Jump to content
Hasan Akçay

Kimin mealini tavsiye edersiniz?

Recommended Posts

4:3'teki "nkhlayın"ı  EŞ ALIN diye çarpıtıp minareyi çalmışlar bi kere,

"mâ TÂBE lekum min en nisâ"ya HOŞUNUZA GiDEN kadınlar demeleri yetmez,

ayetlerdeki bütün kelimeleri çarpıtmak zorundalar artık

çünkü minareye kılıf uyduracaklar.

 

Örneğin 4:4'teki SADUKÂT.

 

SADAKALAR demek sadukât:

yetim kızlara verilen sadakalar

yani onların kendi malları.

 

Yetim kızlarınız büyüyüp kadın olduklarında

mallarını geri verip özgür bırakacaksınız onları

çünkü kendi ayaklarının üzerinde durabilecek "rüşd"e ulaştıklarını gördünüz (4:6).

 

Malları var,

ekonomik olarak ta kendi ayaklarının üzerinde durabilirler artık, size mecbur değiller;

sizin ikinci, üçüncü, dördüncü... eşiniz olmaya mahkum değiller;

talipleri çıktığında her biri hangi talibini severse ona varacak.  Size ne?

 

O arada

"Bir babalık daha yap, beni evlendir" dediler ise yani size yetki VERDiLER ise

taliplerini araştıracaksınız, uygun bulursanız "Veridm gitti!" dyeceksiniz, o kadar. 

Size düşen bu.

 

Ama 4:4'ün meallerine bakın,

"sadukât"ihinn

kadınların "mehirler"i olup çıkıvermiş

şapkadan tavşan çıkar gibi. 

 

Çünkü "nkhlayın"ı EŞ ALIN diye çarpıtarak minareyi çaldılar bi kere,

eş alacaklar kadınları

ve bunun için mehir vermek zorundalar,

kadınların "sadukât"ı kadınları "mehirler"i olmak zorunda.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yalan mıydın Yaşar?

 

Karakolda doğru söyler

mahkemede şaşar

 

 

 

Karakol (Nisâ 4)

 

in TIBNE lekum an şey'in mihu:

size ondan bir şey BAĞIŞLALAR ise (Diyanet, E Yüksel, E H Yazır...)

bir kısmını size BIRAKIRLAR ise (M İslamoğlu)

birazını size SUNMUŞLAR ise (Y N Öztürk)

 

bağışladıar ise, 

bıraktılar ise,

sundular ise.

 

Yaşar

karakolda (Nisâ 4'te) bunu söyler;

doğru söyler.

 

Amma... mahkemede (4:3'te)

 

mâ TÂBE lekum min en-nisâ

HOŞUNUZA GiDEN kadınlar (democrassian).

 

Aynı fiil

karakolda neden BIRAKMAK oluyor da

mahkemede HOŞUNUZA GiTMEK oluyor

Yaşar?

 

*

 

Pazardan

karpuz almıyorsun,

Yaşar.

 

Kadınlar karpuz değildir.

Tınnn tınnn tınnn. I-ıh bu hoşuma gitmedi, almıyayım;

Pat pat.  Hah bu hoşuma gitti, alıyorum... diyemezsin.

 

Kadınlar insandır

tıpkı senin gibi.

Duyguları vardır, düşünceleri, beğenileri, itici buldukları...

 

Sen benim HOŞUMA GiTMEDiN 

deyiverirler,

napıcaksın Yaşar?

 

SEN onların hoşuna gideceksin,

önemli olan budur

ve bunun çarşızı pazarı, eğip bükmesi olmaz.

 

*

 

Ayetteki NIHLEH kelimesine dikkat,

tıpkı ARILAR gibi demek.

 

Hani

bal yapıp 

kütüklerin içine, kaya oyuklarına BIRAKIRLAR ya

karşılık beklemeden.

 

Sen de

yetimleri himaye eden bir insan olarak 

karşılık beklemeden GERi VERECEKSiN yaşına eren kadınların mallarını

çünkü kadınların kendi malları onlar, hangi yüzle karşılık beklersin?

 

Hoşunuza giden kadınlar...mış,

karpuz alıyormuş yaşar.

AKIL izan, tutarlılık ta neymiş. Yaşar bu.

