Jump to content
Mempish

Dini kurallara göre gömülmek istemeyen ateist soruyor.

Recommended Posts

Türkiye den bir arkadaş ileri seviyede hasta..

Geçenlerde artık fazla yaşam süresinin kalmadığını anlattı. Aslında çoktan ölmesi gerekiyordu. Ancak  bundan çok önce kendisine ateist olduğumu dinsel inancımın olmadığını, Şu anda aklımdaki soruları sildiğim ve ne olduğumu bildiğim için huzurlu olduğumu anlatmıştım.

Ailesinden daha önce 2 yakını aynı hastalıktan hayatını kaybetmişler ve bir seneden fazla yaşamamışlardı. Kendisi ise Allah tan ümit kesilmez demekle yetiniyordu. Bende kendisine  Allah ve din yerine , hücrenin temelinden başlayarak mutasyona kadar her şeyi hergün anlattım.

Evreni, galaksileri, dinlerin doğuşunu a dan Z ye kadar  her şeyi anlattım. 2013 ortasında hastalığa yakalanan arkadaşımla her gün sohbet ederek ilk bir yılı tamamladık. Türkiye ye geldiğimde onunla yemek yedik. Kendisine iç huzuru yakala herşeyi bil ve sorgula kendinden emin ol dedim. bu güne kadar çok çok sohbet ettik. Seneye yine gelince aynı yerde yemek yiyeceğiz dedim. 

Bana Abi bu hastalık 1 yılda götürüyor. ben fazla bile yaşadım dedi.

Güçlü olmasını ve acabalı sorulardan kurtulmasını önerdim. Dinlerin yanlışlarını ve insan korkularını nasıl kullandığını anlattım. Arkadaşım şu anda ılımlı bir ateist oldu. bu yıl 4.senesi  artık hastalığının son aşamasında olduğunu duydum. Ama bu güne kadar yaşaması ise mucize idi.

Bana senden bir şey rica edicem dedi ben ölürsem dini kurallara göre gömülmek istemiyorum. Aziz Nesin gibi bulmaca bir mezarımda olsun istemiyorum. Beni Anadolu da bir çınar ağacının altına gömsünler istiyorum ama bu seferde bu sapkın dinciler benim mezarımı Allahsız diye talan ederler. Benlik bir sorun yok ama ailem bu durumda çok kederlenir. dedi. 

Kibarca sözünü kestim. Ben ölürsem yakılmayı istedim dedim Bana abi iyi fikir Türkiye de var mı dedi Bende bilmiyorum dedim.

Şimdi soruyorum bu arkadaşa akla yatkın bir fikri olan varmı ? . Sapkın dincilerin cevap vermesini istemiyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Turkiye'de mevcut olduğu ama uygulamaya gelince problemler çıktığını ve imkansizlastirildigini okumuştum. Ailenin maddi durumu yerindeyse, komşu ulkelerde yaptirilabilir sanirim ama onunla ilgili de yasal mevzuati incelemek lazim. En iyisi bir avukata danismak.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şu başka ülkede yakilma işini orneklendireyim. Malta, avrupadaki son gercek katolik ulkedir. Seküler degildir. Bu sebeple kremotoryum yok. Yalniz ulkede yasayan, bir avuç da olsa hintli var. Bunlar cenazeleri oldugunda italyaya goturup yaktiriyorlar.  Belki bizim komsu devletlerden birinde yaptirabilirsiniz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Türkiye demokratik bir ülke olmadığı için yasalar ceset yakmaya izin vermiyor. Yakmak yasal olarak mümkün değil.

 

Fakat bir insanın öldüğünde yakılmak istemesinin bir mantığı yok. Yakma işleminin ölen kişi için hiç bir önemi olmadığı ortada. İşlemin ölenin yakınları için önemi var. Neden, çünkü külleri saklayabiliyorlar. Hatta pahalı bir işlem ama küllerden yanmadan kalmış az miktarda karbon ayıklanıp elmasa dönüştürülüyor. Parmağınızda taşıyabiliyorsunuz. Doğal elmas gibi değil ama son derece dayanıklı.

 

Bir batı ülkesine gitmek gerekiyor bu yüzden. Yalnız bir de mirasçılardan hiç kimsenin işleme itirazının olmaması gerekiyor. itiraz eden olursa iş yatar, olmaz. Mirasçı olmayanların itirazı anne baba da olsa geçersiz. Tabii ki yasal izin de olacak. Yani oldukça prosedürlü bir iş. Ölmeden önce herkesle konuşup ortak bir karara varılırsa olur.

