Jump to content
Charles dawkins

En İyi Siyasi Parti Dönemi

Recommended Posts

1 saat önce, Charles dawkins yazdı:

Sizce Türkiye siyaset tarihinde en azından fena değildi diyebileceğiniz bir siyasi parti dönemi var mıdır ? Varsa hangisidir  ?

 

Not: Atatürk 'ün dönemi hariç 

Necmettin Erbakan   ile Bülent Ecevit  dönemleri kısa olsada iyi dönemlerdi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Turgut Özal dönemidir. 

 

Çok mu iyidir, elbette hayır, ama diğer dönemlerin pek çoğundan daha fazla her alanda ileri gidilmişliği vardır, demokrasiden ekonomiye. 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1 Adnan Menderes dönemi (Tek parti baskısından çıkıldığı için parlamıştır)

2 Turgut Özal dönemi (Bu dönem Liberal ekonomiye geçiş dönemi olduğu için Özal dönemi şanslıdır)

3 Erdoğan dönemi (İlk 2 dönem. Gene ekonomik burhan sonrası geldiği için parlamıştır)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 14.04.2018 at 21:37, Charles dawkins yazdı:

Sizce Türkiye siyaset tarihinde en azından fena değildi diyebileceğiniz bir siyasi parti dönemi var mıdır ? Varsa hangisidir  ?

 

Not: Atatürk 'ün dönemi hariç 

En iyi siyaset dönemi siyasetin icad olmadığı dönemdir.siyaset yalan üzerine kurulmuş bir sistem ideolojisidir.derin düşün sencede.insanlarin yalanları sevmesi sana garip gelmiyor mu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 hours ago, Antonius said:

Süleyman Demirel dönemi çünkü en çok Fabrika onun zamanında açıldı.

 

 

Yalan. İnanma... 

 

Attığı temelleri kamyonete söküp getirip önüne koyanlar oldu. 

 

En çok fabirka açılan dönem, Atatürk - İnönü dönemidir. Ardından, garip şekilde Evren dönemi gelir. 

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben de en iyi başbakanı Süleyman Demirel olarak görüyorum. Ama kendi koşulları içinde tabii. En zor koşullar da onun zamanında vardı. Hatta başka düzgün bir kimse de göremiyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, anibal yazdı:

Turgut Özal dönemidir. 

 

Çok mu iyidir, elbette hayır, ama diğer dönemlerin pek çoğundan daha fazla her alanda ileri gidilmişliği vardır, demokrasiden ekonomiye. 

 

 

Özal , çok fazla borç para almadı mı ABD den ? 

Galiba imf ye dr bu dönemde borçlanmışız.  Çok bilgim yok tabi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, Charles dawkins said:

Özal , çok fazla borç para almadı mı ABD den ? 

Galiba imf ye dr bu dönemde borçlanmışız.  Çok bilgim yok tabi

 

 

Borç kötü bir şey değildir ki? Almanya'nın da borcu var ona bakarsan. İşin aslı şu, IMF sanki öncesinde bize para mı veriyordu doğru dürüst? 

 

Ha, Özel dönemi harika değildi. Ama olanların içinde en iyisiydi. Herşeye ekonomi gözünden bakmamak lazım, fakat, ekonomi açısından da gene bu dönemden falan çok çok iyiydi. Adam altyapı yatırımlarına önem veriyordu. Yanlış yapıyordu falan ama, bir şeyler yapıyordu. 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Süleyman Demirel onca zaman başbakanlık yaptı, sadece Güniz Sokak'ta bir evi oldu. Onun da tapusunun sadece şahsına ait olmadığı, abisi ile ortak tapusu olduğu ortaya çıktı. Saçına başına özen göstermezdi. Olağanüstü güçlü bir hafızası vardı. Tam bir halk adamıydı, neşeli, esprili ve laf cambazıydı. En zor, en gergin durumlarda sinirlenmezdi. Renkliydi, zekiydi ve çalışkandı. Bir daha da öyle bir başbakan olmadı. 

 

Son yıllarında allaha dua ediyorum eşimden önce benim canımı alma çünkü o kendine bakamaz perişan olur diye, o ölünce benim de canımı al diyorum demişti. İstediği gibi oldu. İnancı kendine, ben allahına duasına filan karışamam. Herkesin inancı kendine. Ama düzgün bir insandı.

