Jump to content

Zihinsel engelliler,


Recommended Posts

18 dakika önce, nairelsaif yazdı:

Konu çok sert

 

                                yazılanların tamamını okumadım bunun sebebi mevcut fikirlerim yön değiştirmeden aklıma gelen en mantıklı fikri yazmak.

 

                                Engelli bir insan, zihinsel sıkıntıları olsa bile yaşama hakkına sahiptir ve bu durum tamamen duygusaldır.  

 

Duygusaldır ha ? Nasıl duygusal açıkla bana merakla bekliyorum bu duygusallığı ?

 

Alıntı

Kendi çocuğun olunca yaşadığın ülkenin kanunlarına göre "ötenazi" hakkına sahipsen, bu durumu toplum normal karşılar. 

 

                               Sakat bir insan yavrusu , ebeveynleri için senden benden daha değerlidir.  Çok önemli bir fizik profesörümü yoksa engelli çocuğummu diye sorsalar insanların istisnasız %90'ı kendi engelli çocuğunu seçer. 

 

                              Evet , bir kadının doğurduğu bir canlı inanılmaz değerli oluyor. o engelli çocuğun annesi muhtemelen engelli çocuğu için gözünü kırpmadan ölene kadar direnir ve bu durum dinle veya başka bir şeyle uzaktan yakından alakalı değil. Bu sadece "Sevgi" ile alakalı ve bu durumu senin idrak edebileceğini düşünmüyorum.

 

Benim için, kimin yavrusunun kimin yavrusu için ne hissettiği umurumda bile değil. Konuyla azıcık alakası bile yok. Eğer yaşama hakkını bireye veriyorsanız. ''' Aaaaa Annesi İçin Çok Değerli Nasıl Öldürürüz Onuu''' demeyeceksiniz. Kendi yaşama hakkı var diye yaşayacak diyeceksiniz. Eğer öyle derseniz, o zaman kendinize soracaksınız ben böyle yaşamak ister miyim ? Diye.

 

Eğer cevabın hayır ise, onu öldürürsün. Doğrun olan budur.  Çünkü o böyle yaşamak istemiyordur. 

 

 

 

 

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, NotImportant yazdı:

Duygusaldır ha ? Nasıl duygusal açıkla bana merakla bekliyorum bu duygusallığı ?

 

 

Benim için, kimin yavrusunun kimin yavrusu için ne hissettiği umurumda bile değil. Konuyla azıcık alakası bile yok. Eğer yaşama hakkını bireye veriyorsanız. ''' Aaaaa Annesi İçin Çok Değerli Nasıl Öldürürüz Onuu''' demeyeceksiniz. Kendi yaşama hakkı var diye yaşayacak diyeceksiniz. Eğer öyle derseniz, o zaman kendinize soracaksınız ben böyle yaşamak ister miyim ? Diye.

 

Eğer cevabın hayır ise, onu öldürürsün. Doğrun olan budur.  Çünkü o böyle yaşamak istemiyordur. 

 

 

 

 

 

Senin engel durumun hakkında her hangi bir bilgiye sahip değilim. Nörolojik yardıma ihtiyacın var ise ziyaret edeceğin yer burası değil 

aşağıda bilgilere ekliyorum.

 

Adres: Zuhuratbaba Mahallesi, Akıl Hastanesi Cd 25/2, 34147 Bakırköy/İstanbul

Alo 182 üzerinden randevu alabilirsiniz.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, nairelsaif yazdı:

 

Senin engel durumun hakkında her hangi bir bilgiye sahip değilim. Nörolojik yardıma ihtiyacın var ise ziyaret edeceğin yer burası değil 

aşağıda bilgilere ekliyorum.

 

Adres: Zuhuratbaba Mahallesi, Akıl Hastanesi Cd 25/2, 34147 Bakırköy/İstanbul

Alo 182 üzerinden randevu alabilirsiniz.

 

 

Peki :) 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, CinleriGorenAdam yazdı:

değerleri üreten insandır, değerleri benimseyen insandır,

eski değerler yıkılırlar, yerine yenileri gelir, bunlara şuan karşı çıkmanız normal,

 

Akıl hastalarını şeytan, büyücü diye yakan karanlık Ortaçağ cehaletinden, engelli insanları öldürmeyi kendine hak gören Hitler zihniyetinden geldi insanlık buralara...

