Jump to content
Yeni Üye

Tanrı ve Varlığı

Recommended Posts

15 dakika önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Peki musanın ölümünü nasıl açıklıyorsun.

https://www.bibleonline.ru/bible/tur/05/34/

eski ahit hakkında:

http://www.hristiyan.net/kutsalkitabindegismezligi/tahrif11.htm

 

üstüne basıyorum cevap yazmadan önce bilgiyi ele ve sana verilen cevapları tamamen oku.

tarihinde yüpyücecik tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 minutes ago, İslam kusursuzdur said:

Büyük patlama “teorisi” zaten patlamadan sonra göklerin ve yerlerin nasıl oluştuğuna doğru düzgün cevap verebilmiş değil.Ne ile ters düşecek bu “teori”.

Bak nası kıvırıyo gene daralınca..

Senin kitabına uygun bir teori olması mümkün değil ki paşam.

Ama hipnotize olmuş beyninle bunu algılaman imkansız.

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuranı müslümanların nasıl bozduklarına,daha doğrusu nasıl bozmak,değiştirmek zorunda kaldıklarına bir örnek verelim.

 

Elif, Lam, Ra.Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından birer birer açıklanmış bir Kitap'tır.Hud 1

Hud 1'e göre Kuranın tüm ayetleri muhkem.Kuran ayetleri muhkem kılınmış ve allah tarafından birer birer açıklanmış bir kitapmış.

 

Sana Kitab'ı indiren O'dur. Ondaki bir kısım ayetler Kitab'ın temelini oluşturan kesin anlamlı muhkem ayetlerdir. Diğerleri ise müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde bir eğrilik bulunanlar, bozgunculuk yapmak ve kendilerine göre yorumlamak amacıyla müteşabih olan ayetlerin üzerine düşerler. Onların yorumunu Allah'tan başka kimse bilemez. İlimde derinleşmiş olanlar ise 'Bunlara iman ettik. Hepsi Rabbimizin katındandır' derler. Şu var ki, akıl sahiplerinin dışındakiler bunlardan ibret almazlar.Ali İmran 7

 

Ali İmran 7'ye göre ise Kuranın bir bölümü muhkem,bir bölümü müteşabihtir.Kuran ayetlerinin hepsi muhkem ise Kuranda müteşabih ayet olamaz,Kuran ayetlerinin bir bölümü müteşabih ise Kuran ayetlerinin hepsi muhkem olamaz.Müteşabih ayetlerin yorumunu,anlamını da allahtan başkası bilemezmiş.

 

Bakın bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için ne yapmışlar.

 

Sorularla islamiyetin hud 1 ile ilgili düşüncesi.

 

* "(Bu kur’an) ayetleri muhkem kılınmış bir kitaptır." (Hûd, 11/1) mealindeki ayette, Kur’an’ın tamamının nazım örgüsü ve harika üslubu bakımından sağlam, mükemmel (muhkem) olduğu ifade edilmiştir.

 

Hud 1'e ayette geçmeyen nazım örgüsü ve harika üslubu sözlerini ekleyivermişler.Neresinde yazıyor bu ayetin,nazım örgüsü ve harika üslup bakımından kuranın muhkem kılındığı?İşte kuran içinde yer alan bu çelişkiyle ekleme yapılıp,kuranın değiştirilmesine neden olmuş.Ama şimdi bunlara sorsan,kuran hiç değişmemiştir,bozulmamıştır da derler.

 

https://sorularlaislamiyet.com/mutesabih-ayetlerin-oldugunu-bildiren-ayetle-ali-imran-37-kuranin-apacik-bir-kitap-oldugunu-bildiren

tarihinde Buzul tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, teflon yazdı:

ahmet sen hasta mısın?

Ne cinası kafiyesi?

Cümle sonundaki keyfi parantezlere kadar mı düştün artık..

Hacı ikile artık, senin o oksimoron çok boyutlu zaman hezeyanlarının müşterisi yok işte bu forumda.

Sap gibi kaldılar ortada işte arkasını getiremediğin için

İkile, naş..

