Jump to content
akılsızşuursuzatom

Canlılar neden birbirini yiyerek yaşarlar ?

Recommended Posts

1 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Sana tanrı neden canlıların bir birlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem tasarlamış, amacı ne diye sordum. Canlılar birbirlerini yemezlerse ne olacağını sormuyorum. Ben tanrı dediğin zımbırtının bunun neden ne amaçla yarattığını soruyorum.

bende  bu  sebepten  tasarlamış  olabilir  diyorum  mantıksal olarak. Sizin  sorunuz  neden  böyle  bir  sistem  benim  cevabım  yukarı da  yazdıklarım  amacı  ve  hedefi  bu  olabilir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, akılsızşuursuzatom said:

bende  bu  sebepten  tasarlamış  olabilir  diyorum  mantıksal olarak. Sizin  sorunuz  neden  böyle  bir  sistem  benim  cevabım  yukarı da  yazdıklarım  amacı  ve  hedefi  bu  olabilir. 

 

Öyle tasarlamasaydı, böyle bir şey olmazdı. Aklına başka bir şey gelmemiş mi? Biraz aptal galiba.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Nasıl  olmalıydı  sizce  kimse  kimseyi  yemeyecek  ölenler  ortada  kalacak  peki  sonra  ne  olacak  ?

 

Leş yiyen leş olmadığında ise ot yiyen bir canlı olabilirdi. İlla canlı canlı birbirini yemesi gerekmiyordu tüm hayvanların. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, akılsızşuursuzatom said:

Nasıl  olmalıydı  sizce  kimse  kimseyi  yemeyecek  ölenler  ortada  kalacak  peki  sonra  ne  olacak  ?

 

Ne yani koskoca tanrı bu kadar basit bir sorunu çözemiyor mu?

 

Ben hemen bir çözüm söyleyeyim, ölen insanların cesetlerini yok etsin, put gibi durmasın orada, bir işe yarasın. Yoktan var etmesini biliyor da vardan yok etmesini bilmiyor mu?

 

Sen ya soruyu anlamadın, ya da anlamak işine gelmiyor.

 

Bir tanrı neden canlıların birbirlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem yaratır, amacı ne?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Ne yani koskoca tanrı bu kadar basit bir sorunu çözemiyor mu?

 

Ben hemen bir çözüm söyleyeyim, ölen insanların cesetlerini yok etsin, put gibi durmasın orada, bir işe yarasın. Yoktan var etmesini biliyor da vardan yok etmesini bilmiyor mu?

 

Sen ya soruyu anlamadın, ya da anlamak işine gelmiyor.

 

Bir tanrı neden canlıların birbirlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem yaratır, amacı ne?

ben  soruyu  elbette  anladım. alternatif  yaşam  kaynakları  olabilirdi  muhakkak. Tanrı  iyimser  olarak  canlılara  acı  cektirmemek  için  bunu  yapabilirdi  ama  sonrasında  canlıları  Tanrı  canı  sıkıldıkça  öldürecekti  yani  ecelleriyle  .Bu  durumda  ortada  duran  hayvanları  diğer  canlılar  mı  yemeliydi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

ben  soruyu  elbette  anladım. alternatif  yaşam  kaynakları  olabilirdi  muhakkak. Tanrı  iyimser  olarak  canlılara  acı  cektirmemek  için  bunu  yapabilirdi  ama  sonrasında  canlıları  Tanrı  canı  sıkıldıkça  öldürecekti  yani  ecelleriyle  .Bu  durumda  ortada  duran  hayvanları  diğer  canlılar  mı  yemeliydi?

 

Canı sıkıldıkça insan öldüren bir tanrı. Bence bu tanrının canı sıkılmaması için bir şeyler yapmalıyız. Yoksa bu sapığın ne yapacağı belli olmaz. Ne tavsiye edersin?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Canı sıkıldıkça insan öldüren bir tanrı. Bence bu tanrının canı sıkılmaması için bir şeyler yapmalıyız. Yoksa bu sapığın ne yapacağı belli olmaz. Ne tavsiye edersin?

insanı  dışarıda  bıraktım  insan  hür  iradelidir  ve  bedelini  öder  yaptıklarının  ama  diğer  canlılar  için  bir  kötülük  olmadığını  söylemeye  çalıştım 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, akılsızşuursuzatom said:

insanı  dışarıda  bıraktım  insan  hür  iradelidir  ve  bedelini  öder  yaptıklarının  ama  diğer  canlılar  için  bir  kötülük  olmadığını  söylemeye  çalıştım 

 

 

İnsanı bizzat tasarlayıp nasıl çalışacağını kendisi belirleyen bir tanrı insana nasıl hür irade verebilir? 