 

İnsan doğumu itibariyle -belli bir döneme kadar doğumdan önce de-  hukuki olarak yaşam hakkı kazanır. Değer budur ve statiktir... Eğer insanlık bu etik değerden, katettiği mesafeden uzaklaşırsa söylediğin gibi aşama falan kaydetmez, tam tersi geldiği medeniyet düzeyinden tekrar en geriye döner... İnsan, canlı hayatından daha önemli hiçbir değer tanımıyorum ben. Bunu bir tıp öğrencisine hatırlatıyor olmak ne garip... 

 

Bir saat önce, NotImportant yazdı:

►Okuduğu anla be insan. Ben sana hormonlarını baskıla mı dedim ?  Senin hormonların belkide yaşamaktan nefret eden yaşamak istemeyen çocuğunu zorla hayatta tutuyor dedim. Senin boktan seçimin ona istemediği bir hayatı yaşatıyor olabilir dedim. Sonra bu cümleyi sağlamak için aklı başında olan bir insana böyle engelli olarak yaşamak ister mi diye sorup cümleyi sağladım. 

 

Okuduğunu sen anla, daha neye cevaben kimin ne yazdığından bihabersin! Belli ki o sözü sevgili Türk Ateist aşağıdakine istinaden yazmış.

 

6 saat önce, CinleriGorenAdam yazdı:

sırf annelik hormonlarından dolayı sahipleniyorsunuz

 

***

 

Bir saat önce, NotImportant yazdı:

Yukarıdaki de aynı saçmalıkları sürdürmüş. Doğmadan önceki halinle doğduktan sonraki hali farklıymış... Açıklasana bana farkı. 2 ile 3 ü çarpamayacak zekada birinin, doğduktan sonraki hali ile doğmadan önceki halinin farkı ne ???  Temellendir bunu bana!

 

Demek dünyaya gelince hakkımı kaybediyorum ama doğmadan önce gebertebilirim. Hani nerede yazıyor bu kural ? Kim koydu bu etik sınırı ?

 

►Doğru düzgün okuyun önceki yazdıklarımı bir halt anlamadan kendi kendinize temelsiz boş şeyler atıp durmayın ortaya. 

 

Diyorum ya, senin ne basit bir hukuk bilgin var ne de okuduğunu anlama yeteneğin var... Belli bir aya kadar çocuğu dünya getirip, getirmeme hakkı annenin tasarrufundadır. Eğer anne, hamilelik döneminde sağlıklı doğma ihtimali düşük olan bebeğini doğurmak istemiyorsa, hamileliği sonlandırma hakkına sahiptir.  Kendi insiyatifindedir; sana, bana, kimseye söz düşmez. 

 

Doğumla birlikte yasal olarak bebek yaşam hakkı kazanır, hiçbir sebeple bu meşru hakkı çocuğun elinden alınamaz. Yok sen zihin engelli durumda olsaydın, yaşamak ister miydin istemez  miydin gibi kişilerin insayitifine sunulacak, tartışılacak bir tarafı yok bunun. İnsan hayatından bahsediyoruz, senin haddin değil onun yaşam hakkı üzerine konuşmak, karar vermek... Hukuk sana böyle bir hak tanımıyor. Hak bu hak, boru değil...

tarihinde Latte tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
58 dakika önce, NotImportant yazdı:

 

►Okuduğu anla be insan. Ben sana hormonlarını baskıla mı dedim ?  Senin hormonların belkide yaşamaktan nefret eden yaşamak istemeyen çocuğunu zorla hayatta tutuyor dedim. Senin boktan seçimin ona istemediği bir hayatı yaşatıyor olabilir dedim. Sonra bu cümleyi sağlamak için aklı başında olan bir insana böyle engelli olarak yaşamak ister mi diye sorup cümleyi sağladım. 

 

Ne alakası var şimdi yazılanlarla bunun ? 

 

Ben sana yazmamıştım ki. Konuyu açan "Sırf annelik hormonlarından dolayı sahipleniyorsunuz" demiş, ona yazmıştım. 

 

Yaşamaktan nefret eden çocuğuma "Ay canıım, ben senin isteklerine saygı gösteriyor ve ölmene izin veriyorum" demem elbette. Bunu diyecek tek bir ebeveyn yoktur, herkes çocuğunu yaşatmak ister ve bunun için her şeyi yapar.

Ama senin zaten bilmediğin, düşünemediğin bir şey var; ileri derece zeka engelli biri yaşamak istemek veya istememek gibi şeyler düşünemez, bilmez, sorsan da anlamaz. Yani senin ve başlığı açanın zaten anlamadığı şey bu, o yüzden kendimizi onların yerine koymamızı falan isteyip saçma sapan sorular soruyorsunuz. Öte yandan, empati yapmanın ne kadar saçma olduğunu da söylüyorsunuz. En azından sen böyle söylüyorsun. Çelişkiye gel... 