 

Elbette kısa bir süre içerisinde ölüm beklentisi olan birisine tavsiyede bulunmak çok zordur ama durum böyle. Fakat umut son ana kadar sıfır olmaz, onu da belirteyim. Vücudun umulmadık bir direnişe geçtiği ve kanseri yendiği oldukça görülmüş olaylardan. Söz konusu olan kanser mi bilmiyorum ama kanser için şu günde teknolojik tedavilerle yüzde elli şans mevcut bulunuyor. Yazı tura gibi...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Aslında Türkiye'de krematoryum vardı. Tam detaylarını hatırlamıyorum ama 90'lı yıllarda bir krematoryum açılmıştı. Tabi bu çomar iktidarı o krematoryumu ne yaptı kimbilir...

 

Gömülme konusunda ise şunu düşünüyorum, toprağa gömülmek istemiyorsanız ve yakılma olanağı da yoksa suya gömülebilirsiniz. Benim zaman zaman düşündüğüm bir gömülme işlemidir. Ağırlığa bağlanarak açık bir denize bırakılırsanız, kıyılara vurma ihtimali yoktur. Hem cesediniz yok olur, hem de doğal besin döngüsünden çıkmamış olursunuz.

 

Böyle bir başlıkta bunu tartışmak istemem ama yakılmak bedenimize hapsettiğimiz birçok değerli vitaminin ve bakterinin yok edilmesi anlamına geliyor. Oysa biz canlı faunanın bir parçasıyız ve yakılmak yerine tekrar o malzemenin doğaya iadesi daha makul geliyor bana.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Metastaza geçmiş mi... Kötü...

 

Ağırlık bağlanarak cesedi suya gömmek geçerli değil. Ağırlık fazla da olsa bir süre sonra su yüzüne çıkar. Bunu önlemek için birtakım tatsız işlemler gerekir ki kimse yakınına onları yapmaz.

 

Yakmak çok akıllıca bir çözümdür. Harcanan enerji önemsiz, dünyada günde tonlarca petrol gazı sürekli biçimde boşa yakılıyor. Yanan maddenin besin değeri de önemsiz, dünyada üretilen besinin yarısı israf ediliyor. Tarihte cesetler için bulunan en iyi çözüm yakmadır. Ama tabii odun yığıp yakmak odun israfı. Odun günümüzde değerli bir metadır. Ceset yakmak için harcanması israf olur. Krematoryumlar doğal gazla çalışıyor ve çok iyi bir çözüm.

 

Türkiye demokratik bir ülke ise hemen yarın bir krematoryum açılmalıdır. Yoksa geri ve yobaz bir ülkedir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Türkiye den bir arkadaş ileri seviyede hasta..

Geçenlerde artık fazla yaşam süresinin kalmadığını anlattı. Aslında çoktan ölmesi gerekiyordu. Ancak  bundan çok önce kendisine ateist olduğumu dinsel inancımın olmadığını, Şu anda aklımdaki soruları sildiğim ve ne olduğumu bildiğim için huzurlu olduğumu anlatmıştım.

Ailesinden daha önce 2 yakını aynı hastalıktan hayatını kaybetmişler ve bir seneden fazla yaşamamışlardı. Kendisi ise Allah tan ümit kesilmez demekle yetiniyordu. Bende kendisine  Allah ve din yerine , hücrenin temelinden başlayarak mutasyona kadar her şeyi hergün anlattım.

Evreni, galaksileri, dinlerin doğuşunu a dan Z ye kadar  her şeyi anlattım. 2013 ortasında hastalığa yakalanan arkadaşımla her gün sohbet ederek ilk bir yılı tamamladık. Türkiye ye geldiğimde onunla yemek yedik. Kendisine iç huzuru yakala herşeyi bil ve sorgula kendinden emin ol dedim. bu güne kadar çok çok sohbet ettik. Seneye yine gelince aynı yerde yemek yiyeceğiz dedim. 

Bana Abi bu hastalık 1 yılda götürüyor. ben fazla bile yaşadım dedi.