 

Parantez dışı zaten hak getire içinde kafiyeye gel diye davet var fakat ben o cümlede kafiye görmedim. Herhalde dedim cinaslı kafiye yaptığını sandı bana da oluyordu arada cinaslı yaptığımı düşünüyorum sonra düşününce cinaslı olmadığını çünkü aynı anlamda kullanılan tekrarlar olduğunu anlayıp yüzüm kızarıyordu. Seninki kızarmadı mı? Sende kızaracak yüz yok demekki... @İslam kusursuzdur a yönlendirdiğin ithamları kendine yönlendir. Aynaya bakıp pembiş yanaklarını bir seyret istiyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 minutes ago, John Ahmet said:

 

Parantez dışı zaten hak getire içinde kafiyeye gel diye davet var fakat ben o cümlede kafiye görmedim. Herhalde dedim cinaslı kafiye yaptığını sandı bana da oluyordu arada cinaslı yaptığımı düşünüyorum sonra düşününce cinaslı olmadığını çünkü aynı anlamda kullanılan tekrarlar olduğunu anlayıp yüzüm kızarıyordu. Seninki kızarmadı mı? Sende kızaracak yüz yok demekki... @İslam kusursuzdur a yönlendirdiğin ithamları kendine yönlendir. Aynaya bakıp pembiş yanaklarını bir seyret istiyorum.

 

Sen ağzının payını güzel almışsın demek ki, böyle parantezlerle falan uğraşmaya başlamışsın..Kendi kendine yüzü kızaran bir ruh hastası olmanla mı ilişkilendirebildin yüz kızarıklığını anca..Fazla zorlama olmuş.

 

Nasıl bir kudurukluksa artık milletin avukatlığını yapmaya başladın. Ara sıra benim mesajlara alakalı alakasız yırtık dondan fırlar gibi salça olmandan belliydi zaten.

Ürperme ruh ilişkisine bile laf sokmaya çalışmıştın bak aklın sıra..(Adam haftalardır havlıyormuş bize kenardan meğer obsesif bir şekilde..)

 

O üç kuruşluk aklınla, üç kuruşluk hezeyan ürünü hipotez müsveddelerinle beraber ikileme vaktidir.

Bana da daha yazma. Senin yüzünden ben de forumu kirletiyorum.

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, teflon yazdı:

Sen ağzının payını güzel almışsın demek ki, böyle parantezlerle falan uğraşmaya başlamışsın..Kendi kendine yüzü kızaran bir ruh hastası olmanla mı ilişkilendirebildin yüz kızarıklığını anca..Fazla zorlama olmuş.

 

O esnada kendi kendime konuştuğumu nerenden anladın? Bravo!

 

7 dakika önce, teflon yazdı:

Nasıl bir kudurukluksa artık milletin avukatlığını yapmaya başladın. Ara sıra benim mesajlara alakalı alakasız yırtık dondan fırlar gibi salça olmandan belliydi zaten.

Ürperme ruh ilişkisine bile laf sokmaya çalışmıştın bak aklın sıra..

 

O üç kuruşluk aklınla, üç kuruşluk hezeyan ürünü hipotez müsveddelerinle beraber ikileme vaktidir.

Bana da daha yazma. Senin yüzünden ben de forumu kirletiyorum.

 

muayyen gününde misin sinirli gördüm seni bugün. Maaşına zam yapmadılar mı? Senin bir derdin var ama hayırdır inşallah. @İslam kusursuzdur şu arkadaşı sevabına bir okuyun.

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
20 saat önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Üslûp için teşekkür ederim öncelikle.

Anlaşılması zor bir konu olduğunun farkındayım biraz daha açayım.

(Şuanda vereceğim örnek olayın anlaşılabilmesi için uydurduğum birşeydir)

Zamanın ötesinde ve zaman gibi bir kısıta sahip olmayan Allah evreni yaratırken birçok kural koyuyor bu kurallardan biriside zaman.Zamanı yerleştirdikten sonra evrene ,o yasalara göre evreni şekillendiriyor.Koyduğu kuralları uyguluyor diyelim.Şimdi kurmalı bir müzik kutusunu kurup bıraktığınızda çalmaya başladığı zaman bu kutu çalarken nasıl siz kutunun içine girmiyorsanız Allahta bu zamanın veya müzik kutusunun içine girmek zorunda değil.Fakat biz müzik kutusunun içerisindeymişiz gibi düşünelim şuanda.Yani bu evrenin içinde.Zamansızlık nasıl birşey zaten kavrayabileceğimiz birşey olmadığından Allah bizim anlayacağımız şekilde anlatıyor yani müzik kutusunun kurallarına göre.