 

Saçma sapan, insanlık dışı şeyler savunuyorsunuz. Başlığı açanı motive eden şey ileri derece zeka engellilerden iğrenmesi, nefret etmesi, hayatı yaşamaya engel görmesi.

Seninki de her şey anlamsız mottosu. 

 

Başlığın buraya taşınması gayet isabetli olmuş. 

Geçmişte bir arkadaş bütün yaşlıları öldürmeliyiz çünkü hiçbir şey üretmeyip tüketiyor ve topluma yük oluyorlar diyordu. O da şiddetli tepki görmüştü böyle.

Bir grup insanı, durumları ne olursa olsun öldürerek yok etmeyi düşünmek epeyce sapkın bir fikir. Bunu yakın geçmişte yapan biri var. Hitler. Sadece Yahudileri değil, zihinsel engellileri de düzenli biçimde öldürmüştü.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 11/12/2017 at 17:28, CinleriGorenAdam said:

Zihinsel engelli çocuk sahibi olan aileler tanıyorum, ona evcil hayvan gibi bakıyorlar, belki çocuk bebekken bir umut taşıyorlardır "benim çocuğum bunu öğrenir, şunu yapar" diye , ama bir yerden sonra limitlerinin bizden çok daha düşük olduğunu farkedip, evcil hayvan gibi besliyorlar,( bu bahsettiklerim, yüksek derecede anlama zorluğu, ya da sizin benim gibi düşünemeyen homo sapiens)

Birisi sırf Homo Sapiens olduğu için yaşamayı ve öldürülmemeyi hak etmiş oluyor, fakat laboratuvarlarda kendimiz uğruna binlerce canlıyı öldürüyoruz, üzerlerinde deneyler yapıyoruz, ileri derecede zihinsel engellilerin tedavisi yoksa ve limitleri barizse onlar için kaynak harcamak, onlar için yaşayarak, daha iyi yaşanılabilecek bir zamanı tüketmek niye ?

öldürülen laboratuvar hayvanları kadın vajinasından çıkmadığı için mi öldürülüyor, yoksa ona karşı yoğun duygusal bağlantı kuran bir homo sapiens akrabası olmadığı için mi? yoksa biz onun bize sağlayacağı en fazla yararın o olduğu için mi öldürüyoruz.

Bence insanlar, ileri derecede zihinsel engelli çocuklarına bu kadar düşkün olmamalılar, 

Yaşama hakkını kazanmanın tek koşulu, diğer milyonlarca spermi geçmek olmamalı, yaşam ciddi bir mesele, sınavın koşullarını bir miktar arttırdık, anne karnında tahlil yaparak çocuğun düşürülmesi sağlanabiliyor,

Umarım ileride de yanlış tahlil sebepli, ya da doğum faktöründen dolayı ortaya çıkan aşırı zihinsel engellilerin yaşatılmamasını da sınavın koşullarına ekleyebiliriz.

 

 

 

Bu iş o kadar basit değil.

 

Bakış noktanı değiştir, ki değiştirmen lazım zaten. Şöyle ki, bu mevzu seni ırgalamaz. 

 

O çocuk, her durumda o ebeveynelerin genlerini taşıyor ve o ebeveynlerin o genleri hayatta tutma güdülerine saygı duyman gerekiyor. Eğer bunu değiştirmek istiyorsan, doğan bebeğini pişirip yemeyi isteyen birilerine de mesela, onay vermiş olursun, en basitinden...

Link to post
Sitelerde Paylaş
27 dakika önce, Latte yazdı:

 

 

Doğumla birlikte yasal olarak bebek yaşam hakkı kazanır, hiçbir sebeple bu meşru hakkı çocuğun elinden alınamaz. Yok sen zihin engelli durumda olsaydın, yaşamak ister miydin istemez  miydin gibi kişilerin insayitifine sunulacak, tartışılacak bir tarafı yok bunun. İnsan hayatından bahsediyoruz, senin haddin değil onun yaşam hakkı üzerine konuşmak, karar vermek... Hukuk sana böyle bir hak tanımıyor. Hak bu hak, boru değil...

bu hakkı doğumla vererek, onun babasının testisindeki şanslı sperm olma olayını boşa sayıyorsun, ne de olsa anne karnında zihinsel engelli olacağı belli oluyor ve sen de onu aldırıyorsun, haksız mıyım?

ben de diyorum ki, doğma hakkını zaten cinsel birleşmeden sonraki günlerde döllenme ile kazanmış şeyin hakkını yıllar önce gasp eden insan, ahlaklı ve terbiyeli de ben mi terbiyesizim?

etrafından haberdar olamayacak düzeyde bir bilince sahip birisini yaşatmak ve de ona "bu benim genlerimi taşıyor, oğlum ya da kızım!" demek, ya da diyebilmek için yoğun duygusallık durumu içinde olmamız gerekir.

