Jump to content
The_Individualist

Kütleçekim Fenomeni ve Gizemi ..

Recommended Posts

2 dakika önce, anibal yazdı:

 

 

Farketmez... Işığın hızı c ve olay bundan ibaret, kapı gibi sabit bir şey. Asansör ister yavaşlasın, ister hızlansın, ister bir durup bir kalksın, netice değişmez. 

 

Eğer her kelin merhemi genel görelilik olsaydı, özel görelilik zaten hiç olmazdı. 

Fark etmez mi ? Adam özelden sonra geneli yayınlamak için 10 sene saç baş yoldu...

 

Üzücü bir durum. Kendinizden o kadar eminsiniz ki sıkıntı da burada. Açık seçik hatayı göremiyorsunuz. 

 

Ama benim sorunum değil. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, NotImportant said:

Fark etmez mi ? Adam özelden sonra geneli yayınlamak için 10 sene saç baş yoldu...

 

Üzücü bir durum. Kendinizden o kadar eminsiniz ki sıkıntı da burada. Açık seçik hatayı göremiyorsunuz. 

 

Ama benim sorunum değil. 

 

 

Emin olduğumuz şey biz değiliz. Fizik böyle diyor, biz ne yapalım?

 

Sorun senin kütle kavramını anlamamış ya da çok yanlış anlamış olman. Hepsi o aslında. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, NotImportant yazdı:

Heh işte bu lazer ışığının hızı asansörden bağımsızdır. 

 

Hayal et asansör yukarı hızlanıyor bak hızı 5 değil 10 değil  5 10 15 20 şeklinde gittikçe artıyor. 

 

Bu sırada asansörün içinde bir noktadan bir noktaya yatay şekilde giden henüz hedefe varmamış havada olan bir lazer var. Ne olur ? Lazer eğilir çünkü asansör yukarı kaydı.

 

Lazer hızlanmıyor ki lazerin hızı hep sabit asansör kayıyor zaten olay o.

Şöyle bir açıklama yeter bana göre...

 

Uzayda, bir uzay gemisinde seyahat ediyorsunuz! Uzay gemisi sabit bir hızla hareket ettiği süre, ağırlık hissetmiyorsunuz. Ağırlığınız yok. Uzay gemisi bir gezegene konmuş olsaydı, belli bir ağırlığınız olacaktı. Ama uzayda sabit bir hızla hareket ederken ağırlığınız olmamalı.

Bu durumda seyahat ederken, uzay gemisi hafifce hızlanırsa ne olur?

Bu soruyu yanıtlamadan önce, ikinci ve daha kolay anlaşılabilir bir senaryo çizelim. Bir asansörle 50 katlı bir binanın en üst katına çıkıyorsunuz. Asansör hızla yukarı doğru tırmanırken ayaklarınız Newton’un üçüncü yasasına göre asansöre baskı yapacaktır. Çünkü asansör sizi yukarı doğru iterken ayaklarınıza baskı yapmaktadır. Newton’un üçüncü yasasına göre itilen bir cisim, kendisini iten cisme eşit bir kuvvetle karşı koyacaktır.

Uzay gemisine dönelim. Gemi hızlandıkça sizi bir kuvvetle itecek, siz de ona bir kuvvetle karşı koyacaksınız. Eğer uzay gemisi dünyadaki yerçekimine eşit bir hızla hareket ediyorsa, dünyadaki yerçekiminin benzerine maruz kalacaksınız. Uzay gemisinin pencereleri yoksa hareket halinde olduğunuzun farkında bile olmayacaksınız.

Görüldüğü üzere, atalet ve ivme, çekim kuvveti ile eşdeğerdir. Bir cismi hızlandırarak bu kuvvetleri taklit etmek mümkündür.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, NotImportant yazdı:

Heh işte bu lazer ışığının hızı asansörden bağımsızdır. 

 

Hayal et asansör yukarı hızlanıyor bak hızı 5 değil 10 değil  5 10 15 20 şeklinde gittikçe artıyor. 

