Jump to content
Ateistforum

Kimin mealini tavsiye edersiniz?


Recommended Posts

  • İleti 392
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

17 hours ago, Abdülmalik said:

9:30 ve 9:31 için tatmin edici bir meal bulamadım,bu ayetleri bir de siz çevirebilirmisiniz?

 

 

Tevbe 30:

 

Ve yahudiler Uzeyr Allah'ın oğludur dediler, ve Nazaret'liler: Mesih Allah'ın oğludur. Ama ONLARIN ağzından çıkan söz bu. Kendilerinden önce inkar edenler gibi yapıyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da döndürülüyorlar.

 

Tevbe 31:

 

Allah'ın yanı sıra kendi din adamlarını ve rahiplerini rab edindiler ve Meryem oğlu Mesîh'i. Oysa tek ilah olan Allah'a ibadet etmelerinden başka şey buyurulmadı onlara.  O'ndan başka ilah yok. Onların ortak koştuklarından ötedir O.

 

Nazaret bu mu?

a1.jpg 

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

 

 

Tevbe 30:

 

Ve yahudiler Uzeyr Allah'ın oğludur dediler, ve Nazaret'liler: Mesih Allah'ın oğludur. Ama ONLARIN ağzından çıkan söz bu. Kendilerinden önce inkar edenler gibi yapıyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da döndürülüyorlar.

 

Tevbe 31:

 

Allah'ın yanı sıra kendi din adamlarını ve rahiplerini rab edindiler ve Meryem oğlu Mesîh'i. Oysa tek ilah olan Allah'a ibadet etmelerinden başka şey buyurulmadı onlara.  O'ndan başka ilah yok. Onların ortak koştuklarından ötedir O.

 

Nazaret bu mu?

 

 

9:30 da’ki Nasara terimi bir yeri tarif mi ediyor yani?

Bence bir yer değil,farklı bir mezhep..( hristiyan-yahudi)

Buna kanıtım ise Kuran’da İsa’yı tanımlarken önüne hep Meryem oğlu takısı getiriliyorken,9:30’da Nasara’ların mesihinin önüne Meryem oğlu takısı getirilmemiş.Nasaraların mesihi farklı bir kişi olabilir mi?

Bu noktadan hareketle 9:31’de ki şu cümleyi şöyle çeviriyorum.

 

“min dūni l-lahi wa l-masīḥa ib’na maryama”
Allah ve Meryem oğlu mesih yerine..

 

 
9:31:Yahudiler bilginlerini,Nasaralar’ da rahiplerini Allah ve Meryem oğlu Mesîh yerine rabler edindiler. 
Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Abdülmalik said:

9:30 da’ki Nasara terimi bir yeri tarif mi ediyor yani?

Bence bir yer değil,farklı bir mezhep..( hristiyan-yahudi)

Buna kanıtım ise Kuran’da İsa’yı tanımlarken önüne hep Meryem oğlu takısı getiriliyorken,9:30’da Nasara’ların mesihinin önüne Meryem oğlu takısı getirilmemiş.Nasaraların mesihi farklı bir kişi olabilir mi?

Bu noktadan hareketle 9:31’de ki şu cümleyi şöyle çeviriyorum.

 

“min dūni l-lahi wa l-masīḥa ib’na maryama”
Allah ve Meryem oğlu mesih yerine..

 

9:31:Yahudiler bilginlerini,Nasaralar’ da rahiplerini Allah ve Meryem oğlu Mesîh yerine rabler edindiler. 

 

 

9:30'daki nasâra

bir yeri değil ama bir yerin halkını

tarif ediyor.

 

O yer burada Nazare olduğuna göre

nasârâ Nazare'liler demek.

İsa nebiye onun için Nazarene deniyor yani Nazare'li

tıpkı Muhteşem Yüzyıl'daki İbrahim paşa'ya Parga'lı dendiği gibi.

 

9:30-31'i siz istediğiniz için tercüme ettim

yani bir bakıma yalnızca denemeydi 

ama yine de ön araştırma yaptım.

