Jump to content
Yeni Üye

Tanrı ve Varlığı

Recommended Posts

4 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

benim  merak  ettiğim  benzetme  argümanı  neden  bu  kadar  ikna  edici  gibi  duruyor  sizce. Kalem  tesadüfen  olamaz  demek  ki  ağaçta  hayvanda  olamaz  gibi. tabi  tesadüfen  derken  arkadaşın  kullandığı  biçimde  kullanmadım.

 

Laf sokmak için söylemiyorum ama, bunu defalarca yazdık forumda. Ben ve diğer birçok katılımcı. Hatta ben yakın zamanda ve sana bile yazdım kendi adıma bu konuda.

 

1- Tesadüf algısı yanlış. Kullanımı yanlış. Tesadüften anladıkları ve kelimenin içini doldurdukları şekli yanlış. Özetle: Tesadüf diye bir şey yok. Onların içini boşalttığı anlamda.

2- Makro ve mikro/nano ölçekte geçerli olan kuvvet ve dinamiklerin farklılığı. Bir de zaman. Teistin kafası bu ölçeklerin hiçbirini algılayamıyor, ayırt edemiyor.

3- Evrim ve doğal seçilim gibi bir deterministik sürecin varlığı. Doğal seçilim, teistin hatırı için tesadüf denecek tüm süreçleri dahi determine edip, belirli bir yolağa sokuyor.

4- Tümevarımlara bağlı ön kabul ve insansı yanılsamalar. Tasarım yanılsaması. Ortada bir tasarım var. O da kalem. Diğeri değil. 

5- Ayrıca mantıksal çelişki. Herşeyin bir tasarımcısı..sı..sı.sı..E tasarımcının tasarımcısı? Orada keyfi yan çizip, beraberinde argümanlarına dayanak teşkil eden ilk öncüllerini de imha ediyorlar. Oysa bilim böyle bir çıkmazdan da fabrika ayarı olarak kurtarıyor bizi. Tasarım olan var tasarım olmayan var. Her şey tasarım olmadığı için, herşeyin tasarımcısı gibi bir çıkmaz sokak da yok haliylen.

 

Özetle: Cahillik. Bu cahillik denen nane, onların o devirde hiç kabahati olmasa bile, Kant, Descartes vb..senden benden kafalı nice felsefeci ve bilim adamına neler söyletmiş bir bilsen? Yeterince cahilsen eğer; akı bok, boku da ak olarak bile görebilirsin. O eski felsefeci ve bilim adamlarının bahanesi ve özrü belli. Peki günümüzdeki yobazların özrü ne? Yok. Özürleri kabahatlerinden büyük olsa olsa..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
23 dakika önce, Buzul yazdı:

Atom bombası zayıf rakibine acımaz

 

O halde İblis süper güçlü bir tanrı. Zavallı Allah tanrısının zırhını eritir hatta buharlaştırır geçer gider. Atom bombasına zırh ne yapsın! Acıyorum bu zavallı Allah tanrısına. İblis tanrısı karşısında şansı sıfır. İblis tanrısı onu un ufak eder ve tozlarını göğe savurur.

 

Atom bombası daha bir şey değil. Daha hidrojen bombası var. Daha insanlık bunun gücünü görmedi. Atom bombası hidrojen bombasının yanında mantar tabancası gibi kalır. Ortalama bir kenti var ya hidrojen bombası buharlaştırır, geride ısıdan camlaşmış bir çukurdan başka bir şey kalmaz. Her şey atmosfere toz ve buhar bulutu olarak yükselir. Her şey... Geride o kentten bir şey kalmaz. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 dakika önce, teflon yazdı:

 

Laf sokmak için söylemiyorum ama, bunu defalarca yazdık forumda. Ben ve diğer birçok katılımcı. Hatta ben yakın zamanda ve sana bile yazdım kendi adıma bu konuda.

 

1- Tesadüf algısı yanlış. Kullanımı yanlış. Tesadüften anladıkları ve kelimenin içini doldurdukları şekli yanlış. Özetle: Tesadüf diye bir şey yok. Onların içini boşalttığı anlamda.

2- Makro ve mikro/nano ölçekte geçerli olan kuvvet ve dinamiklerin farklılığı. Bir de zaman. Teistin kafası bu ölçeklerin hiçbirini algılayamıyor, ayırt edemiyor.

3- Evrim ve doğal seçilim gibi bir deterministik sürecin varlığı. Doğal seçilim, teistin hatırı için tesadüf denecek tüm süreçleri dahi determine edip, belirli bir yolağa sokuyor.

4- Tümevarımlara bağlı ön kabul ve insansı yanılsamalar. Tasarım yanılsaması. Ortada bir tasarım var. O da kalem. Diğeri değil. 

5- Ayrıca mantıksal çelişki. Herşeyin bir tasarımcısı..sı..sı.sı..E tasarımcının tasarımcısı? Orada keyfi yan çizip, beraberinde argümanlarına dayanak teşkil eden ilk öncüllerini de imha ediyorlar. Oysa bilim böyle bir çıkmazdan da fabrika ayarı olarak kurtarıyor bizi. Tasarım olan var tasarım olmayan var. Her şey tasarım olmadığı için, herşeyin tasarımcısı gibi bir çıkmaz sokak da yok haliylen.