 

Bu ülkede cebine çalışmayan iki başbakan oldu: Biri Demirel, biri Ecevit. Başka yok.

 

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Özal ise o güne kadar gördüğüm en hoşlanmadığım en antipatik başbakandı. Sonrası zaten belli. Özal'dan nefret etmezdim ama hiç hoşlanmazdım. O günlerde daha nefret nedir, nasıl nefret edilir bilmiyordum. Bu duyguyu ömrümde hiç tatmamış, tanımamıştım. Nefret ettiğim hiç bir şey ve kimse yoktu.

 

Ben nasıl nefret edilir daha sonra öğrendim. Bugün artık bazı kişilerden ve bazı şeylerden nefret etmek tiksinmek durumundayım ne yazık ki. Hoş bir duygu değil. Keşke bunu öğrenmeseydim ama öğrettiler. Sadece kendilerinden değil inançlarından da nefret ediyorum artık.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, anibal yazdı:

 

 

Yalan. İnanma... 

 

Attığı temelleri kamyonete söküp getirip önüne koyanlar oldu. 

 

En çok fabirka açılan dönem, Atatürk - İnönü dönemidir. Ardından, garip şekilde Evren dönemi gelir. 

 

 

 

 

Atatürk ve İnönü hariç orada tamam ama

Süleyman Demirel'in başbakanlığı zamanında Ali ağa Rafinerisi, İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Keban Barajı, Güneydoğu Anadolu'yu sulayacak olan GAP Projesi, Boğaz Köprüsü gibi önemli tesisler yapıldı. İktisadi alanda gelişmelerin yanında, TürkiyeCumhuriyeti dış ödeme dengesi, ilk defa müspet netice verdi.

Bunları dahi yapması yeter.Süleyman Demireli Üretime dayalı Liberalizim olarak görüyorum.Özal dendiğinde aklıma gelen Hayali ihracaat Alinin külahını Veliye;Velinin külahınıda Aliye geçirme olarak görüyorum

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Türkiye’de Atatürk sonrası gelmiş,geçmiş bütün siyasi partiler avam,ilkel,cehaleti öven bir yapıya sahipti.Her gelen siyasi parti bu yoz yapıya bir tuğla koyup gitti.

Özal,Demirel,Ecevit.. bunlar basit,popülist,avam,oportünist,cahil insanlardı.Politikaları AKP gibi bir garabet yarattı.Kimse bunu inkar edemez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
32 minutes ago, Antonius said:

Atatürk ve İnönü hariç orada tamam ama

Süleyman Demirel'in başbakanlığı zamanında Ali ağa Rafinerisi, İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Keban Barajı, Güneydoğu Anadolu'yu sulayacak olan GAP Projesi, Boğaz Köprüsü gibi önemli tesisler yapıldı. İktisadi alanda gelişmelerin yanında, TürkiyeCumhuriyeti dış ödeme dengesi, ilk defa müspet netice verdi.

Bunları dahi yapması yeter.Süleyman Demireli Üretime dayalı Liberalizim olarak görüyorum.Özal dendiğinde aklıma gelen Hayali ihracaat Alinin külahını Veliye;Velinin külahınıda Aliye geçirme olarak görüyorum

 

Pek öyle değil. GAP Özel zamanında tamamlandı. Aliağa Rafinerisi Nihat Erim'in işiydi. Boğaz köprüsü vs. dersen, diğer hükümetlerin de en az bu kadar yaptığı şeyler vardı zaten.

 

Sağcıların pireyi deve yapma kabiliyetleri meşhurdur. Eğer o dönemde atılan temellerin yarısının yarısı dahi bitirilseydi çok başka olurdu bir şeyler. Bu temel atma ve sanki ondan sonra yapmış bitirmiş gibi üstüne yatma olayı, o dönemler öyle bir şeydi ki, artık dalga konusu bile olmuştu. Niyazi Uysal, bunların attıkları temelleri arabanın bağajına toplayıp mecliste önlerine yığmıştı. O devrin kaba bir panoraması için:

 

er2.jpg

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
41 minutes ago, Antonius said:

Atatürk ve İnönü hariç orada tamam ama

Süleyman Demirel'in başbakanlığı zamanında Ali ağa Rafinerisi, İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Keban Barajı, Güneydoğu Anadolu'yu sulayacak olan GAP Projesi, Boğaz Köprüsü gibi önemli tesisler yapıldı. İktisadi alanda gelişmelerin yanında, TürkiyeCumhuriyeti dış ödeme dengesi, ilk defa müspet netice verdi.

