Jump to content
Omnipotent

Saf Su İçilir mi ?

Recommended Posts

Saf su içmek sağlığa zarar verir mi ? Verirse neden , nasıl verir ?

tarihinde Omnipotent tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, Omnipotent yazdı:

Saf su içmek sağlığa zarar verir mi ? Verirse neden , nasıl verir ?

 

saf sudan amacın kaynak suyumu? yeryüzündeki ark'lardan akan sudanmı sözediyorsun?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, siramen yazdı:

 

saf sudan amacın kaynak suyumu? yeryüzündeki ark'lardan akan sudanmı sözediyorsun?

mineralsiz saf su ..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 hours ago, Omnipotent said:

Saf su içmek sağlığa zarar verir mi ? Verirse neden , nasıl verir ?

Saf su derken 1 Microsimens altında su olarak değerlendirelim. 

 

İstanbul gibi bir yerde su 1000 _ 2000 ms ile çeşmeden çıkar. Bunu safsu makinelerine direkt takarsanız mesela osmatik safsu makinesi gibi... Kısa sürede makine tıkanır. 

 

O yuzden kum karbon gibi ön filrasyondan geçirilir. Bu durumda 250 - 500 ms düşer. Sonrasında saf su makinelerinde 1 ms nin altına düşer ancak bu çok kısa olur. Belli bir zaman sonra 50 ms kadar çıkacaktır. 

 

Ancak iki adet yan yana bağlanmış saf su makinesi ile uzun süre 1 ms altında su elde edilebilir. İşte buna saf su diyebiliriz. 

 

İçme suyu ise 25-50 ms de dir. Ancak microsimens ifadesi anyon Katyon varlığı ile ilgilidir. Bakteri açısından ancak bu filtrelere ek uv lambadan geçirilir. Uv lamba bakterileri öldürür. 

 

Veya 1 ms nin altında saf su uv filtrelereden sonra tatlandırıcı mineraller katılır. 

 

Ancak hiç bir filtre virüsü öldüremez. Ancak çok klorür ortamda virüsün yaşayabileceğini sanmam. 

 

Bu açıdan en iyi içme suyu çeşmeden saf su haline getirilip mineral eklenen sudur. Diyebiliriz. 

 

Saf su içildiği de tadı haricinde pek bir zararı olmaz. Ben çok kez içtim. Hatta saf su ile demediğim çaylar daha lezzetli idi. 

 

Uzun süre saf su içilir ise mineral eksikliği bence oluşmaz. Çünkü tuz yemek gıdalarından yine mineral alınır diye düşünüyorum. 

 

Bence böbrek hastalıkları açısından fayda zararı düşünülebilir. Belki faydalıdır. 

 

Ancak moleküler anlamda bir çok hastalığın temel nedeni suyun kendisinde olabilir. Farklı hidrojen ve oksit iyonları karbon 12 molekülünü 13 e yükseltmeye bilir. Yani SAF SU KANSERE NEDEN OLABİLİR.

 

Belkide mineral içeren sularda karbon değişikliği daha zor gerçekleşebilir diye de düşünüyorum. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yani SAF SU KANSERE NEDEN OLABİLİR.

 

Çok komik bir iddia... 

 

Bu iddia dışında Rhodium'un düşünceleri gayet mantıklı. Yalnız tek bir kusuru var.. Kendinden pek emin değil...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 08.04.2018 at 14:18, haci said:

Yani SAF SU KANSERE NEDEN OLABİLİR.

 

Çok komik bir iddia... 

 

Bu iddia dışında Rhodium'un düşünceleri gayet mantıklı. Yalnız tek bir kusuru var.. Kendinden pek emin değil...

 

Aslında kanserin nedeni sudur. Desek daha doğru olurdu. 

 

Öncelikle kanserin vücudun kendisine saldırması tanımını doğru bulmuyorum. Sonuçta kanser karbonun izotopları gibi yapısal değişimidir. 

 

Her hücre sonuçta moleküllerden meydana gelir. Moleküller de vücutta organik moleküllerdir. C, H, O, N şeklinde moleküller vücudu oluşturuyor. 

 

Basit bir atp sentezi aslında 4-5 sayfa organik kimyasal tepkimedir.

