askerlerinin bir kısmı Kerensky'nin ihanetini anlamış ve müdahale etmek istemişti, ama Kerensky bolşeviklerin ve uluslararası masonluğun yardımıyla Kornilov'u yenilgiye uğrattı ve daha sonra bolşeviklere ülkeyi teslim etti. Başka bir deyişle rusya menşeviklerden bolşeviklerin eline geçmiş oldu.

Hatta daha sonra da Almanlar bir süre bolşevikleri kolladı.Bunun karşılığında da Lenin el koyduğu, Ruslara ait zenginliklerin bir kısmını Almanya'ya verdi gizlice.

Orak ve çekiç de masonluktan almadır. Eski Ahid'de çekiçden bahsedilir.

Ayrıca orak da yine Tevrat'ta geçmektedir:

Yeremya 16

16 "Ekin ekeni biçim vakti orakçıyla birlikte Babil'den atın. Zorbanın kılıcı yüzünden Herkes halkına dönsün, Ülkesine kaçsın."

Zaten komünist felsefe çok evvelden ruhçu bazı yahudi tarikatlar tarafından değiştirdikleri İncil'e bile sokuşturulmuştu.

Tabii bu şeytani ruhçu felsefe sonra bumerang gibi Almanya'ya geri dönmüş ve başına bela olmuştur.

Milyonlarca rusun hayatına mal olan bu illuminati (ve ona da hakim olan ruhçuluk) fesadı tüm dünyaya hızla yayılmaya çalıştı. Zaten bu gerçekleşseydi şimdi tüm dünya bir grup insanın elinde köleleştirilecekti.Tıpkı sosyalist ülkelerdeki insanlar gibi...

Daha sonra sağcı olarak adlandırılan Mussolini ve Hitler bile aslında bu ruhçuluğun komünist felsefesini kendi amaçları doğrultusunda uygulamışlardır. Yine evrim inancından, süpermenler-sözde üstün insanlar elde etme çalışmalarına kadar aynı öğeler söz konusudur.

Bugün hala özellikle ABD'deki bir takım güçler, yaptıkları film, dizi vs. ile komünist felsefeyi zihinlere yerleştirmeye çalışmaktadır.


Bu arada 2. Dünya Savaşı sırasında Rusya'da , İspanyol askerlerinden birinin Landovski'nin cesedinin üzerinde kalın bir defter bulduğu ve bunun İspanyolca çevirisinin "Sinfonia en Rojo Major" adıyla 1950 yılında yayınlandığı iddia edilmektedir. Bu defterde eski Sovyet ajanı Rakovkski'nin 1938'de Moskova'daki sorgulanması sırasında tutulan zabıtlar var olduğu söylenmektedir.

Bu defterde yazanlara göre komünizmin gerçek yüzünü bir İlluminati ajanı olan Rakovski itiraf etmektedir.Hatta yine bir mason ve İlluminati uşağı olan Marks'ın kaleme aldığı çalışmalarında kapitalizmle ilgili olarak kasıtlı yanlış çıkarımlarda bulunmasından bile bahsediliyor. Neleri gizlediği de...


Kaynakça

Turgut Gürsan
20. YÜZYIL DÜNYA TARİHİNİN PERDE ARKASI

***

Şimdi bu Rakovski'nin itiraflarına İngilizce olarak göz atabilirsiniz internette.Bir İlluminati ajanı olan Rakovski komünizmin panteist pagan öğretiden geldiğini ve hedeflerinin Yahudilerin egemenlğindeki bir dünya devleti kurmak olduğunu bir şekilde itiraf etmiş. Gerçi ifadelerinden ,kafasının biraz karışmış maşa olduğu da gözlemlenebilir:
    Yalnız, Rakovski'nin itiraflarının tercümesinde ve sunumunda bazı hatalar olduğu da belirtilmekle birlikte, ana hatlarıyla konuşmanın o şekilde olduğu söylenmektedir.

***

Şöyle demiştim:

Ve ABD kaynaklı birçok bilimkurgu film ve dizisinde yine gizlice komünizm propagandası yapıldı.

Şöyle bir hatırlayın Uzay Yolu gibi dizileri, neler oluyordu?

1-Para kullanılmıyordu. Özel şirketler falan yoktu, herkes federasyonun çalışanıydı. Kimsenin özel uzay gemileri de yoktu. Hepsi ortaklaşa kullanılıyordu.