 

benim çözemediğim asıl sorun "Doğumla birlikte yasal olarak bebek yaşam hakkı kazanır" lafınız, siz ya da biz kimsiniz ya da kimiz de babasının penisindeki yarışı kazanmış bir spermi hiçe sayıyoruz, onu düşürtüveriyoruz, o da canlı bir organizma 46 kromozom homo sapiens, yeni doğmuş ileri derecede zihinsel engelli bir bebek de 46 kromozom bir homo sapiens, ikisi de etrafının yeteri kadar farkına varabilecek düzeyde değil ve ikisi de ebeveynlerinin genlerini taşıyor.

bana bu ayrımı yaparken içinizi nasıl rahatlattığınızı anlatın, bu iki ayrımın ÇOK FARKLI şeyler olduğunu açıklayın, beni ikna edin, buna ihtiyacım var.

Toplum tarafından sapık, sapkın, terbiyesiz, ahlaksız damgası yemek hoşuma gitmez.

iyi günler.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
19 dakika önce, CinleriGorenAdam yazdı:

bu hakkı doğumla vererek, onun babasının testisindeki şanslı sperm olma olayını boşa sayıyorsun, ne de olsa anne karnında zihinsel engelli olacağı belli oluyor ve sen de onu aldırıyorsun, haksız mıyım?

ben de diyorum ki, doğma hakkını zaten cinsel birleşmeden sonraki günlerde döllenme ile kazanmış şeyin hakkını yıllar önce gasp eden insan, ahlaklı ve terbiyeli de ben mi terbiyesizim?

etrafından haberdar olamayacak düzeyde bir bilince sahip birisini yaşatmak ve de ona "bu benim genlerimi taşıyor, oğlum ya da kızım!" demek, ya da diyebilmek için yoğun duygusallık durumu içinde olmamız gerekir.

 

benim çözemediğim asıl sorun "Doğumla birlikte yasal olarak bebek yaşam hakkı kazanır" lafınız, siz ya da biz kimsiniz ya da kimiz de babasının penisindeki yarışı kazanmış bir spermi hiçe sayıyoruz, onu düşürtüveriyoruz, o da canlı bir organizma 46 kromozom homo sapiens, yeni doğmuş ileri derecede zihinsel engelli bir bebek de 46 kromozom bir homo sapiens, ikisi de etrafının yeteri kadar farkına varabilecek düzeyde değil ve ikisi de ebeveynlerinin genlerini taşıyor.

bana bu ayrımı yaparken içinizi nasıl rahatlattığınızı anlatın, bu iki ayrımın ÇOK FARKLI şeyler olduğunu açıklayın, beni ikna edin, buna ihtiyacım var.

Toplum tarafından sapık, sapkın, terbiyesiz, ahlaksız damgası yemek hoşuma gitmez.

iyi günler.

 

 

Evet, hamileliğin 11-14. haftalarında isler gibi testler yapıyor ve spermden hallice bu organizmayı kazıtarak vücuttan atıyoruz. Sperm sevici değiliz, babanın yarışı kazanmış spermine özel anlamlar yüklemiyoruz. Bunu genellikle inanırlar yapar ve sapla samanı karıştırıp kürtaja falan karşı çıkarlar.

Senin kafa birazcık onlar gibi çalışıyor. Toptan indirgemeci. "Ya öldür ya da sperme de sahip çık."

Çok acayip...

 

Bütün bunların kararını verecek olan kadındır, annedir. 

Geri kalana halt etmek düşer. 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
15 dakika önce, Türk Ateist yazdı:

 

Evet, hamileliğin 11-14. haftalarında isler gibi testler yapıyor ve spermden hallice bu organizmayı kazıtarak vücuttan atıyoruz. Sperm sevici değiliz, babanın yarışı kazanmış spermine özel anlamlar yüklemiyoruz. Bunu genellikle inanırlar yapar ve sapla samanı karıştırıp kürtaja falan karşı çıkarlar.

Senin kafa birazcık onlar gibi çalışıyor. Toptan indirgemeci. "Ya öldür ya da sperme de sahip çık."

Çok acayip...