 

Ve vücutta bu tepkimelerin hemen hemen çoğu H20 ile gerçekleşir. Yani karbonu iztopuna değiştirecek istatistiksel süreç sadece su ile oluşacak tepkimeler ile olabilir. 

 

Suyun saf olması veya minerallerin hep aynı olması bana düşündürücü geldi. Yani sürekli aynı suyu içen veya pis su içmeyen bedenin kanserin asli sebebi olacağını düşünüyorum. 

 

Özellikle ağır metallerin de suya kattığı bir magnetik alan yönlendirmede olabilir. Bu hem iyi hem kötü. Çünkü bu süreçte ağır metal kansere su içerek bozuk karbonları tekrar eski yapısına çevirebilir. Oha evraka kansere çözüm buldum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 hours ago, Rhodium said:

 

Aslında kanserin nedeni sudur. Desek daha doğru olurdu. 

 

Öncelikle kanserin vücudun kendisine saldırması tanımını doğru bulmuyorum. Sonuçta kanser karbonun izotopları gibi yapısal değişimidir. 

 

Her hücre sonuçta moleküllerden meydana gelir. Moleküller de vücutta organik moleküllerdir. C, H, O, N şeklinde moleküller vücudu oluşturuyor. 

 

Basit bir atp sentezi aslında 4-5 sayfa organik kimyasal tepkimedir.

 

Ve vücutta bu tepkimelerin hemen hemen çoğu H20 ile gerçekleşir. Yani karbonu iztopuna değiştirecek istatistiksel süreç sadece su ile oluşacak tepkimeler ile olabilir. 

 

Suyun saf olması veya minerallerin hep aynı olması bana düşündürücü geldi. Yani sürekli aynı suyu içen veya pis su içmeyen bedenin kanserin asli sebebi olacağını düşünüyorum. 

 

Özellikle ağır metallerin de suya kattığı bir magnetik alan yönlendirmede olabilir. Bu hem iyi hem kötü. Çünkü bu süreçte ağır metal kansere su içerek bozuk karbonları tekrar eski yapısına çevirebilir. Oha evraka kansere çözüm buldum. 

 

 

Bugünlerde millet bir şeyler çekiyor ama, bilmiyorum ama ne çekiyor?

 

Bir noktada ucundan bucağından biraz haklısın, saf su kanser yapabilir mevzusunda. Ama bahsettiğin uçuk kaçık mevzulardan değil. Su ile alınması gereken bir takım esansiyel mineraller ki başta iyot gelir, alamayıp bağışıklık sistemin zayıf düşebileceği için bir nebzecik kanser riskin artar. 

 

Diğer yandan saf su, normal su ile vücuduna alıp, bağışıklık sistemini diri tutacak olan çeşitli toksinimsi bileşik, mineral ve bakterilerin eksikliğini getirir. Bu da bağışıklık sistemini kötü etkiler. 

 

Velakin bu sebeplerden kanser olan, vakaların milyonda biri falan olur sanıyorum. 

 

Ama saf su içmek sizi farklı bir yoldan kolayca öldürebilir. Sudaki o mineraller falan, suyun tonikliğini değiştirir. İçme, daha az hipotonik (çözücülüğü düşük), daha çok hipertoniktir (çözücülüğü yüksek). İçme suyundaki mineraller vs. vs. suyun bu çözücülük özelliğini düşürürler. Bu da hücrelerin su emmeye başlaması ve balon gibi şişmesine sebep olur. Bilhassa beyin hücrelerinde bu sık görülür ve ölümlere yol açar Telafisi için, saf su içmekten kaçınmak ve tuz, yani elektrolit almak gerekir. Tuz almak, ancak çölde falan bol terleme ile tuz atımı olan yerler için gereklidir aslen sadece. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Su ile aklınızı bozmuşsunuz... Minerallerin çoğu ve iyot ve flor vücuda yalnız su ile değil, gıdalarla da girer.. Daha çok gıdalarla girer.

İstediğiniz kadar saf su içebilirsiniz. İçilen saf su zaten hücrelere ulaşıncaya kadar minerallerden zenginleşir ve mineralli su olur.

Su kansere neden olmaz. Bu absürd bir düşünce.

Kanser genetik bir hastalıktır. Üç temel oluş mekanizması vardır.