 

Örneğin

ana dili Arapça olanların çevirilerine baktım,

ki 4 tanesinde şu söyleniyor:

 

and the Nazarenes said… (The Monotheist Group, A M Daryabadi)

and the Nasara have said…  (M M Ghali, Dr Kamal Omar)

 

"Nazarene"nin sözlükteki tanımını inceledim.

 

Siz de incelemek istereniz: 

http://www.dictionary.com/browse/nazarene

 

9:31'den yaptığınız çıkarım

özür dilerim, yanlış.

Çünkü cümlenin yapısı bu çıkarıma el vermiyor.

 

Açıklamamı isterseniz açıklarım 

ama uzar.

Bence uzatmanın lüzumu yok. 

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ziynet ile kastedilenin takı, süs ya da organ olması öyle önemli bir ayrım, birinden biri mutlaka tercih edilecek ve diğer seçenek mutlaka iptal edilecek bir konu değil ki!

 

Elbette her ikisi de geçerli. Hepimiz biliriz ki yüzükler parmakları, bilezikler kolları, gerdanlık boynu ve göğsü daha alımlı gösterir. Buna hiç kuşku yok. Hatta bunlarla sınırlı da değil, çoraplar, hele taşlı ve fileli ise, topuklu ayakkabılar, özellikle çivi topuklu ise, kemer, hatta çanta... Küpeler keza, özellikle uzun, sallanan küpeler sade bir boyun görünmesinden çok daha alımlı bir görünüm ortaya çıkarır. Bunlar hep ziynet ve kadınla bütünleşir, kadının kendisi de ziynet zaten.

 

Şu mu bu mu diye karar vermek ve bir anlamı tercih etmek gibi bir durum hiç yok. Bunlar yapay tartışmalar yaratarak ana konuları gözden saklamak için yapılan atraksiyonlar. Asıl konu nedir, bu Kuran bütünsel olarak ele alındığında anlaşılır. Bunu parça parça ele almak çok yanılgı olur. Bunu bütünsel ele alacaksınız. Bu şey tamamında, bütününde ne amaçlıyor, ne amaca yönelik hazırlanmış ona bakacaksınız.

 

Bu şey, kadına mal gözüyle bakar ve kadına gönül bağlayıp evden çıkmayıp yağmacılığa gitmemeyi en büyük ayıp sayar. Canın kadın istiyorsa yağmada cariye kapacaksın! Öyle evdeki kadın(lar)a bağlanıp oturmak yok! Konu kadınsa söylediği bu! Tam yağmacının cep ajandası!

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnanan kadınlara söyle,

"zînetler"ini farkedilir yapmasınlar - lâ yübdîne "zînet"ehunne.

 

Buradaki zînetler kadınların neleridir,

bunu tesbit etmek istiyoruz

NiYETiMiZ bu kadar açık ve net.

 

Bunun yapay tartışma yapmak olduğunu öne sürerek

insanları ana konuları gözden saklamakla suçlamak 

insanların aklından bile geçirmediği niyetler okuyup insanları baskılamaktır, susturmaktır; 

kısacası faşistliktir.

 

Bırakın insanlar özgürce konuşsun,

siz de görüşünüzü açıklayın...

ya da açıklamak istemiyorsanız açıklamayın. Özgürsünüz. 

 

O insanlar sizin "ana konular"ınızı elinizden almıyor,

başlıklar açıp tartışın. Forum sizin. 

Ama siz o insanların konularını fiilen yasaklıyorsunuz, yasaklamayın.

 

Özgür

bırakın

insanları.

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Zînetler şu imiş, bu imiş...

gerçekten farketmiyor.

O zînetler her ne ise mümin kadınlar kendilerine ait o varlıkları farkedilir hale getirmiyecekler,

Allah'ın hükmü bu.

 

Müminler için

önemli olan

Allah'ın hükmüdür. 