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı varsayımlarının tümü bir noktada çıkmaza saplanmak zorundadır. Çünkü tanrı olanaksız. Tanrı varsayımını kolayca bir kaç adımda çıkmaza saplamak son derece kolaydır. Olamayacak bir şeyin olmadığını göstermek zor değildir. Cırmalayacak, kıvırtacak olan tanrı varsayımcıları...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Canlıların birbirini yiyerek yaşamda kaldığı düzen acımasız bir düzendir.Allah her canlıyı bizim hizmetimize vermiştir,bizim için için yaratmıştır gibi safsataların doğada bir karşılığı,gerçekliği de yoktur.Deveyi kesmeye çalışan,deveninin boğazına bıçak batıran adama tekme atan deve videosunda Allah'ı görebiliyor musun?Bu videoda çaresizlik,kötülük,acı,acımasızlık,kıyım var.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Buzul yazdı:

Canlıların birbirini yiyerek yaşamda kaldığı düzen acımasız bir düzendir.Allah her canlıyı bizim hizmetimize vermiştir,bizim için için yaratmıştır gibi safsataların doğada bir karşılığı,gerçekliği de yoktur.Deveyi kesmeye çalışan,deveninin boğazına bıçak batıran adama tekme atan deve videosunda Allah'ı görebiliyor musun?Bu videoda çaresizlik,kötülük,acı,acımasızlık,kıyım var.

 

 

hayvan  sonuçta  zarar  vermeye  çalışırsak  normaldir  bu  tavrı .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

hayvan  sonuçta  zarar  vermeye  çalışırsak  normaldir  bu  tavrı .

 

Sen de sonuçta dincisin, ne kadar akla, bilime davet etsek de gidip bir cahilin peşine takılacaksın. Normaldir bu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 12.09.2018 at 03:12, sağduyu yazdı:

 

Ne yani koskoca tanrı bu kadar basit bir sorunu çözemiyor mu?

 

Ben hemen bir çözüm söyleyeyim, ölen insanların cesetlerini yok etsin, put gibi durmasın orada, bir işe yarasın. Yoktan var etmesini biliyor da vardan yok etmesini bilmiyor mu?

 

Sen ya soruyu anlamadın, ya da anlamak işine gelmiyor.

 

Bir tanrı neden canlıların birbirlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem yaratır, amacı ne?

İnsan, kendini ölçü alarak hayvanları anlayamaz:

Öncelikle hayvanların çektiği acıların insanın beyin algısı ve ölüm düşüncesinden yoksun olduğu açık bir husustur.

Hayvanların nasıl bir duygu ile bu acıları yaşadıkları insana kıyaslanmamalıdır. Zira insan beyninin algı mekanizması, alınan duygulara farklı anlam ve içerikler katmaktadır.

Örneğin bir hastanın hastalığından duyduğu acı mekanik bir acı olmakla beraber, umutsuzluk, kimsesizlik, çaresizlik, yokluk, zavallılık gibi algılar insan bilincine ait algılardır.

Gerçekte bizim hastalık dediğimiz de bu keder, hüzün ve ızdırap algımızdan kaynaklıdır.

Hayvanlarda ebedilik veya sonsuzluk gibi bir bilinç algısı olmadığı gibi, yaptıkları işin suç veya kötülük olduğuna dair de bir anlam algıları söz konusu değildir.

Acı duygusunun ise beyin tarafından salgılanan karşı hormonlar ile tolere edildiği veya beynin belli bir titreşim katsayısından sonra algıyı iptal ettiği bilinmektedir.

Dolayısıyla hayvanlara acımak şeklinde duyulan duygu antropik bir algıdan ibarettir.