1. Herediter genetik bozukluklar. Bebek onlarla doğar ve onlar ailede vardırlar.

2. Kanserojenlere bağlı genetik bozukluklar.

3. Normal genetik etkinlikler sırasında yapılan genetik hatalar... Örneğin hücre çoğalması sırasında yapılan hatalar... Hata oranı milyonda birdir ama, vücutta 60 trilyon hücre olduğu anımsanırsa, kanserlerin neden bu kadar yaygın olduğu anlaşılır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

insan bedenin yüzde 60 ı sudur. 

Bütün hücrelerimiz karbon molekülü değil mi? 

Kanser karbonun hücreleride c12 yerine c14 izotopları ile bağlanması değilim mi? 

Bu reaksiyonu gerçekleştiren su molekülü. 

Burda ışık, radyoaktif madde, gibi etkenler "varlığında reaksiyon" oluyor. 

 

Yani ben diyorum ki sürekli dereden su içen köylü kanser olmaz. Ama bakkaldan sürekli su alıp içen kişi kanser olabilir. Bunu basitçe arabanın tekerinin balansı gibi düşünün. Aynı magnetik etkiyi sürekli verirseniz bir süre sonra balans bozulur. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
24 dakika önce, Rhodium yazdı:

insan bedenin yüzde 60 ı sudur. 

Bütün hücrelerimiz karbon molekülü değil mi? 

Kanser karbonun hücreleride c12 yerine c14 izotopları ile bağlanması değilim mi? 

Bu reaksiyonu gerçekleştiren su molekülü. 

Burda ışık, radyoaktif madde, gibi etkenler "varlığında reaksiyon" oluyor. 

 

Yani ben diyorum ki sürekli dereden su içen köylü kanser olmaz. Ama bakkaldan sürekli su alıp içen kişi kanser olabilir. Bunu basitçe arabanın tekerinin balansı gibi düşünün. Aynı magnetik etkiyi sürekli verirseniz bir süre sonra balans bozulur. 

 

saf su içsende mineralli su içsende aldığında gıdalarda karbon 14 varsa gene alacaksın.

 

Az su içerek bu oranı düşüremezsin.:)

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
50 minutes ago, GREENHOUSE said:

 

saf su içsende mineralli su içsende aldığında gıdalarda karbon 14 varsa gene alacaksın.

 

Az su içerek bu oranı düşüremezsin.:)

 

 

 

Burada mesele karbon 14 gibi radyoaktif madde vücuda almak değil vucuttaki hücrede bulunan karbonun yapısının bozulması. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 saat önce, Rhodium yazdı:

Burada mesele karbon 14 gibi radyoaktif madde vücuda almak değil vucuttaki hücrede bulunan karbonun yapısının bozulması. 

Vucuduna karbon 14 aldıysan zaten bozulacak  içtiğin su hidrojen ve oksijen izotoplarını içermiyorsa karbon 12 atomlarıda durduk yere bozulmaz.:)

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 4/11/2018 at 22:14, haci said:

Su ile aklınızı bozmuşsunuz... Minerallerin çoğu ve iyot ve flor vücuda yalnız su ile değil, gıdalarla da girer.. Daha çok gıdalarla girer.

İstediğiniz kadar saf su içebilirsiniz. İçilen saf su zaten hücrelere ulaşıncaya kadar minerallerden zenginleşir ve mineralli su olur.

Su kansere neden olmaz. Bu absürd bir düşünce.

Kanser genetik bir hastalıktır. Üç temel oluş mekanizması vardır.

1. Herediter genetik bozukluklar. Bebek onlarla doğar ve onlar ailede vardırlar.

2. Kanserojenlere bağlı genetik bozukluklar.

3. Normal genetik etkinlikler sırasında yapılan genetik hatalar... Örneğin hücre çoğalması sırasında yapılan hatalar... Hata oranı milyonda birdir ama, vücutta 60 trilyon hücre olduğu anımsanırsa, kanserlerin neden bu kadar yaygın olduğu anlaşılır.

 

 

Hacı bir doktor olarak, şaşırmamanı beklerdim. Kan hacmi düşene neden izotonik serum veriyorsun, saf su basmıyorsun damardan? 

 

İstediğin kadar saf su içme, aman uzak dur, başta sen, severiz seni. 

