Jump to content
kavak

Dünyanın dört bir yanından yaratılıș mitleri

Recommended Posts

Dünyadaki her şeyin başlangıcı ve en bașında neyin olduğu sorusu,  her devirde ve her kültürde insanları hep meșgul etmiștir. Dünyanın her yerinde açıklama arayıșına gitmișlerdir ve yorumlarını mistik hikayelere ve sembollere aktarmıșlardır. Toplumlar, hem sprituel olarak hem de günlük yașamlarında, onları neyin etkilediğini ve belirlediğini mitlerinde anlatırlar.

Mitler, yeryüzünü resim ve sembollerle yorumlayan arkaik șiirlerdir. Tarihsel olarak belirlenemeyen bir ortamda bulunurlar ve olușması sezgi, ilham, rüya ve hayal gücüne dayanır.

 

Bilinen ve popüler olanları sırayla aktarmak istiyorum:

 


1. Mesopotamya: Sümerler´de yaradılıș

 

Gök tanrısı An gökyüzünü oluștururken,
Enlil yeryüzünü kurarken,
gökyüzü ve yeryüzü uzaklașırken,
insanlık olușurken,
okyanusların kralı Enki,
uzaklardan yeryüzüne yelkenliyle geliyordu.

 

Ve Enki konușur:
"Ben An´ın oğluyum.
An kanunu ellerime koydu.
Ben gökyüzündeki ve yeryüzündeki belgeleri koruyorum.
Ben bütün diyarların babasıyım.
Ben bütün diyarların kulağıyım.
Ben adaleti babam An ile beraber koruyorum."

 

Ve Enki konușur:
"Ben gökyüzüne yükseldim.
O zaman yukarıdan yağmur geldi.
Ben yeryüzüne eğildim.
O zaman tașarcasına așagıdan su geldi.
Ve herșey yeșillendi ve çiçeklendi.
Ben sabanı yarattım.
Ben arıkları açtım.
Ben tarladaki ekinin büyümesine izin verdim."

 

Not: Sümerler MÖ 5000 yılında yazıyı yaymaya bașladılar. İnsanoğlunun en eski yazı sistemi olan çiviyazısı ile, insanoğlunun en eski yaratılıș mitini yazdılar.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

2. Filistin : Eski Ahit´teki yaratılıș

 

Tanrı önce gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.
Ve yeryüzü darmadağın ve boștu, karanlık derinliğin üzerindeydi.
Ve Tanrı´nın ruhu suların üzerinde süzülüyordu.
Ve Tanrı konuștu: "Ișık olsun!"
Ve ıșık oldu. Ve Tanrı ıșığı gördü ve iyi olduğunu gördü.
Ve Tanrı ıșığı karanlıktan ayırdı.
Ve Tanrı ıșığa gündüz ve karanlığa gece adını verdi.
Ve akșam oldu ve sabah oldu: bir gün.

 

İkinci günde Tanrı, boșluğun ve evrenin sularını birbirinden ayıran gökyüzünü yarattı.

Ve üçüncü günde, adına yeryüzü dediği, evrenin sularından kuru arazi olușmasına izin verdi. Burada yeșil bitkiler yetiștirdi.

Dördüncü günde güneșe, aya ve yıldızlara semada yerlerini verdi.

Ve beșinci günde denizin hayvanlarını ve havadaki kușları yarattı.

Altıncı günde yeryüzünü çeșitli hayvanlarla donattı.

Ve Tanrı iyi olduğunu gördü.

 

Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı´nın suretinde onu yarattı. Erkek ve kadın olarak onları yarattı. Ve Tanrı onları kutsadı ve onlara konuștu: "Doğurgan olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun ve onu kendinize bağımlı kılın."

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

3. Yunanistan: Antik çağda yaratılıș

 

Evvela kaos vardı. Bomboș bir yerdi.
Ve sonra toprak ana Gaia vardı.
Ve sonra dipsiz uçurum Tartaros vardı.
Ve sonra așkın gücü Eros vardı.
Eros ebediyen etkili.
Ve kaostan karanlık çıktı.
Ve sonra ıșık göründü.
Ve Gaia gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.

