Jump to content
Yeni Üye

Tanrı ve Varlığı

Recommended Posts

46 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

kişi  sorgulayıp  araştırıp  tatmin  olmayıp  veya  mantığı  kabul  etmeyince  kötü  araştırmış  oluyorken kabul  deyince  tamam  güzel  araştirmişsiniz  yani  tek  doğru  benimki  başka  türlü  düşünürse  ahmak  .

 

Üstadım arkadaşın kötü niyetli olduğunu sanmıyorum. Yapmak istediği açık aslında, beni müslümanlıkta tutmak. Ama gerçekten, kimse yanlış anlamasın, kişi beynini sonuna kadar açıpta İslamiyetle ilgili bazı şeyleri araştırsa, fazla değil 3-5 konuyu çıkarıp araştırsa gerçekleri görmeye başlıyor. Ben de bir zamanlar arkadaşla (sanırım) aynı düşüncelere sahiptim. Çünkü din öyle birşey ki, doğduğunuz anda üzerinize barkod gibi kazınıyor. Siz bu barkodu belli bir yaşa gelinceye kadar sürekli okutup, bip sesi geldikçe hesabınızda ne olduğunuzu, neler yapmanız gerektiğini, ekranda görüyorsunuz. Ta ki sorgulamaya başlayınca barkod hata vermeye başlıyor...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 25.09.2018 at 02:13, Yeni Üye said:

Siz bu tözü, bütün varlığı detaylandırılmış ve tafsilatlandırılmış halleri ve sıfatlarıyla içeren, kapsayan ve açıklayabilen bir şey olarak tanımlarsanız ve bu töze mutlak madde dersek, O zaman mutlak madde Tanrının diğer bir ismidir. Zaten daha önce paylaştığım varlığın mertebelerine ilişkin İbn-i Arabi hazretlerinin ve İslam ariflerinin sınıflandırılmasında varlığın uluhuyiyyet mertebesinin diğer bir ismi madde-i mutlak mertebesi olarak ifade ediliyor. Alemlerin Rabbi, yani bütün mevcudatı var eden ve terbiye eden töz madde-i mutlaktır diyerek meseleyi çözeceksek çözelim.....

 

1- Mutlak madde tanrının diğer ismidir dediğiniz vakit, ekstra birşey şöylemiş olmuyorsunuz. Birinin gelip; "tanrı da sanrının diğer ismidir" demesi için de hiçbir engel yok. Bu tanrının Aristo'nun tanrısından öte bir vasfa sahip olmasını gerektirecek bir durum da yok. O halde, maddenin ismini "tanrı" olarak değiştireceksiniz, sorun yok. Ne sıfatlarına, ne onların gerekliliklerine dair bir bilgi, gönderme ya da onlar için bir gereklilik teşkil etmiyor çünkü.

 

2- Madde, tanrıya göre sonsuzluk mertebesinde daha iyi anladığımız ve tanımlayabildiğimiz bir şey, tam aksine. Tanrı mantık(sız) ve bilim dışı. Mutlak anlaşılmaz ve kavranamaz. Madde ise her durumda bu çeperlerin içinde ve meşruiyetini buradan alıyor. Ha işi, onu bunu açıklayamamak ya da açıklanamazlık mertebesine sürecekseniz eğer, bu sizi sadece bir çeşit agnostisizme götürür. Ötesine değil. Yahu biz bu işi anlayamadık, o zaman daha da anlaşılmaz ve mantıksız olana iteleyelim şekli daha da abes olur takdir edersiniz ki. Yani hayıflandığınız açıklanamazlık durumu, en başta tanrıyı güme götürür. Kendi topuğunuza sıkmış olursunuz.

 

3- Yani biz önce inanıp, sonra yorumluyoruz, tümdengeliyoruz demeye getirmişsiniz ki, bunun meşru ve rasyonel hiçbir zemini yok. Bir iddia konusu olamaz. İnanç meselesi olur sadece. Hele hele hal böyleyken, karşı taraf için "zannetmek" kelimesini ağzınıza dahi almanız talihsizlik olur. Daha sonra kimbilir neyine evrilecekse evrilir. Ama bu bilim ve mantık zemininde olur. Ve takdir edersiniz ki şu ana kadar evrildiği yön, her bir adımda, boşlukların tanrısını cephe cephe budadı. Geriye "hep var olan" kaldı, kala kala.. Dediğim gibi, işin başına öznel ve insan merkezli, kibir yoğun bir inancı koyup, arkasından bilimsel metodolojiyi şımarıklık olarak addetmek büyük bir çelişki ve talihsizlik. Meseleye biraz objektif bakabilirseniz, durumun tam tersi olduğunu görebilirsiniz. Mesele zaten bizim algı seviyemizde bitiyor. Ya algı seviyemiz gerçekliğe göre ayarlanacaktı, ya da bu algı seviyesi itibari ile sorumlu tutulmayacaktık.Yani tutulamayacaktık. Algı seviyemizin dışındaysa, algı seviyemizin dışındadır. Hepsi bu. Agnostik bir söylem içerisindesiniz, hatırlatırım bu arada.