 

Özetle: Cahillik. Bu cahillik denen nane, onların o devirde hiç kabahati olmasa bile, Kant, Descartes vb..senden benden kafalı nice felsefeci ve bilim adamına neler söyletmiş bir bilsen? Yeterince cahilsen eğer; akı bok, boku da ak olarak bile görebilirsin. O eski felsefeci ve bilim adamlarının bahanesi ve özrü belli. Peki günümüzdeki yobazların özrü ne? Yok. Özürleri kabahatlerinden büyük olsa olsa..

yani  kısacası  Tanri  her şeyi  açıklarken  esasında  hiçbir  fenomeni  açıklamaz  diyebilir  miyiz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
28 dakika önce, democrossian yazdı:

 

O halde İblis süper güçlü bir tanrı. Zavallı Allah tanrısının zırhını eritir hatta buharlaştırır geçer gider. Atom bombasına zırh ne yapsın! Acıyorum bu zavallı Allah tanrısına. İblis tanrısı karşısında şansı sıfır. İblis tanrısı onu un ufak eder ve tozlarını göğe savurur.

 

Atom bombası daha bir şey değil. Daha hidrojen bombası var. Daha insanlık bunun gücünü görmedi. Atom bombası hidrojen bombasının yanında mantar tabancası gibi kalır. Ortalama bir kenti var ya hidrojen bombası buharlaştırır, geride ısıdan camlaşmış bir çukurdan başka bir şey kalmaz. Her şey atmosfere toz ve buhar bulutu olarak yükselir. Her şey... Geride o kentten bir şey kalmaz. 

İnsana atom bombası,hidrojen bombası yapma sanatını öğreten,atom bombasını,hidrojen bombasını yaratan ve bunları kullandırtan şeytan gerçekten çok güçlü.Savaşlarda korunun diye zırh yaratan,insanlara zırh yapma sanatını öğreten,zırhı korunmak için kullandırtan allahın zırh nimeti, hidrojen,atom bombası,savaş uçağı füzesi vs gibi savaş silahları karşısında etkisiz,umarsız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, democrossian yazdı:

 

O halde İblis süper güçlü bir tanrı. Zavallı Allah tanrısının zırhını eritir hatta buharlaştırır geçer gider. Atom bombasına zırh ne yapsın! Acıyorum bu zavallı Allah tanrısına. İblis tanrısı karşısında şansı sıfır. İblis tanrısı onu un ufak eder ve tozlarını göğe savurur.

 

Atom bombası daha bir şey değil. Daha hidrojen bombası var. Daha insanlık bunun gücünü görmedi. Atom bombası hidrojen bombasının yanında mantar tabancası gibi kalır. Ortalama bir kenti var ya hidrojen bombası buharlaştırır, geride ısıdan camlaşmış bir çukurdan başka bir şey kalmaz. Her şey atmosfere toz ve buhar bulutu olarak yükselir. Her şey... Geride o kentten bir şey kalmaz. 

Bunu bilmiyordum öyrendim. O ZAMAN.Allah sabahalrı dünyaya iniyormuş yanlış hatırlamıyorsam hadisde geçer. Bu hidrojen bombasıyla Allahı bile yok ederiz. ŞİMDİ BEN ALLAHI YOK EDERİZ YAZDIM YA Bazıları Allah varmış gibi düşünürler. Allah ismini ironi olsun diye kulandım. Ama hidrejen bonbasını duymuştum tesirini senden öyrendim ilginç en azından öyrenmiş oldum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, Buzul yazdı:

İnsana atom bombası,hidrojen bombası yapma sanatını öğreten,atom bombasını,hidrojen bombasını yaratan ve bunları kullandırtan şeytan gerçekten çok güçlü.Savaşlarda korunun diye zırh yaratan,insanlara zırh yapma sanatını öğreten,zırhı korunmak için kullandırtan allahın zırh nimeti, hidrojen,atom bombası,savaş uçağı füzesi vs gibi savaş silahları karşısında etkisiz,umarsız.

zAVALI DOSTUMUN BU BAŞLIĞINA BAKIN ŞEYTAN İnsan iş birliyi içinde nasıl moderen silahlara sahip bu gücün karşısında Allahın 3,000 bin 5,000 meleyi duramaz. ebabil kuşları cinler süleymanın ordusu hiç bir şey bunların karşısında duramaz.

https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/58494-modern-silahlar/&

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 hours ago, akılsızşuursuzatom said:

yani  kısacası  Tanri  her şeyi  açıklarken  esasında  hiçbir  fenomeni  açıklamaz  diyebilir  miyiz?

 

 Bir nevi öyle. Açıklanamazlıkla açıklamak. Açıklanamazlıkla açıkladığınız zaman da, aslına hiçbirşeyi açıklamamış oluyorsunuz.

 

- Hacı şunu anlamadım. Çok karışık, karmaşık.

- Anlamazsın tabii, tanrı yapmıştır da ondan.

- Hee..Şimdi anladım(?)

 

Bu yaklaşımla, bilim denen metodu hepten lağvetmemiz gerekir o zaman.  Yok allahın sanatı falan meselesi hikaye. Allahın sanatının nerede başlayıp nerede bittiğini nereden bilecen?

 

Bilim yapıyorsun diyelim, bir noktada da tıkandın. Şimdi, o noktadan sonra açıklanamayacağı, ya da hepten açıklanamayacağı için mi tıkandın, yoksa sürecin ölçülebilir niceliklere dair bir devamı var da onu mu göremiyorsun anlık ve çeşitli nedenlere bağlı olarak? Eğer bu kafa hakim olsaydı bilime, şu an itibariyle bulunduğumuzun yarı seviyesinde bile olmazdı. Ne bilim, ne de ona bağlı teknoloji.