Dünya böyle oluștu.
İçinde gokyüzü ve yeryüzünün sabit dokusu vardı ve deniz onun kıyılarına yöneltildi.
Her türlü yaratıklar yeryüzünü doldurmuștu; dalgalarda balıklar boğușuyordu, havada kușlar ve yerde çeșitli çevik hayvanlar dolașıyordu.
Ama hâlâ bütün dünyayı yönetmeyle yetkili olan yaratık eksikti.
İște o zaman Prometheus yeryüzüne geldi.
Toprak balçığını aldı ve tanrıların suretinde onunla bir șekil meydana getirdi.

Göğsüne, bu yeryüzündeki bütün canlıların ruhlarından aldığı, iyi ve kötü vasıfları yerleștirdi ve bununla insan ruhunu biçimlendirdi.
Onun eserini hayranlıkla izleyen göksel arkadașı tanrıça Pallas Athene, yaratılmıș taprak yığınına nefesini üfledi ve böylece insana can verdi.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

4. Arktik: İnuit´ler yeryüzünün bașlangıcı hakkında ne anlatıyorlar.

 

Atalarımız yeryüzünün olușumu hakkında çok șey anlattılar. Onlar, beyaz adamlar gibi kelimeleri çizgilerin içine saklayamıyorlardı. O zamanları yașanlar sadece anlatıyorlardı. Çok șeyleri anlatıyorlardı. Bu yüzden bilgisiz değiliz. Yașlı kadınlar öylesine boșuna konușmazlar ve biz onlara inanıyoruz: Yașlılıkta yalan yoktur.

 

O zamanlar; çok, çok önceleri, yeryüzü meydana gelmesi gerektiğinde, yukarıdan gökyüzünden așağıya doğru topraklar, kayalar ve tașlar düșmüștü. Ve sonra insanlar geldi. Küçük çocuklar yerden çıkıp geliyorlardı. Çalılıkların altında gözleri kapalı uzanıyorlardı ve huzursuzlanıyorlardı, çünkü emekliyemiyorlardı bile. Yiyeceklerini yerden elde ediyorlardı.
Bir erkek ve bir kadından bahsediliyor.
Ama nasıl ?. Bu çok gizemli.
Ne zaman bir araya gelmișlerdi ?
Ne zaman büyümüșlerdi ?     
Bilinmiyor.
Ama kadın çocuk kiyafetleri dikti ve bașka yere gitti. Bir çocuk buluyor, onu giydiriyor ve onu eve getiriyor.
Böylece insanlar çoğaldı. Güneși bilmiyorlardı. Karanlıkta yașıyorlardı. Sadece evde ıșıkları vardı. Ve insanlar çoğalmaya devam etti. Ve çok yașlandılar, çünkü ölüm yoktu.
Ve yeryüzünü doldurdular. İște o zaman yașlı bir kadın diğerlerine konuștu: "İkisini de istiyoruz, ıșık ve ölümü." Ve bunu söylediğini anda, bu böyle oldu.  Ve ölümle beraber güneș, ay ve yıldızlar geldi. Çünkü insanlar ölünce, gökyüzüne yükseliyorlar ve parıldamaya bașlıyorlar.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

5. Hindistan: Rigveda´dan bir yaratılıș kasidesi

 

O zamanlar; olmak ve olmamak yoktu.
Hiçbir hava sahası yoktu, sema yoktu.
Yeryüzünü kim tutuyordu ?
Onu kim kușatıyordu ?
Derinlikteki su neydi ?

 

Ölüm var değildi, hayatta,
günește, ayda ve yıldızlarda var degildi.

Ama sonra var olmaya bașladı.
Biri vardı. Nefes vardı.

Karanlık daha yeryüzündeydi.
Kainat - kocaman birșey.

 

Korun gücüyle, hayat geldi, bir tohum geldi.
Saf dücüncenin dölleme arzusu ilk tohum oldu.

 

Kalpleri arayıșta olan ilhamlı düșünürler,
var olmayı ve olmamayı birbirine bağladılar.

Bir yukarısı vardı.
Bir iple ayrılmıș, bir de așağısı vardı
Ama yukarıda vermek vardı, așağıda ise arzulamak.

 

Düșünürler, olmamaya var olmayı bağladılar.

Böylece ilk șeyler oluștu.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

6. Doğu Afrika: Yoruba´ların dünya tasviri

 

Gökyüzünün efendisi Olorun en yașlı oğlu Obatala´ya gökyüzünden suların olduğu yere inmesini ve orada yeryüzünü yaratma görevini verir.