Hayvanların da kendilerine göre aldıkları lezzetler vardır:

Kaldı ki Kur'an-ı Kerim anlam içeriğinden yoksun hayvanlara ait bu gibi durumların bile adalet ile düzenleneceğini ve acı duygusuna karşılık hayvanlara zevk duygusunun verileceğini göstermektedir.

Hayvanların bedenen ebedi olmamaları ise onlardaki bu algı ve anlam noktasındaki bilinç yokluğudur.

Bazı kimseler, bu ve benzeri sorularda hem antropik bir duruşla hem de bireysel anlamda kendi duygu ve algılarını merkeze alarak evrensel bir yorum zorlaması açığa çıkmaktadır.

Bu ise sonuçta Allah’ın da bir insan gibi düşünülmesine ve O’na asla layık olmayan yanlış ifadelerle güya sorgulanmaya çalışılmasına neden olmaktadır.

Allah, hiçbir şeye benzemez:

İnsan olarak bizim alemimiz bizi bağlar. Ve biz bu alemimizden sorgulanacağız.

Allah-u tealanın sabır ismi olduğu gibi haksızlıklara karşı müntakim ismi de vardır.

Allahu Teala bizlerin düşüncelerinin ürünü olan bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

Hayvanın başına gelen her şey rahmettir:

Hayvanların çektikleri sıkıntılar, onlar için bir rahmettir. Ebediyen o rahmetten istifade edeceklerdir.

Rahmân ismi, “bütün canlıların, başta rızık olmak üzere, her türlü ihtiyaçlarını rahmetiyle yerine getiren” manasına gelmektedir.

Hayvanlar âleminin görevlerini aksatmadan yerine getirmelerine mükâfat olarak, ahirette onlara mahsus bir saadete kavuşmalarını Rahmân ismi iktiza etmektedir. Buna hem örnek, hem delil olmak üzere hayatını Allah uğrunda feda eden mücahitlerin şehitlik rütbesine ermeleri verilebilir. O şehit, hayatını Allah yolunda feda ettiği gibi, her bir hayvan da yine Allah’ın ona ihsan ettiği cihazlarla O’nun verdiği fıtrî vazifeleri yerine getirerek yaşıyor ve hayatını bu yolda bir bakıma feda ediyor. Onların hayatları da ‘vazife uğrunda ve mücahede işinde telef” oluyor.

Bu sebeple, hayvanların da kendilerine mahsus bir manevî ücret almaları, ahirette ruhanî bir zevk tatmaları Rahmân isminin ayrı bir tecellisi olacaktır.

Her hayvan türünün aldığı lezzet farklıdır:

Hanlıların her bir türü ayrı bir âlemdir. İnsan nevi, bu milyonlarca neviden sadece biridir. Bizler, hayvanların her bir nevinin bu dünya hayatından nasıl bir haz aldıklarını bilemediğimiz gibi, ahiretteki manevî ücretlerini de idrak edemeyiz.

Şu var ki, semada uçan bir kuşla, denizde yüzen bir balığın yahut ormanda gezen bir ceylanın bu dünya hayatından aldıkları lezzetler ve hazlar birbirinden farklı olduğu gibi, bunların ahiretteki manevî lezzetleri de her birinin istidadına göre farklılık gösterecektir. Biz ancak bu farklılığın olması gerektiğine aklen hükmedebiliriz. Ama bu farklı lezzetlerin ve zevklerin mahiyetini ve keyfiyetini anlamamız mümkün değildir.

Hayvanda akıl olmadığı için ölüm acısını hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacaktır:

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Cenâb-ı Hak, sonsuz hikmetiyle hayvanlar âlemini “et yiyenler ve bitkiyle beslenenler” olmak üzere iki kısma ayırmıştır. Bütün hayvanlar ot yeselerdi, bütün hayvanların cenazeleri ortada kalacaktı. Bu faraziyeye göre, böcekler de et yemeyeceklerinden bir buçuk milyonu aşan hayvan türlerinin bütün cenazeleri yeryüzünde açıkta bırakılacak, yahut hepsinin toprağa gömülmeleri gerekecekti.