 

Allah'ın hükmü:

 

Mümin kadınlar zînetlerini farkedilir hale getirmesinler

ama şu şu şu kimseler hariç,

örneğin kadınlara bağlı ihtiyaçsız erkekler hariç.

 

Bu da mihenk taşı

yani 24:31'deki "zînetler"den kasıt nedir 

onu bu mihenk taşı gösteriyor.

 

Say ki 

inanan kadının "zînet"lerinden biri  

"saç tokası + saç"ıdır.

 

O halde mihenk taşımız şu soru olur:

 

İnanan kadının

"saç tokası + saç"ını

NEDEN

30 yaşındaki ihtiyaçsız erkek tâbîsine belli etmesi sakıncasızdır da

90 yaşındaki emekli bir imama belli etmesi sakıncadır?

 

Eğer bu sorunun cevabını verebiliyorsak

24:31'i doğru okuduk demektir, ayetteki zînetler nedir anladık demektir...

ve tesettür Allah'ın emri midir, beşerin emridir midir anladık demektir.

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, Hasan Akçay yazdı:

 

 

9:30'daki nasâra

bir yeri değil ama bir yerin halkını

tarif ediyor.

 

O yer burada Nazare olduğuna göre

nasârâ Nazare'liler demek.

İsa nebiye onun için Nazarene deniyor yani Nazare'li

tıpkı Muhteşem Yüzyıl'daki İbrahim paşa'ya Parga'lı dendiği gibi.

 

9:30-31'i siz istediğiniz için tercüme ettim

yani bir bakıma yalnızca denemeydi 

ama yine de ön araştırma yaptım.

 

Örneğin

ana dili Arapça olanların çevirilerine baktım,

ki 4 tanesinde şu söyleniyor:

 

and the Nazarenes said… (The Monotheist Group, A M Daryabadi)

and the Nasara have said…  (M M Ghali, Dr Kamal Omar)

 

"Nazarene"nin sözlükteki tanımını inceledim.

 

Siz de incelemek istereniz: 

http://www.dictionary.com/browse/nazarene

 

9:31'den yaptığınız çıkarım

özür dilerim, yanlış.

Çünkü cümlenin yapısı bu çıkarıma el vermiyor.

 

Açıklamamı isterseniz açıklarım 

ama uzar.

Bence uzatmanın lüzumu yok. 

 

The Early "Nazarenes"

Actually, the name "Nazarene(s)" only occurs about a dozen times in Talmudic literature. In all but two of these instances it refers to "Yeshua the Nazarene." Half of these passages were censored in the Middle Ages, either by Christian censors or Jewish editors for fear of them. The censored passages were restored to the Talmud by R.N.N. Rabbinovicz from older MSS. From references to the early Nazarenes from various sources we have learned a number of vitally important things about them. For example, we have discovered that they: 

1. Used both Old and New Testaments. 
2. Believed in the resurrection of the dead. 
3. Had a good knowledge of Hebrew and read the Old Testament and at least one gospel in that language. 
4. Believed YEHOVAH God is the creator of all things. 
5. Believed in one God (YEHOVAH) and His son Yeshua the Messiah. 
6. Observed the Law of Moses.

 

 

“Nazarenes continued to exist until about 400 [CE] declaring to the last that [Jesus/Yeshua] was the Messiah, that he would soon return, that he was the Son of [G-d] but not divine himself, that the Jewish law had never been abrogated by him, and that Paul was a deceiver who had perverted [Jesus'/Yeshua's] message.”
(Hyam Maccoby, Revolution in Judaea, p 818)

 

 

Nazarenler hristiyan yahudiler.Yeshua’yı mesih ve Tanrı’nın oğlu olarak görüyorlar.9:30

da bahsedilen mesih bence Yeshua..

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 4/14/2018 at 06:47, Hasan Akçay said:

 

 

Ayetleri çok iyi anladığımdan ben de emin değilim,

mealleri onun için sorguluyorum.