————

Zaman kümesinden geri çıkması diye birşey anlatmak istemedim verdiğim örneklerle anlaşılması zor olan bu konuyu anlatmaya çalışıyorum hayal ürünü bir şey kullanmıştım bu şekilde belirtmeyi unutmuşum.Kusura bakma.

 

Hocam özür diliyorum, sanırım ben tam olarak neyi öğrenmek istediğimi anlatamadım.  Açıklamanız ve örneğiniz tamam, onu anladım. Fakat benim asıl öğrenmek istediğim şu, bütün bunları neye dayanarak söyleyebiliyorsunuz. Bunlara delil nedir, ayet mi, hadis mi, yada başka her ne ise? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
35 dakika önce, dursun yazdı:

 

Hocam özür diliyorum, sanırım ben tam olarak neyi öğrenmek istediğimi anlatamadım.  Açıklamanız ve örneğiniz tamam, onu anladım. Fakat benim asıl öğrenmek istediğim şu, bütün bunları neye dayanarak söyleyebiliyorsunuz. Bunlara delil nedir, ayet mi, hadis mi, yada başka her ne ise? 

Allah geçmiş ve gelecek herşeyi bilir.Aynı anda kattrilyonlarca (mikrodan makroya ) varlığa etki eder.Böyle birşeyin varolabilmesi için hem zamandan hem mekandan münezzeh olması gerekir.Bunun yanında isteğiniz üzerine hadis ve ayet verelim.

Allah vardı ondan başka birşey yoktu.(Buhari)

Allahın bir ismi samed dir. Samed hiçbirşehe ihtiyaç duymayan ama herşeyin ona ihtiyaç duyduğu şey anlamına gelir.

Miraç olayında peygamber efendimiz cennet ve cehennemde olanları Allahın göstermesi ile görüyor.Burda zamanın Allahı içine alan kısıtlayan birşey olmadığı aksine Allahın zamandan münezzeh olduğunu ve zamana hükmettiğinin bir kanıtıdır.(kader kavramındada insanların anlamakta güçlük çektiği nokta budur.Bazıları soruyor Allah bizim yapacaklarımızı önceden yazmış bizim suçumuz ne diye.Allah zaman kısıtlamasına sahip olmadığı yani zamandan münezzeh olduğu için sizin yapacaklarınızı önceden biliyor  ama sizin iradenize ve kararlarınıza karışmıyor.Bu iki farkı konuyla alakalı olduğu için söylemek istedim.Ateistlerin aklında sorusu olabilir diye)

Onun benzeri hiçbir varlık yoktur.(şura 42/11) 

Yani Allah bizlere benzemez.Zamana tabi olsaydı bize benzerdi.

Alemlerin rabbi olan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. (neml:8)

 

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, İslam kusursuzdur said:

Allah vardı ondan başka birşey yoktu.(Buhari)

 

Kendini çok yalnız hissetmiş olmalı, öyle mal gibi oturmak da sıkıcı olsa gerek. Acaba bu yüzden mi tırlattı ve insan yaratıp yakmaya karar verdi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 21.09.2018 at 19:16, teflon yazdı:

Evrene ve ver oluşa yeterince uzaktan bütüncül bir şekilde bakabilen bir algı, onu tek bir paranteze alabilir, çözümleyebilirdi. Tek bir cins üzerinden algılayıp ifade edebilirdi. Enerji..!..Buna ister enerji ister madde ya da onun etkleşimleri ya da ne derseniz deyin, fark etmez. Yani madde/enerji vb. ve onun halleri. Başlangıçlar ve bitişler yok, sadece -kaba tabiriyle- bazen yoğunlaşan, ya da seyrekleşen, şöyle ya da böyle hareket eden bir töz.