İlâhî hikmet, hayvanların bir kısmını diğerlerine rızık yapmakla hem Rezzak ismini tecelli ettirmekte, hem de Kuddüs isminin tecellisiyle yeryüzünün temizliği ve nezafeti sağlanmış olmaktadır.

Hayvanların terakkisi yoktur:

Her canlının kendine mahsus tespihi ve ibadeti vardır. Bu görevini yapan ve bu dünyadan göçme zamanı gelen bir canlıyı bir başka hayvanın parçalayıp yemesinden, yahut insanların yaptığı gibi kesip yemelerinden rahatsızlık duyanlar şunu unutuyorlar:

Bir insanın bir başkası tarafından öldürülmesiyle bir hayvanın kesilip yenilmesi arasında şöyle önemli bir fark vardır: “İnsan, öldürülmeyip hayatta kalsaydı şu ibadetleri yapabilir, şu hayırları işleyebilir ve şu ilimleri tahsil ederek kemale erebilir, manevî terakkisinde büyük yol alabilirdi.” diye düşünebiliriz. Ama, hayvanlar için böyle bir terakki ve tekâmül söz konusu değil.

Özetle, Allah Hakimdir, abes ve gereksiz iş yapmaz; Rahimdir, merhametiyle muamele eder. Onun hikmetine ve rahmetine itimat etmek, Ona güvenmek ve Ona gerçekten inanmak gerekir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 minutes ago, akılsızşuursuzatom said:

İnsan, kendini ölçü alarak hayvanları anlayamaz:

Öncelikle hayvanların çektiği acıların insanın beyin algısı ve ölüm düşüncesinden yoksun olduğu açık bir husustur.

Hayvanların nasıl bir duygu ile bu acıları yaşadıkları insana kıyaslanmamalıdır. Zira insan beyninin algı mekanizması, alınan duygulara farklı anlam ve içerikler katmaktadır.

Örneğin bir hastanın hastalığından duyduğu acı mekanik bir acı olmakla beraber, umutsuzluk, kimsesizlik, çaresizlik, yokluk, zavallılık gibi algılar insan bilincine ait algılardır.

Gerçekte bizim hastalık dediğimiz de bu keder, hüzün ve ızdırap algımızdan kaynaklıdır.

Hayvanlarda ebedilik veya sonsuzluk gibi bir bilinç algısı olmadığı gibi, yaptıkları işin suç veya kötülük olduğuna dair de bir anlam algıları söz konusu değildir.

Acı duygusunun ise beyin tarafından salgılanan karşı hormonlar ile tolere edildiği veya beynin belli bir titreşim katsayısından sonra algıyı iptal ettiği bilinmektedir.

Dolayısıyla hayvanlara acımak şeklinde duyulan duygu antropik bir algıdan ibarettir.

Hayvanların da kendilerine göre aldıkları lezzetler vardır:

Kaldı ki Kur'an-ı Kerim anlam içeriğinden yoksun hayvanlara ait bu gibi durumların bile adalet ile düzenleneceğini ve acı duygusuna karşılık hayvanlara zevk duygusunun verileceğini göstermektedir.

Hayvanların bedenen ebedi olmamaları ise onlardaki bu algı ve anlam noktasındaki bilinç yokluğudur.

Bazı kimseler, bu ve benzeri sorularda hem antropik bir duruşla hem de bireysel anlamda kendi duygu ve algılarını merkeze alarak evrensel bir yorum zorlaması açığa çıkmaktadır.

Bu ise sonuçta Allah’ın da bir insan gibi düşünülmesine ve O’na asla layık olmayan yanlış ifadelerle güya sorgulanmaya çalışılmasına neden olmaktadır.

Allah, hiçbir şeye benzemez:

İnsan olarak bizim alemimiz bizi bağlar. Ve biz bu alemimizden sorgulanacağız.

Allah-u tealanın sabır ismi olduğu gibi haksızlıklara karşı müntakim ismi de vardır.

Allahu Teala bizlerin düşüncelerinin ürünü olan bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

Hayvanın başına gelen her şey rahmettir:

Hayvanların çektikleri sıkıntılar, onlar için bir rahmettir. Ebediyen o rahmetten istifade edeceklerdir.