Haddizatında bilim de, günümüzün kapitalist dünyasında bir yatırım işi ve çıkar meselesi. Ve hiç kimse de kalkıp sonunun açıklanamazlık olup olmayacağını bilemediği bir sürece yatırım yapmaz. Bütçe ayırmaz. Üniversitelerdeki envai çeşit kürsüler de açılmaz.

 

Kafadan evrim çöpe giderdi bir kere en başta.

Tanrı yapmış işte aga. Normal şartlarda olamayacak şekilde hem de. Boş yere ne evrim mevrim kürsüsü açacan? Pozitif bilimin konusu değil ki bu? Ölçülebilen ve deneylerle tekrar edilen..İşin mi yok senin..Seri köz getir.

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 saat önce, democrossian yazdı:

verdana ile yazılan yazılar gözümün önünden su gibi akıyor, çok seviyorum

 

Ben de eskiden hep Verdana fontunu kullanırdım ta ki Sagoe UI ve Roboto fontları çıkana kadar. Word yada benzeri bir dökuman oluşturmak istediğinizde Verdana'ya alternatif bu fontları kullanın çok daha iyi durduklarını göreceksiniz. 

 

Bilim kurumu din kurumunun temas ettiği noktalardan kaçınan bir yapıdadır. En yakın konuları metafizik başlığında toplar ve tüm bu küllüyatı bilimin dışında tutmak ister. Hal bu ki bilimin hiç açıklayamadığı ve açıklamaktan kaçındığı fakat metafizik yada dinler başlığında açıklandığında anlam bulan bir çok konu vardır. Bunların hiç birine bilim bir çözüm yada açıklama getiremez. Getirmediği gibi yok sayar. Şimdi bir kaç örnek versem yanlış anlarsınız fakat şimdiye dek insanları şaşırtmış tüm bilimsel bilgiler ve konuları bir araya toplayıp okursanız kasıt ettiklerim bir bir ortaya çıkar.

tarihinde John Ahmet tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

yani  kısacası  Tanri  her şeyi  açıklarken  esasında  hiçbir  fenomeni  açıklamaz  diyebilir  miyiz?

Sözler tanrı yarattı diyince bitti sanırsınız ama aslında soruların başlangıcıdır bu önerge. Şöyle bir örnek vereyim.

 

 

Bir köy var. Ve bu insanlar belli aralıklarla kayboluyor . Şimdi burada bu olayı nasıl açıklarız?

 

 

Insanlar bir anda ışınladı mı deriz? ( tanrı da dediğin gibi ordada yarattı diyip geçiyorsun) 

Bir anda ışınlanma nasıl olur. Bu  hangi kanuna göre olur. Bunu bazı uzaylılar mi yapar. Peki bu uzaylıların varlığı nasıl direk kafadan denir.

 

Tabikide demezsin. Bu durumda bu olayın nasıl olacağını bunun mümkünatinı ve mantığa, elimizdekilerden en olasılıklısına  bakılır. 

 

Bir olayı açıklarken  tek bir "fiil" kullanip bitiremezsin.  Ve bir olayı düşünürken etrafındakilere bir anda bakıp karar vermezsin. Bunun oluşum sürecini düşünmen gerekir. 

 

Bu düşünce hatasının yaygınlığı insanları yaratıcıya itiyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
22 saat önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Allah geçmiş ve gelecek herşeyi bilir.Aynı anda kattrilyonlarca (mikrodan makroya ) varlığa etki eder.Böyle birşeyin varolabilmesi için hem zamandan hem mekandan münezzeh olması gerekir.Bunun yanında isteğiniz üzerine hadis ve ayet verelim.

Allah vardı ondan başka birşey yoktu.(Buhari)

Allahın bir ismi samed dir. Samed hiçbirşehe ihtiyaç duymayan ama herşeyin ona ihtiyaç duyduğu şey anlamına gelir.

Miraç olayında peygamber efendimiz cennet ve cehennemde olanları Allahın göstermesi ile görüyor.Burda zamanın Allahı içine alan kısıtlayan birşey olmadığı aksine Allahın zamandan münezzeh olduğunu ve zamana hükmettiğinin bir kanıtıdır.(kader kavramındada insanların anlamakta güçlük çektiği nokta budur.Bazıları soruyor Allah bizim yapacaklarımızı önceden yazmış bizim suçumuz ne diye.Allah zaman kısıtlamasına sahip olmadığı yani zamandan münezzeh olduğu için sizin yapacaklarınızı önceden biliyor  ama sizin iradenize ve kararlarınıza karışmıyor.Bu iki farkı konuyla alakalı olduğu için söylemek istedim.Ateistlerin aklında sorusu olabilir diye)

Onun benzeri hiçbir varlık yoktur.(şura 42/11) 

Yani Allah bizlere benzemez.Zamana tabi olsaydı bize benzerdi.

Alemlerin rabbi olan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. (neml:8)

 

 

 

 

 

 

Hocam kusura bakmayın ama, yazdıklarınız hiçbiri kurmuş olduğunuz " Allah zamandan ve mekandan münezzehtir" sözünü zerre kadar bile açıklayıcı değil, benim açımdan net şekilde böyle. Alakasız örnekler, tarifsiz tarifler (hatta tarifsizliği tarif etmeye çalışma), konudan konuya atlamalar, vs..