Güçlü olmasını ve acabalı sorulardan kurtulmasını önerdim. Dinlerin yanlışlarını ve insan korkularını nasıl kullandığını anlattım. Arkadaşım şu anda ılımlı bir ateist oldu. bu yıl 4.senesi  artık hastalığının son aşamasında olduğunu duydum. Ama bu güne kadar yaşaması ise mucize idi.

Bana senden bir şey rica edicem dedi ben ölürsem dini kurallara göre gömülmek istemiyorum. Aziz Nesin gibi bulmaca bir mezarımda olsun istemiyorum. Beni Anadolu da bir çınar ağacının altına gömsünler istiyorum ama bu seferde bu sapkın dinciler benim mezarımı Allahsız diye talan ederler. Benlik bir sorun yok ama ailem bu durumda çok kederlenir. dedi. 

Kibarca sözünü kestim. Ben ölürsem yakılmayı istedim dedim Bana abi iyi fikir Türkiye de var mı dedi Bende bilmiyorum dedim.

Şimdi soruyorum bu arkadaşa akla yatkın bir fikri olan varmı ? . Sapkın dincilerin cevap vermesini istemiyorum. 

 

 

Madem son günlerini yaşayan bu arkadaşın kanına girip ateist yapan sizsiniz, öldükten sonra gömülmekten başka şansı olmadığını ama bunun da aslında hiçbir önemi bulunmadığını anlatıp ikna edecek olan da sizsiniz. Ailesi onun ateistliğini biliyorsa, kabullenmişse, öldükten sonra klasik dini ritüelleri istememesini saygıyla karşılayıp bu vasiyetini yerine getirmeye hazırsa, o kadarla yetinsin. Hatta bu bile bir ateist için epeyce lükstür çünkü çoğumuzun ailesi öyle veya Müslüman'dır. En azından elalem ne der, hiç öyle duasız Kur'an'sız gömülür mü diye düşünürler ki ben böyle düşünüp böyle hissettikleri için pek suçlamam da.

 

Yani Türkiye'de yaşayıp ölen bir ateistin, gömülmekten başka şansı ne yazık ki yok. Ben zaten gömülmekle ilgili hiç sorun yaşamıyorum, geride kalan çocuğum için ihtiyaç duyduğunda veya özlediğinde gelip ziyaret edebileceği bir terapi alanı olarak da gördüğüm için üstünde durmuyorum. Yakılmak gibi bir şansımızın olmadığını başından beri bilip kabullendiğim için bu tip alternatifleri hiç düşünmedim zaten.

 

Kısaca, öldükten sonra nasıl defnedileceğimizle ilgili ciddi ciddi düşünmek bana pek anlamlı gelmiyor. Çöpe atılsam ne olur hani... Kesin olarak istemediğim tek şey var, o da İslami usullerle, saçma salak dua, şu bu zırvalarıyla gömülmek. Ailem bu isteğime son derece saygılı yaklaştığı ve hatta katıldığı için kaygı duymuyorum. Ama sizin arkadaşınızın ailesi ne der, nasıl bakar bilemeyiz. Bence vasiyet etsin, açıkça belirtsin. 

 

Bu arada Atatürk, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda ölünce yakılmak isteyenler olabilir diye düşünüp bir krematoryum yaptırdı ancak sonra hiç kullanılmadığını gerekçe olarak gösterip yıktılar. Mezarlığın girişinde, sağ köşededir kalıntıları, orası otoparka çevrilmiş olsa da o kalıntıları görmek mümkündür.

 

Sanıyorum dana sonraları, 1970'lerde Ankara'nın o dönemki belediye başkanı bir girişimde bulunup yine krematoryum yaptırmak istedi ama başaramadı. Aslında hukuken hiçbir engel yok, Umumi Hıfzıssıha Kanunu'nun 224. maddesi ölülerin yakılmasına açıkça izin veriyor ama bu binaların yapılması için izin verme yetkisi belediyelerde olduğu ve onlar da İslam'a aykırı sayıldığı için izin vermediğinden yapılamıyor. 

 

"MADDE 224 - Ölülerin yakılması için fenni usulü dairesinde fırınlar yaptırmak isteyen belediyeler evvelemirde bu hususta Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekâletine müracaat ederek hazırlattıkları projeleri tasdik ettirip müsaade aldıktan sonra tesisata başlıyabilirler."