Ve gördüğüm şudur:  Arapça bilmek şart değil

ama aklı devreye sokmak, AKIL ile okumak şart.

 

Örneğin kadınların oralarından anlayacak yaşta olmamak ya da olmak mıdır ölçü,

yani o çocuklar anlayacak yaşta olsalardı kadınların "zînetler"ini onlara belli etmeleri HARAM mı olacaktı?

Hayır.

 

Hayır dememin nedeni

ayette Y N Öztürk'ün "kadınların ellerinin altında bulunanlar"  dediği erkekler var,

onlar kadınların oralarından anlayacak yaştalar

ama kadınların "zînetler"ini onlara belli etmeleri HARAM DEĞiL... 

 

 

 

Arapça bilmeden nasıl çevirmeyi düşünüyorsun ya? 

 

Senin derdin dini anlamak, orada ne yazıyor onu bulmak değil ki. Senin derdin, senin mabadının keyfine uyan bir din yaratmak. yolun açık olsun, seviniriz becerirsen, ama bunu yolu bu değil. 

 

Bir dinin yayılması için, söylediğin şeylerin doğru olması değil, doğru kişilerin inanması gerekir. Sen böyle yaparak ezik, sünepelerden başkasını inandıramazsın, kim ne yapsın senin 4 karı bile vermeyen dinini?

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Son 15 yıldır Kuran Ayetlerini eğip bükmek, istenilen kıvama getirmek, çarpıtmak, uyduruk yorum ve ilave yapmak moda oldu. Kimi bilim kitabı haline getirdi, kimi açık açık tahrif etti. Ama ne yaparsan yap düzelmiyor, çünkü temeli bozuk.

 

Elimde 1950'lerden kalma Kuran da var, 7-8 sene önce basılmış Kuran da var. Yeni Kuran'larda anlamları öyle bir yemişler ki, evlere şenlik. Bugüne kadar bildiğimiz en iyi meal Hamdi Yazır'ın mealidir, o meali bile "sadeleştirilmiş Elmalılı meali" diye bozdular. Tümünü yok edemiyor neyse ki. Siz iyi bir meal istiyorsanız eski Elmalılı meali bulun, ona bakın...

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, Magnesia said:

Son 15 yıldır Kuran Ayetlerini eğip bükmek, istenilen kıvama getirmek, çarpıtmak, uyduruk yorum ve ilave yapmak moda oldu. Kimi bilim kitabı haline getirdi, kimi açık açık tahrif etti. Ama ne yaparsan yap düzelmiyor, çünkü temeli bozuk.

 

Elimde 1950'lerden kalma Kuran da var, 7-8 sene önce basılmış Kuran da var. Yeni Kuran'larda anlamları öyle bir yemişler ki, evlere şenlik. Bugüne kadar bildiğimiz en iyi meal Hamdi Yazır'ın mealidir, o meali bile "sadeleştirilmiş Elmalılı meali" diye bozdular. Tümünü yok edemiyor neyse ki. Siz iyi bir meal istiyorsanız eski Elmalılı meali bulun, ona bakın...

 

 

Arkadaşım!

 

Kuran'ı 

şu ya da bu kıvama getirmek istemiyorum,

vallahi billahi tallahi öyle bir "niyet"im yok. 

 

Nûr 31'deki zînetler nedir, 

onu tesbit etmek istiyorum;

"niyet"im odur.

 

Güzel kardeşim!

 

Demoraside insanlar yaptığından yargılanır, faşizmde... "niyet"inden;

nolur sen de bir demokrat olarak

yalnızca  yaptığımdan yargıla beni.

 

Benim yaptığım

şu soruyu sormaktan ibaret:

 

Nûr 31'de  söylenen o ki inanan kadınlar  "zînetler"ini 

örneğin açmak suretiyle belli etmiycekler

ya da seke seke yürüyüp hareket ettirmek suretiyle belli etmiycekler.

 

Ama şu şu şu kimseler hariç

yani onlara belli etmeleri

sakıncasız olup caizdir.