 

Herneyse, boşverelim bunu...

 

Hocam şunu belirteyim, ben bir müslümanım. Oruç tutan, namaz kılan biriydim bir süre öncesine kadar. Kuran o zamanlar bana çok kutsal geliyordu. Ama mealleri okuduktan sonra (Bana tefsirden filan bahsetme, çünkü tamamı insani kişisel yorumlar) şaşırdıkça şaşırdım. Böyle bir din olamaz dedim kendi kendime. Günden güne işin derinliklerine indim. Tesadüf bu forumu buldum. Konuları okudum, takip ettim. Şuan çok ciddi anlamda Allah'ın varlığını sorguluyorum ve burdaki tartışmaları takip ediyorum mümkün olduğunca. Bu konu da tam benlik olduğu için üzerinde durdum epeyce. Fakat şunu sen de kabul etmelisin ki, verdiğin cevaplar ve yaptığın savunmalar hep havada kalıyor. Sıkı tartışmalara girdiğin arkadaşlar çok net biçimde karşılık vererek iddialarını çürütüyor. Sen de sürekli bana da yaptığın gibi geçersin açıklamalarda bulunuyorsun. Tartışmalara objektif bakmama rağmen yenilmiş olduğunu gördüm diyebilirim. Tabiri caiz ise "bir ayağım Müslümanlıkta, diğer ayağım Ateistlikte" iken böyle şeyleri görmek, bazı gerçekleri öğrenmek düşüncelerimi gözden geçirdiğim şu dönemlerde oldukça yardımcı oluyor bana.

 

Umarım bana bu eleştirimden dolayı kızmazsın hocam.

 

Saygılarımla.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
24 dakika önce, dursun yazdı:

 

Hocam kusura bakmayın ama, yazdıklarınız hiçbiri kurmuş olduğunuz " Allah zamandan ve mekandan münezzehtir" sözünü zerre kadar bile açıklayıcı değil, benim açımdan net şekilde böyle. Alakasız örnekler, tarifsiz tarifler (hatta tarifsizliği tarif etmeye çalışma), konudan konuya atlamalar, vs..

 

Herneyse, boşverelim bunu...

 

Hocam şunu belirteyim, ben bir müslümanım. Oruç tutan, namaz kılan biriydim bir süre öncesine kadar. Kuran o zamanlar bana çok kutsal geliyordu. Ama mealleri okuduktan sonra (Bana tefsirden filan bahsetme, çünkü tamamı insani kişisel yorumlar) şaşırdıkça şaşırdım. Böyle bir din olamaz dedim kendi kendime. Günden güne işin derinliklerine indim. Tesadüf bu forumu buldum. Konuları okudum, takip ettim. Şuan çok ciddi anlamda Allah'ın varlığını sorguluyorum ve burdaki tartışmaları takip ediyorum mümkün olduğunca. Bu konu da tam benlik olduğu için üzerinde durdum epeyce. Fakat şunu sen de kabul etmelisin ki, verdiğin cevaplar ve yaptığın savunmalar hep havada kalıyor. Sıkı tartışmalara girdiğin arkadaşlar çok net biçimde karşılık vererek iddialarını çürütüyor. Sen de sürekli bana da yaptığın gibi geçersin açıklamalarda bulunuyorsun. Tartışmalara objektif bakmama rağmen yenilmiş olduğunu gördüm diyebilirim. Tabiri caiz ise "bir ayağım Müslümanlıkta, diğer ayağım Ateistlikte" iken böyle şeyleri görmek, bazı gerçekleri öğrenmek düşüncelerimi gözden geçirdiğim şu dönemlerde oldukça yardımcı oluyor bana.

 

Umarım bana bu eleştirimden dolayı kızmazsın hocam.

 

Saygılarımla.

Ah be güzel kardeşim gerçekten çok zor bir yola girmişsin.Bu yollara bir müslümanın atılması için tahkiki imana geçmek ve imanın yüksek olması gerekir.Sen deryalara dalmışsın ama yanlış gemiye binip yol bulmak istemişsin.Sahabe efendilerimiz bile öyle insanlar vardırki onların yanına ne giderlerdi ne bulundukları ortama kabul ederlerdi olurki bizim bilmediğimiz birşey ile bizi kandırır aklımız ermez diye.Güzel kardeşim bazı şeyleri görmek için kuran ve hadise gerek yok mantık çerçevesi içinde anlaşılması gayet kolay ama istedin diye verdiğim hadis ve ayetler sana nasıl alakasız ve anlamsız geliyor inan bilmiyorum.Bu ateistlerin verdiği çoğu delil daha bilim dünyasının teori dediği kanıtlanmamış şeyler.Adamlar bunlara kesin gözüyle bakıp istedikleri şekilde inanmaya çalışıyorlar.Onların oyunlarına gelme.Bu mecralar ateistlerin çok kolay kafa karıştırabileceği mekanlar sağlam bilgilere sahip olup dolaşmalısın buralarda tabiki imanında sağlam olmalı.Kuranı meal olarak okumak ve kendi yorumlarını çıkarmak için arapça bilmen ve siyer bilmen çok önemli arapça dilinde bir kelime on farklı anlama gelebilir ve türkçeye tercümesinde arapça anlamına denk düşen bir türkçe kelime olmadığından çevirenin istediği kelimeyi okuruz orda ve inen ayetlerin bazıları belli olayların ardından inmiştir bu olaylarla birlikte yorumlanmalıdır.Mütefessirlerin tefsirlerini okursak bu insanların yorumlarıyla hareket edersek tabiki kendi yorumlarımızıda katabiliriz onlarla sentezleyebiliriz ama tek başımıza çok zor anlamak.Arap arkadaşlarımızla bile konuştuğumda adamlar diyorki biz kuranın yüzde doksanını kendi başımıza anlayamıyoruz.Adamlar arapçayı ana dili olarak konuşurken biz türkçe çevirisiyle okuyup yorumlamaya çalışarak kendimize çok güvenmeyelim kibirlenmeyelim.Yazdıklarından bazı islami  konularda yanlış bilgi sahibi olduğunu anladım ve gerçekten sorgularken öğretmenlerini yanlış yerde araman seni çok sarsmış Allah korusun ebedi hayatın tehlikede kardeşim.Kendimize bir çeki düzen vermeliyiz.Her türlü sorunu sorabilirsin herhangi bir ayet hakkında ben böyle düşünüyorum siz ne düşünüyorsunuz diyebilirsin.Sana yardımcı olabileceğimi düşünüyorum inşaAllah.Son olarak Allaha dua et ki doğruyu bulasın.Yola girip varmayan,yoldan çıkıpta varan yoktur.