 

http://ttb.org.tr/mevzuat/index.php?option=com_content&view=article&id=13:umumhifzissihha-kanunu&catid=1:yasa&Itemid=28

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet geçmişte daha ilerici, şimdi daha gerici olmak yüz kızartıcı utanç verici bir durum. Tersi olması gerekirken... Hukuk ıstılahında böyle yasanın olması ama uygulanmaması durumuna "kadük" deniliyor. Yasa var ama kadük olmuş. Silip ortadan da kaldırmamışlar, öyle duruyor. Bir netice vermiyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 hours ago, democrossian said:

dünyada üretilen besinin yarısı israf ediliyor.

 

Çöpe atılan bir besin israf edilmiş olmaz ki. Organik olan her madde nerede olursa olsun, bakteriler aracılığı ile çözünerek tekrar besin döngüsüne girer. Oysa yakılmak kimyasal bir işlemdir. Yakılma sonucu birçok minerali kullanılamaz hale getiririz. Ayrıca biz öldüğümüz halde vücudumuzda yaşamaya devam eden değerli bakterileri de yok etmiş oluruz. 

 

Vucüdumuzda tuttuğumuz karbon elementleri, kalsiyum, demir vs. birçok elementi doğadan alıyoruz. Toprağa gömüldüğümüzde bu malzeme doğaya iade edilmiş oluyor. Bunun din ile bir ilgisi yok. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Arkadaşlar besin zinciri mineral felan istisna, bu ülkede her gün ateist ölmüyor. Zaten Türkiye de her yer mezarlıktan geçilmiyor. Hindular eğer ölülerini gömseydi Hindistan'ın yarısı mezarlık olurdu. Böyle saçma bir şey olamaz. Her insan nasıl defnedileceğini seçmeli. Öyle bir ülke ki  zamanında gayri müslüm mezarlıkları yağmalandı. talan edildi. Türkiyede dünyanın yobazı var. Ve bu yobazlara yelken açan avanak insanlar var. Madımak'ı ne çabuk unuttunuz. Her büyük şehirde kremotorium yapılmalı. aksi halde 10 yıl sonra herkesi üst üste gömecekler. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, AteCafe said:

 Öyle bir ülke ki  zamanında gayri müslüm mezarlıkları yağmalandı. talan edildi. 

Taksim civarında takılan meşhur bir death metal hayranı vardı. Hatta 92 veya 93'te aktüel dergisi bununla satanist diye röportaj yapmıştı (bu röportajdan sonra dinciler bunu bulup öldüresiye ölmüşlerdi). Bu arkadaş biraz kafası kırık olduğundan, satanizm aşkıyla musevi mezarlığında insanların mezarlarını tahrip ediyordu. Musevilerde genel olarak bir gelenek mi, yoksa makam sahibi insanlara mı yapılıyor bilmiyorum ama bazı kişiler değer verdikleri bazı eşyalar ile gömülüyor.  Bazen bu mezarlardan ilginç şeyler buluyordu. Bir gün kafası iyiyken bana musevi birinin mezarından çıkan bir kitabı hediye etti. Kitap 1859 ilk baskı, ingilizce orijinal dilde "türlerin kökeni". Sayfaları eksiksizdi. Sadece yeşil cildin ön kısmında 1/4 kadar bir kısmı zarar görmüştü. Bu kitabı kaybettim veya çaldırdım. O zamanlar bir ev arkadaşı ile cihangir'de oturuyordum. Eve giren-çıkanın haddi hesabı yoktu. Bir şekilde yok oldu. O kadar değerli bir kitabı daha iyi muhafaza etmeliydim. Şu anda nereden baksanız 10.000 euro ederdi. 20 sene oldu neredeyse, hala üzülüyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 

Çöpe atılan bir besin israf edilmiş olmaz ki.

 

Olur. Bir kremalı pastayı ele alalım. Bunun yarısını yeyip yarısını çöpe attığınız zaman bakterilerin pasta yemek gibi bir lüksleri yoktur. Yediklerinin pasta olduğunu bilemezler. Bu bakımdan israftır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

isveçmi isviçremi bilmiyorum burda hastanede narkozla sanırım insanlar kendilerini öldürtebiliyor acı çekmeden ölmek daha mantıklı deyilmi? aslında ben bu yöntemi düşünüyorum ama fiyatı pahalıysa yaptırmam fiyatı uygun olursa ben böyle yöndemi semek istiyorum

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 hours ago, malta erigi said:

Şu anda nereden baksanız 10.000 euro ederdi. 20 sene oldu neredeyse, hala üzülüyorum. 