 

Ve şu şu şu diye listelenenlerin arasında

kadınların "mâ meleket eymân"ı var -mâ meleket eymân uhunn,

ki inanan kadınlara akraba olmayan erkeklerdir.

 

Burada geçen zînetler nedir ki o yabancı erkeklere belli edilmeleri sakıncasızdır;

inanan kadınların TAKI denen zînetleri midir onlar ya da saç baş misali VÜCUT denen zînetleri mi?

Zînetler nedir?

 

tarihinde Hasan Akçay tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Magnesia yazdı:

Son 15 yıldır Kuran Ayetlerini eğip bükmek, istenilen kıvama getirmek, çarpıtmak, uyduruk yorum ve ilave yapmak moda oldu. Kimi bilim kitabı haline getirdi, kimi açık açık tahrif etti. Ama ne yaparsan yap düzelmiyor, çünkü temeli bozuk.

 

Elimde 1950'lerden kalma Kuran da var, 7-8 sene önce basılmış Kuran da var. Yeni Kuran'larda anlamları öyle bir yemişler ki, evlere şenlik. Bugüne kadar bildiğimiz en iyi meal Hamdi Yazır'ın mealidir, o meali bile "sadeleştirilmiş Elmalılı meali" diye bozdular. Tümünü yok edemiyor neyse ki. Siz iyi bir meal istiyorsanız eski Elmalılı meali bulun, ona bakın...

 Lütfen  cevap vermiş olmak için bir şeyler yazmayın.

50 lerde kalan Kuran’la bugünkü Kuran arasındaki arapça lafız  arasında  değişiklik var mı yok mu tabii ki yok. Arapça zengin bir dil olduğu için tam anlamıyla türkçeye çevrilmesi de zordur, ve bu başka kitaplar içinde geçerlidir. Kişi inanıp inanmama gibi özgür bir iradeye sahiptir.

@Hasan Akçay da olan orijinal Arapça lafzıyla birlikte günümüzde olan mealleri gösterip akıl ve mantık çerçevesinde düşünmemizi sağlıyor.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
11 dakika önce, Tuğba yazdı:

 Lütfen  cevap vermiş olmak için bir şeyler yazmayın.

50 lerde kalan Kuran’la bugünkü Kuran arasındaki arapça lafız  arasında  değişiklik var mı yok mu tabii ki yok. Arapça zengin bir dil olduğu için tam anlamıyla türkçeye çevrilmesi de zordur, ve bu başka kitaplar içinde geçerlidir. Kişi inanıp inanmama gibi özgür bir iradeye sahiptir.

@Hasan Akçay da olan orijinal Arapça lafzıyla birlikte günümüzde olan mealleri gösterip akıl ve mantık çerçevesinde düşünmemizi sağlıyor.

 

 

Kuran, 4-7.yüzyıl arası siyasi ve teolojik hristiyan zırvalıklarının sağdan soldan toplanmış halidir.

Kuranı anlamak için 4-7. yüzyıl Ortadoğu,Doğu Bizans ve Pers tarihini iyi bilmek gerekir.Arapça bilmekle de anlayamazsın.

Mesela, Zülkarneyn ayetlerinin aslında Heraclius’a övgü olduğunu bilirmisin?

Link to post
Sitelerde Paylaş
57 minutes ago, Tuğba said:

 Lütfen  cevap vermiş olmak için bir şeyler yazmayın.

50 lerde kalan Kuran’la bugünkü Kuran arasındaki arapça lafız  arasında  değişiklik var mı yok mu tabii ki yok. Arapça zengin bir dil olduğu için tam anlamıyla türkçeye çevrilmesi de zordur, ve bu başka kitaplar içinde geçerlidir. Kişi inanıp inanmama gibi özgür bir iradeye sahiptir.

@Hasan Akçay da olan orijinal Arapça lafzıyla birlikte günümüzde olan mealleri gösterip akıl ve mantık çerçevesinde düşünmemizi sağlıyor.