Rahmân ismi, “bütün canlıların, başta rızık olmak üzere, her türlü ihtiyaçlarını rahmetiyle yerine getiren” manasına gelmektedir.

Hayvanlar âleminin görevlerini aksatmadan yerine getirmelerine mükâfat olarak, ahirette onlara mahsus bir saadete kavuşmalarını Rahmân ismi iktiza etmektedir. Buna hem örnek, hem delil olmak üzere hayatını Allah uğrunda feda eden mücahitlerin şehitlik rütbesine ermeleri verilebilir. O şehit, hayatını Allah yolunda feda ettiği gibi, her bir hayvan da yine Allah’ın ona ihsan ettiği cihazlarla O’nun verdiği fıtrî vazifeleri yerine getirerek yaşıyor ve hayatını bu yolda bir bakıma feda ediyor. Onların hayatları da ‘vazife uğrunda ve mücahede işinde telef” oluyor.

Bu sebeple, hayvanların da kendilerine mahsus bir manevî ücret almaları, ahirette ruhanî bir zevk tatmaları Rahmân isminin ayrı bir tecellisi olacaktır.

Her hayvan türünün aldığı lezzet farklıdır:

Hanlıların her bir türü ayrı bir âlemdir. İnsan nevi, bu milyonlarca neviden sadece biridir. Bizler, hayvanların her bir nevinin bu dünya hayatından nasıl bir haz aldıklarını bilemediğimiz gibi, ahiretteki manevî ücretlerini de idrak edemeyiz.

Şu var ki, semada uçan bir kuşla, denizde yüzen bir balığın yahut ormanda gezen bir ceylanın bu dünya hayatından aldıkları lezzetler ve hazlar birbirinden farklı olduğu gibi, bunların ahiretteki manevî lezzetleri de her birinin istidadına göre farklılık gösterecektir. Biz ancak bu farklılığın olması gerektiğine aklen hükmedebiliriz. Ama bu farklı lezzetlerin ve zevklerin mahiyetini ve keyfiyetini anlamamız mümkün değildir.

Hayvanda akıl olmadığı için ölüm acısını hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacaktır:

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Cenâb-ı Hak, sonsuz hikmetiyle hayvanlar âlemini “et yiyenler ve bitkiyle beslenenler” olmak üzere iki kısma ayırmıştır. Bütün hayvanlar ot yeselerdi, bütün hayvanların cenazeleri ortada kalacaktı. Bu faraziyeye göre, böcekler de et yemeyeceklerinden bir buçuk milyonu aşan hayvan türlerinin bütün cenazeleri yeryüzünde açıkta bırakılacak, yahut hepsinin toprağa gömülmeleri gerekecekti.

İlâhî hikmet, hayvanların bir kısmını diğerlerine rızık yapmakla hem Rezzak ismini tecelli ettirmekte, hem de Kuddüs isminin tecellisiyle yeryüzünün temizliği ve nezafeti sağlanmış olmaktadır.

Hayvanların terakkisi yoktur:

Her canlının kendine mahsus tespihi ve ibadeti vardır. Bu görevini yapan ve bu dünyadan göçme zamanı gelen bir canlıyı bir başka hayvanın parçalayıp yemesinden, yahut insanların yaptığı gibi kesip yemelerinden rahatsızlık duyanlar şunu unutuyorlar:

Bir insanın bir başkası tarafından öldürülmesiyle bir hayvanın kesilip yenilmesi arasında şöyle önemli bir fark vardır: “İnsan, öldürülmeyip hayatta kalsaydı şu ibadetleri yapabilir, şu hayırları işleyebilir ve şu ilimleri tahsil ederek kemale erebilir, manevî terakkisinde büyük yol alabilirdi.” diye düşünebiliriz. Ama, hayvanlar için böyle bir terakki ve tekâmül söz konusu değil.

Özetle, Allah Hakimdir, abes ve gereksiz iş yapmaz; Rahimdir, merhametiyle muamele eder. Onun hikmetine ve rahmetine itimat etmek, Ona güvenmek ve Ona gerçekten inanmak gerekir...

 

Bu ne? Ne anlatılıyor burada? Ben ne sormuşum, burada ne sayıklanıyor? Daha soruyu bile anlamamışsın, gelmiş ne dendiği anlaşılmayan, bomboş bir yazıyı yapıştırmışsın.

