Jump to content
Hasan Akçay

Kimin mealini tavsiye edersiniz?

Recommended Posts

Kuran'ı Türkçeye

ben çevirseydim

 

Nisâ 3:

 

Ve eğer yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan endişe ettiyseniz

nikahlayın

size yetki veren kadınları ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder ama  adil olamıycanızdan endişe ederseniz

yalnızca birini ya da

yeminlerinizin malik olduklarını.

Sapmamanız için uygun olan budur.

 

Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ

fenkihû

mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe

vâhideten ev

mâ meleket eymânukum.

Zâlike ednâ ellâ teûlû.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tevbe 36:

 

Kesinlikle

gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın düzenlemesi odur ki  

Allah’ın önünde dolunayların dizisi oniki dolunaydır ve haram dörtler onlardandır.

Ayakta olan düzenleme budur;

onlarda kendinize yazık etmeyin ve sizinle topluca savaşan müşriklerle topluca savaşın

ve bilin ki sakınanlarladır Allah.

 

İnne iddeteş şuhûri indallâhisnâ aşera şehren

fî kitâbillâhi yevme halakas semâvâti vel arda minhâ erbeatun hurum

zâliked dînul kayyimu

fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilûl muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffeh

va'lemû ennallâhe meal muttekîn.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nûr 31:

 

Mümin kadınlara söyle, bakışlarından kısıp apış aralarını saklasınlar;

takılarını, zaten açıkta olanlar hariç, belli etmesinler.

 

Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar.

ve takılarını kimseye belli etmesinler ama şunlara hariç:

 

kocalarına, babalarına, kocalarının babalarına, oğullarına, kocalarının oğullarına,

erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin çocuklarına, kız kardeşlerinin çocuklarına, 

kendi kadınlarına, 

yeminlerinin malik olduğu kimselere, kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkeklere,

kadınların üstünde tehlikeye açık ne varsa onlardan anlamayan çocuklara.

 

Ve sakladıkları takılarını 

ayaklarını yere vurup ta 

belli etmesinler.

 

İnananlar! 

Hepiniz Allah’a yönelin ki

kurtulasınız.

 

 

Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ.

 

Velyadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne 

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ

 

li

buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne

ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne

ev nisâihinne

ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli

evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi.

 

Ve lâ yadribne bi erculihinne

li yu’leme

mâ yuhfîne min zînetihinn.

 

Ve

tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhâl mu’minûne

leallekum tuflihûn.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
38 minutes ago, Hasan Akçay said:

Nûr 31:

 

Mümin kadınlara söyle, bakışlarından kısıp apış aralarını saklasınlar;

takılarını, zaten açıkta olanlar hariç, belli etmesinler.

 

Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar.

ve takılarını kimseye belli etmesinler ama şunlara hariç:

 

kocalarına, babalarına, kocalarının babalarına, oğullarına, kocalarının oğullarına,

erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin çocuklarına, kız kardeşlerinin çocuklarına, 

kendi kadınlarına, 

yeminlerinin malik olduğu kimselere, kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkeklere,

kadınların üstünde tehlikeye açık ne varsa onlardan anlamayan çocuklara.

 

Ve sakladıkları takılarını 

ayaklarını yere vurup ta 

belli etmesinler.

 

İnananlar! 

Hepiniz Allah’a yönelin ki

kurtulasınız.

 

 

Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ.

 

Velyadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne 

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ

 

li

buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne

ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne

ev nisâihinne

ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli

evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi.

 

Ve lâ yadribne bi erculihinne

li yu’leme

mâ yuhfîne min zînetihinn.

 

Ve

tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhâl mu’minûne

leallekum tuflihûn.

 

 

Bu çeviri külliyeten yanlış, bunu tavsiye etmeyiz. Daha ilk cümlesi bile alakasız. "Yafhazne furucuhinne", meali "Amlarını korusunlar" demek, çıkmış nerden buldularsa apış arasıymış, saklamakmış...

 

Eskiden meal yoktur, ancak tefsir bulursun. Gidip o eski tefsirleri alıp oku. En sağlamı Taberi'nin kidir, kıçından bir şeyler ekleyip, kıçının keyfine uymayanları çıkarmaz. 