Bunun için ona göksel kum ve beș parmaklı tavuk verir. Obatala yola çıkar, ancak yolda palmiye șarabı bulur, sarhoș olur ve uykuya kalır.
Bunu gören babası, yeryüzünü yaratma görevini, küçükçe olan oğlu Odudua´ya verir. Bu oğlu suların olduğu yere iner ve kumu denize saçar.
Beș parmaklı tavuğu kumun üzerine kor. Eșelemeye bașlayan tavuk böylece kumu dağıtır. Bu șekilde tepeler ve vadiler olușur.
Bunun olduğu yerde șimdi Yoruba´ların eski kutsal șehri olan Ife duruyor. Ama Odudua Ife´nin ilk kralı olur.
Gökyüzünün efendisinin oğlu olan Obatala uyanıp, kendisinin yerine küçük kardeșinin görevi tamamladığını görünce, sinirlenir.
Bu bir kavgaya yol açar ve bütün tanrılar taraf olur ve nihayet bir uzlașmayla sonuçlanır.
Odudua´nın krallığı tescillenir.
Obatala ise her yaratılan insanı, babası Olorun´un onlara hayat nefesini üflemeden evvel, topraktan șekletme hakkını elde eder.    

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, siramen said:

şuraya bakın. sümerler dediğiniz bile, ALLAH'ın, ilk insandan Kur'an'a kadar ki Yeri ve Göğü Yarattığına dair bildirdiği Hakikatlerden alıntı yapmış (biraz değiştirip derlemiş sümerler). eski ahiti sormuyorum bile öyle tahrif etmişlerki, bizim bile haşa Tanrı suretinde yaratıldığımızı uydura uydura mahvetmişler.

 

Kur'an'da;

 

"Gökleri ve Yeri, örnek edinmeksizin benzersiz Yaratandır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi 117. Ayet)

 

işte, Bu Ayete bakıp eski ahitin ne kadar bozulduğunu görebilirsiniz. Bu Ayet'te "Gökleri ve Yeri benzersiz Yaratandır" yani Gök ve Yer bile birşeye benzetilmeden yaratıldı buyuruluyorken, ama eski ahitte insanı kendi suretinde yarattı iftirasıyla Hakikatleri, sapıklığa çevirmişler.

 

arasındaki farkı anlayın, insan eliyle yazılanlardaki çelişkileri görün. sonradan insan eliyle yazılanlar Kelimeleri değiştirenlerin sebep olduğu İncil ve Tevrat'tır, Kur'an değil.

 

Bak arkadaşım, Kuranda İncil ve Tevratın değiştirildiği hiç bir yerde yazmaz. Bu yalanı müslümanlar sonradan uydurmuştur. Eğer Kuranda bu kitapların değiştirildiğine dair bir ayet bulursan göster.

Kuran Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye indirilmiştir. Yani İncil, Tevrat vb değiştirildiği diye indirilmemiştir. Allah bu hususu açıkça belirtmektedir.

 

Enam 156 - "Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik."Demeyesiniz

 

Enam 157 - Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

 

Hatta Allah Muhammede şöyle konuşur:

 

YUNUS 94 - Şimdi şu sana indirdiğimiz şeylerde faraza şüphe edecek olursan, senden önce kitap okuyanlara sor! Andolsun ki, sana Rabbinden gerçek geldi, sakın şüphe edenlerden olma!

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, poiuz yazdı:

 

Bak arkadaşım, Kuranda İncil ve Tevratın değiştirildiği hiç bir yerde yazmaz. Bu yalanı müslümanlar sonradan uydurmuştur. Eğer Kuranda bu kitapların değiştirildiğine dair bir ayet bulursan göster.

Kuran Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye indirilmiştir. Yani İncil, Tevrat vb değiştirildiği diye indirilmemiştir. Allah bu hususu açıkça belirtmektedir.

 

Enam 156 - "Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik."Demeyesiniz

 

Enam 157 - Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

 

Hatta Allah Muhammede şöyle konuşur:

 

YUNUS 94 - Şimdi şu sana indirdiğimiz şeylerde faraza şüphe edecek olursan, senden önce kitap okuyanlara sor! Andolsun ki, sana Rabbinden gerçek geldi, sakın şüphe edenlerden olma!

 

 

hristiyan ve yahudiler babanın oğlumu bu kadar savunuyorsun. nerde isyan eden tayfa var onların peşinden gidiyorsunuz başka birşey göremiyorum sizde.