 

Siz bu tözü, bütün varlığı detaylandırılmış ve tafsilatlandırılmış halleri ve sıfatlarıyla içeren, kapsayan ve açıklayabilen bir şey olarak tanımlarsanız ve bu töze mutlak madde dersek, O zaman mutlak madde Tanrının diğer bir ismidir. Zaten daha önce paylaştığım varlığın mertebelerine ilişkin İbn-i Arabi hazretlerinin ve İslam ariflerinin sınıflandırılmasında varlığın uluhuyiyyet mertebesinin diğer bir ismi madde-i mutlak mertebesi olarak ifade ediliyor. Alemlerin Rabbi, yani bütün mevcudatı var eden ve terbiye eden töz madde-i mutlaktır diyerek meseleyi çözeceksek çözelim.

 

Burada iki mevzu var yalnız, birincisi madde, Tanrıya göre daha iyi anlayabildiğimiz ve tanımlayabildiğimiz bir şey değil. Madde gerçekliğin ve varlığın yapı taşıdır dediğimizde iş bitmiyor. Peki gerçekliğin yapı taşı nedir? Buna dün bir atom çekirdeği ve onun etrafında dönen elektronlar diyorduk.  Sonra çekirdeğin de daha temel parçacıklardan oluştuğunu ve elektronun dönmediğini söyledik. Sonra sicimler, başka boyutlardan falan bahsetmeye başladık. Belirsizlik, kuralsızlık derken atomun davranışını hiç bir zaman tam anlamıyla bilemeyeceğimizi ve  açıklayamayacağımızı söyler olduk. İşin içine bir de teorik ve matematiksel tutarlılığın ve açıklayacılığın her şeyin önüne geçmesi de eklenince neydi bu atom, madde ya da  gerçekliği bütün boyutlarıyla doğuran töz dediğimiz şeyi anladığımızı ve açıkladığımızı düşünmüyorum.

 

Diğer bir farkımız da şu, inançlı birisi gördüğünün ötesinin var olduğuna inanır. Alemler demek o demek zaten. Bildiğimizin ve gördüğümüzün ötesi var. Ötenin de ötesi var. Dolayısıyla, Biz Tanrıya mutlak madde desek bile mutlak madde bizim gördüğümüzdür demeyiz. Bildiğimiz ve gördüğümüz mutlak madde olan Tanrının bir tecellisidir deriz. Görüntülerinden birisidir deriz. Sıfatlarının ve vasıflarının yansımalarındandır deriz vs. Bunu demeyenler, kendi ulaştığının ya da gördüğünün gerçekliğin nihayeti olduğunu zannedenler, her bir bilimsel ya da felsefi paradigma değişikliğinde gerçeklik algısını da değiştiriyor ve güncelliyor. Dünün mekanik evreni, sonranın göreliliğine, daha sonranın belirsizliğine ve belki daha sonranın kim bilir neyine evriliyor. Bu durumda benim algımın ve idrakimin değişmesinden ve gelişmesinde öte ve yüce olan gerçekliği neden benim algımın seviyesine indirme şımarıklığı göstereyim ki?

 

Ayrıca fiili olarak ta evrene yeterince uzaktan bakabildiğimiz falan yok. Evrene olduğumuz yerden bakıyoruz ve ışığı bize ulaşan cisimler hakkında spekülasyonda bulunuyoruz. Güneş sisteminin dışına çıkamayız. Kanun, kural, yasa dediğimiz her şey bizim erişimimiz ve gözlemimiz dahilindeki olayları açıklamada başvurduğumuz şeyler. Bir kısmı teorik, bir kısmı bizim tanımlarımız ve mantığımız gereği var vb. Bunlar bile çoğu zaman birbiriyle çelişiyor ya da gözlemlerimiz yasalarla çelişiyor vb. Big bang termodinamikle, yıldızların dönüş hızı yerçekimiyle, kuantum mekanikle vs. Zaten her an mekanın genişlediği bir evrende nasıl enerjinin korunumundan falan bahsedilir hiç anlayabilmiş değilim. 

tarihinde Yeni Üye tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
59 dakika önce, Yeni Üye yazdı:

Siz bu tözü, bütün varlığı detaylandırılmış ve tafsilatlandırılmış halleri ve sıfatlarıyla içeren, kapsayan ve açıklayabilen bir şey olarak tanımlarsanız ve bu töze mutlak madde dersek, O zaman mutlak madde Tanrının diğer bir ismidir.