 

Yeni olara bakarsan, fahrettin er razi ve kurtubi tefsirleri gayet kapsamlıdır. Velakin yeni tefsirlerde içtihat daha çok yer kaplar, yani, anlamdan ziyade, senelerce yapılmış içtihatlar ele alınır bunlarda.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
26 minutes ago, Tengrizm said:

Diyanet veya Elmalı Hamdi Yazır meallerini tavsiye ederim

 

 

Adamın derdi meal bulmak değil ki... 

 

Adam, allahın lafları işine gelmediği için, nasıl eğip büker de içime sindirebilirim demeye çalışıyor, hepsi bu. Yenmez yutulmaz, yünmez arınmaz bir pislik olan kuranı, kendince "ama orada öyle dmeiyodur yaaaa, böyle diyodur.." diye değiştirmeye çalışıyor, o kadar. 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Tengrizm said:

Diyanet veya Elmalı Hamdi Yazır meallerini tavsiye ederim

 

 

Sevgili Tengrizim, 

Elmalılı'nın

meal diye bir çalışması yok biliyorum;

tefsir çalışması var.

 

Ve 

sorunlara yol açmış bu. 

 

Örneğin Elmalılı tefsirinin 

Nûr 31'le ilgili bölümünde 

şu açıklama var:

 

FÜRÛC "ferc"in çoğuludur. Ferc, aslî mânâsında, 

iki şey arasındaki açıklık demektir. Bu şekilde 

gerek erkek, gerek dişi insanın bacakları arasındaki açıklığa da gerçek olarak bu isim verilir

ki, dilimizde APIŞARASI denir...

 

Ne güzel değil mi.

24:31'in Arapçasında geçen "fürûc"un Türkçe karşılığı apışaraları imiş,

Kelimenin doğru "meal"i budur. Çünkü Elmalılı tarafından dile getirilmiş.

 

Ama bir de

Elmalılı'nın kullandığı "meal"e bakar mısınız

(http://www.enfal.de/melmalili/nur.htm):

 

Mümin kadınlara söyle,

gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar,

"namus ve iffetler"ini esirgesinler...

 

APIŞ ARALARI oldu mu sana

namus ve iffet.

 

Bakın, Elmalılı ne kadar büyük bir isim olursa olsun

fena halde yanılıyor;

anibal kardeşmiz ise iğrenç bi dil kullanıyor ama doğru söylüyor.

 

Ben ameliyat oldum,

ameliyat masasında "ferc"imi yani APIŞARAMI doktorlara teslim ettim

ama namusumu ve iffetimi asla!

 

Ameliyat masasında

"ferc"ime yani apışarama elbet dokundular

ama namusuma ve iffetime, hayır! 

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nûr 30'da inanan erkekler "apış aralarını saklasınlar" deniyor -yahfezû furûcehum

ve Nûr 31'de inanan kadınlar "apış aralarını saklasınlar" -yahfazne furûcehunn

çünkü o devirde Araplar donsuzdu, ihram giyerlerdi.

 

Image result for ihram (resim)

 

Araplara ait o geleneksel giysiyi

günümüzde

hacca gidenler giyiyor.

 

Ben de giydim, ihramın altında don yok;

insan apış aram görünüyor mu diye gerçekten diken üstünde hissediyor kendini

özellikle namaz kılarken rükû ve secdeye vardığında.

 

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Elmalılı tercümesinde sakınca yok. Çünkü dövüşçülere hitap eden bir antrenör konuşuyor değil ki taş aklarınıza tekme gelebilir koruyun diyecek. Tabii ki söylenmek istenenin Elmalılı'nın dediği şekilde olduğu çok açık.