 

İyot hangi gıda ile girecek, iyot yetmiyor diye, tuza suni olarak katılıyor, farkındaysan. Troidden sorunlu uzmanımız olarak bunu en iyi sen biliyorsundur. Saf su, iyot için cazip bir şey değildir, saf suda pek çözünmez, ama içinde sodyum falan olan suda gayet güzel çözünüp iodide haline gelip, daha kolay emilebilir tiroidlerde. Ama bu uzun vadeli bir şey, safi saf su içersen başına gelir belki, fakat o durumda başına başka işler çok daha önce gelir, sıra iyoda falan kalmaz. 

 

Eğer diyetinde yeterince mineral yoksa, su nasıl mineralden zenginleşecek ki, besinlerde mineral öyle gani gani değil zaten. 

 

Osmotik basıncı duymuşsundur sanıyorum. Bir şekilde, hücre içi sıvıdan daha az yoğun olan su, hücrelere ulaşırsa ne olur,hiç düşünüyor musun? Saf suyun, her durumda hücreye ulaşana kadar görece daha düşük yoğunlukta olacağı mutlak iken, ne yapar o hücrelere, öyle dilediğin kadar içer ve o görece yoğunluğu iyice düşürürsen?

 

Effect of different solutions on blood cells

 

Saf su, kanın hipotonik olmasına yol açar, ama az, ama çok. Eğer sürekli içerseniz, akıbetiniz pek iyi olmaz. Kanın, su ile izotonik olmasını sağlamanız lazım, merak etmeyin, saf su içmezseniz, vücut bunu düzenleyebilir. Neden saf su içmezsek, çünkü doğada saf su çok nadir. Toprağa düşen su zaten bir şekilde mineral toplayıp saflıktan çabucak çıkacaktır. Evrimimiz de buna uygun şekilde adapte olduk suya. Saf su yada tuzlu su içip, hücreleri şu hallere getirmeyin:

 

Micrographs of osmotic pressure on red blood cells

 

Ha, saf veya değil, su içme işini abartmayın, aşırı su öldürür. Tavsiye edilen, 5 saatte 3 litreden fazla içmemenizdir. Sudan ölen, hiponatremiye giren çok insan olmuştur. Kan sodyum seviyesinin 135 mmol'ün altına düşmemesine dikkat edilmelidir. BU bela çölde yaşayanların iyi bildiği bir derttir ve çöl görevine giderken verilen eğitimlerde öğretilir, yanınızda su kadar tuzda taşırsınız. 

 

Özellikle avrupa'da, geçmişte gayet saf olan yağmur suyunun biriktirilip içilmesi nedeniyle çok sorun yaşandığı için, gazlı su kullanımı yayılmıştır. Saf su, içilir mi, evet, ama tüm su ihtiyacını uzun süre saf su ile, hele abartıp içerek karşılamak ciddi tehlike yaratır. Bakmayın hacının dediğine, neyle besleniyorsa, pek maruz kalmamış demek, mineral eksiklikleri en yaygın beslenme sorunlarından biridir, vücudunuz saf suyu dengeleyecek minerale her zaman sahip olamayabilir. 

 

Bir not daha düşeyim, mümkün olduğunca su içmeyin. Hoppala da demeyin. Su içmeyin derken, asla susamayın babında düşünün. Susayıp su içmek ihityacı duyuyorsanız, bir yerde bir sorun var demektir. Susamak kötü halin başlayacağı değil, çoktan başlayıp dibine gelindiğini gösterir. Yemek, çay vs. şeyleri öyle ayarlayın ki, hiç susayıp su içmek ihtiyacı hissetmez olun. Sağlık açısından en ideali budur. İlla su içecekseniz, tonla para verdim diyorsanız, susamadan önce, ara ara için, susamayı beklemeyin. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Biz suyu damardan vermekten bahsetmiyoruz. Sen daha soruyu anlamamışsın. Başlığın sorusuna bir kere daha bak. Ardından istediğin kadar saf su içebilirsin.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, haci said:

Biz suyu damardan vermekten bahsetmiyoruz. Sen daha soruyu anlamamışsın. Başlığın sorusuna bir kere daha bak. Ardından istediğin kadar saf su içebilirsin.