 

Kardeşim yazdıklarımı yanlış anlama ve saygısızlık yapmak istemediğimi bil.Kalbini kırdıysak affola.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
22 dakika önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Ah be güzel kardeşim gerçekten çok zor bir yola girmişsin.Bu yollara bir müslümanın atılması için tahkiki imana geçmek ve imanın yüksek olması gerekir.Sen deryalara dalmışsın ama yanlış gemiye binip yol bulmak istemişsin.Sahabe efendilerimiz bile öyle insanlar vardırki onların yanına ne giderlerdi ne bulundukları ortama kabul ederlerdi olurki bizim bilmediğimiz birşey ile bizi kandırır aklımız ermez diye.Güzel kardeşim bazı şeyleri görmek için kuran ve hadise gerek yok mantık çerçevesi içinde anlaşılması gayet kolay ama istedin diye verdiğim hadis ve ayetler sana nasıl alakasız ve anlamsız geliyor inan bilmiyorum.Bu ateistlerin verdiği çoğu delil daha bilim dünyasının teori dediği kanıtlanmamış şeyler.Adamlar bunlara kesin gözüyle bakıp istedikleri şekilde inanmaya çalışıyorlar.Onların oyunlarına gelme.Bu mecralar ateistlerin çok kolay kafa karıştırabileceği mekanlar sağlam bilgilere sahip olup dolaşmalısın buralarda tabiki imanında sağlam olmalı.Kuranı meal olarak okumak ve kendi yorumlarını çıkarmak için arapça bilmen ve siyer bilmen çok önemli arapça dilinde bir kelime on farklı anlama gelebilir ve türkçeye tercümesinde arapça anlamına denk düşen bir türkçe kelime olmadığından çevirenin istediği kelimeyi okuruz orda ve inen ayetlerin bazıları belli olayların ardından inmiştir bu olaylarla birlikte yorumlanmalıdır.Mütefessirlerin tefsirlerini okursak bu insanların yorumlarıyla hareket edersek tabiki kendi yorumlarımızıda katabiliriz onlarla sentezleyebiliriz ama tek başımıza çok zor anlamak.Arap arkadaşlarımızla bile konuştuğumda adamlar diyorki biz kuranın yüzde doksanını kendi başımıza anlayamıyoruz.Adamlar arapçayı ana dili olarak konuşurken biz türkçe çevirisiyle okuyup yorumlamaya çalışarak kendimize çok güvenmeyelim kibirlenmeyelim.Yazdıklarından bazı islami  konularda yanlış bilgi sahibi olduğunu anladım ve gerçekten sorgularken öğretmenlerini yanlış yerde araman seni çok sarsmış Allah korusun ebedi hayatın tehlikede kardeşim.Kendimize bir çeki düzen vermeliyiz.Her türlü sorunu sorabilirsin herhangi bir ayet hakkında ben böyle düşünüyorum siz ne düşünüyorsunuz diyebilirsin.Sana yardımcı olabileceğimi düşünüyorum inşaAllah.Son olarak Allaha dua et ki doğruyu bulasın.Yola girip varmayan,yoldan çıkıpta varan yoktur.

 

Kardeşim yazdıklarımı yanlış anlama ve saygısızlık yapmak istemediğimi bil.Kalbini kırdıysak affola.

neden kişi  sizin  mantığıniza göre  düşünmek  ve  tatmin  olmak  zorunda  mı?

tarihinde akılsızşuursuzatom tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, akılsızşuursuzatom yazdı:

neden kişi  sizin  mantığıniza göre  düşünmek  ve  tatmin  olmak  zorunda  mı?

kişi  sorgulayıp  araştırıp  tatmin  olmayıp  veya  mantığı  kabul  etmeyince  kötü  araştırmış  oluyorken kabul  deyince  tamam  güzel  araştirmişsiniz  yani  tek  doğru  benimki  başka  türlü  düşünürse  ahmak  .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
13 dakika önce, İslam kusursuzdur yazdı:

Ah be güzel kardeşim gerçekten çok zor bir yola girmişsin.Bu yollara bir müslümanın atılması için tahkiki imana geçmek ve imanın yüksek olması gerekir.Sen deryalara dalmışsın ama yanlış gemiye binip yol bulmak istemişsin.Sahabe efendilerimiz bile öyle insanlar vardırki onların yanına ne giderlerdi ne bulundukları ortama kabul ederlerdi olurki bizim bilmediğimiz birşey ile bizi kandırır aklımız ermez diye.Güzel kardeşim bazı şeyleri görmek için kuran ve hadise gerek yok mantık çerçevesi içinde anlaşılması gayet kolay ama istedin diye verdiğim hadis ve ayetler sana nasıl alakasız ve anlamsız geliyor inan bilmiyorum.Bu ateistlerin verdiği çoğu delil daha bilim dünyasının teori dediği kanıtlanmamış şeyler.Adamlar bunlara kesin gözüyle bakıp istedikleri şekilde inanmaya çalışıyorlar.Onların oyunlarına gelme.Bu mecralar ateistlerin çok kolay kafa karıştırabileceği mekanlar sağlam bilgilere sahip olup dolaşmalısın buralarda tabiki imanında sağlam olmalı.Kuranı meal olarak okumak ve kendi yorumlarını çıkarmak için arapça bilmen ve siyer bilmen çok önemli arapça dilinde bir kelime on farklı anlama gelebilir ve türkçeye tercümesinde arapça anlamına denk düşen bir türkçe kelime olmadığından çevirenin istediği kelimeyi okuruz orda ve inen ayetlerin bazıları belli olayların ardından inmiştir bu olaylarla birlikte yorumlanmalıdır.Mütefessirlerin tefsirlerini okursak bu insanların yorumlarıyla hareket edersek tabiki kendi yorumlarımızıda katabiliriz onlarla sentezleyebiliriz ama tek başımıza çok zor anlamak.Arap arkadaşlarımızla bile konuştuğumda adamlar diyorki biz kuranın yüzde doksanını kendi başımıza anlayamıyoruz.Adamlar arapçayı ana dili olarak konuşurken biz türkçe çevirisiyle okuyup yorumlamaya çalışarak kendimize çok güvenmeyelim kibirlenmeyelim.Yazdıklarından bazı islami  konularda yanlış bilgi sahibi olduğunu anladım ve gerçekten sorgularken öğretmenlerini yanlış yerde araman seni çok sarsmış Allah korusun ebedi hayatın tehlikede kardeşim.Kendimize bir çeki düzen vermeliyiz.Her türlü sorunu sorabilirsin herhangi bir ayet hakkında ben böyle düşünüyorum siz ne düşünüyorsunuz diyebilirsin.Sana yardımcı olabileceğimi düşünüyorum inşaAllah.Son olarak Allaha dua et ki doğruyu bulasın.Yola girip varmayan,yoldan çıkıpta varan yoktur.

 

Kardeşim yazdıklarımı yanlış anlama ve saygısızlık yapmak istemediğimi bil.Kalbini kırdıysak affola.

 

Öncelikle anlayışınız için teşekkür ederim hocam, yazdıklarınızı büyük bir zevke okudum, memnun oldum benim için düşündüklerinizden.

 

Bazı şeyler için Kur'an ve Hadislere gerek yok demişsiniz ama ben, örneğin namazımı kılarken, orucumu tutarken, kısaca ibadet ederken bunların referans alındığını biliyorum. Bunlarda yazanlarla yaşanmıyor mu İslamiyet?

 

Burda verilen hemen her teoriyi, hadisi, ayeti ayrıca inceliyorum. Ateistler çok fazlasında haklı çıkıyorlar, bunu açıkça söyleyebilirim.

 

Kur'an ı anlamak için arapça bilmek ve siyer bilmek lazım demişsin de, burada zaten başlı başına bir çelişki var. Dinin tebliği kitap ise, ben bu kitabı okuduğumda anlamalıyım. Meale bile gerek olmamalı.. Hem birde şimdiye kadar bana birşeyler öğretenler yanlış öğretmişse, şimdiden sonra öğreteceklerin doğruyu öğreteceği ne malum. 

 

Burdaki ateist arkadaşların beni yoldan çevirmek gibi bir niyeti olduğunu da sanmıyorum. Yani İslamiyet gibi Ateistliğin de yayılması gerekiyor gibi bir durum söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Öyle bir görevi olan olduğunu da söylemek yanlış olur.

 

Çoğu ayet hakkında sorduğum, görüştüğüm harici kişiler var. Çevrem bildiğin gibi değil. Bugün "ben Ateistim" dediğim anda işimden, ailemden, hatta yaşadığım yerden bile olma durumum var. Böyle de bir riskim var iken sorgulamaya devam ediyorum düşün yani.

 

Dedim ya, ibadetlerimi zamanında ve aksatmadan yapabiliyor iken, bazı şeyleri sorgulamaya başlayınca ortaya çıkan gerçekler beni tekrar tekrar düşünmeye yöneltti.

 

Son olarak sana söz veriyorum. Bu gece yatmadan evvel tüm kalbimle " Allah'ım beni doğru yoldan ayırma, bana yardım et" diye dua edeceğim. Peki ya yarın "Ben ateist oldum " dersem n'olacak?

 

Beni dinlediğin için teşekkür ederim, iyi dilekleriniz ve temennileriniz için de ayrıca teşekkür ederim.

 

Saygılarımla.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
46 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

kişi  sorgulayıp  araştırıp  tatmin  olmayıp  veya  mantığı  kabul  etmeyince  kötü  araştırmış  oluyorken kabul  deyince  tamam  güzel  araştirmişsiniz  yani  tek  doğru  benimki  başka  türlü  düşünürse  ahmak  .