 

Böyle yapay sorunlarla sorunun aslı gözardı edilmeye çalışılıyor. Sorunun aslı, Kuran denen bu şeyin kitap vasfını bile haiz olmadığı ve çağının çok çok gerisinde bir bilgi düzeyi ile hazırlandığıdır. Yazıldı bile diyemiyorum. Bu kitap demekten çok uzak bir şey. Bir düzmece.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bazı başka sorunlar da var. Bunlardan birincisi, hiç Türkçe Kuran tercümesi, yani yaygın adıyla meal yok. Meal diye iddia edilenlerin tamamı tefsir. Ama kısaltılmış tefsir. Tercüme niteliğinde tarafsız, yorumsuz tek bir eser bile yok. Ne yazıyorsa aynen motamot o şeklinde bir tercüme Türkçe dilinde henüz yazılmadı.

 

Böyle bir gerçek tercümeyi sadece bir ateist yazabilir. Başkaları beşyüzelli tane de tercüme yazsalar boşuna, tamamını doldur çuvala salla. Bir işe yaramaz. Tarafsız ve motamot yazılması şart. Tamamen ayrı olarak bir değerlendirme başlığı açılıp her on pasaj için filan veya bir sayfa için yorum eklenebilir. Bu asla metnin içine parantezlerle eklenmemelidir. Tercümesinde zorlanılan sözcükler aynen yazılıp anlamları dipnotla açıklanmalıdır. Tercüme metnine hiç bir şekilde ilave yapılmamalıdır.

 

İkinci sorun kişisel. Ben bu Kuran denen şeyin tam olarak nasıl hazırlandığından emin olamıyorum. Bunda protokuran niteliğinde metinler yazan Hristiyan rahiplerin rolü ne, bunu yağmacılıklarına alet eden cahil çöl yağmacılarının rolü ne. Kaçta kaç oranında etkili bunlar kestiremiyorum. Bazen protokuranları neredeyse hiç değiştirmeden derlemişler diyorum, bazen önemli değişiklikler yapılmış diyorum. Hangisinin ağırlıklı olduğuna karar veremiyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Apış aralarını koruyun nedir?Böyle ayet mi olur be?Aklı başında her kadın apış arasını saklar zaten.Allahın uğraştığı işlere bak.

Hem kadın apış arasını saklamasa ne olur?Flört ettiği ve sevdiği bir erkekden saklamayabilir?Ahlaksızlık bunun neresinde?Beyni var yani kendi kararını verebilir ve vücut kendisine ait değil mi?

Siz bu gereksiz,çağ dışı ayetlerden anlam çıkarmayı boş verin de cemaat yurtlarında tecavüz edilen çocuklara bakın..

 

tarihinde Abdülmalik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

Kimin mealini tavsiye edersiniz

örneğin

4:3,

9:36,

24:31... için?

 

Niye sadece bunlar için olsun, muhterem ?

Bence ya herro ya merro olmalı.

Bugünden tezi yok,  bir zahmet bize bu mâlum kitabın tüm tercümesini(bizzat kendinizin) getirip önümüze koymanızı talep ediyorum.

Büyük aynayı görelim evvela. Benim bu konuda ne düșündüğümü biliyorsunuz.

Hangi tercüme olursa olsun, farketmez. Özünde insan ürünü olmaktan kurtulamaz. Bu kesin.

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nûr 31'in şu bölümünde

çeviri yanlışı yapmışım, düzeltiyorum:

 

Ve lâ yadribne bi erculihinne

li yu’leme

mâ yuhfîne min zînetihinn.

 

Doğrusu:

 

Ve

sakladıkları takıları bilinsin diye

ayaklarını yere vurmasınlar.

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 09.04.2018 at 08:57, Hasan Akçay yazdı:

Nûr 31:

 

Mümin kadınlara söyle, bakışlarından kısıp apış aralarını saklasınlar;

takılarını, zaten açıkta olanlar hariç, belli etmesinler.

 

Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar.

ve takılarını kimseye belli etmesinler ama şunlara hariç:

 

kocalarına, babalarına, kocalarının babalarına, oğullarına, kocalarının oğullarına,

erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin çocuklarına, kız kardeşlerinin çocuklarına, 

kendi kadınlarına, 

yeminlerinin malik olduğu kimselere, kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkeklere,

kadınların üstünde tehlikeye açık ne varsa onlardan anlamayan çocuklara.