 

 

 

Sen içme hacı... Bir kez olsun laf dinle. Saf su, hipotoinkleştirebilir kanını, hele öyle istiyorum içecem diye safi saf su içersen. İçtiğin su nereye gidecek, kanınla dağılmayacak mı vücuduna? Sen mineral miktarı sabitken, saf su basarsan, gene saf olarak kana karışmayacak mı? 

 

Ama, susadın, el altında duruyor orda, iç gitsin, kanana kadar, o kadardan bir şey olmaz elbette. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, anibal yazdı:

 

 

Sen içme hacı... Bir kez olsun laf dinle. Saf su, hipotoinkleştirebilir kanını, hele öyle istiyorum içecem diye safi saf su içersen. İçtiğin su nereye gidecek, kanınla dağılmayacak mı vücuduna? Sen mineral miktarı sabitken, saf su basarsan, gene saf olarak kana karışmayacak mı? 

 

Ama, susadın, el altında duruyor orda, iç gitsin, kanana kadar, o kadardan bir şey olmaz elbette. 

peki D2O içilir mi anibal ? eser miktarda bile olsa ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Anibal senin  anlamdığın bir durum var.. Ben su değil, saf su içilmesini önermiyorum. Saf su içilmesinin sanıldığı gibi  sakıncası, zararı ve tehlikesi olmadığını vurguluyorum.

Saf su içmek zaten pratik olarak mümkün değil. Ama içmen gerekirse içersin ve yıllarca içmeye devam edebilirsin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, anibal yazdı:

 

 

Sen içme hacı... Bir kez olsun laf dinle. Saf su, hipotoinkleştirebilir kanını, hele öyle istiyorum içecem diye safi saf su içersen. İçtiğin su nereye gidecek, kanınla dağılmayacak mı vücuduna? Sen mineral miktarı sabitken, saf su basarsan, gene saf olarak kana karışmayacak mı? 

 

Ama, susadın, el altında duruyor orda, iç gitsin, kanana kadar, o kadardan bir şey olmaz elbette. 

Suyu damara basmıyorsun. İçiyorsun.. Suyu içer içmez saf olma özelliğini yitirir zaten. Mineral eksikliği saf su içmenin bir komplikasyonu değil. Dünyanın bazı yerlerinde mineral eksikliği var. Suda onların miktarı az... Sorun saf su ile değil, minerallerle ilgili.. Saf su hiç bir zaman bir sorun olmamıştır. Ama mineral azlığı sorun olmuştur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, Omnipotent said:

peki D2O içilir mi anibal ? eser miktarda bile olsa ?

 

 

Bulabildiğin kadarını iç, bir şey olmaz. Zira bir kaç bardak bile zar zor bulursun sanıyorum. Kimyasal olarak bir etkisi olmaz. ZAten 70 kg olsan, kafadan bir gramdan fazla ağır su var vücudunda.. Çok çok fazla içsen, çidden çok fazla, belki ağırlık yüzünden bir şeyler çıkabilir. 

 

Fakat, bir miktar, bir kaç litre falan içersen, denge kaybı falan yaşabilirsin, vestibüler fonksiyonlarında sorun çıkabilir, bir ihtimal. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanların  bazı minerallere olan ihtiyacı son derece azdır. Bazılarına olan ihtiyaç çok az değildir. Çok ihtiyaç olunan minerallerin gıdalardaki miktarı da çoktur.. Sodyum gibi.. Diğerleri, Mn, Mg, Cu ve diğerlerine olan ihtiyaç çok azdır. Buna rağmen su ile onlara olan ihtiyacı karşılamak mümkün değildir. Onların gıdalarda da olması gerekir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, haci said:

Suyu damara basmıyorsun. İçiyorsun.. Suyu içer içmez saf olma özelliğini yitirir zaten. Mineral eksikliği saf su içmenin bir komplikasyonu değil. Dünyanın bazı yerlerinde mineral eksikliği var. Suda onların miktarı az... Sorun saf su ile değil, minerallerle ilgili.. Saf su hiç bir zaman bir sorun olmamıştır. Ama mineral azlığı sorun olmuştur.