 

Bütün bunların kararını verecek olan kadındır, annedir. 

Geri kalana halt etmek düşer. 

 

tamam anneler ne yaparlarsa yapsınlar, haklısın, senin çocuğun olacak ya da sen doğuracaksın, ben ise sadece eve gittiğimde o çocukla ilgilenmesi gereken 2. ebeveyni olacağım,

kimseyi çocuğunuzu öldürün diye zorlamıyorum ki, aileye hak tanınsın ve aile onu uyutsun

(bilinci kapalı ya da açılamayacağı düşünülen hastalar için kararı aileleri verebiliyor)

belki aile o çocuğun uyutulup kimseye külfet olmama durumunu her şeyden daha iyi bir şey olarak görüyor?

agresif algılamanıza şaşırdım, 

ve ikisi arasındaki farkı hala anlamadım,

doğanın kanunları işliyor,

sperm yumurtayı döllüyor

zigot bölünerek organizmayı oluşturuyor,

geleceğin çocuğu doğum için hazırlanıyor

bizse fizik kuralları ile çocuğun özürlü olduğunu gözlemleyip yaşamının ilk yeri olan anne karnında gelişmesine ket vurup onu öldürüyoruz?

burada neden ya hep ya hiç uygulayamıyoruz? neden ara bir tona ihtiyaç duyuyoruz?

 

Aslında benim bu söylemime göre, bilinci çok az açık olan hastalar adına karar vermek için ailelerine sormak gerekir, onun yaşatılması ya da yaşatılmaması hakkında,

sonuçta benim anlatmak istediğim kitlenin bilinci zaten insan düzeyinde olmayacak.

 

ne kadar hayvanseversiniz bilmiyorum ama farelerin de bilinçleri vardır, onları kesip doğrarsınız ve bunu sırf kendimize yararlı olduğu için yaparız, sonuçta insan en değerli canlı(!?)

 

nasıl olur da düşük bilinç düzeyine sahip olduğu anlaşılan (ve öyle kalacağı belirlenmiş) bir homo sapiens diğer tüm bilinçli homo sapiensler ile eşit haklara sahip olur da, bilinç düzeyi az önceki homo sapiense yakın olan bir canlının bu hakları olmaz? 

 

bence insanlar homo sapiens gen dizilimine gerektiğinden fazla değere veriyorlar

 

 

Ha, en son olarak, bana bu konu hakkında düşünmememi söyleyebilirsiniz, ben de düşünmem, sadece aklıma geldiği için foruma sorma, bilgi alışverişinde bulunma gereği hissettim, bu yüzden bu konuyu açtım, yoksa ben burada yazmayıp ders de çalışabilirdim ve daha bile iyi olabilirdi,

teşekkürler, iyi günler

Link to post
Sitelerde Paylaş

 

Aslında zor bir konu, biliyorum. Verilen karșılıklı tepkilerden de bu açıkça görülüyor.

Mesela anne rahmindeki bir fötus, ne zamandan itibaren bizim nazarımızda yașam hakkına sahip biri oluyor ?

Ve buna kim, ne hakla karar veriyor ?

Bir haylı sıkıntılı bir nokta burası.

 

Ayrıca merak ettim...
Bu konuya katkıda bulunanların kendi yakın akrabalarından herhangi birisi zihinsel engelli olan var mı ?

 

Benim var.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
15 saat önce, CinleriGorenAdam yazdı:

tamam anneler ne yaparlarsa yapsınlar, haklısın, senin çocuğun olacak ya da sen doğuracaksın, ben ise sadece eve gittiğimde o çocukla ilgilenmesi gereken 2. ebeveyni olacağım,

kimseyi çocuğunuzu öldürün diye zorlamıyorum ki, aileye hak tanınsın ve aile onu uyutsun

(bilinci kapalı ya da açılamayacağı düşünülen hastalar için kararı aileleri verebiliyor)

belki aile o çocuğun uyutulup kimseye külfet olmama durumunu her şeyden daha iyi bir şey olarak görüyor?

agresif algılamanıza şaşırdım, 

ve ikisi arasındaki farkı hala anlamadım,

doğanın kanunları işliyor,

sperm yumurtayı döllüyor

zigot bölünerek organizmayı oluşturuyor,

geleceğin çocuğu doğum için hazırlanıyor

bizse fizik kuralları ile çocuğun özürlü olduğunu gözlemleyip yaşamının ilk yeri olan anne karnında gelişmesine ket vurup onu öldürüyoruz?

burada neden ya hep ya hiç uygulayamıyoruz? neden ara bir tona ihtiyaç duyuyoruz?