 

Üstadım arkadaşın kötü niyetli olduğunu sanmıyorum. Yapmak istediği açık aslında, beni müslümanlıkta tutmak. Ama gerçekten, kimse yanlış anlamasın, kişi beynini sonuna kadar açıpta İslamiyetle ilgili bazı şeyleri araştırsa, fazla değil 3-5 konuyu çıkarıp araştırsa gerçekleri görmeye başlıyor. Ben de bir zamanlar arkadaşla (sanırım) aynı düşüncelere sahiptim. Çünkü din öyle birşey ki, doğduğunuz anda üzerinize barkod gibi kazınıyor. Siz bu barkodu belli bir yaşa gelinceye kadar sürekli okutup, bip sesi geldikçe hesabınızda ne olduğunuzu, neler yapmanız gerektiğini, ekranda görüyorsunuz. Ta ki sorgulamaya başlayınca barkod hata vermeye başlıyor...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 25.09.2018 at 02:13, Yeni Üye said:

Siz bu tözü, bütün varlığı detaylandırılmış ve tafsilatlandırılmış halleri ve sıfatlarıyla içeren, kapsayan ve açıklayabilen bir şey olarak tanımlarsanız ve bu töze mutlak madde dersek, O zaman mutlak madde Tanrının diğer bir ismidir. Zaten daha önce paylaştığım varlığın mertebelerine ilişkin İbn-i Arabi hazretlerinin ve İslam ariflerinin sınıflandırılmasında varlığın uluhuyiyyet mertebesinin diğer bir ismi madde-i mutlak mertebesi olarak ifade ediliyor. Alemlerin Rabbi, yani bütün mevcudatı var eden ve terbiye eden töz madde-i mutlaktır diyerek meseleyi çözeceksek çözelim.....

 

1- Mutlak madde tanrının diğer ismidir dediğiniz vakit, ekstra birşey şöylemiş olmuyorsunuz. Birinin gelip; "tanrı da sanrının diğer ismidir" demesi için de hiçbir engel yok. Bu tanrının Aristo'nun tanrısından öte bir vasfa sahip olmasını gerektirecek bir durum da yok. O halde, maddenin ismini "tanrı" olarak değiştireceksiniz, sorun yok. Ne sıfatlarına, ne onların gerekliliklerine dair bir bilgi, gönderme ya da onlar için bir gereklilik teşkil etmiyor çünkü.

 

2- Madde, tanrıya göre sonsuzluk mertebesinde daha iyi anladığımız ve tanımlayabildiğimiz bir şey, tam aksine. Tanrı mantık(sız) ve bilim dışı. Mutlak anlaşılmaz ve kavranamaz. Madde ise her durumda bu çeperlerin içinde ve meşruiyetini buradan alıyor. Ha işi, onu bunu açıklayamamak ya da açıklanamazlık mertebesine sürecekseniz eğer, bu sizi sadece bir çeşit agnostisizme götürür. Ötesine değil. Yahu biz bu işi anlayamadık, o zaman daha da anlaşılmaz ve mantıksız olana iteleyelim şekli daha da abes olur takdir edersiniz ki. Yani hayıflandığınız açıklanamazlık durumu, en başta tanrıyı güme götürür. Kendi topuğunuza sıkmış olursunuz.

 

3- Yani biz önce inanıp, sonra yorumluyoruz, tümdengeliyoruz demeye getirmişsiniz ki, bunun meşru ve rasyonel hiçbir zemini yok. Bir iddia konusu olamaz. İnanç meselesi olur sadece. Hele hele hal böyleyken, karşı taraf için "zannetmek" kelimesini ağzınıza dahi almanız talihsizlik olur. Daha sonra kimbilir neyine evrilecekse evrilir. Ama bu bilim ve mantık zemininde olur. Ve takdir edersiniz ki şu ana kadar evrildiği yön, her bir adımda, boşlukların tanrısını cephe cephe budadı. Geriye "hep var olan" kaldı, kala kala.. Dediğim gibi, işin başına öznel ve insan merkezli, kibir yoğun bir inancı koyup, arkasından bilimsel metodolojiyi şımarıklık olarak addetmek büyük bir çelişki ve talihsizlik. Meseleye biraz objektif bakabilirseniz, durumun tam tersi olduğunu görebilirsiniz. Mesele zaten bizim algı seviyemizde bitiyor. Ya algı seviyemiz gerçekliğe göre ayarlanacaktı, ya da bu algı seviyesi itibari ile sorumlu tutulmayacaktık.Yani tutulamayacaktık. Algı seviyemizin dışındaysa, algı seviyemizin dışındadır. Hepsi bu. Agnostik bir söylem içerisindesiniz, hatırlatırım bu arada.

 

4-  Sizin hala agnostisizme vurgu yaptığınız yerde, evrene aktüel olarak bakmaktan bahsetmedim zaten. Düşünce deneyi, adı üzerinde. Kurgu ya da. Masayı bir atom curcunası olarak algıladığını düşün. Masa nerede?..Elementlerin hepsi atomların bir ifade şekli değil mi? Masayı on milyon atom, insanı 100 milyon atom şeklinde, birim/atom cinsinden ifade ettiğiniz düşünün. Evrenin bundan farkı ne? Yani özünde yapmadığımız şey de değil ama şimdi bunu en temelde varoluş ölçeğine getirin. Zaten en başta siz getirdiniz. Potansiyeldi aktüeldi diye bir durum yok dediğiniz şey tam da bu işte. Hiçbirisi, bilinç de bunlardan biri olmak üzere, tam bir sürekliliğe sahip değil, bir görünüp bir kayboluyorlar. Kesikli. Bunların her biri tek bir paranteze alınıp: tözün, enerjinin ya da hep var olanın halleri şeklinde de isimlendirilebilir. Yani tüm varoluş tek bir şey cinsinden ifade edilebilir: Enerji örneğin..