 

Kur'an, Mekkelilerin mızıkçılığla ne uğraşacak be saçmalama. O, yalnız Uyaran ve Öğüt verendir. sadece mekkelileri kapsamaz. Kıyamete kadar herkes Ondan sorumludur. konuyu anlaman bile kendi kapasitene göre. Bizi uyarıp öğüt verirken geçmiş toplumlardan da haber veriyor, onların işledikleri suçlardanda haber veriyor bizim ibret almamızı istiyor.

 

şimdi Maide 13 ve Ali İmran 81. Ayetlerini görmediğinimi söyleyeceksin sen? o kadar araştırıp ortaya çıkarmışsın güya.

 

 

"Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. (istersen) onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever." (Maide 13. Ayet)

 

verdikleri söz hangi söz? Ayet'i oku;

 

" Allah, nebilerden (ve ümmetlerinden), “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu yemini (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu." (Ali İmran Suresi 81. Ayet)

 

hristiyan ve yahudi toplumu verdikleri yemini sözü çiğnediler,  çiğnedikleri yetmiyormuş gibi kendilerine indirilen Kitapları da tahrif ettiler.

 

al sana suç. onlar, Ayet'te bildirileni yaptıktan sonra hala onların doğru yolda olmasını düşünebilirmisin, senin kapasiteni az çok anladım, sen inatla düşünürsün ama aklı başında olan biri bu Ayetlerden onların, emirlere asi olduğunu düşünür.

 

biz bu Hakikatleri ortaya döküp, bu konuları çoktaaaaaaaaan geçtik. sana laf anlatmak zorunda değilim. inkar ediyorsan ki ediyorsun zaten diyecek söz yok, ha duvar ha siz.

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İlk baştan demiştim buraya gelen müslümanlar islamı savunabilmek için önünde sonunda Kuranı inkar etmek zorunda kalıyorlar :-)

 

De ki: "Eğer doğruysanız, bu durumda Tanrı katından bu ikisinden (Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kuran'dan) daha doğru olan bir kitap getirin de, ona uymuş olayım." Kasas 49

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

7. Iskandinavya: Voluspâ - Kuzey Cermen yaratılıș șarkısı

 

Eskiden dev Ymir geldiğinde çok soğuktu.
O zamanlar yeryüzü, yukardaki gök ve așağıdaki yer yoktu.
O zamanlar yer yukarıya doğru kalktı ve insanların diyarı Midgard meydana geldi.
Yukarısı Asgard idi, Tanrı´ların diyarı.
Güney tarafından güneș gelmiști.
Onun sıcağı herșeyi doldurmuștu.
İnsanların diyarı yeșillendi.

 

Tanrılar, Odin´in makamında konsey toplantısındaydılar.
Geceye ve gündüze isimlerini verdiler, sabahı ve öğle vaktini adlandırdılar.
Alaca karanlık ve akșamı tespit ettiler.
Şimdi ise zamanı ölçme vaktiydi.

 

Ve ondan sonra insanları yarattılar.
Dișbudak ağacı Ask´tan erkek meydana geldi,
kara ağaç Embla´dan kadın meydana geldi.

 

İnsanlarda henüz hayatın sıcaklığı yoktu.
Onlarda henüz ruh yoktu.

Tanrı Lodur onlara kalp sıcaklığını verdir.
Ruhu ise tanrı Hömir verdi.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

8. Brezilya: Güneș ve ay yeryüzüne nasıl geldi

 

En bașında bük ruh Mautsinim vardı.
Yalnızdı, kimse onunla yașamıyordu.
Ne karısı ne de çocukları vardı.
Güneș ve ay da yoktu, gündüz ve gece de yoktu.
Yalnızlıktan bıkmıș halde, kendisine bir midyeden bir kadın yarattı ve onunla evlendi.
İki çocukları vardı, ikisi de oğlandı, birisi açık tenli, diğeri koyu tenliydi.
Koyu olan Kuat, güneș oldu. Açık tenli olan ay oldu.
Onlar gündüzü ve geceyi yeryüzüne getirdiler.
Ve Mavutsinim yerdeki bütün yașamı uyandırdı.
Ölenler yüzünden insanların üzüldüklerini görünce, ormana gitti ve odun kesti.

Ondan ölüleri canlandıran bez olan Kuarupu yaptı.