Bunları dahi yapması yeter.Süleyman Demireli Üretime dayalı Liberalizim olarak görüyorum.Özal dendiğinde aklıma gelen Hayali ihracaat Alinin külahını Veliye;Velinin külahınıda Aliye geçirme olarak görüyorum

 

 

Gelelim hayali ihracat denen şeye. Hayali İhracatın piri, ustası, Yahya demirel'dir, kendisi Demirel'in yeğenidir. Özal döneminde ayyuka çıktığı söylense de, oransal vs. olarak Demirel dönemindeki büyüklüğe ulaşamadı. Aslı olmayan hayali ihracat rakamları ile de, dış ticaret açığını hallettik diye milleti kandırmışlardır aynı şekilde. Ha, Liberalizm kim, Demirel kim, o daha başka mesele. 

 

Bu Özal döneminin çok iyi olduğu anlamına gelmez. Teraziye koysak, yanlış yapılanlar daha ağır basacaktır o dönem için. Ama diğerlerine bakılırsa, bir nebze bir şeylerin yapıldığı dönemdir. 

 

Sol iktidar demeye dilim varmıyor, zira sol bu ülkede hiç iktidar olamadı çok partili dönemde. Dahası, koalisyon falan filan edip başa geçtiği dönemler, ülkenin zaten battığı dönemlerdi, ülke batar, perişan olur, millet sağa tepki olsun diye sola kayardı. Gerek o enkazın altından çıkma derdi, gerekse, kadrolaşma ve tek başına iktidar olmama dertleri, solun bir şeyler yapmasına engel olmuştur. Sol partiler döneminde çok ciddi iyi şeyler, mesela SSK gibi, olsa bile, bunların ekmeğini peşi sıra gelen sağ iktidarlar yemiştir. 

 

Türkiye siyasetinin değişmez manzarası şudur. Sağ gelir, memleketi yer bitirir, batırır, sonra solun kucağına bırakır geçer. Sol bunu düzeltecek bir şeyler yapa eder, ama elbette bunlar uzun vadeli netice olacak şeylerdir, kucağında patlayan kriz şu bu nedeniyle sol kötü adam olur, günah keçisi CHP falan olur. Ardından gelen sağ gene pastayı yemeye devam eder. 

 

Çiller/Özal dönemi yanlışlarının faturası, Ecevit iktidarının kucağında kaldı işte en son. Onların yaptığı meşhru kemal derviş düzenlemelerinin ekmeğini de Tayyip yedi malum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, anibal yazdı:

Sağcıların pireyi deve yapma kabiliyetleri meşhurdur. Eğer o dönemde atılan temellerin yarısının yarısı dahi bitirilseydi çok başka olurdu bir şeyler. Bu temel atma ve sanki ondan sonra yapmış bitirmiş gibi üstüne yatma olayı, o dönemler öyle bir şeydi ki, artık dalga konusu bile olmuştu. Niyazi Uysal, bunların attıkları temelleri arabanın bağajına toplayıp mecliste önlerine yığmıştı. O devrin kaba bir panoraması için:

 

Doğrudur.Ama bu Ülkede sol hiçbir zaman iktidar olamadıki?

 

2 saat önce, anibal yazdı:

Türkiye siyasetinin değişmez manzarası şudur. Sağ gelir, memleketi yer bitirir, batırır, sonra solun kucağına bırakır geçer. Sol bunu düzeltecek bir şeyler yapa eder, ama elbette bunlar uzun vadeli netice olacak şeylerdir, kucağında patlayan kriz şu bu nedeniyle sol kötü adam olur, günah keçisi CHP falan olur. Ardından gelen sağ gene pastayı yemeye devam eder

 

Aynen .Benim görüşüm sadece kötünün iyisi.Yahya Demirel hiç olmazsa yargılandı ceza aldı.Ama şimdi Zerraf olaylarına baktığımızda fiiller Yargıya dahi intikal

etmedi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Just now, Antonius said:

Doğrudur.Ama bu Ülkede sol hiçbir zaman iktidar olamadıki?