 

4-  Sizin hala agnostisizme vurgu yaptığınız yerde, evrene aktüel olarak bakmaktan bahsetmedim zaten. Düşünce deneyi, adı üzerinde. Kurgu ya da. Masayı bir atom curcunası olarak algıladığını düşün. Masa nerede?..Elementlerin hepsi atomların bir ifade şekli değil mi? Masayı on milyon atom, insanı 100 milyon atom şeklinde, birim/atom cinsinden ifade ettiğiniz düşünün. Evrenin bundan farkı ne? Yani özünde yapmadığımız şey de değil ama şimdi bunu en temelde varoluş ölçeğine getirin. Zaten en başta siz getirdiniz. Potansiyeldi aktüeldi diye bir durum yok dediğiniz şey tam da bu işte. Hiçbirisi, bilinç de bunlardan biri olmak üzere, tam bir sürekliliğe sahip değil, bir görünüp bir kayboluyorlar. Kesikli. Bunların her biri tek bir paranteze alınıp: tözün, enerjinin ya da hep var olanın halleri şeklinde de isimlendirilebilir. Yani tüm varoluş tek bir şey cinsinden ifade edilebilir: Enerji örneğin..

 

Ve eğer tüm varoluş tek bir şey cinsinden ifade edilebiliyorsa, ona indirgenebiliyorsa, o zaman o sıfat dediklerinin de bir ayrılığı, “kendi”liği kalmaz. Saltık olan sıfat değil çünkü, bilinç de. Saltık olan tek bir şey var: Enerji = Töz. Eğer varlık tanrı olsaydı, sıfatlar dediğimiz şeyler de maddenin dışında, “onda ve saltık” olsaydı, onları madde ya da enerjiye indirgeyerek tek bir şey cinsinden, madde/enerji cinsinden ifade etmek mümkün olabilir miydi? Maddeye muhtaç, termodinamiğe, fiziğe ve determinizme tabi kesikli bir şey tanrısal sıfat olabilir mi haşa? Aristonun tanrısı işte en kabadayısı. Varlık bu haliyle tanrıysa eğer, tanrının yapabilecekleri, maddenin dönüşümleriyle sınırlıdır o zaman.

 

Ha siz isterseniz tüm mantık, fizik ve bilimi yıkarak arkasına tanrıyı atayın. Ama var olanın görünümünde bu yok. Zorunluluğu da. Saltık sıfat da..Enerjinin korunumu ise orada duruyor kapı gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Afedersiniz,konunuzun içeriğini detaylı olarak okumadım.Aslında bakarsanız benim sorum bu konuyla ilgili değil mamafih ne sorumun bir emsalini bulabildim ne de soru sorma kısmını neyse efendim.Siz de materyalist bir psikolog nasıl olur?Ruhsuz olduğumuzu kabul edersek şayet ruhsal sorunlara olan yaklaşımınız sadece düşünceler ve beyinle mi ilgili alanda döner.Hissettiğimiz kötü şeylerin sadece düşüncelerle ve onların kökleriyle ilgili olduğunu mu düşünüyorsunuz?Cevap verirseniz çok müteşekkir olurum.Bakış açılarınıza ve irdelemenize imreniyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 dakika önce, Bibiraversenee yazdı:

ruhsal sorunlara olan yaklaşımınız sadece düşünceler ve beyinle mi ilgili

 

Her şey beyinde biter sözünü duymuş olmalısın. Bu, materyalizmin insanlık kültürüne kattığı veciz ifadelerden biridir. Ruh tamamen bir deyiştir, insandan ayrık bir varlık asla değildir. Bu anlamda ruhu reddetmeye gerek yoktur. Ruh beyin nöronlarımızın bağlantı yapılanmasından başka bir şey değildir. Bir bilgisayar işlemcisinde ve bellek birimindeki 0 1 dizilişlerinin bir yazılımı oluşturması gibidir. Beyin elektrik sinyalleri yanında kimyasal transmitterleri de kullandığı için işlemciden çok daha karmaşıktır, henüz taklit edemedik. Bu milyarlarca yıllık evrimin ürünü. Bilgisayar daha yüz yılını bile doldurmadı. Evrimi küçümsemeyin, o da çok iyi tasarımcıdır. Değişimleri anında değerlendirir ve uygun değişimler hayatta kalarak ve neslini sürdürerek zaman içinde bilinçli tasarlanmışlık görünümü verir.   