Ancak bazıları itaatsizdi ve büyük ruhu gizlice dinlemek için takip ediyorlardı.
İște o zaman Mautsinim öfkelendi ve ölülerin uyanmasını ebediyen engelledi.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

9. Avusturalya: Aborjinlerin rüya zaman mitleri

 

Yukarısı gökyüzüydü ve așağısı yeryüzüydü.
Hiçkimse gökyüzünü ve yeryüzünü ve Altjirayı yapmamıștı.
Varlardı ve varlar.
Büyük gökyüzü, büyük yeryüzü , büyük ve bilge Altjira.
"Altjira, rüyada bize konuș!"
Gökyüzü boștu ve orada sadece Altjiranın bir tane kamp yeri vardı.
Yeryüzü boștu, üzerinde sadece tuzlu su vardı.
Büyük Altjiranın ayakları Emu kușuna benziyordu.
Saçları uzundu ve güneș kadını gibi sarıșındı ve omuzlarından sarkıyordu.
Teni kırmızıydı, kırmızı papağanın tüyleri gibi.
Beyaz bir bant alnını süslüyordu ve orta yerini insan saçından bir kemer çevreliyordu.
Altjira gökyüzünde dolașıyordu, çünkü burası kendi diyarıydı.
Altjira ağaçların altında yürüyordu, çünkü bunlar kendi diyarında yetișiyordu.
Altjira insanları yarattı, bu yüzden onu kalbimizde tașıyoruz.
O insanları yarattı, ancak sonra onları göz önünden kaybetti.
Sadece rüyada onunla konușabiliriz.
"Altjira, rüyada bize konuș!"

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

10. Asya: Yin ve Yang´dan yeryüzünün olușumu

 

En bașında kaos, boșluk, karanlık ve ilk okyanusun dipsiz derinliği vardı.
Kaostan ilk yumurta meydana geldi, yeryüzü yumurtası.
Yumurtanın içinde ilk canlı varlık olan P´an Ku uyuyordu.
Uyku 18000 sene sürmüștü.
Sonra P´an Ku gerinmeye bașladı.
Yumurta kırıldı.
Orada Yang tarafından tamamen özümsenmiș yumurtanın parlak hafif kısmı vardı.
Ayağa kalktı.
Yukarıya yükseldi.
Yang kısmı gökyüzü oldu.
Yumurtanın alt ağır kısmı, Yin tarafından özümsenmiști.
Yin karanlıktı.
Așağıya çöktü.
Yin kısmı yeryüzü oldu.
P´an Ku büyüdükçe büyüdü.
Kocaman oldu.
Sonra son geldi.
P´an Ku ölmüștü.
İște o zaman meydana geldi: Vücudundan yeryüzü büyüyerek çıkıyordu.
Nefesi rüzgar ve bulut oldu.
Sesi gök gürültüsünü üretiyordu.
Sol gözünden güneșin parlaklığı ıșıldıyordu, sağ gözünden ay görünüyordu.
Vücudundan tepeler,  yeryüzündeki bütün dağlar oluștu.
Göz yașlarından nehirler, damarlarından sokaklar ve yollar oluștu.
Eti ağaçları meydana getirdi.
Vücut kılları, otlara ve çiçeklere dönüștü.
Kafa saçından yıldızlar oluștu.
Parasitler, tahta kuruları, pireler ve bitler onun üzerinde yașamıștı.
Onlardan insanlar ve çok farklı uluslar oluștu.  

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

11. Mısır: Atum ve Nun

 

İlkin kocaman Nun okyanusu vardı.
Sınırsız suların kaosundan Tanenen dağı yükseldi.
Tam üzerinde bir Lotus çiçeği açtı, ondan güneș tanrısı Re çıktı.
Kaosun içinde, tanrı Ur-Atum sınırsız kainatı yaratmaya koyuldu.
Güneș tanrısı Re´nin iki çocuğu vardı: Schu (hava) ve Tefnut(su).
Schu ve Tefnut, Geb´i (yeryüzü) ve Nut´u (gökyüzü) döllediler.
Geb ve Nut´un 5 çocuğu vardı: Osiris (doğurganlık), Isis(bereketli diyar), Seth(kuraklık), Harmachnis ve Nephtys (çöl).
Osiris ve Isis, hayattayken Pharao´yu temsil eden kral tanrı Horus´u döllediler.
Günes tanrısı Re´nin göz yașlarından insanlar oluștu.
Tanrılar, evvela Pharao olarak hükümdarlık yaptılar, ancak sonradan görünmezliğe çekildiler.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