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ne diyor len bu? Çeviri programına yaz anlam geliyor diyorum be! Daha denecek laf kaldı mı, çeviri programına yazıyorum alooo, çeviri diyorum çeviri! Nedir çeviri programı ne iş görür sen bilin mi! Arapça bilecen ama, arap harfleriyle yazacan he mi! Hayır çeviri programı bu yahu! Seni mi kayıracak beni mi kayıracak! Neyse o! Daha bunun laga luga yapacak yanı mı var ulan!

 

Google simültane çeviri cihazı geliştirdi, bunla hâlâ demagojiyle karakolla karpuzla salak salak analojiler kurmaya çalışarak cahil çöl yağmacısının ilkel cep ajandasını savunacak! Hayır haksız mıyım allah diye bir şey olsa ilk önce hemen bunların, bu kendisine yalan iftira yapan ahlaksız müslümlerin bin türlü belasını elvan elvan vermez mi yahu!

 

Allahın olmadığı buradan da kabak gibi belli!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yetim malı yemeye de tık yok! Bu yetim malı yenecek bir şey mi yenmeyecek bir şey mi, boş laf salatasından başka yanıt yok! Ülen bir mal yenecekse yenir, yenmeyecekse yenmez. Zenginsen yeme ama fakirsen çaktırmadan usulü dairesinde yiyebilirsin olur mu ülen! Şu uyduruktan cahil çöl yağmacısının ilkel cep ajandasına allahtan geldi demiyorlar mı! Uyuz yani, illet yahu! :lol:

 

Hayır bir yerde tut sen yetim malı yiyen karnına ateş doldurmuştur de, bir yerde tut fakirsen de ye azıcık canım öyle hopur hopur yeme de azıcık usturubuyla yiyebilirsin de! Sen bu ruhsatı verdikten sonra herif o malı çatır çatır yemez mi! Hayır öbür tarafta karnına ateş doldurmuş olur deme madem ahlaksız sahtekar çöl yağmacıları!

 

Tabii sen git milleti öldürüp mallarını yağmalayıp çocuklarını köle cariye yapmaya, o arada kendi bazı adamların da hengamede illa telef olup gidecek, çocukları kalacak mı ortada! Kim bakacak bunlara, ya amcası ya dayısı! Nikahına da alamıyor, yeğen! Geberip giden yağmacının yağmadan kazandığı kalan malı da var!

 

Öyle işte yağmacılık yaparsan böyle saçma sapan çelişkili laflar atarsın ortaya! Bu heriflerin cahil çöl yağmacıları olduğunu bir kere kesin elde var bir bileceksin! Bunu bildin mi bu ilkel cep ajandasında ne yazdığını da bilirsin. Bunun hakkında gerekli bilinç bu! 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu tipik şark kurnazlığıdır. Çevir kazı yanmasın numarası. Salağı aptalı kerizi yetim malı yeme haaaa, karnına ateş doldurmuş olursun diye kerizle, salak yemesin baksın. Böylece kendini de ahlak abidesi bak bak yetim malına nasıl da özen gösteriyor dedirt, propagandanı da kas! Uyanık malın gözüne de neyse hadi fakirsin ye bari azıcık deyip yularını gevşet! Yular gevşeyince abanır nasılsa hayvan! Azıcığın ölçüsü mü var! Kaç kilogram azıcık olur! Ye gitsin!

 

İğrenç yani, tam tipik şark kurnazlığı ve ahlaksızlığı! Burada söylenecek nedir normalde, aynen domuz eti için söylenen gibi olması lazımdı. Aç ölüyorsan zaruret miktarı yiyebilirsin açlıktan ölmemek için demesi gerekirdi. Bu tamam. Şurada yiyecek bir şey varken şurada açlıktan ölemezsin, buna kimsenin bir diyeceği olamaz, bu normal olurdu.

 

Din adamlarının imamların herkesten daha fazla ahlaksız ve sahtekar olmalarının nedeni budur. Ele verir talkını kendi yutar salkımı olmalarının nedeni tam olarak bu ilkel cep ajandasında yazan bu ahlaksız şark kurnazlıklarıdır. 

 

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

4:3'te çok eşlilik caiz kılınıyor mu

konumuz budur;

yan konular için yeni başlıklar açın, yan konular o başlıklar altında müzakere edilsin;

buradan  yan konulara sapıp ta buranın konusunu boğuntuya getirmeyin.