 

Bu sırada asansörün içinde bir noktadan bir noktaya yatay şekilde giden henüz hedefe varmamış havada olan bir lazer var. Ne olur ? Lazer eğilir çünkü asansör yukarı kaydı.

 

Lazer hızlanmıyor ki lazerin hızı hep sabit asansör kayıyor zaten olay o.

Konu dağıldı .. Notrinolara geri dönersek sana sorularım var ;

 

Nötrinolar , Elektron Nötrino , Tau Nötrino ve Muon Nötrino olarak 3'e ayrılmakta .. Bu nötrinoların yük , kütle ve enerji farkı var mıdır ?

 

MeV Nötrino tam olarak ne oluyor ?

 

Nötrinoların radiusu ne kadar ? Yarıçap olarak ..

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
27 dakika önce, The_Individualist yazdı:

Konu dağıldı .. Notrinolara geri dönersek sana sorularım var ;

 

Nötrinolar , Elektron Nötrino , Tau Nötrino ve Muon Nötrino olarak 3'e ayrılmakta .. Bu nötrinoların yük , kütle ve enerji farkı var mıdır ?

 

MeV Nötrino tam olarak ne oluyor ?

 

Nötrinoların radiusu ne kadar ? Yarıçap olarak ..

 

 

İngilizce bilenler için iyi bir kaynak...

https://en.wikipedia.org/wiki/Neutrino

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, haci yazdı:

Şöyle bir açıklama yeter bana göre...

 

Uzayda, bir uzay gemisinde seyahat ediyorsunuz! Uzay gemisi sabit bir hızla hareket ettiği süre, ağırlık hissetmiyorsunuz. Ağırlığınız yok. Uzay gemisi bir gezegene konmuş olsaydı, belli bir ağırlığınız olacaktı. Ama uzayda sabit bir hızla hareket ederken ağırlığınız olmamalı.

Bu durumda seyahat ederken, uzay gemisi hafifce hızlanırsa ne olur?

Bu soruyu yanıtlamadan önce, ikinci ve daha kolay anlaşılabilir bir senaryo çizelim. Bir asansörle 50 katlı bir binanın en üst katına çıkıyorsunuz. Asansör hızla yukarı doğru tırmanırken ayaklarınız Newton’un üçüncü yasasına göre asansöre baskı yapacaktır. Çünkü asansör sizi yukarı doğru iterken ayaklarınıza baskı yapmaktadır. Newton’un üçüncü yasasına göre itilen bir cisim, kendisini iten cisme eşit bir kuvvetle karşı koyacaktır.

Uzay gemisine dönelim. Gemi hızlandıkça sizi bir kuvvetle itecek, siz de ona bir kuvvetle karşı koyacaksınız. Eğer uzay gemisi dünyadaki yerçekimine eşit bir hızla hareket ediyorsa, dünyadaki yerçekiminin benzerine maruz kalacaksınız. Uzay gemisinin pencereleri yoksa hareket halinde olduğunuzun farkında bile olmayacaksınız.

Görüldüğü üzere, atalet ve ivme, çekim kuvveti ile eşdeğerdir. Bir cismi hızlandırarak bu kuvvetleri taklit etmek mümkündür.

 

Ben ışığın neden eğildiğini de söylüyorum ki nötrino neden kütle çekiminden etklilensin görün. Yoksa elbette bu anlatım doğru. O yüzden bir kez daha bu anlatım üzerinden gideceğim.

 

 

lazer unutun o verdiğim örnekteki iki nokta arasında seken bir astronot hayal edin. Uzay gemisi sabit hızla giderken hiç bir sorun yok, sizinde yazdığınız gibi. 2 nokta arasında tam karşılıklı gelecek şekilde bir o duvara bir bu duvara sıçrayıp duruyor. 

 

Hadi şimdi ivme verelim o kadar yüksek bir ivme verelim astronot yere kapaklansın. Bu yere kapaklanma sırasında yatay doğrultuda izlediği rota ne olur ? Eğilir..  