 

Aynen .Benim görüşüm sadece kötünün iyisi.Yahya Demirel hiç olmazsa yargılandı ceza aldı.Ama şimdi Zerraf olaylarına baktığımızda fiiller Yargıya dahi intikal

etmedi.

 

 

Zerrab olayı, devede kulaktır. 

 

Dileyen gidip araştırabilir. Bugün ihaleleri kimler alıyor? Bu ihaleyi alan şirketler danışman olarak hangi "danışman" ların şirketleriyle anlaşılıyor? Akçe, yani %20 oranı nedir?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hayali ihracatın babası 11 yıl sonra mahkûm oldu

987 yılında Fransa'ya hayali ihracat yaptığı ortaya çıkan Ertan Sert'in 11 yıl süren ve 7 mahkeme dolaşan yargılanması sonuçlandı. Mahkeme, Sert'i 11 yıl ağır hapis ile cezalandırdı .

 

Hayali ihracatın babası’ olarak tanınan, bu suçtan tutukluyken 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a başbakanlığı döneminde mektup yazarak, ‘Af çıkarın, yoksa her şeyi açıklarım’ tehdidini savuran Ertan Sert, aynı suçtan 11 yıl sonra 11 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

 

1987'de Fransa'ya hayali ihracatta bulunarak devletten haksız vergi iadesi almakla suçlanan sanık Sert'le birlikte kızkardeşi Seyhan Sert ve 3 arkadaşı da aynı cezayı aldı. Hayali ihracattan sabıkalı Sert'in, Başbakan Mesut Yılmaz'ın yumruklanması olayını araştırmak ve Susurluk'a alternatif rapor hazırlamak amacıyla Macaristan'a giden DYP heyetini karşıladığı da öne sürülmüştü. Ertan Sert kardeşi Seyhan Sert, arkadaşları Nihat İbrahimoğlu, Fethi Namlıoğlu ve Önder Kaymak'la hayali ihracat 

yaparak devletten haksız vergi iadesi almak suçundan İstanbul 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Dava mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklar yüzünden 11 yıl sonra sonuçlandı

 

7 MAHKEME

 

Sanıklar hakkındaki dava 29 Kasım 1990 tarihinde İstanbul 9'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde açıldı. Özel evrakta sahtecilikten yargılanan sanıkların dosyası gümrük beyannamelerinin resmi nitelik taşıdığı gerekçesiyle TCK 342 uyarınca yargılama için görevsizlikle 30 Nisan 1991'de 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Bu mahkeme de dosyayı suçun kaçakçılık olduğu gerekçesiyle 20 Mayıs 1991'de 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.

1'inci Ağır Ceza Mahkemesi aynı dosyayı bu kez sahtecilikten açılan davanın sonuçlanmasından sonra kaçakçılıktan ihbarla yetinilmesi görüşüyle tekrar 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. İki mahkeme arasındaki uyuşmazlık üzerine dosya Yargıtay 10'uncu Ceza Dairesi'ne gönderildi. Daire 28 Nisan 1992'de davaya faturada sahteciliğin kaçakçılık amaçlı olduğu gerekçesiyle 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin bakmasını kararlaştırdı. 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay Ceza Dairesi'nin kararına rağmen dosya hakkında bir kez daha görevsizlik kararı verdi, suçun devletin güvenliğini ilgilendirdiği gerekçesiyle İstanbul DGM'yi işaret etti. Dosya bir kez daha Yargıtay 10'uncu Ceza Dairesi'ne gitti. Daire'nin önceki kararında ısrar edip dosyayı yeniden 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderme kararı aldığı 5 Nisan 1993'te aradan 2 yıl geçmiş, Sert grubunun yargılaması hâlâ başlamamıştı. 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargılaması da 4 yıl sürdü.