 

Bir de

rica ediyorum, görüş alıp verelim,

laf dalaşına razı değilim ben.

 

Aynı fiil

neden

Nisâ 4'te BIRAKTILAR olup duruken 

Nisâ 3'te HOŞUNUZA GiDEN olur?

 

Konumuz budur,

bu sorunun cevabını çeviri programı vermez,

siz vereceksiniz. Laf dalaşı hinliği etmeden. 

 

*

 

Böyle sürdürecekseniz

yazılarınızı okumam.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

:D Ben nerden bileyim ülen salak, ya da bana ne? Göz pınarın gözü de olur ceylanın gözü de olur çekmecenin gözü de olur! Çeviri programı alooooo, çeviri programı bak çeviri! Anladın mı çeviri! Çeviri nedir bilmiyor embesil! :lol:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mâlum kitap yazboz tahtası olmușken...

Bu yüz kızartıcı durum karșısında mâlum Tanrı´nın ve müritlerinin gıkı çıkmazken...

Buna rağmen, akıldan bahseden dindarların aklına șașarım.

Ne oldu șu bizim konuyla alakalı sorularımıza ?

Yoksa onları da keçiler mi yedi ?

 

Tekrarlayalım:

Lafları biz ezberleyeceksek,  biryerlere yazacaksak, önüne gelen tecüme edecekse, çok bilmișler açıklama(ma)ya kalkacaksa vs. vs.

Kısacası herșeyi biz yapacaksak, ki böyle olduğu muhakkak, Tanrı´lara ne hacet ?

Sahi, bu Tanrı(lar) ne iș yaparlar ?!

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu ayetlerde sözü edilen yetimler

"mallar"ı olan yetimlerdir;

ayetleri buna göre okumak gerekir.

 

Yani üzerinde durulan konu

gerçekten yetimlerin "mallar"ı olmalıdır,

erkeklerin uçkuru değil.

 

 

Nisâ 2:

 

Ve yetimlere "mallar"ını verin –ve étûl yetémé "emvâl"ehum.

Pisi temizin yerine koyup değiştirmeyin

ve onların mallarını kendi mallarınızla yemeyin,

büyük günahtır bu.

 

 

Nisâ 3:

 

Ve yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan endişe ettiyseniz

NiKAHLAYIN size yetki veren kadınları ikişer ikişer üçer üçer, dörder dörder

ama yalnızca birini, eğer adil olamıycanızdan endişeliyseniz,

ya da yeminleriniz kime malikse onları.

Darlığa düşmemeniz için uygun olan budur.

 

 

Nisâ 4:

 

Ve kadınların sadakalardan oluşan mallarını kendilerine karşılık beklemeden verin

ama ondan bişeyleri kendileri size bırakırlarsa işte çekinmeden, afiyetle onu yiyin.

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, TheRationalAtheist said:

 Neden tanrı direk anayasa kadar açık bir kitap indirememiş?

 

 

Lütfen yeni bir başlık açın,

orada müzakere edelim bunu;

müzakereye ben de katılayım

inşallah.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, Hasan Akçay yazdı:

Lütfen yeni bir başlık açın,

orada müzakere edelim bunu;

müzakereye ben de katılayım

inşallah.

 

 Benim için sıkıntı yok. Açarım o zaman birazdan.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

Ayetteki NIHLEH kelimesine dikkat, tıpkı ARILAR gibi demek.

 

Hani bal yapıp kütüklerin içine, kaya oyuklarına BIRAKIRLAR ya karşılık beklemeden.

 

:0_80cbc_37a71a73_L: Onu arılar sana bırakmıyor! Embesil cahil demiyorum, hiç öyle bir şey demiyorum! :lol: Arılar çiçeklerin açtığı kısa bir sürede bir yıl boyunca yiyecekleri gıdayı depolarlar. Yani onu kendileri için topluyorlar! Yine idyot dogmatik filan demiyorum bak! Hiç öyle şeyler demiyorum!    