 

Benim merak ettiğim islam böyle bir bakışa sahip olabiliyor mu? Yakın zamana kadar tanrı ile ilgili böyle görüşleri olanları hiç duymadım, okumadım. Sanırım benim bahsettiğim islam ve postmodernizm kardeşliğinin ilginç düşünceleridir bunlar. Daha öncesinde böyle görüşlere sahip olanlara panteist derdik ve bu kişiler genellikle islamın içerisinde değil daha çok tasavvuf ve Mevlana çatısı altında birleşebiliyorlardı. Diğer ülkelerde de yine metafizik doktirinlere sahip yeni akımlarla desteklenen bir çok din benzeri oluşumlar var.

 

Benimle bu konuları tartışman sana çok fazla tat vermeyebilir. Ben de bu fikirlerimi anlatmak için ateistlerin karşı görüşlerine ihtiyaç duyuyorum. @teflon bu konuda derdime derman oluyordu fakat dün bana ve diğer arkadaşa ağzından köpükler saça saça hakaretler edince kendisinin iyi bir durumda olmayabileceğini düşünerek fazla çıkışmadım şakaya vurdum fakat yine de sizi uyarayım. Umarım bugün iyi durumdadır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
41 minutes ago, John Ahmet said:

 

Benim merak ettiğim islam böyle bir bakışa sahip olabiliyor mu? Yakın zamana kadar tanrı ile ilgili böyle görüşleri olanları hiç duymadım, okumadım. Sanırım benim bahsettiğim islam ve postmodernizm kardeşliğinin ilginç düşünceleridir bunlar. Daha öncesinde böyle görüşlere sahip olanlara panteist derdik ve bu kişiler genellikle islamın içerisinde değil daha çok tasavvuf ve Mevlana çatısı altında birleşebiliyorlardı. Diğer ülkelerde de yine metafizik doktirinlere sahip yeni akımlarla desteklenen bir çok din benzeri oluşumlar var.

 

Benimle bu konuları tartışman sana çok fazla tat vermeyebilir. Ben de bu fikirlerimi anlatmak için ateistlerin karşı görüşlerine ihtiyaç duyuyorum. @teflon bu konuda derdime derman oluyordu fakat dün bana ve diğer arkadaşa ağzından köpükler saça saça hakaretler edince kendisinin iyi bir durumda olmayabileceğini düşünerek fazla çıkışmadım şakaya vurdum fakat yine de sizi uyarayım. Umarım bugün iyi durumdadır.

 

İslam daha çok Muhammed'e hangi kadınlar helal, hangi sıra ile yatmalı, evlatlığının karısını helal etme, yağma ve talandan elde edilen ganimet nasıl paylaştırılacak, Muhammed hepsini mi yoksa beşte birini mi almalı gibi konularla ilgilenir. Geri kalanı da yahudi masallarından ibarettir.

 

Tahrim 4-5. Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

 

Şuraya bak, koskoca Allah, Cebrail, salih müminler, melekler birlik olup Muhammed'in iki karısına had bildirme yarışına girmişler. Hele Allah'a bak, tanrı değil, Muhammed'e kadın bulma ajansı sanki. Yakışıyor mu böyle sözler ve hareketler koskoca tanrıya? Tanrılık mesleğinin yüz karası resmen!