 

Ve eğer tüm varoluş tek bir şey cinsinden ifade edilebiliyorsa, ona indirgenebiliyorsa, o zaman o sıfat dediklerinin de bir ayrılığı, “kendi”liği kalmaz. Saltık olan sıfat değil çünkü, bilinç de. Saltık olan tek bir şey var: Enerji = Töz. Eğer varlık tanrı olsaydı, sıfatlar dediğimiz şeyler de maddenin dışında, “onda ve saltık” olsaydı, onları madde ya da enerjiye indirgeyerek tek bir şey cinsinden, madde/enerji cinsinden ifade etmek mümkün olabilir miydi? Maddeye muhtaç, termodinamiğe, fiziğe ve determinizme tabi kesikli bir şey tanrısal sıfat olabilir mi haşa? Aristonun tanrısı işte en kabadayısı. Varlık bu haliyle tanrıysa eğer, tanrının yapabilecekleri, maddenin dönüşümleriyle sınırlıdır o zaman.

 

Ha siz isterseniz tüm mantık, fizik ve bilimi yıkarak arkasına tanrıyı atayın. Ama var olanın görünümünde bu yok. Zorunluluğu da. Saltık sıfat da..Enerjinin korunumu ise orada duruyor kapı gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Afedersiniz,konunuzun içeriğini detaylı olarak okumadım.Aslında bakarsanız benim sorum bu konuyla ilgili değil mamafih ne sorumun bir emsalini bulabildim ne de soru sorma kısmını neyse efendim.Siz de materyalist bir psikolog nasıl olur?Ruhsuz olduğumuzu kabul edersek şayet ruhsal sorunlara olan yaklaşımınız sadece düşünceler ve beyinle mi ilgili alanda döner.Hissettiğimiz kötü şeylerin sadece düşüncelerle ve onların kökleriyle ilgili olduğunu mu düşünüyorsunuz?Cevap verirseniz çok müteşekkir olurum.Bakış açılarınıza ve irdelemenize imreniyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
17 dakika önce, Bibiraversenee yazdı:

ruhsal sorunlara olan yaklaşımınız sadece düşünceler ve beyinle mi ilgili

 

Her şey beyinde biter sözünü duymuş olmalısın. Bu, materyalizmin insanlık kültürüne kattığı veciz ifadelerden biridir. Ruh tamamen bir deyiştir, insandan ayrık bir varlık asla değildir. Bu anlamda ruhu reddetmeye gerek yoktur. Ruh beyin nöronlarımızın bağlantı yapılanmasından başka bir şey değildir. Bir bilgisayar işlemcisinde ve bellek birimindeki 0 1 dizilişlerinin bir yazılımı oluşturması gibidir. Beyin elektrik sinyalleri yanında kimyasal transmitterleri de kullandığı için işlemciden çok daha karmaşıktır, henüz taklit edemedik. Bu milyarlarca yıllık evrimin ürünü. Bilgisayar daha yüz yılını bile doldurmadı. Evrimi küçümsemeyin, o da çok iyi tasarımcıdır. Değişimleri anında değerlendirir ve uygun değişimler hayatta kalarak ve neslini sürdürerek zaman içinde bilinçli tasarlanmışlık görünümü verir.   

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

39 dakika önce, democrossian yazdı:

 

Her şey beyinde biter sözünü duymuş olmalısın. Bu, materyalizmin insanlık kültürüne kattığı veciz ifadelerden biridir. Ruh tamamen bir deyiştir, insandan ayrık bir varlık asla değildir. Bu anlamda ruhu reddetmeye gerek yoktur. Ruh beyin nöronlarımızın bağlantı yapılanmasından başka bir şey değildir. Bir bilgisayar işlemcisinde ve bellek birimindeki 0 1 dizilişlerinin bir yazılımı oluşturması gibidir. Beyin elektrik sinyalleri yanında kimyasal transmitterleri de kullandığı için işlemciden çok daha karmaşıktır, henüz taklit edemedik. Bu milyarlarca yıllık evrimin ürünü. Bilgisayar daha yüz yılını bile doldurmadı. Evrimi küçümsemeyin, o da çok iyi tasarımcıdır. Değişimleri anında değerlendirir ve uygun değişimler hayatta kalarak ve neslini sürdürerek zaman içinde bilinçli tasarlanmışlık görünümü verir.   

Saçma.

hayvanlardada aynı nöronlar ve sistemler var onlar ile insanın arasındaki fark ruhtur nöronlar değil. üstelik Daha bilim keşfedememiş.Adam çıkmış açıklıyor.Bence git sen bi makale yaz.Yeni keşiflerinden dünya haberdar olsun.Ruh yoktur falan nörönlar yaz.Bu kadar basit olduğunu falan ispatla.

Gülüyorum bazen ya size bu kadar basit demenize özellikle.Adamlar sanırsın fizik ,biyoloji, kimya profesörü.

tarihinde İslam kusursuzdur tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...