 

Böyle işte cahil çöl yağmacılarının zırvaladığı ilkel cep ajandasında bir keramet görmeye çalışacağız diye yırtmadık yerinizi koymazsınız. Dogmatik cahil olmak böyle bir şey! :D

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
33 dakika önce, Hasan Akçay yazdı:

Lütfen yeni bir başlık açın,

orada müzakere edelim bunu;

müzakereye ben de katılayım

inşallah.

 

Sizin bugüne kadar benzeri bir bașlık açtığınızı ve katıldığinızı bugüne kadar ben görmedim.

Siz açın da, görelim bakalım gerçekten de niyetlimisiniz, değilmisiniz.

Görelim bakalım, orada Tanrı´yı kanıtlarıyla(!) nasıl anlatacaksınız.

Bekliyoruz....

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

Örneğin 4:4'teki SADUKÂT.

 

SADAKALAR demek sadukât:

yetim kızlara verilen sadakalar

yani onların kendi malları.

4.sure 2.ayette zaten kendi mallarını veriyorlar 4.4teki sadaka sizin anlamak istemediğiniz şey üstüne üstlük yazıyor devamında فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا

14 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

"Bir babalık daha yap, beni evlendir" dediler ise yani size yetki VERDiLER ise

taliplerini araştıracaksınız, uygun bulursanız "Veridm gitti!" dyeceksiniz, o kadar. 

Size düşen bu.

kendi eşini kendi bulsun özgürce evlensin neden kendini başkası aracılığıyla başkasına verdiriyor ne ki

 

On 04.05.2018 at 06:48, Hasan Akçay yazdı:

4:3'teki "ikişer, üçer, dörder"in

"aynı andalık"la alakalı olduğunu ana dili Arapça olanlar söylüyor:

(http://www.sistersinislam.org.my/news.php?item.1033.7)

sitede yazanlara katılmıyorum iyi uydurmuş, ayeti ayetle tefsir yapmaya çalışmış bir ayetle diğerinin anlamını daraltmış ama aslında bir ayet diğerinin manasını genişletedebilir evli olmayanların evlenmesiyle alakalı olarak üstelik yaptığı alakalandırmayı gereksiz ve yanlış buluyorum.Kelimesel olarak bakacaksak bir şeyin ikişer verilmesi için ikisinin birden verilmesi gerekir ister kendine nikahlasın ister başkasına farketmez ki orada bana göre kendine nikahlıyor benim anladığımdır ama hükmen beni zaten bağlamaz.Hepsi kendi talibine verilmek suretiyle diye bir şey yazmıyor, farzen öyle olsa birer birer evlendirilmiş olurlar.

 

tarihinde yüpyücecik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben çaresiz kalınca değil böyle Kuran'a hareke eklemişler diyen, Kuran'a ayet eklemişler diyeni de duydum. 19 cular zaten iddia ediyor da onları saymıyorum. Onlar zaten "müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün" demek "onların gözetleme kulelerini vurun demek" diye aptalca gülünç saçmalıklarla komik oluyorlar. Onları kaale almıyorum da...

 

Fakat akademik düzeyde ciddi ciddi Kuran'ın Emeviler tarafından dizayn edildiğini söyleyen ilahiyatçılar var. Tabii bu görüşleri deist müslüm tarzı ele almadan savunmak olanaksız. Bunlar tutucu İslam anlayışı ile ele alınamıyor. Sonsuz güçlü sonsuz ilim sahibi allah iddiası beyinleri felç ediyor. Bu zehirli fikir dünyada bilinen en zararlı uyuşturucudur. Ancak deist bir tanrı varsayımı ile bu tür görüşler ileri sürülebilir.

 

Bir çok islam savunuru bu sonsuz güçlü ve inanmayanlara cehennemde sonsuz işkence edecek allah varsayımının son derece zararlı olduğunun farkında ve bunu yumuşatıp islama daveti cazip hale getirmenin yollarını arıyorlar. Bunun için ilk adım Kuran'ın allah yazması olmadığını söylemek. Bu adım atılmadan gerisi gelmez. Buna ise bir türlü cesaret edemiyorlar.

 

O zaman da iş bize, yani ateistlere kalıyor. :D

 

Yani halk, ülke o kadar geri, o kadar yobaz ki, fikir özgürlüğü bile yok! En küçük din eleştirisine hüloooo alaaaaa diye saldırılan bir ülkeden bir halktan hiç bir bok olmaz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×