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

39 dakika önce, democrossian yazdı:

 

Her şey beyinde biter sözünü duymuş olmalısın. Bu, materyalizmin insanlık kültürüne kattığı veciz ifadelerden biridir. Ruh tamamen bir deyiştir, insandan ayrık bir varlık asla değildir. Bu anlamda ruhu reddetmeye gerek yoktur. Ruh beyin nöronlarımızın bağlantı yapılanmasından başka bir şey değildir. Bir bilgisayar işlemcisinde ve bellek birimindeki 0 1 dizilişlerinin bir yazılımı oluşturması gibidir. Beyin elektrik sinyalleri yanında kimyasal transmitterleri de kullandığı için işlemciden çok daha karmaşıktır, henüz taklit edemedik. Bu milyarlarca yıllık evrimin ürünü. Bilgisayar daha yüz yılını bile doldurmadı. Evrimi küçümsemeyin, o da çok iyi tasarımcıdır. Değişimleri anında değerlendirir ve uygun değişimler hayatta kalarak ve neslini sürdürerek zaman içinde bilinçli tasarlanmışlık görünümü verir.   

Saçma.

hayvanlardada aynı nöronlar ve sistemler var onlar ile insanın arasındaki fark ruhtur nöronlar değil. üstelik Daha bilim keşfedememiş.Adam çıkmış açıklıyor.Bence git sen bi makale yaz.Yeni keşiflerinden dünya haberdar olsun.Ruh yoktur falan nörönlar yaz.Bu kadar basit olduğunu falan ispatla.

Gülüyorum bazen ya size bu kadar basit demenize özellikle.Adamlar sanırsın fizik ,biyoloji, kimya profesörü.

tarihinde İslam kusursuzdur tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 saat önce, İslam kusursuzdur yazdı:

 

Saçma.

hayvanlardada aynı nöronlar ve sistemler var onlar ile insanın arasındaki fark ruhtur nöronlar değil. üstelik Daha bilim keşfedememiş.Adam çıkmış açıklıyor.Bence git sen bi makale yaz.Yeni keşiflerinden dünya haberdar olsun.Ruh yoktur falan nörönlar yaz.Bu kadar basit olduğunu falan ispatla.

Gülüyorum bazen ya size bu kadar basit demenize özellikle.Adamlar sanırsın fizik ,biyoloji, kimya profesörü.

Şimdi siz insanlarda ruh olup hayvanlarda olmadığından bahsediyorsunuz,İslamiyet'e göre ruh yaşam emaresi değil miydi?Eh o zaman hayvanlar yaşadığı düşünülen ama ruhsuz robotlar mı?Bence insan ve hayvan arasındaki ayrım iradedir(iyi ve kötüyü sorgulama, karar verme,doğru olduğuna inandığını seçme)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, democrossian yazdı:

 

Her şey beyinde biter sözünü duymuş olmalısın. Bu, materyalizmin insanlık kültürüne kattığı veciz ifadelerden biridir. Ruh tamamen bir deyiştir, insandan ayrık bir varlık asla değildir. Bu anlamda ruhu reddetmeye gerek yoktur. Ruh beyin nöronlarımızın bağlantı yapılanmasından başka bir şey değildir. Bir bilgisayar işlemcisinde ve bellek birimindeki 0 1 dizilişlerinin bir yazılımı oluşturması gibidir. Beyin elektrik sinyalleri yanında kimyasal transmitterleri de kullandığı için işlemciden çok daha karmaşıktır, henüz taklit edemedik. Bu milyarlarca yıllık evrimin ürünü. Bilgisayar daha yüz yılını bile doldurmadı. Evrimi küçümsemeyin, o da çok iyi tasarımcıdır. Değişimleri anında değerlendirir ve uygun değişimler hayatta kalarak ve neslini sürdürerek zaman içinde bilinçli tasarlanmışlık görünümü verir.   

Çok teşekkür ederim,ruhu böyle nitelendirmeniz çok yerine oturmuş.Peki bu nokta da insanın özü ne oluyor.Tüm bu aktarıma öz muamelesi yapamazsınız öyle değil mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
11 saat önce, İslam kusursuzdur yazdı:

onlar ile insanın arasındaki fark ruhtur nöronlar değil.