 

Şimdi astronotu kaldırın ve bir lazer ışığı ekleyin. Lazer yere kapaklanmaz çünkü çok hızlı (bir kara deliksen işte o zaman kapaklanır.) ama karşı noktayı alttan vuracaktır. 

 

İşte lazer eğilmiştir duvarı kaldırın ve eğimli rotayı uzun menzilde görün. 

 

Kütle çekiminin rota eğmesi bundan ibarettir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 hours ago, NotImportant said:

 

Ben ışığın neden eğildiğini de söylüyorum ki nötrino neden kütle çekiminden etklilensin görün. Yoksa elbette bu anlatım doğru. O yüzden bir kez daha bu anlatım üzerinden gideceğim.

 

 

lazer unutun o verdiğim örnekteki iki nokta arasında seken bir astronot hayal edin. Uzay gemisi sabit hızla giderken hiç bir sorun yok, sizinde yazdığınız gibi. 2 nokta arasında tam karşılıklı gelecek şekilde bir o duvara bir bu duvara sıçrayıp duruyor. 

 

Hadi şimdi ivme verelim o kadar yüksek bir ivme verelim astronot yere kapaklansın. Bu yere kapaklanma sırasında yatay doğrultuda izlediği rota ne olur ? Eğilir..  

 

Şimdi astronotu kaldırın ve bir lazer ışığı ekleyin. Lazer yere kapaklanmaz çünkü çok hızlı (bir kara deliksen işte o zaman kapaklanır.) ama karşı noktayı alttan vuracaktır. 

 

İşte lazer eğilmiştir duvarı kaldırın ve eğimli rotayı uzun menzilde görün. 

 

Kütle çekiminin rota eğmesi bundan ibarettir. 

 

Bir doğruyu söyleyeyim derken, bir kaç yanlış yapıyorsun.

 

Hareket, görecelidir. Ama astronotun yerine koyacağın lazer, hep aynı noktaya vuracaktır, asansörün hareketinden bağımsız olarak. Fakat, asansörün içindeki adam, lazerin dümdüz gittiğini görürken, dışarıdan bakan adama göre, yani ona göreceli olarak, lazer asansörün içinde ve dışında bir eğri gibi görünecektir. 

 

İşte merkürün yörüngesinin eğriliği de bu yüzdendir, eğri olan bir şey yok, yerçekimi ki asansörün ivmesi ile aynı şey aslında, biz karşıdan bakınca, bize öyle görünüyor sadece. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, anibal yazdı:

 

Bir doğruyu söyleyeyim derken, bir kaç yanlış yapıyorsun.

 

Hareket, görecelidir. Ama astronotun yerine koyacağın lazer, hep aynı noktaya vuracaktır, asansörün hareketinden bağımsız olarak. Fakat, asansörün içindeki adam, lazerin dümdüz gittiğini görürken, dışarıdan bakan adama göre, yani ona göreceli olarak, lazer asansörün içinde ve dışında bir eğri gibi görünecektir. 

 

İşte merkürün yörüngesinin eğriliği de bu yüzdendir, eğri olan bir şey yok, yerçekimi ki asansörün ivmesi ile aynı şey aslında, biz karşıdan bakınca, bize öyle görünüyor sadece. 

 

 

Bak işte üzerine gelmeyeyim diyorum ama yanılıyorsun. Bilmiyorsun özel görelilik ile genel görelilik ayrımını. 

 

Özel görelilik çok başka bir şey.

 

İçerideki astronot için eğer asansör ivmelenirse yine içerideki astronot için lazer eğilir. Dışarıdan bakan kimse yok burada o gözlemci konumuz değil. 

 

buyur özel görelilik. Dönüşüm yok bir şey direkt pisagordan. Sevgili dışarıdan bakan gözlemcin de orada. Aynı şey değil diyorum ama yok :) 

 

 

 

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 26.12.2017 at 00:48, The_Individualist yazdı:

Konu dağıldı .. Notrinolara geri dönersek sana sorularım var ;

 

Nötrinolar , Elektron Nötrino , Tau Nötrino ve Muon Nötrino olarak 3'e ayrılmakta .. Bu nötrinoların yük , kütle ve enerji farkı var mıdır ?