 

Mevlana gibiler de İslam'ın ne kadar rezil ve saçma olduğunu göremeyen aptallardır. Bir insan din hakkında düşünmeye başladıktan sonra dinin koca bir yalandan ibaret olduğunu göremiyorsa onda mutlaka bir şeyler eksiktir, akıl, mantık, zeka, vicdan, adalet duygusu vs gibi.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Malesef ateistler konudan konuya atlayıp bilmedikleri konularda yorum yapıp iftira atmaktan usanmadılar.Artık iftiralarınızı cevaplamaktan bıktım.Adam mevlanaya aptal muamelesi yapacak kadar ileri gitmiş kibire ve şımarıklığa sahip.Efendimizle ilgili doğru düzgün açıp bir kitap okumamıştır ama onun hayatı konusunda siyer ve hadis bilimcilerden daha çok söz sahibi zannediyor kendini.Sözümün özüne gelirsek.Mevlanaya aptal muamelesi yapan adam bizim sözlerimizi okumaz bile.Bu kibir ve kendini beğenmişliğe karşı ne şekilde  cevap yazarız bilmiyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Siyer ve hadis bilim filan değildir. Uydurmalara bilim denemez. Kafadan sallayıp sallayıp uydurmak bilim olsaydı masallar bilimi, efsaneler bilimi filan gibi bilim dalları olurdu.

 

Mevlana dedikleri Celaleddin bana da aptal görünüyor. Şems diye bir adamın basit sıradan yok muhammed denizmiş taşmazmış filan gibi saçma salak bir sözüne hayran olacak kadar budala birisi. Böyle sıradan saçma bir sözün neresine hayran olmuş acaba? Bunda bir keramet yok, saçma bir laf. Metelik verende akıl yoktur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 saat önce, Yeni Üye yazdı:

töze mutlak madde dersek, O zaman mutlak madde Tanrının diğer bir ismidir.

 

Öyle şey olmaz. Töz bilinçli değildir, plan kurmaz, amaç gütmez. Bütün bunlar evrimle gelişir. Tözde zaten barınıyor değillerdir.

 

Tanrı iddiası ise böyle değildir. Bu özellikleri zaten ve kendiliğinden hep barındırıyor olduğu iddia edilir.

 

Evrim bilinci ile yaratılışçılık farkı tam da budur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, democrossian yazdı:

Siyer ve hadis bilim filan değildir. Uydurmalara bilim denemez. Kafadan sallayıp sallayıp uydurmak bilim olsaydı masallar bilimi, efsaneler bilimi filan gibi bilim dalları olurdu.

 

Mevlana dedikleri Celaleddin bana da aptal görünüyor. Şems diye bir adamın basit sıradan yok muhammed denizmiş taşmazmış filan gibi saçma salak bir sözüne hayran olacak kadar budala birisi. Böyle sıradan saçma bir sözün neresine hayran olmuş acaba? Bunda bir keramet yok, saçma bir laf. Metelik verende akıl yoktur.

Bilmediğin şeyler var. o kadarını anlayamazsın.Sorma boşuna.Oralar çok sonraki yerler.Sen başta tıkanmışsın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Sorma boşuna.

 

Bir şey sorduğum yok. Siz acaba kendinizi ne biliyor sanıyorsunuz da size soru sorulduğunu filan hayal ediyorsunuz? Bildiğinizi sandığınız şeyler uyduruk saçma sapan efsaneler. Hepsi yalan. Hepsi işkembeden uydurma.

 

O sorduğum soru kinayeli bir sorudur, yanıtı içinde barındırır ve saçmalığa vurgu yapmak için soru formatındadır, aynen bu iletideki soru da öyledir. Her soru işareti gördüğünüzde ahha derrin ilmime müracaat eden bilgisiz zavallılar diye kasılmayın bakalım! :D

 

Neymiş ateistler kibirliymiş. Ülen siz evreni allahınıza muhammedin yüzü suyu, o da ne demekse, yarattırırken biz bir şey diyor muyuz be! Kibirmiş... Sizin uyduruk allahınızla ittirik muhammedinizden kibirli kim var acaba! Milletin başına tebelleş kesilen baş belası budala allahla güya elçisi!

 

tarihinde democrossian tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şurda bir kibirli kibirli cahil atelere allah pazarlamaya gelmiş çığırtkan tavırlarla yazmayın diyoruz anlamıyorsunuz. Müslüman mahallesinde salyangoz var haaaanıııım taze taze canlı canlı salyangozlar geldi diye bağıramayacağınız gibi burası da ateist mahallesi. Burada da kelepir çok uygun fiyata taksitle allah var ateleeeer koşun alın tükenmeden diye bağıramazsınız.