 

Kuranda insana ruh verildiğine dair bir bilgi yoktur,

Bilakis esinlendiği bazı diğer antik dinler gibi ölümden sonra yine şu anki biyolojik formumuzda tekrar hayata döndürüleceğimiz söylenir.

Örneğin forumda güncel bir başlık

Yani masala göre cennet ve cehenneme gidecek insanlar orada etiyle, kanıyla, biyolojik tüm dünyasal ihtiyaçlarıyla beraber vücut bulacaklar.

Sonuç itibariyle, ruh meselesi de aynen nazar, türbe ziyareti, vb. gibi aslında islam’da bulunmayan ve islamla bağdaşmayan ama islam’a yamanan efsanelerden birisidir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, Bibiraversenee said:

Çok teşekkür ederim,ruhu böyle nitelendirmeniz çok yerine oturmuş.Peki bu nokta da insanın özü ne oluyor.Tüm bu aktarıma öz muamelesi yapamazsınız öyle değil mi?

 

En sonunda bir müslümanın da hayır duasını aldın demo. Bu dünyada işin iş :D 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 hours ago, Bibiraversenee said:

.Siz de materyalist bir psikolog nasıl olur?Ruhsuz olduğumuzu kabul edersek şayet ruhsal sorunlara olan yaklaşımınız sadece düşünceler ve beyinle mi ilgili alanda döner.Hissettiğimiz kötü şeylerin sadece düşüncelerle ve onların kökleriyle ilgili olduğunu mu düşünüyorsunuz?Cevap verirseniz çok müteşekkir olurum.Bakış açılarınıza ve irdelemenize imreniyorum.

 

Sen ruh hastalığı, ya da ruhsal sorunlar derken, gerçek bir "ruh"a gönderme yapıldığını mı düşünüyorsun? Oradan başlamak lazım..Eğer öyleyse haklısın, ruh yoksa eğer, psikiyatri servislerini kapatmak lazım de mi :89:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
30 minutes ago, teflon said:

En sonunda bir müslümanın da hayır duasını aldın demo. Bu dünyada işin iş :D 

 

Gerçi biraz peşin hükümlü davranmış olabilirim, yukarıdakini geri alıyorum..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, teflon yazdı:

 

Sen ruh hastalığı, ya da ruhsal sorunlar derken, gerçek bir "ruh"a gönderme yapıldığını mı düşünüyorsun? Oradan başlamak lazım..Eğer öyleyse haklısın, ruh yoksa eğer, psikiyatri servislerini kapatmak lazım de mi :89:

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, Bibiraversenee yazdı:

 

😂 çok hoşsunuz,ya tabiki sadece ruhtur falan diye bakmıyorum olaya.Nitekim ruhun olup olmadığı konusunda ben de bikararım.Ama demem o ki bu öz ve kafamdaki diğer düşünceleri seyreden ben yani asıl ben bu o dediğiniz nöronlar arasındaki aktarım olmamalı,sanki bir ben var gibi ama o da beynimdeki en ehemmiyetli ve konforlu odada yaşayan bensem o ruh olmayabilir tabi.

tarihinde Bibiraversenee tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
9 saat önce, Ebu Kafir yazdı:

 

Kuranda insana ruh verildiğine dair bir bilgi yoktur,

Bilakis esinlendiği bazı diğer antik dinler gibi ölümden sonra yine şu anki biyolojik formumuzda tekrar hayata döndürüleceğimiz söylenir.

Örneğin forumda güncel bir başlık

Yani masala göre cennet ve cehenneme gidecek insanlar orada etiyle, kanıyla, biyolojik tüm dünyasal ihtiyaçlarıyla beraber vücut bulacaklar.

Sonuç itibariyle, ruh meselesi de aynen nazar, türbe ziyareti, vb. gibi aslında islam’da bulunmayan ve islamla bağdaşmayan ama islam’a yamanan efsanelerden birisidir.

Hani Tanrı ruhundan üflemişti.Bu yüzden fıtratımız iyilik üzerineydi...Bu da mı yalan?Ehh  o zaman kalkın gidelim barbekü partisine😂

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, Bibiraversenee yazdı:

Hani Tanrı ruhundan üflemişti.Bu yüzden fıtratımız iyilik üzerineydi...Bu da mı yalan?Ehh  o zaman kalkın gidelim barbekü partisine😂

 

Masala göre insana can vermek için ruhundan veya nurundan üflüyor, bir çeşit hokus pokus yani.

bununla beraber, her insana fiziksel bedeninden bağımsız hayalet bir benlik verildiğine dair hiçbir bilgi yok.