 

 

 

İyide böyle bir şey yok. Karılarınızı dövün derken ki drb, yani darp etme, değişmiş yada farklı anlamı olan bir şey değil. Hepside aynı şekilde. Değişiklik yok.Ve elimizde yüzlerce yıldan beri yapılmış meallerde var. Ama bugüne geldiğinizde, bakıyoruz, alakasız kelimeler çıkarmaya debeleniyor müslümanlar. 

 

Eğer kuranın arapçasının yamuk olduğunu ve anlaşılmadığını söylerseniz, kuranı inkar etmiş olursunuz. Anlaşılsın diye arapçadır, üstelik apaçıktır. 

 

 

tarihinde anibal tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
10 dakika önce, anibal yazdı:

 

İyide böyle bir şey yok. Karılarınızı dövün derken ki drb, yani darp etme, değişmiş yada farklı anlamı olan bir şey değil. Hepside aynı şekilde. Değişiklik yok.Ve elimizde yüzlerce yıldan beri yapılmış meallerde var. Ama bugüne geldiğinizde, bakıyoruz, alakasız kelimeler çıkarmaya debeleniyor müslümanlar. 

 

Eğer kuranın arapçasının yamuk olduğunu ve anlaşılmadığını söylerseniz, kuranı inkar etmiş olursunuz. Anlaşılsın diye arapçadır, üstelik apaçıktır. 

 

 

He iyi anlamışlar..Allahın ayetini değiştirip çevirmişler.Tarık 5-6-7’e bakalım

Ayetin orijinal çevirisi şöyle

 

5.Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

6..Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

7.Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

 

Ayette,insan,erkeğin beli ile omurgaları arasından çıkan bir sıvıdan yaratılmıştır,diyor.Anlatılan bu.

Ayet bilimle çelişince 7.ayeti bak nasıl değiştiriyorlar,kadın mı ekleyen ararsın,sinir sistemini ekleyen mi..

Hen Allah deyip,hem şirk koşmak buna denir.

 

 

 Abdullah Parlıyan: Erkeğin beli, omurgası ile kadının kaburga, leğen kemikleri arasından yani göğüs kafesi civarından çıkan.
Ahmed Hulusi: Erkeğin beli ve (kadının) teraib'inin (leğen kemiklerinin) arasından çıkar!
Ahmet Tekin: O sıvı, erkeğin beli ile kadının göğüs kafesi arasından çıkar.
Ali Fikri Yavuz: (O su, erkeklerde) bel kemiği ve (kadınlarda) göğüs kemikleri arasından çıkar.
Bayraktar Bayraklı: O su, erkeğin belinden, kadının leğen kemiğinden çıkmaktadır.
Bekir Sadak: (6-7) O, erkek ve kadinin beli ile gogusleri arasindan atilagelen bir sudan yaratilmistir.
Cemal Külünkoğlu: (6-7) O, (erkeğin) bel kemiği ve (kadının) göğüs kemikleri arasından sıçrayarak çıkan bir su damlacığından yaratılmıştır.
Diyanet İşleri (eski): (6-7) O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
 - İmam İskender Ali Mihr: (O sıvı), omurga ile göğüs kafesi arasından (orada bulunan iki sinir merkezinin organize çalışması sonucu)çıkar
Link to post
Sitelerde Paylaş
6 minutes ago, Abdülmalik said:

He iyi anlamışlar..Allahın ayetini değiştirip çevirmişler.Tarık 5-6-7’e bakalım

Ayetin orijinal çevirisi şöyle

 

5.Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

6..Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

7.Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

 

Ayette,insan,erkeğin beli ile omurgaları arasından çıkan bir sıvıdan yaratılmıştır,diyor.Anlatılan bu.

Ayet bilimle çelişince 7.ayeti bak nasıl değiştiriyorlar,kadın mı ekleyen ararsın,sinir sistemini ekleyen mi..