2-Hiç kimse ilahi bir dine inanmıyordu. Ama yoga ve meditasyon yapan insanlar görülüyor, ruhçu öğretinin hakimiyetini sezinliyorduk o kurgusal dünyada.


3-Tüm gezegenler tek bir federasyona bağlıydı. Ulus devletler diye bir şey de yoktu bu dizilerde.

4-İlk bakışta evrensel kardeşliği savunuyor gibiydi ama derinine inilince tam bir ırkçı felsefeye sahip olduğu görülüyordu bu dizilerin. Örneğin Asyalı veya zenci görünümlü insanlar hiçbir zaman gemilerde kaptan olmuyordu. Dizinin kahramanlarının savaştığı kimseler hayvanımsı görünümlü başka ırklardan oluşuyordu. Anglo sakson tipliler her zaman en üst yönetimdeler ve iyiler?

Ve bu beyin yıkamayla, ezoterik örgütlerin tek bir dünya devleti hedefleri insanlara benimsetilmeye başlanıyor.

Ayrıca M.S. 2150 gibi romanlarla yine bu çalışmalarını pekiştiriyorlar ruhçular.

Hem de ABD kaynaklı bu propaganda, dikkatinizi çekerim.

Hedeflerine ulaşmak için sabırlı ve sistemli bir şekilde çalışıyorlar.

Mr. Spock ile tanıdığımız Vulcanlar Yahudileri temsil etmektedirler. Atılgan'ın mürettebatında Rusundan uzakdoğulusuna, zencisine kadar birçok milletten insan vardır. Ama bunların başında Anglo Sakson tipli bir kaptan bulunur. Burada diğer milletlerin efendisi durumunda bu ingiliz ırkı gösterilir. Ama görünürde bu böyledir. Biraz derine inince, asıl zeki olanın ve dolayısıyla gizli kaptanın Spock olduğu fark edilecektir.   Yani verilen mesaj açık. Anglosaksonların önderliğinde gibi gözüken ama aslında Yahudilerin egemenliğinde bir dünya imparatorluğu kurulacak.Tıpkı günümüzde ABD ve İngiltere yönetiminde gibi gözüken ama aslında Yahudilerin yönetiminde olan dünya gibi... Dinlerin ortadan kaldırıldığı tek bir dünya devletini komünizm maskesiyle hayata geçirmeye çalışıyorlar. Tabii daha sonra kendi öğretilerini hakim kılacaklar. Yine dizide Vulcanlılar insanlardan ayrı ve aslında üstün bir ırk gibi gösterilir. Beyinleri bir bilgisayardan farksızdır hesaplama vb. konularda.   Kötü ırklar olarak da doğuluları sembolize eden tipler sunulur.   Spock'ın, daha doğrusu Vulcanlıların meşhur selamının nerden geldiğine bakmak istiyorsanız:   http://www.upstel.net/rooster/v-salute.html      Ayrıca Spock'ı canlandıran ve dizinin yönetmenliğini de yapan Leonard Nimoy Yahudidir.

---

Şimdi de bu  sembolizmde şu ayrıntılara çok dikkat.

İlluminati Amerikan dolarının üzerine bile piramidin üzerindeki "tek göz"  yani " herşeyi gören göz" sembolünü koydu. Çünkü bu İblis'i temsil ediyordu.

Uzay Yolu dizisinde  sivri kulaklı Vulcanlılar aynı zamanda cinleri de temsil etmektedirler.

Aynı durum şu sıralarda vizyonda olan Avatar filminde de söz konusu.
Avatar filmindeki sivri kulaklı insanımsı ırk da aynı zamanda cinleri sembolize etmektedir.

İblis'in sembolü olarak tek gözü bunlar  filmlerin özellikle afişlerinde kullanıyorlar.

Uzay Yolu filmlerinin afişlerinde Vulcanlı Spock genelde tek gözlü olarak gösterilir:



StarTrek-SpockPoster-Nov-med.jpg







star_trek_xi2.jpg


Aynı şekilde sinsice komünizm, panteizm, çok tanrıcılık, evrim  yani kısacası paganizm propogandası yapan Avatar filmindeki sivri kulaklı insanımsı varlıklar da cinleri temsil etmektedir.

Ve İlluminati bu filmde de tek göz sembolünü kullanıp zihinlere yerleştiriyor maalesef.