Kişiliğimiz & karakterimiz beynimizde oluşur, sarhoş olunca, beyne gelen hasar, hastalık vb. sonucunda, bambaşka bir kişi olup çıkabiliriz.

Fiziksel bedenden ayrı ruh söz konusu olsa kişilik bu töz'e bağlı olacağından asla değişmemesi lazımdı..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
19 dakika önce, Ebu Kafir yazdı:

 

Masala göre insana can vermek için ruhundan veya nurundan üflüyor, bir çeşit hokus pokus yani.

bununla beraber, her insana fiziksel bedeninden bağımsız hayalet bir benlik verildiğine dair hiçbir bilgi yok.

Kişiliğimiz & karakterimiz beynimizde oluşur, sarhoş olunca, beyne gelen hasar, hastalık vb. sonucunda, bambaşka bir kişi olup çıkabiliriz.

Fiziksel bedenden ayrı ruh söz konusu olsa kişilik bu töz'e bağlı olacağından asla değişmemesi lazımdı..

Çok mantıklı gerçekten etkilendim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On ‎27‎.‎9‎.‎2018 at 22:57, İslam kusursuzdur yazdı:

Saçma.

 

Saçma olan ve salak olan sensin. İnsan beynini en yakın evrimsel kuzenimiz şempanze ile bile karşılaştırsan muazzam farkı görürsün. Tabii ki şempanze beyni de nöronlardan oluşuyor ama kaç nöron ve kaç sinaps? Her nöronun bir çok sayıda sinapsı vardır. Dolayısıyla nöron sayısı arttıkça sinaps sayısı katlanır ve bu sinapsların yaptığı iletim bağlantıları muazzam sayıda katlanır.

 

Bir Celeron işlemcide kaç transistör ve kaç bağlantı var, sekiz çekirdekli bir i8 işlemcide kaç transistör ve bağlantı var? Transistörler üç uçludur. Nöronlar ise... Olağanüstüdür. İşte:

 

jan06_html_m6042e12

 

Korkunç karmaşık bir iletim ağı kurarlar. Tüm duygularımızdan, düşüncelerimizden  bu ağ yapısı sorumludur. Evrimin son ve en büyük hediyesi işte bu sinaptik ağdır. En son bunu sonuç verdi evrim. 4,5 milyar yıl süren evrimin sonucu bu...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nöron ağına baktığımda bunu taklit etmenin olanaksızlığı kafamı zonklatıyor. Bunun aynısını belki de hiç yapamayacağız. Bu yani çok farklı bir şey, yumuşak, esnek, şekilsiz bir şey. Bizim mühendislik ürünü katı, geometrik elektronik devrelerimize hiç benzemiyor. Biz bunu yapamayız. Mühendislikle bu yapılamaz gibi geliyor bana. Bunun için mühendislik filan lazım değil. Bunun için 4,5 milyar yıllık çılgın bir yaşamda kalma savaşı gerekiyor! Korkunç bir yaşamda kalma mücadelesi içinde yoğrulmuş bir yapı bu.

 

Kedim geldi ve klavyede gezinip tüm yazdıklarımı allak bullak etti. Neyse ki entere basıp yazdıklarını göndermedi. Yazıyı düzeltirken düşünüyorum, onunla aramndaki beyinsel farkı... Çok bariz bir fark tabii ki var. Kedi yaşamda kalma açısından son derece zeki, hatta bir çok konuda benden zeki. Ama işte sinaptik ağ üzerine hiç kafa yoramıyor o başka...

 

Dün gece yeryüzündeki yokoluşlar belgeselini izledim. Tabii çok araştırdığım bir konu ama derli toplu bir kez daha tekrarlamış oldum. Yeryüzü öyle korkunç bir yaşamda kalma savaşına sahne oldu ki tüyler ürpertici. Sadece en iyi hayatta kalmayı başarabilenler değişerek korkunç zorlu koşullardan ve keskin rekabetten çıkabildiler. Evrimin motoru bu oldu. Şu an hayatta olan ve hepsinin de soyu hâlâ tehlikede olan türler yeryüzünde ortaya çıkanların en iyileri, en başarılı olanları ve hayatta kalabilenleri... Diğerleri yok olup gittiler... Bu nedenle tasarlanmış gibi görünüyorlar. Tabii ki tasarlanmadılar, evrildiler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×