 

 

Dedim ya, spermin yumurtayı döllemesi kutsal bir iş değil, belli bir süreye kadar onu yok etmek gayet doğal. Aman da geleceğin bebeği, doğa kanunu falan deyip geçmiyor, mantık kullanıyoruz. Fetüsün  alınması için ileri derece zihinsel özürlü olması falan da gerekmiyor, anne bir nedenle bebek istemiyorsa alınır, alınmalı.

 

Yani her durumda ölçüyü belirleyen anne. Tıbbın, şu kadar zamana kadar alınabilir diyerek belirlediği bir kriter var, o kriter dahilinde alınır ve biter. Bu arada, hiçbir kadın yoktur ki kürtaj yaptırdığı için mutlu olsun, bundan haz alsın. Her kadın için son derece sevimsiz ve hiç istenmeyen bir durumdur bu, hele de bebek isteyip de özürlü olduğu için aldırmak zorunda kalan kadın söz konusuysa...

 

Hiçbir anne baba özürlü bir çocuğu olsun istemez. Bunun tek bir istisnası bile yoktur. Ancak bazıları, ileri derecede geri zekalı olduğu anlaşılsa bile doğurmaya karar verebilir, bunu sorgulamak ve o aileyi yargılamak hiç kimseye düşmez. Neden böyle yaptıklarını açıklamak ve hesap vermek zorunda da değiller, sonuç olarak kendi çocukları ve o çocuğu büyütecek olan onlar. Tıp da yasalar da duruma böyle bakar ve tercihlerine yönelik alternatifler sunar. Aldırmak istersen aldırabilirsin, doğurmak istersen doğurabilirsin der ve hangi kararı alırsa alsın, destek olur. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi, insanlar genlerini taşıyan, kendi yarattıkları bireyleri, sağlık durumu her ne olursa olsun dünyaya getirmek ve hayatta tutmak isteyebilir, dünyaya gelen o birey o genleri bir sonrasına aktaramayacak olsa bile. Bu güdüyü sorgulamak bizim işimiz değil. Saçmadır, değildir, ben olsam ne yapardım diye konuşur dururuz sadece. 

Alıntı

 

ne kadar hayvanseversiniz bilmiyorum ama farelerin de bilinçleri vardır, onları kesip doğrarsınız ve bunu sırf kendimize yararlı olduğu için yaparız, sonuçta insan en değerli canlı(!?)

 

nasıl olur da düşük bilinç düzeyine sahip olduğu anlaşılan (ve öyle kalacağı belirlenmiş) bir homo sapiens diğer tüm bilinçli homo sapiensler ile eşit haklara sahip olur da, bilinç düzeyi az önceki homo sapiense yakın olan bir canlının bu hakları olmaz? 

 

bence insanlar homo sapiens gen dizilimine gerektiğinden fazla değere veriyorlar

 

 

Ha, en son olarak, bana bu konu hakkında düşünmememi söyleyebilirsiniz, ben de düşünmem, sadece aklıma geldiği için foruma sorma, bilgi alışverişinde bulunma gereği hissettim, bu yüzden bu konuyu açtım, yoksa ben burada yazmayıp ders de çalışabilirdim ve daha bile iyi olabilirdi,

teşekkürler, iyi günler

 

 

Hayvanlar üzerinde yapılan deney ve araştırmalar ve etik konusu daima tartışılagelmiştir ve bir sonuca da bağlanmış değildir. Bağlanamaz da. Fakat gözden kaçmaması gereken şey, bu deney ve araştırmaların, hayvanlara en az acı çektirecek, en az zarar verecek şekilde yapılması için ciddi çaba gösterildiği ve sürekli alternatif yollar arandığıdır. Yani kimse bu işten hoşnut falan değil, ama mecbur. 

Evet, kendimizi hayatta tutmak ve daha sağlıklı yaşayabilmek için birtakım hayvanları kullanıyor, açıkça feda ediyoruz. Bunu yaparken de kendimizi en az miktarda iki yüzlü/bencil hissettirecekler yöntemler arıyoruz.

Ben bu konuda gerçekçi olmayı yeğliyor ve her şeye rağmen böyle yapılması gerektiğini düşünüyorum, çünkü hasta olduğumda ve ilaç kullanmam gerektiğinde, "benim genlerim bir fareninkinden daha değerli değil" diye düşünmüyor, düştüğüm hastalıktan kurtulmak için bana verilen ilaçları vb almanın ve sağlıklı olmanın yoluna bakıyorum.