 

Ve sakladıkları takılarını 

ayaklarını yere vurup ta 

belli etmesinler.

 

İnananlar! 

Hepiniz Allah’a yönelin ki

kurtulasınız.

 

 

Ve kul lil mu’minâti yagdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ.

 

Velyadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne 

ve lâ yubdîne zînetehunne illâ

 

li

buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne

ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne

ev nisâihinne

ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli

evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi.

 

Ve lâ yadribne bi erculihinne

li yu’leme

mâ yuhfîne min zînetihinn.

 

Ve

tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhâl mu’minûne

leallekum tuflihûn.

zînete-hunne

min zîneti-hinne

 

Ziynet ten kasıt takı mı sizce ?her iki ayette de kastedilen  halhal kolye küpe bilezik vs vs gibi maddi takılar mı?

tarihinde dramkow tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 hours ago, Hasan Akçay said:

Nûr 31'in şu bölümünde

çeviri yanlışı yapmışım, düzeltiyorum:

 

Ve lâ yadribne bi erculihinne

li yu’leme

mâ yuhfîne min zînetihinn.

 

Doğrusu:

 

Ve

sakladıkları takıları bilinsin diye

ayaklarını yere vurmasınlar.

 

 

 

Sana arapçayı kim öğrettiyse, feci keklemiş.. İbni Abbas'ın mevzuyu anlamayıp, halhal diye sayıklamasını, meal falan sanmışsın. 

 

Zinet, kıymetli gösterişli şey demek temel olarak. Bu tanıma kadın içi iki şey girer, memeler, kalçalar gib uzuvlar, yürüdükçce sallanır malum, o devirde sütyen mi var? Diğeri de takılardır, ama halhal değil, zira o devirde halhal bir arap takısı değildi. Ancak, bazı kölelere, kaçarlarsa belli olsun diye, bilhassa ilk köle edilip taşınırken bağlana bir tür halhal mevcuttu. Bilezik, çok taşlı kolye falan gibi, sallanıp birbirine vurup ses çıkarak tür ziynet eşyası da bu ayetin kapsamına girer. 

 

Yani, o ziynetten halhal sonucu çıkarmak, abesle iştigladen başka bir şey değildir. Kaldı ki, halhal, ayağını yere vurmasan da gayet etkili şekilde ses çıkarır.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 hours ago, dramkow said:

zînete-hunne

min zîneti-hinne

 

Ziynet ten kasıt takı mı sizce ?her iki ayette de kastedilen  halhal kolye küpe bilezik vs vs gibi maddi takılar mı?

 

 

Evet, kesinlikle.

24:31'de kadınların zîynetleri  "takılar"ıdır, başka hiç bir şey değil;

örneğin kadınların saçı, memeleri, kalçaları... ASLA değil. 

 

Bunu görmek için ayetteki şu ifadeyi göz önünde bulundurmak  yeter:

 

İnanan kadınlara söyle,  

zînetlerini belli etmesinler ama şu şu şu kimseler hariç;  zînetlerini onlara açabilirler, sakıncasızdır.

örneğin "ihtiyaçsız erkek tâbîler"e, tâbiîne gayri ûlil ırbeti min er-ricâl.  

 

Erkek hizmetçilerdir bunlar ve inanan kadınlara nâmahremdirler

yani inanan kadınların onlarla evlenmesi haram değildir, caizdir.  

 

Örneğin Muhteşem Yüzyıl'da tanıdığımız Sümbül Ağa.

Sümbül Ağa hadımdır ama Cevher Hatun onunla yatar

ve ona evlenme teklif eder. Bkz video'da 5:45.

 

 

 

Bir devlet adamının eşinin

kendisinin hizmetinde bulunan erkeklere, örneğin erkek korumalarına

açması caiz olan şeyleri nelerdir; takıları mı, memeleri mi?

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nûr 31'in "zînetler"den söz eden bölümünde

kadınların uzun kolyeleri, hal halları gibi "takılar"ı var;

göğüsleri, baldırları gibi albenili (?) yerleri yok;

dolayısıyla Kuran'da saçın, göğüslerin, baldırların örtülmesi emredilmiyor.