 

Soru şu:

 

Bir tanrı neden canlıların birbirlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem yaratır, amacı ne?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Bu ne? Ne anlatılıyor burada? Ben ne sormuşum, burada ne sayıklanıyor? Daha soruyu bile anlamamışsın, gelmiş ne dendiği anlaşılmayan, bomboş bir yazıyı yapıştırmışsın.

 

Soru şu:

 

Bir tanrı neden canlıların birbirlerini yiyerek hayatta kalabildiği bir sistem yaratır, amacı ne?

İnsan, kendini ölçü alarak hayvanları anlayamaz:

Öncelikle hayvanların çektiği acıların insanın beyin algısı ve ölüm düşüncesinden yoksun olduğu açık bir husustur.

Hayvanların nasıl bir duygu ile bu acıları yaşadıkları insana kıyaslanmamalıdır. Zira insan beyninin algı mekanizması, alınan duygulara farklı anlam ve içerikler katmaktadır.

Örneğin bir hastanın hastalığından duyduğu acı mekanik bir acı olmakla beraber, umutsuzluk, kimsesizlik, çaresizlik, yokluk, zavallılık gibi algılar insan bilincine ait algılardır.

Gerçekte bizim hastalık dediğimiz de bu keder, hüzün ve ızdırap algımızdan kaynaklıdır.

Hayvanlarda ebedilik veya sonsuzluk gibi bir bilinç algısı olmadığı gibi, yaptıkları işin suç veya kötülük olduğuna dair de bir anlam algıları söz konusu değildir.

Acı duygusunun ise beyin tarafından salgılanan karşı hormonlar ile tolere edildiği veya beynin belli bir titreşim katsayısından sonra algıyı iptal ettiği bilinmektedir.

Dolayısıyla hayvanlara acımak şeklinde duyulan duygu antropik bir algıdan ibarettir.

 

 

 

Canlıların  birbirini  yerken  acı  duyduklarını  nerden  biliyoruz  insan  gibi  mi  hayvanlar  insanlarin  bilinç  seviyesine  mi  sahipler? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 minute ago, akılsızşuursuzatom said:

Canlıların  birbirini  yerken  acı  duyduklarını  nerden  biliyoruz  insan  gibi  mi  hayvanlar  insanlarin  bilinç  seviyesine  mi  sahipler? 

 

Bu soruyu soran geri zekalının, salağın önde gidenidir, aynı zamanda empati duygusu olmayan bir psikopattır.

 

Ayrıca bu şark kurnazı canlı kelimesini sadece hayvana indirgeyerek zevahiri kurtaracağını sanıyor, canlı kelimesi sadece hayvanları değil insanları da kapsar.

 

Bir aslan tarafından canlı canlı yenen bir insan acı yerine zevk mi duyuyor?

 

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Bu soruyu soran geri zekalının, salağın önde gidenidir, aynı zamanda empati duygusu olmayan bir psikopattır.

 

Ayrıca bu şark kurnazı canlı kelimesini sadece hayvana indirgeyerek zevahiri kurtaracağını sanıyor, canlı kelimesi sadece hayvanları değil insanları da kapsar.

 

Bir aslan tarafından canlı canlı yenen bir insan acı yerine zevk mi duyuyor?

 

 

 

 

hayvanların  acı  duyduğunu  bilebilir  miyiz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
15 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

hayvanların  acı  duyduğunu  bilebilir  miyiz?

Duyar tabi ki, en basiti sen putun için kurban keserken hayvanın nasıl can çekiştiğini görmedin mi? Senin sinir ağların nasıl gelişmişse onların da o kadar gelişmiştir. Belki insanlardan çok daha fazla acı çekiyor olabilirler. Vahşi adamlarsınız vahşi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
52 dakika önce, akılsızşuursuzatom yazdı:

Canlıların  birbirini  yerken  acı  duyduklarını  nerden  biliyoruz  insan  gibi  mi  hayvanlar  insanlarin  bilinç  seviyesine  mi  sahipler? 

 

Uzun süredir söylemeyi düşünüyordum. Gerçekten çok malsın. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...