12. San Salvador´daki Taino´ların yaradılıș miti

 

Çok evvelden insanlar, Mâcocael isimli bir yaratık tarafından sıkı korunan mağaralarda yașıyorlardı.
Birgün Mâcocael uyuya kaldı ve ceza olarak günește yakıldı.
Böylece insanlar yeryüzüne çıktılar ve bütün yașam bașladı.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

13. And dağlarında yașayan Quetchua´ların yaradılıș miti

 

Ceza vaktinde, nehirler yükselmeye bașlarken, "Babamız" üç tane dağı büyüttü.
Tapir, Kondor ve Puma, kendilerini Sumaco dağına atarak kurtuldular.
Geyik ve koruyucu melek, Chota dağına kaçtılar.
Ve nihayet insanlar, Cola Urcu dağında kendilerini kurtardılar.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

14. Inka´ların yaradılıș miti.

 

Uzun zaman evvel opak buharlar yeryüzünü kaplamıștı.
Sonra güneș göründü, yeryüzüne indi ve sisleri kovdu.
Ansızın Ikkimani´nin zirvesi, bütün görkemliği ile parladı.
Mururata da hayata uyandı.
İlk defa And dağlarının kraliçesi olan Huayna Potosi´yi görüyordu, onun büyüleyici güzelliği karșısında, ona orada așık oldu.
Așk ve kıskançlık yüzünden "erkek" dağ zirveleri birbirlerine girdiler. Kanlı döğüște duman ve ateș meydana geldi.
Sonradan üzüntü ve utançtan göz yașları aktı; nehirler, göller ve bütün yașam böyle oluștu.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

15. Avusturalya: Aborjinlerin yaratılıș miti:
       Gökkușağı yılanı ve kurbağalar

 

Uzun zaman evvel, yeryüzü uykudayken ve hayvanlar yerin altında dinlenirken, gökkușağı yılanı birgün uyandı ve yeryüzüne sürünerek çıktı.
Orada sadece kupkuru bir diyar gördü. Kurbağaları çağırdı, geldiklerinde, gökkușağı yılanı onların su dolu karınlarını gıdıkladı.
Kurbağalar gülüyordu ve karınlarındaki su gökkușağı yılanının izinden bütün diyara yayıldı. Göller ve nehirler oluștu ve ard arda diğer bütün hayvanlar uyandılar.

Gökkușağı yılanı, bazı hayvanların doğüștüklerini görünce, kurallar çıkardı:
Böylece kavgacı hayvanlar tașlara ve efendi hayvanlar insanlara dönüștü.

Bu yüzden her çocuk doğmadan evvel o efendi hayvanların ruhunu, onun Totem´ini, tașır.
Daha sonra yetișkin birey olarak Totem´i sayesinde, rüyalarında ve hayallerinde, "rüya zamanıyla" iletișime geçebilir.
Rüya zamanı, yeryüzünde yașamın ilk olușmasıyla bașlayan çağdır.
O bütün yașamın, ahlâkın ve ruhaniyetin temelini olușturur.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

16. Mikronezya Ada Cumhuriyeti Nauru´da yaradılıș miti:
       Midye ve Örümcek

 

En bașında kocaman bir örümcek vardı. Kendisine Areob Enab ismini vermiști.

Kocaman bir midyeye rastlayana kadar, tek bașına kainatın sınırsız okyanusunda yüzmüștü.
Areob Enab midyeyi açtı ve içini keșfetmek için, içine sürünerek girdi.
Midyenin içi daralınca, midyenin üst kabuğunu beraberce kaldırmak için salyangozlardan yardım istedi.
Bunu bir parçacık bașarmıșken, küçük salyangoz Ay´a dönüștü.
Areob Enab soluk ıșıkta șimdi de kocaman bir solucanı gördü.
Areob Enab ona çatıyı daha da yükseltmesini talep etti ve solucan çatıyı o kadar yükselti ki, ondan gökyüzü oldu.
Solucanın muazzam çabası yüzünden meydana gelen tuzlu teri, deniz oldu ve alttaki midye kabuğuna akmaya bașladı.

Yeryüzü böyle oluștu.
Sonunda büyük salyangoz gökyüzüne yükseldi ve orada göneșe dönüștü.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...