 

Kuran'da tesettür  yok. 

 

Tesettür

bir takım beşer tarafından Kuran'a sokuşturup sonradan peydah edilmiştir

yani "türedi"dir, ki Kuran'daki karşılığı "bid'at"tır.

 

Ahkaf 9:

 

De ki ben elçilerden bir türedi değilim.

Kul mâ kuntu bid'an min er-rusul.

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu ayetler de 100

kapı dolanıp farklı anlamlar aramanın hiçbir anlamı yoktur.İlk bakışta kafanızda ne etki bırakıyorsa anlamı da o dur.

Kadınların örtünmesi o ilkel feodal düzende bulunmuş ilkel bir çözümdür,Güçlü olan kabilenin erkeği beğendiği kadını kaçırıp tecavüz edebiliyordu,kendine eş olarak alabiliyordu vs,yanına da kar olarak kalıyordu.

Bunun çözümünü de suçu kadının üstüne atıp,örtünmemesine,cinsiyetini belli etmesine bağlayıp sorunu güya çözmüşler.

Araplar da erkek kadının üzerinde yarı tanrı  konumunda olduğu için kadının poşetlenmesi,tüm günahların yüklenmesi sorun teşkil etmez.

Ama gel gör ki hiç bir sorunu da çözmez,

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuran'da ne deniyorsa

islam odur.

Sizin bu söyledikleriniz ise Kuran'da yok,

o yüzden "Kuran'daki islam"ı bağlamaz. 

 

Örneğin Kuran'da

tesettür yok

yani erkek şehvetini savuşturmak için kadının örtünmesi yok.

 

Kişinin üzerindeki giysileri atma özgürlüğünü 

erkeğe tanıyan hiç bir ayet yok

ama o özgürlük kadına tanınıyor.

 

Nûr 60:

 

Cinselliği kalmamış oturan kadınlar

giysilerini atabilirler

ama zîynet teşhirciliği yapmasınlar.

 

Kuran'da

erkeğin beğendiği kadını kaçırıp taciz etme hakkı yok;

tam aksine, kadını taciz eden erkeğe ölüm cezası var.

(Ahzâb 58, 60, 61)

 

Kuran 

kadının cinsiyetini, kimliğini saklamasını değil

tam aksine tanıtmasını istiyor.

 

Ahzâb 59:

 

Ey nebi!

Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle,

dışarlık giysilerini üzerlerine alsınlar. 

Onların tanınması için ve taciz edilmemesi için uygun olan budur -zâlike ednâ en yu'rafne fe lâ yu'zeyn... 

 

Kuran'ın eleştirilmesi elbet anlayışla karşılanmalıdır

ama bunun Kuran dışından gazel okunarak yapılması mertliğe sığmaz,

namertlik hoş görülemez. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, Abdülmalik yazdı:

Bu ayetler de 100 kapı dolanıp farklı anlamlar aramanın hiçbir anlamı yoktur.İlk bakışta kafanızda ne etki bırakıyorsa anlamı da o dur.

 

  Bu söylediğin aklı kullanmamaktır. Kuran azımsanamayacak kadar fazla ayetinde ısrarla ''aklınızı kullanın'' der. Tedebbür, telaffuzdan her daim önce gelir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 dakika önce, Cundeb yazdı:

  Bu söylediğin aklı kullanmamaktır. Kuran azımsanamayacak kadar fazla ayetinde ısrarla ''aklınızı kullanın'' der. Tedebbür, telaffuzdan her daim önce gelir.

Aklımızı kullanarak kuranın dışına da çıkabiliriz,Hasan Akçay gibi..bu da siz müslimler için bir tehlikedir.Ahiretinizi yakabilirsiniz..

1400 yıllık islam pratiği var,Hasan Akçay mı büyük 1400 yıllık islam tecrübesi mi büyük..?Dikkat et..

Aklınızı kullanın deyimi “,Halife’ye itiraz etmeyin,yoksa canınızdan olursun demektir.

Aklını kullananın islamla işi olmaz,dinden çıkar,boynu vurulur.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×