Muhtemel, bütün insanlar böyle. Yapacak bir şey yok...

Link to post
Sitelerde Paylaş
12 saat önce, kavak yazdı:

 

Aslında zor bir konu, biliyorum. Verilen karșılıklı tepkilerden de bu açıkça görülüyor.

Mesela anne rahmindeki bir fötus, ne zamandan itibaren bizim nazarımızda yașam hakkına sahip biri oluyor ?

Ve buna kim, ne hakla karar veriyor ?

Bir haylı sıkıntılı bir nokta burası.

 

Ayrıca merak ettim...
Bu konuya katkıda bulunanların kendi yakın akrabalarından herhangi birisi zihinsel engelli olan var mı ?

 

Benim var.

 

 

Ben bu konuda hiçbir sıkıntı görmüyorum. Herkesin kendi nazarı az çok bellidir herhalde, başımıza geldiğinde yüzleşir ve ona göre karar veririz. Bilim de bize bu konuda açıkça yol gösterir. Şu kadar zamana kadar cenin sayılmaz, şu şu organları oluşmamıştır, alınmasında bir sakınca yoktur der, aldırmak istersek aldırırız. Biz veririz o kararı. Daha bir hafta önce döllenmiş bir yumurta biri için bebektir ve onu aldırmak hayata kasttır, bir diğeri için spermden farksız bir organizmadır ve alınmasında hiç sakınca yoktur. 

 

Doğduktan sonra ileri derece derecede zihinsel engeli olduğu anlaşılan çocukları öldürmeyiz, öldüremeyiz. Genelimiz böyledir, bunun neden böyle olduğunu açıklamak bile gereksizdir.

Ama eğer o bebeği/çocuğu istemiyorsak, onu götürüp devlete verebiliriz. Bu da haktır, vermek isteyeni de yargılamayız. Çünkü gerçekten bütün hayatı neredeyse tek başına ele geçiren, çok ağır sorumluluklar yükleyen, çok büyük zorluklar getiren bir durumdur bu. Buna rağmen insanlar bu çocuklarına kendileri bakmayı yeğliyor ve onları çok seviyorlar.

 

Benim ailemde de yakın akrabalarım içinde de zihinsel engelli biri yok. Hatta şimdi siz sorunca düşündüm de, az engelli de yok.

Ama zihinsel engelli çocuğu olan birçok insanla karşılaştım, onları uzun süreler dinledim, tanıdım.

Çocuklarından iğrenmiyor, hayatlarını diğer insanlar gibi yaşamalarına engel oldukları için onları suçlamıyor ve çok sevmeye devam ediyorlar.

En büyük sorunları, kendileri öldükten sonra çocuklarına ne olacağı... Sürekli bunu düşünüyor ve onu emanet etmek için kimseye yeterince güvenememek nedeniyle acı çekiyorlar.

Ama en kötü durumda bile onu öldürmeyi düşünmüyorlar. Düşünebilirler ve bu çok asilce de bulunabilir, ama düşünmüyorlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.11.2017 at 19:30, CinleriGorenAdam yazdı:

etrafından haberdar olamayacak düzeyde bir bilince sahip birisini yaşatmak ve de ona "bu benim genlerimi taşıyor, oğlum ya da kızım!" demek, ya da diyebilmek için yoğun duygusallık durumu içinde olmamız gerekir.

 

Tamam da o yoğun olarak tarif ettiğin duygusallık, gayet anlaşılabilir, insani, doğal bir tepki.

 

İnsanlar sağlıklı olmasa da dünyaya getirdikleri bebeklerini büyütüp, yaşatmak istiyor olabilirler/isteyebilirler... Bu durumun insan doğasına aykırı bir tarafı yok ki, tam tersi dünyaya getirdiğini sahiplenmesi, insanın, hatta hayvanın doğası gereği sergilediği normal, içgüdüsel bir davranış.

 

Asıl abes olan bunu anlayamamak olmalı; senin için değersiz, zahmetli, kaynak israfı ama, anne babası için kendi genlerini taşıyan hiç büyümeyecek ve hayatları boyunca fedakar davranmalarını gerektirecek de olsa, bakmak istedikleri evlatları. 

 

On 13.11.2017 at 19:30, CinleriGorenAdam yazdı:

bu hakkı doğumla vererek, onun babasının testisindeki şanslı sperm olma olayını boşa sayıyorsun, ne de olsa anne karnında zihinsel engelli olacağı belli oluyor ve sen de onu aldırıyorsun, haksız mıyım?

ben de diyorum ki, doğma hakkını zaten cinsel birleşmeden sonraki günlerde döllenme ile kazanmış şeyin hakkını yıllar önce gasp eden insan, ahlaklı ve terbiyeli de ben mi terbiyesizim?