 

SAHTE BEYANNAME

Mahkemenin atadığı bilirkişi, maddi ve fikri dayanışma içinde hayali ihracatla suçlanan Sert ve grubunca düzenlenen 27 ayrı gümrük beyannamesinin sahte olduğunu tesbit etti. Savcının da görüşü doğrultusunda mahkeme sanıkları suçlu buldu. Sanıkların 12 Ağustos 1987 yılında Lonca A.Ş.'ni kurdukları, düzenledikleri sahte gümrük beyannameleriyle Fransa'ya mal ihraç etmiş gibi gösterdikleri fakat bu ülkeyle kurulan diyalog sonunda gerçekte bir ihracatın yapılmadığı, bu yolla devletten haksız vergi iadesi alındığı ortaya çıktı.

 

Turgut Özal'ı mektupla tehdit etmişti

 

Ertan Sert'in ismi ilk kez 1986 yılında Marmaris limanından gerçekleştirilen 55 milyon dolarlık hayali ihracat olayında gündeme geldi. Başak şirketler topluluğunun sahibi Sert, İzmir DGM'de bu suçtan yargılandı ve 1988 yılında teslim oldu. 3 yıl tutuklu kalan Sert 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldıktan sonra şartlı tahliyeden yararlandı. Sinema oyuncusu Perihan Savaş'ın eniştesi olan, 1980'li yıllarda Beşiktaş yöneticiliği yapan Sert bu dönemde Özal ailesi başta olmak üzere üst düzey bürokratlarla yakın ilişkiye girdi. Sert İzmir DGM'deki yargılama sırasında söz alıp ‘‘Hayali ihracatı siyasi iktidar teşvik etti. Yapılan ihracatın yüzde 30-50'si hayali’’ sözleriyle dikkatleri üzerine çekti. Dönemin başbakanı 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yazdığı ortaya çıkan mektup bomba etkisi yarattı. Sert bu mektupta hayali ihracat sanıklarına af istedi ‘‘Af çıkarın. Yoksa her şeyi açıklarım’’ tehdidini savurdu. Bir süre sonra hayali ihracat suçlarında hapis yerine para cezası öngören yasa değişikliği gündeme geldi. Bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hıfzı beşer nisyanla malul elbette. Yahya Demirel varken, birilerini hayali ihracatçı ilan etmek dahi, akla ziyan bir iş olur. 

 

Adam Türkiye'nin GSMH'sine yakın rakamı, "mobilya ihraç ettim" diyerek göstermeyi başarmış biridir, sezarın hakkı sezara.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

O günleri yaşadım.Sağcılığı  methetmek gibi gayem yok.Ama Özal dendiğinde aklıma gelenler Prensler,Papatyalar,Özal zenginleri olan Hayali ihracaatçılardır.Ekonomi açısından.Özal= AKPdir .Tek bir farkı varsa oda Laikliktir Buda doğrudan Ekonomi ile alakalı değildir.

 

tarihinde Antonius tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 hours ago, Antonius said:

O günleri yaşadım.Sağcılığı  methetmek gibi gayem yok.Ama Özal dendiğinde aklıma gelenler Prensler,Papatyalar,Özal zenginleri olan Hayali ihracaatçılardır.Ekonomi açısından.Özal= AKPdir .Tek bir farkı varsa oda Laikliktir Buda doğrudan Ekonomi ile alakalı değildir.

 

 

Haklısın aslen. ama, serbest basın, TV/Radyo tekelinin kırılması, baya liberal ekonomi, dış ticaret entegrasyon, sivilleşme vs. vs. de Özal'ın yaptıklarıdır. Bunları doğrusu, bir hayli layıkıyla yapmıştır. Diğer sağ iktidarlardan bu özelliğiyle ayrılır. 

 

Ha, bu sivilleşme, demokrasi falan, bugün başımıza musallat olan siyasal islamın önünü açmıştır, bu açıdan, memleketi batıran da Özal'dır dense yeridir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ama şuda var Özaldan önce deyelimki Tüccarsınız Dolar üzerinden mal sattınız.Evinize bir gün dahi tutsanız suç oluyordu.Bir Yakın akrabam(Mahmutpaşada Konfeksiyoncuydu)İhbar üzerine evinde arama yapıldı!Dolar bulunu ve Mahkemelerde sürüm sürüm süründü!Yabancı sigara dahi içmek suçtu.Bu noktalarda haklısınız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×