 

 

Hacı sorun mineral değil. Mineral konsantrasyonunun azalarak, suyun daha çözücü hale gelmesi. Vücudunda mineral sabit, atıyorum şu an, 150 gr mineral var. Dayandın saf suya. Kan mineral konsantrasyonun düşecek, çünkü yeni gelen sıvıda mineral yok. Bu da,kanın dengesini, izotonikten, hipotoniğe doğru değiştirecek.İçilebilir miktarlarla, kanın bu dengesini kötü şekilde bozabilmen mümkün. Bu yaşanmış bir şey, bilinen bir durum. Bu yüzden damıtmayla elde edilen sulara falan, çeşitli tuzlar, mineraller falan katılır. 

 

Serum verirken, iğneyi sokup damarın içine veriyorsun, süratlice. Suyu içersen, işte o osmotik mevzularla, gene damara geçiyor, biraz yavaş ama geçiyor. Eğer yeterince mineral, besin cinsi değil, tuz falan içermezse, kan izotonik olmaktan çıkmaya başlıyor. Bu da özellikle beyinde ciddi sorunlara sebep oluyor. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Canlıların  vücudunda  osmolaliteyi sağlayan ve idame ettiren mekanizmalar gelişmiştir. Vücuda ne girerse girsin, eğer yalnız bir tür yiyecek girmiyorsa, osmolalite korunur.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, haci said:

İnsanların  bazı minerallere olan ihtiyacı son derece azdır. Bazılarına olan ihtiyaç çok az değildir. Çok ihtiyaç olunan minerallerin gıdalardaki miktarı da çoktur.. Sodyum gibi.. Diğerleri, Mn, Mg, Cu ve diğerlerine olan ihtiyaç çok azdır. Buna rağmen su ile onlara olan ihtiyacı karşılamak mümkün değildir. Onların gıdalarda da olması gerekir. 

 

 

Hacı, konu mineral konusu değil. Konu suda çözünmüş bir şeylerin az veya çok olması. Suda ne kadar bir şeyler çözünürse, suyun çözücülüğü o kadar azalır. Su ile, daha doğrusu kan ile hücre içi sıvının aynı çzölücülükte olması lazım ki, hücredeki su kaçmasın, kandaki su da hücreyi şişirip patlatmasın. 

 

Yani, suda bulunacak minerallerin önemi yok, herhangi bir şey olabilir, hiç önemli değil. Yeterki suyun çözücülüğünü azaltmış olsunlar. Esansiyel minerallerin, yani gereken minerallerin suyla illa ki alınması değil mevzu, zaten mümkün değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, anibal yazdı:

 

 

Hacı sorun mineral değil. Mineral konsantrasyonunun azalarak, suyun daha çözücü hale gelmesi. Vücudunda mineral sabit, atıyorum şu an, 150 gr mineral var. Dayandın saf suya. Kan mineral konsantrasyonun düşecek, çünkü yeni gelen sıvıda mineral yok. Bu da,kanın dengesini, izotonikten, hipotoniğe doğru değiştirecek.İçilebilir miktarlarla, kanın bu dengesini kötü şekilde bozabilmen mümkün. Bu yaşanmış bir şey, bilinen bir durum. Bu yüzden damıtmayla elde edilen sulara falan, çeşitli tuzlar, mineraller falan katılır. 

 

Serum verirken, iğneyi sokup damarın içine veriyorsun, süratlice. Suyu içersen, işte o osmotik mevzularla, gene damara geçiyor, biraz yavaş ama geçiyor. Eğer yeterince mineral, besin cinsi değil, tuz falan içermezse, kan izotonik olmaktan çıkmaya başlıyor. Bu da özellikle beyinde ciddi sorunlara sebep oluyor. 

Yalnız su ile beslenirsen haklısın. Ama bu mümkün değil. Su ile birlikte gıda alırsan sorun oluşmaz. Hastaya damardan gereğinden fazla su verirsen veya hasta çok su içerse, su zehirlenmesi denen bir durum ortaya çıkar.. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve ponsda bozukluğa neden olarak hastayı öldürür. Bu akut bir hastalıktır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 minutes ago, haci said:

Canlıların  vücudunda  osmolaliteyi sağlayan ve idame ettiren mekanizmalar gelişmiştir. Vücuda ne girerse girsin, eğer yalnız bir tür yiyecek girmiyorsa, osmolalite korunur.

 

 

Onlar saf su farzedilerek gelişmiş mekanizmalar değil hacı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×