 

Burada soruları siz soracaksınız, yanıtları biz vereceğiz. Diyeceksiniz ki ateistler siz şöyle diyorsunuz ama şu konuya ne diyorsunuz? Biz de güzel güzel yanıtlayacağız. Böyle "cahil ateler, size allahı öğreteyim de aydınlanın" havasında yazarsan çok posta azar yersin.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir odaya bir kalem ile kâğıt koysak ve ikisini tam bin sene baş başa bıraksak. Acaba tek bir ‘A’ harfinin kâğıtta vücut bulması mümkün müdür?

 

Ya da bir odaya bir parça tahta, biraz çivi ve bir de çekiç koysak ve bu eşyaları yine tam bin sene baş başa bıraksak. Acaba bu bin senede bir masanın kendi kendine oluşması mümkün müdür?

Ya da yine bir odaya biraz boya ile bir de tuval koysak ve yine onları bin sene hatta on bin sene baş başa bıraksak. Bir resmin kendi kendine oluşması mümkün müdür?

Ya da şöyle sorsak: Bir tek ‘A’ harfinin ya da bir masanın veya bir resmin tesadüfen oluştuğuna sizi inandırabilirler mi?

Yani deseler ki: Bu ‘A’ harfi, kalemin kendi kendine tesadüfen hareket etmesiyle oluştu.

Ve bu sanatlı masa, tahtaların üst üste gelmesi ve çekicin bu tahtalara tek başına çivi çakmasıyla oluştu.

Ve bu harika resim de, rüzgâr esti ve boyalar tuvalin üzerine dökülerek oluştu.

Bu fikre sizi ikna edebilirler mi? Elbette Hayır! Zira tesadüf, bir esere sanatkâr olamaz ve bir eserin ustası olarak asla gösterilemez.

Çünkü sanatla yapılmış bir eser, kendisini sanatla yapan ve varlığını yokluğuna tercih eden bir sanatkârı gerektirir. Sanatkâr olmaksızın bir eserin meydana çıkması mümkün değildir. Evet, bir harf kâtipsiz, bir masa ustasız ve bir resim de ressamsız olamaz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Bir odaya bir kalem ile kâğıt koysak ve ikisini tam bin sene baş başa bıraksak. Acaba tek bir ‘A’ harfinin kâğıtta vücut bulması mümkün müdür?

 

Ya da bir odaya bir parça tahta, biraz çivi ve bir de çekiç koysak ve bu eşyaları yine tam bin sene baş başa bıraksak. Acaba bu bin senede bir masanın kendi kendine oluşması mümkün müdür?

Ya da yine bir odaya biraz boya ile bir de tuval koysak ve yine onları bin sene hatta on bin sene baş başa bıraksak. Bir resmin kendi kendine oluşması mümkün müdür?

Ya da şöyle sorsak: Bir tek ‘A’ harfinin ya da bir masanın veya bir resmin tesadüfen oluştuğuna sizi inandırabilirler mi?

Yani deseler ki: Bu ‘A’ harfi, kalemin kendi kendine tesadüfen hareket etmesiyle oluştu.

Ve bu sanatlı masa, tahtaların üst üste gelmesi ve çekicin bu tahtalara tek başına çivi çakmasıyla oluştu.

Ve bu harika resim de, rüzgâr esti ve boyalar tuvalin üzerine dökülerek oluştu.

Bu fikre sizi ikna edebilirler mi? Elbette Hayır! Zira tesadüf, bir esere sanatkâr olamaz ve bir eserin ustası olarak asla gösterilemez.

Çünkü sanatla yapılmış bir eser, kendisini sanatla yapan ve varlığını yokluğuna tercih eden bir sanatkârı gerektirir. Sanatkâr olmaksızın bir eserin meydana çıkması mümkün değildir. Evet, bir harf kâtipsiz, bir masa ustasız ve bir resim de ressamsız olamaz.

ağzındaki  baklayı  çıkardın  sonunda tebrikler  doğal  olanla  doğal  olmayanı  karıştırmayi  ihmal  etmediniz bravo.  

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...