Hen Allah deyip,hem şirk koşmak buna denir.

 

 

 Abdullah Parlıyan: Erkeğin beli, omurgası ile kadının kaburga, leğen kemikleri arasından yani göğüs kafesi civarından çıkan.
Ahmed Hulusi: Erkeğin beli ve (kadının) teraib'inin (leğen kemiklerinin) arasından çıkar!
Ahmet Tekin: O sıvı, erkeğin beli ile kadının göğüs kafesi arasından çıkar.
Ali Fikri Yavuz: (O su, erkeklerde) bel kemiği ve (kadınlarda) göğüs kemikleri arasından çıkar.
Bayraktar Bayraklı: O su, erkeğin belinden, kadının leğen kemiğinden çıkmaktadır.
Bekir Sadak: (6-7) O, erkek ve kadinin beli ile gogusleri arasindan atilagelen bir sudan yaratilmistir.
Cemal Külünkoğlu: (6-7) O, (erkeğin) bel kemiği ve (kadının) göğüs kemikleri arasından sıçrayarak çıkan bir su damlacığından yaratılmıştır.
Diyanet İşleri (eski): (6-7) O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
 - İmam İskender Ali Mihr: (O sıvı), omurga ile göğüs kafesi arasından (orada bulunan iki sinir merkezinin organize çalışması sonucu)çıkar

 

 

Şurası mı oluyo acabına orası:

 

Image result for kidneys

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, Abdülmalik said:

 

Evet,insan erkeğin böbreğinden ürüyor imüş..kuran öyle deyüü

 

 

Bu aslında eski yunanların fikridir. Onlardan sonra diseksiyon yasaktı, yani vücudu parçalayıp incelemek.

 

Eski yunanlılar ve sonrasında, ersuyu üretiliyor, insan mayası v.s olmak adına böbrekler ayinlerde, ibadetlerde falan kullanılırdı. Bu gelenek bizansa, paganlara vs. kadar yayılmıştır.  Genelde, kurbanların üreme gücü ve bereketi olan böbrekler tanrılara sunulurdu. Böbreklerin hakkında ilk yazanlardan biri meşhur homerostur. Ayrıca, tevratta da buna dair çeşitli laflar geçer. İngilizce ve türkçe adlarıda bir şeyler anlatır zaten: Kid-ney ve böb->bebe->rek. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Tuğba yazdı:

 Lütfen  cevap vermiş olmak için bir şeyler yazmayın.

50 lerde kalan Kuran’la bugünkü Kuran arasındaki arapça lafız  arasında  değişiklik var mı yok mu tabii ki yok. Arapça zengin bir dil olduğu için tam anlamıyla türkçeye çevrilmesi de zordur, ve bu başka kitaplar içinde geçerlidir. Kişi inanıp inanmama gibi özgür bir iradeye sahiptir.

@Hasan Akçay da olan orijinal Arapça lafzıyla birlikte günümüzde olan mealleri gösterip akıl ve mantık çerçevesinde düşünmemizi sağlıyor.

 

 

 

Cevap vermek için değil, kafası çalışana bir katkı olsun diyedir yazdıklarımız. Belli ki sen yazmaya çalıştığımı hedef kitlede değil, kafası çalışmayan teneke gurubundansın... 50'li-60'lı hatta 70'li yıllarda basılmış Kuran meallari ile, 2000'li yıllarda basılmış mealler arasında fark olmadığını söyleyebilmek için, en az benim gibi sözü edilen dönemlere ait kuranları incelemiş, yenileriyle mukayese etmiş olman lazım. İnceledin mi? İncelemedin tabi, üstelik mal gibi direk itiraz ediyorsun.. Sana şimdi hemen yeni meallerle, eski mealler arasındaki ciddi anlam farklarını göstermek için bir kaç örnek vermek isterdim, ama artık beyinsizlerle uğraşmaktan bıktığım için göstermeyeceğim. Ama çok istiyorum göster dersen, söz yarın gösteririm...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...