Filmi dikkatli izlediyseniz başroldeki karakter Jake sık sık başını yan tutarak tek göz pozu veriyor. Ve yine filmin afişlerinde bu sivri kulaklı ırk tek göz sembolüyle sunulmuştur:







Star Trek yani Uzay yolu dizisindeki İlluminati sembollerinin deşifresine devam:



***
BAKARA

67 Mûsa, toplumuna dedi ki: "Allah size, bir inek boğazlamanızı emrediyor." Dediler ki: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Dedi ki: "Cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım."

68 Şöyle konuştular: "Çağır Rabbine bizim için, açıklasın bize neymiş o!" Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir." Hadi size emredileni yapın!

69 Şöyle dediler: "Çağır Rabbine bizim için, neymiş onun rengi açıklasın bize." Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim, sarı, rengi parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir."

70 Şöyle dediler: "Dua et Rabbine, açıklasın bize neymiş o! Çünkü bu inek, bizim gözümüzde başkalarıyla karıştı. Ve biz, Allah dilerse, doğruya ve güzele elbette kılavuzlanacağız."

71 Cevap verdi Mûsa: "Allah diyor ki, bahsettiğim, boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.


Musa'nın toplumunun bir inek boğazlanmasıyla imtihan edilme nedeni, onların bu hayvanlara(ve onların görünümündeki nesnelere) tapınma eğilimi olabilir:

TAHA

88. Sâmirî onlar için, böğürmesi olan bir buzağı heykeli çıkardı. Dediler ki: "Bu, hem sizin hem de Mûsa'nın tanrısıdır. Ama Mûsa unuttu."

89. Görmüyorlar mı ki; o buzağı onlara bir sözü geri çeviremiyor; kendilerine bir zarar veremiyor, bir yarar sağlayamıyor.

90. Yemin olsun, Hârun daha önce onlara şunu söylemişti: "Ey kavmim, siz bununla imtihan edildiniz. Sizin Rabbiniz o Rahman'dır. Artık bana uyun, emrime itaat edin!"

91. Onlar şöyle demişlerdi: "Mûsa bize dönünceye kadar ona tapıcılar olmakta devam edeceğiz."

Yani bu hayvanı kutsallaştırmaktan vazgeçip tövbe etmelerinin içtenliğinin açığa çıkarılması için, böyle bir seçenek ile yüzleştirildiler.

Ama İsrailoğulları bu emri başlangıçta yerine getirmekte diretirken, daha sonra da tam tersine, başlıca ibadetlerinden biri haline getirmiş gibi görünüyorlar. Bir arınma ritüeli olarak kızıl inek kurban etmek artık onların inancında, dini yaşamlarında yer tutmakta.

TEVRAT (ÇÖLDE SAYIM):

1 RAB Musa'yla Harun'a şöyle dedi:

2 "RAB'bin buyurduğu yasanın kuralı şudur: İsrailliler'e size kusursuz, özürsüz, boyunduruk takmamış kızıl bir inek getirmelerini söyleyin.

3 İnek Kâhin Elazar'a verilsin; ordugahın dışına çıkarılıp onun önünde kesilecek.

4 Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırı'nın önüne doğru serpecek.

5 Sonra Elazar'ın gözü önünde inek, derisi, eti, kanı ve gübresiyle birlikte yakılacak.

6 Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.

7 Sonra giysilerini yıkayacak, yıkanacak. Ancak o zaman ordugaha girebilir. Ama akşama dek kirli sayılacaktır.

8 İneği yakan kişi de giysilerini yıkayacak, yıkanacak. O da akşama dek kirli sayılacak.

9 "Temiz sayılan bir kişi ineğin külünü toplayıp ordugahın dışında temiz sayılan bir yere koyacak. İsrail topluluğu temizlenme suyu için bu külü saklayacak; bu, günahtan arınmak içindir.

10 İneğin külünü toplayan adam giysilerini yıkayacak, akşama dek kirli sayılacak. Bu kural hem İsrailliler, hem de aralarında yaşayan yabancılar için kalıcı olacaktır.

Değiştirilmiş Tevrat'a göre bu merasim, kirlenmiş kişi ve yerleri temizleme işlevine sahip.

İşte bu inanca sahip Yahudiler, bugün Mescidi Aksa'yı yıkıp Musevi Tapınağı'nı yeniden inşa etme planlarında da bu kızıl inek ritüeline yer ayırmış durumdalar.