 

Zihinsel engelli bir çocuk dünyaya getirmek senin de sürekli tekrarladığın üzere, son derece zahmetli, ömrünün sonuna kadar bakıma ihtiyaç duyacak, muhtaç bir insanı dünyaya getirmek demek. Bu sorumluluğun farkında olan ve üstesinden gelemeyecek olduğunu düşünenlerin bebeklerini dünyaya getirmemek gibi yasal hakları var. 

 

Kişi bu hakkını elbette kullanabilir. Yasalar, yasal süre içerisinde kürtajı kadına bir hak olarak tanırlar; çünkü anne olmak istemeyen bir kadının bunu reddetme hakkı, doğacak çocuğun yaşam hakkından önce gelir. Vicdana dokunan bir yanı bu nedenle yok. 

 

Sonuç olarak zihinsel engelli  bir çocuğun sorumluluğunu alacak olan kişi öncelikle annesidir. Kadın bu çocuğu dünyaya getirmeme, getirme hakkına sahip olan esas kişidir. Bu karara müdahale etmek, üzerine yorum yapmak dahi haddi aşmak demektir.

 

Kaynak israfı demişsin ya bir de, dünyada üretilen gıda maddelerinin 1/3'i çöpe gidiyor. Hal böyleyken dünyada milyonlarca insan da açlık yüzünden ölüyor... Göze batan, önlem alınması gereken kısmı farketmeyip,  kaynak israfı olarak zihin engelli çocukları işaret etmek sinekten yağ çıkartmaya çalışmak oluyor ki, gerçekten komik.

 

 

tarihinde Latte tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.11.2017 at 02:10, NotImportant yazdı:

Sağdan soldan kapılmış, manipüle olmuş ahlak kurallarına göre yazılmış bir ton yazı dolmuş buraya.  Yaşama hakkını size ne veriyor ki onu koruyasınız ? 

 

Vicdan dediğin şey empati yeteneğinden ibarettir. Yetersiz ve acınası bir empati yeteneği. Zavallının yerine kendini koyarak fikri bulursun. 

 

►Eğer bir zihinsel engelli olsaydım veya doğacak olsaydım hiç doğmamış olmayı ve ölmeyi dilerdim. 

 

►Benim kurduğum empatiye göre onun ölmesi daha doğru. Belkide sizin biyolojik bağlılığınız veya manipüle olmuş vicdanınız, onun hiç var olmak istemediği bir hayatı ona zindan ediyor. Yaşamını bir işkenceye çeviriyorsunuz. 

 

►Onun yaşamasını istemeniz, onun yaşama hakkı olduğunu düşündüğünüzden değil. Bunun sebebi sizin hatalı çalışan vicdanınız ve bu işe yaramaz toplumu kurduğu manipülasyon yüzünden. Kısaca bunu içten içe hisseden 2 yüzlü insanların tekisiniz. Hiç biriniz öyle olmak veya öyle yaşamak istemezsiniz.     Şimdii, Siz ne tür bir insansınız ? 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 3 weeks later...

Bugün gündem olan bir haber var, yavru kediye yapılan eziyet... İçim kaldırmadı haberi açıp okumaya. 

 

Böyle insan görünümlü, ruh hastası sapıklarla birlikte yaşıyorken, zihinsel engelli, masum, kimseye zararı olmayan çocukların yaşamını sorgulamak ne kadar utanç verici. Bu tür, masum bir hayvana eziyet edebilen, insanımsı, peydahlanmış o. çocukları varken...

 

Bu şekilde, galiz, direkt anneyi hedef alan küfürlü bir tepki evet hoş değil ama, bu yaratıkları yetiştiren, onlara zerre hayvan sevgisi, o değilse bile merhamet aşılamayan insana hafif bile kalır... Bu yaratıkları yedek organ deposu olarak kullanacaksın ki bari leşleri işe yarasın...

tarihinde Latte tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Her ne olursa olsun her canlının yaşama hakkı var özülü olsun ne olursa olsun

belki az bir ömrü olur bunu kimse bilemez o yüzden

herşeyi akışına bırakmak lazım.

Kendisine, ailesine, topluma, devlete belki "ağrlık" olur ama

herkesin yaşama hakkı var duyguları içgüdüleri bir kenara bırakıp

yaşamasını isterim hiç düşünmem yani ve ağrlığı neyse çekerim bu benim görüşüm.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...