 

MeV Nötrino tam olarak ne oluyor ?

 

Nötrinoların radiusu ne kadar ? Yarıçap olarak ..

 

 

Kaçırmışım ben bunu üzgünüm. 

 

►Kütleleri üst ve alt taban olarak enerji korunumundan bulunabiliyor. Ancak kesin bir değer yok. Bilinen tek şey enerji konumu kapsamında kesinlikle bir kütleleri olduğu

 

►Şimdi bir tablo resmi vereceğim bunu vikiden aldım. 

5a4556688f3d0_SM_trke.png.bd206a8e16e47e4166f94e15b0c3cbdc.png

 

 

3 çeşit nötrinoyu seçebiliyorsun sanırım 3. periyottalar. Bak üstlerinde enerji miktarları ve değer aralıkları yazıyor  eV demek elektrovolt demektir ve enerji birimidir. 

 

E=m/c^2 de E ile m yi yer değiştirirsen m=E /c^2 olur işte oradaki E ifadesi eV (veya üst birimi meV)  alttaki zaten ışık hızı sonuç ise kütleyi gösteriyor. 

 

 Bunları ezberlemiyorum hesaplamak gerek, ancak okuduğum kadarıyla aynı veya farklı düşebilir gibi duruyor. 

 

►Mev megaelektrovolt Ev elektrovolttur. 

 

Gram - Kilogram gibi..

 

►Bu konuda değer verebileceğimi sanmıyorum ama biraz uğraşırım üstünde. 

 

 

:edit: Yazım yanlışı düzeltildi.

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, NotImportant yazdı:

Kaçırmışım ben bunu üzgünüm. 

 

►Kütleleri üst ve alt taban olarak enerji korunumundan bulunabiliyor. Ancak kesin bir değer yok. Bilinen tek şey enerji konumu kapsamında kesinlikle bir kütleleri olduğu

 

►Şimdi bir tablo resmi vereceğim bunu vikiden aldım. 

5a4556688f3d0_SM_trke.png.bd206a8e16e47e4166f94e15b0c3cbdc.png

 

 

3 çeşit nötrinoyu seçebiliyorsun sanırım 3. periyottalar. Bak üstlerinde enerji miktarları ve değer aralıkları yazıyor  eV demek elektrovolt demektir ve enerji birimidir. 

 

E=m/c^2 de E ile m yi yer değiştirirsen m=E /c^2 olur işte oradaki E ifadesi eV (veya üst birimi meV)  alttaki zaten ışık hızı sonuç ise kütleyi gösteriyor. 

 

 Bunları ezberlemiyorum hesaplamak gerek, ancak okuduğum kadarıyla aynı veya farklı düşebilir gibi duruyor. 

 

►Mev megaelektrovolt Ev elektrovolttur. 

 

Gram - Kilogram gibi..

 

►Bu konuda değer verebileceğimi sanmıyorum ama biraz uğraşırım üstünde. 

 

 

:edit: Yazım yanlışı düzeltildi.

1 MeV = 1.000.000 eV

 

Tau ve tau nötrino enerji deposu resmen ..

 

Dikkatimi çeken başka husus Gluonlarda hiç mi enerji ve kütle yok ?

tarihinde The_Individualist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 dakika önce, The_Individualist yazdı:

1 MeV = 1.000.000 eV

 

Tau ve tau nötrino enerji deposu resmen ..

 

Dikkatimi çeken başka husus Gluonlarda hiç mi enerji ve kütle yok ?

 

Bosonlarda işler biraz farklı. Onlar parçacık gibi değil alan gibi çalışıyorlar (belki fotonu bir kenara bırakırsak, o daha da garip daha çok duruma göre tepki veriyor)

 

Bunlar daha çok kural gibi gluonlar kuarklar arası güçlü bağları sağlıyorlar. Bildiğin gibi Parçacık fiziğinin standart modeli adı altında ot, bok parçacıkla açıklanmaya çalışıldığı için, (bkz: graviton)

 

bu tip durumlar ortaya çıkıyor. 