Tapınağın inşa edilebilmesi için, tapınağın yükseldiği alana ayak basmadan Tapınak Tepesi'ne tırmanılamaz görüşünü benimsediklerinden, kızıl ineğe ihtiyaçları var. Çünkü bu tapınak alanı tam olarak bilinmediğinden, yapılacak tek işlem; kusursuz bir kızıl ineğin kurban edilip, yakılıp elde edilecek külleriyle karıştırılmış kutsal suyu Tapınak Tepesi'ne girerken çevreye serpiştirmek ve bu yolla (sözde) arınmayı sağlamaktır diye düşünüyorlar.

İşte o zaman bölgedeki camileri yıkarak kendi tapınaklarını yeniden kurabileceklerini zannediyorlar. Ve bu gelişme Yahudi inancındaki Mesih'i getirmeyi hedefliyor. Hıristiyanlar da Yahudilere bu konuda da yardım ediyor çünkü kendileri de İsa'nın gelişi için bu olayın gerekli olduğuna inanmış durumdalar.

Bu uğurda İsrailliler ve bazı ABD'li Hıristiyanlar el ele vererek kızıl inek üretme programını başlattılar. İlk denemeler ABD'deki çiftliklerde oldu ama doksanlı yılların başında bu konuda başarısız oldular. Bunun dışında İsrail Hayfa tarafında bir çiftlikte tesadüfü olarak bir kızıl inek bulundu(adı Melody idi). Ama daha sonra hayvanda kısmen renk değişimi meydana geldi ve yine sonuç hüsran oldu.

Fakat günümüzde  belki de gizlice bu hedeflerini gerçekleştirdiler ve Mescidi Aksa ile Kubbetüs Sahra'yı yıkabilmek için törene hazır hale getirmiş olabilirler.

Bugüne kadar bazı Yahudilerin camileri yıkıp kendi tapınaklarını kurmamalarına neden olarak, gelecek büyük tepki ve olası olaylardan çekinmeleri gösteriliyordu. Ama  onlar  bunu çoktan yapmaya kalkarlardı büyük ihtimalle. Asıl neden, kusursuz bir kızıl ineğe henüz kavuşmamış olmaları olabilir.
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Okumadım bile, malum, bilinen bir gerzek, malum şeyi saçmalamıştır, nesini okuyayım..

 

Velakin, sormak isterim, neden kçleci, sübyancı, vahşi, rezil bedevi öğretisi yerine ruhçu öğreti olmasın ki?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Birader boşuna çarşaf çarşaf kopyalıyorsun. Ölümsüzlüğün sırrını versen, bu kadar yazı okunmaz. Copy-paste kolayına geliyor olabilir ama okunmasını istiyorsan, öncelikle anlatmak istediğin fikri iletecek kısa ve öz mesajlar yazmalısın. ilgi çekerse detaya inersin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 minutes ago, Emre_1974tr said:

Yok öyle, ben nasıl yazıyorsam siz de bir zahmet okuyacaksınız.

 

Yok okumuyorsanız, daha zor olan yazmaya hiç girişmeyeceksiniz. Yoksa böyle ucube cümleler kurar durursunuz.

 

Selam

 

Niye okuyamayım ki, bilmiyor muyuz senin saçmalıktan başka bir şeyinin olmadığını?

 

Ve evet, ilkel ve rezil bedevi öğretisi yerine ruhçu öğreti evladır netekim. Derdin ne ki senin onunla?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 minutes ago, Emre_1974tr said:

Sen niye üstüne alındın, sen zaten okuyamazsın yazı veya kitap....

 

 

 

Sen gibi zırvalıklar için kitap falan okumam da gerekmiyor zaten. Boş laftan ve yalandan ibaret bir şeye kitap deyip, ahanda her şey bu kitapta yazıyooo diye sayıklayan biriyle muhatap olmak için, kitap okumaya ne ihtiyaç olsun ki..

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Yok öyle, ben nasıl yazıyorsam siz de bir zahmet okuyacaksınız.

 

Yok okumuyorsanız, daha zor olan yazmaya hiç girişmeyeceksiniz. Yoksa böyle ucube cümleler kurar durursunuz.

 

Selam

Gerizekalı salak salak eski yazıları kopyalaymışsın bir de akapunktur sarlatanligini övmüşsün sen Nasıl bir trollsun mk

tarihinde Desert Wind tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bütün kitabı kopyalasaydın bari :-)

Çook uzun olmuş, kim okuyacak bu kadar zırvayı?