 

Mezar soyguncularına nebbaş denir. Hem nebbaşın arkadaşlığını yapmışsın, hem de ganimeti kaptırdım diye üzülüyorsun. 

 

18 hours ago, AteCafe said:

Arkadaşlar besin zinciri mineral felan istisna, bu ülkede her gün ateist ölmüyor.

 

Yahu isteyen istediği gibi gömülsün tabii ki. Ama gömülmek de çok mantıksız ve dinle alakalı birşey değil. Onu anlatmaya çalışıyorum. 

 

Zaten halihazırda belli bir süre sonra mezarların üstüne yeni ölüler gömülüyor. Özellikle aile mezarlıklarında 20 sene -süreden tam emin değiilm- bir süre var, sonra yeni gelenler eskilerin üzerine gömülür.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, Robespierre said:

 

Mezar soyguncularına nebbaş denir. Hem nebbaşın arkadaşlığını yapmışsın, hem de ganimeti kaptırdım diye üzülüyorsun. 

 

 

Yahu isteyen istediği gibi gömülsün tabii ki. Ama gömülmek de çok mantıksız ve dinle alakalı birşey değil. Onu anlatmaya çalışıyorum. 

 

Zaten halihazırda belli bir süre sonra mezarların üstüne yeni ölüler gömülüyor. Özellikle aile mezarlıklarında 20 sene -süreden tam emin değiilm- bir süre var, sonra yeni gelenler eskilerin üzerine gömülür.

Abi herifin kafa kırıktı. Hırsızlık amacı ile değil, satanizm sevdasına mezarları tahrip ediyordu. Tahrip ettiği mezarlardan kafataslari ve kemikler toplayıp, hepsini bir odada biriktirmişti. Daha sonra beyoğlu'nda bir ufak sahaf açtı. Bu kitabı da mezarda bulup, dükkana koymuş. Açılış günü arkadaşlarla tebrik etmeye gittiğimizde, hepimize birer kitap hediye etti. Digerlerine Orhan Pamuk vs normal kitaplar verdi, bana "sen Ingilizce biliyorsun, bunu al" dedi. Kitabın kıymetinin farkında mıydı bilmiyorum. "Abi emin misin?" diye sordum, "al ya al" dedi. "1859 basımı, nereden buldun?" dedim, "mezarlardan birinden çıktı" dedi. Açıkçası o zaman 17-18 yaşındaydım, kitabın maddi değerinin ben de farkında değildim. Yoksa çok iyi muhafaza ederdim.

Herneyse, yani bu mezarlara hırsızlık amacıyla zarar vermiyordu. Zaten öyle altın vs. de çıkmıyormuş. Mefta ile birlikte gömülen eşyalar, maddi değerinden çok kendisi için manevi değeri olan objeler. Asker üniforması, fotoğraf vs. 

Bunun derdi maddi çıkar saglamak degil, kemikleri ve kafataslarını almak, aklınca mezarları tahrip ederek tanrıya meydan okumak. Aktüel dergisi röportajında da adamların yanında tutmuş mezarlara işemiş "bakın, carpılmıyorum" diye. Röportaj yayınlandıktan hemen sonra da feci şekilde dövdüler işte müslümler. Zaten kafasını taşla ezdikleri için, öldü zannedip bırakmışlar. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
 

 

Mezar soyguncularına nebbaş denir. Hem nebbaşın arkadaşlığını yapmışsın, hem de ganimeti kaptırdım diye üzülüyorsun. 

 

 

Yahu isteyen istediği gibi gömülsün tabii ki. Ama gömülmek de çok mantıksız ve dinle alakalı birşey değil. Onu anlatmaya çalışıyorum. 

 

Zaten halihazırda belli bir süre sonra mezarların üstüne yeni ölüler gömülüyor. Özellikle aile mezarlıklarında 20 sene -süreden tam emin değiilm- bir süre var, sonra yeni gelenler eskilerin üzerine gömülür.

Öylesi kıymetli bir kitabın mezarda çürümesi doğru değil, ama çalındığına bende çok üzüldüm. ben onu paraya değişmez ve satmazdım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...