 

►Kısaca gluonlar adından da geldiği gibi yapıştırıcı gibilerdir. Enerji ile işleri yok. 

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, NotImportant yazdı:

 

Bosonlarda işler biraz farklı. Onlar parçacık gibi değil alan gibi çalışıyorlar (belki fotonu bir kenara bırakırsak, o daha da garip daha çok duruma göre tepki veriyor)

 

Bunlar daha çok kural gibi gluonlar kuarklar arası güçlü bağları sağlıyorlar. Bildiğin gibi Parçacık fiziğinin standart modeli adı altında ot, bok parçacıkla açıklanmaya çalışıldığı için, (bkz: graviton)

 

bu tip durumlar ortaya çıkıyor. 

 

►Kısaca gluonlar adından da geldiği gibi yapıştırıcı gibilerdir. Enerji ile işleri yok. 

Kuarkların "renk hapsi" denilen olayı da bu gluonlar nedeniyle o zaman ..

 

Graviton belki de hiç bir zaman keşfedilmez .. Kütleçekim büyük ihtimalle uzay-zamanın kendi dokusuyla ilgili .. Veya uzay-zaman deformasyonunda ortaya çıkıyor olabilir gravitonlar ..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, The_Individualist yazdı:

 

 

Graviton belki de hiç bir zaman keşfedilmez .. Kütleçekim büyük ihtimalle uzay-zamanın kendi dokusuyla ilgili .. Veya uzay-zaman deformasyonunda ortaya çıkıyor olabilir gravitonlar ..

 

İşte öyle olmuyor.

 

Eğer parçacık fiziği ile ilerleyecekseniz her şeyi parçacık ile açıklamak zorundasınız. Aksi halde bütün teori çöker. 

 

O yüzden bu kütle çekim hikayesi bu kadar ses getiriyor. 

 

Elde zaten doğru çalışan, doğru sonuç veren bir görelilik teorisi var ve bu parçacık fiziğindeki kütle çekimi taşıyan parçacıkların var olması ile uyuşmuyor. 

 

Hangini çöpe atacan ?  :) 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, NotImportant yazdı:

 

İşte öyle olmuyor.

 

Eğer parçacık fiziği ile ilerleyecekseniz her şeyi parçacık ile açıklamak zorundasınız. Aksi halde bütün teori çöker. 

 

O yüzden bu kütle çekim hikayesi bu kadar ses getiriyor. 

 

Elde zaten doğru çalışan, doğru sonuç veren bir görelilik teorisi var ve bu parçacık fiziğindeki kütle çekimi taşıyan parçacıkların var olması ile uyuşmuyor. 

 

Hangini çöpe atacan ?  :) 

Parçacık ile açıklama zorunluluğu yok herşeyi .. Uzay-zaman başlı başına bir doku zaten .. 

 

Ha dersen ki illa da yok o zaman Loop Kuantum Kütleçekimi falan araştır ..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, The_Individualist yazdı:

Parçacık ile açıklama zorunluluğu yok herşeyi .. Uzay-zaman başlı başına bir doku zaten .. 

 

Ha dersen ki illa da yok o zaman Loop Kuantum Kütleçekimi falan araştır ..

 

Fırsat buldukça tazeliyorum. 

 

Şuan karşılaştırma üzerine bir düşünce tasarısı oluşturuyorum.

 

Mesela bana karşılaştırma yapmadan herhangi bir anlamlı cümle veya kelime söyleyebilir misin ?

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim de bu konuda bir hipotezim vardı. Bir çok yere bunu iletsemde tabi ki akademik ünvanım olmadığı için kaale alınmadım. İlginç bir şekilde ilk metinde bazı noktaların benim hipotezimle benzerliklerini gördüm. 

Ben uzayın elektronu oluşturan leptonlardan oluşmuş 3 boyutlu bir yapıya sahip olduğuna inanıyorum. Tüm evrenin big-bang ile aslında bu yapıyla oluştuğuna ve tüm evren bu yapının üzerinde genişlediğine, kütle çekiminin maddelerin bu yapı içinde oluşturduğu meşhur uzayın bükülmesi olduğuna inanıyorum. 