Ben Star Trek meraklısı olduğum için yazılanın az bir kısmını okudum, yalan, yanlış dolu!

İlk Star Trek dizisi soğuk savaş zamanında çevirilmiştir. Yapımcı, Kaptan Kirkün ekibine bir Rus almıştır. Ve bunun yanında, zencilerin adam yerine konulmadığı bir zamanda, ABD televizyonunda tipik zenci rolu oynamayan ilk zenci kadın "Uhura"dır. Martin Luther King bile Uhura hayranıdır. Yapımcı Roddenberry, Star Trek ekibine bir Çinli de almıştır. İnsanların ırkına bakmadan BÜTÜN dünyalıları temsil etsinler diye.


İleriki yıllarda yeni Star Trek dizileri çevirilmiştir. Mesela " Star Trek-Deep Space Nine" da başrolde "Kaptan Cisco" vardır. Ve bir zencidir!!!

 

Hadi müslümanlar sanatta, bilimde vs bir şey yapamadıkları için övünecek bir şeyiniz yok, bu yüzden devamlı batıyı/ hristiyanları/yahudileri karalamakla uğraşıyorsunuz...


Ama neden hep yalan yanlış yazıyorsunuz????
Neden insanlara bu yanlış bilgileri gerçekmiş gibi sunuyorsunuz???

 

Tamam kendi kafanızdan, pardon kalbinizden kendinize göre teoriler üretiyorsunuz, bari bu teorileri gerçeklerle temellendirin ki
devamlı böyle rezil olmayın,

değil mi ama.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hicr süresi 29. Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).

 

 

1. fe : artık
2. izâ : olduğu zaman
3. sevveytu-hu : onu sevva ettim, dizayn ettim
4. ve nefah-tu : ve üfledim
5. fî-hi : onun içine
6. min rûhî : ruhumdan
7. fe : hemen
8. kaû : yere kapanın (düşün)
9. lehu : ona, onun için
10. sâcidîne : secde edenler

 

senin kitabında ruhçu Emre_1974tr



http://www.kuranmeali.org/15/hicr_suresi/29.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, poiuz said:

Bütün kitabı kopyalasaydın bari :-)

Çook uzun olmuş, kim okuyacak bu kadar zırvayı?


Ben Star Trek meraklısı olduğum için yazılanın az bir kısmını okudum, yalan, yanlış dolu!

İlk Star Trek dizisi soğuk savaş zamanında çevirilmiştir. Yapımcı, Kaptan Kirkün ekibine bir Rus almıştır. Ve bunun yanında, zencilerin adam yerine konulmadığı bir zamanda, ABD televizyonunda tipik zenci rolu oynamayan ilk zenci kadın "Uhura"dır. Martin Luther King bile Uhura hayranıdır. Yapımcı Roddenberry, Star Trek ekibine bir Çinli de almıştır. İnsanların ırkına bakmadan BÜTÜN dünyalıları temsil etsinler diye.


İleriki yıllarda yeni Star Trek dizileri çevirilmiştir. Mesela " Star Trek-Deep Space Nine" da başrolde "Kaptan Cisco" vardır. Ve bir zencidir!!!

 

Hadi müslümanlar sanatta, bilimde vs bir şey yapamadıkları için övünecek bir şeyiniz yok, bu yüzden devamlı batıyı/ hristiyanları/yahudileri karalamakla uğraşıyorsunuz...


Ama neden hep yalan yanlış yazıyorsunuz????
Neden insanlara bu yanlış bilgileri gerçekmiş gibi sunuyorsunuz???

 

Tamam kendi kafanızdan, pardon kalbinizden kendinize göre teoriler üretiyorsunuz, bari bu teorileri gerçeklerle temellendirin ki
devamlı böyle rezil olmayın,

değil mi ama.

 

Ah uhura...

 

Sinema ve televizyonda, ilk defa bir zenci ile beyazın öpüşmesi, Uzay Yolu'nda gösterilmiştir. Öyle sıkıntılı bir mevzudur ki, silah zoruyla yapmaları sağlanmıştır. 

 

Aslında, uzay yolu, aksiyon, kurgu olmaktan öte bolca felsefesi olan bir diziydi. Benzeri bir diğeri hala sürüyor ve son derece başarılı: Doctor Who

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...