Bunun için kendimce kanıtlarım:

1-Işık, diğer ışınımlar ve radyo dalgaları bu yapının içinde oluşan dalgalanma. Bu yapı elektromanyetik dalgalanmaya sadece tepki vermiyor onu oluşturuyor. manyetik alanlarda değişime uğrayabiliyor. Elektrik üreten jeneratörlerde oluşan elektronlar elektronların oluşması bu sebebten, jeneratör döndükçe uzayı elektrona dönüştürmeye devam edecek. Aynı şekilde piezoelektrik kristallerin sonsuza dek elektron çıkarması eğer mümkünde bu yapıyla açıklanabilir.

2-ışık hızının sabit olması yine dalga olmasından. 

3-Tek bir kaynaktan çıkan ışığın zeminlere çarparak dağılması ve her yöne dağılarak çoğalması, çift yarık deneyindeki davranışı. 

4-Karadeliklerin çevresinde bu yapı sıkışarak ışığın dalgalanmasına izin vermiyor. Yapı ne kadar sıkışırsa o kadar ışık ve diğer dalgaları engelliyor. 

5-Işık hızına çıkmanın zorluğu da yine bu yapıyla açıklanabilir. Çünkü hızlandıkça öndeki uzayın yoğunluğu da artacak ışık hızı aşamasında katı gibi bir hale gelecek ve yıkılmaz bir katının içinde ilerlemeye çalışmak zorunda kalınacak.

6-Yapı aynı zamanda kuantum fiziğini anlamlı kılacak bana göre. Işık, elektron, foton, uzay hepsi birbirine bağlı. 

Eğer bu düşüncelerim ilginizi çekerse tüm sorularınızı yanıtlamak ve düşüncelerimi bilimsel anlamda savunmak isterim. Bana göre tüm evreni açıklayabilir bu yapı.

Başlangıçta zamanın ve sabit hiçbir maddenin olmadığı bir evren düşünün. Çeşitli atom altı parçacıklar sınırsız hareket içinde. Birkaç leptonun birbirleriyle etkileşime girip bir örüntü oluşturduğunu düşünün ve birleştikçe ortamdan yeni parçacık çekip genişlediğini. Bana göre big bang bu. İğne ucu kadar bir ortamda sonsuz yoğunlukta bir maddenin patlamasına inanan bilim adamları bunu daha mantıklı bulacaklar. 

Uzayımız ve belkide diğer kardeş uzaylar başka bir  uzayın içinde bu şekilde oluşup genişlerken içinde atomları yıldızları galaksileri oluşturacak zemini yaydılar. Başlangıç noktasında hammadde kalmadığında oluşan boşluğa alt uzaydaki karmaşa içindeki partiküller dolmaya başladı. Öyle ki uzayı her geçen an daha fazla bir hızla genişletip yaymaya başladılar. Bir zaman sonra bu örüntü dağılacak ve alt uzaya geri dönmüş olacak.

Yine evrenin bu gün elde edilen temsili görüntülerinde benim dediğim yapıyı düşünerek baktığınızda taşlar yerine oturuyor. bu yapının kusursuz yapıda olmayıp bazı alanlarda boşluk oluşturması durumunda meşhur solucan delikleri bile gerçek oluyor, çünkü alt uzayda zaman ve mekanı oluşturacak yapı yok.

Bir de zaman konusu var. Benim fikrim bu örüntüyle zamanı açıklamak içinde kullanılabilir. Zaman atomların çevresindeki elektronların hareketi diye düşünürsek; Örüntünün elektrona müdahalesi zamanı etkileyecek. Hızlandıkça zaman yavaşlayacak çünkü örüntü atomun çevresinde elektronu yavaşlatacak. Uzayda örüntü sıkıştıran cisimlerin etki edecek kütleleri oranında zaman yavaşlıyor. Jüpiterin çekim alanında daha yavaş akan zaman bir karadelik çevresinde haliyle donmuş oluyor. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×